XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 soru

Soru 301Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nde 19091909 yılında KanuniEsasiKanun-i Esasi üzerinde yapılan değişikliklerin sağladığı cemiyet kurma hürriyeti sonucunda pek çok siyasi parti kurulmuştur. Bu süreçte, "İştirak" dergisini yayın organı olarak kullanan ve Türk siyasi tarihinin ilk sosyalist partisi olarak kabul edilen fırka aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Sosyalist Fırkası

Cevap

Osmanlı Sosyalist Fırkası, 19101910 yılında kurulmuş olup Türk siyasi tarihindeki ilk sosyalist teşkilatlanma olarak kabul edilir.
Osmanlı Sosyalist Fırkası, 19101910 yılında İştirakçi HilmiHilmi tarafından kurulmuş ve yayın organı olarak "İştirak" dergisini kullanmıştır. Bu parti, II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet’in getirdiği özgürlük ortamında işçi sınıfının haklarını savunmayı amaçlayan ilk siyasi partidir.

Adım Adım Çözüm

1
19091909 Anayasa değişikliklerinin sonuçlarını değerlendir.
Cemiyet kurma hürriyeti sayesinde Osmanlı'da çok partili hayat yasal bir zemine kavuşmuştur.
Bu hukuki serbestlik, ideolojik çeşitliliğin artmasına ve farklı görüşlerde partilerin kurulmasına imkan sağlamıştır.
2
Soru metnindeki anahtar kavramları (İştirak dergisi, ilk sosyalist parti) analiz et.
Bu özellikler İştirakçi HilmiBeyHilmi Bey önderliğindeki yapılanmayı işaret etmektedir.
Dönemin siyasi partileri genellikle yayın organları ve kurucularıyla özdeşleşmiştir.
3
Seçenekler arasında ideolojik eşleştirme yap.
Osmanlı Sosyalist Fırkası seçeneğine ulaşılır.
Diğer partiler (Ahrar, İttihad-ı Muhammedi vb.) farklı ideolojileri (liberalizm, islamcılık) temsil etmektedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Çok Partili Hayat ve İdeolojik Çeşitlilik

İpuçları

1
Partinin kurucusunun lakabı, partinin yayın organı olan derginin ismiyle aynıdır.
2
Bu fırka, işçi haklarını ve sosyal adaleti programına alan ilk Osmanlı partisidir.
3
İştirakçi HilmiBeyHilmi Bey tarafından kurulan ve adında savunduğu ideolojiyi taşıyan partidir.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi yapısına karşı 'Adem-i Merkeziyet'i savunan Prens Sabahattin ve Ahrar Fırkası'nın özelliklerini tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Parti isimlerinin ideolojik kökenlerine bakarak eleme yapabilirsiniz: 'Ahrar' (Hürler/Liberaller), 'İttihad-ı Muhammedi' (Dini), 'Sosyalist' (Sol/İşçi).
Tahmini Süre:50s
Soru 302Soru

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile en büyük toprak payının Bulgaristan'a verilmesi, diğer Balkan devletlerinin tepkisine yol açmış ve Balkan devletleri kendi aralarında II.II. Balkan Savaşı'nı başlatmıştır. Osmanlı Devleti de bu kargaşa ortamından yararlanarak kaybetmiş olduğu bazı toprakları geri almak için harekete geçmiştir. Buna göre, Osmanlı Devleti'nin II.II. Balkan Savaşı sırasında Bulgaristan'dan geri almayı başardığı yerler aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edirne ve Kırklareli

Cevap

Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı sırasında Bulgaristan'dan Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır.
Doğru yanıt olan seçenek Edirne ve Kırklareli bölgelerini içermektedir. II. Balkan Savaşı, Balkan devletlerinin kendi aralarındaki paylaşım anlaşmazlığından çıkmış; Osmanlı Devleti bu durumu fırsat bilerek Londra Antlaşması ile kaybettiği Edirne ve Kırklareli'yi savaş yoluyla geri almıştır. Bu durum daha sonra imzalanan 1913 İstanbul Antlaşması ile hukuken de kesinleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın sonucunu analiz et.
Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını (Edirne dahil) kaybetmiştir.
Savaşın kaybedilmesiyle Balkanlardaki Osmanlı varlığı büyük darbe almıştır.
2
II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenini belirle.
Bulgaristan'ın çok fazla toprak alması üzerine Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın Bulgaristan'a savaş açması.
Balkan devletleri arasındaki çıkar çatışması Osmanlı'ya fırsat doğurmuştur.
3
Osmanlı Devleti'nin bu savaştaki kazanımını tespit et.
Enver Paşa komutasındaki ordunun harekete geçerek Edirne ve Kırklareli'yi geri alması.
Osmanlı, diğer devletlerin Bulgaristan ile savaşmasından yararlanarak kaybettiği toprakların bir kısmını kurtarmıştır.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin temel kazanımı Edirne ve Kırklareli'nin geri alınmasıdır.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı'ndaki kargaşayı 'Doğu Trakya' topraklarını kurtarmak için değerlendirmiştir.
2
Geri alınan bu iki şehir, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan sınır illerimizdir.
3
Enver Paşa'nın 'Edirne Fatihi' unvanını almasını sağlayan askeri harekat sonucunda geri alınan yerleri düşünün.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan ile imzalanan 1913 İstanbul Antlaşması'nın sınır belirleme ve azınlık hakları konusundaki maddelerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik antlaşmalarla takip edebilirsiniz: Londra Antlaşması (Kayıp) -> II. Balkan Savaşı -> İstanbul Antlaşması (Geri alış: Edirne, Kırklareli).
Tahmini Süre:45s
Soru 303Soru

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine İtalya ile 19121912 yılında Uşi Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşmada yer alan "On İki Ada, Balkan Savaşları sona erene kadar geçici olarak İtalya'nın koruyuculuğuna bırakılacaktır." maddesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Denizi'ndeki adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini önlemek

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Ege adalarının Yunan işgaline uğramasını engellemek amacıyla İtalya ile geçici bir koruma anlaşması yapmasıdır.
Balkan Savaşları'nın başlamasıyla beraber Osmanlı Devleti donanma yetersizliği nedeniyle Ege adalarını Yunanistan'a karşı koruyamayacağını anlamıştır. Bu nedenle, adaların Yunan işgaline uğraması yerine, o dönemdeki düşmanı olsa da daha güçlü bir donanmaya sahip olan İtalya'da 'geçici' olarak kalmasını, diplomatik bir savunma taktiği olarak benimsemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın bağlamını analiz etme
Osmanlı Devleti'nin aynı anda hem İtalya ile hem de Balkan devletleri ile savaşacak gücünün olmadığı tespit edilir.
Balkan Savaşları'nın başlaması, Osmanlı'nın Trablusgarp cephesini kapatıp tüm enerjisini Balkanlara kaydırmasını zorunlu kılmıştır.
2
Askeri yetersizlikleri değerlendirme
Osmanlı donanmasının zayıflığı nedeniyle Ege Denizi'ndeki adaların Yunan donanmasına karşı savunulamayacağı anlaşılır.
Yunanistan'ın adaları işgal etme riski, adaların geçici olarak İtalya'ya verilmesi stratejisinin temelidir.
3
Uşi Antlaşması maddesini yorumlama
İtalya'nın adaları 'geçici' olarak almasının, aslında bir 'emanet' mantığıyla işlediği ancak daha sonra bu adaların geri alınamadığı sonucuna varılır.
Maddedeki 'Balkan Savaşları bitene kadar' ibaresi, temel kaygının Balkan cephesinden gelecek saldırılar olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Stratejik Diplomasi ve Donanma Yetersizliği

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki donanma gücünü ve Ege Denizi'ndeki en büyük rakibini düşünün.
2
Balkan Savaşları başladığında Yunan donanmasının adaları işgal etme tehdidi karşısında Osmanlı'nın elindeki kısıtlı imkanları değerlendirin.
3
Adaların İtalya'ya 'geçici' olarak bırakılması, adayı bir düşmandan (İtalya) alıp başka bir düşmanın (Yunanistan) eline geçmesini önlemek için yapılan bir 'kötünün iyisi' tercihidir.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması'ndaki halifelik maddesinin Osmanlıcılık ve İslamcılık fikir akımları üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 304Soru

Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'ın oluşturduğu Balkan İttifakı'na karşı Osmanlı Devleti'nin verdiği mücadele büyük bir yenilgiyle sonuçlanmıştır. Savaşın ardından 30 Mayıs 1913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile ortaya çıkan yeni Balkan haritası ve siyasi durum düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiş; Edirne, Kırklareli ve Trakya'nın büyük bir kısmı kaybedilmiştir.

Cevap

I. Balkan Savaşı sonucunda imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak kabul edilmiş, Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere geniş topraklar kaybedilmiştir.
I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'nın en belirgin maddesi, Osmanlı Devleti'nin batı sınırının Midye-Enez hattı olmasıdır. Bu hat ile Osmanlı Devleti, tarihi başkenti Edirne ve stratejik öneme sahip Kırklareli dahil olmak üzere Doğu Trakya'nın neredeyse tamamını kaybetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın taraflarını ve sonucunu belirle.
Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ittifakına karşı ağır bir yenilgi almıştır.
Savaşın diplomatik sonucunu anlamak için askeri durumun bilinmesi gerekir.
2
Londra Antlaşması'nın (1913) sınır hükmünü analiz et.
Osmanlı Devleti'nin batı sınırı olarak Midye-Enez hattı belirlenmiştir.
Antlaşmanın en temel maddesi sınırların bu hat üzerinden çizilmesidir.
3
Kayıp edilen şehirleri ve bölgeleri teyit et.
Edirne, Kırklareli, Dedeağaç ve tüm Doğu Trakya Bulgaristan'a bırakılmıştır.
Kayıpların büyüklüğünü ve hangi şehirlerin elden çıktığını anlamak esastır.
4
Savaşın dolaylı siyasi sonuçlarını (Arnavutluk ve Ege Adaları) değerlendir.
Arnavutluk bağımsız olmuş, adalar ise büyük devletlerin kararına bırakılmıştır.
Sürecin sadece toprak kaybı değil, aynı zamanda egemenlik alanı ve fikir akımları üzerindeki etkisini kavramak gerekir.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması ve Midye-Enez Hattı

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin I. Balkan Savaşı sonunda imzaladığı antlaşmanın adını ve belirlediği sınırı hatırlayın.
2
Bu antlaşma ile Edirne ve Kırklareli gibi önemli şehirlerin hangi devlete bırakıldığını düşünün.
3
Sınır hattı Karadeniz kıyısındaki Midye ile Ege kıyısındaki Enez arasından geçmektedir.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nın nedenlerini ve Osmanlı Devleti'nin bu savaşı fırsat bilerek kaybettiği hangi toprakları geri aldığını araştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 305Soru

II. Meşrutiyet Dönemi’nde, 3131 Mart Vakası sonrası 19091909 yılında Kanun-i Esasi’de yapılan kapsamlı değişiklikler ile padişahın veto ve meclisi feshetme yetkileri kısıtlanmış, parlamenter sistemin güçlenmesiyle siyasi rekabet ortamı genişlemiştir. Bu demokratikleşme adımlarının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkeziyetçi ve Türkçü politikalarına karşı en kapsamlı muhalefeti yürüten, Prens Sabahattin’in "adem-i merkeziyet" (yerinden yönetim) ve "şahsi teşebbüs" ilkelerini programına alan siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hürriyet ve İtilaf Fırkası

Cevap

Hürriyet ve İtilaf Fırkası
Doğru cevap olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 1911 yılında kurularak İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi yönetimine karşı Prens Sabahattin'in liberal ve adem-i merkeziyetçi fikirlerini savunmuştur. 1909 anayasa değişikliklerinin getirdiği özgürlük ortamında en güçlü muhalefet odağı haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem Analizi
Soru 1909 anayasa değişiklikleri sonrası II. Meşrutiyet dönemindeki siyasi yapıyı sormaktadır.
Zaman dilimini belirlemek Cumhuriyet dönemi partilerini elememizi sağlar.
2
İdeolojik Eşleştirme
Prens Sabahattin'in 'adem-i merkeziyet' fikrini savunan fırka tespit edilir.
İttihat ve Terakki merkeziyetçi iken, muhalefet (Ahrar ve devamı olan Hürriyet ve İtilaf) yerinden yönetimi savunmuştur.
3
Kronolojik Ayırt Etme
Ahrar Fırkası (1908) ile Hürriyet ve İtilaf (1911) arasındaki fark belirlenir.
1909 anayasa değişiklikleri sonrası kurulan ve en geniş tabanlı muhalefeti yapan grup Hürriyet ve İtilaf'tır.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Partileri ve İdeolojik Çatışmalar

İpuçları

1
İttihat ve Terakki'nin en büyük rakibi olan ve 1911'de kurulan partiyi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin 1913 Bab-ı Ali Baskını ile tek parti yönetimine geçiş sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 306Soru

19121912 yılında başlayan I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması (19131913) hükümleri ve savaşın genel sonuçları ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan topraklarının ve Hristiyan toplulukların kaybedilmesi, Osmanlıcılık akımının devletin kurtuluşu için en güçlü ve geçerli fikir haline gelmesini sağlamıştır.

Cevap

Balkan topraklarının kaybedilmesinin Osmanlıcılık akımını güçlendirdiği bilgisi yanlıştır; aksine bu durum Osmanlıcılık fikrinin geçerliliğini yitirmesine ve Türkçülük akımının yükselmesine yol açmıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü I.I. Balkan Savaşı'nda yaşanan büyük toprak kayıpları ve Hristiyan tebaanın bağımsızlık kazanması, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin herkesi 'Osmanlı' üst kimliğinde birleştirmeyi amaçlayan Osmanlıcılık fikrinin iflas ettiğini göstermiştir. Bu süreçten sonra devletin ve toplumun kurtuluşu için Türkçülük akımı ön plana çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın sınır hükümlerini incelemek
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu ve Edirne'nin kaybedildiği görülür.
Savaşın toprak kayıplarını netleştirmek için.
2
Arnavutluk'un ve Ege Adaları'nın durumunu analiz etmek
Arnavutluk'un bağımsız olduğu ve adaların durumunun büyük devletlere bırakıldığı anlaşılır.
Siyasi ve diplomatik sonuçları değerlendirmek için.
3
Savaşın ideolojik etkilerini değerlendirmek
Balkanlardaki gayrimüslim tebaanın ayrılmasının Osmanlıcılık fikrini zayıflattığı sonucuna varılır.
Hangi fikir akımının önem kazandığını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşlarının ideolojik ve siyasi sonuçları

İpuçları

1
Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının neresi olduğunu ve hangi şehirlerin kaybedildiğini hatırlayın.
2
Arnavutluk'un bağımsızlık ilanı, imparatorluktaki 'birlik' fikrini nasıl etkilemiş olabilir?
3
Osmanlıcılık fikri, Balkan milletlerinin bağımsızlık kazanıp ayrılmasıyla güçlenir mi yoksa zayıflar mı?

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nın nedenlerini ve bu savaş sonunda imzalanan İstanbul ve Atina antlaşmalarını inceleyerek sınır değişimlerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 307Soru

19111911 yılında başlayan Trablusgarp Savaşı, Osmanlı Devleti'nin kısıtlı imkânlarına rağmen gönüllü subayların (Mustafa Kemal, Enver Bey vb.) yerel halkı örgütlemesiyle İtalya için maliyeti yüksek bir yıpratma savaşına dönüşmüştür. Ancak Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine Osmanlı Devleti, İtalya ile 1818 Ekim 19121912 tarihinde Uşi (Ouchy) Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır.

Uşi Antlaşması'nın hükümleri ve dönemin diplomatik koşulları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin bu süreçteki kazanımları veya karşılaştığı sonuçlar hakkında yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uşi Antlaşması ile "geçici" olarak İtalya'ya bırakılan On İki Ada, I. Balkan Savaşı'nın sona ermesini takiben yapılan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'ne iade edilerek Ege'deki Türk hâkimiyeti korunmuştur.

Cevap

Uşi Antlaşması ile İtalya'ya geçici olarak bırakılan On İki Ada'nın, Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti'ne iade edildiği bilgisi yanlıştır; bu adalar bir daha Osmanlı idaresine geçmemiştir.
On İki Ada'nın akıbetiyle ilgili olan seçenek yanlıştır; çünkü bu adalar 19121912 yılında İtalya'ya Balkan Savaşları boyunca "emanet" edilmiş, ancak savaş sonrası Yunanistan tehlikesi ve ardından I. Dünya Savaşı'nın çıkması gibi sebeplerle İtalya tarafından iade edilmemiştir. Adalar ancak 19471947 Paris Antlaşması ile İtalya'dan alınarak Yunanistan'a devredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın imzalanma gerekçesini analiz et.
Balkan Savaşları'nın başlaması, Osmanlı'yı iki cephede savaşmamak için Trablusgarp'tan vazgeçmeye zorlamıştır.
Savaşın seyrini değiştiren en temel dış faktör Balkan tehdididir.
2
Antlaşmanın dini ve kültürel maddelerini değerlendir.
Naibü's-Sultan ve Halifeye bağlılık maddeleriyle bölge halkıyla kültürel bağların sürdürülmesi amaçlanmıştır.
Siyasi hakimiyet kaybedilse de toplumsal bağların korunması hedeflenmiştir.
3
On İki Ada'nın hukuki ve fiili durumunu incele.
Adalar "geçici" olarak bırakılsa da savaşlar sonrası iade süreci gerçekleşmemiş, İtalya adaları geri vermemiştir.
Uluslararası konjonktür ve Osmanlı'nın askeri zafiyeti iadeyi engellemiştir.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması Hükümleri ve On İki Ada Meselesi

İpuçları

1
Uşi Antlaşması'ndaki 'geçici' ifadesinin uzun vadeli sonucuna odaklanın.
2
On İki Ada'nın kaderi Balkan Savaşları ile sınırlı kalmamış, I. Dünya Savaşı ve sonrasına sarkmıştır.
3
Osmanlı Devleti bu antlaşmayla Kuzey Afrika'daki son toprağını kaybetmiş ve adalar üzerinde bir daha asla fiili hâkimiyet kuramamıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrasında Ege Adaları'nın statüsünü belirleyen Londra ve Atina antlaşmalarını inceleyerek On İki Ada ile farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 308Soru

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine İtalya ile 18 Ekim 1912'de Uşi Antlaşması'nı imzalamıştır. Antlaşma gereği Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılırken, On İki Ada'nın durumu ve bölge halkıyla ilişkiler üzerine özel maddeler eklenmiştir.

Buna göre, Uşi Antlaşması ve sonuçları hakkında aşağıda yapılan çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma hükümleriyle On İki Ada'nın egemenlik hakları kalıcı olarak İtalya'ya devredilmiştir.

Cevap

Antlaşma hükümleriyle On İki Ada'nın egemenlik haklarının kalıcı olarak devredildiği ifadesi yanlıştır; On İki Ada bu antlaşma ile sadece geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır.
Uşi Antlaşması'na göre On İki Ada, Balkan Savaşları sırasında Yunanistan'ın işgal etmesini önlemek amacıyla, savaş bitene kadar İtalya'ya 'geçici olarak' emanet edilmiştir. Bu nedenle egemenliğin kalıcı olarak devredildiği ifadesi tarihi gerçeklerle bağdaşmaz ve çıkarılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın (1912) maddelerini On İki Ada özelinde analiz edin.
On İki Ada'nın Yunanistan tehlikesine karşı 'geçici olarak' İtalya'ya bırakıldığı görülür.
Geçici ve kalıcı devir arasındaki hukuki farkı ayırt etmek gerekir.
2
Antlaşmanın diğer maddelerini ve imzalanma gerekçelerini değerlendirin.
Balkan Savaşları'nın baskısı, Afrika'daki son toprakların kaybı ve halifelik makamının kültürel bağlar için kullanımı doğrulanır.
Çıkarımların doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması'nda On İki Ada'nın Geçici Statüsü

İpuçları

1
On İki Ada'nın İtalya'ya bırakılma nedenini ve süresini (geçici/kalıcı) hatırlamaya çalışın.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması'ndaki halifelik maddesinin Küçük Kaynarca Antlaşması (Kırım) ile benzerliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 309Soru

Osmanlı Devleti’nde I.I. Balkan Savaşı’nda alınan yenilgiler ve Edirne’nin Bulgarlara bırakılacağı endişesi üzerine 2323 Ocak 19131913 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını sonucunda yaşanan temel siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadrazam Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanarak yerine Mahmut Şevket Paşa’nın getirilmesi

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda Sadrazam Kâmil Paşa hükümeti düşürülmüş ve yerine İttihatçıların desteklediği Mahmut Şevket Paşa hükümeti kurulmuştur.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinde gerçekleştirilen ilk hükümet darbesi olarak kabul edilir. Bu olayla Enver Bey önderliğindeki İttihatçılar, Kâmil Paşa hükümetini silah zoruyla istifa ettirip yerine Mahmut Şevket Paşa’yı getirerek yürütme gücünü ele geçirmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kapsamını belirleyin.
Bâb-ı Âli Baskını, I.I. Balkan Savaşı’ndaki toprak kayıpları ve Edirne’nin durumu üzerine yapılan bir müdahaledir.
Hükümetin dış politikadaki başarısızlığı darbenin temel meşruiyet zeminini oluşturmuştur.
2
Olayın niteliğini analiz edin.
Baskın, padişahı veya rejimi değil, doğrudan hükümeti (sadrazamı) hedef almıştır.
Bu durum olayın bir 'hükümet darbesi' (kabine darbesi) olduğunu kanıtlar.
3
Siyasi sonuçları tespit edin.
Kâmil Paşa’nın istifası ve Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazam olması.
İttihat ve Terakki bu olayla birlikte yönetimde tam denetimi ele geçirmiştir.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın 'Hükümet Darbesi' niteliği

İpuçları

1
Bâb-ı Âli, Osmanlı Devleti'nde hükümet (Sadrazamlık) binasına verilen isimdir.

Daha Fazla Pratik

3131 Mart Vakası ile Bâb-ı Âli Baskını arasındaki 'hedef' farkını (rejim vs. hükümet) karşılaştıran bir tablo hazırlamak faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 310Soru

II. Meşrutiyet’in ilanından (24 Temmuz 1908) hemen sonra, 1 Ağustos 1908 tarihinde İstanbul’da kurulan; üyeleri genellikle eski rejim döneminde hapis yatmış veya sürgüne gönderilmiş kişilerden oluşan ve "meşrutiyet rejimini muhafaza etme" misyonuyla II. Meşrutiyet döneminin "kurulan ilk siyasi partisi" (fırkası) kabul edilen oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakâran-ı Millet Cemiyeti

Cevap

Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, II. Meşrutiyet döneminde kurulan ilk siyasi fırkadır.
Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, II. Meşrutiyet'in ilanından sadece bir hafta sonra (1 Ağustos 1908) kurularak dönemin ilk siyasi partisi unvanını almıştır. Üyeleri istibdat döneminin mağdurlarından oluşur ve temel amaçları yeni rejimi korumaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Meşrutiyet'in ilanı sonrasındaki siyasi örgütlenme takvimini analiz etme
Meşrutiyet 24 Temmuz 1908'de ilan edilmiştir.
Siyasi partilerin kuruluş tarihleri arasındaki hiyerarşiyi belirlemek için başlangıç noktasına ihtiyaç vardır.
2
Seçeneklerdeki partilerin kuruluş tarihlerini karşılaştırma
Fedakâran-ı Millet (1 Ağustos 1908), Osmanlı Ahrar (14 Eylül 1908), İTC Fırka statüsü (Ekim 1908).
Kurulan ilk fırkayı bulmak için spesifik tarihsel verilere dayanılmalıdır.
3
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin statüsünü değerlendirme
İTC bu dönemde bir "Cemiyet" olarak faaliyet göstermekte olup resmen "Fırka" (parti) adını alması Ekim 1908 Kongresi'dir.
Cemiyet ve Fırka kavramları arasındaki teknik farkın tespiti gerekir.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Partileri ve Kronolojik Gelişim

İpuçları

1
Cevap, İttihat ve Terakki veya ilk muhalefet partisi kabul edilen Ahrar Fırkası değildir.
2
Bu oluşum, II. Meşrutiyet'in ilanından sadece 7 gün sonra resmen kurulmuştur.
3
İsmi 'Milletin Fedakârları' anlamına gelen bu cemiyet, eski sürgünlerin kurduğu ilk siyasi fırkadır.

Daha Fazla Pratik

İkinci Meşrutiyet dönemindeki partilerin (İTC, Ahrar, Hürriyet ve İtilaf) 'Adem-i Merkeziyet' ve 'Merkeziyetçilik' konularındaki program farklılıklarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile belirlenen statüko, II. Balkan Savaşı'nın başlamasıyla tamamen değişmiştir. Bu süreçte Osmanlı Devleti hem askeri harekatla hem de yürüttüğü ikili diplomasiyle kaybettiği bazı hakları ve toprakları yeniden düzenleme yoluna gitmiştir.

Buna göre, II. Balkan Savaşı süreci ve sonrasında imzalanan antlaşmalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı'nı resmen sona erdiren ve Balkan devletlerinin kendi aralarındaki toprak paylaşımını belirleyen Bükreş Antlaşması'nın imzacılarından biridir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Balkan devletleri arasındaki Bükreş Antlaşması'na taraf olduğu ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin Bükreş Antlaşması'nın bir tarafı olduğunu iddia etmektedir. Oysa 1010 Ağustos 19131913 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve Karadağ arasında yapılmış, Osmanlı Devleti bu görüşmelere katılmamıştır. Osmanlı Devleti sınırlarını ve haklarını bu antlaşmadan bağımsız olarak imzaladığı ikili antlaşmalarla (İstanbul ve Atina) belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın askeri seyrini analiz et.
Bulgaristan'ın diğer Balkan devletleri ve Romanya ile savaşa girmesi Osmanlı'ya fırsat yarattı.
Osmanlı Devleti, Londra Antlaşması ile belirlenen Midye-Enez hattını geçerek Edirne'yi geri alabildi.
2
Diplomatik belgelerin taraflarını kontrol et.
19131913 Bükreş Antlaşması'nın sadece Balkan devletleri arasında olduğu saptandı.
Osmanlı Devleti bu antlaşmaya davet edilmemiş, sorunlarını ikili antlaşmalarla (İstanbul, Atina) çözmüştür.
3
Azınlık hakları ve sınır düzenlemelerini incele.
İstanbul ve Atina antlaşmalarındaki dini ve kültürel özerklik maddeleri doğrulandı.
Vakıf malları ve müftü seçimi gibi maddeler bölgedeki Türk nüfuzunu korumaya yöneliktir.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı sonrasındaki diplomatik süreçte Osmanlı Devleti'nin çok taraflı Bükreş Antlaşması'nda yer almayıp, ilgili devletlerle ikili antlaşmalar imzalaması.

İpuçları

1
Balkan devletlerinin kendi aralarında imzaladığı antlaşma ile Osmanlı'nın imzaladığı antlaşmaları ayırın.
2
Bükreş Antlaşması, I. Balkan Savaşı'nda en büyük payı alan Bulgaristan'a karşı diğerlerinin tepkisi sonucu imzalanmıştır.
3
Osmanlı Devleti bu dönemde ikili antlaşmalar (Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan ile ayrı ayrı) imzalamayı tercih etmiştir; genel bir Balkan antlaşmasına dahil edilmemiştir.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrası kaybedilen topraklardan Anadolu'ya yapılan Türk göçlerinin sosyal ve ekonomik etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik ve taraflar bazlı bir tablo oluşturarak hangi devletin hangi antlaşmada masada olduğunu kontrol etmek hatayı önler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 312Soru

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması (3030 Mayıs 19131913), Osmanlı Devleti'nin sadece toprak kaybetmesini değil, aynı zamanda bazı bölgeler üzerindeki egemenlik haklarını doğrudan kazanan devletlere devretmek yerine Avrupalı "Büyük Devletler"in (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) hakemliğine bırakmasını da beraberinde getirmiştir.

Antlaşmanın bu hukuki yapısı dikkate alındığında, Osmanlı Devleti'nin geleceği ve sınırları üzerindeki takdir yetkisini uluslararası diplomatik karara bıraktığı bölgeler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Adaları ve Arnavutluk

Cevap

Osmanlı Devleti'nin statüsünü Büyük Devletlerin kararına bıraktığı bölgeler Ege Adaları ve Arnavutluk'tur.
I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması'nın hükümleri uyarınca, Arnavutluk'un sınırlarının belirlenmesi ve Ege Adaları'nın gelecekteki statüsü Avrupalı Büyük Devletlerin (Büyükelçiler Konferansı) kararına bırakılmıştır. Bu durum, Osmanlı'nın bu bölgelerdeki egemenliğinin sona erdiğini ancak paylaşım sürecinin diplomatik bir düğüme dönüştüğünü gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın (1913) temel hükümlerini analiz etme.
Antlaşma ile Osmanlı'nın Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu belirlenmiştir.
Bu hat, Osmanlı'nın Balkanlar'daki toprak kayıplarının sınırını çizer.
2
Doğrudan terk edilen topraklar ile statüsü askıya alınan bölgeleri ayırt etme.
Trakya ve Makedonya doğrudan kaybedilirken, Adalar ve Arnavutluk'un durumu belirsiz bırakılmıştır.
Büyük devletlerin bölgedeki çıkarlarının çatışması, bu stratejik noktaların paylaşımının diplomatik sürece yayılmasına neden olmuştur.
3
Antlaşmanın ilgili maddelerindeki aktörleri belirleme.
Ege Adaları ve Arnavutluk için "Büyük Devletler"in (Düvel-i Muazzama) hakemliği kabul edilmiştir.
Osmanlı Devleti, bu bölgelerdeki egemenlik hakkını doğrudan Balkan devletlerine değil, uluslararası sisteme devretmek zorunda kalmıştır.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda Uluslararası Hakemlik ve Diplomasi

İpuçları

1
Londra Antlaşması'nda Osmanlı'nın kaybettiği toprakların bir kısmı doğrudan paylaştırılmış, stratejik önemi olan bazı yerlerin statüsü ise Avrupalı devletlerin kararına bırakılmıştır.
2
Hangi bölgelerin kime ait olacağı konusundaki anlaşmazlıklar, kararın 'Düvel-i Muazzama' tarafından verilmesine yol açmıştır. Bu bölgelerden biri savaş sırasında bağımsızlığını ilan eden son Balkan devletidir.
3
Antlaşma metnine göre Arnavutluk'un geleceği ve Ege Adaları'nın (Girit hariç) mülkiyeti konusunda büyük devletler son sözü söyleyecektir.

Daha Fazla Pratik

Büyük Devletlerin Ege Adaları konusundaki kararının (Büyükelçiler Konferansı kararı) Yunanistan lehine olması, II. Balkan Savaşı sonrasındaki diplomatik krizleri ve Osmanlı'nın bu kararı tanımama çabalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

19091909 yılında patlak veren 3131 Mart Vakası’nın Hareket Ordusu tarafından bastırılmasından sonra, Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan üyelerinin Yeşilköy'de "Meclis-i Umumi-i Milli" sıfatıyla bir araya gelerek IIII. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine karar vermesi, Osmanlı siyasi tarihi açısından aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî iradenin ve meclis otoritesinin, hükümdarın şahsi otoritesi üzerinde belirleyici bir güç haline gelmeye başladığının

Cevap

Padişahın meclis kararıyla tahttan indirilmesi, milli iradenin ve parlamento otoritesinin hükümdar otoritesi üzerinde üstünlük kurmaya başladığının temel göstergesidir.
Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah, bir parlamento kararıyla görevinden alınmıştır. Bu durum, egemenliğin kaynağının artık sadece hanedan hukuku değil, aynı zamanda halkın temsilcilerinden oluşan meclisin iradesi olduğunu göstermesi bakımından devrimsel bir adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
3131 Mart Vakası, mevcut meşrutiyet rejimine karşı çıkan gerici (irticai) bir ayaklanmadır.
Ayaklanmanın hangi amaçla çıktığını anlamak, bastırılma şeklinin önemini kavramayı sağlar.
2
Meclisin rolünü değerlendirme
Meclis-i Mebusan ve Ayan üyeleri Yeşilköy'de toplanarak ortak bir irade sergilemişlerdir.
Meclisin ordudan bağımsız olarak hukuki bir karar alma sürecine girmesi, siyasi otoritenin kaynağını sorgulatır.
3
Kararın sonucunu yorumlama
IIII. Abdülhamid'in meclis kararı ve fetva ile tahttan indirilmesi, Osmanlı'da bir ilk niteliği taşır.
Bu durum, yasama organının (meclisin) yürütmenin başı olan padişah üzerinde hukuki ve siyasi üstünlük kurduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Parlamenter Üstünlük ve Milli İrade

İpuçları

1
Kararın nerede ve kimler tarafından alındığına odaklanın.
2
Osmanlı tarihinde bir padişahın 'meclis kararıyla' tahttan indirilmesinin ne kadar sıra dışı bir durum olduğunu düşünün.
3
Halkın temsilcilerinin hükümdarı görevden alabilmesi, egemenlik anlayışındaki hangi değişimin habercisidir?

Daha Fazla Pratik

19091909 Anayasa Değişikliklerinin padişahın yetkileri üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik ve hukuksal olarak analiz edin: İsyan -> Askeri Müdahale (Hareket Ordusu) -> Siyasi/Hukuki Karar (Meclis-i Umumi-i Milli). Bu sıralama, askeri gücün siyasi otoritenin (meclisin) emrine girdiğini de gösterir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 314Soru

19091909 yılında Meşrutiyet rejimine karşı çıkan 3131 Mart Vakası'nı bastırmak üzere Selanik'ten İstanbul'a gelen, komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın, kurmay başkanlığını ise Mustafa Kemal'in yaptığı askeri güç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hareket Ordusu

Cevap

İsyanı bastırarak Meşrutiyet rejimini koruyan güç Hareket Ordusu'dur.
Hareket Ordusu, Selanik'ten gelerek İstanbul'daki anayasal düzene karşı çıkan isyanı bastırmış ve rejimi korumuştur. Bu olay, Türk tarihinde ordunun yenilikleri ve rejimi korumak amacıyla siyasete müdahale ettiği ilk önemli örneklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve niteliğini belirle.
3131 Mart Vakası (19091909), mevcut anayasal düzene (II. Meşrutiyet) karşı bir isyandır.
Sorunun hangi tarihsel süreçle ilgili olduğunu anlamak için gereklidir.
2
İsyanı bastıran gücün merkezini ve komuta kademesini hatırla.
Selanik merkezli, Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ve Mustafa Kemal'in görev aldığı birliktir.
Bu spesifik özellikler bizi doğru askeri oluşuma götürür.
3
Doğru ismi seçenekler arasından bul.
Hareket Ordusu.
Bu isim, meşrutiyeti korumak için harekete geçen gücü temsil eder.

Anahtar Kavram

Hareket Ordusu'nun 31 Mart Vakası'ndaki Rolü

İpuçları

1
Bu ordu, isyanı bastırmak için Selanik'ten yola çıkmıştır.
2
Mustafa Kemal, bu orduda kurmay başkanı olarak görev yapmıştır.
3
Adı, 'harekete geçen güç' anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.

Daha Fazla Pratik

İsyanın bastırılmasından sonra II. Abdülhamid'in tahttan indirilme kararının Meclis tarafından alınmasının hukuki önemini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 315Soru

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonucunda imzalanan 19131913 İstanbul (Bulgaristan) ve 19131913 Atina (Yunanistan) Antlaşmalarında; bölgede kalan Müslüman halkın mülkiyet haklarının saklı kalması, vakıf mallarının idaresi, kendi dillerinde eğitim görmeleri ve müftülerin seçimi gibi detaylı maddelere yer verilmiştir.

Bu düzenlemelerin temel amacı ve Osmanlı dış politikası açısından doğurduğu sonuçlar hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlar'daki Türk varlığının hukuki statüsünü koruyarak bölge halkı üzerindeki kültürel ve dini etkisini Hilafet kurumu üzerinden sürdürmeye çalışması

Cevap

Antlaşmalarla azınlık durumuna düşen Müslüman halkın dini ve kültürel haklarının Hilafet makamına bağlı Başmüftülük aracılığıyla korunmaya çalışılması, bölge üzerindeki nüfuzun devam ettirilmek istendiğini gösterir.
Doğru seçenek, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki siyasi hakimiyeti sona erse dahi, bölgedeki Müslüman halkın dini liderlik (Hilafet) ve kültürel haklar (eğitim, vakıf) üzerinden anavatana bağlılığını sürdürme stratejisini doğru bir şekilde analiz etmektedir. Başmüftülük kurumunun statüsü bu stratejinin en somut örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddelerini analiz et
Müftü seçimi ve vakıf idaresi gibi maddelerin dini ve kültürel nitelikte olduğu saptandı.
Maddelerin hangi alana (siyasi, askeri, kültürel) hitap ettiğini anlamak çözümün temelidir.
2
Tarihsel bağlamla ilişkilendir
II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrası Osmanlı Devleti'nin toprak kaybettiği ama Müslüman nüfusun yoğun olduğu anlaşıldı.
Toprak kaybına rağmen kültürel bağların neden korunmak istendiğini açıklar.
3
Hilafet ve dış politika stratejisini değerlendir
Müftülerin İstanbul'daki Şeyhülislamlığa (ve dolayısıyla Halife'ye) bağlı kalmasının bir nüfuz aracı olduğu belirlendi.
Siyasi hakimiyet bittikten sonra dini otorite üzerinden bağ kurma çabası Osmanlı diplomasisinin klasik bir yöntemidir.

Anahtar Kavram

Balkan Antlaşmalarında Azınlık Hakları ve Hilafet Nüfuzu

İpuçları

1
Müslüman halkın müftü seçimi ve vakıf haklarının İstanbul'a bağlı kalması neyi simgeler?
2
Siyasi otorite kaybedildiğinde, halkla bağ kurmak için hangi dini/manevi makam kullanılabilir?
3
Osmanlı Devleti, Küçük Kaynarca'dan beri kaybettiği topraklarda yaşayan Müslümanlar için Hilafet makamını bir koruma kalkanı olarak kullanmıştır.

Daha Fazla Pratik

19131913 İstanbul Antlaşması ile geri alınan Edirne ve Kırklareli'nin statüsü ile bölgede kalan Türklerin durumu arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken antlaşmalardaki maddelerin 'içerik' (kültürel/dini) ile 'amaç' (bağların korunması) arasındaki doğrudan ilişkiyi kurmak, diğer seçeneklerdeki 'askeri' veya 'federal' gibi yanıltıcı terimleri elemeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 316Soru

19121912 yılında Osmanlı siyasi hayatında yaşanan gerilimler sırasında, I˙ttihatveTerakkiİttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ordu içindeki ve yönetimdeki baskın gücüne karşı bir muhalefet hareketi olarak ortaya çıkan; yayımladıkları bildiriyle SaitPas\caSait Paşa hükümetinin düşmesine ve yerine "Büyük Kabine" olarak bilinen GaziAhmetMuhtarPas\caGazi Ahmet Muhtar Paşa hükümetinin kurulmasına zemin hazırlayan askeri-siyasi grup aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halaskâr Zabitan

Cevap

Halaskâr Zabitan grubu, İttihat ve Terakki'ye muhalif subaylarca kurulmuş ve 1912'de hükümet değişikliğine yol açmıştır.
Doğru cevap olan Halaskâr Zabitan, 1912 yılında ordunun siyasete müdahalesinin en belirgin örneklerinden biridir. İttihatçıların baskıcı politikalarına karşı çıkan bu subaylar, bir muhtıra yayımlayarak hükümetin değişmesini ve daha geniş tabanlı bir kabinenin kurulmasını sağlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi koşullarını analiz etme
1912 yılı, İttihat ve Terakki'nin "Sopalı Seçimler" ile güçlendiği ancak ordu içindeki rahatsızlığın arttığı bir dönemdir.
Hükümet değişikliğine yol açan askeri müdahalenin zaman dilimini belirlemek için gereklidir.
2
Askeri muhalefet odağını tanımlama
İttihatçıların ordu içindeki etkisine karşı çıkan ve kendilerine "Kurtarıcı Subaylar" diyen Halaskâr Zabitan grubu tespit edilir.
Soruda tanımlanan "bildiri yayımlama" ve "muhalefet" eylemlerinin öznesini bulmak için gereklidir.
3
Siyasi sonucu değerlendirme
Bu grubun baskısıyla Sait Paşa hükümeti istifa etmiş, yerine partiler üstü bir anlayışla Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın "Büyük Kabine"si kurulmuştur.
Grubun tarihteki en somut siyasi etkisini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Halaskâr Zabitan (Kurtarıcı Subaylar)

İpuçları

1
Bu grup, kendisini 'Kurtarıcı Subaylar' olarak tanımlayan ve İttihatçılara karşı ordu içinde örgütlenen bir yapıdır.
2
1912 yılındaki 'Sopalı Seçimler' sonrası artan huzursuzluğa tepki olarak ortaya çıkmışlardır.
3
Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından kurulan 'Büyük Kabine'nin arkasındaki askeri güçtür.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin bu grubun baskısıyla kaybettiği gücü tekrar geri kazandığı 1913 Bâb-ı Âli Baskını konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 317Soru

19111911-19121912 yıllarında yaşanan Trablusgarp Savaşı'nda Osmanlı Devleti; İtalya'nın On İki Ada'yı işgal etmesi, Çanakkale Boğazı'nı abluka altına alması ve Beyrut limanını bombalamasına rağmen Derne ve Tobruk'ta başarılı savunmalar yaparak direnişini sürdürmüştür. Ancak bu direnişe rağmen Osmanlı Devleti, 19121912 yılında Uşi Antlaşması'nı imzalayarak bölgedeki haklarından vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Osmanlı Devleti'nin bu antlaşmayı imzalamasında ve savaştan çekilmesinde etkili olan en temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Savaşları'nın başlamasıyla devletin toprak bütünlüğünün ciddi bir tehdit altına girmesi

Cevap

Balkan Savaşları'nın başlamasıyla devletin toprak bütünlüğünün ciddi bir tehdit altına girmesi
Osmanlı Devleti, Trablusgarp'ta yerel halkın direnişiyle İtalyanları durdurmuş olsa da, Balkan Savaşları'nın patlak vermesi imparatorluğun merkez topraklarını tehlikeye atmıştır. Bu durum, Osmanlı'yı İtalya ile masaya oturmaya ve Kuzey Afrika'daki son toprak parçasını bırakmaya zorlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri durum analizi
Mustafa Kemal ve Enver Bey gibi gönüllü subayların Derne ve Tobruk'ta İtalyan ilerleyişini durdurduğu saptanır.
Savaşın karada Osmanlı lehine, deniz ve diplomatik alanda İtalya lehine sürdüğünü anlamak için.
2
Eş zamanlı siyasi gelişmeleri inceleme
19121912 yılı ekim ayında Karadağ'ın saldırısıyla Balkan Savaşları'nın başladığı görülür.
Osmanlı Devleti'ni barışa zorlayan dış baskıyı belirlemek için.
3
Stratejik öncelik değerlendirmesi
Osmanlı yönetiminin başkent İstanbul ve Rumeli topraklarını savunmayı, uzak bir eyalet olan Trablusgarp'a tercih ettiği anlaşılır.
Uşi Antlaşması'nın imzalanma gerekçesini ortaya koymak için.
4
Antlaşma maddeleri ile ilişkilendirme
Trablusgarp İtalya'ya bırakılmış, On İki Ada ise Balkan Savaşı'nda Yunan işgaline uğramaması için geçici olarak İtalya'ya emanet edilmiştir.
Savaşın sonucunu ve adaların statüsünü netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması ve Balkan Savaşları İlişkisi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin aynı anda iki farklı cephede (Afrika ve Balkanlar) savaşma gücünü düşünün.
2
19121912 yılının ekim ayında Balkan devletlerinin birleşerek Osmanlı'ya saldırması barış sürecini nasıl etkilemiş olabilir?
3
İtalya'nın adaları işgal etmesinden ziyade, imparatorluğun kalbi olan Balkanlar'ın elden çıkma korkusu Uşi Antlaşması'na giden yolu açmıştır.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması'nın maddelerinden olan 'Trablusgarp halkının dini bakımdan halifeye bağlı kalması' kuralının amacını inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 318Soru

Balkan devletlerinin kendi aralarındaki toprak paylaşımı anlaşmazlığı nedeniyle çıkan II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sırasında harekete geçen Osmanlı Devleti, Doğu Trakya topraklarını kurtarmayı başarmıştır. Bu askeri harekatın diplomatik bir başarıyla taçlandırıldığı, Bulgaristan ile imzalanarak Meriç Nehri'nin sınır olarak belirlendiği antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1913 İstanbul Antlaşması

Cevap

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalanan ve Doğu Trakya'nın geri alınmasını tescilleyen 1913 İstanbul Antlaşması'dır.
Doğru yanıt olan 1913 İstanbul Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında II. Balkan Savaşı'nın ardından imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı Devleti'nde kalmış, Meriç Nehri iki devlet arasında sınır olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Bulgaristan'da kalan Türklerin mülkiyet ve ibadet hakları güvence altına alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın seyrini analiz etmek
Bulgaristan'ın I. Balkan Savaşı'nda fazla toprak alması üzerine diğer Balkan devletleri ona savaş açmış, Osmanlı Devleti bu kargaşadan yararlanarak Edirne'yi geri almıştır.
Osmanlı'nın kaybettiği toprakları geri alma fırsatını hangi süreçte bulduğunu anlamak gerekir.
2
İlgili devleti tespit etmek
Edirne ve Kırklareli, Bulgaristan'ın elinden geri alınmıştır; dolayısıyla diplomatik çözüm bu devletle yapılmalıdır.
Soru kökündeki 'Meriç Nehri sınırı' ve 'Bulgaristan' vurgusu doğru antlaşmaya yönlendirir.
3
Antlaşmayı doğrulamak
29 Eylül 1913 tarihinde Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması, bugünkü Türkiye-Bulgaristan sınırını büyük ölçüde çizmiştir.
Tarih ve içerik eşleşmesi yapılarak sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı sonrası imzalanan 1913 İstanbul Antlaşması ve sınır kazanımları

İpuçları

1
Bu antlaşma, Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı yönetiminde kalmasını kesinleştirmiştir.
2
Antlaşmanın muhatabı olan devlet, I. Balkan Savaşı'nda en çok toprağı aldığı için diğer müttefikleriyle savaşmak zorunda kalmıştır.
3
Sınır olarak Meriç Nehri'ni belirleyen bu belge, 1913 yılında Bulgaristan ile imzalanmıştır.

Daha Fazla Pratik

I. Balkan ve II. Balkan savaşlarının sınır hatlarını (Midye-Enez ve Meriç) bir harita üzerinde karşılaştırarak çalışmanız kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 319Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimdeki baskısını artırmasına ve 19121912 yılındaki "Sopalı Seçimler"e tepki olarak ordu içinde ortaya çıkan "Halas-ı Zabitan" (Kurtarıcı Subaylar) grubunun yayınladığı muhtıra ile Said Paşa hükümetinin düşmesi, Türk siyasi tarihinde aşağıdaki gelişmelerden hangisine zemin hazırlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gazi Ahmed Muhtar Paşa başkanlığında, partiler üstü bir anlayışla "Büyük Kabine"nin oluşturulmasına

Cevap

Gazi Ahmed Muhtar Paşa başkanlığında, partiler üstü bir anlayışla "Büyük Kabine"nin oluşturulması
Doğru yanıt olan Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümeti, Halas-ı Zabitan grubunun 19121912 yılında ordu içinden sivil yönetime yaptığı müdahalenin doğrudan bir sonucudur. Bu hükümet, içerisinde çok sayıda eski sadrazam bulundurduğu için "Büyük Kabine" olarak adlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19121912 yılındaki siyasi gerginliği analiz etme
İttihat ve Terakki'nin seçimlerdeki baskısı ordu içinde "Halas-ı Zabitan" adlı muhalif bir grubun doğmasına yol açmıştır.
Olayın başlangıç noktasını ve aktörlerini belirlemek için gereklidir.
2
Askeri müdahalenin sonucunu değerlendirme
Halas-ı Zabitan grubunun ültimatomuyla İttihatçı destekli Said Paşa kabinesi istifa etmek zorunda kalmıştır.
Hükümet değişikliğinin nedenini anlamak için gereklidir.
3
Yeni kurulan hükümetin niteliğini tanımlama
İstifa sonrası, tarafsız ve tecrübeli isimlerden oluşan "Büyük Kabine" (Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümeti) kurulmuştur.
Sorunun cevabı olan siyasi gelişmeyi netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ordu ve Siyaset İlişkisi - Halas-ı Zabitan Müdahalesi

İpuçları

1
Bu olay 19121912 yılında İttihat ve Terakki'nin güç kaybettiği kısa bir dönemi işaret eder.
2
Müdahale sonrası kurulan hükümet, partiler üstü ve tecrübeli devlet adamlarından oluştuğu için özel bir isimle anılır.
3
Kurulan bu yeni hükümetin başındaki isim Gazi Ahmed Muhtar Paşa'dır.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını ile Büyük Kabine arasındaki farkları ve ordu-siyaset ilişkisindeki rollerini karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 320Soru

Osmanlı Devleti ile İtalya arasında imzalanan 1818 Ekim 19121912 tarihli Uşi Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprak parçasını kaybettiği diplomatik bir dönüm noktasıdır. Bu antlaşmanın maddeleri incelendiğinde, Osmanlı Devleti'nin bölgedeki siyasi egemenliğini kaybetmesine rağmen halkla olan dini ve kültürel bağlarını kurumsal bir düzeyde sürdürmeye çalıştığı görülmektedir. Buna göre, Uşi Antlaşması'nda yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi bu amaca yönelik en somut uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgeye padişah adına 'Naibü's-Sultan' unvanıyla bir temsilci atanmasının kararlaştırılması

Cevap

Bölgeye padişah adına 'Naibü's-Sultan' unvanıyla bir temsilci atanmasının kararlaştırılması seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, Osmanlı Devleti'nin 'Halife' unvanını kullanarak bölge halkı üzerindeki manevi otoritesini korumaya çalışmasının pratik sonucudur. Naibü's-Sultan, padişahın dini vekili olarak atanmış ve bu sayede bölgenin siyasi olarak kaybedilmesine rağmen dini yönden Osmanlı merkezine bağlılığı kurumsallaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın kapsamını değerlendir
Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki siyasi hakimiyetinin sona erdiği ve bölgenin İtalya'ya bırakıldığı saptandı.
Antlaşmanın temel siyasi sonucu toprak kaybıdır.
2
Dini ve kültürel bağları koruma amacını analiz et
Padişahın 'Halife' sıfatıyla bölge halkı üzerindeki nüfuzunu sürdürmek için özel bir temsilcilik makamı oluşturulduğu görüldü.
Siyasi kayba rağmen halkın dini aidiyetini koruyarak ileride hak iddia edebilme stratejisi izlenmiştir.
3
Naibü's-Sultan makamının işlevini belirle
Bu makamın, bölgedeki dini otoriteler ile İstanbul arasındaki hiyerarşiyi sağladığı anlaşıldı.
Makamın adı ve yetkileri doğrudan halifelik hukukuna dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Halifeliğin Siyasi ve Kültürel Nüfuz Aracı Olarak Kullanılması

İpuçları

1
Osmanlı Devleti, Trablusgarp'ı kaybederken bölge halkıyla bağını 'Halifelik' makamı üzerinden korumaya çalışmıştır.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması ile Küçük Kaynarca Antlaşması arasındaki benzerliği, Halifelik makamının kullanımı üzerinden analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 19Sonraki