Ticari İşletme Hukuku

126 soru

Soru 21Soru

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümlerine göre, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulabilmesi ve üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için rehin sözleşmesinin tescil edilmesi gereken yetkili sicil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehinli Taşınır Sicili

Cevap

Ticari işletme rehninin kurulması için rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmesi zorunludur.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmesiyle kurulur. Bu tescil işlemi rehin hakkı bakımından kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir ve rehnin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletme rehninin kuruluş yöntemini belirle.
Ticari işletme rehni teslimsiz bir taşınır rehnidir ve tescil ile kurulur.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) uyarınca rehin hakkının doğumu tescile bağlanmıştır.
2
İlgili kanunda belirtilen yetkili sicili tespit et.
Yetkili sicil Rehinli Taşınır Sicili'dir.
Tescilin aleniyet sağlaması ve kurucu etkisi için kanun koyucu tarafından özel bir sicil ihdas edilmiştir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletme Rehninin Tescili
Tahmini Süre:45s
Soru 22Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticaret unvanında adı bulunan ortağın ölümü veya şirketten ayrılması durumunda unvanın aynen korunabilmesine ilişkin esaslar hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanında adı bulunan bir ortağın ölümü hâlinde, mirasçılarının yazılı rızası alınmak kaydıyla unvan aynen muhafaza edilebilir.

Cevap

Ticaret unvanında adı bulunan bir ortağın ölümü hâlinde, mirasçılarının yazılı rızası alınmak kaydıyla unvan aynen muhafaza edilebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 47. maddesine göre, bir ticaret unvanında adı bulunan ortağın ölümü veya şirketten ayrılması hâlinde unvan aynen devam edebilir; ancak bu durum ayrılan ortağın veya ölen ortağın mirasçılarının yazılı rızasına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devamlılığı ilkesini (TTK m. 47) analiz edin.
Unvanda adı geçen bir ortağın ölümü veya ayrılması durumunda unvanın ne olacağına dair kural belirlenir.
Hukuki süreklilik ve üçüncü kişilerin güveninin korunması açısından unvanın korunup korunamayacağını saptamak gerekir.
2
Unvanın aynen korunması için gereken yasal şartları kontrol edin.
Ayrılan ortağın veya ölen ortağın mirasçılarının 'yazılı rızasının' olması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Kişilik haklarının korunması ile işletme değerinin korunması arasındaki denge bu rıza şartıyla sağlanır.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Devamlılığı İlkesi

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanının ticari işletmeden ayrı olarak devredilip devredilemeyeceği (TTK m. 49) konusunu inceleyerek unvan üzerindeki tasarrufları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 23Soru

Tacir (A), tekstil ürünleri satışı konusunda faaliyet gösteren Tacir (B)’ye 02.01.202602.01.2026 tarihinde bir fatura göndermiştir. Söz konusu fatura, Tacir (B)’nin işletmesine 05.01.202605.01.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tacir (B), faturadaki birim fiyatların anlaşılandan yüksek olduğunu fark etmesine rağmen, işletmesindeki personel eksikliği nedeniyle ancak 15.01.202615.01.2026 tarihinde noter kanalıyla itirazda bulunmuştur. Ayrıca taraflar arasındaki yazılı sözleşmede, ödemede gecikilen her gün için mal bedelinin %5\%5'i oranında bir cezai şart kararlaştırılmıştır.

Bu olayla ilgili 61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir (B), faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmediği için faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır ve tacir sıfatı nedeniyle fahiş olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini mahkemeden talep edemez.

Cevap

Tacir (B)'nin faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmediği için faturanın içeriğini kabul etmiş sayılması ve tacir sıfatı nedeniyle fahiş cezai şartın indirilmesini talep edememesi doğrudur.
Doğru yanıt, tacirin iki temel yükümlülüğünü ve sonucunu birleştirmektedir: Birincisi, TTK m. 21/2 uyarınca faturanın içeriğine itiraz süresi tebliğden itibaren sekiz gündür ve bu süre geçirilirse içerik kabul edilmiş sayılır. İkincisi, TTK m. 22 uyarınca tacir sıfatına sahip borçlu, aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini mahkemeden talep edemez.

Adım Adım Çözüm

1
Fatura tebliğ tarihini ve itiraz süresini belirle.
Tebliğ tarihi 05.01.202605.01.2026'dır. 88 günlük itiraz süresi 13.01.202613.01.2026 mesai bitiminde dolar.
TTK m. 21/2 uyarınca faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz edebilir.
2
Yapılan itirazın süresinde olup olmadığını kontrol et.
İtiraz 15.01.202615.01.2026 tarihinde yapıldığı için süresi geçmiştir.
Sekiz günlük süre geçtikten sonra yapılan itiraz, faturanın içeriğinin (fiyat, miktar vb.) kabul edildiği karinesini çürütmez.
3
Tacir sıfatının cezai şart üzerindeki etkisini değerlendir.
Tacir (B), cezai şartın fahiş (aşırı) olduğu gerekçesiyle indirim talep edemez.
TTK m. 22'ye göre tacirler, fahiş ücret veya cezai şartın indirilmesini mahkemeden isteyemezler (Basiretli iş adamı yükümlülüğünün bir sonucudur).

Anahtar Kavram

Tacir Olmanın Sonuçları: Faturaya İtiraz Süresi ve Cezai Şartın İndirilememesi

Daha Fazla Pratik

Tacirler için öngörülen 'ücret ve faiz isteme hakkı' ile 'hapis hakkı' konularına göz atılması önerilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 24Soru

16 yaşındaki (A)'ya babasından bir ticari işletme miras kalmıştır. (A)'nın annesi (B), yasal temsilci sıfatıyla bu işletmeyi (A) adına işletmeye başlamıştır. Bu olayla ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir sıfatı (A)'ya aittir; ancak tacir olmaya bağlanan cezai müeyyideler yasal temsilci (B) hakkında uygulanır.

Cevap

Tacir sıfatının küçüğe ait olduğu, ancak cezai sorumluluğun yasal temsilciye ait olduğu seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu madde 13 uyarınca, küçük veya kısıtlılara ait ticari işletmeyi onlar adına işleten yasal temsilciler tacir sıfatını kazanmazlar. Bu sıfat doğrudan doğruya temsil edilene (küçüğe veya kısıtlıya) aittir. Ancak, tacir olmanın bir sonucu olarak ortaya çıkan cezai sorumluluklar (örneğin hileli iflas veya defter tutma usulsüzlükleri), fiili yönetimi gerçekleştiren yasal temsilciye yüklenir.

Adım Adım Çözüm

1
İşletme sahibinin hukuki ehliyet durumunu belirle.
(A) 16 yaşında bir küçüktür ve tam ehliyetli değildir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 13 kapsamındaki 'küçük ve kısıtlılar' kuralının uygulanıp uygulanmayacağını anlamak için.
2
TTK madde 13 hükmünü olaya uygula.
Tacir sıfatı temsil edilene (küçüğe) aittir; yasal temsilci (anne) tacir sayılmaz.
Kanun koyucu, ticari işletmenin mülkiyeti ile yönetim sorumluluğunu bu özel durumda birbirinden ayırmıştır.
3
Cezai sorumluluk bakımından ayrımı tespit et.
Kanundaki cezai müeyyideler bizzat işletmeyi yöneten (B) hakkında uygulanır.
Küçüğün cezai ehliyet sınırlamaları ve fiili yönetimin temsilcide olması nedeniyle sorumluluğun kişiselliği ilkesi gözetilmiştir.

Anahtar Kavram

Küçük ve Kısıtlılarda Tacir Sıfatı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sistemine göre, ticaret siciline yapılan tescil işlemleri kural olarak açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir. Ancak kanunda açıkça öngörülen bazı durumlarda tescil, bir hukuki sonucun doğması için gerekli olan kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinde ticaret siciline tescilin etkisi "kurucu" niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir anonim veya limited şirketin ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanması

Cevap

Bir anonim veya limited şirketin ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanması seçeneği doğrudur çünkü ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanması için tescil kurucu (olmazsa olmaz) bir şarttır.
Ticaret siciline tescilin kurucu (ihdasi) etkisi, bir hukuki işlemin veya durumun tescil ile birlikte doğmasıdır. Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim, limited ve kooperatif şirketler ticaret siciline tescil edildikleri an tüzel kişilik kazanırlar. Tescil yapılmadan önce bu şirketler tüzel bir kişi olarak mevcut değildir. Dolayısıyla, tüzel kişiliğin kazanılması tescilin kurucu etkisine en temel örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin türünü belirle
Ticaret hukukunda tescil ya 'açıklayıcı' (olan bir durumu ilan eden) ya da 'kurucu' (bir durumu başlatan) etkidedir.
Hangi işlemin hukuki sonucu doğurduğunu saptamak için bu ayrım temeldir.
2
Seçeneklerdeki tescil işlemlerini analiz et
Gerçek kişi tacir tescilden önce tacir olur. Şube, unvan ve temsilci atamalarında hukuki durum tescilden bağımsız doğabilir.
Genel kural tescilin açıklayıcı olmasıdır.
3
Ticaret şirketlerinin kuruluş anını hatırla
TTK m. 125 ve ilgili maddeler uyarınca ticaret şirketleri sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Şirketin bir kişi olarak var olması tescile bağlı olduğu için bu etki kurucudur.

Anahtar Kavram

Ticaret Siciline Tescilin Kurucu Etkisi (Sermaye Şirketlerinin Kuruluşu)

Daha Fazla Pratik

Kurucu etkiye sahip diğer işlemler olan 'şirketlerde tür değişikliği' ve 'birleşme' konularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

Türk ticaret hukuku prensipleri uyarınca, bir iktisadi organizasyonun 'ticari işletme' olarak kabul edilebilmesi için belirli unsurları kümülatif (birlikte) taşıması şarttır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için gereken bu unsurlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletmenin kendisine ait müstakil bir tüzel kişiliğinin bulunması

Cevap

İşletmenin kendine ait bir tüzel kişiliğinin bulunması ticari işletmenin unsurlarından biri değildir; çünkü ticari işletme bir hukuk süjesi değil, tacirin malvarlığına dahil bir hak nesnesidir.
Ticari işletme, Türk Ticaret Kanunu m. 1111 uyarınca bir malvarlığı ve organizasyon topluluğudur. Hukuki niteliği itibarıyla bir 'hak nesnesi' (obje) olup kendisine ait bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla tüzel kişiliğe sahip olma bir kurucu unsur değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin kanuni tanımındaki unsurları hatırla.
Ticari işletme; gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı, bağımsız ve esnaf sınırını aşan faaliyetlerin yürütüldüğü birimdir.
Tanım, bir organizasyonun ticari işletme sayılması için gereken dört temel unsuru belirler.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri bu dört temel unsurla karşılaştır.
Gelir hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma ifadelerinin unsurlar arasında yer aldığı görülür.
Kümülatif şartların tespiti yanlış seçeneğin elenmesini sağlar.
3
Tüzel kişilik kavramının ticari işletme ile ilişkisini analiz et.
Ticari işletmenin kendisine ait bir tüzel kişiliği yoktur. Tüzel kişilik, işletmenin sahibi olan tacire (örneğin bir ticaret şirketine) ait olan bir niteliktir.
Ticari işletme bir mal ve hak topluluğudur (nesnedir), haklara ve borçlara sahip olabilen bir kişi değildir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Unsurları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 27Soru

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümlerine göre, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulabilmesi için rehin sözleşmesinin tescil edilmesi gereken sicil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehinli Taşınır Sicili

Cevap

Ticari işletme rehninin kurulması için tescil yapılması gereken merci Rehinli Taşınır Sicili'dir.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu uyarınca, ticari işletme üzerinde rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili'ne (TAREKS) tescil edilmesiyle kurulur. Tescil burada kurucu bir etkiye sahiptir ve rehin hakkı tescil anında doğar.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni dayanağın belirlenmesi
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun (TİTRK) incelenmesi.
Ticari işletme rehninin modern hukukumuzdaki temel düzenlemesi bu kanundur.
2
Tescil makamının tespiti
Kanun uyarınca rehin hakkının doğumu için sicile tescilin şart olduğunun ve bu sicilin Rehinli Taşınır Sicili olduğunun görülmesi.
Rehin hakkı, sözleşmenin bu özel sicile tescili ile kurucu bir etkiyle doğar.

Anahtar Kavram

Ticari işletme rehninde tescilin kurucu etkisi ve tescil mahalli.
Tahmini Süre:45s
Soru 28Soru

Devlet memuru olarak görev yapan (A), tabi olduğu mevzuattaki ticaret yasağına rağmen bir kitap evi açmış ve bu işletmeyi fiilen işletmeye başlamıştır. (A), memuriyet siciline zarar gelmemesi amacıyla bu durumu ticaret siciline tescil ettirmemiş ve herhangi bir ilan yoluna da gitmemiştir. Bu olayla ilgili Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret yapması yasak olmasına rağmen işletmeyi fiilen işletmeye başladığı için (A) tacir sıfatını kazanır ve tacir olmanın tüm hukuki sonuçlarına tabi olur.

Cevap

Mesleki yasağa rağmen işletmeyi fiilen işletmeye başladığı için tacir sıfatını kazanır ve tacir olmanın tüm hukuki sonuçlarına tabi olur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 14. maddesi açıkça belirtir ki; kişisel durumları veya yaptıkları işler dolayısıyla bir ticari işletmeyi işletmekten yasaklanmış olan kimse, bu yasağa aykırı hareket ederse tacir sıfatını kazanır. Olayda (A), memuriyet yasağına rağmen işletmeyi fiilen işletmeye başladığı için TTK 12/1 uyarınca tacir sıfatını kazanmıştır. Tescil yaptırmamış olması bu sıfatın kazanılmasına engel değildir çünkü gerçek kişilerde tescil kurucu bir unsur değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki statüsünün (gerçek kişi) ve eyleminin (fiilen işletme) tespiti
Bir gerçek kişi, bir ticari işletmeyi kendi adına kısmen de olsa işletmeye başlarsa tacir sıfatını kazanır (TTK 12/1).
Gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması için temel kural fiilen işletmeye başlamaktır.
2
Mesleki yasakların tacir sıfatına etkisinin değerlendirilmesi
Kişisel durumları veya yaptıkları meslek (memuriyet, hakimlik vb.) nedeniyle ticaret yapması yasaklananların bu yasağa aykırı davranması tacir sıfatını kazanmalarını engellemez (TTK 14/1).
Hukuk güvenliği ve üçüncü kişilerin korunması amacıyla, yasağa rağmen ticaret yapanın tacir sayılması kabul edilmiştir.
3
Tescilin etkisinin analizi
Gerçek kişilerde tescil bildiri (açıklayıcı) niteliktedir; tescil olmasa dahi fiilen işletme ile sıfat kazanılır.
Tescilin kurucu etkisi gerçek kişilerde değil, ticaret şirketleri gibi tüzel kişilerde söz konusudur.

Anahtar Kavram

Gerçek Kişilerde Tacir Sıfatının Kazanılması ve Yasakların Etkisi

Daha Fazla Pratik

Tüzel kişilerde (özellikle ticaret şirketlerinde) tacir sıfatının tescil ile kazanılması kuralını ve tescilin oradaki kurucu etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

Bir tacirin, işletme faaliyetlerini genişletmek amacıyla kullandığı banka kredisi karşılığında ticari işletmesinin tamamı üzerinde rehin tesis etmek istemesi durumunda; rehin hakkının geçerli bir şekilde kurulması, tescili ve kapsamı ile ilgili güncel mevzuat hükümleri uyarınca aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehin hakkı, sözleşmenin Rehinli Taşınır Sicili’ne tesciliyle kurucu bir şekilde doğar ve işletmenin tamamı rehnedilse dahi rehin kapsamındaki varlıkların belirlilik ilkesi uyarınca ayırt edici özellikleriyle belirtilmesi şarttır.

Cevap

Rehin hakkı, sözleşmenin Rehinli Taşınır Sicili’ne tesciliyle kurucu bir şekilde doğar ve işletmenin tamamı rehnedilse dahi rehin kapsamındaki varlıkların belirlilik ilkesi uyarınca ayırt edici özellikleriyle belirtilmesi şarttır.
Rehin hakkı, mülga olan eski kanunun aksine Ticaret Sicili'ne değil, Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilerek kurulur. Bu tescil işlemi kurucu bir niteliğe sahiptir, yani tescil yapılmadan rehin hakkı doğmaz. Ayrıca taşınır rehni sisteminde 'belirlilik ilkesi' hakimdir; yani bir işletme 'bir bütün olarak' rehnedilse dahi, rehnin kapsamına giren her bir varlığın (makineler, araçlar, fikri haklar vb.) ayırt edici özellikleriyle sözleşmede ve sicilde tek tek belirtilmesi yasal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağın tespiti
67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) hükümleri esas alınır.
Ticari işletme rehni ile ilgili eski 14471447 sayılı Kanun mülga olmuş, yerini 67506750 sayılı Kanun almıştır.
2
Sicilin ve tescil etkisinin belirlenmesi
Tescil, Ticaret Sicili yerine Rehinli Taşınır Sicili'ne yapılır ve kurucu (ihdasi) etkiye sahiptir.
Kanunun 44. ve 77. maddeleri uyarınca rehin hakkı tescille doğar.
3
Kapsam ve belirlilik ilkesinin analizi
Rehnedilen her bir varlığın ayırt edici özelliklerinin (marka, seri no vb.) listede yer alması zorunludur.
Yeni sistemde 'toplu rehin' kavramı yerine, her bir taşınırın sicilde açıkça tanımlanması (belirlilik ilkesi) benimsenmiştir.
4
Sözleşme özgürlüğü ve istisnaların değerlendirilmesi
Ticaret unvanı ve işletme adı gibi unsurlar tarafların iradesiyle kapsam dışında bırakılabilir.
Kanunun 55. maddesi, rehne konu olabilecek varlıkları saymış ancak bunların hepsinin zorunlu olarak rehnedilmesini şart koşmamıştır.

Anahtar Kavram

6750 sayılı Kanun uyarınca Ticari İşletme Rehninin Kurucu Tescili ve Belirlilik İlkesi

Alternatif Yöntem

Eski mevzuat (1447 sayılı Kanun) ile yeni mevzuat (6750 sayılı Kanun) arasındaki farkları bir tablo üzerinden karşılaştırmak, KPSS gibi sınavlarda bu tür 'zor' soruların çözümünü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

İşletmeci (B), bir tatil beldesinde yalnızca turizm sezonu olan 44 ay boyunca faaliyet gösteren, 1515 personel istihdam eden ve yüksek teknoloji ekipmanlarla donatılmış bir dalış merkezi işletmektedir. Bu merkez, (B)’ye ait olan ve aynı bölgede bulunan ana otel işletmesinin muhasebe sistemine dahil olup tüm finansal ve idari kararları otel yönetimi tarafından alınmaktadır. Bu bilgilere göre, söz konusu dalış merkezinin Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde "müstakil bir ticari işletme" olarak kabul edilmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezin, ana otel işletmesine idari ve finansal açıdan bağlı olması sebebiyle bağımsızlık unsurunun gerçekleşmemesi

Cevap

Dalış merkezinin ana otel işletmesine idari ve finansal açıdan bağlı olması sebebiyle bağımsızlık unsurunun gerçekleşmemesi
Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için ekonomik faaliyet, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırlarını aşma unsurlarının bir arada bulunması gerekir. Olayda dalış merkezinin kararlarının başka bir yönetim (otel) tarafından alınması ve finansal olarak oraya bağlı olması, merkezin iç ilişkide bağımsız olmadığını gösterir. Bu durum merkezin 'müstakil' bir işletme değil, ana işletmeye bağlı bir birim (şube) olarak nitelendirilmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik faaliyet ve esnaf sınırı unsurunu analiz et
Merkezde 1515 personel ve yüksek teknoloji kullanımı söz konusudur; bu durum esnaf sınırlarını aştığını gösterir.
Ticari işletme için ilk şart esnaf faaliyeti sınırlarını aşan bir hacimdir.
2
Devamlılık (süreklilik) unsurunu değerlendir
Faaliyetin mevsimlik (44 ay) olması, her yıl tekrarlanma niyeti taşıdığı için devamlılık şartını karşılar.
Hukuki anlamda devamlılık, niyetin objektif yansımasıdır.
3
Bağımsızlık unsurunu denetle
Merkezin idari ve finansal kararlarının ana otel yönetimi tarafından alınması, iç yönetimde bağımsız olmadığını gösterir.
Müstakil bir ticari işletme için hem iç hem de dış bağımsızlık kümülatif olarak gereklidir.
4
Sonuç çıkar
Bağımsızlık unsuru eksik olduğu için merkez müstakil bir işletme değil, ana işletmenin bir parçası (şubesi) niteliğindedir.
Tüm unsurlar (ekonomik faaliyet, devamlılık, bağımsızlık, esnaf sınırını aşma) aynı anda bulunmalıdır.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Bağımsızlık Unsuru
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 31Soru

Bir kayak merkezinde sadece kış aylarında (Aralık-Mart arası) faaliyet gösteren, işletmecisinin kendi adına ve hesabına işlettiği, organizasyon yapısı ve mali hacmi itibarıyla esnaf sınırlarını açıkça aşan bir otel işletmesi bulunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili doktrin ilkeleri çerçevesinde, söz konusu organizasyonun 'ticari işletme' niteliği ve unsurları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faaliyetin yılın sadece belirli bir döneminde icra edilmesi, niyetin süreklilik arz etmesi ve her yıl tekrarlanması nedeniyle 'devamlılık' unsurunun gerçekleşmiş sayılmasına engel değildir.

Cevap

Faaliyetin yılın belirli dönemlerinde (mevsimlik) yapılması, niyetin süreklilik arz etmesi ve düzenli tekrarı durumunda devamlılık unsurunu sağlar ve ticari işletme niteliğini etkilemez.
Ticari işletmenin temel unsurlarından biri olan 'devamlılık', faaliyetin hiçbir kesintiye uğramadan sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmez. Bir organizasyonun, amacına uygun belirli dönemlerde (örneğin her kış sezonunda) düzenli olarak tekrarlanması ve işletmecinin bu faaliyeti sürdürme niyetinin kalıcı olması, devamlılık unsurunun gerçekleşmesi için hukuksal açıdan yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin unsurlarını belirleme
İktisadi çalışma, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma unsurları kümülatif olarak bulunmalıdır.
6102 sayılı TTK m. 11 uyarınca ticari işletmenin tanımı bu unsurlara dayanır.
2
Mevsimlik faaliyetlerde devamlılık unsurunu analiz etme
Devamlılık, faaliyetin yılın her günü sürmesi değil, niyetin sürekliliği ve organizasyonun her sezon tekrarlanmasıdır.
Doktrinde ve yargı kararlarında mevsimlik otel, plaj veya kayak merkezi gibi işletmelerin 'devamlılık' unsuruna sahip olduğu kabul edilir.
3
Diğer unsurları olay kurgusuna göre test etme
Bağımsızlık (kendi adına işletme), iktisadi çalışma (otel faaliyeti) ve esnaf sınırını aşma (mali hacim) unsurları olayda mevcuttur.
Dört unsurun tamamı birleştiği için yapı bir ticari işletmedir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Unsurları ve Devamlılık Kriteri

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kazanılması ve esnaf-tacir ayrımındaki güncel mali sınırları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

Bir eğitim vakfı, burs fonlarını desteklemek amacıyla piyasadaki özel polikliniklerle rekabet edecek düzeyde tıbbi analiz hizmeti veren geniş çaplı bir laboratuvar kompleksi işletmektedir. Bu yapı; vakıf merkezinden ayrı bir mekânda faaliyet göstermekte, kendine ait bir yönetim kadrosu ve muhasebe birimi barındırmakta, dış piyasaya (üçüncü kişilere) hizmet vermekte ve elde edilen tüm gelir doğrudan vakfın eğitim bursları fonuna aktarılmaktadır. Laboratuvarın yıllık cirosu ve personel sayısı, Cumhurbaşkanlığı kararı ile belirlenen esnaf işletmesi sınırlarını 1010 kat aşmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve doktrindeki ilkeler ışığında, söz konusu laboratuvar organizasyonunun "ticari işletme" niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelirin harcandığı yerin niteliğine bakılmaksızın; iktisadi faaliyet, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırlarını aşma unsurları kümülatif olarak gerçekleştiğinden bu yapı bir ticari işletmedir.

Cevap

Laboratuvar kompleksi, gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırlarını aşma kriterlerini kümülatif olarak sağladığı için bir ticari işletmedir.
Doğru seçenek, işletmenin gelirin harcandığı yerden bağımsız olarak tüm yasal unsurları taşıdığını belirten ifadedir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir yapının ticari işletme sayılması için iktisadi bir faaliyet yürütmesi, faaliyetin devamlı olması, organizasyonun bağımsız olması ve çapının esnaf sınırlarını aşması yeterlidir. Laboratuvar kompleksi, piyasada rekabet ederek gelir sağlamayı hedeflemekte, kendi yönetimiyle bağımsız hareket etmekte ve büyük hacmiyle esnaf sınırlarını aşmaktadır; dolayısıyla tam teşekküllü bir ticari işletmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin kurucu unsurlarını (gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık, esnaf sınırlarını aşma) listeleyin.
Dört temel unsurun varlığı sorgulanmalıdır.
Bir yapının ticari işletme sayılması için bu unsurların tamamının aynı anda bulunması gerekir.
2
Olaydaki "gelir sağlama hedefi" unsurunu analiz edin.
Elde edilen gelirin vakıf amaçlarına (burs) aktarılması, faaliyetin iktisadi niteliğini değiştirmez; önemli olan piyasa koşullarında bedel karşılığı hizmet verilmesidir.
Doktrinde kârın paylaşılması (şirketlerde olduğu gibi) değil, gelirin hedeflenmesi yeterli görülür.
3
Organizasyonun "bağımsızlık" ve "devamlılık" unsurlarını değerlendirin.
Ayrı mekân, ayrı yönetim, ayrı muhasebe ve geniş çaplı hizmet sunumu bu unsurların mevcut olduğunu gösterir.
Bağımsızlık, işletmenin şube değil müstakil bir birim olarak dış çevreyle işlem yapabilmesidir.
4
İşletme hacmini esnaf sınırıyla kıyaslayın.
Hacmin esnaf sınırlarını 1010 kat aşması, yapının ticari işletme eşiğini geçtiğini kanıtlar.
Esnaf sınırlarını aşmak, ticari işletmeyi esnaf işletmesinden ayıran temel ölçüttür.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Kümülatif Unsurları ve İktisadi Gaye
Soru 33Soru

Ticaret unvanı ile işletme adının hukuki nitelikleri, kullanım şartları ve işlevleri dikkate alındığında, bu iki kavram arasındaki hukuki ilişkiye dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı her tacir için kullanılması zorunlu bir unsurdur; işletme adı kullanımı ise tacirler için kural olarak ihtiyaridir.

Cevap

Ticaret unvanı kullanımı tacirler için zorunlu, işletme adı kullanımı ise ihtiyaridir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre her tacir, işletmesini açtığı günden itibaren on beş gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını tescil ettirmekle yükümlüdür. İşletme adı ise bir işletmeyi diğerlerinden ayırt etmek için kullanılan ve tescili zorunlu olmayan ihtiyari bir tanıtım vasıtasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kullanım zorunluluğunu incele.
Tacirlerin ticaret unvanı kullanması emredici bir hükümken, işletme adı kullanımı tacirin takdirine bağlıdır.
TTK m. 39 uyarınca her tacir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır.
2
Kavramların kime/neye yönelik olduğunu belirle.
Ticaret unvanı taciri (şahsı), işletme adı ise işletmeyi (nesneyi) tanıtır.
Hukuki koruma kapsamı ve işlevi bu ayrım üzerinden belirlenir.

Anahtar Kavram

Ticaret unvanı ve işletme adı arasındaki zorunluluk ve işlev ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernekler statüsünde kabul edilen (D) Eğitim ve Kültür Derneği, dernek tüzüğündeki burs faaliyetlerine gelir sağlamak amacıyla büyük bir matbaa kurmuş ve bu işletmeyi ticaret siciline tescil ettirerek faaliyete başlamıştır. Matbaanın piyasaya olan yüklü miktardaki kağıt tedarik borçlarını vadesinde ödeyememesi üzerine, alacaklı (S) Şirketi, (D) Derneği aleyhine doğrudan iflas yoluyla takip başlatmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uyarınca, bu olaydaki (D) Derneği'nin hukuki statüsü ve icra takibi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (D) Derneği, kamu yararına çalışan bir dernek olduğundan ticari işletme işletse dahi tacir sıfatını kazanamaz ve dernek aleyhine iflas yoluyla takip yapılamaz.

Cevap

Kamu yararına çalışan dernekler, ticari işletme işletseler dahi tacir sayılmazlar ve iflasa tabi değildirler.
Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrasına göre; kamu yararına çalışan dernekler, bir ticari işletmeyi işletseler bile kendileri tacir sayılmazlar. Aynı Kanun'un 18. maddesinin 2. fıkrası ise bu kuralı tamamlayarak, tacir sayılmayan kamu yararına çalışan derneklerin iflasa da tabi olmadıklarını açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle dernek aleyhine başlatılan iflas takibi hukuka aykırıdır; alacaklı ancak genel haciz yoluna başvurabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Derneğin niteliğinin tespit edilmesi
Derneğin 'kamu yararına çalışan dernek' statüsünde olduğu belirlenir.
Bu statü, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir istisnaya tabi tutulmuştur.
2
TTK m. 16/2 hükmünün uygulanması
Dernek, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya ister tüzel kişiliği bulunan bir kuruluş aracılığıyla işletsin, tacir sayılmaz.
Kanun koyucu kamu yararına çalışan dernekleri, ticari faaliyetlerine rağmen tacir sıfatından muaf tutmuştur.
3
İflas sorumluluğunun TTK m. 18/2 uyarınca değerlendirilmesi
Kamu yararına çalışan dernekler, bir ticari işletme işletseler bile iflasa tabi değildirler.
İflas sorumluluğu kural olarak tacir olmaya bağlanmıştır; ancak kamu yararına çalışan dernekler bu kuralın açık bir istisnasıdır.
4
Takip yönteminin belirlenmesi
Alacaklı, derneğe karşı iflas yoluyla takip yapamaz; ancak genel haciz yoluyla takip başlatabilir.
İflasa tabi olmayan borçlulara karşı başvurulabilecek hukuki yol haciz yoludur.

Anahtar Kavram

Kamu Yararına Çalışan Derneklerin Tacir Sıfatı ve İflas Sorumluluğu İstisnası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Ticari işletmenin devri ve bu süreçte ticaret unvanı ile işletme adının hukuki akıbetine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun emredici hükümleri ve ticaret unvanının devredilemezliği ilkesi uyarınca doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez; ancak işletmenin devri hâlinde unvanın devir kapsamı dışında tutulması kararlaştırılabilir. Buna karşın işletme adı, ticari işletmeden bağımsız olarak devredilebilir.

Cevap

Ticaret unvanının işletmeden ayrı devredilemeyeceği ancak işletme devrinde kapsam dışı bırakılabileceği, işletme adının ise bağımsız devredilebileceği ifadesi doğrudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasına göre ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez. Ancak aynı hüküm, işletmenin devri sırasında unvanın devir kapsamı dışında bırakılabileceğine (aksi kararlaştırılabilir) cevaz verir. İşletme adı ise unvanın tabi olduğu bu katı bağlılık kuralına tabi değildir; doktrin ve uygulama uyarınca ticari işletmeden bağımsız olarak devredilmesi mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanı ve işletme adının işlevlerini ayırt et.
Ticaret unvanı taciri (hukuki sujeki), işletme adı ise işletmeyi (iktisadi birimi) tanıtır.
Hukuki nitelikleri farklı olduğu için devir kuralları da farklılık gösterir.
2
TTK m. 49/1 hükmünü analiz et.
Unvanın işletmeden ayrı devredilemeyeceği (bağlılık ilkesi) ancak işletme devredilirken unvanın saklı tutulabileceği görülür.
Kanun koyucu unvanın işletmeden koparılmasını yasaklamış ancak tacirin unvanını koruyarak ticareti bırakmasına veya başka işletmede kullanmasına izin vermiştir.
3
İşletme adının devredilebilirliğini değerlendir.
İşletme adının kullanımı ihtiyaridir ve unvan gibi sujeke değil, işletmeye özgülenmiş bir malvarlığı hakkıdır; bu nedenle bağımsız devri mümkündür.
Ticaret unvanı üzerindeki hak kişiye sıkı sıkıya bağlılık arz ederken, işletme adı üzerindeki hak mutlak bir malvarlığı hakkı niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Devredilemezliği ve İşletme Adı Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanının korunması kapsamında tecavüz hâlinde açılacak davalar ve bu davaların zamanaşımı sürelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 36Soru

(A)(A), gerçekte kendisine ait bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen, bastırdığı antetli kağıtlarda ve işletme kaşesinde kendisini " (A)(A) Dış Ticaret" unvanıyla bir işletme sahibi gibi tanıtmış ve bu sıfatla üçüncü kişilerle çeşitli ticari sözleşmeler akdetmiştir.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTKTTK) hükümleri uyarınca, (A)(A)'nın bu faaliyetleri sonucunda içinde bulunduğu hukuki statüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir sıfatını kazanmış sayılmaz; ancak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.

Cevap

Tacir sıfatını kazanmamış olsa dahi, kendisini bir işletme sahibi gibi gösterdiği için iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu tutulur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1212. maddesinin 33. fıkrasına göre, bir ticari işletme açmış gibi kendi adına işlemler yapan kişi, tacir sıfatını kazanamaz çünkü ortada hukuken bir işletme yoktur. Ancak, bu kişinin yarattığı dış görünüşe güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması amacıyla, bu kişi tacirmiş gibi borçlardan (iflasa tabi olma, basiretli davranma vb.) sorumlu tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletme varlığının kontrol edilmesi
Olayda (A)(A)'nın üzerine kayıtlı bir ticari işletme bulunmadığı belirtilmiştir.
Gerçek kişilerin tacir sıfatını kazanabilmesi için TTKTTK m. 12/112/1 uyarınca bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işletmeleri gerekir.
2
Görünüşte hak doktrini ve TTKTTK m. 12/312/3 hükmünün uygulanması
(A)(A), bir işletmesi varmış gibi davranarak üçüncü kişilerde güven oluşturmuştur.
TTKTTK m. 12/312/3 uyarınca, bir ticari işletme açmış gibi kendi adına işlemler yapan kişi, tacir sıfatını kazanmasa da iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.
3
Sorumluluğun kapsamının belirlenmesi
(A)(A) sadece tacirlere özgü yükümlülüklerden (iflas, basiretli davranma vb.) sorumlu olur; tacir haklarından (ticaret unvanı kullanma vb.) yararlanamaz.
Kanun koyucu burada sadece dış görünüşe güvenen üçüncü kişileri korumayı amaçlamıştır, kişiye haksız bir statü kazandırmaz.

Anahtar Kavram

Tacir Gibi Sorumlu Olma
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 37Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret unvanı ve işletme adına ilişkin hükümleri uyarınca, bu iki kavramın devri, korunması ve ticari işletme ile olan hukuki bağları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez; ancak bir işletmenin devri hâlinde taraflar ticaret unvanını devir kapsamı dışında tutabilirler. İşletme adı ise işletmeden bağımsız olarak devredilebilir.

Cevap

Ticaret unvanının işletmeden bağımsız devredilemeyeceğini ancak işletme devrinde kapsam dışı bırakılabileceğini, işletme adının ise bağımsız devredilebileceğini belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, Türk Ticaret Kanunu m. 49'un her iki fıkrasını ve işletme adının doktrindeki niteliğini tam olarak yansıtmaktadır. Ticaret unvanı işletme ile birlikte devredilmek zorundadır (m. 49/1), ancak işletme devredilirken taraflar unvanın kendilerinde kalmasını kararlaştırarak onu kapsam dışı bırakabilirler (m. 49/2). İşletme adı ise unvan kadar sıkı bir şekil ve bağlılık kuralına tabi değildir ve işletmeden bağımsız devredilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devrine ilişkin TTK m. 49/1 hükmünün değerlendirilmesi.
Ticaret unvanının ticari işletmeden ayrı olarak devredilemeyeceği (bağlılık ilkesi) tespit edilir.
Kanun koyucu, ticaret unvanının işletmenin kimliğini temsil etmesi nedeniyle halkın yanıltılmasını önlemek amacıyla bu yasağı getirmiştir.
2
İşletme devri durumunda unvanın akıbetine dair TTK m. 49/2 hükmünün incelenmesi.
İşletme devredildiğinde, taraflar aksini kararlaştırmadıkça unvanın da devredilmiş sayılacağı sonucuna varılır.
Yasa, işletme ve unvan arasındaki doğal bağı korumak için bir karine belirlemiştir; ancak bu karinenin aksinin kararlaştırılmasına (unvanın devredende kalmasına) izin verir.
3
İşletme adının hukuki niteliği ve devir kabiliyetinin ticaret unvanı ile karşılaştırılması.
İşletme adının, unvandan farklı olarak işletmeden bağımsız devredilebileceği tespit edilir.
İşletme adı tacirin değil işletmenin adıdır ve kanunda unvan için öngörülen katı bağlılık kuralına tabi kılınmamıştır.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının İşletmeye Bağlılığı ve İşletme Adından Farkı

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanına eklenebilecek 'ekler' (Cumhuriyet, Türk vb.) ve bu eklerin kullanım şartlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru

Tacir (A), işletmekte olduğu ticari işletmesini 12 Ocak 2024 tarihinde düzenlenen yazılı bir sözleşme ile (B)’ye devretmiş; sözleşmede ticaret unvanının devir kapsamı dışında tutulacağı özel olarak kararlaştırılmıştır. Söz konusu devir işlemi 22 Ocak 2024 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş ve aynı gün ilan edilmiştir. İşletmenin devrinden önce doğmuş olan ve 10 Nisan 2024 tarihinde vadesi gelerek muaccel hale gelecek bir banka kredisi borcu bulunmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, devreden (A)’nın söz konusu kredi borcundan dolayı devralan (B) ile birlikte müteselsil sorumluluğunun sona ereceği tarih aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 10 Nisan 2026

Cevap

Devreden (A)'nın müteselsil sorumluluğu, borcun muaccel olduğu 10 Nisan 2024 tarihinden itibaren başlayan 2 yıllık sürenin sonunda, yani 10 Nisan 2026 tarihinde sona erer.
Ticari işletmenin devrinde devreden, devirden önceki borçlardan dolayı devralan ile birlikte iki yıl boyunca müteselsilen sorumludur. Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu iki yıllık süre; muaccel borçlar için bildirme veya ilan tarihinden, daha sonra muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet (vade) tarihinden itibaren işlemeye başlar. Soruda borcun 10 Nisan 2024'te muaccel olacağı belirtildiğinden, iki yıllık süre bu tarihten başlar ve 10 Nisan 2026'da sona erer.

Adım Adım Çözüm

1
Devir sözleşmesinin ve ilanın geçerliliğini kontrol etme
Yazılı sözleşme ve tescil/ilan şartları yerine getirilmiştir. Ticaret unvanının devir dışı bırakılması, aksi kararlaştırılabileceği için devrin geçerliliğini etkilemez.
TTK m. 11/3 uyarınca devir sözleşmesinin yazılı yapılması ve sicile tescili geçerlilik şartıdır.
2
Müteselsil sorumluluk süresini belirleme
Devreden, işletme borçlarından devralan ile birlikte 2 yıl boyunca müteselsilen sorumludur.
TBK m. 202 ve TTK m. 11 atfıyla devredenin sorumluluğu 2 yıl olarak belirlenmiştir.
3
Sürenin başlangıç noktasını saptama
Borç devir anında henüz muaccel olmadığı için süre 10 Nisan 2024 (muacceliyet tarihi) tarihinde başlar.
TBK m. 202/2 uyarınca muaccel borçlar için ilan tarihi, henüz muaccel olmayanlar için muacceliyet tarihi esas alınır.
4
Bitiş tarihini hesaplama
10 Nisan 2024 + 2 yıl = 10 Nisan 2026.
Sorumluluk süresinin yasal bitiş tarihidir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletme Devrinde Sorumluluk Başlangıcı
Soru 39Soru

Bir organizasyonun Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde "ticari işletme" olarak nitelendirilebilmesi için kümülatif olarak belirli unsurları taşıması gerekmektedir. Bu unsurlardan biri olan "bağımsızlık", işletmenin iç işleyişinden ziyade, dış ilişkilerindeki hukuki durumuna işaret eder.

Buna göre; bir holding bünyesinde faaliyet gösteren, kendine ait yönetim kadrosu, personeli ve fiziksel mekanı bulunmasına rağmen, üçüncü kişilerle olan tüm hukuki işlemlerini holdingin ticaret unvanı altında gerçekleştiren ve bu işlemlerden doğan tüm riskin holding tüzel kişiliğine ait olduğu bir birimin, müstakil bir ticari işletme olarak kabul edilmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış ilişkilerde kendi adına ve hesabına hareket etme (bağımsızlık) niteliğinin bulunmaması

Cevap

Organizasyonun dış ilişkilerde kendi adına ve hesabına hareket etme niteliğinin bulunmaması nedeniyle bağımsızlık unsuru eksiktir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre bir organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için kümülatif unsurlardan biri olan bağımsızlık unsuruna sahip olması gerekir. Bağımsızlık, işletmenin dış ilişkilerinde başka bir işletmeye tabi olmaksızın kendi adına ve hesabına hukuki işlemler yapabilmesi ve bu işlemlerin iktisadi riskini üstlenmesidir. Soru kökünde belirtilen birim, holdingin ticaret unvanı altında işlem yaptığı ve risk holdinge ait olduğu için bu unsuru taşımaz.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari işletmenin unsurlarını belirlemek.
TTK uyarınca unsurlar: Gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşmadır.
Bir yapının ticari işletme sayılması için bu dört unsurun bir arada bulunması şarttır.
2
Bağımsızlık unsurunun kapsamını analiz etmek.
Bağımsızlık, işletmenin üçüncü kişilerle olan işlemlerinde kendi adına ve hesabına hareket etmesini, riskin kendisine ait olmasını ifade eder.
Yönetimsel özerklik (iç bağımsızlık) ticari işletme vasfı için yeterli olmayıp, hukuki/dış bağımsızlık aranır.
3
Soru kökündeki verilerle unsurları karşılaştırmak.
Birim, holdingin unvanını kullanmakta ve risk holdinge ait olmaktadır. Bu durum dış bağımsızlığın yokluğunu kanıtlar.
Başkası adına ve hesabına çalışan yapılar (şubeler gibi) müstakil ticari işletme değildir.

Anahtar Kavram

Bağımsızlık Unsuru (Kendi adına ve hesabına hareket etme)

İpuçları

1
Ticari işletme unsurları olan gelir sağlama, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma kriterlerini hatırlayınız.
2
Organizasyonun kendi yönetimine sahip olması (iç bağımsızlık) ile hukuki işlemleri kendi adına yapması (dış bağımsızlık) arasındaki farka odaklanınız.

Daha Fazla Pratik

Şube ve ticari işletme arasındaki farkları, özellikle tescilin bu iki yapı üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, bir organizasyonun "ticari işletme" olarak kabul edilebilmesi için bir arada bulunması gereken unsurlar göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu unsurlar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüzel kişiliğe sahip olma

Cevap

Ticari işletmenin unsurları arasında tüzel kişiliğe sahip olma şartı bulunmamaktadır; zira işletme bir hak süjesi değil, bir hak objesidir.
Tüzel kişiliğe sahip olma ticari işletmenin unsurlarından biri değildir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari işletme; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız yürütüldüğü bir organizasyondur. İşletme bir mal varlığı topluluğudur ve hukuki niteliği itibarıyla bir 'nesne' (hak objesi) olarak kabul edilir. Bu nedenle işletmenin kendisine ait bir kişiliği yoktur; kişilik, işletmeyi işleten gerçek veya tüzel kişiye (tacire) aittir.

Adım Adım Çözüm

1
61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 1111'deki ticari işletme tanımı analiz edilir.
Ticari işletme; esnaf işletmesi sınırlarını aşan, gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı ve bağımsız faaliyette bulunan organizasyondur.
Tanımda geçen unsurların kümülatif olarak bulunması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ifadeler bu dört temel unsurla (gelir hedefi, devamlılık, bağımsızlık, esnaf sınırını aşma) karşılaştırılır.
Tüzel kişiliğe sahip olma ifadesinin bu unsurlar arasında yer almadığı görülür.
Ticari işletme bir mal varlığı organizasyonu olup, tüzel kişilik bu organizasyonun sahibine (tacire) ait bir özelliktir.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Unsurları

İpuçları

1
Ticari işletme ile bu işletmeyi yöneten kişi (tacir) arasındaki farkı düşünün.
2
Ticari işletme bir 'eşya' veya 'organizasyon' mudur, yoksa kendi başına dava açabilen bir 'kişi' midir?

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kazanılması ve bu sıfatın sonuçlarını inceleyerek işletme ile sahibi arasındaki hukuki bağı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 7Sonraki