İflas Hukuku

104 soru

Soru 1Soru

İcra ve İflas Kanunu'nun (I˙I˙KİİK) borçlunun kendi talebiyle (ihtiyari veya mecburi) doğrudan iflasına dair getirdiği usul ve esaslar dikkate alındığında, aşağıda yer alan hukuki tespitlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermaye şirketleri ve kooperatiflerde borca batıklık (aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden pasifleri karşılamaya yetmemesi) halinin varlığı iflas talebini yönetim organı için bir kanuni yükümlülük haline getirirken; iflasa tabi gerçek kişilerin ödemelerini tatil etmesi kural olarak bir hak niteliğindedir ancak malvarlığının yarısından fazlasının haczedilmesi ve kalan malların borçlara yetmemesi durumunda bu hak bir mecburiyete dönüşür.

Cevap

Sermaye şirketlerinde borca batıklık halinin mecburi iflas sebebi olması ile gerçek kişilerde ödemelerin tatilinin ihtiyari, belirli mal kaybı hallerinin ise mecburi iflas sebebi olması arasındaki ayrımı belirten ifade doğrudur.
Doğru tespiti içeren ifade, İİK m. 179179 uyarınca sermaye şirketlerindeki borca batıklık halinin mutlak bir bildirim ve iflas talebi yükümlülüğü (mecburi iflas) doğurduğunu, buna karşılık m. 178/1178/1 uyarınca gerçek kişilerde ödemelerin tatilinin bir hak (ihtiyari) olduğunu ancak m. 178/2178/2 uyarınca malvarlığının yarısının hacizle elden çıkması durumunda bu hakkın bir mecburiyete dönüştüğünü tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu'nun 178178. maddesinin analiz edilmesi
Bu maddeye göre ödemelerini tatil eden borçlu iflasını isteyebilir (ihtiyari). Ancak m. 178/2178/2 uyarınca malvarlığının yarısı haczedilmiş ve kalan borcu ödemeye yetmiyorsa istemek zorundadır (mecburi).
Gerçek kişi tacirler için kural ile istisnai mecburiyetin ayrımını yapmak için gereklidir.
2
İcra ve İflas Kanunu'nun 179179. maddesinin değerlendirilmesi
Sermaye şirketleri ve kooperatifler için aktiflerin pasifleri karşılayamaması (borca batıklık) durumu kesin bir mecburi iflas talebi yükümlülüğü doğurur.
Şirketler için geçerli olan özel ve mutlak yükümlülük şartını tespit etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerin bu bilgiler ışığında karşılaştırılması
Sermaye şirketleri için borca batıklık ile gerçek kişiler için tatil ve haciz şartlarını doğru şekilde birleştiren ifadeye ulaşılır.
En kapsamlı ve hukuki açıdan hatasız tespiti bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İhtiyari ve Mecburi Doğrudan İflas Sebeplerinin Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Sermaye şirketi olan (M) Gıda Ticaret Ltd. Şti. aleyhine, alacaklı (S) tarafından bir miktar para alacağı için genel iflas yolu ile takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinden sonra borçlu şirket, yasal süresi içinde icra dairesine başvurarak borca itiraz etmiş ve takip durmuştur.

Bu durumda, alacaklı (S)'nin takibe devam edebilmesi ve borçlunun iflasına karar verilmesini sağlayabilmesi için uyması gereken yasal prosedür ve hak düşürücü süre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde, Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın kaldırılması ve iflas davası açmalıdır.

Cevap

Alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde, Asliye Ticaret Mahkemesinde hem itirazın kaldırılmasını hem de borçlunun iflasını talep eden bir dava açmalıdır.
Genel iflas yoluyla takipte, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi durumunda takip durur. Alacaklının bu itirazı bertaraf edip iflas kararı alabilmesi için, İcra ve İflas Kanunu'nun 156. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde Asliye Ticaret Mahkemesinde hem itirazın kaldırılmasını hem de borçlunun iflasını talep etmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun statüsünün tespiti
Limited şirket olduğu için iflasa tabidir.
Genel iflas yoluyla takip ancak iflasa tabi kişilere karşı başlatılabilir.
2
İtirazın sonucunun değerlendirilmesi
Takip durur.
Süresi içinde yapılan itiraz, icra müdürü tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın takibi durdurur.
3
Görevli merciin belirlenmesi
Asliye Ticaret Mahkemesi.
İİK Madde 156 uyarınca, iflas davası ve buna bağlı itirazın kaldırılması talebi Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
4
Hak düşürücü sürenin hesaplanması
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl.
İflas davası açma süresi, itirazın tebliğinden değil, ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlar.

Anahtar Kavram

İflas Davası ve Görevli Mahkeme (İİK m. 156)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte, borçlunun süresi içinde icra dairesine itiraz ve şikayetlerini bildirmesinin ardından alacaklı tarafından ticaret mahkemesinde iflas davası açılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 173173. maddesi uyarınca, borçlunun bu davada icra dairesine daha önce sunduğu itiraz ve şikayetlerini ispat edebilmesiyle ilgili yasal kural aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu itiraz ve şikayetler ancak maddi delillerle ispat edilebilir.

Cevap

Borçlu, icra dairesine bildirdiği itiraz ve şikayetlerini ticaret mahkemesinde ancak maddi delillerle ispat edebilir.
Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte, borçlu ödeme emrine karşı itiraz ve şikayetlerini icra dairesine bildirse de, asıl iflas kararını verecek olan ticaret mahkemesidir. Mahkeme aşamasında borçlunun bu savunmalarını kanıtlaması için İİK 173/2173/2 maddesi özel bir sınırlama getirerek sadece 'maddi delil' (senet, makbuz, belge vb.) kabul edileceğini belirtmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Takip yolunun ve aşamanın tespiti
Kambiyo senetlerine özgü iflas takibinde ödeme emrine itiraz edilmiş ve dosya ticaret mahkemesine taşınmıştır.
Yargılama usulünün hangi kanun maddesine göre belirleneceğini anlamak için.
2
İİK 173/2173/2 hükmünün incelenmesi
Kanun, borçlunun icra dairesine yaptığı itirazları mahkemede 'ancak maddi delillerle' ispat edebileceğini hükme bağlamıştır.
Kambiyo senetlerine dayalı takiplerde hızlı ve güvenli bir yargılama sürecini sağlamak amacıyla ispat araçları sınırlandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Kambiyo senetlerine özgü iflas takibinde borçlunun itirazlarını ispat yükümlülüğü ve sınırlamaları.

Daha Fazla Pratik

Kambiyo senetlerine özgü iflas takibinde ödeme emrine itiraz ve şikayetlerin neden icra mahkemesine değil de icra dairesine yapıldığını genel iflas yolu ile karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

20042004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, iflasın açılmasıyla birlikte müflisin malvarlığı ve borç ilişkileri üzerinde meydana gelen maddi hukuk sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müflisin taşınmaz rehni ile temin edilmiş olan borçları, iflasın açılmasına rağmen kural olarak vadesinden önce muaccel hale gelmez.

Cevap

Müflisin taşınmaz rehni ile temin edilmiş olan borçlarının iflasın açılmasına rağmen muaccel hale gelmemesi ifadesi doğrudur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 198198. maddesine göre, iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel hale getirir. Ancak bu kuralın iki temel istisnası vardır: Taşınmaz rehni ile temin edilmiş borçlar ve geciktirici (iptidai) şarta bağlı borçlar. Taşınmaz rehninde alacaklı zaten güvence altında olduğu için sözleşme vadesi bozulmaz; ancak rehin açığı kalırsa masaya başvurulabilir.

Adım Adım Çözüm

1
İİK m. 198198 hükmünün incelenmesi
İflasın açılmasıyla borçların kural olarak muaccel hale geldiği ancak taşınmaz rehni ve geciktirici şartın istisna olduğu tespit edilir.
Maddi hukuk sonuçlarından biri olan muacceliyet etkisinin sınırlarını belirlemek için.
2
Tasarruf ehliyetinin hukuki niteliğinin analizi
Müflisin tasarruflarının 'hükümsüz' (nisbi butlan) olduğu, mülkiyetin ise devam ettiği anlaşılır.
Tasarruf yetkisi kısıtlamasının mülkiyet hakkından farkını ortaya koymak için.
3
Dava ve takas kurallarının kontrolü
Davaların düşmediği, sadece durduğu; takasın ise iflas sonrası kazanılan haklarda yasak olduğu teyit edilir.
Seçeneklerdeki diğer maddi ve takip hukuku etkilerini elemek için.

Anahtar Kavram

İflasın Muacceliyet Etkisi ve İstisnaları

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının 'faizler' ve 'takip hukuku' üzerindeki etkilerini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

İcra ve İflas Kanunu'na göre, borçlu hakkında iflasın açılmasıyla birlikte müflisin taraf olduğu hukuk davaları kural olarak durur. Aşağıdaki dava türlerinden hangisi bu kuralın bir istisnasıdır ve iflasın açılmasıyla durmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nafaka davaları

Cevap

İcra ve İflas Kanunu uyarınca nafaka davaları, iflasın açılmasıyla durmayan istisnai davalar arasında yer alır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 194. maddesine göre, iflasın açılmasıyla birlikte müflisin taraf olduğu hukuk davaları durur; ancak nafaka davaları, ceza davaları ve ivedi işler gibi bazı özel durumlar bu kuralın istisnasıdır. Bu nedenle nafaka davaları durmaz, görülmeye devam edilir.

Adım Adım Çözüm

1
İİK Madde 194'ün genel kuralını hatırla.
İflasın açılmasıyla müflisin taraf olduğu hukuk davaları kural olarak durur.
İflas masasının korunması ve alacaklıların eşit şekilde bilgilendirilmesi hedeflenir.
2
Durma kuralının istisnalarını gözden geçir.
Nafaka davaları, ceza davaları, şahsi ahvale ilişkin davalar ve acele haller bu kuralın dışındadır.
Bu davaların ivediliği veya sosyal niteliği durdurulmalarına engel teşkil eder.
3
Seçenekleri bu istisnalarla karşılaştır.
Nafaka davaları doğrudan istisnalar listesinde yer almaktadır.
Nafaka, kişinin geçimiyle ilgili hayati bir konu olduğu için iflas sürecinden bağımsız devam eder.

Anahtar Kavram

İflasın hukuk davaları üzerindeki durdurucu etkisi ve istisnaları (İİK 194)

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasıyla duran davaların ne zaman ve hangi koşulla tekrar başlayabileceğini (ikinci alacaklılar toplanması + 10 gün) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

Tekstil ürünleri ticareti yapan ve bu faaliyetinden dolayı iflasa tabi olan borçlu (D) hakkında, alacaklı (C) tarafından genel iflas yolu ile takip başlatılmış ve ödeme emri borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Borçlu (D), tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük yasal süresi içinde icra dairesine itirazda bulunmuştur. Bu durumda alacaklı (C)'nin takibe devam ederek borçlunun iflasına karar verilmesini sağlayabilmesi için başvurması gereken hukuki yol, süre ve merci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmalıdır.

Cevap

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açılmalıdır.
Genel iflas yolu ile takipte, borçlunun ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz etmesi halinde takip durur. Alacaklının bu itirazı bertaraf ederek takibe devam edebilmesi ve iflas kararı alabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 156. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açması gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve davanın borçlunun muamele merkezindeki ticaret mahkemesinde açılması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Takibin durduğunu tespit etmek.
Borçlunun yasal süresi (7 gün) içinde yaptığı itiraz, genel iflas takibini durdurur.
Genel iflas yolu ile takipte itiraz, haciz yolunda olduğu gibi takibi kendiliğinden durdurur.
2
Dava türünü ve görevli mahkemeyi belirlemek.
Alacaklı, duran takibe devam edebilmek için Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açmalıdır.
İİK m. 154/4 uyarınca iflas davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
3
Dava açma süresini ve başlangıç tarihini hesaplamak.
Dava, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
İİK m. 156/3 hükmü uyarınca hak düşürücü süre ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlar.

Anahtar Kavram

Genel iflas yolu ile takipte itiraz sonrası iflas davası süreci
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Tacir (A), Tacir (B) tarafından düzenlenen, vadesi gelmiş ve usulüne uygun şekilde protesto edilmiş bir bonoya dayanarak "kambiyo senetlerine özgü iflas yolu" ile takip başlatmıştır. Borçlu (B)'ye ödeme emri 10.03.202610.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Bu takip süreci ve borçlunun başvurabileceği hukuki yollarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlu, ödeme emrindeki borca veya imzaya karşı itirazlarını 55 gün içinde icra mahkemesine bildirmemiş olsa dahi, alacaklının açacağı iflas davasında bu savunmalarını ticaret mahkemesinde verilen 1515 günlük cevap süresi içinde ileri sürebilir.

Cevap

Borçlunun icra mahkemesinde itiraz etmemiş olması, ticaret mahkemesinde açılan iflas davasında borca veya imzaya yönelik savunmalarını ileri sürmesine engel değildir.
Kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda, borçlu icra mahkemesine 55 gün içinde itiraz etmemiş olsa dahi, bu hak düşürücü bir süre değildir. İİK m. 173/2173/2 açık hükmü gereği, ticaret mahkemesinde açılan iflas davasında borçlu, borcun bulunmadığına veya imzanın kendisine ait olmadığına dair savunmalarını 1515 günlük cevap (müdafaa) süresi içinde ileri sürebilir. Bu durum, iflas yargılamasının maddi gerçeği araştırma amacından kaynaklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ödeme emri tebliği sonrası sürelerin belirlenmesi.
Borçlunun 55 gün içinde icra mahkemesine itiraz/şikayet hakkı ve 1515 gün içinde ödeme zorunluluğu başlar.
İİK m. 172172 gereği kambiyo senetlerine özgü iflas yolunda süreler özel olarak düzenlenmiştir.
2
İcra mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasındaki yetki ilişkisinin analizi.
Borçlu icra mahkemesine başvurmazsa takip kesinleşmez, ancak alacaklı iflas davası açma hakkı kazanır.
Bankruptcy decisions (iflas kararları) can only be given by the Commercial Court (Asliye Ticaret Mahkemesi).
3
İİK m. 173173 hükmünün uygulanması.
Borçlu, ticaret mahkemesinde kendisine verilen 1515 günlük müdafaa süresi içinde her türlü savunmasını (borcun olmadığı, imzanın kendisine ait olmadığı vb.) yapabilir.
Kanun koyucu, iflasın ağır sonuçları nedeniyle borçluya ticaret mahkemesinde ikinci bir savunma imkanı tanımıştır.

Anahtar Kavram

İİK m. 173 uyarınca ticaret mahkemesinde savunma hakkının sürekliliği

Daha Fazla Pratik

İcra mahkemesine yapılan itirazın reddi halinde borçlunun ticaret mahkemesinde hangi teminatlarla iflası engelleyebileceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

İflasın açılmasının, müflis aleyhine iflastan önce başlamış olan takip ve davalar üzerindeki hukuki sonuçlarına ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler iflasın açılmasıyla durmaz; ancak bu takiplerde iflasın açılmasından sonra satış aşamasına geçilemez.

Cevap

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler iflasın açılmasıyla durmaz; ancak bu takiplerde iflasın açılmasından sonra satış aşamasına geçilemez.
İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler iflasın açılmasıyla durmayan yegane takip türüdür. Ancak bu takiplerde, iflasın açılmasından sonra satış talebinde bulunulamaz ve satış işlemi gerçekleştirilemez; süreç satış aşamasına kadar devam edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İcra takiplerinin durumunu İİK m. 193 kapsamında değerlendir.
Genel kural olarak takipler durur ve iflas kesinleşince düşer.
İflasın külli tasfiye niteliği gereği ferdi takipler engellenir.
2
Rehinli alacaklıların imtiyazlı durumuna ilişkin istisnayı belirle.
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler durmaz.
İİK m. 193/2 açık hükmü uyarınca rehinli takipler istisnadır.
3
Rehinli takiplerdeki kısıtlamayı analiz et.
Takip devam etse de satış aşamasına geçilemez.
İİK m. 193/3 gereği masa mallarının bütünlüğünü korumak için satış yasaklanmıştır.

Anahtar Kavram

İflasın Takip ve Davalar Üzerindeki Etkisi

Daha Fazla Pratik

İflas masasına giren mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını (İİK m. 191) ve hükümsüzlük hallerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca, alacaklının borçlu aleyhine önceden bir iflas takibi başlatmasına gerek kalmaksızın doğrudan doğruya mahkemeden iflas kararı verilmesini isteyebileceği haller arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun, mevcut malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürerek mahkemeye başvurması

Cevap

Borçlunun, mevcut malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürerek mahkemeye başvurması
İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesinde alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas halleri tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır. Borçlunun malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürerek iflasını istemesi ise aynı Kanun'un 178. maddesinde düzenlenen 'borçlunun talebiyle doğrudan iflas' sebebidir. Bu durum alacaklının talebiyle açılan bir davaya konu olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 177. maddesinde düzenlenen alacaklının talebiyle doğrudan iflas hallerini analiz etmek.
Alacaklının talebiyle doğrudan iflas halleri; borçlunun kaçması, hileli işlemler yapması, mallarını saklaması, yerleşim yerinin belirsizliği, ödemelerini tatil etmesi ve ilama bağlı borcun ödenmemesi gibi durumlardır.
Alacaklının önceden bir takip yapmasına gerek kalmadan mahkemeye başvurabileceği sınırlı sayıdaki hali tespit etmek.
2
Seçeneklerde sunulan durumları İİK m. 177 ve m. 178 hükümleriyle karşılaştırmak.
Borçlunun kendi malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini (borca batıklık veya ödeme güçlüğü) beyan etmesi, İİK m. 178 uyarınca 'borçlunun talebiyle' gerçekleşen bir iflas halidir.
Alacaklının talebiyle olan haller ile borçlunun talebiyle olan haller arasındaki yasal ayrımı uygulamak.

Anahtar Kavram

Alacaklının Talebiyle Doğrudan İflas (İİK m. 177)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Alacaklıların haklarını teminat altına almak ve borçlunun malvarlığının daha fazla eksilmesini önlemek amacıyla İcra ve İflas Kanunu, bazı durumlarda 'takipsiz doğrudan iflas' yolunu öngörmüştür. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi alacaklının önceden bir iflas takibi yapmasına gerek kalmaksızın doğrudan ticaret mahkemesinde açabileceği iflas davasına dayanak teşkil eden hallerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermaye şirketlerinde aktiflerin pasifleri karşılayamadığının şirket yönetimince mahkemeye bildirilmesi

Cevap

Sermaye şirketlerinde aktiflerin pasifleri karşılayamadığının (borca batıklık) şirket yönetimince mahkemeye bildirilmesi durumu, İİK 177 kapsamında alacaklının talebiyle doğrudan iflas hallerinden biri değildir.
Sermaye şirketlerinde aktiflerin pasifleri karşılayamadığının şirket yönetimince bildirilmesi durumu, İİK'nın 178. maddesinin son fıkrası (ve TTK ilgili hükümleri) uyarınca borçlunun kendi talebiyle (veya zorunlu) doğrudan iflası kapsamındadır. İİK 177. maddede düzenlenen alacaklının talebiyle doğrudan iflas halleri arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesinde düzenlenen 'alacaklının talebiyle doğrudan iflas' hallerini gözden geçirin.
Bu haller arasında borçlunun kaçması, yerleşim yerinin belirsizliği, ödemelerin tatili ve ilama bağlı borcun ödenmemesi yer alır.
Sorunun kapsamını belirlemek ve kanuni dayanağı hatırlamak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen durumları madde metniyle karşılaştırın.
Kaçma, ödemelerin tatili, ilama dayalı borcun ödenmemesi ve yerleşim yeri belirsizliği doğrudan m. 177'de sayılmıştır.
Alacaklıya tanınan doğrudan iflas yetkisinin sınırlarını tespit etmek için gereklidir.
3
Borçlunun kendi talebiyle veya borca batıklık nedeniyle iflas davası açtığı halleri (İİK m. 178) ayırt edin.
Sermaye şirketlerinde borca batıklığın bildirilmesi, şirket organlarının yükümlülüğü olan ve borçlu talebiyle gerçekleşen bir iflas türüdür.
Alacaklı talepli (m. 177) ve borçlu talepli (m. 178) doğrudan iflas arasındaki ayrımı yapmak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

İİK m. 177 ve m. 178 arasındaki fark: Alacaklının talebiyle doğrudan iflas sebepleri sınırlı olarak m. 177'de sayılmıştır; borca batıklık ise borçlunun talebiyle iflas kapsamında m. 178'de düzenlenmiştir.

Daha Fazla Pratik

Borçlunun kendi talebiyle iflas (İİK m. 178) şartlarını ve özellikle 'mecburi iflas' hallerini tekrar etmeniz bu konudaki ayrımı pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 11Soru

İflasın açılmasının, müflis aleyhindeki icra takipleri ve müflisin taraf olduğu hukuk davaları üzerindeki hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflasın açılmasıyla müflis aleyhindeki takipler durur; iflas kararının kesinleşmesiyle bu takipler düşer.

Cevap

İflasın açılmasıyla takiplerin durması ve kararın kesinleşmesiyle bu takiplerin düşmesi kuralı doğrudur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesi uyarınca, iflasın açılmasıyla birlikte müflis aleyhine haciz yoluyla yapılan takipler ve hükümlerin icrası durur. Bu takiplerin tamamen ortadan kalkması (düşmesi) için ise iflas kararının kesinleşmesi şarttır. Bu düzenleme, iflasın takip hukukuna ilişkin en temel ve doğru sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
İİK m. 193 hükmünü analiz et.
İflasın açılmasıyla (haciz yoluyla) takiplerin duracağı, kesinleşme ile düşeceği saptandı.
Takiplerin akıbeti iflasın aşamalarına (açılma ve kesinleşme) göre farklılaşır.
2
İİK m. 194 uyarınca hukuk davalarını değerlendir.
Hukuk davalarının duracağı ancak nafaka, ceza ve acele haller gibi istisnaların durmayacağı belirlendi.
Maddi hukuka ilişkin çekişmelerin çözümü için masanın teşekkülü beklenmelidir.
3
Devam etme süresini kontrol et.
Duran davaların ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonra devam edebileceği doğrulandı.
İkinci toplantıda masanın idaresi ve davaların takibi konusunda kesin karar verilir.

Anahtar Kavram

İflasın açılmasının hem icra takipleri hem de devam eden hukuk davaları üzerinde durdurucu etkisi vardır; ancak takipler nihayetinde düşerken davalar devam eder.

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının maddi hukuk sonuçları, özellikle müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanması (İİK 191) konusuna göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Takip ve davaların akıbetini 'Takip: Durur/Düşer', 'Dava: Durur/Devam eder' şeklinde kodlayarak, düşme kelimesinin sadece takipler için (kesinleşme anında) geçerli olduğunu hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

İcra ve İflas Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında düzenlenen "alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas" müessesesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlunun aciz halinde olması veya malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini bildirerek iflasını istemesi, alacaklının talebiyle gerçekleşen doğrudan iflas halleri arasında yer alır.

Cevap

Borçlunun aciz halinde olması veya malvarlığının borçlarını ödemeye yetmediğini bildirerek iflasını istemesi, borçlunun kendi talebiyle doğrudan iflas sebebidir.
Doğru yanıt olan seçenek, İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesinde düzenlenen borçlunun kendi talebiyle doğrudan iflas hallerini (aciz hali ve borca batıklık) alacaklı talebiymiş gibi sunduğu için yanlıştır. İİK m. 177'de sayılan alacaklı odaklı sebepler arasında borçlunun sadece 'aciz bildirimi' yapması yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
İİK m. 177 hükümleri incelenmelidir.
Alacaklının talebiyle doğrudan iflas halleri: borçlunun kaçması, hileli işlemleri, mallarını gizlemesi, ödemeleri tatil etmesi ve ilamlı takibe rağmen ödeme yapmaması gibi durumlardır.
Alacaklının doğrudan iflas isteme yetkisinin sınırlarını belirlemek için.
2
İİK m. 178 hükümleri ile karşılaştırma yapılmalıdır.
Borçlunun aciz hali ve sermaye şirketlerinde borca batıklık hali, borçlunun kendi talebiyle (ihtiyari veya mecburi) iflasını isteyebileceği hallerdir.
Alacaklı talebi ile borçlu talebi arasındaki farkı ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

İİK m. 177 uyarınca alacaklının talebiyle doğrudan iflas halleri ile m. 178 uyarınca borçlunun kendi talebiyle iflas hallerinin ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Borçlunun kendi talebiyle iflasın zorunlu olduğu halleri (İİK m. 179) inceleyerek farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

İcra ve İflas Hukuku sistematiği içerisinde, kimlerin iflas yoluyla takibe tabi tutulacağı ve iflas sürecini yürüten organların hukuki niteliği büyük önem taşımaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) genel hükümlerinin yanı sıra, bazı özel kanunlar da belirli kişilerin tacir olmasalar dahi şahsen iflasına imkan tanıyan düzenlemeler içermektedir.

Buna göre, iflasa tabi şahıslar ve iflas organları ile ilgili aşağıda yer alan bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bankacılık Kanunu kapsamında, bir bankanın iflasına sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinin şahsen iflasına karar verilebilmesi için, bu kişilerin ticaret siciline 'tacir' olarak kayıtlı olmaları şarttır.

Cevap

Bankacılık Kanunu kapsamında banka yönetim kurulu üyelerinin şahsen iflasına karar verilebilmesi için bu kişilerin tacir olarak kayıtlı olması şartını içeren ifade yanlıştır.
Bankacılık Kanunu madde 110 uyarınca, bir bankanın iflasına sebebiyet veren veya banka kaynaklarını şahsi menfaatleri için kullanan yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları hakkında mahkemece 'şahsen iflas' kararı verilebilir. Bu özel bir sorumluluk ve iflas hali olup, bu kişilerin ayrıca ticaret siciline 'tacir' olarak kayıtlı olmaları veya tacir sıfatını haiz olmaları bir ön şart değildir. Dolayısıyla, bu kişilerin tacir olmalarının şart olduğunu savunan ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İflasa tabi şahısların kapsamını değerlendir.
Genel kural olarak tacirler iflasa tabidir; ancak İİK 44 (ticareti terk edenler), İİK 110 (kolektif şirket ortakları) ve özel kanunlar (Bankacılık Kanunu gibi) istisnalar öngörür.
Kimin iflas yoluyla takip edilebileceğini belirlemek sorunun temelini oluşturur.
2
Bankacılık Kanunu'ndaki özel iflas halini incele.
Bankacılık Kanunu madde 110, bankanın iflasına neden olan yöneticilerin şahsi iflasına karar verilebileceğini hükme bağlar.
Yöneticilerin şahsen iflası için kendi başlarına tacir olmaları gerekmediği bilgisi kritiktir.
3
İflas organlarının hukuki niteliğini analiz et.
İflas dairesi ve icra mahkemesi resmi organlarken; iflas idaresi ve alacaklılar toplantısı özel (hususi) organlardır.
Resmi ve özel organ ayrımı, şikayet ve denetim mekanizmalarını anlamayı sağlar.
4
Seçeneklerdeki hukuki süreleri ve mercileri karşılaştır.
Ticareti terkten sonraki 1 yıllık sürenin ve şikayet merciinin icra mahkemesi olduğunun doğruluğunu teyit et.
Yanlış olan seçeneği diğer doğru bilgilerden ayıklamak gerekir.

Anahtar Kavram

İflasa tabi şahısların belirlenmesinde genel ve özel kanun hükümleri ile iflas teşkilatındaki resmi-özel organ ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Bankacılık Kanunu m.110 kapsamındaki şahsi iflas davasının, bankanın iflasına karar veren mahkemeden ayrı bir süreç olup olmadığını ve görevli mahkemeyi tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru

İcra ve İflas Kanunu uyarınca, iflasın açılmasıyla birlikte müflisin masaya giren malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmaktadır. Buna göre, müflisin iflasın açılmasından sonra masa malları üzerinde gerçekleştirdiği tasarruf işlemlerinin hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflas alacaklılarına karşı hükümsüzdür.

Cevap

Müflisin iflasın açılmasından sonra masa malları üzerinde yaptığı tasarruflar, iflas alacaklılarına karşı hükümsüzdür.
İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesine göre, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya giren mallar üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı hükümsüzdür. Bu, alacaklıların masadaki haklarını korumak için getirilmiş nispi bir etkisizlik halidir.

Adım Adım Çözüm

1
İflasın açılma anının ve etkisinin belirlenmesi.
Mahkemenin iflas kararı verdiği an iflas açılır ve borçlu 'müflis' sıfatını alarak masa malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaybeder.
İcra ve İflas Kanunu 191. maddesi uyarınca masa mallarının korunması amacıyla bu kısıtlama getirilmiştir.
2
Yetkisiz tasarrufun yaptırımının incelenmesi.
Müflisin bu andan sonra yaptığı işlemler alacaklılar topluluğuna karşı 'nispi hükümsüzlük' yaptırımına tabidir.
Alacaklıların masadaki haklarının zedelenmesini önlemek ve masa bütünlüğünü korumak esastır.

Anahtar Kavram

Müflisin Tasarruf Yetkisinin Kısıtlanması (Nispi Hükümsüzlük)

İpuçları

1
İflasın açılmasıyla müflis, malvarlığını yönetme yetkisini kime devretmiş olur?
2
İİK 191. maddeyi düşünün; müflis masadaki bir malı başkasına satarsa bu satış alacaklıları bağlar mı?

Daha Fazla Pratik

İflasın açılmasının müflisin borçlarının vadesi (muacceliyet) üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca "borçlunun talebiyle doğrudan iflas" (ihtiyari veya mecburi) kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İflasa tabi bir borçlunun ödemelerini tatil etmesi nedeniyle kendi iflasını istemesi durumunda; mahkeme bu talebi ilan eder ve alacaklılar ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde itiraz ederek borçlunun aslında iflası gerektiren bir hali bulunmadığını ileri sürerek talebin reddini isteyebilirler.

Cevap

İflasa tabi borçlunun ödemelerini tatil etmesi nedeniyle kendi iflasını istediği hallerde mahkeme bu talebi ilan eder ve alacaklıların on beş gün içinde itiraz ederek iflası gerektiren bir halin olmadığını ileri sürme hakları bulunur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 181. maddesi, doğrudan doğruya iflas hallerinde (borçlunun veya alacaklının talebi fark etmeksizin) m. 166 hükmünün uygulanacağını açıkça belirtmiştir. Buna göre iflas talebi ilan edilir ve alacaklıların 15 gün içinde bu talebe itiraz ederek reddini isteme hakları mevcuttur. Bu mekanizma, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak veya takipleri durdurmak amacıyla haksız yere iflasını istemesini engellemek için öngörülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun talebiyle doğrudan iflas türlerini belirle.
İhtiyari (İİK 178) ve Mecburi (İİK 179) olmak üzere iki ana hal vardır.
Yükümlülüğün kaynağını anlamak için ayrım yapılmalıdır.
2
Yargılama usulünü İİK m. 181 çerçevesinde incele.
İİK m. 181; m. 158, 159, 160, 161, 164, 165 ve 166'nın doğrudan iflas hallerinde de uygulanacağını belirtir.
Borçlunun talebiyle iflasın bir 'çekişmesiz yargı' gibi görünmesine rağmen alacaklıların haklarını koruyan usul kurallarını tespit etmek gerekir.
3
İlan ve itiraz mekanizmasını değerlendir.
m. 166 gereği yapılan ilanla alacaklılara 15 günlük itiraz süresi tanınır.
Borçlunun muvazaalı (danışıklı) iflas taleplerinin önüne geçilmesi amaçlanır.

Anahtar Kavram

İhtiyari ve Mecburi Doğrudan İflas Usulü

Daha Fazla Pratik

İİK m. 179 uyarınca borca batıklık nedeniyle yapılan iflas bildiriminde, 'iflasın ertelenmesi' kurumunun yerini alan 'konkordato' prosedürünün etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 16Soru

Borçlu hakkında iflasın açılması, kural olarak müflis aleyhindeki icra takiplerini ve hukuk davalarını belirli bir süreliğine etkilemektedir. Buna göre; iflasın açıldığı tarihte derdest olan 'rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip', 'alacak davası' ve 'boşanma davası'nın akıbetine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe devam edilir ancak rehinli malın satışı yapılamaz; alacak davası durur; boşanma davası ise durmaksızın devam eder.

Cevap

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe devam edilir ancak rehinli malın satışı yapılamaz; alacak davası durur; boşanma davası ise durmaksızın devam eder.
İcra ve İflas Kanunu'nun 193193. maddesine göre, iflasın açılmasıyla haciz yoluyla takipler dururken rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere devam edilir ancak satış yapılamaz. Kanun'un 194194. maddesi uyarınca ise müflisin taraf olduğu malvarlığına ilişkin hukuk davaları (alacak davası gibi) durur; ancak boşanma gibi şahsi duruma ilişkin davalar bu kuralın dışındadır ve durmaksızın devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
İcra ve İflas Kanunu'nun 193193. maddesi uyarınca takiplerin durumunun değerlendirilmesi.
Haciz takiplerinin durduğu ancak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere devam edildiği (satış yapılamamak kaydıyla) belirlenir.
İflas masasının bütünlüğünü korumak için satış yasağı getirilmiş olsa da rüçhanlı alacaklının takibine devam etmesine izin verilmiştir.
2
İcra ve İflas Kanunu'nun 194194. maddesi uyarınca davaların durumunun değerlendirilmesi.
Malvarlığına ilişkin olan alacak davasının durduğu, ancak boşanma davası gibi şahsi duruma ilişkin davaların istisna tutulduğu saptanır.
Alacak davasında masanın haklarının korunması gerekirken, şahsi duruma ilişkin davalar masayı doğrudan etkilemediği için durmaz.
3
Davaların ne zamana kadar duracağının ve istisnaların kapsamının kontrolü.
Duran davaların ikinci alacaklılar toplanmasından 1010 gün sonra devam edebileceği ve şahsi davaların bu süreci beklemeyeceği netleştirilir.
Bu ayrım, iflas idaresine masayı ilgilendiren davalarda hazırlık yapması için süre tanırken, acil ve şahsi hakları korumayı hedefler.

Anahtar Kavram

İflasın açılmasıyla derdest takip ve davaların durma/devam rejimleri ile malvarlığı ve şahıs varlığı ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Tacir olan borçlu hakkında alacaklı tarafından genel iflas yolu ile takip başlatılmıştır. İcra dairesi tarafından düzenlenen ödeme emrinin borçluya tebliğinden sonra borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiştir.

Buna göre, alacaklının takibe devam edebilmesi ve borçlunun iflasına karar verilmesini sağlayabilmesi için başvurması gereken yetkili mahkeme ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren uyması gereken dava açma süresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asliye Ticaret Mahkemesi – 1 yıl

Cevap

Alacaklı, Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde iflas davası açmalıdır.
Genel iflas yolu ile takipte, borçluya gönderilen ödeme emrine karşı 7 gün içinde itiraz edilebilir. Borçlu itiraz ederse, alacaklı bu itirazı bertaraf etmek ve borçlunun iflasına karar verilmesini sağlamak amacıyla, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nde iflas davası açmak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Takip sürecinin belirlenmesi
Genel iflas yolu ile takipte ödeme emrine itiraz edilmesi durumunda sürecin mahkemeye taşınması gerektiği tespit edilir.
İtiraz, takibi durdurur ve bu engelin aşılması için mahkeme kararı (iflas kararı) şarttır.
2
Görevli mahkemenin ve sürenin tayini
İcra ve İflas Kanunu uyarınca iflas kararını verme yetkisinin Asliye Ticaret Mahkemesi'nde olduğu ve dava süresinin ödeme emri tebliğinden itibaren 1 yıl olduğu belirlenir.
İİK Madde 156 gereği, itirazın kaldırılması ve iflas kararı aynı davada talep edilir.

Anahtar Kavram

İflas Takibinde İtirazın Hükümden Düşürülmesi ve İflas Davası

Daha Fazla Pratik

İflas davasında borçlunun itirazlarını nasıl ileri süreceği (maddi hukuk itirazları vs. takip hukuku itirazları) konusuna çalışılması faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

İcra ve İflas Kanunu (İİK) düzenlemeleri uyarınca, iflasa tabi bir borçlunun kendi talebiyle doğrudan iflasına (ihtiyari veya mecburi) ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermaye şirketleri ve kooperatiflerde, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borçların aslından fazla olduğu (borca batıklık) anlaşıldığında, yönetim organı durumu mahkemeye bildirip iflas istemekle yükümlüdür.

Cevap

Sermaye şirketleri ve kooperatiflerde borca batıklık durumunun (aktiflerin borçları karşılamaması) tespit edilmesi halinde, yönetim organının mahkemeye bildirimde bulunarak iflas istemesi yasal bir zorunluluktur.
Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borca batıklık durumunda (İİK 179), yönetim organının (yönetim kurulu, tasfiye memurları vb.) ara bilanço üzerinden yaptığı tespitle mahkemeye başvurarak iflas istemesi kanun tarafından emredilen bir yükümlülüktür (mecburi iflas).

Adım Adım Çözüm

1
Borçlunun kendi talebiyle iflas hallerini tasnif et.
İhtiyari (İİK 178/1) ve Mecburi (İİK 178/2 ve 179) iflas ayrımı yapılır.
Soruda hem hak hem de yükümlülük olan durumlar sorulmaktadır.
2
Sermaye şirketlerine özgü mecburi iflas şartını değerlendir.
İİK 179 uyarınca, borca batık olan sermaye şirketlerinde idarecilerin iflas isteme yükümlülüğü olduğu saptanır.
Şirket tüzel kişiliklerinde alacaklıların korunması için bu bildirim zorunlu kılınmıştır.
3
Alacaklının doğrudan iflas sebepleri ile borçlununkileri karşılaştır.
Borçlunun kaçması veya adresinin bilinmemesi gibi hallerin alacaklıya doğrudan iflas isteme hakkı verdiği, borçlu için bir mecburi iflas sebebi olmadığı görülür.
İİK 177 ve 178 arasındaki farkların karıştırılmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Borçlunun Kendi Talebiyle Doğrudan İflası (İhtiyari ve Mecburi Ayrımı)

Daha Fazla Pratik

İİK 177. maddedeki alacaklının talebiyle doğrudan iflas sebeplerini İİK 178 ve 179 ile karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 10s
Soru 19Soru

Genel iflas yolu ile takipte, ödeme emrine borçlu tarafından süresi içinde itiraz edilmesi durumunda; alacaklının takibe devam edebilmesi ve borçlunun iflasına karar verilmesini sağlamak amacıyla iflas davasını açması gereken hak düşürücü süre ve görevli mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde - Asliye Ticaret Mahkemesi

Cevap

İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açılmalıdır.
Genel iflas yolu ile takipte, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi takibi durdurur. Alacaklı, bu itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini (iflas davası) itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde borçlunun muamele merkezindeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nden istemelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Takip yolunun ve aşamasının belirlenmesi
Genel iflas yolu ile takipte ödeme emrine itiraz edilmiştir.
İflas hukukunda itirazın hükmü, takibi durdurur ve alacaklının mahkemeye başvurmasını gerektirir.
2
Görevli mahkemenin tespiti
Asliye Ticaret Mahkemesi
İİK madde 154 ve devamı uyarınca iflas kararı verme yetkisi münhasıran ticaret mahkemelerine aittir.
3
Yasal sürenin belirlenmesi
1 yıl (Hak düşürücü süre)
İİK madde 156 uyarınca, itirazın kaldırılması ve iflas davası itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

Anahtar Kavram

İflas Davasında Görev ve Süre

İpuçları

1
İflas kararı oldukça ağır bir hukuki sonuçtur; bu kararı hangi mahkemenin verebileceğini düşünün.
2
İflas davalarında süre, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başlar ve genellikle uzun bir süredir (1 yıl).

Daha Fazla Pratik

İflas davasında mahkemenin verdiği 'depo kararı' ve bu kararın yerine getirilmemesinin sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

Hakkında iflas kararı verilen bir müflis aleyhine, iflasın açılmasından önce başlatılmış icra takipleri ve devam eden hukuk davaları bulunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, bu takip ve davaların sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müflis aleyhine devam eden icra takipleri iflasın açılmasıyla durur, iflas kararının kesinleşmesiyle ise düşer.

Cevap

Müflis aleyhine devam eden icra takipleri iflasın açılmasıyla durur, iflas kararının kesinleşmesiyle ise düşer.
İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesine göre, iflasın açılmasıyla müflis aleyhindeki takipler durur ve iflas kararının kesinleşmesiyle bu takipler tamamen düşer. Bu kural, iflasın toplu tasfiye karakterinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
İcra takipleri üzerindeki etkiyi (İİK m. 193) değerlendir.
Takipler iflasın açılmasıyla durur; iflas kararı kesinleşince düşer (rehinli takipler hariç).
Maddi hukuk ve takip hukuku arasındaki uyumu sağlamak için takiplerin tasfiye sürecine dahil edilmesi gerekir.
2
Hukuk davaları üzerindeki etkiyi (İİK m. 194) değerlendir.
Hukuk davaları ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar durur.
İflas masasının, müflisin taraf olduğu davaları takip edip etmeyeceğine karar vermesi için süre tanınır.
3
İstisnai durumları kontrol et.
Nafaka davaları, ceza davaları ve acele işler durma kuralının dışındadır.
Kamu düzeni ve şahsa sıkı sıkıya bağlı hakların korunması amaçlanır.

Anahtar Kavram

İflasın Takip Hukuku ve Davalar Üzerindeki Sonuçları (İİK m. 193-194)
Sayfa 1 / 6Sonraki
İflas Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk | Examkin