Ticari İşletme Hukuku

126 soru

Soru 41Soru

Hâkim olarak görev yapan ve tabi olduğu mevzuat uyarınca ticaret yapması yasak olan (A), kişisel internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden büyük bir antikacı dükkanı açacağını halka ilan etmiştir. Ancak (A), henüz dükkan için yer kiralamamış ve herhangi bir mal alım-satımı yaparak fiilen işletmeye başlamamıştır. Bu ilana güvenerek (A) ile ticari bir sözleşme yapan (B), (A)’nın borcunu ödememesi üzerine onun hakkında iflas yoluyla takip başlatmak istemektedir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), bir ticari işletme açtığını halka bildirdiği için fiilen işletmeye başlamasa bile 'tacir' sayılır ve yasak olmasına rağmen ticaret yaptığı için tacir olmanın tüm sonuçlarına katlanarak iflasa tabi olur.

Cevap

Hâkim (A), bir ticari işletme açtığını halka ilan ettiği için fiilen işletmeye başlamasa dahi tacir sayılır ve ticaret yasağına rağmen bu sıfatın getirdiği iflas yükümlülüğü gibi tüm sonuçlardan sorumlu olur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir ticari işletme açtığını halka ilan eden kişi fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Aynı Kanun'un 14. maddesi ise ticaret yapması yasak olan kişilerin bu yasağa rağmen işletme işletmeleri veya işletiyor gibi görünmeleri halinde tacir sıfatının sonuçlarına katlanacaklarını düzenler. Bu nedenle, hâkim olan kişi hem ilanı nedeniyle tacir sayılır hem de yasağa rağmen bu sıfatın getirdiği iflas yükümlülüğüne tabi olur.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret yasağının etkisini değerlendiriniz.
Hâkimler gibi ticaret yapması yasaklanan kişilerin bu yasağa aykırı hareket etmeleri tacir sıfatını kazanmalarına engel değildir (TTK m. 14/1).
Kanun, dürüstlük kuralı gereği yasağı ihlal edenin bu ihlalden faydalanarak sorumluluktan kaçmasını engeller.
2
Halka yapılan ilanın tacir sıfatı üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Bir ticari işletme açtığını internet, ilan veya diğer haberleşme araçlarıyla halka bildiren kişi, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (TTK m. 12/2).
Halka yapılan duyuru, üçüncü kişilerde bir güven oluşturur ve bu güven kanun tarafından korunur.
3
Tacir sıfatının hukuki sonuçlarını belirleyiniz.
Tacir (veya tacir sayılan) kişi, tacir olmanın tüm külfetlerine katlanır; bu külfetlerin başında iflasa tabi olmak gelir.
Tacir sıfatının kazanılmasıyla birlikte kişi, borçları nedeniyle iflas yoluyla takibe açık hale gelir.

Anahtar Kavram

Tacir Sayılma ve Ticaret Yasağının Tacir Sıfatına Etkisi

Daha Fazla Pratik

Tacir sayılanlar (m. 12/2) ile tacir gibi sorumlu olanlar (m. 14/2) arasındaki 'haklardan yararlanma' farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 42Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, "ticaret unvanı" ve "işletme adı" kavramları ile bu ibarelerin korunmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı üzerindeki hak, sadece unvanın tescil edildiği ticaret sicili müdürlüğünün yetki çevresi ile sınırlı bir koruma sağlar.

Cevap

Ticaret unvanı üzerindeki hakkın sadece tescil edildiği sicil bölgesiyle sınırlı koruma sağladığını belirten ifade yanlıştır.
Ticaret unvanının sağladığı koruma yerel veya bölgesel değildir; tescil ve ilan şartı yerine getirildiğinde Türkiye'nin tamamında geçerli olan mutlak bir hak ve tekel yetkisi sağlar. Bu nedenle unvanın korumasını sadece sicil çevresiyle sınırlayan ifade kanuna aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kapsamını belirle
Ticaret unvanı taciri (kişiyi), işletme adı işletmeyi (malvarlığı bütünlüğünü) ifade eder.
Ticaret hukukunda kişi ile işletme arasındaki ayrımın yapılması, uygulanacak koruma kurallarının tespiti için temeldir.
2
Korumasının coğrafi kapsamını analiz et
TTK m. 50 uyarınca tescil edilen unvan tüm Türkiye'de tekel hakkı sağlar.
Ticari hayatın dürüstlük ve açıklık ilkeleri gereği, tescilli bir unvanın ülke genelinde benzersiz olması ve korunması esastır.
3
Devir kurallarını kontrol et
Unvan işletmeden ayrı devredilemez (TTK m. 49), ancak işletme adı için bu kısıtlama yoktur.
Unvan tacirin kimliğini yansıttığı için işletmeye sıkı sıkıya bağlıdır; işletme adı ise bağımsız bir malvarlığı unsuru olarak görülebilir.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Ülke Genelinde Korunması İlkesi (TTK m. 50)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir tacirin ticari işletmesinde kullandığı "ticaret unvanı" ile "işletme adı" arasındaki temel farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanının seçilmesi ve kullanılması her tacir için zorunluyken, işletme adının kullanılması isteğe bağlıdır.

Cevap

Ticaret unvanının seçilmesi ve kullanılması her tacir için zorunluyken, işletme adının kullanılması isteğe bağlıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre her tacir, ticari işletmesinin açıldığı günden itibaren on beş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır. Bu durum ticaret unvanının zorunluluğunu ortaya koyar. İşletme adı ise tacirin işletmesini benzer işletmelerden ayırt etmek için kullandığı bir ibare olup, tacirin bu adı kullanması tamamen kendi isteğine bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının hukuki niteliğini belirle.
Ticaret unvanı, taciri ticari iş ve işlemlerinde tanıtan, kullanılması her tacir için zorunlu olan bir unsurdur.
TTK m. 18 ve m. 41 uyarınca tacir sıfatının yasal sonuçlarından biridir.
2
İşletme adının hukuki niteliğini belirle.
İşletme adı, işletmeyi diğer işletmelerden ayırmaya yarayan, kullanılması zorunlu olmayan (ihtiyari) bir unsurdur.
TTK m. 53 uyarınca işletme sahibi isterse işletmesine bir ad verebilir.
3
İki kavramı karşılaştırarak doğru farkı saptı.
Ticaret unvanı zorunlu, işletme adı isteğe bağlıdır.
Kanun koyucu tacirin kimliğinin belirlenmesini (unvan) kamu düzeni açısından zorunlu tutmuş, işletmenin adlandırılmasını ise tacirin takdirine bırakmıştır.

Anahtar Kavram

Ticaret unvanı taciri bireyselleştirir ve zorunludur; işletme adı işletmeyi bireyselleştirir ve isteğe bağlıdır.
Soru 44Soru

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkının kurulması ve bu rehnin hukuki kapsamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili’ne tescil edilmesiyle kurulur ve bu tescil işlemi rehin hakkının doğumu için kurucu (ihdasi) bir nitelik taşır.

Cevap

Rehin hakkının Rehinli Taşınır Sicili’ne tescil edilmesiyle kurulduğunu ve bu işlemin kurucu nitelikte olduğunu belirten ifade doğrudur.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca rehin hakkı, rehin sözleşmesinin sicile (Rehinli Taşınır Sicili) tescil edilmesiyle kurulur. Bu tescil işlemi, hakkın doğumu için kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir; yani tescil yapılmadan rehin hakkı hukuken mevcut hale gelmez.

Adım Adım Çözüm

1
Rehin hakkının kurulma anını belirle.
6750 sayılı Kanun (TİTRK) uyarınca rehin hakkı, teslimsiz bir rehin türü olduğu için sicile tescil ile kurulur.
Kanun koyucu, ticari işlemlerde güveni sağlamak adına tescili bir geçerlilik ve kuruluş şartı olarak belirlemiştir.
2
Tescilin yapıldığı sicili ve tescilin etkisini analiz et.
Tescil, Ticaret Sicili'ne değil Rehinli Taşınır Sicili'ne (TARES) yapılır ve etkisi 'kurucu' (ihdasi) niteliktedir.
Tescil yapılmadan rehin hakkı doğmaz; bu nedenle açıklayıcı (bildirici) değil, kurucu bir işlemdir.
3
Rehnin kapsamını (unvan, tesisat vb.) değerlendir.
İşletmenin tamamı rehnedildiğinde, unvan ve sınai haklar gibi unsurlar varsayılan olarak kapsama dahildir.
TİTRK m. 5 uyarınca, işletme rehni kurulurken bu unsurların hariç tutulduğu açıkça belirtilmedikçe rehin kapsamı geniş yorumlanır.

Anahtar Kavram

TİTRK Uyarınca Rehin Hakkının Sicile Tescil ile Kurulması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru

Tacir (A), Tacir (B) ile yaptığı sözlü satış sözleşmesine istinaden malları teslim etmiş ve ardından faturayı göndermiştir. (A), faturanın alt kısmına "Vadesinde ödenmeyen borca aylık %10\%10 gecikme cezası uygulanır." şeklinde, sözlü anlaşmada yer almayan bir ibare eklemiştir. Tacir (B), faturayı teslim almasından itibaren sekiz gün içinde herhangi bir itirazda bulunmamıştır.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 2121. maddesi uyarınca bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faturaya sonradan eklenen ve tarafların asıl anlaşmasında bulunmayan ek şartlar, sekiz gün içinde itiraz edilmese dahi karşı tarafı bağlamaz.

Cevap

Faturaya sonradan eklenen ve tarafların asıl anlaşmasında bulunmayan ek şartlar, sekiz gün içinde itiraz edilmese dahi karşı tarafı bağlamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun 2121. maddesi uyarınca faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, faturanın içeriğinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğuna dair bir karine oluşturur. Ancak bu karine sadece malın teslimi, miktarı ve fiyatı gibi sözleşmenin esaslı ve ifaya dair unsurlarıyla sınırlıdır. Sözleşmede başlangıçta bulunmayan 'gecikme cezası', 'vade farkı' veya 'yetki şartı' gibi ek hükümler faturaya sonradan eklense ve itiraz edilmese dahi karşı tarafı bağlamaz. Çünkü fatura bir sözleşme veya teyit mektubu değil, yapılmış bir sözleşmenin ifasına ilişkin bir belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Faturaya itiraz süresini ve niteliğini belirle.
TTK m. 21/121/1 uyarınca bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren 88 gün içinde içeriğine itiraz edebilir.
İtiraz edilmediği takdirde faturanın içeriği, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun sayılır (karine).
2
Karinenin (varsayımın) kapsamını değerlendir.
İtirazsız kesinleşme, sadece faturanın 'zorunlu içeriği' (fiyat, miktar, bedel gibi sözleşmenin ifasına dair unsurlar) için geçerlidir.
Vade farkı, gecikme cezası veya faiz gibi ek şartlar faturanın zorunlu içeriği değildir ve sözleşmeyi tek taraflı değiştiremez.
3
Olaydaki '%10 gecikme cezası' kaydını incele.
Bu kayıt sözlü anlaşmada bulunmadığı için ek bir şarttır ve sessiz kalınsa dahi bağlayıcı olmaz.
Sözleşmenin tek taraflı olarak fatura yoluyla genişletilmesi hukuken mümkün değildir.

Anahtar Kavram

Faturaya İtiraz Külfeti ve Karinenin Kapsamı (TTK m. 21)

Daha Fazla Pratik

Teyit mektubu (TTK m. 21/2) ile fatura (TTK m. 21/1) arasındaki farkları ve her ikisi için de geçerli olan 8 günlük sürenin başlangıç anını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticari işletmenin devri sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı durumlarda ticaret unvanının hukuki durumu ve devredenin işletme borçlarından doğan müteselsil sorumluluğunun süresi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı, işletme ile birlikte devredilmiş sayılır; devredenin devirden önceki işletme borçlarından dolayı devralanla birlikte müteselsil sorumluluğu, muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden itibaren iki yıl geçmekle sona erer.

Cevap

Ticaret unvanı işletme ile birlikte devredilmiş sayılır ve devredenin müteselsil sorumluluğu, muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden itibaren iki yıl geçmekle sona erer.
Ticari işletmenin devri halinde, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa ticaret unvanı da devrin kapsamına girer. Ayrıca devreden kişi, işletmenin devirden önceki borçlarından dolayı devralan ile birlikte iki yıl boyunca müteselsilen sorumlu kalmaya devam eder. Bu iki yıllık süre, muaccel borçlar için devrin bildirilmesi veya ilan edilmesinden itibaren işlemeye başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devirdeki durumunu tespit etme
TTK m. 49/1 uyarınca, ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez; işletmenin devri halinde aksine sözleşme yoksa unvan da devredilmiş sayılır.
Unvanın işletmeye bağlılığı ilkesi gereği.
2
Devredenin borçlardan sorumluluk türünü ve süresini belirleme
TTK m. 11/3 ve TBK m. 202 uyarınca, devreden ve devralan işletme borçlarından 2 yıl boyunca müteselsilen sorumludur.
Alacaklıların korunması ve borçlunun değişmesinin alacaklı aleyhine sonuç doğurmaması için.
3
Sorumluluk süresinin başlangıç anını belirleme
2 yıllık süre; muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden, müstakbel (vadesi gelmemiş) borçlar için ise muacceliyet tarihinden başlar.
Sürenin işlemeye başlaması için alacaklıların devirden haberdar olması veya borcun istenebilir olması gerekir.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin devri kapsamında ticaret unvanının durumu ve devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu.

Daha Fazla Pratik

Ticari işletmenin devrinin geçerlilik şartlarını (yazılı şekil ve tescil) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Türk Ticaret Hukuku sisteminde bir organizasyonun "ticari işletme" olarak nitelendirilebilmesi için kanunda öngörülen bazı kriterlerin kümülatif olarak (bir arada) gerçekleşmesi gerekmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir yapının ticari işletme sayılabilmesi için gereken bu zorunlu unsurlar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Organizasyonun tacirden bağımsız, kendisine ait müstakil bir tüzel kişiliğinin olması

Cevap

Organizasyonun tacirden bağımsız, kendisine ait müstakil bir tüzel kişiliğinin olması seçeneği ticari işletmenin unsurlarından biri değildir.
Ticari işletme; Türk Ticaret Kanunu sisteminde bir malvarlığı unsurları ve organizasyon topluluğu olarak kabul edilir. Bu yapı, bir hak süjesi (kişi) değil, bir hak nesnesidir. Dolayısıyla ticari işletmenin kendisine ait müstakil bir tüzel kişiliği bulunmaz; tüzel kişilik ya işletme sahibi olan ticaret şirketine aittir ya da işleten gerçek kişidir. Diğer seçeneklerdeki süreklilik, bağımsızlık, iktisadi amaç ve esnaf sınırını aşma unsurları ise ticari işletmenin kümülatif şartlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin dört temel unsurunu hatırla.
İktisadi amaç, süreklilik, bağımsızlık ve esnaf sınırlarını aşma unsurları tespit edildi.
Bir yapının ticari işletme sayılması için bu dört unsurun aynı anda bulunması gerekir.
2
Ticari işletmenin hukuki niteliğini değerlendir.
Ticari işletmenin bir malvarlığı topluluğu ve organizasyon olduğu, bir 'kişi' olmadığı anlaşıldı.
İşletme ile işleten (tacir) arasındaki farkı saptamak, tüzel kişilik kavramını netleştirir.
3
Tüzel kişilik unsurunun zorunlu olup olmadığını kontrol et.
Tüzel kişiliğin sadece tacire (şirket veya vakıf gibi) ait olduğu, işletmenin kendisinin bir kişiliği olmadığı belirlendi.
Ticari işletme bir hak nesnesidir, dolayısıyla tüzel kişiliği bulunamaz.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Unsurları ve Hukuki Mahiyeti
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru

Gerçek kişi tacir tarafından işletilen bir tekstil fabrikasının, tüm aktif ve pasif unsurlarıyla birlikte bir başka kişiye devredildiği ancak devir sözleşmesinde ticaret unvanının akıbetine dair herhangi bir hükme yer verilmediği bir senaryoda; 61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca söz konusu ticaret unvanının hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari işletmenin devri sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı için, ticaret unvanı da işletme ile birlikte devredilmiş sayılır.

Cevap

Ticari işletmenin devri sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece ticaret unvanı da işletme ile birlikte devredilmiş sayılır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 4949 uncu maddesinin ikinci fıkrası açıkça, ticari işletmenin devrinin, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece ticaret unvanının da devri sonucunu doğuracağını düzenlemiştir. Dolayısıyla devir sözleşmesinde sessiz kalınan hallerde unvanın devredilmiş sayılması kanuni bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devrine ilişkin temel kuralı (Birlik İlkesi) belirlemek.
Türk Ticaret Kanunu madde 49/149/1 uyarınca ticaret unvanı, işletmeden ayrı olarak devredilemez.
Ticaret unvanının işletme ile olan ekonomik ve hukuki bütünlüğünün korunması amaçlanır.
2
İşletme devri sırasında unvanın akıbetini düzenleyen kanuni karineyi incelemek.
Türk Ticaret Kanunu madde 49/249/2 uyarınca, işletmenin devri, aksi kararlaştırılmamışsa ticaret unvanının da devri sonucunu doğurur.
Sözleşmede sessiz kalınan durumlarda işletmenin devamlılığı ilkesi gereği unvanın da yeni işletene geçtiği varsayılır.
3
Olay kurgusundaki 'sözleşmede hüküm bulunmaması' durumunu kanuni karine ile eşleştirmek.
Aksine bir hüküm olmadığı için ticaret unvanı işletme ile birlikte devredilmiş kabul edilir.
Kanun, unvanın devredilmemesi için sözleşmede bu yönde açık bir istisna (aksine hüküm) aranmasını şart koşar.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının İşletmeye Bağlılığı ve Devri

Daha Fazla Pratik

İşletme adının devrinin, ticaret unvanının aksine, işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 49Soru

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticari işletmenin devri ve devredenin borçlardan sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devreden, devirden önce doğmuş olan borçlardan dolayı devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumludur.

Cevap

Devredenin işletme borçlarından dolayı devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu olması doğrudur.
Ticari işletmenin devri durumunda, devreden kişi işletmenin devrinden önce doğmuş olan borçlarından dolayı, bu borçların muaccel olduğu tarihten (borç devirden sonra muaccel olacaksa muacceliyet tarihinden) itibaren iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu tutulur. Bu süre alacaklıların haklarını korumaya yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin devrindeki sorumluluk rejimini incelemek.
İşletmeyi devreden kişinin sorumluluğunun devirle birlikte hemen sona ermediği görülür.
Alacaklıların korunması amacıyla kanun koyucu devredene ek bir sorumluluk süresi tanımıştır.
2
Kanunda belirtilen müteselsil sorumluluk süresini belirlemek.
Sorumluluk süresi 2 yıl olarak belirlenmiştir.
Türk Ticaret Kanunu madde 11 uyarınca devreden, borçlardan 2 yıl boyunca devralanla birlikte müteselsilen sorumludur.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin devrinde devredenin 2 yıllık müteselsil sorumluluğu ve devrin bütünlüğü ilkesi.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru

Ticari işletmesini 2020 Ocak 20262026 tarihinde fiilen kapatan ve ticari faaliyetlerini sonlandıran gerçek kişi tacir (K), bu durumu 1010 Şubat 20262026 tarihinde ticaret siciline tescil ettirerek ilan ettirmiştir. (L) Limited Şirketi ise tasfiye sürecine girmiş ve tasfiye memurları tarafından yürütülen işlemler neticesinde 55 Mart 20262026 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmiştir.

Bu kişilerin tacir sıfatını kaybetmeleri ve sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (K) tacir sıfatını işletmesini fiilen bıraktığı tarihte kaybetmiş sayılsa da bu durumun ilanından itibaren 11 yıl daha iflas yoluyla takibi mümkündür; (L) Limited Şirketi'nin tacir sıfatı ise sicilden terkinle sona erer.

Cevap

Gerçek kişi tacirin sıfatı işletmeyi fiilen bırakmasıyla sona erer ancak ilan tarihinden itibaren bir yıl daha iflasa tabidir; tüzel kişi ticaret şirketlerinde ise sıfat ancak ticaret sicilinden terkin (silinme) ile sona erer.
Gerçek kişilerde tacir sıfatı, ticari işletmenin işletilmesine fiilen son verilmesiyle (terk) ortadan kalkar; bu durumun sicile tescili üçüncü kişilere duyuru (açıklayıcı) amaçlıdır ancak İİK m. 44 uyarınca alacaklıları korumak adına ilandan itibaren 11 yıl boyunca iflas yoluyla takip imkanı devam eder. Tüzel kişi tacirlerde (ticaret şirketlerinde) ise tacir sıfatı tüzel kişiliğe bağlıdır ve tüzel kişilik ancak tasfiye sürecinin sonunda ticaret sicilinden terkin edilmekle sona erer.

Adım Adım Çözüm

1
Gerçek kişi tacir (K) için sıfatın sona erme anını belirleyin.
Tacir sıfatı 2020 Ocak 20262026 (fiili terk) tarihinde sona ermiştir.
Gerçek kişilerde tacir sıfatı tescille değil, işletme faaliyetlerinin fiilen durdurulmasıyla sona erer.
2
Gerçek kişi (K) için iflas sorumluluğunun süresini hesaplayın.
1010 Şubat 20262026 (ilan) tarihinden itibaren 1010 Şubat 20272027 tarihine kadar iflas takibi yapılabilir.
İİK m. 44 uyarınca, ticareti terk eden tacir ilandan itibaren 11 yıl daha iflas yoluyla takip edilebilir.
3
Tüzel kişi tacir (L Limited Şirketi) için sıfatın sona erme anını belirleyin.
55 Mart 20262026 (sicilden terkin) tarihinde sona ermiştir.
Ticaret şirketlerinde tüzel kişilik ve tacir sıfatı ancak ticaret sicilinden terkin edilmeleriyle hukuken son bulur.
4
Analizleri birleştirerek seçenekleri değerlendirin.
Doğru hukuki analiz gerçek kişi için fiili terki ve 11 yıllık süreyi, tüzel kişi için terkin anını esas alan seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu'ndaki kişi türlerine göre ayrılmış özel hükümlerin eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Gerçek ve Tüzel Kişilerde Tacir Sıfatının Kaybedilmesi Farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

Türk Ticaret Hukuku'nda bir organizasyonun "ticari işletme" olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların kümülatif olarak bir arada bulunması zorunludur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir ticari işletmenin varlığı için Türk Ticaret Kanunu tarafından aranan temel unsurlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari işletmenin, kendisini işleten gerçek veya tüzel kişiden ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunması

Cevap

Ticari işletmenin, kendisini işleten kişiden bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olması ticari işletmenin unsurlarından biri değildir.
Ticari işletmenin varlığı için aranan unsurlar iktisadi faaliyet, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırlarının aşılmasıdır. Türk hukuk sisteminde ticari işletmelerin kendilerine ait bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Tüzel kişilik, işletmenin sahibi olan ticaret şirketlerine aittir. Ticari işletme ise devredilebilen, rehnedilebilen bir malvarlığı unsuru ve hakların konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin kümülatif unsurlarını hatırla.
İktisadi faaliyet, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma unsurları tespit edildi.
Bir yapının ticari işletme sayılması için bu dört unsurun aynı anda bulunması gerekir.
2
Tüzel kişilik kavramını ticari işletme ile karşılaştır.
Ticari işletme bir hak süjesi (kişi) değil, hakların konusu olan bir malvarlığı bütünüdür.
Tüzel kişilik sadece ticaret şirketlerine özgüdür; işletmenin kendisine ait bir kişiliği yoktur.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Kümülatif Unsurları ve Hukuki Niteliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Bir ticari işletmeyi kurup açtığını çeşitli ilanlar, sirkülerler veya medya araçları vasıtasıyla halka duyurmuş olan ancak henüz ticaret siciline tescil işlemlerini tamamlamamış bir gerçek kişi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletmesini açtığını halka bildirdiği için tescilden önce de tacir sayılır ve bu sıfatın bir sonucu olarak iflasa tabidir.

Cevap

İşletmesini açtığını halka bildiren gerçek kişi, tescilden önce de tacir sayılır ve iflasa tabidir.
İşletmesini kurup açtığını sirküler, gazete veya benzeri araçlarla halka ilan eden kimse, işletmesini fiilen işletmeye başlamamış veya tescil ettirmemiş olsa dahi tacir sayılır (TTK m. 12/2). Tacir olan her gerçek kişi ise, her türlü borcu için iflasa tabidir (TTK m. 18/1).

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki statüsünü belirle
TTK m. 12/2 uyarınca işletmesini halka ilan eden gerçek kişi tescilden önce de 'tacir' sayılır.
Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması için tescil zorunlu değildir; ilan veya fiili işletme yeterlidir.
2
Tacir olmanın hukuki sonuçlarını uygula
Kişi tacir sayıldığı için TTK m. 18 uyarınca iflasa tabi olur ve basiretli iş adamı gibi davranmak zorundadır.
Tacir sıfatının kazanılması, bu sıfata bağlı tüm hak ve yükümlülüklerin (iflas, unvan, defter vb.) doğmasını sağlar.

Anahtar Kavram

İlan yoluyla tacir sıfatının kazanılması ve sonuçları

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kaybedilmesinden sonra iflas sorumluluğunun ne kadar süre devam ettiğini (1 yıl) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

İşletme sahibi Bay (K), unlu mamuller üretimi yaptığı ticari işletmesini 1010 Şubat 20242024 tarihinde düzenlenen yazılı bir sözleşme ile Bay (L)’ye devretmiş; bu devir işlemi 1515 Şubat 20242024 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen devir sözleşmesinde ticaret unvanının devrine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Bu devir işleminin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı için ticaret unvanı da devrin kapsamına girer; devreden ise devir öncesi borçlardan dolayı ilandan itibaren iki yıl süreyle devralan ile müteselsilen sorumlu kalır.

Cevap

Sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı için ticaret unvanı da devrin kapsamına girer; devreden ise devir öncesi borçlardan dolayı ilandan itibaren iki yıl süreyle devralan ile müteselsilen sorumlu kalır.
Türk Ticaret Kanunu m. 26 uyarınca, bir işletmenin devri, aksi taraflarca kararlaştırılmamışsa ticaret unvanının da devrini kapsar. Ayrıca m. 11 ve TBK m. 202 gereği, devreden kişi işletme borçlarından dolayı devrin ilanından itibaren iki yıl boyunca devralan ile birlikte müteselsilen sorumlu kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devri kuralını belirlemek.
TTK m. 26/2 uyarınca bir işletmenin devri, aksi kararlaştırılmamışsa ticaret unvanının da devrini kapsar.
Ticaret unvanının işletmeden ayrı devredilememesi ve işletme devrinin unvanı da kapsadığı karinesi.
2
Devredenin borçlardan sorumluluk süresini tespit etmek.
TTK m. 11 ve TBK m. 202 uyarınca devreden, devir öncesi borçlardan dolayı 2 yıl süreyle müteselsilen sorumlu kalır.
Alacaklıların durumunun işletme devriyle ağırlaştırılmasını önlemek amacıyla getirilen emredici hüküm.
3
Sorumluluk süresinin başlangıcını saptamak.
Muaccel borçlar için devrin tescil ve ilan edildiği tarih (15 Şubat 2024) başlangıçtır.
İlan, üçüncü kişilerin devri öğrendiği resmi aşamadır.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin devrinde unvanın kendiliğinden devri ve devredenin 2 yıllık müteselsil sorumluluğu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkının kurulmasına ilişkin olarak yapılan tescil işleminin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tescil, rehin hakkının doğumu için kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir.

Cevap

Ticari işletme rehni tescil ile kurulduğundan, tescil işlemi kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu uyarınca, ticari işletme üzerinde rehin hakkının geçerli olarak kurulabilmesi için rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili'ne (TAKSBİS) tescil edilmesi şarttır. Bu tescil yapılmadığı sürece rehin hakkı hukuk dünyasında doğmaz. Dolayısıyla tescil işlemi, hakkı meydana getiren 'kurucu' bir niteliğe sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili mevzuatın (6750 sayılı TİTRK) rehin hakkının kuruluşuna dair temel kuralını hatırla.
Ticari işletme rehni, sözleşmenin sicile tescili ile doğar.
Kanun, teslimsiz taşınır rehninde aleniyeti tescil ile sağlar.
2
Tescilin hukuki niteliğini (kurucu vs. açıklayıcı) belirle.
Hakkın doğumu için tescil şart olduğundan bu işlem kurucudur.
Bir hakkın doğumu için sicil kaydı zorunluysa bu işleme hukukta kurucu (ihdasi) işlem denir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletme Rehninde Tescilin Kurucu Etkisi

İpuçları

1
Bir hakkın doğması için bir sicile kayıt yapılması şartsa, o kayıt 'kurucu' mudur yoksa 'açıklayıcı' mı?

Daha Fazla Pratik

Rehinli Taşınır Sicili'nin hangi kurum tarafından tutulduğunu ve rehnin kapsamına nelerin girdiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

Antalya'da her yıl sadece yaz sezonunda (44 ay) faaliyet gösteren, elde ettiği kârın tamamını bir vakfın burs fonuna aktaran ve işletme hacmi mevzuatla belirlenen esnaf sınırını aşan bir otel işletmesi bulunmaktadır.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri dikkate alındığında, bu organizasyonun "ticari işletme" niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faaliyetin yılın sadece belirli bir döneminde icra edilmesi ve kârın bir vakfa özgülenmesi, organizasyonun ticari işletme sayılmasına engel değildir.

Cevap

Faaliyetin mevsimlik olması ve kârın belirli bir amaca (hayır/burs) özgülenmesi, organizasyonun ticari işletme niteliğini etkilemez.
Ticari işletme sayılmak için gereken 'devamlılık' unsuru, faaliyetin niteliğine göre (örneğin sadece kışın çalışan kayak merkezi veya sadece yazın çalışan otel) periyodik tekrarı kapsar. 'Kazanç sağlama hedefi' ise faaliyetin kâr elde etmeye yönelik olmasıdır; elde edilen kârın hayır kurumuna aktarılması bu objektif hedefi ortadan kaldırmaz. Bu nedenle organizasyon ticari işletme niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik kazanç sağlama hedefi unsurunu değerlendiriniz.
Otel işletmeciliği doğası gereği gelir getirici bir faaliyettir. TTK açısından önemli olan 'kârın elde edilmesi hedefi'dir; elde edilen kârın vakfa bağışlanması bu hedefi subjektif olarak değiştirse de objektif niteliği bozmaz.
Kazanç sağlama hedefi, işletmenin dışa dönük ekonomik faaliyetinin niteliğine göre belirlenir.
2
Devamlılık unsurunu mevsimlik faaliyetler özelinde inceleyiniz.
Faaliyetin sadece yaz aylarında yapılması, her yıl tekrarlanma iradesi olduğu sürece 'devamlılık' kriterini karşılar.
Hukukta devamlılık, faaliyetin kesintisizliği değil, organizasyonun kalıcılığı ve işin niteliğine göre düzenli tekrarıdır.
3
Esnaf sınırı ve diğer unsurların kümülatifliğini kontrol ediniz.
Soruda işletme hacminin esnaf sınırını aştığı belirtilmiştir. Tüm unsurlar (kazanç, devamlılık, esnaf sınırını aşma, bağımsızlık) sağlandığı için bu bir ticari işletmedir.
Ticari işletme sıfatı için dört temel unsurun bir arada bulunması zorunludur.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin unsurlarının (gelir sağlama, devamlılık, bağımsızlık, esnaf sınırını aşma) kümülatif ve objektif mahiyeti.

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kazanılması ve ticari işletmenin devri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret unvanı ve işletme adına ilişkin hükümleri uyarınca aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanının devredilmesi durumunda devralan taraf, unvanı ancak sonuna devir olgusunu gösteren (halefi, şubesi vb.) bir ek yapmak kaydıyla aynen kullanabilir.

Cevap

Ticaret unvanının devri durumunda devralanın unvanı ek yapma zorunluluğu olmaksızın aynen kullanabileceğini belirten seçenek yanlıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, ticaret unvanı devredilebilir ve devir hâlinde devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir. Kanunda bu kullanım için unvanın sonuna 'halefi' veya 'devralan' gibi bir ek yapılmasına dair emredici bir şart bulunmamaktadır. Dolayısıyla, unvanın ancak ek yapmak kaydıyla aynen kullanılabileceğini iddia eden ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devrine ilişkin TTK Madde 49 hükmünün analiz edilmesi.
Unvanın işletmeden ayrı devredilemeyeceği ve işletme devrinin (aksine sözleşme yoksa) unvanı da kapsadığı belirlenir.
Unvanın 'birlik' ilkesi gereği işletme ile olan hukuki bağı kontrol edilir.
2
Devir sonrası unvanın kullanım biçimine dair TTK Madde 50 hükmünün incelenmesi.
Kanun koyucunun 'aynen kullanma' hakkını herhangi bir ek (halefi vb.) şartına bağlamadığı görülür.
Ticari süreklilik ve unvanın ekonomik değerinin korunması ilkesi gereği ek yapma zorunluluğu yoktur.
3
İşletme adı ve eklerin (Türk, Türkiye vb.) özel kurallarıyla karşılaştırma yapılması.
Diğer seçeneklerdeki bilgilerin yasal düzenlemelerle tam uyumlu olduğu teyit edilir.
Hatalı seçeneğin diğer doğru bilgiler arasından netleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Devri ve Aynen Kullanma İlkesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

Tacir (A), işletmekte olduğu ticari işletmesini tüm aktif ve pasif unsurlarıyla birlikte (B)’ye devretmiş; bu devir işlemi ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, (A)’nın devirden önce doğmuş olan işletme borçlarından dolayı (B) ile birlikte müteselsil sorumluluğu kural olarak ne kadar süre devam eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devrin ilanından veya borcun muacceliyetinden itibaren iki yıl

Cevap

Ticari işletmeyi devreden kişinin sorumluluğu, devrin ilanından veya borcun muacceliyetinden itibaren iki yıl boyunca devam eder.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, ticari işletmeyi devreden kişi, devirden önce doğmuş olan borçlardan dolayı devralan ile birlikte, devrin ilanından veya borcun muacceliyetinden itibaren iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin devrinde borçlardan sorumluluk kuralını tespit etme.
Devralan kişi borçlardan sorumlu hale gelirken, devreden kişi de belirli bir süre müteselsilen sorumlu kalmaya devam eder.
Alacaklıların durumunun ağırlaşmasını önlemek.
2
Sorumluluk süresini ve başlangıç anını belirleme.
Süre 2 yıldır; başlangıç ise muaccel borçlar için ilan tarihi, henüz muaccel olmayanlar için muacceliyet tarihidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 11 hükmü gereği.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin devri ve devredenin 2 yıllık müteselsil sorumluluğu.

Daha Fazla Pratik

Devir sözleşmesinin geçerlilik şartlarını ve ticaret unvanının devrine ilişkin özel hükümleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

Bir kimse, bir ticari işletme kurup açtığını; sirküler, gazete, radyo, televizyon ve benzeri ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiştir. Bu kişi henüz fiilen işletmeye başlamamış olmasına rağmen, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir sıfatını kazanmış sayılır ve tacir olmanın bütün hak ve borçlarına tabi olur.

Cevap

Fiilen işletmeye başlamamış olsa bile işletmesini tescil ve ilan eden kişi tacir sayılır ve tacir olmanın tüm hak ve borçlarına tabi olur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 2. fıkrasına göre, bir kimse ticari işletme açtığını tescil ve ilan ederek veya çeşitli ilan araçlarıyla halka duyurmuşsa, fiilen işletmeye başlamamış olsa dahi tacir sayılır. Bu durumda kişi, tacir olmanın getirdiği iflasa tabi olma, ticari defter tutma gibi borçların yanı sıra tacirlere tanınan haklardan da yararlanma yetkisini kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemin niteliğini belirlemek
Kişinin işletmeyi tescil ettirdiği ve ilan araçlarıyla halka duyurduğu tespit edilmiştir.
Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması yöntemlerini (fiilen başlama veya tescil/ilan) ayırt etmek gerekir.
2
İlgili kanun maddesini (TTK m. 12/2) uygulamak
Türk Ticaret Kanunu madde 12/2'ye göre tescil ve ilan, fiilen işletmeye başlama şartının yerine geçer.
Kanun, üçüncü kişilerin güvenini korumak amacıyla tescil ve ilanı tacirlik için yeterli saymıştır.
3
Hukuki sonucu saptamak
Kişi 'tacir' sıfatını kazanır; hem borçlarından sorumlu olur hem de tacir haklarından yararlanır.
Tacir sayılma durumu, kişiyi sadece sorumlu kılmaz, aynı zamanda tacirlik sıfatının getirdiği yetkileri de verir.

Anahtar Kavram

Görünüşte Tacir (TTK Madde 12/2)
Soru 59Soru

Bir girişimci tarafından işletilen ve hediyelik eşya satışı yapan bir organizasyonun, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uyarınca 'ticari işletme' olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların kümülatif olarak bir arada bulunması gerekmektedir.

Buna göre, söz konusu organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmiş olması bu tanım kapsamındaki zorunlu unsurlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletmenin ticaret siciline tescil edilmiş olması

Cevap

İşletmenin ticaret siciline tescil edilmiş olması
Türk Ticaret Kanunu'nun 1111. maddesi uyarınca bir organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırlarının aşılması unsurlarının bir arada bulunması gerekir. Ticaret siciline tescil, bir işletmenin ticari işletme niteliği kazanması için gereken tanımlayıcı unsurlardan biri değildir; tescil, bu nitelik kazanıldıktan sonra yerine getirilmesi gereken idari bir yükümlülüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan ticari işletme tanımındaki unsurları saptamak.
Tanıma göre unsurlar; gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırının aşılmasıdır.
Bir organizasyonun ticari işletme sayılması için bu dört unsurun kümülatif (birlikte) bulunması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri bu dört temel unsur ile karşılaştırmak.
Bağımsızlık, gelir hedefi, devamlılık ve esnaf sınırı unsurlarının tanımda yer aldığı görülür.
Tanım dışındaki unsurların kurucu niteliği yoktur.
3
Ticaret siciline tescilin hukuki niteliğini değerlendirmek.
Tescil, işletme kurulduktan sonra yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür; işletmenin niteliğini belirleyen bir ön şart değildir.
Tescil edilmemiş bir işletme de unsurları taşıyorsa ticari işletme sayılır, ancak tescil yükümlülüğüne aykırılık yaptırıma tabidir.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin unsurları (TTK m. 11/1)
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

Ticari işletme sahibi bir borçlunun, alacaklısına teminat sağlamak amacıyla işletmesi üzerinde kurmak istediği 'ticari işletme rehni'nin hukuken geçerlilik kazanması için tescil edilmesi gereken sicil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehinli Taşınır Sicili

Cevap

Ticari işletme rehninin kurulması için tescil işleminin yapılması gereken yetkili makam Rehinli Taşınır Sicili'dir.
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümleri uyarınca, ticari işletme üzerinde rehin hakkının kurulması için rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmesi gerekir. Bu tescil işlemi rehin hakkı için kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletme rehninin kurucu unsurlarını belirlemek.
Ticari işletme rehninin doğması için tescilin zorunlu olduğunu tespit eder.
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'na göre rehin hakkı tescil ile kurulur.
2
Tescilin yapılacağı özel sicili belirlemek.
İşletme rehninin Rehinli Taşınır Sicili'ne (TARES) tescil edilmesi gerektiğini belirler.
Kanun, bu tür rehin işlemleri için Ticaret Sicili'nden bağımsız, özel bir sicil öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Ticari işletme rehninde tescilin kurucu etkisi ve yetkili sicil makamı
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki
Ticari İşletme Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 3 | Examkin