Milli Gelir ve Büyüme

88 soru

Soru 81Soru

Türkiye ekonomisinin 19231923’ten günümüze geçirdiği sektörel dönüşüm süreci ve yapısal değişimler dikkate alındığında, tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin üretim (GSYHGSYH) ve işgücü (istihdam) payları arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19801980 sonrası uygulanan ihracata dayalı büyüme stratejisiyle birlikte, imalat sanayiindeki hızlı genişleme sonucunda sanayi sektörünün toplam istihdam içindeki payı, hizmetler sektörünün payını geride bırakarak Türkiye ekonomisinin temel istihdam deposu haline gelmiştir.

Cevap

İhracata dayalı büyüme stratejisi sonucunda sanayinin istihdamda hizmetleri geride bıraktığını savunan ifade yanlıştır; Türkiye'de hizmetler sektörü hem üretim hem de istihdamda her zaman liderdir.
Türkiye ekonomisinde sektörel dönüşümün en belirgin özelliği, hizmetler sektörünün hem üretim (GSYHGSYH) hem de istihdamda baskın hale gelmesidir. 19801980 sonrası sanayileşme hamlelerine rağmen, sanayi sektörünün toplam istihdamdaki payı (yaklaşık %2020-2525 bandı), hizmetler sektörünün (yaklaşık %5555-6565 bandı) her zaman gerisinde kalmıştır. Dolayısıyla sanayinin temel istihdam deposu haline geldiği ifadesi tarihsel verilere aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel sektörel pay analizi yapılması
Hizmetler sektörü 19231923'ten günümüze hem üretim hem de istihdamda (geçişten sonra) sanayi sektöründen daha büyük paya sahiptir.
Sektörel dönüşümün yönünü ve büyüklüğünü belirlemek.
2
19801980 sonrası yapısal değişimin incelenmesi
Dışa açılma ile sanayi üretimi artsa da, asıl genişleme hizmetler (ticaret, finans, turizm) alanında yaşanmıştır.
İhracata dayalı modelin istihdam üzerindeki etkisini doğrulamak.
3
İstihdam deposu kavramının sorgulanması
Türkiye'de işgücünün asıl emildiği alan sanayi değil, hizmetler sektörüdür.
Sanayi ve hizmetler arasındaki istihdam farkını ortaya koymak.
4
Yanlış yargının tespiti
Sanayi sektörünün istihdamda hizmetleri geçtiği iddiasının ampirik verilerle çeliştiği saptanır.
Sektörel verimlilik ve pay makaslarını analiz ederek sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Sektörel Payların Diverjansı ve Hizmetleşme Süreci

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarım dışı sektörlerdeki 'verimlilik makası' ve 'sektörel büyüme esneklikleri' konularını incelemek dönüşümün nedenlerini pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 82Soru

Türkiye ekonomisinin 1980 sonrası dışa açılma süreciyle hız kazanan sektörel yapı dönüşümü; üretim faktörlerinin düşük verimli alanlardan yüksek verimli alanlara kaymasını hedeflemiştir. Ancak bu süreçte istihdam ve katma değer payları arasında belirgin bir asimetri gözlemlenmiştir.

Buna göre, Türkiye ekonomisindeki sektörel dönüşümün yapısal özellikleri ve verimlilik ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu sürecin temel karakteristiklerinden biri olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sektörel dönüşüm sürecinde tarımdan kopan işgücünün istihdam edildiği hizmetler alt sektörlerinin, imalat sanayiine kıyasla daha yüksek bir marjinal verimlilik artışı sağlayarak toplam faktör verimliliğini domine etmesi

Cevap

Sektörel dönüşüm sürecinde tarımdan kopan işgücünün istihdam edildiği hizmetler alt sektörlerinin, imalat sanayiine kıyasla daha yüksek bir marjinal verimlilik artışı sağlayarak toplam faktör verimliliğini domine etmesi ifadesi yanlıştır.
Türkiye ekonomisinde sektörel dönüşümün en zayıf halkası, tarımdan çıkan işgücünün yüksek verimli sanayi kolları yerine düşük verimli hizmetler kollarında istihdam edilmesidir. Bu durum, hizmetlerin imalat sanayiine göre daha yüksek marjinal verimlilik artışı sağladığı iddiasını çürütmektedir; aksine imalat sanayi verimlilik artış hızı bakımından genellikle hizmetlerin önündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel payların analiz edilmesi
Tarımın payı azalırken hizmetlerin payı hem istatistiki hem de istihdam olarak en büyük paya ulaşmıştır.
Dönüşümün yönünü belirlemek için verilerin incelenmesi gerekir.
2
Verimlilik (Productivity) kavramının sektörlere uygulanması
Genellikle imalat sanayi, teknoloji ve ölçek ekonomileri sayesinde hizmetler sektöründen (özellikle emek yoğun alt kollardan) daha yüksek verimlilik artış potansiyeline sahiptir.
Sektörel kaymanın verimliliğe etkisini anlamak için sektörler arası kıyaslama yapılmalıdır.
3
Türkiye'deki 'Tarımdan Hizmetlere' geçişin sonucunun değerlendirilmesi
İşgücü, tarımdan daha yüksek verimli olan ancak imalat sanayii kadar yüksek olmayan 'düşük verimli hizmetler' alanına kaymıştır.
Yapısal dönüşümün verimlilik tuzağına düşüp düşmediği bu adımda netleşir.

Anahtar Kavram

Yapısal Dönüşüm ve Verimlilik Asimetrisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren inşaat sektörünün GSYH ve istihdamdaki payının imalat sanayii ile kıyaslanmasına yönelik verimlilik analizlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 83Soru

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2016 yılındaki metodolojik revizyonla geçiş yaptığı ESA 2010 (Avrupa Hesaplar Sistemi) standartları uyarınca; 'Piyasa Fiyatlarıyla Gayrisafi Yurt İçi Hasıla' (GSYHGSYH) büyüklüğünden hareket edilerek 'Safi Milli Kullanılabilir Gelir' (SMKGSMKG) büyüklüğüne ulaşılabilmesi için aşağıdaki değişkenlerden hangisinin hesaplama sürecine dahil edilmesine ihtiyaç duyulmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış alemden elde edilen net sermaye transferleri

Cevap

Dış alemden elde edilen net sermaye transferleri, Safi Milli Kullanılabilir Gelir (SMKGSMKG) hesaplama sürecine dahil edilmez; bu kalem borç verme veya alma kapasitesini belirleyen sermaye hesabının bir parçasıdır.
Doğru yanıt olan dış alemden elde edilen net sermaye transferleri seçeneği, makroekonomik hesaplar sisteminde cari bir gelir akışı olarak değil, birikim hesapları içinde yer alan bir kalemdir. ESA 2010 metodolojisinde kullanılabilir gelir (disposable income) hesaplanırken sadece birincil (faktör gelirleri vb.) ve ikincil (cari transferler) gelir akışları dikkate alınır. Sermaye transferleri ise bu gelirden nihai tüketim harcamaları düşüldükten sonra ulaşılan tasarruf miktarına eklenerek ülkenin 'Net Borç Verme / Net Borç Alma' kapasitesini belirler. Dolayısıyla, Safi Milli Kullanılabilir Gelir'e ulaşma aşamasında bir işlem kalemi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
GSYHGSYH'den Milli Gelire geçiş yapılması
Gayrisafi Milli Gelir (GMGGMG)
Piyasa fiyatlarıyla GSYHGSYH değerine 'Dış Alemden Net Birincil Gelirler' (mülkiyet gelirleri ve işgücü ödemeleri) eklenerek yerleşik birimlerin toplam geliri bulunur.
2
Gayrisafi değerin safi değere dönüştürülmesi
Safi Milli Gelir (SMGSMG)
Gayrisafi Milli Gelir'den üretim sürecindeki aşınmayı temsil eden 'Sabit Sermaye Tüketimi' (amortismanlar) çıkarılarak net gelir büyüklüğüne ulaşılır.
3
Net ikincil gelirlerin (cari transferlerin) eklenmesi
Safi Milli Kullanılabilir Gelir (SMKGSMKG)
Safi Milli Gelir'e dış alemden gelen net cari transferler (ikincil gelirler) eklenerek, ülkenin nihai tüketim ve tasarruf için kullanabileceği toplam gelir elde edilir.

Anahtar Kavram

ESA 2010 Milli Hesaplar Hiyerarşisi ve Gelir Kavramları

Alternatif Yöntem

Hesaplama hiyerarşisini 'Cari İşlemler' ve 'Sermaye Hesabı' olarak ikiye ayırarak düşünebilirsiniz. Kullanılabilir gelir, cari işlemlerle ilgili bir kavramdır. Sermaye transferleri ise sermaye hesabı (birikim) ile ilgilidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 84Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet dönemi büyüme performansı dönemler itibarıyla incelendiğinde; 19451945, 19541954, 19941994, 19991999 ve 20012001 yıllarının makroekonomik açıdan en belirgin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel GSYHGSYH artış hızının negatif (küçülme) olması

Cevap

Reel GSYH artış hızının negatif (küçülme) olması
Doğru seçenek olan 'Reel GSYHGSYH artış hızının negatif (küçülme) olması' ifadesi, bu beş yılın en temel ortak özelliğidir. 19451945 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın etkileri, 19541954 yılında tarımsal üretimdeki büyük düşüş, 19941994, 19991999 ve 20012001 yıllarında ise yaşanan derin ekonomik krizler ve doğal afetler (deprem) sonucunda Türkiye ekonomisi negatif büyüme kaydetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen yılların (19451945, 19541954, 19941994, 19991999, 20012001) tarihsel bağlamını analiz etmek.
Bu yılların her birinin bir kriz veya dış şok (Savaş sonu, kuraklık, finansal kriz, deprem) dönemine denk geldiği görülür.
Yılların ortak niteliğini belirlemek için dönemsel olayları hatırlamak gerekir.
2
Bu yıllardaki büyüme verilerini (GSYHGSYH değişim oranları) kontrol etmek.
Söz konusu yılların tamamında Türkiye ekonomisinin reel olarak daraldığı (19451945 yılında yaklaşık %15,3-\%15,3, 19541954'te %3-\%3, 19941994'te %6,1-\%6,1, 19991999'da %3,4-\%3,4 ve 20012001'de %5,7-\%5,7) görülür.
Büyüme performansı negatif değer aldığında ekonomi küçülmüş sayılır.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Küçülme Yılları

İpuçları

1
19941994 ve 20012001 tarihlerinin Türkiye ekonomisindeki en bilinen kriz yılları olduğunu hatırlayınız.
2
Bu yıllarda GSYHGSYH büyüme hızı verilerinin sıfırın altında olup olmadığını düşününüz.
3
Bir ekonomide 'küçülme' (contraction) kavramı, büyüme hızının negatif çıkması anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde kriz sonrası uygulanan istikrar programlarını (örneğin 55 Nisan 19941994 veya 20012001 Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı) inceleyerek krizlerin büyüme üzerindeki etkilerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 85Soru

Türkiye'de hanehalkı gelirlerinin kaynağına (emek, sermaye, toprak vb.) göre yapılan fonksiyonel gelir dağılımı ile hanehalklarının toplam gelirden aldıkları paylara göre belirlenen kişisel gelir dağılımı arasındaki ilişki, ekonomi politikalarının sosyal etkilerini ölçmede kritik bir göstergedir.

Türkiye ekonomisinde belirli bir dönemde, toplam GSYHGSYH içerisinde maaş ve ücret gelirlerinin payı (emek payı) belirgin bir azalış göstermesine rağmen; aynı dönemde Türkiye İstatistik Kurumu (TU¨I˙KTÜİK) tarafından açıklanan "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" sonuçlarına göre kullanılabilir gelire dayalı S80/S20S80/S20 oranının ve GiniGini katsayısının nispeten sabit kaldığı gözlemlenmiştir.

Buna göre, kişisel gelir dağılımı ölçütlerindeki bu durağanlığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin sosyal transfer harcamalarını artırması ve vergi politikaları gibi ikincil dağılım araçları yoluyla, faktörel (birincil) dağılımdaki bozulmayı hanehalkı kullanılabilir gelir aşamasında dengelemesi

Cevap

Piyasa mekanizması kaynaklı birincil (faktörel) gelir dağılımındaki bozulmanın, devletin ikincil dağılım mekanizmaları olan sosyal transferler ve vergi düzenlemeleri ile hanehalkı düzeyinde telafi edilmesi.
Doğru cevap, piyasa (faktörel) gelirindeki bozulmanın ikincil dağılım kanallarıyla telafi edildiğini belirtmektedir. Türkiye'de emek payının azalması piyasa aşamasında bir eşitsizlik yaratsa da, devletin sosyal yardımlar ve emekli maaşları gibi transferleri artırması, hanehalkının eline geçen nihai gelirin dağılımını (ikincil dağılım) dengeli tutarak Gini katsayısının kötüleşmesini engelleyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Faktörel (birincil) ve kişisel (ikincil) gelir dağılımı ayrımını analiz etmek.
Üretim sürecinde emeğin aldığı payın (ücretler) azalması faktörel dağılımın bozulduğunu gösterir.
Soruda verilen emek payındaki azalış, piyasa gelirlerinin sermaye lehine değiştiği anlamına gelir.
2
Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerinin kapsamını belirlemek.
TÜİK hanehalkı kullanılabilir gelirini (piyasa geliri + sosyal transferler - ödenen vergiler) esas alır.
Gini ve S80/S20 gibi ölçütlerin sabit kalması, kişilerin eline geçen net gelirin dengelendiğini gösterir.
3
Dengeleyici unsuru (ikincil dağılım) tanımlamak.
Emek payındaki kaybın, devletin sağladığı sosyal transferler (emekli maaşları, kamu yardımları vb.) ile hanehalkı bazında kapatıldığı sonucuna varılır.
Bu durum, birincil dağılımdaki adaletsizliğin ikincil dağılım aşamasında törpülendiğini açıklar.

Anahtar Kavram

Faktörel ve Kişisel Gelir Dağılımı Arasındaki Fark ve İkincil Dağılımın Rolü

İpuçları

1
Gelir dağılımı ölçütlerinin 'piyasa geliri' üzerinden mi yoksa 'kullanılabilir gelir' üzerinden mi hesaplandığına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de dolaylı vergilerin Gini katsayısı üzerindeki etkisini, dolaysız vergilerle kıyaslayarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TU¨I˙KTÜİK) tarafından yayımlanan gelir dağılımı istatistikleri üzerine yapılan bir analizde; toplumun en zengin %20\%20’lik grubunun gelirinin en yoksul %20\%20’lik grubun gelirine oranı olan S80/S20S80/S20 katsayısının değişmediği, ancak aynı dönemde GiniGini katsayısının anlamlı bir artış gösterdiği saptanmıştır. Bu istatistiksel veriler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'deki gelir yapısına dair yapılabilecek en doğru çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelir eşitsizliğindeki artışın, uç gelir grupları (en zengin ve en yoksul) arasındaki farktan değil, orta gelir grupları arasındaki gelir dağılımının bozulmasından kaynaklandığı

Cevap

Gelir eşitsizliğindeki artışın, uç gelir grupları arasındaki farktan ziyade orta gelir grupları arasındaki bozulmadan kaynaklandığı sonucuna varılır.
Doğru olan yargı, eşitsizliğin orta gelir grupları arasında arttığını ifade eder. Bunun nedeni, S80/S20S80/S20 oranının toplumun ortasındaki %60\%60’lık kesimi görmezden gelmesi, buna karşın GiniGini katsayısının tüm nüfustaki değişimlere duyarlı olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
S80/S20S80/S20 oranının kapsamını belirleme
S80/S20S80/S20 oranı sadece nüfusun en üst %20\%20’lik (S80) ve en alt %20\%20’lik (S20) dilimlerinin toplam gelirden aldığı payları karşılaştırır.
Bu ölçüt, orta gelir gruplarında (ikinci, üçüncü ve dördüncü %20\%20’lik dilimler) meydana gelen değişimleri doğrudan yansıtmaz.
2
GiniGini katsayısının kapsamını analiz etme
GiniGini katsayısı, Lorenz eğrisi ile mutlak eşitlik doğrusu arasındaki alanın toplam üçgen alanına oranıdır.
Gini katsayısı, nüfusun tamamını ve gelir dağılımındaki tüm değişimleri hassas bir şekilde ölçen toplulaştırılmış bir göstergedir.
3
İki gösterge arasındaki çelişkiyi yorumlama
S80/S20S80/S20 sabitken GiniGini artıyorsa, eşitsizlik uçlarda değil, 'orta katmanlar' arasında artmaktadır.
Lorenz eğrisi uç noktalarda (en alt ve en üst %20\%20) sabit kalsa bile orta kısımlarda mutlak eşitlik doğrusundan uzaklaşabilir.

Anahtar Kavram

Gelir Dağılımı Ölçütlerinin Hassasiyeti

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de fonksiyonel gelir dağılımı (emeğin payı vs. sermayenin payı) ile kişisel gelir dağılımı arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 87Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yürütülen Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması kapsamında, fertlerin hanehalkı kullanılabilir medyan gelirinin %50\%50'si veya %60\%60'ı gibi belirli bir sınırın altında kalması durumunu ifade eden ve toplumun genel refah düzeyine göre göreceli konumlarını belirleyen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göreli yoksulluk

Cevap

Toplumun genel refah düzeyine göre hanehalklarının ekonomik durumunu değerlendiren gösterge 'Göreli yoksulluk' olarak tanımlanır.
Göreli yoksulluk, bir toplumdaki fertlerin refah durumunu o toplumun genel yaşam standardıyla karşılaştırır. TÜİK, bu karşılaştırmayı yaparken hanehalkı kullanılabilir medyan gelirini esas alır ve bu değerin %50\%50 veya %60\%60 altını yoksulluk riski olarak tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen yoksulluk sınırının neye dayandığını belirleyin.
Yoksulluk sınırı, hanehalkı kullanılabilir medyan gelirinin belirli bir yüzdesi (%50\%50 veya %60\%60) olarak tanımlanmıştır.
Yoksulluğun ölçülmesinde kullanılan 'eşik değer' kavramı, yoksulluğun türünü belirleyen temel faktördür.
2
Medyan gelire dayalı karşılaştırmanın hangi yoksulluk türüne ait olduğunu hatırlayın.
Toplumun genel ortalama veya medyan değerine göre yapılan bu tür ölçümler 'göreli' (relative) bir değerlendirmedir.
Göreli yoksulluk, bireyin refahını toplumdaki diğer bireylerin refah düzeyiyle ilişkilendirerek ölçer.

Anahtar Kavram

Göreli Yoksulluk ve Medyan Gelir Eşiği

Daha Fazla Pratik

TÜİK verilerinde kullanılan 'Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Geliri' kavramını ve bu hesaplamada kullanılan katsayıları (OECD ölçeği) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 88Soru

Türkiye Ekonomisi'nde milli gelir hesaplamaları, TU¨I˙KTÜİK tarafından Avrupa Hesaplar Sistemi (ESAESA 20102010) standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Harcama yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) hesaplanırken, ekonomideki yerleşik birimlerin nihai kullanımları toplanır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi TU¨I˙KTÜİK tarafından yayımlanan harcama yöntemiyle GSYHGSYH verileri içerisinde bir bileşen olarak yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgücü ödemeleri

Cevap

İşgücü ödemeleri, harcama yöntemiyle değil, gelir yöntemiyle yapılan milli gelir hesaplamalarının bir bileşenidir.
İşgücü ödemeleri (maaş, ücret ve sosyal yardımlar), üretilen katma değerin emeğe düşen payını ifade eder ve TU¨I˙KTÜİK tarafından 'Gelir Yöntemi' ile GSYHGSYH hesaplanırken temel bir bileşen olarak kullanılır. Harcama yönteminde ise sadece nihai kullanımlar (tüketim, yatırım, kamu harcaması ve dış ticaret) dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Harcama yöntemi bileşenlerini hatırlayın.
GSYH=C+I+G+(XM)GSYH = C + I + G + (X - M) formülü uyarınca; Tüketim (CC), Yatırım (II), Kamu Harcamaları (GG) ve Net İhracat (XMX-M) bu yöntemin kalemleridir.
Harcama yöntemi, bir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin kimler tarafından satın alındığını ölçer.
2
Gelir yöntemi bileşenlerini kontrol edin.
İşgücü ödemeleri, işletme artığı, karma gelir ve üretim üzerindeki vergiler gelir yönteminin kalemleridir.
Gelir yöntemi, üretim sürecinde yaratılan katma değerin üretim faktörleri (emek, sermaye vb.) arasındaki dağılımını ölçer.
3
Seçenekleri karşılaştırın.
İşgücü ödemeleri seçeneği gelir yöntemiyle ilişkili olduğu için harcama yöntemine dahil edilemez.
Yöntemler arası kavramsal ayrım net bir şekilde yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) Hesaplama Yöntemleri
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 5 / 5
Milli Gelir ve Büyüme Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 5 | Examkin