İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde bir tam yargı davasında tazmin edilecek "zarar" kavramı ve tazminat miktarının belirlenmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi idare hukuku ilkelerine uygundur?
- Aİdarenin sorumluluğu sadece fiilen gerçekleşmiş olan mal varlığı azalmalarını kapsadığından, hukuka aykırı bir işlem nedeniyle ileride elde edilmesi beklenen kâr mahrumiyetleri tazminat kalemine dahil edilemez.
- Maddi tazminat miktarı hesaplanırken, idarenin zarara yol açan eylemi nedeniyle davacının mal varlığında aynı zamanda bir artış (yarar) meydana gelmişse, bu miktar sebepsiz zenginleşme yasağı uyarınca toplam zarardan mahsup edilmelidir.Cevap
- CManevi tazminat, idarenin hukuka aykırı eyleminin ağırlığına göre belirlenen cezalandırıcı bir mali yaptırım olup zarar görenin mal varlığında bir zenginleşme meydana getirmesi esastır.
- DTazminat miktarı belirlenirken, borçlu idarenin mali durumunun sarsılacak olması halinde hakkaniyet gereği ödenecek miktarda indirim yapılmasına karar verilir.
- EGerçekleşeceği kesin olmayan, sadece bir ihtimale dayanan varsayımsal (muhtemel) zararlar da idarenin kusurlu olduğu hallerde tam tazmin ilkesi gereği hüküm altına alınmalıdır.
Cevap
Maddi tazminat hesaplanırken davacının elde ettiği mali avantajların (yararların) zarardan mahsup edilmesi gerektiğini belirten ifade doğrudur.
İdare hukukunda tazminatın amacı, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek ve kişiyi idari eylem veya işlemden önceki durumuna getirmektir. Bu işleme "tam tazmin ilkesi" denir. Ancak bu giderme işlemi yapılırken, zarar görenin aynı olay sebebiyle mal varlığında bir artış (örneğin kamulaştırma nedeniyle değer artışı veya sigorta ödemesi gibi) meydana gelmişse, bu artışın zarardan indirilmesi (zarar-yarar mahsubu) gerekir. Aksi takdirde kişi, idari eylem sonucunda eskisinden daha zengin hale gelir ki bu durum "sebepsiz zenginleşme yasağı"na aykırılık teşkil eder.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Zarar-yarar mahsubu ve sebepsiz zenginleşme yasağı
Tahmini Süre:1m 0s