Aile Hukuku

89 soru

Soru 1Soru

Evlilik birliğinin temsili kapsamında, eşlerden birinin ailenin diğer (sürekli olmayan) ihtiyaçları için yaptığı işlemlerde temsil yetkisini aştığı hallerde; üçüncü kişinin iyiniyeti ve eşlerin sorumluluk statüsü ile ilgili 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisi aşılmış olsa dahi, üçüncü kişinin yetkisizliği bilmediği ve halin icabına göre bilmesinin de gerekmediği durumlarda, eşler müteselsilen sorumlu olmaya devam ederler.

Cevap

Temsil yetkisi aşılmış olsa dahi, üçüncü kişinin bu yetkisizliği bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği (iyiniyetli olduğu) durumlarda eşlerin müteselsil sorumluluğu devam eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 189189. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, temsil yetkisi aşılmış olsa dahi, eğer üçüncü kişi bu yetkisizliği bilmiyorsa ve halin icabına göre bilmesi de gerekmiyorsa (yani sübjektif iyiniyetliyse), eşler bu işlemden dolayı müteselsilen sorumlu olurlar. Kanun metni, 'Yetki aşılmışsa ve üçüncü kişi bunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa sadece işlemi yapan eş sorumludur' diyerek, bu durumun tersinde müteselsil sorumluluğun korunacağını öngörmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil türünün tespiti
İşlemin 'diğer ihtiyaçlar' (sürekli olmayan) kapsamında olduğu belirlenir.
Günlük ihtiyaçlar ile diğer ihtiyaçların temsil yetkisi ve sorumluluk kuralları farklıdır.
2
Temsil yetkisinin aşılması durumunun incelenmesi
Eşin, diğer eşten veya hakimden yetki almadan işlem yaptığı tespit edilir.
TMK m. 188/2 uyarınca diğer ihtiyaçlar için yetki veya haklı sebep gerekir.
3
Üçüncü kişinin sübjektif durumunun analizi
Üçüncü kişinin yetkisizliği bilip bilmediği (iyiniyet) kontrol edilir.
TMK m. 189/2 sorumluluğun şahsiliği için üçüncü kişinin kötüniyetli olmasını şart koşar.
4
Sorumluluk rejiminin belirlenmesi
İyiniyetli üçüncü kişiye karşı müteselsil sorumluluğun doğacağı sonucuna varılır.
Kanunun a contrario (zıt anlam) yorumu, iyiniyetin birliği koruduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Temsili ve Müteselsil Sorumlulukta İyiniyetin Korunması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 2Soru

Ayırt etme gücüne sahip 1717 yaşındaki (A), eşinin vefatından yaklaşık 150150 gün sonra (B) ile evlenmek istemektedir. (A)’nın anne ve babası, müstakbel eş (B)’nin düzenli bir işi olmamasını gerekçe göstererek bu evliliğe rıza göstermemektedir. Bu olaydaki hukuki durum ve yapılması gereken işlemler ile ilgili Türk Medeni Kanunu çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olağan evlenme yaşında olan (A), yasal temsilcileri haklı sebep olmaksızın rıza vermezse hâkimden evlenme izni alabilir; ayrıca 300300 günlük bekleme süresinin kaldırılması için mahkemeye başvurması gerekir.

Cevap

Olağan evlenme yaşında olan kişi, yasal temsilcileri rıza göstermediğinde hâkimden izin alabilir ve kadınlar için geçerli olan bekleme süresinin kaldırılması için de ayrıca mahkemeye başvurulmalıdır.
On yedi yaşındaki bir kimse olağan evlenme yaşına ulaşmıştır ve kural olarak yasal temsilcisinin rızasıyla evlenir; ancak rıza haksız yere esirgenirse TMK m. 128128 uyarınca mahkemeden izin alabilir. Aynı zamanda, kadınlar için evliliğin sona ermesinden (ölüm veya boşanma) itibaren öngörülen 300300 günlük bekleme süresi, mahkemeden alınacak bir kararla (gebelik durumunun bulunmadığının tespitiyle) kaldırılabilir. Bu iki prosedürün birlikte yürütülmesi hukuken doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Evlenme yaşının tespiti
1717 yaşın 'olağan evlenme yaşı' olduğunun belirlenmesi
Türk Medeni Kanunu m. 124124 uyarınca on yedi yaşını dolduran kişi veli veya vasisinin rızasıyla evlenebilir.
2
Yasal temsilci rızasının yokluğunda izlenecek yolun belirlenmesi
Hâkimin rıza yerine geçen iznine başvurulabileceği
TMK m. 128128 uyarınca hâkim, haklı sebep olmaksızın rıza vermeyen yasal temsilci yerine evlenmeye izin verebilir.
3
Bekleme süresinin (iddet) kontrol edilmesi
Kadının evliliğin sona ermesinden itibaren 300300 gün beklemek zorunda olması
TMK m. 132132 gereği evlilik ölümle de sona erse kadın için 300300 günlük süre geçerlidir; ancak gebe olunmadığı ispatlanırsa hâkim bu süreyi kaldırır.

Anahtar Kavram

Evlenme Ehliyeti ve Kadınlar İçin Bekleme Süresi İstisnaları

Daha Fazla Pratik

Nispi butlan ve mutlak butlan sebepleri arasındaki farkları, özellikle yaş noksanlığının evlilik sonrası nasıl düzeldiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Kendisinden beklenen özeni göstermeyerek malvarlığını kötü yöneten ve bu sebeple savurganlık nedeniyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan (A), ayırt etme gücüne sahip bir kimsedir. (A), sevdiği kişiyle evlenmek amacıyla hazırlıklara başlamıştır.

Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ehliyetine ilişkin hükümleri uyarınca, bu durumda (A)'nın evlenebilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi uygulanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısıtlı kişi, yasal temsilcisi olan vasisinin izniyle evlenebilir; vasinin haklı bir sebep olmaksızın izin vermemesi hâlinde mahkemeye başvurabilir.

Cevap

Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı kişinin evlenebilmesi için vasisinin izni gereklidir; vasinin haklı bir sebep olmaksızın izin vermemesi durumunda ise kısıtlı mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Türk Medeni Kanunu'nun 125125. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip olan kısıtlılar, vasisinin izni olmadıkça evlenemezler. Ancak vasinin haklı bir sebep olmaksızın izin vermemesi hâlinde kısıtlı, mahkemeye başvurarak evlenme izni alabilir. Bu kural, kısıtlının iradesi ile yasal temsilcinin denetimini dengelemeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin fiil ehliyeti grubunun tespit edilmesi
Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı kişi, 'sınırlı ehliyetsiz' grubunda yer alır.
Tam ehliyetsizler ayırt etme gücü olmayanlardır; ayırt etme gücü olup kısıtlananlar ise sınırlı ehliyetsizdir.
2
Evlenme ehliyeti için yasal temsilci rızasının gerekip gerekmediğinin kontrol edilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 125125. maddesi uyarınca bu kişilerin evlenebilmesi için yasal temsilci izni şarttır.
Evlenme kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olsa da, kanun koyucu kısıtlıların korunması amacıyla yasal temsilci (vasi) denetimini öngörmüştür.
3
Vasinin izni vermemesi durumunda hukuki yolun belirlenmesi
Vasi haklı bir sebep göstermeksizin izin vermezse, kısıtlı kişi mahkemeye başvurarak evlenme izni talep edebilir.
Bireyin evlenme özgürlüğünün vasinin keyfi tutumuyla engellenmesini önlemek için yargısal denetim imkanı tanınmıştır.

Anahtar Kavram

Sınırlı ehliyetsizlerin (kısıtlıların) evlenme ehliyeti ve vasi izni
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

20042004 yılında evlenen ve aralarında başka bir mal rejimi sözleşmesi bulunmayan (K)(K) ile (L)(L)'nin, 20262026 yılı Mart ayında boşanma davasının kesinleşmesiyle mal rejimleri sona ermiştir. Tasfiye sürecinde, eşlerin sahip olduğu aşağıdaki malvarlığı değerlerinden hangisi Türk Medeni Kanunu uyarınca "edinilmiş mal" olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (L)(L)'nin evlenmeden önce sahip olduğu anonim şirket payları için, evlilik birliği içinde şirketin geçmiş yıl kârlarından karşılanan sermaye artırımı yoluyla kendisine teslim edilen bedelsiz paylar

Cevap

Evlenmeden önce sahip olunan hisse senetlerinin geçmiş yıl kârlarından karşılanan sermaye artırımı yoluyla elde edilen bedelsiz paylar edinilmiş maldır.
Türk Medeni Kanunu'nun 219219. maddesi uyarınca, bir eşin kişisel mallarının gelirleri edinilmiş mal sayılır. Olayda belirtilen bedelsiz paylar, şirketin geçmiş yıl kârlarından (yani bir gelirden) karşılandığı için, bu paylar kişisel mal olan ana sermayenin bir geliri/neması niteliğindedir ve bu sebeple edinilmiş mal statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşler arasındaki mal rejimini tespit etme
Eşler 20042004 yılında evlenmiş ve sözleşme yapmamışlardır. Bu durumda aralarında yasal mal rejimi olan "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" geçerlidir.
11 Ocak 20022002 tarihinden sonra yapılan evliliklerde aksi kararlaştırılmadıkça yasal rejim budur.
2
Kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı kurallarını uygulama
TMKTMK 220220 uyarınca miras (AA), manevi tazminat (CC) ve kaim değerler (DD) kişisel maldır. TMKTMK 219219 uyarınca ise çalışma karşılığı edinimler ve kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır.
Varlıkların kaynağına göre hukuki nitelendirme yapılması gerekir.
3
Şirket paylarının ve bedelsiz hisselerin durumunu analiz etme
Şirket payları evlilikten önce olduğu için kişisel maldır (TMKTMK 220/2220/2). Ancak bu payların getirdiği kârlar veya kârdan karşılanan bedelsiz hisseler "gelir" niteliğindedir.
TMKTMK m. 219/f.2219/f.2, b.44 uyarınca "kişisel malların gelirleri" edinilmiş mal grubuna girer.

Anahtar Kavram

Kişisel malların gelirlerinin (semere ve hasılat) yasal mal rejimindeki statüsü

Daha Fazla Pratik

Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılması kuralının mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilip değiştirilemeyeceğini (TMK 221) inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5Soru

20232023 yılında evlenen ve aralarında başka bir mal rejimi sözleşmesi bulunmayan Canan ile Demir'in evlilik birliği devam ederken; Canan'a vefat eden amcasından bir konut miras kalmıştır. Buna göre, söz konusu konutun Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi bakımından hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canan'ın kişisel malıdır.

Cevap

Miras yoluyla edinilen konut, Canan'ın kişisel malı olarak kabul edilir.
Türk Medeni Kanunu madde 220220 uyarınca, eşlerden birine miras yoluyla geçen veya herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla sahip olunan mal varlığı değerleri, o eşin kişisel malı sayılır. Olayda Canan'a amcasından miras kalan konut, karşılıksız bir kazanım olduğu için doğrudan kişisel mal niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Malın edinilme biçimini tespit etmek.
Konutun miras yoluyla (karşılıksız) elde edildiği belirlenmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde malın hangi kaynaktan geldiği hukuki niteliğini belirler.
2
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesini uygulamak.
47214721 sayılı TMK'nın 220/2220/2. maddesine göre miras yoluyla geçen değerler kişisel maldır.
Kanun, miras ve karşılıksız kazanmaları doğrudan kişisel mal kategorisinde saymıştır.

Anahtar Kavram

Karşılıksız Kazanmaların Kişisel Mal Sayılması
Soru 6Soru

Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ehliyeti ve yaşına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: On yedi yaşını dolduran bir kişi, yasal temsilcisinin rızasıyla evlenebilir.

Cevap

On yedi yaşını dolduran bir kişinin, yasal temsilcisinin rızasını alarak evlenebileceğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'na göre evlenme yaşı kural olarak (olağan) on yedi yaşın doldurulmasıdır ve bu durumda yasal temsilcinin (ana-babanın veya vasinin) rızası yeterlidir. On yedi yaşını dolduran bir kişinin yasal temsilci rızasıyla evlenebileceğini belirten seçenek bu kanuni düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu m. 124 hükmünün analiz edilmesi.
Kanuna göre olağan evlenme yaşının on yedi, olağanüstü evlenme yaşının ise on altı olduğu tespit edilmiştir.
Evlenme ehliyetinin yaş şartını belirlemek için temel kanun maddesine başvurulmalıdır.
2
Yaşlara göre gereken ek şartların (rıza veya mahkeme kararı) ayrıştırılması.
17 yaş için yasal temsilci rızası, 16 yaş için ise mahkeme kararının zorunlu olduğu belirlenmiştir.
Olağan ve olağanüstü evlenme arasındaki usul farkını ayırt etmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki yaş ve şart kombinasyonlarının doğruluğunun denetlenmesi.
On yedi yaşını dolduranlar için yasal temsilci rızasının yeterli olduğu seçeneğin kanuna tam uygun olduğu onaylanmıştır.
Yanlış yaş sınırları veya yanlış izin makamları içeren seçeneklerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Olağan ve Olağanüstü Evlenme Yaşı Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

11 Eylül 20252025 tarihinde eşi (B)'nin zina yaptığını kesin olarak öğrenen (A), 1515 Ocak 20262026 tarihinde (B)'ye gönderdiği bir mektupta "Seni her şeye rağmen affettim, yuvamızı kurtarmak için geçmişi unutmaya hazırım." demiştir. Ancak taraflar arasındaki geçimsizliğin sürmesi üzerine (A), 2525 Şubat 20262026 tarihinde mahkemeye başvurarak hem "zina" özel sebebine hem de "evlilik birliğinin temelden sarsılması" genel sebebine dayanarak terditli boşanma davası açmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca bu olayla ilgili mahkemenin vereceği karar aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun gereği affeden tarafın dava hakkı bulunmadığından zina davası reddedilmeli; affedilen olaylar genel sebeple açılan davada da yeni bir olay gerçekleşmedikçe kusur sayılamayacağından bu dava da reddedilmelidir.

Cevap

Affeden tarafın dava hakkının bulunmaması ve affedilen olayların genel boşanma davasında da kusur sayılamayacağı yönündeki seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 161161. maddesinin son fıkrası açıkça 'Affeden tarafın dava hakkı yoktur' hükmünü içermektedir. Olayda (A), (B)'ye gönderdiği mektupla bu eylemi affettiğini beyan etmiştir. Bu af, sadece zina özel sebebine dayalı davayı değil, aynı zamanda aynı vakıaya dayanılarak açılan genel boşanma davasını da etkiler. Affedilen olaylar kusur olmaktan çıktığı için mahkeme her iki talebi de reddetmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zina sebebiyle dava açma sürelerini kontrol etme.
11 Eylül 20252025 tarihinde öğrenilen zina için 2525 Şubat 20262026'da açılan dava, 66 aylık hak düşürücü süre içindedir.
Zina sebebiyle dava hakkı, öğrenmeden itibaren 66 ay ve herhalde eylemden itibaren 55 yıl geçmekle düşer.
2
Affın varlığını ve etkisini değerlendirme.
1515 Ocak 20262026 tarihli mektuptaki beyan, Türk Medeni Kanunu m. 161/3161/3 uyarınca geçerli bir aftır.
Af, dava hakkını ortadan kaldırır; affın geçerli olması için herhangi bir şekil şartı aranmaz.
3
Affın genel boşanma sebebine (TMK 166166) etkisini inceleme.
Zina eylemi affedildiği için bu eylem artık evlilik birliğinin temelden sarsılması davasında da bir kusur olarak değerlendirilemez.
Hukuk sistemimizde affedilen bir olay, taraflar arasında barışın sağlandığını gösterir ve yeni bir olay olmadıkça boşanma kararına esas alınamaz.

Anahtar Kavram

Boşanma Davasında Af ve Hak Düşürücü Süre İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Selin ile Mert evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık sürecinde Mert, Selin’in yurt dışındaki yüksek lisans eğitim giderlerinin bir kısmını karşılamış; Selin’in ağabeyi (KK) ise Mert’e nişan hediyesi olarak maddi değeri oldukça yüksek olan antika bir fotoğraf makinesi vermiştir. Bir süre sonra Selin, Mert’in başka bir kişiyle evlilik hazırlığı yaptığını öğrenmiş ve bu sebeple nişanı bozmuştur.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selin’in ağabeyi (K), antika fotoğraf makinesinin iadesini, Mert’in nişanın bozulmasındaki kusurundan bağımsız olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca her zaman talep edebilir.

Cevap

Selin’in ağabeyinin, antika fotoğraf makinesinin iadesini Mert'in kusurundan bağımsız olarak sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde talep edebileceği ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 122122. maddesi uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi istenebilir. Bu hak, nişanlıların yanı sıra onların ana-babalarına veya onlar gibi davranan üçüncü kişilere de tanınmıştır. Hediye iadesi talebi için karşı tarafın kusurlu olması şart değildir; evliliğin gerçekleşmemiş olması iade için yeterli bir hukuki sebeptir.

Adım Adım Çözüm

1
Nişanın bozulma sebebinin ve tarafların kusur durumunun tespit edilmesi.
Mert'in sadakatsizliği (başkasıyla evlilik hazırlığı) Selin için haklı bir bozma sebebidir ve Mert tam kusurludur.
Maddi ve manevi tazminat taleplerinde kusur durumu belirleyicidir.
2
Eğitim giderlerinin 'maddi tazminat' (TMK 121) kapsamında değerlendirilmesi.
Eğitim giderleri şahsi yatırım niteliğindedir; evlenme hazırlığı için yapılan masraf sayılamaz.
Yargıtay içtihatları uyarınca, tarafların birbirinin kişisel gelişimine yönelik harcamaları hazırlık masrafı değildir.
3
Hediyelerin iadesi (TMK 122) şartlarının kontrol edilmesi.
Antika makine 'alışılmışın dışında' (mutad dışı) bir hediyedir ve ağabey (üçüncü kişi) tarafından verilmiştir.
Hediyelerin iadesinde iadeyi isteyenin veya karşı tarafın kusurlu olması şartı aranmaz; evlenmenin gerçekleşmemesi yeterlidir.
4
Zamanaşımı süresinin belirlenmesi.
Süre 11 yıldır ve nişanın sona erdiği andan itibaren işlemeye başlar.
TMK m. 123 uyarınca tüm taleplerde zamanaşımı 11 yıldır.

Anahtar Kavram

Nişanın Sona Ermesinin Mali Sonuçları (Tazminat ve Hediyelerin İadesi)

Daha Fazla Pratik

Nişanın ölümle sona ermesi durumunda maddi ve manevi tazminat taleplerinin mümkün olup olmadığını, sadece hediye iadesinin talep edilip edilemeyeceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 9Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, aşağıdakilerden hangisi bir evliliğin mutlak butlan ile sakat olmasına yol açan hallerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması

Cevap

Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması
Türk Medeni Kanunu'nun 145. maddesine göre, eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması kamu düzenine aykırıdır ve bu durum mutlak butlan sebebidir. Mutlak butlan durumunda Cumhuriyet savcısı da dava açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Evliliğin sakatlık türlerini (yokluk, mutlak butlan, nisbi butlan) ve boşanma sebeplerini ayırt edin.
Hısımlık, TMK Madde 145 kapsamında mutlak butlan sebepleri arasında sayılmıştır.
Mutlak butlan sebepleri kamu düzenini ilgilendirir ve sınırlı sayıdadır.
2
Diğer seçeneklerin hukuki niteliğini belirleyerek eleme yapın.
Geçici ayırt etme gücü kaybı ve ikrah (korkutma) nisbi butlan; memur eksikliği yokluk; zina ise boşanma sebebidir.
Hukuki yaptırımların niteliklerini belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Mutlak butlan sebepleri, kamu düzenini korumak amacıyla kanunda sınırlı sayıda sayılan ve evliliği baştan itibaren geçersiz kılan ağır sakatlık halleridir.

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan davalarında Cumhuriyet savcısının dava açma yetkisi ile nisbi butlan davalarındaki hak düşürücü süreleri karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Evli olan (A) ve (B), (A)’nın yeni bir işe girmesi konusunda fikir ayrılığı yaşamaktadır. (B), kendisinin "aile birliğinin reisi" olduğunu ileri sürerek, kendi rızası ve izni olmadan (A)’nın herhangi bir mesleki faaliyette bulunamayacağını iddia etmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümleri ile ilgili düzenlemeleri dikkate alındığında, eşlerin meslek ve sanat seçimi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşlerden her biri meslek veya sanat seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir; ancak bu seçimi yaparken ve yürütürken evlilik birliğinin huzur ve yararını göz önünde bulundurmalıdırlar.

Cevap

Eşlerden her biri meslek veya sanat seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir; ancak bu seçimi yaparken ve yürütürken evlilik birliğinin huzur ve yararını göz önünde bulundurmalıdırlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 192. maddesi açıkça eşlerin meslek ve sanat seçiminde kimseden izin almak zorunda olmadığını belirtir. Ancak aynı madde, bu özgürlüğün kullanılmasında evlilik birliğinin huzur ve yararının gözetilmesi gerektiğini bir sınır olarak koymuştur. Bu düzenleme, eşlerin bireysel özgürlüğü ile evlilik birliğinin korunması arasındaki dengeyi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 192. maddesinin incelenmesi.
Maddede "Eşlerden her biri, meslek veya sanat seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir." hükmünün yer aldığı tespit edilir.
Yasal dayanağın belirlenmesi için meslek ve sanat seçimiyle ilgili doğrudan maddeye bakılmalıdır.
2
Eşitlik ilkesi ve 'aile reisliği' kavramının güncel hukuk sistemindeki yerinin değerlendirilmesi.
Modern Türk Medeni Hukukunda 'aile reisi' kavramının kaldırıldığı ve eşlerin birliği beraberce yönettiği (TMK m. 186) anlaşılır.
B şıkkında belirtilen aile reisliği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu teyit etmek gerekir.
3
Meslek seçimindeki özgürlüğün sınırlarının belirlenmesi.
Meslek seçiminde izin gerekmese de, TMK 192/2 uyarınca bu hakkın kullanımında evlilik birliğinin huzur ve yararının gözetilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Hakkın mutlak bir özgürlük mü yoksa birliğe bağlı bir ödevle mi sınırlandığını ayırt etmek sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Eşlerin Meslek ve Sanat Seçimi Özgürlüğü ve Sınırları

Daha Fazla Pratik

TMK m. 188'deki 'evlilik birliğinin temsili' kurallarını ve eşlerin bu konudaki müteselsil sorumluluğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, nişanlıların birbirlerine veya ana-babalarının diğer nişanlıya verdiği hediyelerin iadesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hediyelerin iadesi talebinde bulunabilmek için tarafların nişanın bozulmasında kusurlu olup olmaması dikkate alınmaz.

Cevap

Hediyelerin iadesi talebinde bulunabilmek için tarafların nişanın bozulmasında kusurlu olup olmaması dikkate alınmaz.
Türk Medeni Kanunu m. 122 uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, mutad sayılanlar dışındaki hediyelerin iadesi istenebilir. Bu istem için tarafların kusurlu olması şart değildir; kusurlu taraf dahi verdiği mutad dışı hediyenin iadesini talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağı belirle.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi incelenir.
Nişanın bozulmasının mali sonuçlarından biri olan hediyelerin iadesi bu maddede düzenlenmiştir.
2
İade şartlarını kontrol et.
İade için 'mutad dışı' olma şartı aranırken 'kusur' şartı aranmadığı tespit edilir.
Maddi ve manevi tazminat talepleri kusur şartına bağlıyken, hediyelerin iadesi sebepsiz zenginleşme benzeri bir mantıkla kusurdan bağımsız tutulmuştur.

Anahtar Kavram

Nişanın Bozulmasında Hediyelerin İadesi Şartları

Alternatif Yöntem

Hediyelerin iadesinde kusur aranmayacağını akılda tutmak için, bu durumun nişanlılığın sona ermesiyle oluşan 'haklı sebepsiz bir zenginleşmeyi' önleme amacı taşıdığını düşünebilirsiniz. Tazminat ise bir 'haksız fiil' mantığına dayandığı için kusur gerektirir.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

Ahmet, eşi Ayşe ile evli olmasına rağmen, Ayşe'nin uzun süredir kayıp olması nedeniyle onun öldüğünü düşünerek, durumdan habersiz ve tamamen iyiniyetli olan Elif ile usulüne uygun bir resmi törenle evlenmiştir. Evlenmeden kısa bir süre sonra Ayşe'nin gerçekten öldüğü, ancak resmi ölüm anının Ahmet ile Elif'in evlenme töreninden tam iki gün sonra gerçekleştiği tespit edilmiştir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, Ahmet ile Elif arasındaki bu evliliğin hukuki akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci evlenmede Elif iyiniyetli olduğu ve önceki evlilik Ayşe'nin ölümüyle sona erdiği için, bu evlenmenin butlanına artık karar verilemez.

Cevap

İkinci evlenmede Elif iyiniyetli olduğu ve önceki evlilik Ayşe'nin ölümüyle sona erdiği için, bu evlenmenin butlanına artık karar verilemez.
Türk Medeni Kanunu'nun 147. maddesinin 3. fıkrasına göre; önceki evlilik sona ermişse ve ikinci evlenmede eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez. Olayda Elif iyiniyetlidir ve Ayşe'nin ölümüyle önceki evlilik sona ermiştir. Bu iki şart birlikte gerçekleştiği için evlilik geçerli hale gelmiş sayılır ve artık ne savcı ne de başka bir ilgili butlan davası açamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Evliliğin yapıldığı andaki sakatlık türünü belirleme
Mutlak Butlan (TMK m. 145/1)
Ahmet evlendiği sırada halen Ayşe ile evli olduğu için 'mevcut evlilik' mutlak butlan sebebidir.
2
Butlan engelinin ortadan kalkıp kalkmadığını kontrol etme
Engel ortadan kalkmıştır
İlk eş Ayşe ölmüştür, dolayısıyla 'mevcut evlilik' engeli ölümle sona ermiştir.
3
İkinci eşin (Elif) subjektif durumunu değerlendirme
İyiniyetli (Subjektif İyiniyet)
Soruda Elif'in durumdan habersiz ve tamamen iyiniyetli olduğu açıkça belirtilmiştir.
4
Özel kanun hükmünü (TMK m. 147/3) uygulama
Butlan kararı verilemez
Kanun, önceki evliliğin sona ermesi ve ikinci eşin iyiniyetli olması durumunda, kamu düzeninden ziyade ailenin korunması ilkesini üstün tutarak butlan davası açılmasını yasaklar.

Anahtar Kavram

Mevcut Evlilik Halinde Butlanın İstisnası (TMK m. 147/3)

Daha Fazla Pratik

İyiniyetli olmayan bir eşin durumunda Cumhuriyet savcısının dava açma hakkının devam edip etmediğini TMK m. 147/2 çerçevesinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 13Soru

Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki (A), amcasının boşandığı eşi (B) ile evlenmek istemektedir. (A)’nın ana ve babası bu evliliğe rıza göstermemektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun evlenme ehliyeti ve engellerine ilişkin hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), mahkemeye başvurarak olağanüstü evlenme izni alabilir; mahkeme karar vermeden önce olanak buldukça ana ve babayı dinlemek zorundadır ancak amcanın eski eşi ile evlenmek önünde yasal bir hısımlık engeli yoktur.

Cevap

Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki kişinin, yan soy kayın hısımı (amcasının eski eşi) ile evlenmesi önünde yasal bir hısımlık engeli bulunmamaktadır; bu kişi mahkemeden olağanüstü evlenme izni alabilir ve mahkeme bu süreçte yasal temsilcileri dinlemekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu'na göre 16 yaşını doldurmuş olanlar, olağanüstü durumlarda hakim izniyle evlenebilirler ve bu süreçte yasal temsilcilerin dinlenmesi usuli bir gerekliliktir. Ayrıca, kayın hısımlığında evlenme yasağı sadece üstsoy ve altsoy ile sınırlı olduğundan, kişinin amcasının eski eşi (yan soy kayın hısımı) ile evlenmesine engel bir durum yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Evlenme yaşının kontrol edilmesi
Kişi 16 yaşını doldurmuş olduğu için TMK m. 124/2 uyarınca 'olağanüstü evlenme' kapsamındadır.
17 yaş olağan, 16 yaş ise hakim izniyle olağanüstü evlenme sınırıdır.
2
Hısımlık engelinin analizi
Amcanın eski eşi ile olan ilişki 'yan soy kayın hısımlığı'dır. TMK m. 129/2 uyarınca sadece üstsoy ve altsoy kayın hısımlığı yasaktır.
Kanun, evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden birinin diğerinin üstsoyu veya altsoyu ile evlenmesini yasaklar; amca gibi yan soy hısımlarının eşleri bu kapsamda değildir.
3
Usuli şartların belirlenmesi
Hakim karar vermeden önce 'olanak bulundukça' ana ve baba veya vasiyi dinlemelidir.
TMK m. 124/2 gereği olağanüstü evlenmede yasal temsilcinin rızası doğrudan yeterli değildir, nihai karar hakime aittir ancak temsilcilerin görüşü alınmalıdır.

Anahtar Kavram

Olağanüstü evlenme ehliyeti ve kayın hısımlığı sınırları

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan ve nispi butlan sebepleri arasındaki farkları, özellikle irade sakatlıkları ve ehliyet noksanlıkları üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Ahmet ile Burcu 2020 yılında evlenmişlerdir. Eşler, evlenirken veya evlilik süresince herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışlardır. 2024 yılında Ahmet'e, vefat eden babasından miras yoluyla bir daire kalmıştır. Türk Medeni Kanunu'ndaki yasal mal rejimi hükümleri uyarınca, miras kalan bu dairenin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet'in kişisel malıdır.

Cevap

Miras yoluyla gelen taşınmaz, Türk Medeni Kanunu uyarınca Ahmet'in kişisel malıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesinin 2. fıkrasına göre, bir eşin miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri kanun gereği o eşin kişisel malıdır. Olayda Ahmet'e babasından miras kalan daire, bu hüküm gereğince Ahmet'in kişisel malı kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal mal rejiminin belirlenmesi
Edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Eşler başka bir rejim seçmedikleri için 1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde yasal rejim budur.
2
Malın edinme kaynağının incelenmesi
Mal, miras (karşılıksız kazanma) yoluyla elde edilmiştir.
Soruda malın babadan miras kaldığı açıkça belirtilmiştir.
3
TMK m. 220/2 hükmünün uygulanması
Malın 'kişisel mal' olarak nitelendirilmesi.
Kanun, miras yoluyla geçen değerleri doğrudan kişisel mal grubuna dahil etmiştir.

Anahtar Kavram

Miras yoluyla gelen malların kişisel mal statüsü

İpuçları

1
Malın 'karşılıklı' mı yoksa 'karşılıksız' mı kazanıldığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Kişisel malın yerine geçen değerlerin (ikame değerler) durumunu inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, evli olan eşlerin evlilik birliğini temsil yetkisine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşlerden her biri, ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini tek başına temsil yetkisine sahiptir.

Cevap

Eşlerden her birinin ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini tek başına temsil yetkisine sahip olduğu ifadesi doğrudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesinin birinci fıkrasına göre, eşlerden her biri, ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil yetkisine sahiptir. Bu yetki kanun tarafından her bir eşe bağımsız olarak tanınmıştır ve ailenin günlük idamesi için gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
TMK Madde 188/1 hükmünü analiz etme
Eşlerin evlilik birliğinin 'sürekli ihtiyaçları' (mutfak masrafları, temizlik, günlük giderler vb.) için tek başına temsil yetkisine sahip olduğu saptanır.
Kanun koyucu, günlük yaşamın akışını kolaylaştırmak için eşlere bu alanda bağımsız yetki tanımıştır.
2
Temsil yetkisinin sorumluluk rejimini değerlendirme
TMK Madde 189 uyarınca, temsil yetkisinin kullanıldığı durumlarda eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduğu belirlenir.
Üçüncü kişilerin korunması ve aile birliğinin ekonomik güvenilirliğinin sağlanması amaçlanmıştır.
3
Diğer ihtiyaçlar ve kısıtlamalar ayrımını yapma
Sürekli ihtiyaçlar dışındaki 'diğer ihtiyaçlar' (bir eşya alımı, kredi çekimi vb.) için eşlerin ya birlikte hareket etmesi ya da belirli istisnaların (rıza, gecikmede sakınca vb.) olması gerektiği görülür.
Önemli kararlarda eşlerin irade birliği aranarak ailenin ekonomik geleceği korunur.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Temsili ve Müteselsil Sorumluluk

Daha Fazla Pratik

Eşlerin temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kısıtlanması (TMK 190) konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Ahmet ile Burcu evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Ahmet, nişanlılık döneminde Burcu’ya günün koşullarına göre ekonomik değeri oldukça yüksek olan pırlanta taşlı bir kolye hediye etmiştir. Bir süre sonra nişanlılık, Ahmet'in haksız bir davranışı sonucu nişanı bozmasıyla sona ermiştir. Bu olayda Ahmet tarafından verilen kolyenin iadesiyle ilgili Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu kolye alışılmışın dışında bir hediye niteliğinde ise Ahmet, nişanın bozulmasında kusurlu olsa dahi kolyenin iadesini talep edebilir.

Cevap

Alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesinde kusur şartı aranmaz ve kusurlu taraf da iade talebinde bulunabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca, nişanlılık evlenme dışında bir sebeple sona erdiğinde, nişanlıların birbirlerine verdikleri alışılmışın dışındaki (mutat dışı) hediyeler geri istenebilir. Kanun bu hak için tarafların kusursuz olmasını bir ön şart olarak belirlememiştir; dolayısıyla nişanı haksız bozan ve kusurlu olan taraf dahi verdiği mutat dışı hediyelerin iadesini talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hediyenin niteliğini belirle.
Ekonomik değeri yüksek olan pırlanta kolye, mutat (alışılmış) değil, mutat dışı bir hediyedir.
TMK 122'ye göre sadece alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi talep edilebilir.
2
İade şartlarını kusur açısından değerlendir.
Nişanın sona ermesinde Ahmet kusurlu olsa dahi hediyelerin iadesini isteyebilir.
Kanun, hediyelerin iadesini tazminat davalarından (TMK 120-121) farklı olarak kusur şartına bağlamamıştır.
3
Zamanaşımı süresini kontrol et.
Dava nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Nişanlılıktan doğan dava hakları için kanun bir yıllık hak düşürücü süre öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Nişan hediyelerinin iadesi ve kusur şartının aranmaması
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca görülen bir boşanma davasında mahkeme, eşlerin boşanmaya sebep olan olaylarda "eşit kusurlu" olduklarına hükmetmiştir.

Buna göre, boşanmanın mali sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru diğerinden daha ağır olmadığı için yoksulluk nafakası talep edebilir.

Cevap

Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru diğerinden daha ağır olmadığı (eşit kusurlu olduğu) için yoksulluk nafakası talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Eşlerin eşit kusurlu olması, taraflardan hiçbirinin kusurunun 'daha ağır' olmadığı anlamına geldiği için yoksulluk nafakası talebi hukuken geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kusur oranının tespit edilmesi
Olayda taraflar 'eşit kusurlu' olarak belirtilmiştir.
Maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinde karar verebilmek için tarafların kusur dengesinin bilinmesi zorunludur.
2
Tazminat şartlarının değerlendirilmesi (TMK 174)
Eşit kusur halinde tazminat istenemez.
Maddi ve manevi tazminat talep eden tarafın kusursuz veya en azından daha az kusurlu olması gerekir.
3
Yoksulluk nafakası şartlarının değerlendirilmesi (TMK 175)
Eşit kusurlu olan eş yoksulluk nafakası alabilir.
Kanun, nafaka talep eden eşin 'kusurunun daha ağır olmamasını' şart koşmuştur. Eşit kusur hali 'daha ağır' olmadığı için nafaka talebi kabul edilir.

Anahtar Kavram

Boşanmada kusur dengesi ve nafaka/tazminat ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Boşanmada tazminat ve nafaka sürelerini (zamanaşımı) ve nafakayı kaldıran halleri (evlenme, haysiyetsiz yaşam vb.) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca boşanmanın mali sonuçlarından biri olan "yoksulluk nafakası" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Cevap

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak kaydıyla, diğer eşten mali gücüyle orantılı olarak süresiz nafaka isteyebilir. Burada kritik nokta, nafaka talep eden kişinin kusurunun 'daha ağır' olmamasıdır; yani kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu olması nafaka almasına engel değildir. Ayrıca, ödeyecek tarafın (borçlunun) kusurlu olması şartı da aranmaz.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 175'te düzenlenen yoksulluk nafakası şartlarını incele.
Şartlar: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, talep edenin kusurunun diğerinden daha ağır olmaması ve nafaka borçlusunun mali gücü.
Yoksulluk nafakasının hukuki temelini belirlemek için.
2
Nafaka borçlusunun (davalı) kusur durumunun etkisini kontrol et.
Kanun metnine göre nafaka yükümlüsünün (borçlusunun) kusuru aranmaz.
Yoksulluk nafakasının tazminat niteliğinde olup olmadığını ayırt etmek için.
3
Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasını karşılaştır.
Yoksulluk nafakası eşe, iştirak nafakası çocuğa verilir. İştirak nafakasında kusur şartı hiç aranmaz.
Kavram karmaşasını gidermek ve yanlış seçenekleri elemek için.

Anahtar Kavram

Yoksulluk Nafakası Şartları ve Kusur İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Evli olan (A) ve (B)'den (B), uzun süreli bir bilimsel araştırma için ulaşılamayan bir bölgeye gitmiştir. Bu sırada çiftin birlikte yaşadığı aile konutunun çatısı şiddetli bir fırtına neticesinde ağır hasar görmüş ve konutun içindeki eşyaların zarar görmemesi için acil onarım yapılması zorunlu hale gelmiştir. (A), (B)'ye ulaşma imkanı bulamadığı için bir yapı firmasıyla onarım sözleşmesi imzalamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, (A)'nın gerçekleştirdiği bu hukuki işlem ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunan bu durumda birliği temsil yetkisine sahiptir ve bu işlemden dolayı (B) ile birlikte müteselsilen sorumludur.

Cevap

Eşlerden biri, birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca varsa ve diğer eşin başka bir yerde olması sebebiyle rızası alınamıyorsa birliği temsil yetkisine sahiptir ve bu durumda eşler müteselsilen sorumlu olurlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesinin 2. fıkrasına göre; birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca varsa ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamıyorsa, eşlerden biri birliğin diğer (olağan dışı) ihtiyaçları için de birliği temsil edebilir. Aynı Kanun'un 189. maddesi uyarınca, temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Olayda fırtına nedeniyle oluşan hasar acildir ve diğer eşe ulaşılamamaktadır, dolayısıyla temsil yetkisi ve müteselsil sorumluluk doğmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki ihtiyacın niteliği ve aciliyet durumu belirlenmelidir.
Çatı onarımı 'olağan dışı' bir ihtiyaçtır ancak fırtına sonrası su girmesi 'gecikmesinde sakınca bulunan' acil bir haldir.
Temsil yetkisinin hangi fıkra uyarınca kullanılacağını belirlemek için şartların tespiti gerekir.
2
Diğer eşin (B) rızasının alınma imkanı ve konumu değerlendirilmelidir.
Eşin ulaşılamayan bir bölgede olması (başka yerde olması), rızasının alınmasını imkansız kılmaktadır.
TMK m. 188/2 uyarınca rıza alınamaması, temsil yetkisinin doğması için temel şartlardan biridir.
3
Hukuki sonucun ve sorumluluk türünün belirlenmesi.
Temsil yetkisi yasal olarak doğmuştur ve yapılan işlemden dolayı eşler müteselsilen sorumludur.
TMK m. 189, temsil yetkisinin kullanıldığı her durumda eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğunu öngörür.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinde Olağan Dışı Temsil Yetkisi ve Müteselsil Sorumluluk
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 20Soru

(A)(A) ile (B)(B) evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresince (A)(A)’nın babası (C)(C), nişanlıların ileride oturacakları evin mobilyaları için 80.00080.000 TL harcama yapmıştır. (A)(A) ise nişanlısı (B)(B)’ye maddi değeri oldukça yüksek olan pırlanta bir kolye hediye etmiştir. (B)(B)’nin nişanlılık devam ederken bir başkasıyla duygusal ilişki yaşadığını öğrenen (A)(A), nişanı bozmuştur.

Buna göre, nişanın bozulmasının hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A), nişanın (B)(B)’nin kusurlu bir davranışı nedeniyle bozulması üzerine, kişilik hakları ağır bir saldırıya uğramışsa (B)(B)’den manevi tazminat talep edebilir.

Cevap

Nişanın kusurlu bir davranışla bozulması sonucu kişilik hakları ağır saldırıya uğrayan tarafın manevi tazminat talep edebileceğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 121121. maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı ağır surette saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir. Olayda (B)(B)'nin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması bir kusurdur ve bu durum (A)(A)'nın kişilik haklarını ağır şekilde zedelemişse (A)(A) tazminat talep etme hakkına sahip olur.

Adım Adım Çözüm

1
Maddi tazminat haklarının tespiti.
(C)(C)'nin yaptığı harcamalar maddi tazminat kapsamına girer.
TMK m. 120120 uyarınca nişanlıların ana ve babası, evlenme amacıyla yaptıkları dürüstlük kuralına uygun harcamaları kusurlu taraftan isteyebilir.
2
Manevi tazminat şartlarının kontrolü.
(A)(A)'nın manevi tazminat hakkı doğabilir.
TMK m. 121121 uyarınca, karşı tarafın kusurlu olması ve kişilik haklarının ağır saldırıya uğraması şartıyla manevi tazminat istenebilir.
3
Hediyelerin iadesi kuralının uygulanması.
Pırlanta kolye mutat dışı olduğu için iadesi istenir ancak mutat hediyeler istenemez.
TMK m. 122122 uyarınca sadece mutat dışı hediyelerin iadesi mümkündür ve bu talep kusur şartına bağlı değildir.
4
Zamanaşımı süresinin belirlenmesi.
Dava açma süresi 11 yıldır.
TMK m. 123123 uyarınca nişanın bozulmasından doğan dava hakları 11 yılda zamanaşımına uğrar.

Anahtar Kavram

Nişanın Bozulmasının Hukuki Sonuçları: Maddi Tazminat, Manevi Tazminat ve Hediyelerin İadesi
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 5Sonraki
Aile Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk | Examkin