Siyaset Biliminin Temel Kavramları
152 soru
Max Weber, siyaseti 'devletler arasında veya bir devletin içindeki gruplar arasında iktidarı paylaşma ya da iktidarın dağılımını etkileme çabası' olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, siyaseti salt bürokratik bir mekanizmanın işleyişi olarak gören dar idari anlayıştan ayırarak, onun daha dinamik ve güç odaklı yönüne vurgu yapar.
Weber'in bu tanımına ve siyasetin kapsamına dair modern siyaset bilimi yaklaşımlarına göre, aşağıdakilerden hangisi siyasetin doğasını en doğru şekilde ifade etmektedir?
Max Weber’in otorite tipolojisinde 'karizmanın rutinleşmesi' (), geçici ve istikrarsız olan karizmatik otoritenin süreklilik kazanmak amacıyla ya geleneksel ya da yasal-rasyonel bir yapıya bürünerek kurumsallaşması sürecini ifade eder.
Karizmatik bir liderin ardından siyasal otoritenin yasal-rasyonel temelde kurumsallaştığı bir dönüşüm sürecinde, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin yaşanması bu sürecin Weberyan anlamda tamamlandığını gösterir?
Aristoteles, "Nikomakhos'a Etik" adlı eserinde siyaseti, toplumun nihai iyisine (eudaimonia) ulaşmak için diğer tüm pratik bilimlerin (ekonomi, retorik, askeri strateji vb.) amacını belirleyen, hangi bilimlerin kentte var olacağına ve vatandaşların bunları ne ölçüde öğreneceğine karar veren en üst disiplin olarak tanımlamıştır.
Aristoteles'in, siyasetin diğer tüm disiplinleri koordine eden ve onları yönlendiren bu kuşatıcı karakterini ifade etmek için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Bir toplumsal yapıda, bir aşiret liderinin kararlarına topluluğun asırlardır süregelen adetleri ve sülale bağları gereği itaat edilirken; bir sivil toplum kuruluşunda kararlara, kuruluş tüzüğünde önceden belirlenmiş usuller ve yetki sınırları çerçevesinde itaat edilmektedir. Max Weber’in otorite tipolojisi dikkate alındığında, bu iki örnekte görülen otorite tipleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
Eğitim kurumlarında müfredat programları dahilinde gerçekleştirilen 'Vatandaşlık Bilgisi' dersleri gibi; siyasal sembollerin, değerlerin ve bilgilerin bilinçli, planlı ve amaçlı bir şekilde bireylere aktarılması süreci aşağıdakilerden hangisidir?
Egemenlik kuramları arasında yapılan ayrımda; egemenliğin halkı oluşturan bireylerin her birine ait olduğunu savunan, bu nedenle temsilcileri halkın basit birer 'memuru' olarak gören ve seçmenlerin temsilcilerine bağlayıcı talimatlar verebildiği 'emredici vekalet' (imperative mandate) usulünü öngören anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde, itaat yükümlülüğünün yöneticinin kişisel özelliklerine veya geçmişten gelen adetlere değil; rasyonel olarak düzenlenmiş, yazılı ve genel hukuk kurallarına dayandığı otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'in otorite tipolojisine göre; yönetilenlerin itaati belirli bir şahsın kutsallığına veya geleneksel konumuna değil, o şahsın işgal ettiği makamı çevreleyen anonim ve gayri şahsi hukuksal normlara dayanmaktadır. Bu sistemde yönetenler de dahil olmak üzere tüm taraflar, önceden belirlenmiş ve rasyonel bir şekilde düzenlenmiş yazılı kurallara tabidir.
Buna göre, modern devlet bürokrasisinin ve hukuk devletinin temel meşruiyet kaynağını oluşturan otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Modernleşme sürecindeki bir devlette, yeni bir anayasa kabul edilmiş ve idari teşkilat tamamen hukuki metinlere göre yeniden düzenlenmiştir. Yöneticiler, yetkilerini anayasadan aldıklarını ve tamamen rasyonel kurallar çerçevesinde hareket ettiklerini iddia etmektedir. Ancak sahada yapılan bağımsız sosyolojik araştırmalar; halkın yasalara ve idarecilere itaat etmesinin asıl nedeninin kanunların akılcılığına ve evrenselliğine duyulan inanç değil, söz konusu yöneticilerin yüzyıllardır bölgede nüfuz sahibi olan soylu ailelerin mensupları olmaları ve yerel dini ritüellerdeki tartışılmaz konumları olduğunu ortaya koymuştur.
Siyaset bilimi literatüründeki iktidar ve meşruiyet yaklaşımları dikkate alındığında, bu ülkedeki siyasal ve idari yapı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Bir ülkede anayasal usullere eksiksiz uyularak iktidara gelmiş bir hükümet, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik bunalımı aşmak amacıyla parlamentodan katı tasarruf tedbirleri içeren bir dizi yasa çıkarmıştır. Bu yasalar anayasaya ve içtüzüğe biçimsel olarak tamamen uygun olmasına rağmen, toplumun geniş kesimlerinde infial yaratmış, sendikalar süresiz grev ilan etmiş ve halkın önemli bir kısmı yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmeye başlamıştır. Hükümet yetkilileri ise kararların hukuka uygun alındığını, yürütme prosedürlerinin eksiksiz işletildiğini ve bu nedenle alınan kararlara mutlak itaat edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Weberci rasyonel-yasal otorite kavramsallaştırması ve çağdaş siyaset bilimi literatürü ışığında, yaşanan bu kriz halini en doğru şekilde özetleyen yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyasal toplumsallaşma sürecinde siyasal değerlerin, bilgilerin ve tutumların aktarımı 'açık' (doğrudan) veya 'örtük' (dolaylı) yollarla gerçekleşebilir. Açık toplumsallaşma, siyasal içeriğin belirli bir amaç doğrultusunda ve planlı bir şekilde aktarılmasını ifade ederken; örtük toplumsallaşma, siyasal olmayan deneyimlerin bireyin siyasal tutumlarını şekillendirmesini ifade eder. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi siyasal toplumsallaşmanın 'açık' (doğrudan) araçlarından veya yöntemlerinden biri olarak gösterilemez?
Almond ve Verba'ya göre, istikrarlı bir demokratik yapının temeli olan 'Sivil Kültür' (Civic Culture); yalnızca siyasal karar alma süreçlerine aktif katılım gösteren rasyonel bireylerden oluşmaz. Aksine, bu kültür tipi 'katılımcı' özelliklerin yanı sıra 'tabiiyetçi (bağımlı)' ve 'dar (yerel)' siyasal kültür öğelerini de barındıran melez bir yapıdır. Yazarlar, her vatandaşın her an siyasete aktif katılımının demokratik sistemleri aşırı talep yüküyle karşı karşıya bırakarak istikrarsızlığa sürükleyeceğini savunur.
Bu teorik yaklaşıma göre, Sivil Kültür modeli içinde varlığını sürdüren 'tabiiyetçi' ve 'dar' siyasal tutumların demokratik sistemin işleyişine sağladığı temel katkı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset felsefesinde devletin kökenini bir toplum sözleşmesine dayandıran ve insanların güvenlik arayışıyla tüm hak ve egemenlik yetkilerini "Leviathan" adını verdiği mutlak, sınırsız ve bölünemez bir üstün güce devrettiğini savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde Max Weber’in rasyonel-yasal otorite modeli, modern bürokratik devletin temelini oluşturur. Ancak çağdaş teorisyenler, bir iktidarın sadece anayasal kurallar çerçevesinde (yasallık) hareket etmesinin toplumsal rızayı garanti etmediğini vurgularlar. Özellikle Seymour Martin Lipset’in 'etkinlik' (efficiency) olarak tanımladığı sistem performansının düşmesi, zamanla sistemin temel haklılık zeminine yönelik toplumsal desteğin kaybolmasına neden olabilir. Bu bilgiler ışığında, bir siyasal sistemin hukuki geçerliliğini korumasına rağmen, yönetilenlerin zihninde sistemin yönetme hakkına olan inancın sarsılması ve kitlelerin itaat motivasyonunun 'gönüllü rıza'dan 'zorlama'ya kayması durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür sınıflandırması incelendiğinde; bireylerin merkezi siyasal sistemin varlığından haberdar olduğu, hükümetin kararlarını ve yasaları (çıktıları) algıladığı ancak siyasal karar alma süreçlerine (girdilere) katılma noktasında kendisini etkisiz bir "uyruk" olarak gördüğü "Tabiiyetçi" (Subject) siyasal kültür tipini, "Yerel" (Parochial) siyasal kültürden ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimci, X ülkesinde yürüttüğü saha araştırmasında şu bulgulara ulaşmıştır:
'Araştırmaya katılan bireylerin büyük bir çoğunluğu, merkezi hükümetin aldığı kararlardan, çıkarılan yasalardan ve sunulan kamu hizmetlerinden yüksek düzeyde haberdardır. Devlet otoritesinin farkında olan bu bireyler, yasalara uyma ve vergi verme gibi yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmektedir. Ancak aynı bireyler, siyasal kararların alınma sürecine etki etme, siyasi partilerde örgütlenme veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla talepte bulunma konusunda kendilerini tamamen etkisiz görmekte ve siyasete aktif katılım göstermekten kaçınmaktadırlar.'
Almond ve Verba'nın siyasal kültür sınıflandırmasına göre, X ülkesinde hakim olan siyasal kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?
Demokratik kurumsallaşma sürecindeki bir ülkede, parlamento mevcut anayasada öngörülen tüm yasa yapım usullerine harfiyen uyarak yeni bir tarım ve vergi reformu paketi kabul etmiştir. Ancak bu reform paketinin, kırsal kesimin sosyoekonomik gerçeklikleriyle örtüşmemesi ve adil bulunmaması nedeniyle geniş çaplı sivil itaatsizlik eylemleri başlamıştır. Çiftçiler vergi ödemeyi topluca reddetmiş, yerel yöneticiler yasayı uygulamaktan kaçınmıştır. Hükümet ise "kuralların anayasaya uygunluğunu" gerekçe göstererek kolluk kuvvetleri aracılığıyla zorla tahsilat yoluna gitmiş, ancak bu durum çatışmaları daha da derinleştirerek devletin kurumsal işleyişini felce uğratmıştır.
Siyaset bilimi literatüründeki temel kavramlar dikkate alındığında, bu ülkede yaşanan siyasal tıkanıklıkla ilgili olarak aşağıdaki analizlerden hangisi en isabetlidir?
Gabriel Almond ve Sidney Verba tarafından yılında yayımlanan 'The Civic Culture' (Sivil Kültür) adlı çalışmada; demokratik bir sistemin istikrarı için sadece 'katılımcı' (participant) unsurların bulunması yeterli görülmemiş, bu yapının 'yerel' (parochial) ve 'tabiiyetçi' (subject) kültür öğeleriyle dengelenmesi gerektiği savunulmuştur.
Almond ve Verba'nın kuramsal çerçevesine göre, sivil kültürün bu 'karma' yapısının demokratik yönetimlerin istikrarı için sağladığı temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'in sosyolojik metodolojisinde "iktidar" (Macht) ve "otorite/hükmetme" (Herrschaft) arasındaki ayrım, modern siyaset biliminin temel taşlarından biridir. Weber, iktidarı "bir toplumsal ilişkide, bir aktörün direnmelere rağmen kendi iradesini dayatabilme şansı" olarak tanımlarken; otoriteyi "belirli bir içeriğe sahip bir emrin, belirli bir grup insan tarafından itaatle karşılanma olasılığı" olarak görür. Buna göre, Weber'in analizinde iktidarın (Macht) basit bir fiili durumdan çıkarak "otorite" (Herrschaft) vasfı kazanması ve siyasal bir sistemin istikrarını sağlaması için gereken belirleyici unsur aşağıdakilerden hangisidir?
X ülkesinde anayasayı değiştirme ve her türlü yasayı yapma yetkisi yalnızca parlamentoya aittir; yargı organlarının meclis kararlarını içerik yönünden denetleme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak parlamento, toplumun büyük bir kesiminin karşı çıktığı tartışmalı bir yasayı kabul ettikten sonra, ülke çapında başlayan kitlesel eylemler ve sivil itaatsizlik neticesinde söz konusu yasayı yürürlükten kaldırmak ve erken seçime gitmek zorunda kalmıştır.
Siyaset bilimi literatürüne göre; parlamentonun yasa yapma konusundaki nihai anayasal gücü ile seçmen kitlesinin bu gücün kullanımına yön veren ve kararları fiilen geri aldıran üstünlüğü dikkate alındığında, bu durum aşağıdaki kavramsal ayrımlardan hangisiyle en iyi açıklanır?