Tarım Sektörü

97 soru

Soru 81Soru

Türkiye ekonomisinde tarım arazilerinin kullanım dağılımına ilişkin 20262026 yılı öngörüleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

Arazi Kullanım TürüPay (%\%%)
Tahıllar ve Diğer Bitkisel Ürünler6868
Nadas Alanları1414
Meyveler, İçecek ve Baharat Bitkileri1515
Sebze Bahçeleri33

Türkiye'deki tarımsal işletmelerin büyük çoğunluğunun "küçük aile işletmesi" niteliğinde olması ve mevcut Miras Hukuku hükümleri nedeniyle arazilerin kuşaklar boyu bölünerek çok parçalı hale gelmesi, yukarıdaki tabloda yer alan üretim alanlarının verimli kullanımı açısından hangi temel ekonomik soruna yol açmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletme başına düşen parça sayısının fazlalığının ölçek ekonomilerini engelleyerek birim maliyetleri artırması

Cevap

İşletme başına düşen parça sayısının fazlalığının ölçek ekonomilerini engelleyerek birim maliyetleri artırması
Türkiye ekonomisinde tarımsal işletmelerin yapısal en büyük sorunu arazi parçalılığıdır. Küçük ve birbirinden uzak parseller, traktör ve diğer tarım makinelerinin etkin kullanımını engellemekte, yakıt ve zaman maliyetlerini artırmaktadır. Bu durum, birim maliyetlerin düşürülmesini sağlayan ölçek ekonomilerinden yararlanılmasını imkansız hale getirmekte ve genel tarımsal verimliliği kısıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İşletme yapısının analiz edilmesi
Türkiye'de işletmelerin büyük çoğunluğu küçük ölçeklidir ve ortalama 565-6 farklı parçadan oluşur.
Miras Hukuku nedeniyle arazilerin sürekli bölünmesi bu yapısal sorunu derinleştirir.
2
Parçalılığın üretim maliyetlerine etkisinin değerlendirilmesi
Dağınık parseller; makine kullanımını, sulama altyapısını ve parseller arası ulaşımı zorlaştırır.
Birim alanda yapılan hazırlık ve işlem maliyetleri yükselir, modern tekniklerin uygulanması zorlaşır.
3
Ölçek ekonomileri ile ilişkilendirme
Düşük işletme büyüklüğü ve yüksek parça sayısı, ölçek ekonomilerinden yararlanılmasını engeller.
Maliyet etkinliği sağlanamadığı için tarımsal rekabet gücü zayıflar.

Anahtar Kavram

Tarımsal İşletme Yapısı ve Ölçek Ekonomileri

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'birim maliyet' ve 'modernizasyon' anahtar kelimelerine odaklanmak, yapısal sorunların (parçalılık) doğrudan sonucu olan maliyet artışını bulmanızı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru

Türkiye'de tarımsal işletme yapısı incelendiğinde; işletmelerin sayıca yaklaşık %65\%65'lik bir kısmının 5050 dekardan küçük arazileri işletmesine rağmen, bu grubun toplam tarım alanından aldığı payın yaklaşık %20\%20 seviyelerinde kaldığı görülmektedir. Buna karşın, sayıca %1\%1'den az olan büyük ölçekli işletmelerin toplam tarım alanının %15\%15-%20\%20'sini kontrol etmesi, Türkiye'de tarımsal işletmeler için hesaplanan Gini Katsayısı'nın 0,600,60 seviyesinin üzerinde (yüksek) çıkmasına neden olmaktadır.

Buna göre, Türkiye ekonomisindeki bu yapısal durum aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak mülkiyeti ve işletme büyüklüğü dağılımındaki yapısal eşitsizliğin

Cevap

Türkiye'de tarımsal işletmeler arasındaki arazi dağılımının dengesiz olması, toprak mülkiyeti ve işletme büyüklüğü dağılımındaki yapısal eşitsizliğin bir göstergesidir.
Gini katsayısı, bir ekonomik değerin (gelir, arazi, servet vb.) paydaşlar arasındaki dağılımını ölçer. Türkiye'de işletme sayısının büyük çoğunluğunu oluşturan küçük aile işletmelerinin toplam araziden aldığı payın düşük kalması, buna karşılık az sayıdaki büyük işletmenin geniş alanlara hakim olması, arazi dağılımının homojen olmadığını ve ciddi bir yapısal eşitsizlik içerdiğini gösterir. Bu durum, tarım ekonomisi literatüründe toprak mülkiyeti ve işletme ölçeği kutuplaşması olarak ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen verileri analiz etme
İşletmelerin sayıca büyük kısmının (%65) çok küçük bir alanı (%20), az sayıdaki büyük işletmenin ise geniş alanları kontrol ettiği saptanmıştır.
Türkiye'deki tarımsal işletme yapısının sayısal ve alansal dağılım profilini belirlemek için gereklidir.
2
Gini Katsayısı kavramını yorumlama
Gini katsayısının 0,60 gibi yüksek bir değer almasının, ölçülen büyüklüğün (arazi) dağılımındaki eşitsizliğin yüksek olduğu anlamına geldiği belirlenmiştir.
İstatistiksel verinin ekonomik anlamını doğru kavramak için gereklidir.
3
Yapısal sonuç çıkarma
Sayıca çok olan küçük işletmelerin yetersiz araziye sahip olması ve arazinin belirli ellerde yoğunlaşması 'yapısal eşitsizlik' veya 'dağılım adaletsizliği' olarak tanımlanır.
Soruda sorulan doğrudan göstergeyi (kanıtı) tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tarımsal İşletme Yapısı ve Gini Katsayısı

İpuçları

1
Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değer alır ve dağılımdaki dengesizliği ölçer.
2
İşletme sayısı ile işletilen alan arasındaki uçurum ne kadar fazlaysa, Gini katsayısı o kadar yükselir.
3
Türkiye'de çok sayıda küçük işletme bulunmasına rağmen arazilerin az sayıdaki büyük işletmede toplanması, mülkiyet ve kullanımda eşitsiz bir dağılım olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmasının bu işletme yapısı üzerindeki etkilerini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 83Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektörü, özellikle 1980 sonrası dönemde geleneksel mera (ekstansif) hayvancılığından modern besi ve ahır (entansif) hayvancılığına geçiş çabalarıyla karakterize edilmektedir. Ancak bu dönüşüm süreci, sektörün dışsal şoklara karşı hassasiyetini artıran ve maliyet yapısını zorlayan yapısal bir sorunu da beraberinde getirmiştir.

Türkiye'de hayvancılık sektöründe yaşanan bu dönüşüm ve karşılaşılan temel sorunlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besi hayvancılığının yaygınlaşması, kesif yem ham maddelerinde dışa bağımlılık nedeniyle sektörün döviz kuru hareketlerine olan duyarlılığını artırmıştır.

Cevap

Besi hayvancılığının yaygınlaşması, kesif yem ham maddelerinde dışa bağımlılık nedeniyle sektörün döviz kuru hareketlerine olan duyarlılığını artırmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye hayvancılığının en temel yapısal çelişkisini ortaya koymaktadır: Verimliliği artırmak için geçilen modern besi hayvancılığı, yem bitkileri üretiminin yetersizliği nedeniyle sektörü döviz kuruna ve ithalata bağımlı hale getirmiştir. Türkiye'de hayvancılık işletmelerinde maliyetlerin yaklaşık %70'i yem giderlerinden oluşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Üretim sistemleri arasındaki farkı analiz et.
Mera (geleneksel) hayvancılığı doğaya dayalıyken, besi (modern) hayvancılığı yoğun yem girdisine dayanır.
Sektördeki yapısal dönüşümün girdi talebi üzerindeki etkisini anlamak gerekir.
2
Yem girdisinin kaynağını incele.
Türkiye'de besi hayvancılığında kullanılan kesif yemlerin (soya, mısır, katkı maddeleri) önemli bir kısmı ithal edilmektedir.
Maliyetlerin neden dışsal faktörlere bağlı olduğunu tespit etmek için gereklidir.
3
Makroekonomik değişkenlerle ilişki kur.
İthal girdi kullanımının yüksek olması, döviz kurundaki her artışın yem fiyatlarına ve dolayısıyla et/süt maliyetlerine yansımasına neden olur.
Sektörün temel yapısal sorununu (döviz hassasiyeti) doğrular.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Yem-Maliyet İlişkisi ve Dışa Bağımlılık

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de et fiyatlarındaki dalgalanmaların nedenini analiz ederken 'Yem-Et Paritesi' kavramını ve ESK (Et ve Süt Kurumu) müdahalelerini incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısı ve sektörel dengeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi güncel ekonomik verilerle uyumlu ve doğru bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde genel olarak 'net ihracatçı' konumunda olup dış ticaret fazlası verirken; yağlı tohumlar ve yem ham maddeleri gibi kalemlerde yapısal ithalat ihtiyacı devam etmektedir.

Cevap

Türkiye, tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde genel olarak 'net ihracatçı' konumunda olup dış ticaret fazlası verirken; yağlı tohumlar ve yem ham maddeleri gibi kalemlerde yapısal ithalat ihtiyacı devam etmektedir.
Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısı incelendiğinde, ülkenin işlenmiş tarım ürünleri ve meyve-sebze grubunda dünya çapında bir ihracatçı olduğu (dış ticaret fazlası verdiği) görülür. Ancak hayvancılık sektörü için kritik olan yem ham maddeleri ve bitkisel yağ sanayisi için gerekli olan yağlı tohumlarda üretim tüketimi karşılamadığı için bu alanlarda yapısal bir ithalat bağımlılığı söz konusudur. Doğru seçenek bu iki durumu birlikte ve doğru bir şekilde ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal dış ticaretin genel dengesini analiz et.
Türkiye tarım ve gıda ürünleri toplamında her yıl yaklaşık 3-6 milyar dolar arasında dış ticaret fazlası vermektedir.
Sektörün net ihracatçı pozisyonunu belirlemek için genel dengeye bakılmalıdır.
2
Ürün bazlı dış ticaret bağımlılığını incele.
Gıda ürünleri (unlu mamuller, meyve-sebze) ihraç edilirken; yağlı tohumlar, bitkisel yağlar ve yem ham maddeleri ithal edilmektedir.
Sektördeki yapısal ithalat ihtiyacının hangi kalemlerden kaynaklandığını anlamak gerekir.
3
Toplam dış ticaret içindeki sektörel ağırlığı karşılaştır.
Tarımın payı toplam ihracatta sanayinin çok gerisindedir.
Yanlış olan 'sanayiden büyük pay' algısını düzeltmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin tarımsal dış ticaretindeki 'ikili yapı': Gıda ürünlerinde dış ticaret fazlası, ham maddelerde ise yapısal dışa bağımlılık.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin en çok ithal ettiği tarımsal ham maddelerin (yağlı tohumlar gibi) üretimini artırmaya yönelik 'Havza Bazlı Destekleme Modeli'ni inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 85Soru

Türkiye ekonomisinde tarım sektörünün tarihsel gelişimi incelendiğinde, sektörün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içindeki payı ile toplam istihdamdaki payı arasındaki ilişki yapısal dönüşümün temel göstergelerinden biri kabul edilir.

Aşağıdaki tabloda tarım sektörünün belirli yıllardaki payları verilmiştir:

YılTarımın GSYHGSYH Payı (%)Tarımın İstihdam Payı (%)
1970197036,036,065,065,0
1990199017,517,545,045,0
202320236,26,215,815,8

Bu veriler ve Türkiye ekonomisinin genel yapısı dikkate alındığında, tarım sektörüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektöründe işgücü verimliliği, ekonominin genel ortalamasına ve diğer ana sektörlere göre daha düşüktür.

Cevap

Tarım sektöründe işgücü verimliliği, ekonominin genel ortalamasına ve diğer ana sektörlere göre daha düşüktür.
Veriler incelendiğinde, örneğin 20232023 yılında işgücünün yaklaşık %16\%16'sının milli gelirin sadece %6\%6'sını ürettiği görülmektedir. Bu durum, tarım sektöründe çalışan bir kişinin ekonomiye sağladığı katma değerin, sanayi veya hizmetler sektöründe çalışan bir kişiye göre çok daha düşük olduğunu, dolayısıyla işgücü verimliliğinin düşük olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki verilerin karşılaştırılması
Bütün yıllarda (1970, 1990, 2023) tarımın istihdam payının, GSYH payından yaklaşık 2-3 kat daha fazla olduğu tespit edilir.
Sektörel verimlilik analizi yapabilmek için istihdam ve üretim payları arasındaki ilişkiyi anlamak gerekir.
2
İşgücü verimliliği kavramının uygulanması
Bir sektör, toplam işgücünün büyük bir kısmını kullanmasına rağmen milli gelirin küçük bir kısmını üretiyorsa, o sektörde kişi başına düşen üretim (verimlilik) düşüktür.
İşgücü verimliliği = Toplam Katma Değer / Çalışan Sayısı formülüyle ilişkilendirilir.
3
Yapısal dönüşüm yorumunun yapılması
Türkiye'de tarım dışı sektörlerin (sanayi ve hizmetler) verimliliği daha yüksek olduğu için tarımın payları arasındaki bu fark 'verimlilik açığı' olarak adlandırılır.
Gelişmekte olan ekonomilerde tarımdan kopan işgücünün daha verimli sektörlere geçmesi büyümenin temel motorudur.

Anahtar Kavram

İşgücü Verimliliği ve Sektörel Pay İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Tarım sektöründeki 'gizli işsizlik' kavramını ve bunun işgücü verimliliği üzerindeki etkilerini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 86Soru

Türkiye ekonomisinde 19901990’lı yıllarda uygulanan tarımsal destekleme politikalarının sürdürülebilirliğini yitirmesine ve 20002000 yılında Dünya Bankası destekli Tarımsal Reform Uygulama Projesi (ARIP) ile köklü bir sistem değişikliğine gidilmesine yol açan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Destekleme alımı yapan kamu kuruluşlarının ve tarım satış kooperatifi birliklerinin finansman açıklarından kaynaklanan "görev zararları"nın bütçe üzerindeki ağır yükü

Cevap

Destekleme alımı yapan kurumların ve birliklerin finansman açıklarından doğan görev zararlarının kamu maliyesi üzerindeki yükü
Doğru seçenek, 19901990’lı yıllarda uygulanan taban fiyat ve destekleme alımı politikasının yarattığı mali tahribatı ifade eder. Bu dönemde alım yapan kurumlar piyasa fiyatının çok üzerinde alım yapmış, bu durum hem kamu bankalarında hem de bütçede devasa finansman açıklarına (görev zararlarına) neden olmuştur. Bu sürdürülemez mali yük, 20002000 yılında ARIP (Tarımsal Reform Uygulama Projesi) ile sistemin Doğrudan Gelir Desteği (DGD) gibi araçlara kaydırılmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19901990’lı yılların tarımsal destekleme karakterini tanımlayın.
Bu dönemde destekleme alımları (fiyat desteği) ve girdi sübvansiyonları temel araçlardır.
Sistem değişikliğinin nedenini anlamak için eski sistemin nasıl çalıştığını bilmek gerekir.
2
Eski sistemin mali sonuçlarını analiz edin.
TMO, TEKEL gibi kurumların ve Tarım Satış Kooperatifi Birlikleri'nin (TSKB) piyasa fiyatının üzerindeki alımları büyük finansman açıklarına yol açmıştır.
Bu açıklar kamu bankalarından karşılanmış ve "görev zararı" olarak bütçeye yüklenmiştir.
3
20002000 reformunun (ARIP) temel amacını belirleyin.
Fiyat desteklerini kademeli olarak kaldırıp yerine bütçeden doğrudan ödenen ve daha az maliyetli olan Doğrudan Gelir Desteği (DGD) sistemini getirmek.
Reformun amacı, tarımı desteklerken kamu maliyesindeki istikrarı korumaktır.

Anahtar Kavram

Tarımsal Desteklemede Görev Zararları ve Sistem Değişikliği

Daha Fazla Pratik

ARIP (2000-2008) döneminde uygulanan DGD sisteminin 'üretimden bağımsız' (decoupled) olma özelliğinin DTÖ kuralları ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 87Soru

Türkiye’de tarımsal kredi sisteminin kurumsal yapısı ve işleyişi dikkate alındığında, tarımsal üretimin finansmanında T.C. Ziraat Bankası ile birlikte en önemli paydaş olan Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuki statüsü bakımından bir kamu bankası niteliği taşır ve tüm tarımsal destekleme ödemelerinin tek yetkili dağıtıcısıdır.

Cevap

Tarım Kredi Kooperatifleri bir kamu bankası niteliği taşımaz ve tüm destekleme ödemelerinin tek dağıtıcısı değildir.
Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK), 15811581 sayılı Kanun ile kurulan, çiftçilerin kendi aralarındaki yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak amacıyla oluşturdukları bir kooperatif yapılanmasıdır. Bir kamu bankası değillerdir ve mevduat toplama yetkileri yoktur. Türkiye'deki tarımsal destekleme ödemeleri (mazot, gübre desteği vb.) ise kural olarak T.C. Ziraat Bankası aracılığıyla üreticilere ulaştırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumsal yapının tanımlanması
TKK, kooperatif hukukuna tabi bir kuruluştur.
TKK'nın bankacılık sisteminden farkını anlamak için hukuki statüsünün belirlenmesi gerekir.
2
Finansman ve operasyonel yetkilerin kontrolü
TKK'nın mevduat toplama yetkisi yoktur ve destekleme ödemelerinde ana dağıtıcı değildir.
Kredi kurumlarının yetki sınırlarını bilmek, yanlış idari görev atamalarını elemeyi sağlar.
3
Hatalı ifadenin tespiti
TKK'nın kamu bankası olarak tanımlanması yanlıştır.
TKK'nın özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir çiftçi kuruluşu olduğu gerçeğiyle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Kredi Kurumlarının Hukuki ve Operasyonel Yapısı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 88Soru

Dünya Ticaret Örgütü (DTO¨DTÖ) Tarım Anlaşması, üye ülkelerin tarımsal desteklerini piyasa bozucu etkilerine göre farklı kategorilere (kutulara) ayırmaktadır. Türkiye'nin 20002000 yılında Dünya Bankası desteğiyle başlattığı Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIPARIP) ile temel amacı, ticaret bozucu etkisi yüksek olan ve kısıtlamalara tabi olan desteklerden vazgeçerek piyasa mekanizmasıyla uyumlu desteklere yönelmektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin bu reform sürecinde 'Kehribar Kutu' (AmberAmber BoxBox) kapsamında değerlendirildiği için tasfiye etmeyi veya sınırlandırmayı taahhüt ettiği destekleme araçlarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ürün bazlı taban fiyat uygulamaları ve girdi sübvansiyonları

Cevap

Ürün bazlı taban fiyat uygulamaları ve girdi sübvansiyonları
Doğru yanıt olan ürün bazlı taban fiyat uygulamaları ve girdi sübvansiyonları, piyasa fiyatlarını suni olarak yükselttiği ve üretimi piyasa dışı saiklerle teşvik ettiği için DTÖ tarafından 'ticaret bozucu' kabul edilir ve Kehribar Kutu kapsamında indirim taahhütlerine konu olur.

Adım Adım Çözüm

1
DTÖ Tarım Anlaşması kutularını tanımla
Destekler Yeşil, Kehribar ve Mavi olarak üçe ayrılır.
Soruda istenen Kehribar Kutu'nun kapsamını belirlemek için sınıflandırmayı bilmek gerekir.
2
Kehribar Kutu (Amber Box) özelliklerini belirle
Üretimi ve ticareti doğrudan bozan, fiyatlara müdahale eden desteklerdir.
Taban fiyat ve girdi (gübre, tohum vb.) destekleri bu tanıma tam olarak uyar.
3
2000 yılı tarım reformuyla (ARIP) ilişkilendir
Türkiye bu reformla Kehribar Kutu desteklerini azaltıp Yeşil Kutu'ya (DGD) geçmiştir.
Reformun temel motivasyonu uluslararası yükümlülüklere uyumdur.

Anahtar Kavram

DTÖ Tarım Anlaşması Destekleme Kutuları

Alternatif Yöntem

Destekleme araçlarını 'piyasa bozucu' olup olmamasına göre gruplandırarak, piyasa fiyatına doğrudan müdahale edenlerin her zaman kısıtlamaya tabi (Kehribar) olduğunu hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 89Soru

Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısı incelendiğinde, geleneksel ürünlerde dünya piyasalarında rekabet gücü yüksek olmasına rağmen, bazı temel ürün gruplarında sanayinin hammadde ihtiyacı ve hayvancılık sektörünün yem talebi nedeniyle yapısal bir dış ticaret açığı gözlenmektedir.

Buna göre, yerli üretimin tüketimi karşılama oranının (yeterlilik derecesi) düşük olması sebebiyle Türkiye'nin tarımsal ithalatında her yıl en yüksek paylardan birine sahip olan ürün grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağlı tohumlar ve türevleri

Cevap

Türkiye'nin tarımsal dış ticaretinde yapısal açık verdiği ve ithalata bağımlı olduğu temel grup yağlı tohumlar ve türevleridir.
Doğru cevap olan yağlı tohumlar ve türevleri (soya, ayçiçeği, kolza vb.), Türkiye'de hem bitkisel yağ sanayisinin hem de hayvancılık sektörünün yem ihtiyacını karşılamak için en çok ithal edilen tarım ürünleri grubudur. Bu ürünlerde yerli üretimin tüketimi karşılama oranı (yeterlilikyeterlilik derecesiderecesi) düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin tarımsal dış ticaretindeki ürün kompozisyonunu analiz edin.
Geleneksel ihraç ürünlerinin (fındık, üzüm, incir) dış ticaret fazlası verdiği görülür.
İhracat gücünün hangi ürünlerde olduğunu saptamak için.
2
Sanayi ve hayvancılık sektörlerinin hammadde ihtiyacını değerlendirin.
Yağ sanayisi ve yem endüstrisinin büyük oranda yağlı tohum ithalatına bağımlı olduğu saptanır.
İthalatın temel nedenini anlamak için.
3
Ürün gruplarının yeterlilik derecelerini karşılaştırın.
Yağlı tohumların yeterlilik derecesinin düşük, meyve ve sebzelerin ise yüksek olduğu sonucuna varılır.
Yapısal açığın kaynağını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Tarımsal Dış Ticarette Yapısal Bağımlılık ve Yeterlilik Derecesi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin buğday ithalatının temel nedeninin 'Dahilde İşleme Rejimi' (DİR) kapsamında ihracata yönelik un ve makarna üretimi olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 90Soru

Türkiye'de 20062006 yılında yürürlüğe giren 54885488 sayılı Tarım Kanunu ile tarımsal destekleme araçları yasal bir çerçeveye kavuşturulmuştur. Bu kanun kapsamında; arz fazlası olan ürünlerin üretiminin sınırlandırılması, belirli bir ürünün üretiminden tamamen vazgeçilmesi veya ekolojik dengenin korunması amacıyla üreticilerin uğradığı gelir kayıplarının karşılanmasını hedefleyen destekleme türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Telafi edici ödemeler

Cevap

Telafi edici ödemeler
Telafi edici ödemeler, 54885488 sayılı Tarım Kanunu'nun 19/c19/c maddesinde açıkça belirtildiği üzere; arz fazlası olan ürünlerin üretiminin sınırlandırılması veya çevre amaçlı programlar nedeniyle üreticinin uğradığı gelir azalışlarını karşılamak amacıyla tasarlanmıştır. Bu araç, özellikle tütün ve şeker pancarı gibi ürünlerdeki kota uygulamaları ve alternatif ürün projelerinde temel mekanizma olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
54885488 sayılı Tarım Kanunu'ndaki destekleme araçlarını analiz etmek.
Kanunun 1919. maddesinde fark ödemesi, telafi edici ödemeler, hayvancılık destekleri gibi araçlar tanımlanmıştır.
Yasal çerçevedeki araçların tanımlarını bilmek doğru eşleştirme için gereklidir.
2
Üretim sınırlaması ve gelir kaybı kavramlarını araçlarla eşleştirmek.
Üretimden vazgeçilmesi (örneğin tütün kotası) durumunda verilen desteğin 'telafi' niteliğinde olduğu belirlenir.
Soruda vurgulanan 'gelir kaybının karşılanması' ifadesi telafi edici ödemelerin temel fonksiyonudur.

Anahtar Kavram

Tarımsal Destekleme Araçlarının Fonksiyonel Sınıflandırması

İpuçları

1
Bu destekleme türü, özellikle kota uygulamaları nedeniyle üretimden vazgeçen çiftçilerin mağduriyetini gidermeyi amaçlar.
2
Tarım Kanunu'nda yer alan bu araç, piyasa fiyatı farkından ziyade, üretimin kısıtlanmasından kaynaklanan 'zararı giderme' (tazmin etme) mantığına dayanır.

Daha Fazla Pratik

Fark ödemesi desteğinin hangi stratejik ürünlerde ve hangi koşullarda uygulandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 91Soru

Türkiye ekonomisinde hayvancılık sektörü, geleneksel mera hayvancılığından modern besi ve ahır hayvancılığına geçiş süreciyle birlikte yapısal bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşüm, birim hayvan başına verimlilik artışı sağlamayı hedeflemekle birlikte, sektörün dışsal faktörlere ve girdi maliyetlerine olan duyarlılığını da farklılaştırmıştır.

Buna göre, Türkiye'de hayvancılık sektörünün yapısal özellikleri ve sorunları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besi ve ahır hayvancılığının yaygınlaşması, üretimin iklim koşullarına bağımlılığını azaltırken yem hammaddelerindeki dışa bağımlılık nedeniyle maliyetlerin döviz kuru hareketlerine duyarlılığını artırmıştır.

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığının yaygınlaşması, üretimin iklim koşullarına bağımlılığını azaltırken yem hammaddelerindeki dışa bağımlılık nedeniyle maliyetlerin döviz kuru hareketlerine duyarlılığını artırmıştır.
Besi ve ahır hayvancılığı, kontrollü bir üretim süreci sunduğu için mevsimsel ve iklimsel riskleri (mera hayvancılığına göre) minimize eder. Ancak bu sistemde maliyetlerin yaklaşık %70'ini oluşturan yemin hammaddelerinde dışa bağımlılık söz konusu olduğundan, döviz kurlarındaki artış doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta ve bu durum sektörün en temel yapısal sorunlarından birini oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mera ve besi hayvancılığı yöntemlerinin özelliklerini karşılaştırın.
Mera hayvancılığı doğal koşullara bağlıyken, besi hayvancılığı kontrollü ortamda yapılır.
Üretim yönteminin verimlilik ve risk faktörlerini belirlemek için gereklidir.
2
Besi hayvancılığının girdi yapısını analiz edin.
Besi hayvancılığında sanayi yemi kullanımı yoğundur ve bu yemlerin hammaddeleri büyük oranda ithalata dayalıdır.
Maliyet yapısının dışsal değişkenlere (döviz kuru) olan duyarlılığını anlamak için gereklidir.
3
Sektörün milli gelir ve tarımsal üretim içindeki paylarını değerlendirin.
Hayvancılık, Türkiye tarımında bitkisel üretimin gerisindedir ve istihdam payı gelir payından yüksektir.
Yaygın yanılgıları elemek ve doğru yapısal tespiti yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Yapısal Dönüşüm ve Girdi Maliyetleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru

Türkiye'de hayvancılık sektöründe verimliliği artırmak amacıyla geleneksel mera hayvancılığından modern besi ve ahır hayvancılığına geçiş süreci desteklenmektedir. Ancak bu yapısal dönüşüm, sektörün makroekonomik dalgalanmalara karşı kırılganlığını da artırmıştır.

Besi ve ahır hayvancılığının, geleneksel mera hayvancılığına kıyasla döviz kuru şoklarından ve maliyet artışlarından daha fazla etkilenmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim sürecinde kullanılan karma yem, veteriner ilaçları ve ıslah edilmiş damızlık gibi girdilerin büyük oranda ithalata dayalı olması

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığının dışsal şoklara daha duyarlı olmasının temel nedeni, üretim sürecinde kullanılan karma yem ve ilaç gibi temel girdilerin yüksek oranda ithalata dayalı olmasıdır.
Doğru seçenek, besi ve ahır hayvancılığının 'girdi bağımlılığı' sorununa odaklanmaktadır. Geleneksel mera hayvancılığı dışsal ekonomik değişkenlerden ziyade iklimsel koşullara (yağış, otlak verimi) duyarlıyken; besi hayvancılığı, karma yem ve veteriner ilaçları gibi dövize endeksli ithal girdilere ihtiyaç duyduğu için ekonomik şoklardan doğrudan etkilenir.

Adım Adım Çözüm

1
Hayvancılık yöntemlerinin girdi yapılarını karşılaştırın.
Mera hayvancılığı doğal kaynaklara (otlaklara) dayanırken, besi hayvancılığı endüstriyel yemlere ve teknolojik girdilere dayanır.
Üretim yönteminin hangi kaynaklara bağımlı olduğunu belirlemek, dışsal etkileri anlamanın ilk adımıdır.
2
Dışsal şokların (döviz kuru vb.) bu girdiler üzerindeki etkisini analiz edin.
Besi hayvancılığında maliyetin yaklaşık %70\%70'ini oluşturan yemin hammaddeleri büyük ölçüde ithal edildiğinden, dövizdeki her artış maliyetlere doğrudan yansır.
Girdi bağımlılığı ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini kurmak gerekir.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Girdi Bağımlılığı ve Maliyet Yapısı

İpuçları

1
Besi hayvancılığında maliyetin en büyük kaleminin ne olduğunu düşünün.
2
Türkiye'nin karma yem üretiminde kullandığı soya ve mısır gibi ürünleri nereden temin ettiğini hatırlayın.
3
Döviz kurundaki artışın doğrudan yem fiyatlarını tetiklemesi, hayvancılığın hangi türünde daha büyük bir risk oluşturur?

Daha Fazla Pratik

Yem-süt paritesinin süt sığırcılığı üzerindeki etkilerini ve üreticinin dişi hayvanlarını kesime gönderme nedenlerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 93Soru

Türkiye'de hayvancılık sektöründe birim hayvan başına alınan verimin düşük olması ve toplam hayvansal üretimin potansiyelinin altında kalması önemli bir ekonomik sorundur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye hayvancılığında verimliliği olumsuz etkileyen yapısal sorunlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzu ve buzağı gibi genç hayvanların yeterli ağırlığa ulaşmadan erken yaşta kesilmesi

Cevap

Türkiye hayvancılığında verimliliği olumsuz etkileyen temel yapısal sorun, kuzu ve buzağıların (genç hayvanların) yeterli olgunluğa ve ağırlığa erişmeden 'erken kesim' yapılmasıdır.
Türkiye'de hayvancılığın en büyük yapısal problemlerinden biri 'erken kesim'dir. Kuzu ve buzağıların biyolojik gelişimlerini tamamlamadan kesilmesi, hayvan başına elde edilebilecek maksimum et miktarının çok altında kalınmasına neden olur. Bu durum, toplam hayvansal protein arzını kısıtlamakta ve birim maliyetleri yükseltmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hayvancılıkta verimlilik kavramını analiz etme
Verimlilik, birim hayvan başına alınan et ve süt miktarını ifade eder.
Sorunun kökenindeki 'verim düşüklüğü' faktörünü anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların etkisini değerlendirme
Islah, yem desteği, modern yöntemler ve sağlık hizmetleri verimi artırırken; erken kesim verimi düşürür.
Hangi faktörün negatif (sorun) hangisinin pozitif (çözüm) olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
3
Erken kesimin ekonomik etkisini belirleme
Genç hayvanların kesilmesi, hayvan varlığının et üretim potansiyelinin yaklaşık %4050\%40-50 oranında kaybedilmesine yol açar.
Bu uygulamanın neden bir 'yapısal sorun' olduğunu bilimsel olarak temellendirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hayvancılıkta Verimlilik ve Erken Kesim Sorunu

İpuçları

1
Seçeneklerdeki uygulamalardan hangisinin verimliliği 'azalttığını' düşünün.
2
Bir hayvanın 55 kg et verecekken kesilmesi mi yoksa 5050 kg et verecek olgunluğa gelmesi mi ekonomiye daha yararlıdır?
3
Genç hayvanların (süt kuzusu veya danası) tüketim alışkanlığı nedeniyle erken kesilmesi, Türkiye hayvancılığının en büyük kayıp noktalarından biridir.

Daha Fazla Pratik

Bu sorunu takiben, mera hayvancılığı ile besi hayvancılığı arasındaki verim farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 94Soru

Türkiye ekonomisinde 20002000-20082008 yılları arasında uygulanan 'Tarımsal Reform Uygulama Projesi' (ARIP) çerçevesinde temel araç olarak kullanılan 'Doğrudan Gelir Desteği' (DGD) sisteminden, 20062006 tarihli Tarım Kanunu ve izleyen yıllardaki uygulamalarla birlikte vazgeçilerek; havza bazlı destekler, fark ödemeleri ve hayvancılık destekleri gibi 'üretimle ilişkilendirilmiş' (coupled) desteklere yeniden ağırlık verilmesinin temel iktisadi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alan bazlı desteğin üretim kararlarından bağımsız olması nedeniyle stratejik ürün planlaması, arz güvenliği ve birim alan verimliliği üzerindeki teşvik edici etkisinin düşük kalması

Cevap

Alan bazlı desteğin üretim kararlarından bağımsız olması nedeniyle stratejik ürün planlaması, arz güvenliği ve birim alan verimliliği üzerindeki teşvik edici etkisinin düşük kalması
Doğrudan Gelir Desteği (DGD), çiftçinin ne ürettiğine bakılmaksızın sadece arazi büyüklüğüne göre yapılan bir ödemedir. Bu durum, çiftçiyi daha verimli üretim yapmaya veya Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri seçmeye teşvik etmez. 20062006 sonrası havza bazlı ve ürün bazlı sisteme geçilerek, desteğin 'belirli bir ürünü belirli bir verim düzeyinde üretme' şartına bağlanması, tarımsal arz güvenliğini ve verimliliği artırmayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Politika araçlarının mekanizmasını karşılaştırın
DGD (Doğrudan Gelir Desteği) üretimden bağımsızdır (decoupled); Fark Ödemesi ve Havza Bazlı Destekler üretimle ilişkilidir (coupled).
Desteğin üretime mi yoksa sadece mülkiyete mi verildiğini saptamak gerekir.
2
Üretim hedefleri açısından değerlendirme yapın
DGD sisteminde üretici ürünü ekmese veya düşük verim alsa bile parayı alır. Bu durum Türkiye'nin buğday, pamuk, yağlı tohumlar gibi stratejik ürünlerdeki arz açığını kapatmasını engellemiştir.
Stratejik ürün planlaması için desteğin belirli bir ürünün üretilmesi şartına bağlanması zorunludur.
3
Kurumsal ve yasal dönüşümü analiz edin
20062006 yılında yürürlüğe giren 54885488 sayılı Tarım Kanunu, desteğin amacını sadece gelir transferinden 'verimlilik ve arz güvenliği' odaklı bir yapıya taşımıştır.
Yasal değişikliğin temel motivasyonu, tarım sektörünü piyasa sinyalleriyle uyumlu ama yönlendirilmiş bir yapıya kavuşturmaktır.

Anahtar Kavram

Üretimden Bağımsız (Decoupled) vs. Üretimle İlişkili (Coupled) Destekleme

İpuçları

1
Desteğin mülkiyete mi (alan bazlı) yoksa faaliyete mi (ürün bazlı) verildiği arasındaki 'verimlilik' farkını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Havza Bazlı Destekleme Modeli'nde hangi ürünlerin stratejik kapsamda olduğunu ve Çiftçi Kayıt Sistemi'nin (ÇKS) bu süreçteki rolünü inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 95Soru

Türkiye'de hayvancılık sektöründe kırmızı et üretiminin yaklaşık \%90'ının sığır etinden karşılandığı ve bu üretimin de büyük ölçüde süt sığırcılığı işletmelerinin bir yan ürünü niteliğinde olduğu bilinmektedir.

Bu yapısal özellik dikkate alındığında; süt fiyatlarının maliyetlerin altında kalması veya süt/yem paritesinin üretici aleyhine bozulması durumunda, kırmızı et piyasasında kısa ve uzun vadede ortaya çıkması beklenen sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısa vadede damızlık ve süt ineklerinin kesime gönderilmesiyle et arzının geçici olarak artması; uzun vadede ise anaç hayvan varlığının azalması sonucu et arzının daralarak fiyatların aşırı yükselmesi

Cevap

Süt fiyatlarının düşmesi durumunda üreticiler nakit akışını sağlamak için anaç hayvanlarını kesime gönderir; bu durum kısa vadede et arzını artırıp fiyatları düşürse de uzun vadede üretim kapasitesini yok ederek fiyat patlamasına yol açar.
Doğru yanıt, Türkiye ekonomisindeki hayvancılık sektörünün en temel 'kısır döngüsünü' açıklamaktadır. Türkiye'de et üretimi büyük oranda süt sığırcılığına dayalıdır. Süt fiyatları maliyetleri karşılamadığında üretici, süt veren 'anaç' (damızlık) hayvanlarını kasaba gönderir. Bu, piyasaya anlık olarak çok fazla et girmesine neden olur (kısa vadeli arz artışı ve fiyat düşüşü). Ancak kesilen her inek, gelecekte doğacak olan besilik materyalin (danaların) de yok olması demektir. Bu durum bir süre sonra hayvan sayısının kritik seviyenin altına inmesine ve et fiyatlarının kontrolsüz şekilde yükselmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel Yapı Analizi
Türkiye'de kırmızı etin sığır odaklı ve süt hayvancılığına bağımlı olduğunun saptanması.
Et üretiminin bağımsız bir sektörden ziyade süt işletmelerinin bir çıktısı olduğunu anlamak sorunun temelidir.
2
Ekonomik Tepki Analizi
Süt/yem paritesi bozulduğunda üreticinin zarar etmesi ve damızlık hayvanları elden çıkarması.
Üreticinin süt satışından elde edemediği geliri, sermayesi olan hayvanı keserek telafi etmeye çalışması.
3
Zamana Dayalı Etki Analizi
Kısa vadede arz artışı, uzun vadede ise arz çöküşü tahmini.
Kesilen her anaç hayvanın gelecek dönemlerdeki potansiyel buzağı ve dolayısıyla et arzının yok olması anlamına gelmesi.

Anahtar Kavram

Süt-Et Yapısal Bağlantısı ve Arz Döngüsü

İpuçları

1
Türkiye'de yediğimiz kırmızı etin kaynağı genellikle özel etçi ırklar mıdır yoksa süt ineklerinin yavruları mı?
2
Bir üreticinin sütünden para kazanamadığında elindeki ineği satmak yerine kesime göndermesinin piyasadaki et miktarına anlık etkisini düşünün.
3
Anaç hayvan kesimi, gelecekteki 'üretim fabrikasının' kapatılması gibidir. Bu durumun birkaç yıl sonraki fiyatlara etkisini analiz edin.

Daha Fazla Pratik

Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) piyasa müdahale yöntemlerini ve yem/süt paritesinin ideal seviyesini (genellikle 1.5) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru

Türkiye ekonomisinde bitkisel üretim yapısı incelendiğinde; toplam ekili alanların yaklaşık %70 'inden fazlasının tahıl ürünlerine ayrılmış olmasına rağmen, üretim değeri ve ihracat gelirleri açısından meyve ve sebze grubunun payı oldukça yüksektir. Bu durumun temel iktisadi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meyve ve sebze üretiminin tahıl üretimine oranla birim alanda daha yüksek katma değer ve verimlilik sağlaması

Cevap

Meyve ve sebze üretiminin tahıllara oranla birim alanda daha yüksek katma değer ve verimlilik sağlaması
Doğru seçenek, meyve ve sebze üretiminin tahıllara oranla birim alanda çok daha yüksek ekonomik katma değer ve verimlilik yarattığını belirtmektedir. Tahıllar geniş alanlarda düşük maliyetli ve düşük getirili üretim sağlarken; meyve, sebze ve bağcılık gibi alanlar yoğun emek ve sermaye ile yüksek birim değer üretir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekili alan dağılımını analiz etme
Türkiye'de toprakların büyük kısmı ( %70 + ) iklim ve geleneksel yapı nedeniyle tahıllara ayrılmıştır.
Üretim yapısının fiziksel sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Ekonomik verimliliği karşılaştırma
Meyve ve sebze üretimi daha fazla sermaye, teknoloji ve sulama gerektirirken birim alandan alınan parasal değer (verimlilik) tahıllardan çok daha yüksektir.
Alan genişliği ile ekonomik değer arasındaki farkı açıklamak için gereklidir.
3
Dış ticaret etkisini değerlendirme
Meyve ve sebze grubu (özellikle fındık, üzüm, kayısı ve taze sebzeler) Türkiye'nin tarımsal ihracatında en rekabetçi ve yüksek getirili kalemlerdir.
İhracat gelirlerindeki payın nedenini netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Birim Alan Verimliliği ve Katma Değer Farklılaşması

İpuçları

1
Toprak genişliği ile o topraktan kazanılan paranın her zaman doğru orantılı olmadığını düşünün.
2
Bir dönüm buğday tarlası ile bir dönüm seradan veya fındık bahçesinden elde edilen geliri kıyaslayın.
3
Meyve ve sebze gibi ürünler 'katma değeri yüksek' ürünler olarak tanımlanırken, tahıllar daha çok temel gıda ihtiyacına yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de tarım ürünlerinin ihracat içindeki payını ve sanayi ürünleriyle olan farkını güncel TÜİK verileri üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 97Soru

Türkiye ekonomisinde tarımsal dış ticaretin yapısı ve tarihsel gelişimi dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günümüzde Türkiye'nin toplam ihracat gelirlerinin yarısından fazlası halen tarım ve hayvancılık ürünlerinden elde edilmektedir.

Cevap

Türkiye'nin toplam ihracat gelirlerinin yarısından fazlasının tarım ürünlerinden elde edildiğini belirten ifade yanlıştır.
Türkiye'nin ihracat kompozisyonu 1980'lerden itibaren köklü bir değişim göstermiştir. Günümüzde toplam ihracat gelirlerinin yarısından fazlası sanayi ürünlerinden (otomotiv, tekstil, beyaz eşya, kimya vb.) elde edilmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı ise yaklaşık %10\%10 seviyelerindedir. Bu nedenle, ihracatın yarısından fazlasının tarımdan geldiği ifadesi temel bir bilgi hatasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin dış ticaret yapısındaki sektörel dönüşümü analiz edin.
1980 sonrası dışa açılma süreciyle birlikte sanayi sektörü ihracatın lokomotifi haline gelmiştir.
Tarım sektörünün toplam ihracat içindeki payı reel olarak artsa da, sanayi ürünleri ihracatındaki devasa artış nedeniyle oransal payı düşmüştür.
2
Güncel ihracat verilerini değerlendirin.
Tarım ve gıda ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı yaklaşık %10\%10 seviyelerindedir.
Toplam ihracat gelirlerinin yarısından fazlası (>%50>\%50) değil, yaklaşık onte biri tarımdan gelmektedir.
3
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit edin.
Geleneksel ürünlerdeki liderlik, tarımsal dış ticaret fazlası ve yapısal ithalat kalemleri (yağlı tohumlar vb.) genel ekonomik gerçeklerle örtüşmektedir.
Türkiye net bir tarım ve gıda ihracatçısı olsa da, yağlı tohumlar gibi kalemlerde net ithalatçıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde İhracatın Sektörel Yapısı ve Tarımsal Payı

İpuçları

1
Türkiye'nin 1980 sonrası 'ihracata dayalı sanayileşme' stratejisini ve hangi sektörün ön plana çıktığını düşünün.
2
Tarım ürünlerinin ihracat miktarının artması, toplam ihracat içindeki payının da artacağı anlamına gelmez. Diğer sektörler daha hızlı büyümüş olabilir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal dış ticarette 'Dahilde İşleme Rejimi'nin un ve makarna ihracatındaki rolünü inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 5
Tarım Sektörü Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 5 | Examkin