Kıymetli Evrak Hukuku

141 soru

Soru 21Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 645. maddesinde yer alan kıymetli evrak tanımı ve bu senetlerin temel nitelikleri dikkate alındığında; "hakkın senede bağlılığı" ve "kamu güveni" (itimat) ilkeleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıymetli evrakta hak ile senet arasında o kadar sıkı bir bağ vardır ki, senedin devri olmaksızın hakkın devri veya senedin ibrazı olmaksızın hakkın ileri sürülmesi mümkün değildir; bu kuralın tek yasal yolu, senedin zayi olması halinde mahkemeden alınacak iptal kararıdır.

Cevap

Kıymetli evrakta hak senede öyle bağlıdır ki, senet devredilmeden hak devredilemez ve senet ibraz edilmeden hak ileri sürülemez; zayi durumunda ise ancak iptal kararı ile hak seneden ayrıştırılabilir.
Doğru ifade, kıymetli evrakın temel tanımını yansıtır. TTK 645 uyarınca, hak senede öyle bağlanmıştır ki, senetten ayrı ileri sürülemez ve devredilemez. Senedin zayi olması (çalınması, yanması vb.) durumunda hak sahibi, senedi ibraz edemediği için hakkını kullanamaz; bu engeli aşmanın tek yolu mahkemeden iptal kararı alarak hakkı seneden bağımsız hale getirmektir.

Adım Adım Çözüm

1
TTK 645. maddesindeki tanımı analiz et.
Kıymetli evrakın 'teşhis' ve 'ibraz' fonksiyonu olduğu, hakkın senetten ayrılamayacağı saptandı.
Hakkın senede bağlılığı ilkesinin yasal dayanağını belirlemek için.
2
Hakkın seneden ayrılması (çözülmesi) durumunu değerlendir.
Senet fiziksel olarak yok olsa da hakkın korunması için yasal yolun 'iptal davası' olduğu görüldü.
Senet ve hak arasındaki bağın tek istisnasını saptamak için.
3
Kamu güveni ve soyutluk ilkeleriyle seçenekleri kıyasla.
İyi niyetli hamilin korunmasının sadece şahsi def'iler için geçerli olduğu, mutlak def'ilerin saklı kaldığı belirlendi.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramsal olarak doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Hakkın Senede Bağlılığı (Maddi Hukuk Bağı)

Daha Fazla Pratik

Kıymetli evrakta 'maddi hukuk bağı' ile 'usul hukuku bağı' (ibraz ve teşhis) arasındaki ilişkiyi TTK 646 üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru

(A), savurganlığı nedeniyle mahkemece kısıtlanmış bir kimsedir ve kendisine vasi atanmıştır. (A), vasisinin rızası veya icazeti bulunmaksızın lehtar (B) lehine bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. (B), bu bonoyu (C)’ye ciro etmek istemiş; ancak (B) adına hareket eden ve hiçbir temsil yetkisi bulunmayan (T), bonoyu "(B) temsilcisi sıfatıyla" imzalayarak (C)’ye teslim etmiştir. Son olarak (C), bonoyu ciro yoluyla iyiniyetli hamil (H)’ye devretmiştir. Bu olayla ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), ehliyetsizliğine dayalı def’i mutlak nitelikte olduğundan bunu (H)’ye karşı ileri sürebilir; ancak imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca senet üzerindeki diğer imzalar geçerliliğini korur ve yetkisiz temsilci (T) senet bedelinden hamil (H)'ye karşı bizzat sorumlu olur.

Cevap

(A)'nın ehliyetsizliği mutlak bir defi olarak hamil (H)'ye karşı ileri sürülebilir; ancak imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği senet geçerli kalır ve yetkisiz temsilci (T) bedelden bizzat sorumlu olur.
Doğru seçenek, kambiyo hukukunun iki temel direğini birleştirir: Birincisi, ehliyetsizliğin mutlak bir defi olarak herkese karşı ileri sürülebilmesi; ikincisi ise imzaların bağımsızlığı (mücerretlik) ilkesi gereği bir imzanın geçersizliğinin diğerlerini sakatlamamasıdır. Ayrıca yetkisiz temsilcinin kambiyo senedinden dolayı bizzat sorumlu olacağı kuralı doğru şekilde uygulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Düzenleyenin (A) hukuki durumunun tespiti
(A) savurganlık nedeniyle kısıtlanmış olduğundan sınırlı ehliyetsizdir; kambiyo taahhüdü altına girmesi vasisinin rızasına bağlıdır.
Türk Medeni Kanunu uyarınca kısıtlılar yasal temsilcilerinin izni olmadan borç altına giremezler.
2
Def'i türünün belirlenmesi
Ehliyetsizlik def'i mutlak bir def'idir.
Kişinin irade beyanının geçerliliğine ilişkin sakatlıklar (ehliyetsizlik, imza sahteliği vb.) herkese karşı ileri sürülebilir.
3
İmzaların bağımsızlığı ilkesinin uygulanması
Düzenleyenin imzasının geçersizliği, senet üzerindeki diğer imzaları (ciroları) ve senedin kambiyo vasfını etkilemez.
TTK m. 677 uyarınca senet üzerindeki imzaların her biri diğerinden bağımsız bir borç taahhüdü oluşturur.
4
Yetkisiz temsilcinin (T) sorumluluğunun saptanması
(T), senet bedelinin tamamından bizzat sorumludur.
TTK m. 678 uyarınca, temsil yetkisi olmadığı halde temsilci sıfatıyla imza atan kişi, senedin hükümlerine göre şahsen sorumlu olur.

Anahtar Kavram

İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsil Sorumluluğu
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 23Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, poliçede vadenin geçmesinden sonra gerçekleştirilen ciro ve devir işlemlerinin hukuki mahiyeti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliçenin vadesi geçmiş olsa bile, ödememe protestosu düzenlenmeden veya bu protestoyu düzenlemek için öngörülen kanuni süre dolmadan önce yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir temlik cirosu ile aynı hukuki sonuçları doğurur.

Cevap

Poliçenin vadesi geçmiş olsa dahi, ödememe protestosu düzenlenmeden veya protesto süresi geçmeden önce yapılan ciro, vadeden önce yapılan ciro ile aynı sonuçları doğurur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesinin 1. fıkrasına göre, vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan cironun doğurduğu sonuçları doğurur. Ancak aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, ödememe protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş bulunan sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur. Dolayısıyla vade ile protesto/süre arasındaki dönemde yapılan ciro, tam yetkili bir temlik cirosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Vade ile protesto süresi arasındaki farkı belirle.
Poliçede ödememe protestosu, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmelidir.
Kanun, cironun fonksiyonel değişikliğini vadeye değil, protesto eylemine veya süresine bağlamıştır.
2
TTK 680. madde hükmünü analiz et.
Vadeden sonraki ciro normal sonuç doğururken, protesto/süre sonrası ciro 'gecikmiş ciro' olur.
Hamilin müracaat haklarını koruma altına alabilmesi için tanınan sürede senedin tedavül gücü korunur.
3
Gecikmiş cironun (alacağın temliki) sonuçlarını değerlendir.
Alacağın temliki hükmünde, devralan kişi devredenin haklarına halef olur ve borçluların defileri kesilmez.
Kambiyo hukukunun 'iyiniyetle hak iktisabı' ve 'defilerin def'i' kuralları bu aşamadan sonra işlemez.

Anahtar Kavram

Gecikmiş Ciro (Alacağın Temliki Hükmündeki Ciro)

Daha Fazla Pratik

Ciro silsilesinin kopukluğu ve imzaların bağımsızlığı ilkesinin gecikmiş ciro ile etkileşimini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

(A), ticari bir borcu nedeniyle (B) lehine bir bono düzenlemiştir. Bononun tedavül süreci içerisinde şu hukuki işlemler gerçekleşmiştir:

* Lehtar (B), senedi (C)’ye ciro etmiştir; ancak (B) senedi imzaladığı sırada tam ehliyetsizdir.
* (C), (D) Anonim Şirketi’nin temsil yetkisine sahip bir organı veya vekili olmadığı hâlde, şirket kaşesi üzerine kendi imzasını atarak senedi (E)’ye ciro etmiştir.
* (F), (D) Anonim Şirketi lehine senedin ön yüzüne aval imzası atmıştır.

Bu durumda, senedin meşru hamili olan (E)’nin müracaat hakları ve tarafların sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzenleyen (A) ve avalist (F) imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca sorumlu olmaya devam ederken; yetkisiz temsilci (C) senet bedelinden şahsen sorumlu olur, ancak tam ehliyetsiz (B) ve şirket (D) sorumlu tutulamaz.

Cevap

Düzenleyen ve avalistin imzalarının geçerliliğini koruduğu, yetkisiz temsilcinin şahsen sorumlu olduğu, ancak ehliyetsiz kişinin ve temsil edilmeyen şirketin sorumlu olmadığı seçenek doğrudur.
Kambiyo senetlerinde 'imzaların bağımsızlığı' ilkesi (TTK m. 677) uyarınca; bir imzanın sahte, hayali veya ehliyetsiz bir kişiye ait olması, senedin üzerindeki diğer geçerli imzaların sahiplerini borçtan kurtarmaz. Bu nedenle düzenleyen (A) ve avalist (F) sorumludur. Ayrıca TTK m. 678'e göre, yetkisi olmadığı hâlde bir başkası adına imza atan kişi (C), o senetten dolayı bizzat (şahsen) sorumlu olur. Avalistin (F) sorumluluğu ise, lehine aval verilen kişinin borcu maddi anlamda geçersiz olsa dahi (yetkisiz temsil gibi), şekli bir eksiklik olmadığı sürece devam eder (TTK m. 701/2).

Adım Adım Çözüm

1
(B)'nin hukuki durumunu analiz et.
(B) tam ehliyetsiz olduğu için imzası kendisini bağlamaz. Bu bir mutlak defidir.
Kişilerin hak ve borç ehliyeti genel hukuk kurallarına tabidir; ehliyetsiz birinin irade beyanı kambiyo taahhüdü doğurmaz.
2
İmzaların Bağımsızlığı (İstiklal) İlkesini uygula (TTK m. 677).
(B)'nin imzasının geçersiz olması, düzenleyen (A)'nın ve sonraki geçerli imzaların (C ve F) sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetini korumak için her imza diğerinden bağımsız bir borç doğurur.
3
Yetkisiz temsil (C) ve şirket (D) ilişkisini değerlendir (TTK m. 678).
Şirket (D) temsil edilmediği için sorumlu değildir; ancak temsilciymiş gibi imza atan (C) senet bedelinden şahsen sorumlu olur.
Yetkisiz temsilcinin sorumluluğu kanundan doğan doğrudan bir sorumluluktur.
4
Avalist (F)'nin sorumluluğunu incele (TTK m. 701/2).
(F), lehine aval verdiği şirket (D) sorumlu olmasa bile (maddi bir geçersizlik hali), imzası geçerli olduğu için sorumlu kalır.
Aval borcu, asıl borcun şekil noksanlığı dışındaki nedenlerle geçersizliğinden etkilenmez.

Anahtar Kavram

İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsil

Daha Fazla Pratik

TTK m. 677 ve m. 678'in poliçe, bono ve çeklerdeki ortak uygulama alanlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 25Soru

Hamili bulunduğu emre yazılı bir bonoyu hırsızlık sonucunda rızası dışında elinden çıkaran ve senedin vadesi henüz gelmemiş olan bir hak sahibinin, senedin iptali için başvurması gereken görevli mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asliye Ticaret Mahkemesi

Cevap

Kıymetli evrakın zayi olması nedeniyle açılacak iptal davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre kıymetli evrakın zayi olması (çalınma, kaybolma vb.) durumunda açılacak olan iptal davası mutlak bir ticari davadır. Bu nedenle, davanın açılacağı görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Davanın hukuki niteliğini belirlemek
Ticari Dava
Kıymetli evrak hukuku Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olup bu hukuk dalından doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava sayılır.
2
Görevli mahkemeyi tespit etmek
Asliye Ticaret Mahkemesi
Ticari davalarda, aksi belirtilmedikçe, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir (TTK m. 5).

Anahtar Kavram

Kıymetli evrak iptal davasında görevli mahkeme
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, senedin devri için ciro veya yazılı bir devir beyanına ihtiyaç duyulmaksızın, sadece senedin tesliminin (zilyetliğin devrinin) yeterli olduğu kıymetli evrak türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hamiline yazılı senetler

Cevap

Hamiline yazılı senetler, devri için ciro veya temlik beyanı gerektirmeyen, sadece teslim ile devredilebilen senetlerdir.
Hamiline yazılı senetlerde, hak sahibi senedi zilyetliğinde bulunduran kişidir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca bu tür senetlerin devri için herhangi bir ciro (emre yazılı senetlerde olduğu gibi) veya alacağın temliki beyanı (nama yazılı senetlerde olduğu gibi) gerekmez; senedin sadece teslim edilmesi devir için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrakın devir usullerine göre sınıflandırmasını hatırla.
Senetler; nama, emre ve hamiline yazılı olmak üzere üç ana türe ayrılır.
Soru, devir usulü üzerinden belirli bir türü sormaktadır.
2
Tanımlanan devir şartını (sadece teslim/zilyetliğin devri) analiz et.
Ciro gerektiren tür 'emre', yazılı beyan gerektiren tür 'nama', sadece teslim gerektiren tür 'hamiline' yazılı senettir.
Türk Ticaret Kanunu'ndaki temel tanımlar bu ayrımı yapmaktadır.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakın devir usullerine göre (nama, emre, hamiline) sınıflandırılması.
Tahmini Süre:45s
Soru 27Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kıymetli evrakın devir usulleri ve hukuki nitelikleri dikkate alındığında, nama yazılı senetlerin devri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nama yazılı senetlerin devri, senedin zilyetliğinin devri ile birlikte yazılı bir temlik beyanının varlığı halinde geçerlilik kazanır.

Cevap

Nama yazılı senetlerin devri için senedin zilyetliğinin devri ile birlikte yazılı bir temlik beyanının (alacağın temliki) bulunması şarttır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 647. maddesinin 2. fıkrasına göre, nama yazılı senetlerin devri için senedin zilyetliğinin devredilmesi ve ayrıca devredenin yazılı bir temlik beyanında bulunması gerekmektedir. Bu usul, alacağın temliki prensiplerine dayanır ve emre yazılı senetlerdeki ciro usulünden farklıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrak türünün devir usulünü belirle.
Nama yazılı senetler, emre veya hamiline kaydı içermeyen, belli bir şahıs adına düzenlenmiş senetlerdir.
Devir usulü, senedin niteliğine (nama, emre, hamiline) göre Türk Ticaret Kanunu'nda farklı düzenlenmiştir.
2
TTK m. 647/2 hükmünü uygula.
Kanun koyucu, nama yazılı senetlerin devri için hem zilyetliğin devrini hem de yazılı bir temlik beyanını kümülatif (birlikte) şart koşmuştur.
Alacağın temliki hükümleri uyarınca, devredenin iradesini gösteren yazılı bir beyan (ayrı bir kağıtta veya senet üzerinde) olmadan sadece teslim yeterli değildir.

Anahtar Kavram

Nama Yazılı Senetlerin Devri (Zilyetlik + Temlik Beyanı)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru

AA, bir mal alım satım sözleşmesine dayanarak BB lehtarına bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Ancak sözleşme konusu mallar AA’ya hiç teslim edilmediği için borçlu AA, lehtar BB’ye karşı bedelsizlik defini ileri sürebilecek durumdadır. BB, söz konusu bu bedelsizlik durumunu bilen ancak AA’ya zarar verme kastı gütmeyen CC’ye bonoyu ciro etmiş; CC de bonoyu durumu bilmeyen iyiniyetli DD’ye ciro yoluyla devretmiştir. Bononun vadesi geldiğinde ödenmemesi üzerine hamil DD, borçlu AA’ya karşı takip başlatmıştır.

Buna göre, borçlu AA’nın hamile karşı ileri sürebileceği savunmalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bedelsizlik defisi temel ilişkiden kaynaklanan nispi bir defi niteliğinde olduğundan; AA, bu savunmayı senedi devralırken kötüniyetli olduğu ispatlanamayan hamil DD’ye karşı ileri süremez.

Cevap

Bedelsizlik defisi nispi bir defi olduğu için iyiniyetli hamil olan son alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrakta bedelsizlik, borcun doğumuna engel olan veya borcu sona erdiren şahsi (nispi) bir defidir. TTK m. 687 uyarınca, kambiyo senetlerinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri hamile karşı ileri süremez. Bunun tek istisnası, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasıdır. Olayda son hamil olan kişinin iyiniyetli olduğu belirtildiğinden, borçlunun bu savunmayı ona karşı ileri sürmesi hukuken mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki defin türünü tespit etme.
Bedelsizlik, temel borç ilişkisinden (malın teslim edilmemesi) kaynaklandığı için 'nispi (şahsi) defi' kategorisindedir.
Senedin kendisinden veya imza geçersizliğinden değil, taraflar arasındaki özel anlaşmazlıktan kaynaklanmaktadır.
2
Defilerin kesilmesi ilkesini uygulama.
Türk Ticaret Kanunu m. 687/1 uyarınca, borçlu şahsi defileri ancak senedi iktisap ederken 'bile bile borçlunun zararına hareket eden' hamile karşı ileri sürebilir.
İyiniyetli hamillerin senede olan güvenini korumak kıymetli evrak hukukunun temel amacıdır.
3
Hamillerin hukuki durumunu analiz etme.
CC durumu bildiği için defi ona karşı ileri sürülebilir; ancak DD iyiniyetli olduğu için defi DD karşısında 'kesilir'.
DD’nin iktisabı sırasında borçlunun zararına hareket ettiğine dair bir veri bulunmamaktadır.

Anahtar Kavram

Kıymetli Evrakta Şahsi (Nispi) Defiler ve Defilerin Kesilmesi İlkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 29Soru

Kıymetli evrakın tedavül kabiliyeti ve teşhis fonksiyonu (hak sahibini belirleme işlevi) dikkate alındığında, senedin borçlusu tarafından gerçekleştirilecek ifa süreci ve ödeme sırasında gösterilmesi gereken özen yükümlülüğü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin ismine yazılı (nama) senetlerde borçlu, senedi ibraz edenin kimliğini ve senedin devrindeki alacağın temliki silsilesini denetlemekle yükümlü olup, sadece senedin zilyetliğine dayanarak ödeme yapamaz.

Cevap

Nama yazılı senetlerde borçlu, senedi ibraz edenin kimliğini ve temlik silsilesini denetlemekle yükümlüdür.
Nama yazılı senetler, belli bir kişinin adına yazılı olup emre kaydı içermeyen ve kanunen de emre yazılı sayılmayan senetlerdir. Bu senetlerde teşhis fonksiyonu zayıftır; senedin sadece zilyedi olmak hak sahipliği karinesi yaratmaz. Borçlu, ödeme yaparken senedi ibraz edenin kimliğini ve hak sahipliği silsilesini (alacağın temliki beyanlarını) incelemekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrak türlerine göre teşhis fonksiyonunu analiz etme
Hamiline senetlerde teşhis zilyetliğe dayalıdır; nama senetlerde ise alacaklının kimliğinin ve temlik ilişkisinin ispatına dayalıdır.
Senedin türü, borçlunun kime ödeme yapacağını belirleme yöntemini (teşhis) doğrudan etkiler.
2
Borçlunun ödeme sırasındaki özen yükümlülüğünü değerlendirme
Nama yazılı senetlerde 'kamu güveni' ilkesi işlemez, bu yüzden borçlu alacaklının gerçek hak sahipliğini (temlik silsilesini) denetlemek zorundadır.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca nama yazılı senetlerde alacağın devri ancak alacağın temliki hükümleriyle tamamlanır.

Anahtar Kavram

Teşhis Fonksiyonu ve Borçlunun İfa Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

Farklı kıymetli evrak türlerinde borçlunun defileri ileri sürme yetkisini karşılaştıran sorular çözülmelidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 30Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, poliçeyi elinde bulunduran hamilin teşhis fonksiyonundan yararlanarak 'meşru hamil' sayılabilmesi için gerekli olan 'ciro silsilesinin kesintisizliği' ilkesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Silsilenin kesintisiz sayılması için ciroların birbirini takip etmesi yeterli olup; muhatap veya hamil, cirantaların imzalarının gerçekliğini araştırmakla yükümlü değildir.

Cevap

Silsilenin kesintisiz sayılması için ciroların birbirini takip etmesinin yeterli olduğu ve imzaların gerçekliğinin araştırılmasının gerekmediği ifade doğrudur.
Poliçe hukukunda 'teşhis fonksiyonu', hamilin hak sahipliğini ciro silsilesinin düzgünlüğü ile ispat etmesi demektir. TTK m. 686'ya göre, muhatap sadece ciroların birbirine bağlı olup olmadığını denetlemek zorundadır; imzaların sahte olup olmadığını veya cirantaların gerçek hak sahibi olup olmadığını araştırma yükümlülüğü (ağır kusur veya hile hali hariç) yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Meşru hamil kavramını tanımlama
Poliçeyi elinde bulunduran ve hak sahibi olduğunu 'kesintisiz bir ciro silsilesi' ile ispat eden kişidir.
Emre yazılı senetlerde zilyetlik tek başına hak sahipliği karinesi oluşturmaz.
2
Silsilenin şekli kontrolünü yapma
İlk cironun lehtar tarafından yapılması ve her sonraki cironun bir önceki cirantanın lehtarı/hamili tarafından yapılması (A → B, B → C şeklinde) silsileyi kesintisiz kılar.
Teşhis fonksiyonu maddi gerçekliğe değil, senedin dış görünüşündeki düzene dayanır.
3
İmzaların bağımsızlığı ilkesini uygulama
Silsilede sahte bir imza olsa dahi, görünürdeki isimlerin birbirini takip etmesi hamilin 'şekli hak sahibi' sayılması için yeterlidir.
TTK m. 686 uyarınca muhatap, ödeme yaparken imzaların gerçekliğini değil, silsilenin düzenini incelemekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

Poliçede Teşhis Fonksiyonu ve Şekli Hak Sahipliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 31Soru

Türk Ticaret Kanunu'na göre, emre yazılı bir kıymetli evrakın usulüne uygun olarak devredilebilmesi için senedin teslimi (zilyetliğin devri) ile birlikte gerçekleştirilmesi gereken temel işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ciro

Cevap

Emre yazılı bir kıymetli evrakın devri için senedin cirolanması ve zilyetliğinin devredilmesi (teslimi) gerekir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca emre yazılı bir senedin devri, senedin cirolanması ve zilyetliğinin devredilmesi (teslim) ile gerçekleşir. Ciro, senedin arkasına yapılan bir beyanla hakkın devredilmesini sağlayan emre yazılı senetlere özgü bir işlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Senedin türüne göre (emre yazılı) TTK'daki ilgili devir hükümlerini belirleme
Emre yazılı senetlerde 'ciro + teslim' kuralının geçerli olduğu tespit edilir.
Kıymetli evrakın türü, onun nasıl tedavül edeceğini belirleyen en temel unsurdur.
2
Seçenekler arasından emre yazılı senetlere özgü devir aracını seçme
Ciro işleminin emre yazılı senetlerin asli devir yolu olduğu sonucuna varılır.
Ciro, hamiline veya nama yazılı senetlerden farklı olarak emre yazılı senetlere özgü teşhis ve devir fonksiyonunu sağlar.

Anahtar Kavram

Emre Yazılı Senetlerin Devri

Daha Fazla Pratik

Nama yazılı senetlerin emre yazılı senetlerden farklarını devir usulü ve defiler açısından inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 32Soru

AA, mahkeme kararıyla kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmış bir kişidir. AA, vasisinin rızası bulunmaksızın BB lehine bir bono düzenlemiştir. Lehtar BB, bu bonoyu CC’ye ciro etmiş; CC ise senedi DD’ye ciro ederken "temsilci sıfatıyla EE adına" ibaresini kullanarak imza atmıştır. Ancak CC’nin, EE’yi temsil yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu uyuşmazlıkla ilgili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisi olmadığı hâlde EE adına senede imza atan CC, bu imzadan dolayı senede göre bizzat sorumlu olur.

Cevap

Temsil yetkisi olmadığı halde başka bir şahıs adına senet imzalayan kişi (yetkisiz temsilci), Türk Ticaret Kanunu m. 678 uyarınca bu imzadan dolayı bizzat sorumlu olur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 678. maddesi uyarınca, temsil yetkisi olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisiymiş gibi bir poliçeye (veya bonoya) imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur. Senaryoda CC, EE adına yetkisiz olarak imza attığı için bu hüküm gereği bizzat sorumlu olur.

Adım Adım Çözüm

1
Düzenleyen AA’nın hukuki durumunun değerlendirilmesi
AA kısıtlı olduğu için kambiyo ehliyeti yoktur ve attığı imza kendisini bağlamaz.
Tam ehliyetsiz veya sınırlı ehliyetli olup da yasal temsilcisinin izni olmadan senet imzalayan kişiler bu borçtan sorumlu olmazlar.
2
İmzaların Bağımsızlığı İlkesinin (TTK m. 677) uygulanması
AA’nın imzasının geçersiz olması, lehtar BB ve ciro eden CC’nin imzalarının geçerliliğini etkilemez.
Kambiyo senetlerinde her imza, diğerlerinden bağımsız olarak kendi hukuki sonuçlarını doğurur.
3
Yetkisiz temsil durumunun (TTK m. 678) incelenmesi
CC, EE adına yetkisiz olarak imza attığı için senede göre bizzat borçlu hale gelir.
Kanun, yetkisiz temsilciyi senedi imzalayan kişi olarak kabul ederek hamili korumayı amaçlar.

Anahtar Kavram

İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsil

İpuçları

1
Kambiyo senetlerinde her imzanın kaderi diğerlerinden bağımsız mıdır?

Daha Fazla Pratik

Avalistin sorumluluğu ile imzaların bağımsızlığı ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Bir poliçe üzerinde yapılan incelemede şu bilgilere ulaşılmıştır:

UnsurSenetteki Bilgi
Düzenlenme Tarihi02.03.2026
VadeGörüldüğünden 45 gün sonra
Kayıt"İşbu poliçe bedeline yıllık %12 faiz uygulanacaktır."
Muhatap BilgisiAhmet T. (İstanbul)
Düzenleyen BilgisiMehmet S. (İmzasının yanında 'Ankara' ibaresi bulunmaktadır)

Poliçede ayrıca bir ödeme yeri veya düzenlenme yeri başlığı bulunmadığına göre, bu senetle ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senet, alternatif zorunlu unsurlar sayesinde geçerli bir poliçe niteliğindedir ve vade türü itibarıyla faiz şartı da geçerli kabul edilir.

Cevap

Senetin, alternatif zorunlu unsurlar (muhatabın ve düzenleyenin yanındaki yer isimleri) sayesinde geçerli olduğu ve vade türü (görüldüğünden 45 gün sonra) uygun olduğu için faiz kaydının da hukuksal sonuç doğuracağı ifadesi doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'na göre bir poliçede ödeme yeri gösterilmemişse, muhatabın adının yanındaki yer ödeme yeri sayılır. Aynı şekilde düzenlenme yeri gösterilmemişse, düzenleyenin adının yanındaki yer düzenlenme yeri kabul edilir. Bu durum 'alternatif zorunlu unsurlar' olarak adlandırılır ve senedin poliçe vasfını korumasını sağlar. Ayrıca, TTK m. 675 uyarınca faiz şartı sadece görüldüğünde veya görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenecek poliçelere konulabilir. Soru kökündeki vade türü bu şarta uygun olduğundan faiz kaydı da geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zorunlu şekil şartlarının ve alternatif unsurların kontrol edilmesi
Senette açıkça ödeme/düzenlenme yeri yoktur ancak muhatap yanındaki 'İstanbul' ödeme yeri, düzenleyen yanındaki 'Ankara' düzenlenme yeri sayılır.
TTK m. 672'deki kanuni karineler, eksik olan bu iki unsuru tamamlayarak senedin poliçe vasfını korumasını sağlar.
2
Vade türü ile faiz şartı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Vade 'görüldüğünden 45 gün sonra' olarak belirlenmiştir; bu tür poliçelerde faiz şartı konulması kanunen mümkündür.
TTK m. 675 uyarınca faiz şartı sadece görüldüğünde ve görüldüğünden belirli süre sonra vadeli poliçelerde 'yazılmamış sayılmaz'.
3
Faizin başlangıç tarihinin saptanması
Söz konusu faiz, aksine bir kayıt yoksa düzenlenme tarihi olan 02.03.2026'dan itibaren işler.
TTK m. 675/2 hükmü gereği faiz başlangıcı varsayılan olarak düzenlenme tarihidir.

Anahtar Kavram

Poliçede Alternatif Zorunlu Unsurlar ve Faiz Kaydı Geçerliliği

Daha Fazla Pratik

Poliçede 'vade' unsurunun hiç yazılmaması durumunda senedin geçerliliğini ve bu durumun ödeme süresine etkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Önce faiz şartının vade türüne uygunluğu (TTK 675) üzerinden seçenekleri eleyebilir, kalan seçeneklerde alternatif zorunlu unsur karinelerini (TTK 672) kontrol ederek doğru sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 34Soru

Bir kimse, kendisine olan bir borç karşılığında teslim aldığı senedi kaybetmiştir. Bu kişinin, senet elinde olmadığı sürece borçludan ifa talebinde bulunamaması ve alacağı bir başkasına devredememesi, kıymetli evrakın aşağıdaki temel niteliklerinden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkın Senede Bağlılığı İlkesi

Cevap

Hakkın senede bağlılığı ilkesi
Hakkın senede bağlılığı ilkesi uyarınca, kıymetli evrakta yer alan hak ile senet arasında o kadar sıkı bir bağ vardır ki, senet ibraz edilmeden hak borçludan istenemez ve senet teslim edilmeden hak başkasına devredilemez. Türk Ticaret Kanunu'nun 645. maddesinde de vurgulandığı üzere, senedin kaybı durumunda hakkın ileri sürülememesi bu ilkenin doğrudan bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumu analiz etme
Senet zilyetliğinin kaybedilmesi durumunda hakkın talep edilemediği ve devredilemediği tespit edilir.
Kıymetli evrakın tanımındaki 'senetten ayrı olarak ileri sürülememe' ve 'devredilememe' unsurlarını olay kurgusunda belirlemek için gereklidir.
2
Kıymetli evrakın temel niteliklerini hatırlama
Hakkın senede bağlılığı ilkesinin, hak ile senet arasındaki kopmaz maddi bağı ifade ettiği doğrulanır.
Hakkın varlığının ve kullanılabilirliğinin senedin varlığına (ibrazına ve teslimine) bağlı olduğu temel ilkeyi teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hakkın senede bağlılığı
Tahmini Süre:45s
Soru 35Soru

Kıymetli evrak hukukunda, senedin kanunen taşıması gereken zorunlu şekil şartlarından birinin eksik olması durumunda borçlu tarafından ileri sürülen savunma aracı, niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak defi

Cevap

Şekil eksikliği nedeniyle ileri sürülen savunma bir mutlak defidir.
Mutlak defiler, kıymetli evrak borçlusunun senedin hamili kim olursa olsun herkese karşı ileri sürebileceği defilerdir. Senedin metninden anlaşılan defiler (vadenin gelmediği, şekil eksikliği, senet metni ile ödeme şartının birbirine uymaması gibi) bu grubun en temel örneğidir. Senedin kanunen taşıması gereken zorunlu unsurlardan birinin eksik olması durumu da senedin metninden doğrudan anlaşıldığı için mutlak defi olarak nitelendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmanın kaynağını tespit et
Savunma, senedin kanuni şekil şartlarındaki eksiklikten (senet metninden) kaynaklanmaktadır.
Defilerin tasnifi, savunmanın senedin metninden mi yoksa taraflar arasındaki ilişkiden mi kaynaklandığına göre yapılır.
2
İleri sürülebilecek kişileri belirle
Senedin metninden anlaşılan eksiklikler, senedi elinde bulunduran hamillere (iyiniyetli olsalar dahi) karşı ileri sürülebilir.
Kıymetli evrakın kamu güvenine mazhariyeti, senedin içeriğinin herkes için bağlayıcı olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak defiler, senedin metninden anlaşılan veya senedin geçersizliğine yol açan ve herkese karşı ileri sürülebilen savunma araçlarıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

Ayırt etme gücüne sahip sınırlı ehliyetsiz (A)(A), yasal temsilcisinin rızasını almadan (B)(B) lehine bir bono düzenlemiş; ancak (B)(B) temel ilişkideki edimini yerine getirmemiştir. (B)(B), bu bonoyu durumdan habersiz iyiniyetli (C)(C)’ye ciro etmiş; (C)(C) ise bonoyu (A)(A) ile (B)(B) arasındaki bedelsizliği ve (A)(A)’nın ehliyet durumunu bilen (D)(D)’ye tahsil cirosu ile devretmiştir. (D)(D), ödeme için (A)(A)’ya başvurduğunda (A)(A), hem ehliyetsizlik hem de bedelsizlik defilerini ileri sürmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, (A)(A)’nın ileri sürdüğü defilerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ehliyetsizlik mutlak bir defi olduğundan (D)(D)’ye karşı ileri sürülebilir; ancak bedelsizlik nispi bir defi olup (C)(C) iyiniyetli olduğu için (D)(D)’ye karşı ileri sürülemez.

Cevap

Sınırlı ehliyetsizlikten kaynaklanan mutlak defi herkese karşı ileri sürülebilirken, bedelsizlik nispi bir defi olduğu ve (C)(C) iyiniyetli olduğu için tahsil cirosuyla senedi alan (D)(D)'ye karşı ileri sürülemez.
Doğru yanıt, kıymetli evrak hukukundaki defilerin tasnifi ve tahsil cirosunun özelliklerini doğru birleştirir. Sınırlı ehliyetsizlerin yasal temsilci rızası olmadan düzenledikleri senetlerdeki ehliyetsizlik defisi mutlak bir defi olup, senedi devralan kişinin iyiniyetinden bağımsız olarak herkese karşı ileri sürülebilir. Bedelsizlik ise nispi bir defi olup, senet iyiniyetli bir hamile (CC) geçtiğinde bu hamile karşı ileri sürülemez. TTK 688 uyarınca tahsil cirosu ile senedi alan kişi (DD), cirantanın (CC) temsilcisi olduğundan, borçlu ancak cirantaya karşı ileri sürebileceği defileri temsilciye karşı ileri sürebilir. (A)(A), (C)(C)'ye karşı bedelsizlik defini ileri süremediği için, (D)(D) durumu bilse dahi bu defi ona karşı da ileri sürülemez.

Adım Adım Çözüm

1
Ehliyetsizlik definin niteliğini belirle.
Ayırt etme gücüne sahip sınırlı ehliyetsizin rızasız attığı imza, TTK 670 uyarınca kendisini bağlamaz; bu mutlak (şahsi mutlak) bir defidir.
Geçerli bir irade beyanı bulunmadığı için borç hiç doğmamıştır ve bu durum herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Bedelsizlik definin niteliğini ve hamillere etkisini analiz et.
Bedelsizlik, temel ilişkiden doğan nispi bir defidir ve TTK 687 uyarınca iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini korumak için iyiniyetli üçüncü kişiler temel ilişkideki sakatlıklardan korunur.
3
Tahsil cirosunun defiler üzerindeki etkisini değerlendir.
TTK 688 uyarınca, tahsil cirosunda borçlu ancak cirantaya (C) karşı ileri sürebileceği defileri hamile (D) karşı ileri sürebilir.
(D)(D) sadece bir temsilci (vekil) olduğu için (C)(C)'nin sahip olmadığı bir hakka (veya (C)(C)'ye karşı mevcut olmayan bir defiye) tabi kılınamaz.
4
Somut olaya uygula.
Ehliyetsizlik mutlak olduğundan (D)(D)'ye karşı ileri sürülür. Bedelsizlik (C)(C)'ye karşı ileri sürülemediği için (D)(D)'ye karşı da ileri sürülemez.
(C)(C) iyiniyetli olduğu için temizlenen defi, tahsil cirosuyla temsilciye geçen hakta da kapalı kalmaya devam eder.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Defilerin Tahsil Cirosu ile Etkileşimi

Daha Fazla Pratik

Kıymetli evrakta 'vadeden sonra ciro' (TTK 690) ile 'tahsil cirosu' (TTK 688) arasındaki defi ileri sürme farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 37Soru

Kıymetli evrakı, Borçlar Hukuku anlamındaki adi ispat senetlerinden ayıran temel ölçütlerden biri, hak ile senet (belge) arasındaki hukuki bağın niteliğidir. Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan kıymetli evrak tanımı ve bu belgelerin temel özellikleri dikkate alındığında, 'hakkın senede bağlılığı' ilkesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senette mündemiç olan hak ile senet arasında kurulan sıkı bağ nedeniyle; hak senetten ayrı olarak devredilemez ve senet borçluya ibraz edilmedikçe hak ileri sürülemez.

Cevap

Senette mündemiç olan hak ile senet arasında kurulan sıkı bağ nedeniyle; hak senetten ayrı olarak devredilemez ve senet borçluya ibraz edilmedikçe hak ileri sürülemez.
Kıymetli evrakın ayırt edici özelliği olan hakkın senede bağlılığı ilkesi uyarınca, senet ile hak tek bir varlık gibi bütünleşmiştir. Bu bütünleşme sonucunda hak, senetten ayrı bir hukuki işlemle devredilemez ve senedin fiziken varlığı ile ibrazı olmadan borçludan talep edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrakın yasal tanımını analiz etme
6102 sayılı TTK m. 645 uyarınca kıymetli evrakın; içindeki hakkın senetten ayrı ileri sürülemediği ve devredilemediği belgeler olduğu saptandı.
Hakkın senede bağlılığı ilkesinin yasal dayanağını belirlemek için.
2
Hakkın devri ve kullanımı şartlarını değerlendirme
Kıymetli evrakta hakkın devri için senedin teslimi (zilyetliğin devri), hakkın kullanılması için ise senedin borçluya ibrazı zorunludur.
Adi ispat senetlerinden temel fark olan 'sıkı bağlılık' sonucunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Hakkın Senede Bağlılığı (İbraz ve Teslim Zorunluluğu)

Daha Fazla Pratik

Kıymetli evrakta kamu güveni ilkesi ve bunun iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasındaki rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 38Soru

Kıymetli evrak hukukunun temelini oluşturan "hakkın senede bağlılığı" ilkesi gereği, senetteki hakkın kullanımı ve devri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senede bağlı olan bir hak, kural olarak senet ibraz edilmeksizin borçludan talep edilemez.

Cevap

Senede bağlı olan bir hak, kural olarak senet ibraz edilmeksizin borçludan talep edilemez.
Kıymetli evrakın en temel özelliği, hak ile senedin birbirine sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Bu bağ nedeniyle, hak sahibi hakkını ancak senedi borçluya ibraz ederek (sunarak) kullanabilir. Senet olmaksızın hakkın ileri sürülmesi veya devredilmesi mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıymetli evrak tanımının analiz edilmesi
Kıymetli evrakın, içerdikleri hakkın senetten ayrı olarak devredilemediği ve ileri sürülemediği senetler olduğu saptanır.
Hukuki tanım, hak ile senet arasındaki kopmaz bağı (teşhis fonksiyonu) vurgular.
2
İbraz kuralının değerlendirilmesi
Alacaklının hakkını kullanabilmesi için senedi borçluya fiziki olarak göstermesi (ibraz etmesi) gerektiği sonucuna varılır.
Hak senede bağlı olduğu için, senede zilyet olmayan kişi hak sahibi olduğunu kanıtlayamaz.

Anahtar Kavram

Hakkın Senede Bağlılığı
Soru 39Soru

Kıymetli evrak hukukunda mutlak defiler, borçlunun senedin metninden veya senedin geçersizliğinden kaynaklanan ve iyiniyetli üçüncü kişiler de dâhil olmak üzere senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürebileceği savunma araçlarıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi senedin metninden anlaşılan ve borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilen bir mutlak defidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Senede göre vadenin henüz gelmemiş olması

Cevap

Senede göre vadenin henüz gelmemiş olması, senedin metninden anlaşılan mutlak bir defidir.
Senedin metninden anlaşılan defiler, borçlu tarafından senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilir. Vadenin henüz gelmemiş olması senet üzerinde açıkça görülebildiği için bu durumu her hamil bilebilir ve borçlu ödemeden kaçınma hakkını herkese karşı kullanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Defi türlerini sınıflandırın.
Defiler mutlak (herkese karşı) ve nispi (şahsi) olarak ayrılır.
Borçlunun kime karşı hangi savunmayı yapabileceğini belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Senedin metninden anlaşılan unsurları değerlendirin.
Senet üzerindeki vade, miktar veya şekil şartları metinden anlaşılan unsurlardır.
Senedi eline alan her hamil bu bilgileri görebileceği için bu defiler mutlaktır.
3
Seçeneklerdeki durumların kaynağını inceleyin.
Vade senet üzerindedir (mutlak); hatır, ayıp, ödeme ve ibra ise temel ilişki veya şahsi durumlarla ilgilidir (nispi).
Doğru sınıflandırma ile mutlak olan seçenek belirlenir.

Anahtar Kavram

Kıymetli evrakta mutlak ve nispi defi ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru

Poliçede yer alan ciro yasağı niteliğindeki kayıtların kimin tarafından konulduğu; senedin niteliği, devir usulü ve senedi devredenin sorumluluğu bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Buna göre, poliçe üzerine konulan ciro yasağı kayıtları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keşidecinin koyduğu "emre yazılı değildir" kaydı poliçeyi nama yazılı hale getirirken; bir cirantanın koyduğu "tekrar ciro edilemez" kaydı poliçenin emre yazılı niteliğini değiştirmez.

Cevap

Keşidecinin koyduğu kayıt poliçeyi nama yazılı hale getirirken, cirantanın koyduğu kayıt poliçenin emre yazılı niteliğini değiştirmez.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, keşideci poliçeye 'emre yazılı değildir' ibaresini koyarak senedi nama yazılı hale getirebilir ve devri alacağın temliki usulüne tabi kılabilir. Buna karşılık bir cirantanın koyduğu ciro yasağı, senedin devir usulünü etkilemez; sadece o cirantanın kendisinden sonraki hamillere karşı ödememe veya kabul etmeme durumunda sorumlu olmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Keşidecinin (düzenleyenin) poliçeye koyduğu "menfi emre kaydının" (emre yazılı değildir) etkisini belirleyin.
Poliçe nama yazılı senede dönüşür ve devri ancak alacağın temliki + zilyetliğin devri ile mümkün olur.
Kanunen emre yazılı olan poliçenin bu niteliği, düzenleyen tarafından senet metnine konulan kayıtla değiştirilebilir.
2
Bir cirantanın (poliçeyi ciro eden kişinin) koyduğu "tekrar ciro edilemez" kaydının etkisini inceleyin.
Poliçe emre yazılı niteliğini korur ve ciro ile devredilmeye devam edebilir.
Ciranta senedin niteliğini değiştiremez; bu kayıt sadece kaydı koyan cirantanın, senedi sonradan devralan kişilere karşı garanti sorumluluğunu ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Poliçede Ciro Yasağı ve Devir Usulleri
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 8Sonraki
Kıymetli Evrak Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 2 | Examkin