Ticari İşletme Hukuku

126 soru

Soru 61Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 11. maddesinde ticari işletme; "esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bir ticaret şirketinin başka bir ilde açtığı ve merkeze bağlı olarak faaliyet gösteren "şube" yapılanması, muhasebe ve yönetim özerkliğine sahip olsa dahi başlı başına müstakil bir ticari işletme olarak kabul edilmemektedir.

Buna göre, şubelerin merkezden ayrı bir ticari işletme sayılmamasının temel gerekçesi, ticari işletmenin aşağıdaki unsurlarından hangisinin eksikliğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsızlık

Cevap

Şubelerin merkezden ayrı bir ticari işletme sayılmamasının nedeni, merkeze olan bağlılıkları sebebiyle 'bağımsızlık' unsurunun bulunmamasıdır.
Türk Ticaret Kanunu'na göre bir organizasyonun ticari işletme sayılabilmesi için kümülatif olarak taşıması gereken unsurlardan biri 'bağımsızlık'tır. Şubeler, her ne kadar kendi muhasebeleri ve yönetimleri olsa da, iç ilişkide merkeze bağlıdırlar ve merkezden ayrı bir hukuki varlıkları yoktur. Bu nedenle bağımsızlık unsuru eksik kaldığından, şubeler merkezin bir parçası kabul edilir ve müstakil bir ticari işletme sayılamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
TTK m. 11/1 uyarınca ticari işletme tanımını analiz et.
Tanımda dört temel unsur bulunur: Gelir sağlama hedefi, devamlılık, bağımsızlık ve esnaf sınırını aşma.
Bir organizasyonun müstakil bir ticari işletme olması için bu unsurların kümülatif olarak bulunması gerekir.
2
Şube yapılanmasının özelliklerini bu unsurlar ışığında değerlendir.
Şubeler devamlıdır, gelir hedefler ve esnaf sınırını aşar; ancak idari ve hukuki olarak merkeze bağımlıdır.
Şubelerin kendi unvanları, merkezden bağımsız mal varlıkları ve nihai karar yetkileri yoktur.
3
Eksik olan unsuru tespit et.
Bağımsızlık unsuru eksik olduğu için şube müstakil bir ticari işletme sayılamaz.
Tanımdaki 'bağımsız şekilde yürütülme' kriteri şubeler için gerçekleşmemektedir.

Anahtar Kavram

Ticari işletmenin kurucu unsurlarından olan 'bağımsızlık' kriteri, işletmenin başka bir organizasyona tabi olmadan kendi adına faaliyet yürütebilmesini ifade eder.

İpuçları

1
Ticari işletmenin unsurlarını TTK m. 11/1'e göre düşünün: gelir hedefi, devamlılık, esnaf sınırını aşma ve organizasyon yapısı.
2
Bir şube, merkez işletmeye idari ve ekonomik olarak nasıl bağlıdır? Bu bağlılık hangi kavramın zıttıdır?
3
Şubeler kendi başlarına hak ve borç edinemezler, davalarda merkez adına hareket ederler. Bu durum onların 'müstakil' olmamasından kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

Şubelerin tescilinin açıklayıcı mı yoksa kurucu mu etkili olduğunu inceleyerek tescilin sonuçlarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 62Soru

Tacir (A), yeni girdiği bir sektördeki tecrübesizliğinden yararlanan Tacir (B) ile piyasa değerinin çok üzerinde bir bedelle ticari işletmesi için hammadde alım sözleşmesi akdetmiştir. (A), daha sonra "basiretli bir iş adamı" gibi davranamadığını ancak (B)'nin kendisinin bu zayıflığını kullandığını ileri sürerek Türk Borçlar Kanunu'ndaki gabin (aşırı yararlanma) hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal etmek istemektedir.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve tacir olmanın hukuki sonuçları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacirler, her türlü ticari faaliyetlerinde basiretli davranmak zorunda olduklarından, gabin hükümlerine dayanırken "tecrübesizlik" veya "düşüncesizlik" unsurlarını ileri süremezler; ancak "zor durumda kalma" (müzayaka) halini ispat ederek sözleşmeyi iptal edebilirler.

Cevap

Tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle gabin iddiasında tecrübesizlik veya düşüncesizliğe dayanamayacaklarını, ancak zor durumda kalma (müzayaka) haline dayanabileceklerini belirten seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 18/218/2. maddesi uyarınca tacir, ticari faaliyetlerinde 'basiretli bir iş adamı' gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük objektif bir özen ölçütü getirdiğinden, tacir kendi işleriyle ilgili olarak 'tecrübesiz' olduğunu veya 'düşüncesizce' hareket ettiğini ileri sürerek Türk Borçlar Kanunu m. 2828'deki gabin hükümlerinden yararlanamaz. Ancak 'zor durumda kalma' (müzayaka) hali, tacirin basiretiyle değil, içinde bulunduğu çaresiz durumla ilgili olduğundan, tacir bu unsura dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarafların sıfatını ve uygulanacak temel kuralı belirleyin.
Taraflar tacirdir ve Türk Ticaret Kanunu m. 18/218/2 uyarınca basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındadırlar.
Tacir olmanın en temel hukuki sonuçlarından biri, ticari faaliyetlerde objektif özen gösterme borcudur.
2
Basiretli iş adamı ölçütünün niteliğini analiz edin.
Bu ölçüt objektiftir; tacirin kişisel durumuna bakılmaz, ideal bir tacirin göstermesi gereken özen esas alınır.
Tacirin "bilmiyordum" veya "tecrübesizdim" diyerek sorumluluktan kaçmasını engellemek amaçlanır.
3
Gabin (Aşırı Yararlanma) unsurları ile basiret yükümlülüğünü ilişkilendirin.
Basiretli bir tacir "tecrübesiz" veya "düşüncesiz" kabul edilemeyeceğinden, gabinin bu iki unsuruna dayanamaz. Ancak "zor durumda kalma" (müzayaka) basiretle değil, dışsal bir çaresizlikle ilgilidir.
Yargıtay ve doktrin, tacirin müzayaka halindeki irade sakatlığının basiretli davranma ödeviyle çatışmadığını kabul eder.

Anahtar Kavram

Basiretli İş Adamı Ölçütü ve Gabin İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Tacirlerin cezai şartın tenkisini isteyememesi kuralı ile gabin arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sisteminde ticaret siciline tescil işlemleri kural olarak açıklayıcı (bildirici) bir etkiye sahiptir; yani tescil edilen vakıa tescilden önce de mevcuttur. Ancak bazı istisnai hallerde tescil, bir hukuki durumun doğması veya bir hakkın kazanılması için kurucu (yapıcı) bir şart niteliğindedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi sicile tescilin kurucu (yapıcı) etkiye sahip olduğu işlemlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari işletme rehninin tesis edilmesi

Cevap

Ticari işletme rehninin tesis edilmesi, hakkın doğumu için tescili zorunlu kıldığından kurucu etkiye sahiptir.
Ticari işletme rehni, Türk hukukunda tescilin kurucu (yapıcı) etki doğurduğu nadir ve önemli istisnalardan biridir. 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu uyarınca, rehin hakkı ancak rehin sözleşmesinin ilgili sicile tescil edilmesiyle kurulur. Tescil yapılmadığı sürece ortada hukuken geçerli bir rehin hakkı bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin hukuki niteliğini analiz et
TTK'da tescil kural olarak açıklayıcıdır (mevcut bir durumu bildirir).
Ticaret hukukunda güven ilkesi gereği kayıtların ilan edilmesi esastır.
2
Seçeneklerdeki işlemlerin doğum anını belirle
Tacir sıfatı, şube ve temsilci atama işlemleri tescilden önce fiilen veya iradeyle gerçekleşir.
Bu işlemlerin geçerliliği tescile bağlı değildir, tescil sadece üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder.
3
Kurucu etkiyi gerektiren özel durumları tespit et
Ticari işletme rehni (ve sermaye şirketlerinin tüzel kişilik kazanması gibi durumlar) tescil ile varlık kazanır.
6750 sayılı Kanun ve TTK uyarınca rehin hakkı ancak sicile kayıtla doğan bir sınırlı ayni haktır.

Anahtar Kavram

Tescilin Kurucu (İnhai) ve Açıklayıcı (İzharı) Etkisi

Daha Fazla Pratik

Sermaye şirketlerinin (Anonim, Limited) tüzel kişilik kazanma anı ve bu tescilin hukuki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 64Soru

Türk hukukunda ticaret unvanının tescili ve korunması sistemi çerçevesinde, daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanı ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olan bir ibarenin yeni bir tacir tarafından tescil ettirilmek istenmesi durumunda izlenmesi gereken yasal prosedür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni tescil edilecek unvanın, daha önce tescil edilmiş olan unvandan açıkça ayırt edilmesini sağlayacak nitelikte eklerin yapılması zorunludur.

Cevap

Yeni tescil edilecek ticaret unvanının, önceden tescil edilmiş unvanlardan açıkça ayırt edilmesini sağlayacak eklerin yapılması yasal bir zorunluluktur.
Doğru yanıt, Türk Ticaret Kanunu'nun 45. maddesinin 2. fıkrasında yer alan emredici hükme dayanmaktadır. Bu hükme göre, her yeni ticaret unvanının, daha önce tescil edilmiş olan unvanlardan açıkça ayırt edilmesi için gerekli eklerin yapılması zorunludur. Bu kural, ticaret hayatında dürüstlüğü sağlamak ve üçüncü kişilerin yanılmasını önlemek amacıyla getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının açıklığı ve tekliği ilkesini analiz etmek.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca her tacirin bir ticaret unvanı seçmesi ve bu unvanın diğerlerinden ayırt edici olması gerektiği sonucuna varılır.
Ticaret unvanı, taciri diğerlerinden ayırmaya yarayan bir tanıtma aracıdır ve kamu güvenini koruma amacı taşır.
2
TTK m. 45 hükmünü mevcut senaryoya uygulamak.
Önceden tescil edilmiş bir unvanın aynısı veya benzeri tescil edilmek istendiğinde 'ayırt edici ek' yapılmasının zorunlu olduğu belirlenir.
Kanun koyucu, karışıklığı önlemek adına tescil önceliğine dayalı mutlak bir koruma ve farklılaştırma yükümlülüğü getirmiştir.
3
Korumasının kapsamını (yerel vs. ulusal) teyit etmek.
Tescil edilen bir ticaret unvanının Türkiye'nin her yerinde korunduğu, bu nedenle farklı sicil bölgelerinin aynı unvanın tesciline izin vermediği saptanır.
TTK m. 50 uyarınca usulüne uygun tescil edilen ticaret unvanı Türkiye genelinde tekel hakkı sağlar.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Tekliği ve Ayırt Ediciliği İlkesi

İpuçları

1
Ticaret unvanının tüm Türkiye genelinde mi yoksa sadece yerel olarak mı korunduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Ticari işletmenin devri durumunda unvanın da devredilip devredilemeyeceğini ve 'unvanın işletmeden ayrı devredilemeyeceği' kuralını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 65Soru

67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticari işletmenin bütünü üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletmeye ait sınai mülkiyet haklarının rehin kapsamına girebilmesi için, bu hakların rehin sözleşmesinde her birinin kalem kalem sayılması geçerlilik şartıdır.

Cevap

İşletmeye ait sınai mülkiyet haklarının rehin kapsamına girebilmesi için her birinin sözleşmede kalem kalem sayılmasının zorunlu olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 67506750 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca; bir ticari işletmenin tamamı üzerinde rehin kurulması halinde, ticaret unvanı, işletme adı, menkul işletme tesisatı ve sınai mülkiyet hakları, sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığı sürece kendiliğinden rehnin kapsamına dahil olur. Dolayısıyla bu hakların geçerli bir rehin için sözleşmede kalem kalem sayılması veya özel olarak belirtilmesi bir geçerlilik şartı değildir; tam tersine, kapsam dışında bırakılmak isteniyorlarsa açıkça belirtilmeleri gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili kanun maddesinin tespiti
6750 sayılı Kanun madde 5 incelenir.
Ticari işletme rehninin kapsamını belirleyen temel yasal düzenleme budur.
2
İşletme rehninin default (varsayılan) kapsamının analizi
İşletmenin tamamı rehnedildiğinde unvan, işletme adı, tesisat ve sınai mülkiyet haklarının 'aksine hüküm yoksa' kapsama dahil olduğu görülür.
Taraflar özel olarak hariç tutmadıkça bu unsurlar kanun gereği rehnin içindedir.
3
Geçerlilik şartı ile kapsam kuralının ayırt edilmesi
Sınai mülkiyet haklarının tek tek sayılması bir geçerlilik şartı değil, sadece aksine düzenleme yapılmamışsa otomatik bir sonuçtur.
Hukuki hatanın tespit edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Ticari İşletme Rehninde Kanuni Kapsam ve Belirlilik İlkesi

Daha Fazla Pratik

6750 sayılı Kanun ile getirilen 'boş dereceye ilerleme hakkı' ve 'lex commissoria yasağı' konularına göz atılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru

Ortakları A ve B'den oluşan bir kolektif şirkette ortak B'nin vefat etmesi üzerine, B'nin mirasçıları şirkete ortak olarak girmeyi reddetmiştir. Şirketin infisih etmesi sonucunda hayatta kalan ortak A, işletmeyi tüm unsurlarıyla devralarak kendi adına bir gerçek kişi işletmesi olarak yürütmeye karar vermiştir. A, işletmenin piyasadaki tanınırlığını korumak amacıyla içinde B'nin isminin de geçtiği mevcut ticaret unvanını herhangi bir değişiklik yapmadan kullanmak istemektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu durumda ticaret unvanının muhafazası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B'nin mirasçılarının bu unvanın aynen kullanılmasına yönelik yazılı rızalarının alınması kaydıyla, A unvanı değiştirmeden kullanmaya devam edebilir.

Cevap

Ortak B'nin mirasçılarının bu unvanın aynen kullanılmasına yönelik yazılı rızalarının alınması durumunda unvanın muhafazası mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca, bir ticaret unvanında adı bulunan ortağın ölümü halinde, mirasçıların unvanın aynen kalmasına yazılı olarak rıza göstermeleri durumunda unvan değiştirilmeksizin kullanılabilir. Bu kural, işletmenin bir ticaret şirketinden gerçek kişi işletmesine dönüşmesi veya el değiştirmesi durumunda da unvanın devamlılığı ilkesi gereği uygulanır. Bu nedenle mirasçıların yazılı rızası geçerli bir unvan muhafazası için yeterli ve gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ticaret unvanının devamlılığı ilkesini değerlendir.
TTK m. 47 ve m. 50 uyarınca, işletme sahibi değişse veya bir ortak ayrılsa dahi unvanın korunabileceği saptandı.
Ticaret unvanı işletmenin piyasadaki değerini temsil eder ve devamlılığı esastır.
2
Unvanda adı geçen kişinin vefatı durumundaki şartları kontrol et.
Mirasçıların yazılı rızasının gerektiği belirlendi.
Kişilik haklarının korunması amacıyla unvanda adı geçen kişinin (veya vefatı halinde mirasçılarının) onayı emredici bir şarttır.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanının Devamlılığı ve Muhafazası

Daha Fazla Pratik

Ticaret unvanının işletmeden ayrı devredilip devredilemeyeceği konusundaki emredici hükümleri tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

Merkezi Ankara'da bulunan "Yıldız Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi", İzmir'de yeni bir şube açmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu şubenin kullanacağı ticaret unvanı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şube, merkezin ticaret unvanını, şube olduğunu belirten bir ek yaparak kullanmak zorundadır.

Cevap

Şube, merkezin ticaret unvanını, şube olduğunu belirten bir ek yaparak kullanmak zorundadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 48. maddesinin 3. fıkrasına göre, her şube kendi merkezinin ticaret unvanını kullanmak zorundadır. Ancak bu kullanım sırasında, işletmenin merkez değil bir şube olduğu açıkça belirtilmelidir (örneğin: ... Limited Şirketi İzmir Şubesi). Bu kural, ticaret unvanının açıklık ve dürüstlük ilkelerinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şubenin hukuki statüsünü analiz etme
Şube, merkeze bağlı ancak dış ilişkide bağımsız hareket eden bir birimdir.
Ticaret unvanı kuralları şubenin merkeze olan bağlılığını yansıtmalıdır.
2
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) şube unvanlarına ilişkin maddesini uygulama
TTK m. 48/3 uyarınca şube unvanının merkeze bağlı olma zorunluluğu tespit edilir.
Kanun, şubelerin kendi merkezlerinin ticaret unvanını kullanmasını emretmektedir.
3
Zorunlu eklerin kontrol edilmesi
Unvana 'şube' ibaresinin eklenmesi gerektiği sonucuna varılır.
Üçüncü kişilerin yanıltılmaması ve şube ile merkezin ayırt edilebilmesi için bu ek zorunludur.

Anahtar Kavram

Şube Ticaret Unvanı

İpuçları

1
Şubelerin merkeze olan hukuki bağlılığını düşünün.
2
TTK'daki ticaret unvanının bütünlüğü ve açıklığı ilkelerini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Merkezi yurt dışında bulunan şirketlerin Türkiye'deki şubelerinin unvan kurallarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 68Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTKTTK) hükümleri uyarınca tacir sıfatının kazanılmasıyla ilgili aşağıdaki olaylar dizisi gerçekleşmiştir:

I. (A)(A) Belediyesi, belde sakinlerinin ekmek ihtiyacını karşılamak amacıyla bir fırın işletmesini doğrudan doğruya işletmeye başlamıştır.
II. (B)(B) Vakfı, tüzüğündeki amaçlarını desteklemek için bir kafeterya işletmesini kendi adına fiilen işletmektedir (Vakıf, gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcamamaktadır).
III. (C)(C), bir butik açmak amacıyla ticaret siciline tescilini yaptırmış, ancak dükkânın tadilatı bitmediği için henüz fiilen satışa başlamamıştır.
IV. (D)(D), herhangi bir tescil yaptırmaksızın bir mobilya atölyesini kendi adına fiilen işletmeye başlamıştır.

Bu verilere göre, hangi kişi veya kuruluşların "tacir" sıfatına sahip olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B)(B) Vakfı, (C)(C) ve (D)(D) gerçek kişileri tacir sıfatına sahipken; (A)(A) Belediyesi kendisi tacir sayılmaz.

Cevap

(B)(B) Vakfı, (C)(C) ve (D)(D) gerçek kişileri tacir sıfatına sahiptir; (A)(A) Belediyesi ise tacir sayılmaz.
Doğru seçenek; kamu tüzel kişilerinin tacir olamayacağını, özel amaçlı vakıfların işletme işletmeleri halinde tacir sayılacağını ve gerçek kişilerin hem tescil yoluyla hem de fiilen işletmeye başlama yoluyla ayrı ayrı tacir sıfatını kazanabileceğini doğru şekilde tespit etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu tüzel kişilerinin durumunu değerlendir.
(A)(A) Belediyesi tacir değildir.
TTKTTK 16/116/1 uyarınca devlet, belediye ve köyler ticari işletme işletseler dahi bizzat kendileri tacir sıfatını kazanamazlar.
2
Vakıfların tacir sıfatı şartlarını kontrol et.
(B)(B) Vakfı tacirdir.
Amacına ulaşmak için ticari işletme işleten vakıflar tacirdir; gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcamayan vakıflar bu kuralın istisnası dışındadır.
3
Gerçek kişilerin tescil durumuna göre analiz yap.
(C)(C) tacirdir.
TTKTTK 12/212/2 uyarınca bir kimse ticari işletme kurduğunu tescil ettirirse, henüz işletmeye başlamamış olsa dahi tacir sayılır.
4
Gerçek kişilerin fiili işletme durumuna göre analiz yap.
(D)(D) tacirdir.
TTKTTK 12/112/1 uyarınca bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir; tescilin yokluğu tacir sıfatının kazanılmasına engel değildir.

Anahtar Kavram

Tacir Sıfatının Kazanılması Şartları (TTKTTK 1212 ve 1616)

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının kazanılmasından sonra, ticaret sicilinden terkin edilmesine rağmen devam eden 11 yıllık iflas sorumluluğu (I˙I˙KİİK 4444) konusunu inceleyin.

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemiyle verileri 'Tescil' ve 'Fiili İşletme' sütunlarına ayırarak her biri için TTKTTK maddelerini (12/112/1, 12/212/2, 16/116/1) eşleştirerek sonuca gidilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 69Soru

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi ve borcun vadesinde ifa edilmemesi durumunda alacaklının haklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alacaklı, borcun vadesinde ifa edilmemesi durumunda, rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini ancak birinci derecedeki rehin hakkı sahibi olması kaydıyla talep edebilir.

Cevap

Alacaklı, borcun ifa edilmemesi durumunda, ancak birinci derecedeki rehin hakkı sahibi olması şartıyla mülkiyetin devrini talep edebilir.
6750 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, borcun vadesinde ödenmemesi hâlinde, alacaklı eğer birinci derecede rehin hakkı sahibiyse, rehinli taşınırın mülkiyetinin kendisine devrini talep edebilir. Bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan ve rehinli malın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini yasaklayan (lex commissoria yasağı) genel kuralın ticari işlemler için getirilmiş çok önemli bir istisnasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
TİTRK kapsamındaki teslimsiz rehin mekanizmasını analiz etme.
6750 sayılı Kanun, ticari işletme rehninde zilyetliğin devri yerine sicile tescili (kurucu etki) esas almıştır.
Ticari işletmenin faaliyetine devam edebilmesi için unsurların borçluda kalması gerekir.
2
Temerrüt sonrası alacaklı haklarını (TİTRK m. 14) değerlendirme.
Alacaklıya üç seçimlik hak tanınmıştır: Mülkiyetin devrini talep etme, alacağın devri veya zilyetliğin devri.
Borcun ifa edilmemesi durumunda alacaklının teminatı nakde çevirme veya edinme yollarını belirlemek gerekir.
3
Mülkiyetin devri hakkının sınırlarını belirleme.
Mülkiyetin devri talebi, yalnızca birinci derecedeki rehinli alacaklıya tanınmış bir haktır.
Derece sisteminde öncelik hakkının korunması ve alt derecedeki alacaklıların haklarının gözetilmesi amaçlanmaktadır.

Anahtar Kavram

TİTRK uyarınca birinci derece rehin alacaklısının mülkiyetin devrini talep hakkı (Mürtehinle mülkiyetin geçişi yasağının istisnası)
Soru 70Soru

67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi ve bu rehnin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehinli alacaklılar arasındaki öncelik hakkı, kural olarak tescil tarihindeki sıra uyarınca belirlenmekle birlikte; tarafların rehin hakkını taşınmaz rehnindekine benzer bir "dereceler sistemi" üzerinden kurmaları da mümkündür.

Cevap

Rehinli alacaklılar arasındaki öncelik hakkı tescil tarihine göre belirlenir ancak dereceler sistemi kurulması da hukuken mümkündür.
Doğru olan ifade, rehinli alacaklılar arasındaki öncelik hakkının kural olarak tescil tarihine göre belirlendiğini ancak tarafların bir derece sırası (sabit dereceler) belirleyerek de rehin kurabileceğini belirten ifadedir. Bu kural 67506750 sayılı TİTRK m. 1010 hükmünde açıkça düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun Kapsamının Belirlenmesi
67506750 sayılı TİTRK hükümleri dikkate alınmalıdır.
Ticari işletme rehni, eski 14471447 sayılı Kanun'un ilga edilmesiyle artık TİTRK hükümlerine tabidir.
2
Rehnin Kuruluşu ve Tescil Makamının Tespiti
Rehin hakkı, Rehinli Taşınır Sicili'ne yapılacak tescil ile kurulur.
Tescil, rehin hakkının doğumu için kurucu (konstitütif) bir şarttır ve yetkili sicil Ticaret Sicili değil, Rehinli Taşınır Sicili'dir.
3
Öncelik ve Derece Sisteminin Analizi
TİTRK m. 1010 uyarınca öncelik hakkı tescil anına göre belirlenir, ancak derece sistemi de uygulanabilir.
Modern taşınır rehni hukuku, alacaklılara daha esnek teminat imkanları sunmak amacıyla taşınmaz rehnindeki sabit dereceler sistemine benzer bir yapıya izin vermektedir.

Anahtar Kavram

TİTRK uyarınca rehin hakkının kurucu tescili ve derece sistemi imkanı.

Daha Fazla Pratik

Rehin hakkının sona ermesi ve sicilden terkin süreçlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sisteminde ticaret siciline yapılan tescil işlemlerinin hukuki etkisi (kurucu/açıklayıcı) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari temsilcinin yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin tescil işlemi, bu sınırlamanın üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesini sağladığı için kurucu niteliktedir.

Cevap

Ticari temsilcinin yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin tescil işlemi kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) niteliktedir.
Ticari temsilcinin yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin tescil işlemi açıklayıcı (bildirici) niteliktedir. Bu işlemde tescil, mevcut bir sınırlandırma iradesinin üçüncü kişilerce bilinmesini sağlar (olumlu aleniyet). Kurucu tescilde ise hak veya durum tescil edilmeksizin doğmaz (örneğin anonim şirket kuruluşu veya ticari işletme rehni).

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin kurucu ve açıklayıcı etkileri arasındaki temel farkın belirlenmesi
Kurucu tescilde hukuki sonuç tescil anında doğarken, açıklayıcı tescilde sonuç tescilden önce doğmuş olup sicil sadece bu durumu ilan eder.
Hukuki işlemlerin hangi kategoride olduğunu belirlemek için kanuni dayanağa bakılmalıdır.
2
Temsil yetkisinin sınırlandırılmasının niteliğinin incelenmesi
Temsil yetkisinin sınırlandırılması kararı şirket içinde alınır ve hüküm doğurur; tescil ise bu sınırlamanın dış dünyaya (üçüncü kişilere) karşı ileri sürülebilmesini sağlar.
Aleniyet sağlayan tescil işlemleri kural olarak açıklayıcıdır.
3
Diğer seçeneklerdeki işlemlerin etkileriyle karşılaştırma yapılması
Ticari işletme rehni ve şirket kuruluşu kanunen tescile bağlı kılındığı için kurucu, gerçek kişi tacir sıfatı ise fiili duruma bağlı olduğu için açıklayıcıdır.
Temsil yetkisi sınırının niteliğinin bu gruptaki diğer kurucu işlemlerle karıştırılmaması gerekir.

Anahtar Kavram

Ticaret Siciline Tescilin Hukuki Etkileri
Soru 72Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre ticaret siciline yapılan tescil işlemlerinin hukuki niteliği ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanabilmesi için ticaret siciline tescil edilmeleri, tescilin kurucu etkisine bir örnektir.

Cevap

Ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanabilmesi için ticaret siciline tescil edilmeleri, tescilin kurucu etkisine bir örnektir.
Türk Ticaret Kanunu sisteminde tescilin etkisi kural olarak açıklayıcıdır. Ancak ticaret şirketlerinin kuruluşu (tüzel kişilik kazanması), tescilin kurucu etkisine en tipik örnektir. Tescil gerçekleşmeden şirket tüzel kişilik kazanamaz ve yeni bir hukuki statü doğmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin genel kuralını belirle
Ticaret siciline tescil işlemleri kural olarak 'açıklayıcı' (bildirici) niteliktedir.
Ticari hayatta haklar genellikle tescilden önce doğar, tescil ise bu durumu kamuya duyurur.
2
Kurucu etkinin istisnalarını hatırla
Tüzel kişiliğin kazanılması ve ticari işletme rehni gibi durumlar kurucu etkiye sahiptir.
Kanun koyucu bazı önemli hukuki durumların ancak tescil ile başlayacağını emretmiştir.
3
Gerçek kişi ve tüzel kişi ayrımını yap
Gerçek kişilerde tescil açıklayıcı, ticaret şirketlerinde (tüzel kişilerde) tescil kurucudur.
Gerçek kişiler fiilen çalışmaya başlayarak tacir olurken, şirketler ancak tescil ile hukuk dünyasında bir 'kişi' olarak doğarlar.

Anahtar Kavram

Ticaret Siciline Tescilin Etkileri (Açıklayıcı vs Kurucu)

Daha Fazla Pratik

Tacir sıfatının sonuçları (basiretli iş adamı gibi davranma vb.) ile tescil yükümlülüğü arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya yaklaşırken 'Hak tescilden önce mi doğmuş?' sorusunu sorun. Eğer tescilden önce hak varsa tescil açıklayıcıdır, hak tescille beraber doğuyorsa tescil kurucudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 73Soru

Ticari hayatta hukuki güvenliğin ve şeffaflığın sağlanması amacıyla öngörülen ticaret sicili tescil işlemleri, tescilin aranan hukuki sonucun doğumu üzerindeki etkisine göre 'kurucu' (ihdasi) veya 'açıklayıcı' (bildirici) olarak nitelendirilir. Tescil, bir hukuki durumun veya hakkın doğumu için bizzat gerekli bir unsur teşkil ediyorsa kurucu; zaten doğmuş olan bir durumun üçüncü kişilere duyurulması amacını taşıyorsa açıklayıcı niteliktedir.

Buna göre, aşağıdaki işlemlerden hangisinin ticaret siciline tescil edilmesi, ilgili hukuki sonucun doğumu bakımından kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir anonim veya limited şirketin ticaret siciline tescil edilmesiyle tüzel kişilik kazanması

Cevap

Sermaye şirketlerinin (anonim, limited vb.) ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanması işlemi kurucu (ihdasi) bir etkiye sahiptir.
Ticaret hukukunda genel kural tescilin açıklayıcı (bildirici) olmasıdır; yani tescil edilecek olay tescilden önce gerçekleşmiştir. Ancak tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin kuruluşu (anonim, limited, kollektif, komandit şirketler) bu kuralın en temel istisnasıdır. Bu şirketler tescil edilmedikleri sürece hukuken birer tüzel kişilik olarak varlık kazanamazlar. Dolayısıyla tescil işlemi, tüzel kişiliğin 'doğum anı' olduğundan kurucu (ihdasi) bir nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin türlerini analiz etme
Tescil kural olarak açıklayıcıdır (mevcut durumu bildirir), ancak istisnai olarak tescil anında hakkın doğduğu durumlar kurucudur.
Soruda kurucu etki sorulduğu için tescilin geçerlilik şartı olduğu bir durum aranmalıdır.
2
Gerçek kişilerde tacir sıfatını inceleme
Gerçek kişilerde tacir sıfatı fiilen işletmeye başlama ile kazanılır (61026102 s. TTK m. 12).
Tescil bu durumda tacir sıfatını yaratmaz, sadece ilan eder (açıklayıcıdır).
3
Tüzel kişilerde (şirketlerde) tüzel kişiliği inceleme
Anonim ve limited şirketler gibi ticaret şirketleri tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Tescilden önce şirket bir tüzel kişi olarak mevcut değildir; tescil şirketi hukuken var eder (kurucudur).
4
Ticari temsilcilik ve şube gibi diğer unsurları değerlendirme
Ticari temsilci ataması ve şube açılması fiili/iradi işlemlerle gerçekleşir.
Sicile tescil edilmeseler dahi bu durumlar hukuken (iç ilişkide veya fiilen) mevcuttur; tescil sadece üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesini sağlar (açıklayıcıdır).

Anahtar Kavram

Ticaret siciline tescilin kurucu (ihdasi) ve açıklayıcı (bildirici) etkileri arasındaki fark.

Daha Fazla Pratik

Kurucu etkiye sahip diğer örnekleri (ticari işletme rehni, donatma iştirakinin tescili gibi) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 74Soru

67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin taraflarca imzalanıp notere onaylatıldığı an itibarıyla hukuken kurulmuş sayılır.

Cevap

Rehin hakkının sözleşmenin imzalanması veya noter onayıyla kurulduğunu belirten ifade yanlıştır; rehin hakkı ancak sicile tescil ile doğar.
Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin imzalanması veya noter onayı ile değil, Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmesiyle kurulur. 67506750 sayılı Kanun uyarınca tescil, rehin hakkının tesisi için kurucu (constitutive) bir öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Rehin hakkının kuruluş anını belirleyen yasal düzenlemeyi inceleyin.
67506750 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 55. fıkrasına göre rehin hakkı tescil ile kurulur.
Taşınır rehni sisteminde zilyetliğin devri yerine tescil ikame edildiği için tescil kurucu unsurdur.
2
Sözleşmenin şekil şartları ile rehnin kuruluş anı arasındaki farkı ayırt edin.
Noter onayı sözleşmenin geçerlilik şartıyken, tescil rehin hakkının ayni bir hak olarak doğması için gereken şarttır.
Sözleşme sadece borçlandırıcı işlem niteliğindedir, tasarruf işlemi ise tescildir.

Anahtar Kavram

Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) uyarınca rehin hakkının doğumu tescile bağlıdır (Kurucu tescil).

Daha Fazla Pratik

Rehinli alacaklının temerrüt durumundaki haklarını (mülkiyetin devri, icra takibi vb.) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 75Soru

67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) hükümleri uyarınca, bir ticari işletme üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi süreci ve bu rehnin hukuki geçerliliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rehin hakkı, usulüne uygun olarak düzenlenen rehin sözleşmesinin Taşınır Rehni Sicili'ne (TARES) tescil edilmesiyle kurulur; bu tescil rehin hakkının doğumu için kurucu niteliktedir.

Cevap

Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Taşınır Rehni Sicili'ne (TARES) tescil edilmesiyle kurulur ve bu tescil işlemi kurucu niteliktedir.
Doğru ifade, rehin hakkının Taşınır Rehni Sicili'ne (TARES) tescil ile doğduğunu ve bu işlemin kurucu (ihdasi) nitelikte olduğunu belirten açıklamadır. 67506750 sayılı Kanun kapsamında, taraflar arasında düzenlenen rehin sözleşmesi ancak sicile tescil edildiği anda rehin hakkı hukuken varlık kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili kanun maddesinin tespiti
67506750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun (TİTRK) rehin hakkının kuruluşuyla ilgili hükümleri incelenmelidir.
Ticari işletme rehni üzerindeki eski mevzuat (TİRK) mülga olduğundan, güncel kurallar 67506750 sayılı Kanun ile belirlenir.
2
Rehnin kuruluş anının belirlenmesi
Taşınır rehni hakkı, rehin sözleşmesinin sicile (TARES) tescil edilmesiyle doğar.
Kanun koyucu, teslimsiz taşınır rehninde aleniyeti ve hakkın doğumunu sicil kaydına bağlamıştır (kurucu tescil ilkesi).
3
Geçerlilik ve sicil otoritesinin kontrolü
Tescilin TARES'e yapılması gerektiği ve sözleşmenin elektronik veya yazılı olabileceği doğrulanmıştır.
Noter zorunluluğunun kaldırılması ve tek bir merkezi sicil sisteminin getirilmesi Kanun'un temel amaçlarındandır.

Anahtar Kavram

Ticari işletme rehninde sicile tescilin kurucu (ihdasi) etkisi
Soru 76Soru

Ticaret siciline tescilin hukukî sonuçları bakımından tescilin 'kurucu' (ihdasi) veya 'açıklayıcı' (bildirici) olması büyük önem taşır. Türk ticaret hukuku doktrini ve mevzuatı çerçevesinde, kural olarak tescil açıklayıcı bir etkiye sahip olsa da bazı istisnai durumlarda tescil gerçekleşmeden hukukî sonuç doğmamaktadır.

Buna göre, aşağıdaki olgulardan hangisinin ticaret siciline tescil edilmesi, ilgili hukukî sonucun doğumu için 'kurucu' bir etkiye sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticaret şirketlerinin tescil edilmesi neticesinde tüzel kişilik kazanması

Cevap

Ticaret şirketlerinin tescil edilmesi neticesinde tüzel kişilik kazanması
Ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanması, tescilin kurucu (ihdasi) etkisinin en temel örneğidir. Türk Ticaret Kanunu sistemine göre bir şirket tescil edilmeden hukukî anlamda bir tüzel kişi (hak süjesi) olarak varlık kazanamaz; yani tescil, sonucun doğumu için bir kurucu şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Tescilin etkilerini tanımla
Tescilin açıklayıcı (önceden var olan durumu duyuran) ve kurucu (tescil ile durumu var eden) etkileri belirlendi.
Soruda sorulan kurucu etkiyi ayırt etmek için temel hukukî ayrımın yapılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki olguların doğuş anını analiz et
Gerçek kişilerde tacirlik fiili durumla, ticaret unvanı ve temsil yetkisi ise tescil öncesi işlemlerle doğar.
Her bir işlemin tescilden önce hukukî bir sonuç doğurup doğurmadığı tescilin etkisini belirler.
3
Ticaret şirketlerinin kuruluş hükümlerini incele
TTK madde 125/2125/2 uyarınca 'Ticaret şirketleri ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanırlar' hükmüne ulaşıldı.
Şirketin bir kişi olarak hukuk dünyasına girmesi tescil şartına bağlandığı için bu tescil kurucudur.

Anahtar Kavram

Tescilin Kurucu ve Açıklayıcı Etkisi

Daha Fazla Pratik

Tescilin olumlu ve olumsuz açıklık etkilerini (iyiniyetin korunması) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 77Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, bir ticari işletmenin bütün halinde devri ve bu devrin sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ticari işletmeyi devreden, devirden önceki borçlardan dolayı devralanla birlikte, devrin alacaklılara ihbarı veya ilanı tarihinden itibaren 22 yıl süreyle müteselsilen sorumludur.

Cevap

Ticari işletmeyi devreden kişinin devir öncesi borçlardan dolayı devralanla birlikte, devrin ilanından veya bildirilmesinden itibaren 22 yıl boyunca müteselsilen sorumlu olması ifadesi doğrudur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 202202. maddesi uyarınca, bir malvarlığını veya işletmeyi devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticaret sicilinde ilan ettiği tarihten başlayarak onlara karşı işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, önceki borçlu (devreden) da devralanla birlikte 22 yıl süreyle müteselsilen sorumlu kalmaya devam eder. Bu süre, muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden, müeccel borçlar için ise borcun muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Devir sözleşmesinin geçerlilik şartlarını kontrol et.
TTK m. 11/311/3 uyarınca devrin yazılı yapılması ve ticaret siciline tescili zorunludur; her ikisi de geçerlilik şartıdır.
Şekil şartına uyulmaması devri geçersiz kılar.
2
Ticaret unvanının devirdeki durumunu incele.
TTK m. 4949 uyarınca unvan işletmeden ayrı devredilemez ancak aksi kararlaştırılmadıkça işletme ile birlikte devredilmiş sayılır.
Unvanın işletme bütünlüğünden ayrılmazlığı ilkesi mevcuttur.
3
Devredenin borçlardan sorumluluk süresini ve başlangıcını belirle.
TBK m. 202202 gereği, devreden kişi devir öncesi borçlardan alacaklılara yapılan ihbar veya ilan tarihinden itibaren 22 yıl boyunca müteselsilen sorumludur.
Alacaklıların korunması amacıyla devredene belirli bir süre daha sorumluluk yüklenmiştir.

Anahtar Kavram

Ticari işletme devrinde devredenin müteselsil sorumluluğu ve unvanın devri kuralı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru

Tacir (K), Tacir (L) ile telefon görüşmesiyle akdettiği ticari satım sözleşmesine ilişkin detayları içeren bir teyit mektubunu 02.03.202602.03.2026 tarihinde (L)’ye göndermiş ve mektup aynı gün tebliğ edilmiştir. Teyit mektubunda, telefon görüşmesinde aslında açıkça konuşulmamış olan bir "vade farkı" maddesinin de eklendiği görülmektedir. Tacir (L), işlerinin yoğunluğu nedeniyle mektubu ancak 12.03.202612.03.2026 tarihinde inceleyebilmiş ve aynı gün noter aracılığıyla vade farkına itiraz etmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu olaydaki teyit mektubu ve yapılan itirazın hukuki sonucuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tacir (L), teyit mektubunun kendisine ulaştığı tarihten itibaren 88 günlük yasal süre içinde itiraz etmediği için mektubun içeriğini (vade farkı dahil) aynen kabul etmiş sayılır.

Cevap

Tacir, teyit mektubuna kendisine ulaştığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etmediği takdirde, mektup içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 3. fıkrasına göre; telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak yapılan sözleşmelerin içeriğini onaylayan bir yazıyı (teyit mektubu) alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmemişse, teyit mektubunun içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. Olayda Tacir (L), 88 günlük süreyi geçirdiği için mektup içeriği kesinleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarafların sıfatını ve işlemin niteliğini belirle.
Her iki taraf da tacirdir ve yapılan işlem ticari bir satım sözleşmesine ilişkin 'teyit mektubu'dur.
Türk Ticaret Kanunu m. 21 hükümleri tacirler arasındaki fatura ve teyit mektubu süreçlerini düzenler.
2
Yasal itiraz süresini kontrol et.
TTK m. 21/3 uyarınca teyit mektubuna itiraz süresi 8 gündür.
Mektubun içeriğinin (sözlü mutabakata uygun olmasa bile) kesinleşmesi için kanun koyucu bu süreyi öngörmüştür.
3
Olaydaki tarihleri karşılaştır.
Tebliğ: 02.03.202602.03.2026, İtiraz: 12.03.202612.03.2026. Arada 1010 gün bulunmaktadır.
88 günlük süre 10.03.202610.03 .2026 mesai bitiminde dolmuştur.

Anahtar Kavram

Teyit Mektubuna İtiraz Süresi ve Sükutun Sonucu

Daha Fazla Pratik

Tacir olmanın diğer bir sonucu olan 'ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememe' kuralı ile TBK'daki genel hükümler arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 79Soru

Ticari işletmenin aktif ve pasifleriyle bir bütün hâlinde devredilmesine ilişkin hukuki rejim dikkate alındığında, devrin geçerliliği ve devredenin borçlardan sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve ticaret siciline tescili zorunlu olup; devreden, işletme borçlarından dolayı devralanla birlikte 22 yıl süreyle müteselsilen sorumlu kalmaya devam eder.

Cevap

Devir sözleşmesinin yazılı yapılması ve tescili zorunludur; devreden ise borçlardan iki yıl müteselsilen sorumludur.
Ticari işletmenin devri için yazılı şekil ve ticaret siciline tescil kurucu şartlardır. Ayrıca devredenin borçlardan sorumluluğu, alacaklıları korumak adına ilan veya ihbardan itibaren 22 yıl boyunca müteselsil olarak devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Geçerlilik şartlarını kontrol et
TTK m. 11/311/3 uyarınca ticari işletme devri sözleşmesinin yazılı yapılması ve ticaret siciline tescili kurucu bir şarttır.
İşletmenin aktif ve pasifleriyle bir bütün olarak devri özel bir geçerlilik rejimine tabidir.
2
Devredenin sorumluluk süresini belirle
TBK m. 202202 uyarınca devreden, devralanla birlikte 22 yıl boyunca müteselsilen sorumludur.
Alacaklıların korunması amacıyla devredenin sorumluluğu belirli bir süre daha devam ettirilir.
3
Müeccel borçlar için sürenin başlangıcını saptle
Muaccel borçlarda ihbar/ilan tarihinden, müeccel borçlarda ise muacceliyet (vade) tarihinden itibaren 22 yıllık süre başlar.
Borcun ifa edilebilir olmadığı dönemde sorumluluk süresinin başlaması alacaklı aleyhine sonuç doğurur.

Anahtar Kavram

Ticari İşletmenin Bütün Halinde Devri ve Müteselsil Sorumluluk

Daha Fazla Pratik

Ticari işletme rehni ile işletme devri arasındaki tescil ve kapsam farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru

Bir anonim şirketin ticaret unvanında gerçek bir kişinin ad ve soyadına yer verilmesi durumunda, unvanın içeriğiyle ilgili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun öngördüğü emredici düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket türünü gösteren 'Anonim Şirket' ibaresinin kısaltılarak (A.Ş. gibi) yazılması yasaktır.

Cevap

Ticaret unvanında gerçek bir kişinin ad veya soyadının bulunması halinde, şirket türünü belirten 'Anonim Şirket' ibaresi kısaltılmadan tam olarak yazılmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 43. maddesinin 2. fıkrasına göre, anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanlarında gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren 'Anonim Şirket' veya 'Limited Şirket' ibareleri rumuzla veya kısaltılmış olarak (A.Ş. veya Ltd. Şti. gibi) yazılamaz. Bu kural, kamuoyunun şirketin türü ve sorumluluk rejimi hakkında doğru bilgilendirilmesini amaçlayan emredici bir hükümdür.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türü ve unvan içeriği arasındaki hukuki ilişkiyi tespit etmek.
Söz konusu kurumun bir anonim şirket olduğu ve unvanda gerçek kişi isminin kullanıldığı saptanır.
Sermaye şirketlerinin unvan yapıları Türk Ticaret Kanunu'nun 43. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.
2
TTK madde 43/2'deki emredici kısıtlamayı uygulamak.
Gerçek kişi ismi içeren anonim veya limited şirket unvanlarında, şirket türünü gösteren ibarelerin kısaltılarak yazılamayacağı sonucuna varılır.
Bu düzenleme, ticaret unvanının açıklığı ve dürüstlüğü ilkeleri gereği üçüncü kişilerin yanılmasını önlemeyi amaçlar.

Anahtar Kavram

Ticaret Unvanında Gerçek Kişi Adı Kullanımı ve Kısaltma Yasağı
ÖncekiSayfa 4 / 7Sonraki