Türk siyasal kültüründe, Osmanlı'dan devralınan "güçlü devlet" geleneği ve Şerif Mardin'in kavramsallaştırdığı "merkez-çevre" ilişkileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kültürün temel yapısal özelliklerinden biri olarak değerlendirilemez?
- ASiyasal meşruiyetin sağlanmasında devletin kurumsal otoritesinin ve bekasının bireysel özgürlük alanlarına öncelenmesi
- BSiyasal mücadelenin ekonomik sınıf çatışmalarından ziyade kültürel ve sembolik değerler (laik-muhafazakar dualizmi) üzerinden şekillenmesi
- Devletten tamamen özerk, güçlü ve kurumsallaşmış bir sivil toplum geleneğinin siyasal hayatın asli denetleyicisi olmasıCevap
- DSiyasal modernleşme sürecinin toplumsal taleplerden ziyade bürokratik elitlerin öncülüğünde 'yukarıdan aşağıya' bir yöntemle yürütülmesi
- EVatandaşlık bilincinin aktif siyasal katılım yerine devlete sadakat ve ödev eksenli bir tebaa kültürü kalıntılarıyla harmanlanmış olması
Cevap
Devletten tamamen özerk, güçlü ve kurumsallaşmış bir sivil toplum geleneğinin varlığı Türk siyasal kültürünün tarihsel bir özelliği değildir.
Türk siyasal kültürü üzerine yapılan çalışmalar (Heper, Mardin, Sunar vb.), devletin toplum karşısındaki mutlak üstünlüğünü ve 'sivil toplumun cılızlığını' vurgular. Batı'daki gibi devleti dengeleyen ve ondan bağımsız hareket edebilen kurumsallaşmış bir sivil toplum geleneği, Türk siyasal hayatının tarihsel özelliklerinden biri değil, aksine eksikliği hissedilen bir unsurdur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Türk siyasal kültüründe 'Güçlü Devlet' geleneği ve sivil toplumun zayıflığı.
İpuçları
1
Türk siyasal kültürünün 'devlet-merkezli' mi yoksa 'toplum-merkezli' mi olduğunu düşünün.
Daha Fazla Pratik
Şerif Mardin'in 'Merkez-Çevre' modelinde çevrenin (halkın) merkeze (bürokrasiye) olan tepkisinin nedenlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s