ile arasında düzenlenen noterde onaylı bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde, alıcı tarafından satıcı 'ye TL ödenmiştir. Sözleşmede; 'Taraflardan her biri, resmi senet düzenleninceye kadar sözleşmeden tek taraflı olarak dönebilir; bu durumda parayı veren taraf cayarsa verdiğini bırakır, alan taraf cayarsa aldığının iki katını iade eder.' hükmü kararlaştırılmıştır. Bölgedeki imar değişikliği sonrası taşınmazın rayiç bedelinin hızla yükselmesi üzerine satıcı , aldığı paranın iki katı olan TL'yi 'nın banka hesabına yatırarak sözleşmeden caydığını bildirmiştir. Alıcı ise bu tutarı 'iade' açıklamasıyla kabul etmeyerek, sözleşmeye güvenerek yaptığı masrafları ve taşınmazın tescilini talep eden bir dava açmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, bu uyuşmazlığın hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
- Kararlaştırılan tutar açıkça 'cayma parası' niteliğinde olup, satıcı iki katını ödeyerek cayma hakkını kullandığı için sözleşme sona ermiştir; alıcının tescil ve müspet zarar tazminatı talepleri reddedilmelidir.Cevap
- BTBK m. gereğince sözleşme kurulurken verilen para kural olarak 'bağlanma parası' sayıldığından, satıcı tek taraflı olarak dönme hakkına sahip değildir ve alıcı aynen ifa kapsamında tescil isteyebilir.
- CSözleşmedeki bu hüküm bir 'seçimlik cezai şart' niteliğindedir; alıcı ifadan vazgeçip cezayı talep etmediği sürece, borçlunun sadece cezayı ödeyerek borçtan kurtulması mümkün değildir.
- DSatış vaadi sözleşmesi noterde düzenlenerek resmi şekil şartına bağlandığı için, cayma parasıyla sağlanan dönme hakkı ancak dürüstlük kuralına uygun haklı bir sebep varsa kullanılabilir.
- ECayma parasının geçerli olabilmesi için ifaya hiç başlanmamış olması gerekir; peşinat ödenerek ifaya başlandığı için bu hüküm geçersizdir ve satıcı ancak tazminat ödeyerek sözleşmeyi feshedebilir.