Tarım Sektörü

97 soru

Soru 61Soru

Türkiye'de hayvancılık sektöründe verimliliği artırmak ve üretimi istikrarlı hale getirmek amacıyla geleneksel mera hayvancılığından modern besi ve ahır hayvancılığına geçiş süreci desteklenmektedir. Bu geçişin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal koşullara olan bağımlılığı minimize ederek birim hayvan başına elde edilen et ve süt verimini yükseltmek

Cevap

Doğal koşullara olan bağımlılığı minimize ederek birim hayvan başına elde edilen et ve süt verimini yükseltmek
Geleneksel mera hayvancılığında üretim büyük oranda yağışlara ve meraların durumuna bağlıdır. Modern besi (ahır) hayvancılığına geçilmesinin temel nedeni, bu çevresel riskleri ortadan kaldırarak kaliteli yem kullanımı ve ıslah edilmiş türler aracılığıyla birim hayvandan alınan verimi (et ve süt) maksimize etmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hayvancılık yöntemlerini analiz et
Geleneksel mera hayvancılığının iklime bağlı, modern hayvancılığın ise kontrollü olduğu belirlenir.
Yöntemlerin karakteristik özelliklerini anlamak geçişin nedenini açıklar.
2
Verimlilik ve istikrar kriterlerini değerlendir
Modern yöntemlerin birim hayvan başına daha yüksek çıktı sağladığı ve mevsimsel dalgalanmaları önlediği görülür.
Dönüşümün iktisadi gerekçesini (et/süt verimi) ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Ekstansif (Mera) ve İntansif (Besi) Yöntemler
Tahmini Süre:45s
Soru 62Soru

Türkiye ekonomisinde tarımsal üretimin yapısal özellikleri veri alındığında; işletmelerin mülkiyet kompozisyonu, arazi tasarruf yöntemleri ve bu unsurların Gini katsayısı üzerinden analiziyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de tarımsal işletmelerin yaklaşık %80\%80'inden fazlası mülkiyeti kendisine ait toprakları işletmektedir; ancak arazi dağılımındaki eşitsizliği gösteren Gini katsayısının yaklaşık 0,600,60 olması, mülkiyetin küçük ve parçalı yapıda yoğunlaştığını kanıtlamaktadır.

Cevap

Türkiye'de tarımsal işletmelerin büyük çoğunluğunun kendi mülkiyetindeki toprakları işlemesi ve arazi dağılımındaki Gini katsayısının yaklaşık 0,600,60 olması bilgisini içeren seçenek doğrudur.
Türkiye'de tarımsal işletme yapısının en belirgin özelliği, işletmelerin çoğunun kendi arazisini işlemesidir. Ancak bu durum, arazilerin çok parçalı olması ve dağılımdaki adaletsizliği temsil eden Gini katsayısının yüksek (0,600,60) olması gerçeğini değiştirmemekte; aksine küçük ve verimsiz işletme yapısını pekiştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mülkiyet yapısının analizi
Türkiye'de tarımsal işletmelerin %80\%80 ile %90\%90 arasındaki çok büyük bir kısmının 'mülk arazi' işlediği tespit edilir.
İşletme sahipliği ile arazi sahipliği arasındaki ilişkinin baskın türünü belirlemek.
2
Dağılım adaletinin (Gini Katsayısı) değerlendirilmesi
Türkiye'de tarım arazilerinin dağılımındaki eşitsizliği ölçen Gini katsayısının 0,600,60 civarında olduğu hatırlanır.
Sayısal işletme çokluğu ile işlenen alan arasındaki dengesizliği nicelleştirmek.
3
Yapısal sorunların sentezlenmesi
Mülkiyetin çiftçide olmasına rağmen, arazilerin miras ve diğer nedenlerle parçalanmış olması nedeniyle işletme ölçeğinin küçük kaldığı sonucuna varılır.
Mülkiyetin varlığının tek başına 'ölçek ekonomisi' yaratmadığını anlamak.

Anahtar Kavram

Tarımsal İşletme Yapısı ve Arazi Mülkiyeti İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'de çiftçilerin büyük çoğunluğunun toprak sahibi olup olmadığını düşünün.
2
Gini katsayısının 0,600,60 olması, az sayıda kişinin çok toprağa, çok sayıda kişinin az toprağa sahip olduğunu gösterir.
3
Mülkiyetin yaygın olması, arazilerin mirasla küçülmesini engellemez; bu da parçalı işletme yapısını doğurur.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal işletme büyüklüğünün verimlilik ve teknoloji kullanımı üzerindeki etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

TÜİK tarım sayımı verilerindeki mülkiyet yüzdeleri ile işletme büyüklüğü grupları arasındaki ters ilişkiyi analiz ederek de doğru cevaba ulaşılabilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 63Soru

Türkiye'de tarımsal kredi sisteminin tarihsel gelişim süreci içerisinde; 18631863 yılında Mithat Paşa öncülüğünde kurulan 'Memleket Sandıkları', 18831883 yılında aşağıdaki kurumlardan hangisine dönüştürülmüş ve 18881888 yılında Ziraat Bankası'nın kurulmasıyla tüm mal varlığı bu bankaya devredilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menafi Sandıkları

Cevap

Memleket Sandıkları'nın 18831883 yılında dönüştüğü kurum Menafi Sandıkları'dır.
Doğru seçenek olan Menafi Sandıkları, 18831883 yılında Memleket Sandıkları'nın nizamnamesinin değiştirilmesiyle kurulan ve 18881888'de Ziraat Bankası'na dönüşen resmi kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç kurumunun tespiti
Mithat Paşa tarafından 18631863'te kurulan kurum Memleket Sandıkları'dır.
Tarımsal kredinin ilk sistemli adımı budur.
2
Ara dönemin belirlenmesi
18831883 yılında bu sandıklar Menafi Sandıkları'na dönüştürülmüştür.
Sandıkların daha merkezi ve hukuki bir statüye kavuşturulması amaçlanmıştır.
3
Nihai kurumun tespiti
18881888 yılında Ziraat Bankası kurulmuştur.
Menafi Sandıkları'nın tüm varlık ve yükümlülükleri bu bankaya devredilmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de tarımsal kredi kurumlarının tarihsel evrimi (Memleket Sandıkları → Menafi Sandıkları → Ziraat Bankası)

İpuçları

1
Bu kurum 18831883-18881888 yılları arasında faaliyet göstermiştir.
2
Kelime anlamı 'faydalar' veya 'menfaatler' olan bu sandıklar, Memleket Sandıkları'nın daha gelişmiş halidir.

Daha Fazla Pratik

Ziraat Bankası'nın kuruluş yılı olan 18881888'i ve Memleket Sandıkları'nın kurucusu Mithat Paşa'yı tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 64Soru

Türkiye'de tarımsal destekleme politikalarının temel yasal dayanağını oluşturan 20062006 yılında yürürlüğe giren 54885488 sayılı Tarım Kanunu'nun 2121. maddesi uyarınca, tarımsal destekleme programlarının finansmanı için merkezi yönetim bütçesinden ayrılacak kaynak miktarının alt sınırı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) %1\%1’inden az olamaz.

Cevap

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) %1'inden az olamaz.
54885488 sayılı Tarım Kanunu'nun 2121. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynak miktarı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) %1\%1'inden az olamaz. Bu hüküm, tarım sektörüne verilecek desteğin asgari seviyesini yasal güvence altına almayı hedeflemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağın belirlenmesi
5488 sayılı Tarım Kanunu (2006)
Türkiye'deki tarımsal desteklerin çerçevesi bu kanunla çizilmiştir.
2
Finansman maddesinin incelenmesi
Kanun'un 21. maddesi
Destekleme programlarının finansmanı için ayrılacak kaynağın miktarını bu madde belirler.
3
Oran ve baz alınan göstergenin tespiti
GSYH'nin %1'i
Kanun koyucu, tarıma verilecek desteği GSYH ile ilişkilendirerek asgari bir seviye (taban) belirlemiştir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Desteklemelerin Finansal Çerçevesi

İpuçları

1
Bu kural 20062006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu ile getirilmiştir.
2
Sınır, ülkenin toplam yıllık üretim değeri olan Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya oranla belirlenmiştir.
3
Yasal oran tam olarak yüzde birdir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal destekleme araçlarından 'Alan Bazlı Destekler' ve 'Fark Ödemesi' sistemlerinin Türkiye ekonomisindeki bütçe yüklerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru

Türkiye'de tarımsal üreticilerin tohum, gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi her üretim döneminde tekrarlanan cari harcamalarını karşılamak amacıyla kullandırılan, vadesi genellikle bir yıla kadar olan kredi türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletme Kredisi

Cevap

İşletme Kredisi
İşletme kredileri, tarımsal üretim sürecinde bir üretim dönemi içerisinde (genellikle bir yıl) kullanılan tohum, gübre, ilaç, yem gibi girdilerin finansmanı için sağlanan kısa vadeli kredilerdir. Bu krediler üreticinin döner sermaye ihtiyacını karşılamaya yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Harcamanın niteliğini analiz etme
Tohum, gübre ve mazot gibi harcamalar döner sermaye (cari) harcamalarıdır.
Bu girdiler üretim sürecinde bir kez kullanılır ve her dönem tekrarlanır.
2
Vade yapısını değerlendirme
Üretim dönemine bağlı olarak genellikle bir yıl ile sınırlıdır.
Kısa vadeli ihtiyaçlar üretim sezonu sonunda elde edilen gelirle kapatılır.
3
Kredi türüyle eşleştirme
Bu özelliklere sahip kredi 'İşletme Kredisi' olarak adlandırılır.
Tarımsal finansmanda amaçlarına göre krediler işletme, donatım ve yatırım olarak ayrılır.

Anahtar Kavram

Tarımsal Kredi Sınıflandırması (Vade ve Amaç)
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru

Türkiye’de hayvancılık sektöründe verimliliği artırmak amacıyla geleneksel mera hayvancılığından modern besi ve ahır hayvancılığına geçiş süreci teşvik edilmektedir. Ancak bu yapısal dönüşüm, sektörün maliyet yapısında ve dış ekonomik şoklara karşı duyarlılığında yeni bir kırılganlık alanı ortaya çıkarmıştır.

Buna göre, modern besi hayvancılığının yaygınlaşmasının Türkiye hayvancılık sektöründe yarattığı en temel yapısal çelişki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birim hayvan başına verim artışı sağlanmasına karşın, kesif yem ihtiyacının artmasıyla birlikte üretim maliyetlerinin döviz kuruna ve ithal girdilere bağımlı hale gelmesi

Cevap

Birim hayvan başına verim artışı sağlanmasına karşın, kesif yem ihtiyacının artmasıyla birlikte üretim maliyetlerinin döviz kuruna ve ithal girdilere bağımlı hale gelmesi
Türkiye hayvancılık sektöründeki temel yapısal sorun, modernleşme ile sağlanan verim artışının, yüksek oranda ithalata dayalı olan kesif yem maliyetleri tarafından baskılanmasıdır. Mera hayvancılığında maliyet düşüktür ancak verim iklime bağlıdır; besi hayvancılığında ise verim yüksektir ancak maliyet döviz kuruna endekslidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hayvancılık yöntemlerinin maliyet yapısını analiz etmek
Geleneksel mera hayvancılığı düşük maliyetli (doğaya dayalı) ancak düşük verimlidir. Modern besi hayvancılığı ise yüksek verimli ancak yoğun girdi (kesif yem) kullanımı gerektiren bir yöntemdir.
Yöntem değişikliğinin girdi ihtiyacı üzerindeki etkisini anlamak için.
2
Türkiye'nin yem hammaddeleri üretim kapasitesini değerlendirmek
Besi hayvancılığında kullanılan kesif yemin (soya, mısır, küspe vb.) hammaddelerinin önemli bir kısmı Türkiye'de yeterli üretilmediği için ithal edilmektedir.
Üretim maliyetlerinin kaynağını belirlemek için.
3
Dışsal değişkenlerin maliyetler üzerindeki etkisini incelemek
İthal edilen yem girdileri nedeniyle, yerel üretim maliyetleri doğrudan döviz kurlarına endekslenmektedir. Bu durum, verim artsa bile kurlardaki artışın et ve süt fiyatlarını yukarı çekmesine neden olmaktadır.
Dönüşümün yarattığı yapısal çelişkiyi (paradoksu) ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Modernizasyon-İthal Girdi Paradoksu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

Türkiye ekonomisinin sektörel dağılım verileri incelendiğinde; tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payı yaklaşık %6,5\%6,5 düzeyindeyken, toplam istihdam içindeki payının %15\%15'in üzerinde seyrettiği görülmektedir.

Bu veriler ışığında, tarım sektörünün istihdam payının GSYH payından belirgin şekilde yüksek olması aşağıdakilerden hangisinin temel göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin sanayi ve hizmetler sektörlerine oranla düşük olması

Cevap

Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin sanayi ve hizmetler sektörlerine oranla düşük olması
Tarım sektöründe istihdam payının (%1516)(\%15-16) GSYH payından (%67)(\%6-7) çok daha yüksek olması, bir birim katma değer üretmek için gereken işgücü miktarının fazla olduğunu, yani işgücü verimliliğinin sanayi ve hizmetler gibi daha modern sektörlere göre düşük kaldığını kanıtlar. Bu durum, Türkiye ekonomisindeki yapısal dönüşümün henüz tarımsal verimlilik ayağında tam tamamlanmadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen payların karşılaştırılması
Tarımın GSYH payı %6,5\%6,5, İstihdam payı %16,0\%16,0 olarak tespit edilir.
Sektörün üretim gücü ile işgücü kullanımı arasındaki dengesizliği görmek gerekir.
2
Verimlilik analizi yapılması
İstihdam payının GSYH payından yaklaşık 2,5 kat fazla olduğu görülür.
Çok fazla işgücünün az miktarda katma değer üretmesi düşük verimliliği ifade eder.
3
İktisadi çıkarım yapılması
Bu yapısal durum, tarım sektöründe gizli işsizliğin ve düşük teknoloji kullanımının bir göstergesidir.
Gelişmekte olan ekonomilerde tarım, sanayi ve hizmetlere göre daha düşük verimlilikle çalışır.

Anahtar Kavram

Tarımsal İşgücü Verimliliği ve Sektörel Paylar

İpuçları

1
Bir sektörde çalışan sayısı çok ama üretilen değer az ise bu o sektörün verimliliği hakkında ne söyler?
2
İstihdam payının GSYH payından yüksek olması, işçi başına düşen katma değerin düşük olduğu anlamına gelir.
3
Gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörü genellikle bir 'işgücü deposu' işlevi görür ancak bu durum sanayi sektöründeki yüksek verimlilikle zıtlık oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde hizmetler ve sanayi sektörlerinin GSYH ve istihdam paylarını karşılaştırarak verimlilik farklarını analiz ediniz.

Alternatif Yöntem

Sektörel işgücü verimliliği katsayısı formülü (Sektörel GSYH / Sektörel İstihdam) kullanılarak, tarım için bu katsayının diğer sektörlerden çok daha düşük olduğu matematiksel olarak da teyit edilebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 68Soru

Türkiye’nin tarımsal dış ticareti incelendiğinde; sektörün hammadde, gıda ve sanayi girdisi olma özellikleri dış ticaret dengesini farklı şekillerde etkilemektedir. Türkiye’nin tarımsal dış ticaret yapısı ve ürün bileşimi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye; yağlı tohumlar, bitkisel yağlar ve tekstil sanayisinin girdisi olan lifli bitkiler (pamuk vb.) gibi tarımsal hammadde gruplarında net ihracatçı konumundadır.

Cevap

Türkiye, yağlı tohumlar ve lifli bitkiler gibi tarımsal hammadde gruplarında net ihracatçı değil, net ithalatçı konumundadır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Türkiye, özellikle yağlı tohumlar (soya, ayçiçeği vb.) ve lifli bitkiler (pamuk) gibi sanayi girdisi olan tarımsal hammaddelerde önemli bir dış ticaret açığı vermektedir. Bu ürünlerde Türkiye net ithalatçı konumundadır; yerli üretim sanayi kapasitesini karşılamaya yetmemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal dış ticaretin alt kalemlerini (Gıda vs. Hammadde) ayrıştırın.
Türkiye gıda ürünlerinde (meyve, sebze, işlenmiş gıda) net ihracatçıyken, endüstriyel tarım hammaddelerinde dışa bağımlıdır.
Sektörel dış ticaret dengesini anlamak için ürün gruplarının net pozisyonunu bilmek gerekir.
2
Sanayi girdisi olan tarım ürünlerinin üretim-tüketim dengesini kontrol edin.
Özellikle bitkisel yağ sanayisi (yağlı tohumlar) ve tekstil sanayisi (pamuk) için gereken miktar, yerli üretimin çok üzerindedir.
Hammadde gruplarındaki net ithalatçı konumu, sanayinin hammadde ihtiyacının büyüklüğünden kaynaklanır.
3
Yanlış olan önermeyi belirleyin.
Hammadde gruplarında 'net ihracatçı' ifadesi gerçek verilerle (TÜİK dış ticaret istatistikleri) çelişmektedir.
Türkiye'nin tarımsal dış ticaretindeki en büyük açık kalemlerini hammadde ithalatı oluşturur.

Anahtar Kavram

Tarımsal Dış Ticaretin Sektörel Yapısı

İpuçları

1
Türkiye'nin gıda ürünlerinde verdiği dış ticaret fazlası ile sanayi hammaddesi olan tarım ürünlerindeki açığını birbirinden ayırın.
2
Bitkisel yağ sanayisi ve tekstil sanayisinin hammadde ihtiyacını düşünün; Türkiye bu ürünleri ihraç mı ediyor yoksa ithal mi ediyor?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin dış ticaretinde 'Dahilde İşleme Rejimi'nin tarımsal ürün ihracatındaki oransal etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru

Türkiye'de bitkisel üretim yapısı incelendiğinde, geleneksel (ekstantif) tarım yöntemlerinden modern (intansif) tarım yöntemlerine geçiş süreci verimlilik artışının temel belirleyicisidir. Bu süreçte nadas alanlarının daralması ve birim alandan alınan verimin yükselmesi hedeflenmektedir. Buna göre, Türkiye'de nadas alanlarının azalmasında ve bitkisel üretimde sürdürülebilir bir verimlilik artışı sağlanmasında en etkili olan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sulama olanaklarının yaygınlaştırılması ve nöbetleşe ekim sistemine geçilmesi

Cevap

Sulama olanaklarının yaygınlaştırılması ve nöbetleşe ekim sistemine geçilmesi
Türkiye ekonomisinde bitkisel üretimin en büyük yapısal sorunu olan iklime bağımlılık, sulama yatırımları (özellikle GAP, KOP gibi projeler) ile aşılmaktadır. Sulama olanakları arttığında, nadasa ayrılan topraklar üretime dahil edilmekte ve nöbetleşe ekim sayesinde toprak verimliliği korunarak sürekli üretim sağlanmaktadır. Bu durum birim alandan alınan verimi artıran en temel yapısal değişimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas kavramının ve nedenlerinin analizi
Nadas, su yetersizliği nedeniyle toprağın bir yıl dinlendirilmesidir; Türkiye'de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygındır.
Sorunun kökenindeki nadas probleminin kaynağını anlamak çözüm için ilk adımdır.
2
Sulama ve nöbetleşe ekim arasındaki ilişkinin kurulması
Sulama imkanları arttığında toprağın nem dengesi korunur ve nadasa ihtiyaç kalmaz; yerine her yıl farklı ürünlerin ekildiği nöbetleşe ekim sistemi gelir.
Bitkisel üretim yapısındaki modernleşmenin teknik mekanizmasını belirlemek gerekir.
3
Verimlilik üzerindeki etkinin değerlendirilmesi
Yıllık üretim kesintisiz hale gelir ve birim alandan alınan toplam çıktı artar.
En etkili temel faktörü diğer yapısal veya ticari faktörlerden ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İntansif Tarım ve Nadas Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarımsal destekleme politikaları içinde 'alan bazlı destekler' ile 'ürün bazlı destekler' arasındaki farkın verimlilik üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 70Soru

Türkiye ekonomisinde tarım sektörü, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren dış ticaret dengesine katkı sağlayan en önemli sektörlerden biri olmuştur. Özellikle dünya piyasalarında söz sahibi olunan geleneksel ürünler ve taze meyve-sebze ihracatı bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin tarımsal dış ticaretinin genel yapısı ve gelişimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörü, fındık, kuru incir ve kayısı gibi geleneksel ihraç ürünlerinin sağladığı avantajla genellikle dış ticaret fazlası veren bir yapıdadır.

Cevap

Türkiye'nin tarımsal dış ticareti, fındık, kuru incir ve kayısı gibi geleneksel ihraç ürünlerinin sağladığı rekabet avantajı sayesinde genellikle dış ticaret fazlası veren bir yapıdadır.
Doğru ifade, tarım sektörünün geleneksel ihraç ürünleri (fındık, kayısı, üzüm, incir) ve taze meyve-sebze grubu sayesinde genellikle dış ticaret fazlası verdiğini belirtmektedir. Türkiye bu ürünlerde dünya üretiminde lider veya üst sıralarda olduğu için ihracat gelirleri, ithal edilen (yağlı tohumlar, yem hammaddeleri vb.) ürünlerin giderlerini genellikle karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal dış ticaret verilerinin genel eğilimini analiz etmek.
Türkiye'nin tarımsal ihracatının, tarımsal ithalatından daha yüksek olduğu ve sektörün net ihracatçı olduğu tespit edilir.
Sektörün dış ticaret dengesindeki (fazla/açık) konumunu belirlemek için temel veridir.
2
İhracatı domine eden ürün gruplarını tanımlamak.
Fındık, kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı (geleneksel ürünler) ve taze meyve-sebze grubunun ihracatta lider olduğu görülür.
Dış ticaret fazlasının kaynağını anlamak için gereklidir.
3
Sektörün toplam dış ticaret içindeki payının değişimini değerlendirmek.
Cumhuriyetin ilk yıllarında %70-80 olan tarım payının, günümüzde sanayileşme nedeniyle %10 civarına gerilediği, ancak buna rağmen sektörün kendi içinde fazla vermeye devam ettiği anlaşılır.
Sektörel dönüşümü doğru yorumlamak için önemlidir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Dış Ticaret Dengesi ve Geleneksel Ürünler
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru

Türkiye'de tarımsal üretimin desteklenmesi ve finansman ihtiyacının uygun koşullarda karşılanması amacıyla T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince (TKK) kullandırılan indirimli (sübvansiyonlu) kredilerin güncel mali işleyişi ve faiz indirimi hesaplama yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreticinin ödeyeceği nihai faiz oranı; kredi konusuna göre belirlenen 'taban indirim oranına', üreticinin genç/kadın çiftçi olması, sözleşmeli üretim yapması veya planlı üretim bölgesinde faaliyet göstermesi gibi kriterlerden kaynaklanan 'ilave indirim' oranlarının eklenmesiyle bulunan toplam indirim oranının bankanın cari faiz oranına uygulanmasıyla belirlenir.

Cevap

Sübvansiyonlu kredilerde faiz indirimi; taban indirim oranı ile genç/kadın çiftçi veya sözleşmeli üretim gibi kriterlerden gelen ilave indirimlerin toplamı üzerinden hesaplanır.
Doğru ifade, güncel tarımsal kredi kararnamelerinde yer alan 'taban indirim' ve 'ilave indirim' (genç çiftçi, kadın çiftçi, planlı üretim vb.) mantığını tam olarak yansıtmaktadır. Bu sistem, tarımsal desteklerin daha hedef odaklı ve stratejik önceliklere göre farklılaşmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kredi konusuna (hayvancılık, sulama, mekanizasyon vb.) göre belirlenen ana indirim oranını tespit et.
Örneğin, damızlık süt sığırcılığı için %50 taban indirim oranı belirlenmiştir.
Sistem her üretim konusuna farklı bir stratejik önem atfeder.
2
Üreticinin sahip olduğu özel şartlara (genç/kadın çiftçi, iyi tarım, planlı bölge vb.) göre ilave indirim puanlarını topla.
Örneğin, genç çiftçi için +10+10 puan, sözleşmeli üretim için +15+15 puan ilave edilir.
Belirli demografik ve yapısal hedeflerin teşvik edilmesi amaçlanır.
3
Toplam indirim oranını bankanın o dönemdeki cari tarımsal kredi faiz oranına uygula.
Toplam indirim oranı (örneğin %75), cari faizden düşülerek çiftçinin ödeyeceği nihai faiz bulunur.
Çiftçiye yansıyacak maliyet bu şekilde sübvanse edilmiş olur.
4
Aradaki farkın (Gelir Kaybı) finansman kaynağını doğrula.
Banka ve TKK'nın bu indirim nedeniyle mahrum kaldığı faiz geliri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanır.
20012001 sonrası mali disiplin gereği desteklerin bütçeden karşılanması zorunludur.

Anahtar Kavram

İndirimli Tarımsal Kredi Mekanizması ve Gelir Kaybı (Income Loss)

İpuçları

1
Tarımsal kredilerdeki faiz desteği sabit bir rakam mıdır yoksa banka faizi üzerinden yapılan bir indirim midir?
2
Modern sistemde çiftçinin ödediği faiz; genç olması veya belirli bir bölgede üretim yapması durumunda daha da düşer mi?
3
Banka ve kooperatiflerin faiz indiriminden dolayı uğradığı kayıpları karşılayan kurum Hazine ve Maliye Bakanlığı'dır.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal kredi sistemindeki 'gelir kaybı' (post-2001) ile eski 'görev zararı' (pre-2001) arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliği ve küresel rekabet gücü önündeki en temel yapısal engellerden biri, işletme ölçeklerinin yetersizliğidir. Türkiye'deki hayvancılık işletmelerinin yaklaşık %\% 80'inden fazlasının 1010 baştan az hayvana sahip olan "küçük aile işletmesi" niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, bu durumun sektör üzerindeki temel iktisadi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölçek ekonomilerinden yararlanılamaması nedeniyle birim üretim maliyetlerinin yüksek kalması

Cevap

Küçük aile işletmesi yapısının temel sonucu, ölçek ekonomilerinden yararlanılamaması ve buna bağlı olarak birim maliyetlerin yüksek kalmasıdır.
Doğru yanıt olan ölçek ekonomilerinden yararlanılamaması seçeneği, Türkiye hayvancılığındaki temel iktisadi sorunu açıklar. Küçük ölçekli işletmelerde, birim hayvan başına düşen işçilik, barınak ve veterinerlik gibi sabit maliyetler yüksektir. Ayrıca, modern teknoloji ve rasyonel besleme yöntemlerinin bu tip işletmelerde uygulanması ekonomik olmadığı için verimlilik düşük, maliyetler ise yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
İşletme yapısının analiz edilmesi
İşletmelerin çoğunun 10 baştan az hayvana sahip küçük aile işletmesi olduğu saptanır.
Türkiye hayvancılık sektöründeki temel yapısal özelliği anlamak için gereklidir.
2
Ölçek ekonomileri kavramı ile ilişkilendirme
Üretim ölçeği küçük kaldığında, teknoloji kullanımı ve sabit maliyetlerin paylaşımı verimli yapılamaz.
İktisadi analizde büyüklük ile maliyet arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
3
Sonucun belirlenmesi
Yüksek birim maliyetler ortaya çıkar ve bu durum hem üretici gelirlerini hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkiler.
Sektörün temel sorununu iktisadi rasyonalite çerçevesinde tanımlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ölçek Ekonomileri ve Yapısal Verimlilik

İpuçları

1
Türkiye'de hayvancılık işletmelerinin çoğunun kapasitesinin çok düşük olduğunu düşünün.
2
İktisatta 'Ölçek Ekonomileri' kavramı, üretim miktarı arttıkça ortalama maliyetin düşmesiyle ilgilidir.
3
Küçük bir ahırda 5 inek bakmakla, modern bir tesiste 500 inek bakmanın maliyet farkını değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de yem fiyatlarının ve ithal yem hammaddelerine bağımlılığın sektördeki maliyet krizindeki rolünü inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 73Soru

Türkiye ekonomisinde bitkisel üretim verilerine yönelik hazırlanan aşağıdaki tabloyu inceleyiniz:

DönemEkili Alan (Bin Hektar)Birim Verim (kg/dakg/da)Toplam Üretim (Bin Ton)
I.I. Dönem7.1007.10028528520.23520.235
II.II. Dönem7.2507.25021021015.22515.225

Tablodaki veriler dikkate alındığında, ekili alan artmasına rağmen toplam üretimin azalması ve birim verimin düşmesi, Türkiye'de bitkisel üretim yapısı ve verimlilik hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretimin büyük ölçüde iklim ve doğa koşullarına bağımlı olan geleneksel (ekstantif) yöntemlerle sürdürülmesi

Cevap

Bitkisel üretimde alan artışına rağmen verim ve toplam üretimin düşmesi, üretimin iklim koşullarına bağımlı olan ekstantif (geleneksel) yöntemlerle yapıldığını gösterir.
Doğru seçenek, üretimin iklim ve doğa koşullarına bağımlı olan geleneksel (ekstantif) yöntemlerle sürdürülmesidir. Tabloda ekili alanın artmasına rağmen toplam üretimin azalması, birim alandan alınan verimin düştüğünü; bu verim düşüşünün ise sulama ve modern girdi kullanımının yetersizliği nedeniyle hava koşullarına (kuraklık vb.) bağlı olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki verilerin analiz edilmesi
II.II. dönemde ekili alanın 150150 bin hektar artmasına rağmen toplam üretimin yaklaşık %25\%25 oranında azaldığı görülmektedir.
Üretim miktarındaki değişimin alan miktarındaki değişimle aynı yönde olmaması, verimlilikte (birim verim) ciddi bir düşüş olduğunu kanıtlar.
2
Verimlilik düşüşünün yapısal nedeninin belirlenmesi
Birim verimin 285285 kg/dakg/da düzeyinden 210210 kg/dakg/da düzeyine inmesi, dışsal faktörlerin (iklim) etkisini gösterir.
İntansif (modern) tarım yöntemlerinde sulama ve teknoloji kullanımı sayesinde verim stabilize edilirken, ekstantif tarımda yağışlardaki azalma üretimi doğrudan düşürür.
3
Kavramsal eşleştirme
Geleneksel tarım yöntemleri 'ekstantif tarım' olarak adlandırılır.
Türkiye'de bitkisel üretimin hala önemli bir kısmının doğa koşullarına açık olması, verimlilikte yıllar itibarıyla dalgalanmalara (arz istikrarsızlığına) neden olan temel yapısal sorundur.

Anahtar Kavram

Ekstantif (Geleneksel) ve İntansif (Modern) Tarım Ayrımı

İpuçları

1
Tabloda alan artarken üretimin neden azaldığını düşünün; bu durum birim alandan alınan verimin düştüğünü gösterir.
2
Modern (intansif) tarımda üretim doğa koşullarına daha az bağımlıyken, geleneksel tarımda yağışlar belirleyicidir.
3
Türkiye'de tahıl üretimi gibi alanlarda nadas uygulaması ve yağış bağımlılığı (ekstantif tarım) üretimde dalgalanmalara yol açan ana unsurdur.

Daha Fazla Pratik

İntansif tarım yöntemlerinin yaygınlaşmasının Türkiye ekonomisinde cari açık ve gıda enflasyonu üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 74Soru

Türkiye ekonomisinin 1923'ten günümüze uzanan tarihsel gelişim süreci ve sektörel dönüşümü dikkate alındığında, tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) ve istihdam içerisindeki paylarının seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün GSYHGSYH içerisindeki payı, istihdam içerisindeki payına oranla çok daha hızlı bir azalış göstermiş; bu durum sektördeki işgücü verimliliğinin diğer sektörlerin ortalamasına göre düşük kalmasına neden olmuştur.

Cevap

Tarım sektörünün GSYH içerisindeki payının istihdam içerisindeki payından daha hızlı azalması, sektördeki işgücü verimliliğinin düşük olduğunu göstermektedir.
Türkiye ekonomisinde tarım sektörünün GSYH içindeki payı, sanayileşme ve hizmetleşme süreçleriyle birlikte istihdam payına göre çok daha radikal bir düşüş göstermiştir. Bu asimetri, tarımda modernizasyonun sınırlı kalması ve gizli işsizlik gibi nedenlerle işgücü verimliliğinin diğer modern sektörlerin gerisinde kalmasına yol açan temel yapısal sorundur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilerin Karşılaştırılması
1923'te tarımın GSYH payı yaklaşık %40\%40, istihdam payı ise %80\%80 üzerindeydi. 2020'li yıllarda GSYH payı yaklaşık %67\%6-7 bandına gerilerken, istihdam payı hala %1518\%15-18 civarındadır.
Sektörel dönüşümün hızını ve dengesini anlamak için temel veriler gereklidir.
2
Dönüşüm Hızının Analizi
GSYH payındaki düşüş oranı (yaklaşık 1/61/6 oranına düşüş), istihdam payındaki düşüş oranından (yaklaşık 1/51/5 oranına düşüş) daha keskindir.
Sektörler arası geçiş hızı verimliliği belirler.
3
Verimlilik Yorumu
Bir sektörün istihdamdaki ağırlığı (insan kaynağı), yarattığı gelirden çok daha fazlaysa, o sektörde kişi başına düşen katma değer (işgücü verimliliği) düşüktür.
Ekonomik verimlilik, çıktı bölü girdi (işgücü) olarak hesaplanır.

Anahtar Kavram

Tarımda İşgücü Verimliliği ve Yapısal Dönüşüm Asimetrisi

Daha Fazla Pratik

Tarım sektöründeki bu verimlilik farkının 'gizli işsizlik' kavramıyla olan ilişkisini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 75Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektörü; geleneksel mera hayvancılığından (ekstansif), verimliliği yüksek modern besi ve ahır hayvancılığına (entansif) geçiş sürecini yaşamaktadır. Ancak bu yapısal dönüşüm, beraberinde yeni maliyet dinamikleri ve kırılganlıklar getirmiştir. Buna göre, Türkiye'de hayvancılık sektörünün modernizasyon sürecinde karşılaştığı ve çözüm bekleyen en temel yapısal çelişki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birim hayvan başına verimin artırılması hedeflenirken, üretim modelinin ithal ham madde bağımlılığı yüksek olan kesif yem kullanımına dayalı hale gelmesi ve maliyet yapısının döviz kuru şoklarına karşı hassaslaşması

Cevap

Modern besi hayvancılığında birim verim artsa da, ithal ham maddeye dayalı kesif yem kullanımı maliyetleri döviz kuru şoklarına karşı savunmasız bırakmaktadır.
Doğru yanıt olan seçenek, hayvancılıkta modernizasyonun (besi hayvancılığına geçişin) en zayıf noktasını tanımlamaktadır: Mera alanlarının yetersizliği nedeniyle ahıra giren hayvanın ihtiyaç duyduğu kesif yemin ham maddelerinin ithalata dayanması, döviz kuru artışlarını doğrudan kırmızı et ve süt fiyatlarına yansıtmaktadır. Bu durum, teknolojik ilerlemeye rağmen sektörün yapısal bir dışsal şok tehdidi altında kalmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hayvancılık modellerini karşılaştır
Mera hayvancılığı (ekstansif) düşük verimli ama düşük maliyetlidir; besi hayvancılığı (entansif) yüksek verimli ama yoğun girdi (yem) kullanımı gerektirir.
Sektörel dönüşümün teknik gereksinimlerini anlamak için gereklidir.
2
Girdi yapısını analiz et
Türkiye'de besi hayvancılığının en büyük maliyet kalemi (%60-70) yemdir ve yemin ham maddesinde (soya, mısır küspesi vb.) dışa bağımlılık yüksektir.
Maliyetlerin neden dışsal faktörlere bağlı olduğunu açıklar.
3
Makroekonomik etkileşimi kur
Döviz kurundaki yükseliş yem fiyatlarını artırır, bu da verimlilik artışından elde edilen kazancı siler ve üreticinin sürdürülebilirliğini tehdit eder.
Soruda sorulan 'yapısal çelişkiyi' ortaya koyar.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Kesif Yem Bağımlılığı ve Maliyet Paradoksu

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de mera alanlarının hukuki statüsü ve bu alanların korunmasının besi maliyetleri üzerindeki dolaylı etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 76Soru

Türkiye'de tarımsal işletme yapısının en önemli yapısal sorunlarından biri olan işletme arazilerinin çok parçalı, küçük ve birbirine uzak olması; modern tarım tekniklerinin uygulanmasını zorlaştırmakta ve birim maliyetleri yükseltmektedir. Bu sorunun giderilmesi, arazilerin birleştirilerek daha rasyonel büyüklükte ve düzenli şekilli işletme birimleri oluşturulması amacıyla yürütülen çalışmalar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arazi toplulaştırması

Cevap

Türkiye'de tarım arazilerinin parçalı yapısını düzeltmek için uygulanan temel yöntem arazi toplulaştırmasıdır.
Arazi toplulaştırması, parçalı arazilerin birleştirilerek her parselin yola ve suya kavuşturulduğu, parsel şekillerinin tarımsal mekanizasyona uygun hale getirildiği teknik ve hukuki bir süreçtir. Türkiye'de miras hukuku nedeniyle sürekli bölünen tarım arazilerinin verimliliğini artırmak için en temel çözüm olarak uygulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan yapısal sorunu tespit et.
Tarımsal işletmelerin küçük, parçalı ve verimsiz bir arazi yapısına sahip olduğu belirlenmiştir.
Sorunun kökeni, üretim maliyetlerini artıran fiziksel parçalılıktır.
2
Tanımlanan sorunu gidermek için kullanılan politika aracını hatırla.
Arazileri birleştiren ve altyapı hizmetlerini (yol, su) optimize eden çalışmanın adı arazi toplulaştırmasıdır.
Toplulaştırma, ölçek ekonomisinden yararlanmayı sağlayarak verimliliği artırır.

Anahtar Kavram

Arazi Toplulaştırması

İpuçları

1
Türkiye'de miras yoluyla bölünen araziler işletme verimliliğini düşüren en büyük engellerden biridir.
2
Bu sorun, finansal yardımlarla değil, arazilerin fiziksel olarak yeniden düzenlenmesi ve birleştirilmesiyle çözülür.
3
Dağınık parsellerin bir araya getirilmesi işlemine 'toplulaştırma' denir.

Daha Fazla Pratik

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile miras yoluyla bölünmelerin nasıl sınırlandırıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 77Soru

Türkiye ekonomisinde tarımsal dış ticaretin yapısı ve ürün kompozisyonu incelendiğinde, sektörün hem gıda arzı hem de sanayi girdisi sağlama fonksiyonu dış ticaret verilerine yansımaktadır. Buna göre Türkiye’nin tarımsal dış ticaretiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar gibi sanayi girdisi niteliğindeki ürün gruplarında Türkiye net ithalatçı konumundadır.

Cevap

Türkiye, sanayi hammaddesi niteliğindeki yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar grubunda net ithalatçı konumundadır.
Doğru seçenek, Türkiye ekonomisinin tarımsal dış ticaretindeki en temel yapısal sorunlardan biri olan yağlı tohumlar ve bitkisel yağlardaki net ithalatçı pozisyonunu ifade etmektedir. Türkiye, taze meyve-sebze ve geleneksel kuru meyvelerde net ihracatçı olsa da, bitkisel yağ sanayisi için gerekli hammaddeyi (ayçiçeği, soya vb.) ithal etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal dış ticaretin alt gruplarını sınıflandır.
Gıda ürünleri, canlı hayvanlar, sanayi hammaddeleri (yağlı tohumlar, pamuk vb.) ve işlenmiş tarım ürünleri.
Dış ticaret dengesinin hangi ürün grubunda nasıl şekillendiğini anlamak için temel ayrımı yapmak gerekir.
2
Türkiye'nin üretim kapasitesi ile sanayi ihtiyacını karşılaştır.
Geleneksel ürünlerde (fındık, incir vb.) arz fazlası ve net ihracat; yağlı tohumlar ve yem hammaddelerinde ise arz açığı ve net ithalat tespit edilir.
Türkiye ekonomisinin yapısal bir özelliği olarak bitkisel yağ ve hayvancılık sektörünün hammadde bağımlılığını belirlemek.
3
Seçeneklerdeki verileri genel ekonomik göstergelerle doğrula.
İmalat sanayinin toplam ihracattaki hakimiyeti ve yağlı tohumlardaki ithalat bağımlılığı doğrulanır.
Yanlış olan yapısal bilgileri eleyerek doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tarımsal dış ticarette yapısal bağımlılık ve ürün grupları bazlı dış ticaret dengesi.

İpuçları

1
Türkiye'nin ihracatında tarımın mı yoksa sanayinin mi daha büyük bir paya sahip olduğunu hatırlayın.
2
Türkiye'nin dışarıdan en çok hangi tarımsal ürün gruplarını (yağlı tohumlar, yem hammaddeleri vb.) satın aldığını düşünün.
3
Un ve makarna ihracatında dünya liderliğimizi sağlayan ithal hammadde kullanım mekanizmasını (DİR) göz önüne getirin.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal dış ticarette Dahilde İşleme Rejimi'nin (DİR) işleyişini ve un ihracatı üzerindeki etkilerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 78Soru

Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşüm süreci ve sektörel verileri dikkate alındığında; tarım sektörünün toplam istihdamdaki payının, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payından yaklaşık iki kat daha fazla olması aşağıdakilerden hangisinin temel göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin diğer sektörlere göre düşük olması ve gizli işsizliğin varlığı

Cevap

Tarım sektöründe işgücü verimliliğinin diğer sektörlere göre düşük olması ve gizli işsizliğin varlığı
Türkiye ekonomisinde tarım sektörü, toplam gelirin yaklaşık %6'sını üretmesine rağmen nüfusun yaklaşık %15'ini istihdam etmektedir. Bu durum, tarımda çalışanların kişi başına ürettiği değerin (işgücü verimliliği) sanayi ve hizmetler sektöründen çok daha düşük olduğunu ve sektörde gizli işsizlik probleminin devam ettiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel payları analiz edin.
Tarımın GSYH payı yaklaşık %6, istihdam payı ise %15-16 civarındadır.
Bu oranlar sektörün ekonomik büyüklüğü ile istihdam ettiği kitle arasındaki dengesizliği gösterir.
2
Verimlilik kavramını uygulayın.
İşgücü verimliliği = Toplam Katma Değer / Toplam İstihdam formülü uyarınca; az üretim çok kişiyle yapılıyorsa verimlilik düşüktür.
İstihdam payının GSYH payından büyük olması, bir tarım çalışanının bir sanayi çalışanına göre çok daha az değer ürettiğini gösterir.
3
Yapısal sorunu tanımlayın.
Bu durum Türkiye tarımındaki 'gizli işsizlik' ve küçük ölçekli işletme yapısıyla doğrudan ilişkilidir.
Gizli işsizlik, marjinal verimliliğin sıfır olduğu ve üretimden çekildiğinde toplam çıktının değişmediği işgücünü ifade eder.

Anahtar Kavram

Tarımda Düşük İşgücü Verimliliği ve Gizli İşsizlik

İpuçları

1
Bir sektörün istihdam ettiği kişi sayısı çok ama ürettiği değer az ise o sektörde çalışanların verimliliği hakkında ne söylenebilir?
2
Türkiye'de tarımın GSYH içindeki payı tek haneliyken (%6), istihdam payı çift hanelidir (%15). Bu 'verimlilik açığına' odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Tarımda işgücü verimliliğini artırmak için arazi toplulaştırması ve makineleşmenin etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 79Soru

Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısı incelendiğinde, bazı ürün gruplarının geleneksel olarak dış ticaret fazlası verdiği, bazılarının ise yapısal olarak ithal edildiği görülmektedir.

Ürün GrubuDış Ticaret Karakteristiği
Sert Kabuklu MeyvelerGeleneksel İhracat / Net İhracatçı
Tropikal ÜrünlerYapısal İthalatçı
Yağlı TohumlarNet İthalatçı

Yukarıdaki tablo ve Türkiye'nin dış ticaret verileri dikkate alındığında, "Sert Kabuklu Meyveler" grubunda yer alan ve Türkiye'nin dünya üretiminde lider konumda olduğu geleneksel ihraç ürünü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fındık

Cevap

Türkiye'nin dünya üretiminde lider olduğu ve geleneksel ihraç ürünleri arasında yer alan ürün fındıktır.
Fındık, Türkiye'nin dünya üretiminde ve ihracatında yaklaşık %70'lik payla rakipsiz olduğu geleneksel bir üründür. Karadeniz bölgesindeki ekolojik şartlar Türkiye'ye bu üründe mutlak üstünlük sağlamakta ve ürün her yıl yüksek dış ticaret fazlası vermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin tarımsal dış ticaretindeki ürün gruplarını sınıflandırmak.
Geleneksel ihraç ürünleri (fındık, üzüm, incir, kayısı) ile ithal edilen ürünler (soya, mısır, kahve, kakao) ayrıştırılır.
İhracat kalemlerinin ayırt edilmesi için ürün bazlı uzmanlık alanlarının bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki ürünlerin üretim ve ticaret karakteristiğini analiz etmek.
Fındığın dünya üretimindeki payının (%70 civarı) mutlak üstünlük sağladığı tespit edilir.
Türkiye'nin dış ticaretinde en çok döviz kazandıran tarımsal kalemlerden biri olması fındığı temel ihraç ürünü yapar.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Geleneksel Tarımsal İhraç Ürünleri
Tahmini Süre:45s
Soru 80Soru

Türkiye'de tarımsal kredi sisteminde 2001 yılında gerçekleştirilen yapısal düzenlemeler ve bankacılık reformları sonucunda, kamu bankalarının mali yapısını disipline etmek amacıyla 'görev zararı' uygulamasına son verilmiştir. Bu tarihten itibaren T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığıyla kullandırılan düşük faizli (sübvansiyonlu) krediler nedeniyle, bankaların mahrum kaldığı faiz gelirlerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanması uygulaması aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelir Kaybı

Cevap

Gelir Kaybı
Doğru yanıt olan Gelir Kaybı ifadesi, 2001 Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı çerçevesinde kamu bankalarının mali yapısının düzeltilmesi amacıyla getirilen bir kavramdır. Bu sistemle, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçiye piyasa faizinin altında kredi vermesi nedeniyle mahrum kaldığı faiz tutarı, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden ilgili kurumlara aktarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal sübvansiyonlu kredilerin işleyişini analiz edin.
Ziraat Bankası ve TKK, piyasa faizinin altında kredi kullandırır.
Üreticinin finansman maliyetini düşürmek temel amaçtır.
2
2001 yılında yapılan bütçe ve bankacılık reformlarının etkisini değerlendirin.
Görev zararı kavramı terk edilerek şeffaflık amaçlanmıştır.
IMF ve Dünya Bankası destekli reform programları, kamu bankalarının mali disiplinini şart koşmuştur.
3
Faiz farkının bütçedeki karşılığını tanımlayın.
Hazine tarafından ödenen bu fark 'Gelir Kaybı' olarak adlandırılır.
Bankanın kredi operasyonundan elde edemediği faiz gelirinin devletçe tazmin edilmesi bu terimle ifade edilir.

Anahtar Kavram

2001 Bankacılık Reformu sonrası Tarımsal Kredi Finansmanında Şeffaflık
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 4 / 5Sonraki
Tarım Sektörü Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 4 | Examkin