Bir vergi dairesi çalışanının, haciz işlemi sırasında yetkilerini kötüye kullanarak ve kasten borçluya ait değerli bir taşınır eşyaya zarar vermesi durumunda; bu eylemin 'kişisel kusur' teşkil etmesine rağmen kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında gerçekleşmesi nedeniyle, zarar gören vatandaşın tazminat talebi ve idarenin rücu yetkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca, zarar görevle ilgili bir eylemden doğduğu için dava ancak idare aleyhine açılabilir; idare ödediği tazminatı ilgili memura rücu eder.Cevap
- BEylem kasten gerçekleştirildiği ve kişisel kusur ağır bastığı için zarar gören vatandaş, doğrudan kamu görevlisi aleyhine adli yargıda tazminat davası açma hakkına sahiptir.
- CKamu görevlisinin eylemi kasti bir haksız fiil niteliğinde olduğundan, idarenin hizmet kusurundan bahsedilemez ve idare bu zarardan mali olarak sorumlu tutulamaz.
- DVatandaşın zararı karşılandıktan sonra idare, kamu görevlisinin sicil durumu ve geçmiş başarılarını göz önüne alarak rücu yetkisini kullanıp kullanmama konusunda mutlak takdir yetkisine sahiptir.
- EZarar gören kişi, dilerse idari yargıda idareye, dilerse adli yargıda kamu görevlisine karşı müteselsil sorumluluk ilkesi gereği aynı anda dava açabilir.
Cevap
Zarar kamu görevlisinin görevle ilgili bir eyleminden doğduğu için dava ancak idare aleyhine açılabilir ve idare ödediği tazminatı memura rücu eder.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Eylemin kişisel kusur teşkil etmesi dahi bu kuralı değiştirmez. İdare tazminatı ödedikten sonra, kusurlu memura rücu ederek ödenen miktarı geri alır. Bu mekanizma hem vatandaşı korur hem de idari disiplini sağlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Memur Güvencesi ve İdarenin Rücu Zorunluluğu (Anayasa m. 129/5)
Daha Fazla Pratik
İdarenin rücu davasını hangi yargı kolunda (adli/idari) açması gerektiğini araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s