Soru

Zorluk: Çok zorAnayasal Temeller ve Sorumluluğun Genel Özellikleri

19821982 Anayasası'nın 125125. maddesinde yer alan genel sorumluluk ilkesi ile 129129. maddesinin 55. fıkrasında düzenlenen kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair özel hükümler birlikte değerlendirildiğinde; idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelleri ve genel özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  1. A
    Anayasa'nın 125125. maddesinin son fıkrası, idarenin mali sorumluluğu için mutlaka bir "hukuka aykırılık" veya "kusur" şartı aramamış; "zarar" kavramını merkeze alarak kusursuz sorumluluk hallerini de anayasal düzeye taşımıştır.
  2. B
    Anayasa'nın 129/5129/5. maddesinde öngörülen "doğrudan doğruya idareye dava açma" kuralı, memurlar ve diğer kamu görevlileri için bir nevi "hizmet güvencesi" ihdas ederek kamu hizmetinin kişisel tazminat korkusu olmaksızın yürütülmesini amaçlar.
  3. C
    İdarenin sorumluluğunun "asli" nitelikte olması, hizmet kusuru teşkil eden durumlarda zarar görenin kamu görevlisini atlayarak doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası açmasını hem bir hak hem de usuli bir zorunluluk kılar.
  4. Anayasa'nın 129/5129/5. maddesi uyarınca memurların kusurlarından doğan tazminat davalarının idare aleyhine açılması kuralı; kamu görevlisinin "ağır kişisel kusur" (hizmetten ayrılabilir kusur) teşkil eden eylemlerini de kapsayarak zarar görenin adli yargıda ilgili kişiye dava açmasını her koşulda engeller.Cevap
  5. E
    İdarenin mali sorumluluğu, özel hukuktaki şahsi ve sübjektif kusur anlayışından farklı olarak; hizmetin kuruluşunda, işleyişinde veya denetimindeki nesnel aksaklıkları esas alan kamu hukukuna özgü bir rejimdir.

Cevap

Anayasa'nın 129/5129/5. maddesinin kapsamının ağır kişisel kusurları her koşulda örtmediğini belirten seçenek yanlıştır.
Anayasa'nın 129/5129/5. maddesindeki koruma, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurları kapsar. Ancak öğretide ve yargı içtihatlarında kabul edildiği üzere, eğer bir eylem hizmetten tamamen ayrılabilir nitelikte bir "ağır kişisel kusur" (kasıt, suç teşkil eden eylem vb.) barındırıyorsa, bu durum anayasal korumanın dışındadır. Bu durumda zarar gören, ilgili kamu görevlisine karşı genel hükümler çerçevesinde adli yargıda doğrudan tazminat davası açabilir. Dolayısıyla dava açılmasının "her koşulda engellendiği" ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa m. 125125 ve m. 129129 arasındaki ilişkiyi kurmak
m. 125125 idarenin genel sorumluluğunu, m. 129129 ise kamu görevlilerinin bu sorumluluktaki konumunu ve rücu mekanizmasını düzenler.
Sorumluluğun anayasal çerçevesini anlamak için her iki maddeyi sentezlemek gerekir.
2
Kamu görevlisinin güvencesini değerlendirmek
Anayasa m. 129/5129/5 gereği, yetki kullanımı sırasındaki kusurlar nedeniyle ancak idareye dava açılabilir.
Hizmet kusuru ve görev kusuru durumlarında asli muhatabın idare olduğunu teyit etmek.
3
Kişisel kusur ve hizmet kusuru ayrımını yapmak
Eğer eylem görevle illiyetini tamamen kesmişse (hizmetten ayrılabilir ağır kişisel kusur), bu durum m. 129/5129/5 koruması dışına çıkar.
Anayasal korumanın sınırlarını belirlemek (Uyuşmazlık Mahkemesi içtihadı).
4
Hatalı çıkarımı saptamak
Zarar görenin adli yargıda doğrudan kişiye dava açmasının her koşulda engellendiği iddiası yanlıştır.
Ağır kişisel kusur istisnasının göz ardı edilmesi anayasal ve yasal rejimle çelişir.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Hizmet Güvencesi ve Kişisel Kusur Sınırı

Daha Fazla Pratik

Kamu görevlisinin rücu mekanizmasında idarenin bağlı yetki içinde olup olmadığını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla