Siyaset Biliminin Temel Kavramları

152 soru

Soru 61Soru

Modern bir kamu kurumunda çalışan personelin, yöneticisinin kararlarını yöneticinin kişisel özelliklerine veya geçmişten gelen geleneklere göre değil; sadece yasalara ve yöneticinin atanmış olduğu makamın yetkilerine dayandığı için yerine getirmesi, Max Weber'in otorite sınıflandırmasında aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasal-Rasyonel Otorite

Cevap

İtaatin yazılı hukuk kurallarına ve makam yetkilerine dayandığı yapı 'Yasal-Rasyonel Otorite' olarak tanımlanır.
Modern devletlerde ve kamu kurumlarında itaat, yöneticinin şahsına değil, o şahsın işgal ettiği makamın anayasal ve yasal yetkilerine yapılır. Bu durum Max Weber tarafından rasyonel bir temele oturtulan 'Yasal-Rasyonel Otorite' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İtaatin kaynağını analiz et.
Soruda itaatin 'yasalara' ve 'makam yetkilerine' dayandığı belirtilmiştir.
Weber'in tipolojisinde ayrım, itaatin kime veya neye karşı yapıldığı üzerinden belirlenir.
2
Belirlenen kaynağı Weber'in üçlü otorite tipiyle eşleştir.
Hukuk kurallarına ve liyakate dayalı, kişisel olmayan itaat 'yasal-rasyonel' tipine girer.
Modern bürokrasilerin temelini bu otorite tipi oluşturur.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipleri

Alternatif Yöntem

Eğer itaatin kaynağı 'yazılı metin' veya 'kanun' ise doğrudan rasyonel/hukuki seçeneğine yönelebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 62Soru

Siyaset biliminde Max Weber tarafından tanımlanan rasyonel-yasal otorite tipinin kurumsallaştığı bir siyasal sistemde, hükümetin tüm anayasal ve yasal prosedürlere uygun olarak aldığı ekonomik kararların, uzun süreli bir ekonomik başarısızlık (etkinlik kaybı) neticesinde toplum nezdinde sadece hükümete değil, rejimin temel değerlerine ve anayasal düzenin haklılığına yönelik bir sorgulamaya dönüşmesi durumu söz konusudur. S. M. Lipset’in meşruiyet ve etkinlik (effectiveness) arasındaki ilişkiye dair kavramsallaştırması ve Weber’in otorite tipleri dikkate alındığında, bu durumun meşruiyet krizi açısından analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzun süreli etkinlik kaybı, rasyonel-yasal zeminde inşa edilmiş olsa dahi sistemin özsel haklılığına duyulan inancı zayıflatarak, yasal prosedürlerin ötesinde yapısal bir meşruiyet krizine yol açabilir.

Cevap

Uzun süreli etkinlik kaybı, rasyonel-yasal zeminde inşa edilmiş olsa dahi sistemin özsel haklılığına duyulan inancı zayıflatarak, yasal prosedürlerin ötesinde yapısal bir meşruiyet krizine yol açabilir.
Doğru yanıt, S. M. Lipset'in meşruiyet ve etkinlik arasındaki ayrımına dayanmaktadır. Bir sistemin Max Weber'in tanımladığı rasyonel-yasal kurallara uygun (yasal) olması, onun toplum tarafından her zaman haklı ve uygun (meşru) görüleceği anlamına gelmez. Uzun süreli ekonomik başarısızlıklar (etkinlik kaybı), sistemin temel değerlerine ve kurumların uygunluğuna duyulan güveni sarsarak yapısal bir meşruiyet krizine yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Meşruiyet ve Yasallık kavramlarını ayrıştırın.
Yasallık (Legality), hukuk kurallarına uygunluktur; Meşruiyet (Legitimacy) ise yönetilenlerin yönetenlerin haklılığına olan inancıdır.
Soruda hükümetin yasal davrandığı belirtilmesine rağmen krizden bahsedilmektedir.
2
Lipset'in Etkinlik (Effectiveness) kavramını analize dahil edin.
Etkinlik, sistemin ekonomik refah ve düzen sağlama performansıdır.
Soruda ekonomik başarısızlığın (etkinlik kaybı) sistem üzerindeki etkisi sorulmaktadır.
3
Weber'in rasyonel-yasal otoritesi ile Lipset'in kriz teorisini sentezleyin.
Rasyonel-yasal otoriteye sahip sistemler bile uzun vadeli başarısızlıklar karşısında meşruiyetlerini (toplumsal desteklerini) kaybedebilirler.
Meşruiyet krizi, yasal kuralların varlığına rağmen halkın sistemin 'doğruluğuna' olan inancının bitmesidir.

Anahtar Kavram

Meşruiyet ve Etkinlik İlişkisi (Lipset Modeli)

Alternatif Yöntem

Lipset'in 2x2 matrisini (Meşruiyet vs Etkinlik) göz önüne getirerek, 'Yüksek Meşruiyet / Düşük Etkinlik' durumunun zamanla 'Düşük Meşruiyet / Düşük Etkinlik' (Kriz) noktasına nasıl evrildiğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 63Soru

Siyaset biliminde otoritenin meşruiyet temellerini sınıflandıran Max Weber'e göre; yöneticinin yetkilerinin asırlardır süregelen inançlara ve teamüllere dayandığı, itaatin ise bu "eskiden beri var olan" düzenin kutsallığına duyulan saygıdan kaynaklandığı otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel Otorite

Cevap

Meşruiyetin kaynağını geçmişten gelen adetlerden ve kutsallık atfedilen geleneklerden alan otorite türü Geleneksel Otoritedir.
Doğru seçenek olan geleneksel otorite tipinde, yönetilenlerin yöneticinin emirlerine itaat etme gerekçesi, bu yetkinin geçmişten beri var olan ve kutsal kabul edilen teamüllere dayanmasıdır. Bu tipte otorite genellikle miras yoluyla (örneğin saltanat) veya geleneksel konumlar (örneğin aşiret reisliği) üzerinden tesis edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen meşruiyet kaynağını analiz et.
İtaatin kaynağının "asırlardır süregelen inançlar" ve "eskiden beri var olan düzen" olduğu tespit edildi.
Max Weber'in tipolojisinde her otorite türü farklı bir haklılık (meşruiyet) zeminine oturur.
2
Bu kaynağı Weber'in üçlü otorite sınıflandırması ile karşılaştır.
Geleneklere ve teamüllere dayalı otoritenin "Geleneksel Otorite" olduğu belirlendi.
Weber'e göre geleneksel otoritede yöneten, gücünü miras yoluyla veya kökleşmiş adetlerden alır.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Üçlü Otorite Tipolojisi
Soru 64Soru

Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür sınıflandırmasına göre; bireylerin merkezi siyasal sistemin ve hükümet kararlarının (çıktıların) farkında olduğu, ancak kendilerini siyasal sürece dahil edecek veya kararları etkileyecek (girdiler) birer aktör olarak görmediği siyasal kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabiiyetçi (Bağımlı) Siyasal Kültür

Cevap

Siyasal sistemin farkında olunduğu ancak katılımın gerçekleşmediği tür Tabiiyetçi (Bağımlı) Siyasal Kültürdür.
Tabiiyetçi (Bağımlı) Siyasal Kültürde, bireyler merkezi hükümetin ve siyasal sistemin varlığından haberdardır; vergi verme ve yasalara uyma gibi sistemin çıktılarına (outputs) karşı duyarlıdırlar. Ancak, siyasal karar alma süreçlerini etkileyebileceklerine (inputs) dair bir inançları veya bu yönde bir çabaları yoktur. Bu durum 'tebaa' (kul/bağımlı) vatandaş tipini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Almond ve Verba'nın üç temel siyasal kültür kategorisini hatırlayın.
Bu kategoriler: Yerel (Dar), Tabiiyetçi (Bağımlı) ve Katılımcı kültürlerdir.
Sınıflandırmanın temel taşlarını belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
2
Soruda verilen 'sistemi tanıma' ama 'katılım göstermeme' kriterini analiz edin.
Bu durum, bireyin bir 'tebaa' (subject) gibi davrandığını, yani otoriteyi tanıdığını ama sürece dahil olmadığını gösterir.
Siyaset biliminde sistemin çıktılarına (hükümet kararları) duyarlı olup girdilerine (karar alma) duyarsız kalmak Tabiiyetçi kültürün tanımıdır.

Anahtar Kavram

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür Tipolojisi

İpuçları

1
Almond ve Verba'nın üçlü ayrımını (Dar, Tabiiyetçi, Katılımcı) düşünün.
2
Sistemi ve kararları tanıyan ama sürece katılmayan 'itaatkar' vatandaş tipini temsil eden terimi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Sivil Kültürün (Civic Culture) hangi kültürlerin sentezi olduğunu araştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru

Siyasal toplumsallaşma kuramında 'örtük' (dolaylı) toplumsallaşma; siyasal olmayan toplumsal birimlerdeki otorite ve karar alma süreçlerinin, bireyin genel siyasal sistemdeki tutumlarını (itaat, katılım, yeterlilik vb.) bilinçaltı düzeyinde şekillendirmesini ifade eder. Bu bağlamda, demokratik bir siyasal kültür için elzem olan 'siyasal yeterlilik' (political efficacy) duygusunun gelişimi, bireyin hiyerarşik olmayan ve eşitler arası bir zeminde karar alma deneyimi yaşamasına bağlıdır.

Buna göre; bireyin aile ve okul gibi dikey otorite yapılarından farklı olarak, sunduğu yatay ve müzakereci ortam sayesinde 'örtük' yoldan siyasal yeterlilik duygusunu ve demokratik katılım alışkanlıklarını en çok pekiştiren toplumsallaşma aracı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akran Grupları

Cevap

Siyasal yeterlilik duygusunu yatay ve müzakereci ortamı sayesinde örtük yoldan en çok pekiştiren araç akran gruplarıdır.
Doğru yanıt olan akran grupları, bireyin çocukluk ve gençlik döneminde karşılaştığı, hiyerarşik otoritenin en düşük olduğu toplumsallaşma alanıdır. Bu alanda kararlar müzakere ve ikna yoluyla alındığı için birey, sistemi etkileyebileceği yönündeki 'siyasal yeterlilik' duygusunu 'örtük' bir şekilde burada kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Örtük (dolaylı) toplumsallaşma, siyasal olmayan deneyimlerin siyasal tutumlara yansımasıdır.
Sorunun temelinde yatan 'örtük' ve 'siyasal yeterlilik' kavramlarının mekanizmasını anlamak gerekir.
2
Araçların Yapısal Karşılaştırması
Aile ve okul 'dikey/hiyerarşik', akran grupları ise 'yatay/eşitlikçi' yapılardır.
Siyasal yeterlilik (sistemi etkileyebileceğine inanma) ancak eşit statüdeki bireylerin etkileşimiyle mümkün olur.
3
Eleme Süreci
Müfredat (açık), bürokrasi (hiyerarşik), medya (tek yönlü) olduğu için elenir.
Soru kökündeki 'müzakereci' ve 'yatay' kriterlerine sadece akran grupları tam olarak uymaktadır.

Anahtar Kavram

Örtük Toplumsallaşma ve Siyasal Yeterlilik (Political Efficacy)

Daha Fazla Pratik

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür tipleri (Dar, Tabiiyetçi, Katılımcı) ile toplumsallaşma araçları arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru

Siyasal iktidar, toplum üzerindeki etkisini ve yönetme gücünü pekiştirmek amacıyla çeşitli kaynaklara dayanır. Eğer bir siyasal iktidar, bireylerin inanç sistemlerine, toplumsal değer yargılarına ve sembolik anlam dünyalarına hitap ederek; emirlerinin sadece kurallara uygun değil, aynı zamanda 'doğru ve haklı' olduğu kanaatini oluşturuyorsa, bu durum öncelikle iktidarın hangi kaynağı ile ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psikolojik ve ideolojik kaynaklar

Cevap

İktidarın bireylerin inanç, değer ve sembol dünyasına hitap ederek rıza üretmesi 'Psikolojik ve ideolojik kaynaklar' ile ilişkilidir.
Doğru cevap olan psikolojik ve ideolojik kaynaklar, iktidarın yönetilenlerin zihin dünyasında bir 'itaat yükümlülüğü' yaratması sürecini ifade eder. Soruda geçen 'inanç sistemleri', 'değer yargıları' ve 'haklılık' algısı, bireylerin yönetime rıza göstermesini sağlayan ideolojik ve psikolojik mekanizmaların temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İktidar kaynaklarının sınıflandırılması
Siyasal iktidarın zor (fiziksel), maddi çıkar (ekonomik), kurallar (yasal) ve inançlar (ideolojik) gibi farklı dayanakları olduğu saptanır.
Soruda hangi kaynağın vurgulandığını anlamak için temel kategorileri bilmek gerekir.
2
Anahtar kavramların analizi
'İnanç sistemleri', 'değer yargıları' ve 'sembolik anlam' ifadelerinin rıza üretimi ve meşruiyetle bağlantısı kurulur.
Bu kavramlar kaba kuvvetten ziyade bireyin içsel dünyasını ve ikna sürecini işaret eder.
3
Kavramsal eşleştirme
İktidarın yönetilenler nezdinde 'doğru ve haklı' görülmesi çabasının psikolojik ve ideolojik kaynaklar üzerinden yürütüldüğü sonucuna varılır.
İdeolojiler ve psikolojik unsurlar, iktidarın çıplak gücünü toplumsal bir rızaya (otoriteye) dönüştürme işlevi görür.

Anahtar Kavram

İktidarın Kaynakları ve Meşruiyet İlişkisi
Soru 67Soru

Siyaset biliminde, bir liderin veya yöneticinin kitleler tarafından sahip olduğuna inanılan olağanüstü yetenekleri, kahramanlıkları veya kutsallık atfedilen kişisel özellikleri sayesinde sağladığı gönüllü itaat ilişkisine dayanan otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karizmatik otorite

Cevap

Karizmatik otorite
Doğru cevap olan karizmatik otorite, meşruiyetini yöneticinin sahip olduğu kabul edilen ilahi veya istisnai niteliklerden alır. Bu tipte itaat, kurallara veya geleneklere değil, doğrudan liderin şahsına ve onun sunduğu vizyona duyulan inanca yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Otoritenin kaynağını belirle
Soruda itaatin kaynağının liderin 'olağanüstü yetenekleri, kahramanlıkları ve kutsallığı' olduğu belirtilmiştir.
Max Weber'in otorite tipolojisinde her tip, meşruiyetini farklı bir kaynaktan alır.
2
Weber'in tipolojisiyle eşleştir
Kişisel büyüye ve olağanüstü niteliklere dayanan meşruiyet türü karizmatik otoritedir.
Karizmatik otorite, liderin şahsına duyulan sarsılmaz güvene dayanır.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipolojisi

İpuçları

1
İtaatin kaynağının kişisel bir büyüden mi yoksa yazılı bir kuraldan mı geldiğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Karizmatik otoritenin liderin ölümü sonrası nasıl bir dönüşüm geçirdiğini (karizmanın rutinleşmesi) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 68Soru

Siyaset biliminde bir gücün veya iktidarın, yönetilen kitleler tarafından 'haklı' ve 'doğru' olarak kabul edilmesi, itaat etmenin bir zorunluluktan ziyade bir görev olarak görülmesi durumuna ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otorite

Cevap

Otorite
Otorite, yönetilenlerin yönetenlerin emirlerini 'doğru ve haklı' bulmaları sonucunda ortaya çıkan meşru iktidardır. Bu durumda itaat, bir baskı sonucu değil, içselleştirilmiş bir görev bilinciyle gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İktidar ve rıza arasındaki ilişkiyi analiz etme
Soruda gücün rızaya ve 'haklılık' inancına dayanması vurgulanmaktadır.
Otoriteyi salt iktidardan ayıran temel fark meşruiyettir.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Meşru iktidar = Otorite.
Siyaset biliminde yönetilenlerin gönüllü itaati otorite kavramıyla tanımlanır.

Anahtar Kavram

İktidar ve Otorite Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 69Soru

Siyasal rejimlerin vatandaşlık anlayışları incelendiğinde, bireylerin siyasal sistemle kurduğu ilişkinin yönü ve niteliği belirleyici bir role sahiptir. Bir ülkede gerçekleştirilen sosyolojik ve siyasal tutum araştırmasında şu temel bulgulara ulaşılmıştır:

I. Vatandaşlar, devletin güvenlik, altyapı ve sağlık gibi alanlarda sunduğu hizmetlerin kalitesiyle yakından ilgilenmekte ve makamların ürettiği politikaların sonuçlarını (çıktıları) dikkatle takip etmektedir.
II. Vergi verme, yasalara uyma ve devlet otoritesine saygı gösterme gibi yükümlülükler konusunda yüksek düzeyde bir toplumsal mutabakat mevcuttur.
III. Siyasi partilere üyelik, politika belirleme süreçlerine etki etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarında örgütlenme ve siyasal talepleri dile getirme (girdi) oranları son derece düşüktür.
IV. Bireyler, kendilerini siyasete yön verebilecek yetkinliğe sahip aktif özneler olarak değil, daha çok devletin otoritesi altında yönetilen pasif bireyler olarak tanımlamaktadır.

Vatandaşların siyasal sisteme yönelik ağırlıklı olarak 'çıktı' odaklı bir yönelim sergileyip, 'girdi' süreçlerine karşı ilgisiz ve etkisiz kaldığı bu sosyo-politik yapı, siyaset bilimi literatüründeki temel siyasal kültür yaklaşımlarına göre aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımlı (Tabii) Siyasal Kültür

Cevap

Verilen araştırma bulguları, bireylerin siyasal sistemin çıktılarına yüksek düzeyde yönelim gösterirken, girdi süreçlerine pasif kaldığı Bağımlı (Tabii) Siyasal Kültür modelini tanımlamaktadır.
Doğru yanıt olan siyasal kültür modeli, vatandaşların merkezi siyasal sistemin varlığından haberdar olduğu, devlet otoritesine saygı duyduğu ve hükümet kararlarından (çıktılardan) etkilendiğinin bilincinde olduğu bir yapıdır. Ancak bu modelin en belirgin özelliği, bireylerin siyasal karar alma süreçlerine katılma (girdi sağlama) konusunda istekli veya yetkin olmamalarıdır. Sorudaki dört öncül, tam olarak 'Bağımlı (Tabii / Subject)' siyasal kültürün matriksini çizmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen vatandaşlık tutumlarını ve sisteme olan yönelimlerini analiz et.
I. ve II. öncüller vatandaşların devlet hizmetlerine ve yasalara (sistemin çıktılarına) yönelik güçlü bir farkındalığa ve itaat kültürüne sahip olduğunu göstermektedir.
Siyasal kültür analizinde bireyin sistemin idari ve yasal uygulamalarına yaklaşımı 'çıktı yönelimi' olarak adlandırılır.
2
Vatandaşların siyasal katılım ve karar alma mekanizmalarına yaklaşımını değerlendir.
III. ve IV. öncüller, siyasal katılımın, örgütlenmenin ve talepleri dile getirmenin (sistemin girdilerinin) çok zayıf olduğunu, bireyin kendini etken bir özne olarak görmediğini belirtmektedir.
Bireyin politika oluşturma sürecine etkisi ve kendini siyasal bir aktör olarak algılaması 'girdi yönelimi' ve 'kendine yönelim' olarak sınıflandırılır.
3
Tespit edilen girdi ve çıktı yönelimlerini siyasal kültür modelleri ile eşleştir.
Çıktılara karşı yüksek yönelim (farkındalık ve itaat) ile girdilere karşı düşük yönelim (pasiflik ve ilgisizlik) kombinasyonu, siyaset bilimi literatüründe 'Tabii' veya 'Bağımlı' (Subject) siyasal kültür olarak adlandırılır.
Bu model, bireylerin devletin varlığını kabul ettiği ancak yönetime ortak olma bilincinin gelişmediği geleneksel otoriter veya otoriterleşme eğilimi taşıyan yapıları açıklar.

Anahtar Kavram

Bağımlı (Tabii / Subject) Siyasal Kültürün Temel Özellikleri
Soru 70Soru

Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür sınıflandırmasında; bireylerin siyasal sistemin hem girdi (karar alma süreçleri ve katılım) hem de çıktı (yasalar, politikalar ve kamu hizmetleri) boyutlarına yönelik yüksek düzeyde farkındalık geliştirdiği ve aktif katılım sergilediği kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımcı Siyasal Kültür

Cevap

Katılımcı Siyasal Kültür
Katılımcı siyasal kültürde bireyler, siyasal sistemin bütününe ve özellikle karar alma süreçlerine (girdi mekanizmalarına) yönelik yüksek ilgi ve farkındalık sergilerler. Bu kültür türünde vatandaşlar kendilerini sistemi etkileyebilecek aktif özneler olarak tanımlarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kelimeleri belirle.
Girdi (karar alma) ve çıktı (yasalar) boyutlarına yönelik 'yüksek farkındalık' ve 'aktif katılım'.
Almond ve Verba'nın tipolojisi bireylerin sistemin hangi aşamalarına ilgi duyduğuna dayanır.
2
Tanımları karşılaştır.
Yerel kültürde sistem bilinci yok, tabiiyetçi kültürde sadece çıktı bilinci var, katılımcı kültürde ise hem girdi hem çıktı bilinci var.
Katılımcı kültürün ayırt edici özelliği vatandaşın 'etkin bir aktör' olarak kendisini görmesidir.

Anahtar Kavram

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür Tipleri

İpuçları

1
Bu kültür türünde vatandaşlar kendilerini sadece yasalara uyan kişiler değil, siyaseti değiştirebilen aktörler olarak görürler.
2
Bireyin siyasal sistemin hem 'girdi' (seçimler, baskı grupları) hem de 'çıktı' (idari kararlar) süreçlerinden haberdar olması durumudur.

Daha Fazla Pratik

İstikrarlı demokrasilerde bu üç kültür türünün nasıl bir sentez oluşturduğunu anlamak için 'Sivil Kültür' kavramını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru

Max Weber'in otorite sınıflamasında; meşruiyetin kaynağının kişisel özellikler veya geçmişten gelen teamüller değil, liyakat ve rasyonel esaslara göre düzenlenmiş yazılı hukuk kuralları olduğu otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasal-Rasyonel Otorite

Cevap

Yasal-Rasyonel Otorite
Yasal-rasyonel otorite, meşruiyetin kişilerden bağımsız, genel, soyut ve rasyonel olarak oluşturulmuş hukuk kurallarına dayandığı modern otorite biçimidir. Burada itaat edilen kişi değil, o kişinin işgal ettiği makamın yasal yetkileridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki meşruiyet kaynağını belirleme
Meşruiyetin 'liyakat, rasyonellik ve yazılı hukuk kuralları'na dayandığı tespit edildi.
Max Weber'in üçlü otorite tipolojisinden hangisinin bu özelliklere sahip olduğunu bulmak için gereklidir.
2
Weber'in otorite tipleriyle karşılaştırma yapma
Kişisel özelliklerin (karizma) ve teamüllerin (gelenek) dışlandığı, hukukiliğin vurgulandığı tipin Yasal-Rasyonel otorite olduğu sonucuna varıldı.
Tanım gereği modern devlet yönetiminin temelini bu otorite tipi oluşturur.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipleri

Daha Fazla Pratik

Karizmatik otoritenin, liderin ölümünden sonra nasıl geleneksel veya yasal-rasyonel otoriteye dönüştüğünü (karizmanın rutinleşmesi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 72Soru

Siyaset teorisinde meşruiyet (legitimacy) ile yasallık (legality) arasındaki ayrım, modern siyasal sistemlerin istikrarı açısından kritiktir. Max Weber'in rasyonel-yasal otorite modelinde iktidar rızasını yazılı kurallardan alırken, Seymour Martin Lipset meşruiyeti, yönetilenlerin mevcut siyasal kurumların toplum için en uygun yapılar olduğuna dair besledikleri inanç olarak tanımlar. Buna göre, hukuki prosedürlerin eksiksiz yerine getirildiği bir yönetimde bile toplumsal rızanın çözülmesine ve bir 'meşruiyet krizi' doğmasına yol açan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal sistemin kurumlarının ve değerlerinin, toplumun geniş kesimleri tarafından artık haklı ve doğru olarak görülmemesi

Cevap

Siyasal sistemin kurumlarının ve değerlerinin, toplumun geniş kesimleri tarafından artık haklı ve doğru olarak görülmemesi durumu meşruiyet krizinin temelini oluşturur.
Siyasal sistemin kurumlarının ve değerlerinin artık haklı ve doğru görülmemesi seçeneği meşruiyetin sosyolojik ve psikolojik boyutuna odaklanır. Lipset'e göre meşruiyet, sistemin 'en uygun' olduğu inancıdır. Bu inanç ortadan kalktığında, sistem yasal prosedürlere uysa dahi yönetilenler nezdinde haklılığını yitirir ve bu durum meşruiyet krizine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Weber ve Lipset'in meşruiyet yaklaşımlarını karşılaştır.
Weber rasyonel-yasal otoritede yasallığa (kurallara uygunluk) vurgu yaparken, Lipset meşruiyeti toplumsal bir 'inanç' ve 'uygunluk' meselesi olarak görür.
Meşruiyet ve yasallık arasındaki kavramsal farkı anlamak için bu iki yaklaşımın ayrıştırılması gerekir.
2
Yasallık (Legality) kavramının sınırlarını belirle.
Yasallık, iktidarın eylemlerinin mevcut pozitif hukuk kurallarına uygun olmasıdır; ancak bu durum her zaman halkın gönüllü itaatini garanti etmez.
Hukuka uygunluk (yasallık) ile toplumsal kabul (meşruiyet) her zaman örtüşmeyebilir.
3
Meşruiyet krizinin kaynağını analiz et.
Meşruiyet krizi, halkın sistemin ahlaki haklılığına olan inancını yitirmesiyle (effectiveness ve legitimacy kaybı) ortaya çıkar.
Soruda sorulan 'yasallığa rağmen kriz' durumu ancak toplumsal inanç kaybıyla açıklanabilir.

Anahtar Kavram

Meşruiyet ve Yasallık Ayrımı ile Meşruiyet Krizi

İpuçları

1
Meşruiyetin sadece kağıt üzerindeki kurallar değil, halkın zihnindeki 'haklılık' duygusu olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Siyasal sistemin 'etkinliği' (effectiveness) ile 'meşruiyeti' arasındaki farkı ve bunların birbirini nasıl beslediğini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 73Soru

Tarihsel süreçte bürokratik geleneğin kuvvetli olduğu bir ulus-devlette yapılan araştırmada, halkın yönetim sistemine yönelik tutumları şu şekilde özetlenmiştir:

Toplumda merkezi devletin otoritesi ve yasaların bağlayıcılığı tartışmasız kabul edilmekte; vatandaşlar vergi, güvenlik, eğitim gibi idari politikaların sonuçlarını (çıktıları) yakından takip etmektedir. Bununla birlikte, yasama ve yürütme organlarının karar alma mekanizmalarına (girdilere) müdahil olma yönünde bir toplumsal beklenti bulunmamakta, sivil örgütlenme yoluyla siyasal taleplerin sisteme iletilmesi pratiği görülmemektedir. Bireyler kendilerini kararları şekillendiren öznelerden ziyade, alınan kararlara uymakla yükümlü pasif alıcılar olarak görmektedir.

Karşılaştırmalı siyaset biliminde kabul gören klasik tipolojiye göre, bu ulus-devletteki hakim siyasal kültür modeli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabii (Uyruk) kültür

Cevap

Vatandaşların sistemin çıktılarına yöneldiği ancak girdilerine (katılıma) kapalı olduğu modeli tanımlayan Tabii (Uyruk) kültür tipidir.
Doğru yanıt olan kültür modeli, bireylerin siyasal sistemin ürettiği çıktılara (kanunlar, kararlar, hizmetler) yüksek düzeyde duyarlı olduğu, sistemin meşruiyetini tanıdığı ancak karar alma süreçlerine (girdiler) katılım yöneliminin bulunmadığı modeldir. Senaryoda tasvir edilen 'otoriteyi tartışmasız kabul etme' ve 'pasif alıcı olma' nitelikleri, klasik literatürde doğrudan bu tipe işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vatandaşların sistemin hangi boyutuna yönelim gösterdiğini analiz et.
Vatandaşlar devlet otoritesini tanımakta ve idari politikaların sonuçlarını (çıktıları) yakından takip etmektedir.
Çıktılara olan bu ilgi, bireylerin merkezi otoriteden habersiz olduğu Dar (Parokyal) kültür modelini elememizi sağlar.
2
Vatandaşların sisteme veri sağlama (girdi) süreçlerindeki tutumunu değerlendir.
Toplumda karar alma süreçlerine müdahil olma eğilimi veya sivil örgütlenme pratiği yoktur; bireyler pasif alıcı konumundadır.
Girdilere yönelik bu eksiklik ve pasiflik, toplumun Aktif iştirakçi kültür veya dengeli bir Sivil kültür içinde olmadığını kanıtlar.
3
Tespit edilen girdi-çıktı yönelimlerini Almond ve Verba'nın klasik kavramlarıyla eşleştir.
Sistemin varlığının ve çıktılarının bilincinde olunan, ancak girdi sürecinde aktif rol alınmayan ve rızaya dayalı itaat barındıran bu durum, tam olarak Tabii (Uyruk/Subject) siyasal kültüre karşılık gelmektedir.
Uyruk (Subject) kültürünün ayırt edici temel özelliği, bireyin kendini yönetimin aktif öznelerinden biri değil, sistemin otoritesine tabi bir nesne olarak konumlandırmasıdır.

Anahtar Kavram

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür Tipolojisi
Soru 74Soru

Max Weber'in otorite tipolojisinde "yasal-rasyonel otorite", modern devletin ve bürokratik yapının temel dayanağını oluşturur. Bu otorite türünde yönetilenler, bir kişiye onun şahsi niteliklerinden veya geleneksel konumundan dolayı değil, o kişinin hukuk kuralları çerçevesinde işgal ettiği makama ve bu makamı düzenleyen kurallara itaat ederler. Buna göre, yasal-rasyonel otoriteyi geleneksel ve karizmatik otorite türlerinden ayıran temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İktidarın kullanımının kurumsallaşması ve itaatin makamı temsil eden "gayrişahsi" kurallara yönelmesi

Cevap

İktidarın kullanımının kurumsallaşması ve itaatin makamı temsil eden gayrişahsi kurallara yönelmesi
Yasal-rasyonel otoritede itaat, yöneticinin şahsına değil, hukuken belirlenmiş olan makama ve bu makamı düzenleyen gayrişahsi kurallara yöneliktir. Bu durum, iktidarın kişisellikten kurtulup kurumsallaşmasını sağlayarak modern bürokratik devletin temelini oluşturur. Geleneksel ve karizmatik türlerde ise itaat doğrudan kişinin kutsallığına veya üstün niteliklerine dayandığı için şahsi bir nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Max Weber'in otorite tipolojisindeki (geleneksel, karizmatik, yasal-rasyonel) farkları belirle.
Geleneksel ve karizmatik otoritenin "şahsi" (kişisel) bağlılığa dayandığı görülür.
Otoritenin kime veya neye yönelik olduğunu anlamak için ayrım kriterini belirlemek gerekir.
2
Yasal-rasyonel otoritenin modern devlet yapısındaki rolünü analiz et.
Modern bürokraside itaatin makamı işgal eden kişinin şahsına değil, makamın kendisine yöneldiği sonucuna ulaşılır.
Yasal-rasyonel yapıda kurallar kişilerden bağımsız ve gayrişahsi (impersonal) bir nitelik taşır.
3
Makam ile kişiliğin ayrılması (kurumsallaşma) kavramını yapısal bir özellik olarak değerlendir.
Bu ayrımın, iktidarın keyfiyetten kurtulup kurumsal bir süreklilik kazanmasını sağladığı saptanır.
Geleneksel ve karizmatik otoritelerde yönetici değiştiğinde sistem kriz yaşarken, yasal-rasyonel yapıda makam ve kurallar baki kalır.

Anahtar Kavram

Gayrişahsilik ve Kurumsallaşma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru

Max Weber’in otorite tipolojisinde; yasal-rasyonel otoriteyi, geleneksel ve karizmatik otorite türlerinden ayıran en temel farklardan biri, yönetilenlerin itaat ilişkisinin yöneldiği odak noktasıdır. Geleneksel ve karizmatik otorite biçimlerinde itaat ilişkisi 'kişisel' bir bağlılığa dayanırken, yasal-rasyonel otoritede bu ilişki 'gayrişahsi' bir temele oturur.

Buna göre, yasal-rasyonel otorite sisteminde bireylerin itaat yükümlülüğünün temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarıyla sınırları önceden çizilmiş olan makamın rasyonel yetkisine ve nesnel kurallar silsilesine duyulan inanç.

Cevap

Yasal-rasyonel otoritede itaat ilişkisi, yöneticinin kişisel özelliklerine değil, hukuk düzeni tarafından belirlenmiş olan gayrişahsi makam yetkisine ve rasyonel kurallara dayanır.
Yasal-rasyonel otoritede itaat, yöneten kişinin bireysel kimliğine veya olağanüstü güçlerine değil, hukuk tarafından belirlenmiş soyut ve nesnel makam yetkilerine yapılır. Bireyler, kişiye değil, rasyonel olarak oluşturulmuş hukuk düzenine ve o düzenin belirlediği liyakatli temsilcilere itaat ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in otorite tiplerindeki itaat odağını analiz etme
Geleneksel ve karizmatik otoritede itaatin kişisel (liderin şahsına), yasal-rasyonel otoritede ise gayrişahsi (hukuka) olduğu belirlendi.
Otorite türlerini birbirinden ayıran temel fark, itaat edilenin niteliğidir.
2
Yasal-rasyonel otoritenin kaynağını sorgulama
Bu otorite tipinde kaynağın rasyonel olarak oluşturulmuş hukuk kuralları ve liyakat esaslı bir makam yapısı olduğu görüldü.
Modern bürokratik devletlerin temel meşruiyet dayanağı hukuktur.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirme
Hukuk kuralları ve rasyonel yetki vurgusu yapan seçeneğin, Weber'in yasal-rasyonel tanımıyla tam örtüştüğü sonucuna varıldı.
Kişisel sadakatin yerini alan nesnel kurallara inanç, yasal-rasyonel sistemin ayırt edici unsurudur.

Anahtar Kavram

Gayrişahsi Düzen ve Rasyonel Hukuk

Daha Fazla Pratik

Karizmanın rutinleşmesi (routinization of charisma) sürecinin yasal-rasyonel otoriteye dönüşüm aşamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru

Siyaset teorisinde meşruiyet krizleri; iktidarın haklılığına dair toplumsal rızanın çözüldüğü, sistemin yapısal kapasitesinin toplumsal talepleri karşılamada yetersiz kaldığı ve normatif değerler ile olgusal gerçeklik arasındaki bağın koptuğu dönemleri ifade eder. Max Weber otorite tiplerinin dönüşümü üzerinden, Seymour Martin Lipset ise sistemin performansı ve tarihsel sürekliliği bağlamında bu krizleri analiz etmiştir. Jürgen Habermas ise krizin kaynağını geç kapitalist toplumlardaki yapısal çelişkilere dayandırır.

Bu kuramsal yaklaşımlar ve modern siyaset bilimi literatürü çerçevesinde, siyasal meşruiyet ve meşruiyet krizlerine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir siyasal sistemin anayasal usullere ve yürürlükteki hukuk kurallarına harfiyen uyması (yasallık), o sistemin meşruiyet krizi yaşamasını engelleyen veya krizin varlığını ortadan kaldıran mutlak bir güvencedir.

Cevap

Bir siyasal sistemin anayasal usullere ve yürürlükteki hukuk kurallarına harfiyen uyması (yasallık), o sistemin meşruiyet krizi yaşamasını engelleyen veya krizin varlığını ortadan kaldıran mutlak bir güvencedir ifadesi yanlıştır.
Siyaset biliminde meşruiyet (legitimacy), yönetilenlerin yönetenleri 'haklı' ve 'en uygun' görmesiyle ilgili öznel ve toplumsal bir kabuldür. Yasallık (legality) ise eylemlerin yürürlükteki pozitif hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Tarihsel süreçte birçok rejim (özellikle otoriterleşme eğilimindeki yapılar), tüm kararlarını yasal kılıfa uydurmalarına rağmen toplumsal rızayı kaybederek derin meşruiyet krizlerine girmişlerdir. Dolayısıyla yasallık, meşruiyetin sarsılmasını engelleyen mutlak bir güvence değil, sadece teknik bir unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Meşruiyet (legitimacy) ve yasallık (legality) kavramlarını ayırt et.
Yasallık hukuki/şekli bir uygunluk iken; meşruiyet sosyolojik/normatif bir haklılık inancıdır.
Siyaset biliminde kriz analizinin temelini bu ayrım oluşturur.
2
Weber, Lipset ve Habermas'ın kriz teorilerini değerlendir.
Weber rasyonaliteye, Lipset performansa (etkinlik), Habermas ise yapısal çelişkilere vurgu yapar.
Meşruiyet krizinin çok boyutlu (ekonomik, kültürel, rasyonel) doğasını anlamak gerekir.
3
Yasallığın meşruiyet üzerindeki etkisini analiz et.
Bir yönetimin tüm eylemleri yasaya uygun olsa bile, toplum bu yasaları 'adil' veya 'uygun' bulmayabilir.
Yasallık meşruiyet için bir temel oluşturabilir ancak tek başına yeterli bir koruma sağlamaz.

Anahtar Kavram

Meşruiyet ve Yasallık Ayrımı ile Meşruiyet Krizi Kuramları

Daha Fazla Pratik

Meşruiyet krizlerinin aşılmasında 'siyasal konsolidasyon' ve 'kurumsallaşma' kavramlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru

Siyasal toplumsallaşma sürecinde 'birincillik etkisi' (primacy effect) tezi, ailede edinilen ilk siyasal eğilimlerin kalıcılığını vurgularken; 'yeniden yapılandırma' (restructuring) tezi, yetişkinlik dönemindeki deneyimlerin ve ikincil araçların bu temel üzerine yeni kimlikler inşa edebileceğini ileri sürer. Özellikle radikal rejim değişikliklerinin veya hızlı modernleşmenin yaşandığı toplumda, devletin eğitim kurumları ve medya aracılığıyla yürüttüğü 'açık' (manifest) toplumsallaşma çabaları ile ailenin geleneksel 'örtük' (latent) aktarımı arasında derin bir uyumsuzluk meydana gelebilir. Bu tür bir 'süreksiz toplumsallaşma' (discontinuous socialization) örüntüsünün yaşandığı bir siyasal sistemde, birey-sistem ilişkisi hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin sistemi hukuken ve şeklen (yasallık) kabul etmesine karşın, toplumsal-ahlaki düzeyde (meşruiyet) içselleştirememesi sonucunda 'ikili bir siyasal bilinç' ve sistemik bir istikrarsızlık riski oluşur.

Cevap

Siyasal süreksizlik durumunda bireyin sistemi hukuken kabul etse de ahlaki olarak içselleştirememesi ve ikili bir siyasal bilinç geliştirmesi, sistem üzerinde en kapsamlı risk ve değerlendirme noktasıdır.
Doğru değerlendirme, süreksiz toplumsallaşmanın yarattığı psikolojik ve sosyolojik bölünmeye odaklanır. Ailede öğrenilen otorite ve değer kalıpları ile okulun/devletin sunduğu yeni normlar çatıştığında, birey sistemi 'resmi' olarak kabul etse bile 'vicdani' olarak reddeder. Bu durum Almond ve Verba'nın vurguladığı 'siyasal kültür' ile sistem arasındaki uyumsuzluğu tetikleyerek meşruiyet krizine ve toplumsal düzeyde ikili bir bilinç yapısına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal Çerçeveyi Kurma
Siyasal toplumsallaşma araçlarının (aile, okul, medya) ve yöntemlerinin (açık/örtük) rollerini belirlemek.
Sorunun temelinde araçlar arası etkileşim ve yöntem farkı yatmaktadır.
2
Süreksiz Toplumsallaşma Analizi
Birincil araçların (aile) sunduğu değerler ile ikincil araçların (okul, rejim) sunduğu değerlerin çatışma halini analiz etmek.
Süreksizliğin bireyin psikolojik ve siyasal tutarlılığı üzerindeki etkisini anlamak gerekir.
3
Sistemik Sonuçların Sentezlenmesi
Bu çatışmanın meşruiyet, yasallık ve bireysel kimlik (ikili bilinç) üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Üst düzey (Level 5) bir soruda sadece tanım değil, bu durumun sistemin bekası üzerindeki etkisi sorulmaktadır.
4
Doğru Çıkarımın Belirlenmesi
Meşruiyetin sadece yasallığa indirgenemeyeceği ve süreksizliğin toplumsal bir parçalanmaya yol açacağı sonucuna ulaşmak.
Teorik bilgiyi karmaşık bir siyasal senaryoya uygulamak.

Anahtar Kavram

Siyasal Süreksizlik ve Meşruiyet Krizi

Daha Fazla Pratik

Siyasal toplumsallaşma ile siyasal meşruiyet krizi arasındaki ilişkiyi, Almond ve Verba'nın 'siyasal kültür' tipleri üzerinden inceleyen analizlere göz atınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 78Soru

Siyaset biliminde iktidarın otoriteye (meşru güce) dönüşme sürecinde meşruiyetin kaynağı, itaatin niteliğini ve sistemin ömrünü de belirler. Bir siyasal sistemde bireylerin yöneticiye itaat etme gerekçesi; ne geçmişin 'kutsal' kabul edilen teamülleri ne de hukukun rasyonel-bürokratik çerçevesidir. Bu itaat, doğrudan doğruya liderin şahsında toplandığına inanılan 'olağanüstü yetenekler' ve toplumsal bir dönüşümü gerçekleştirme potansiyeline duyulan sarsılmaz inançtan beslenmektedir.

Max Weber’in otorite tipolojisi çerçevesinde değerlendirildiğinde; bu tür bir meşruiyet zeminine sahip olan 'karizmatik otoritenin', liderin ölümü veya yokluğu durumunda sistemin sürekliliğini ve istikrarını sağlayabilmesi için gerçekleştirmesi gereken temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyetin, liderin şahsından bağımsızlaşarak rasyonel-hukuki veya geleneksel bir çerçeveye aktarılması (rutinleşme)

Cevap

Meşruiyetin, liderin şahsından bağımsızlaşarak rasyonel-hukuki veya geleneksel bir çerçeveye aktarılması (rutinleşme)
Karizmatik otorite, doğası gereği istikrarsız ve kişiye bağımlıdır. Max Weber'e göre bu otoritenin devam edebilmesi için liderin şahsi karizmasının, yerini ya geleneksel kurallara ya da rasyonel-hukuki bürokratik mekanizmalara bırakması gerekir. Bu sürece 'karizmanın rutinleşmesi' denir. Meşruiyetin kişiden makama veya kurala aktarılması, sistemin liderden sonra da ayakta kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Otorite tipini tanımla
Liderin 'olağanüstü yeteneklerine' duyulan inanç, Max Weber'in 'Karizmatik Otorite' tipini tanımlar.
Soruda verilen ipuçları (kişisel yetenek, inanç) meşruiyetin kaynağının karizma olduğunu gösterir.
2
Sistemin temel sorununu analiz et
Karizmatik otorite, liderin kişisel varlığına bağlı olduğu için 'geçici' ve 'istikrarsız' bir yapıdadır.
Liderin ölümü veya karizmasının kaybolması durumunda itaat zemini çöker.
3
Çözüm mekanizmasını belirle
Süreklilik için karizmanın 'rutinleşmesi' (veralltäglichung) süreci şarttır.
Weber'e göre meşruiyet kişiden kurallara (yasal-rasyonel) veya törelere (geleneksel) aktarılmalıdır.

Anahtar Kavram

Karizmanın Rutinleşmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 79Soru

Siyaset bilimci Maurice Duverger, siyasetin doğasını ve kapsamını analiz ederken onu Roma mitolojisindeki iki yüzlü tanrı "Janus"a benzetir. Duverger'ye göre siyasetin bir yüzü, ayrıcalıklı grupların kendi statülerini korumak için yığınlar üzerinde kurduğu tahakkümü ve buna karşı verilen mücadeleyi temsil eder. Siyasetin diğer yüzü ise, toplumdaki tüm bireylerin ortak iyiliğini sağlamaya ve farklılıkları uyumlaştırarak toplumsal bütünleşmeyi inşa etmeye dönük bir mekanizmayı ifade eder.

Buna göre Duverger'nin siyasetin kapsamına dair bu tanımında sentezlediği iki temel siyaset bilimi yaklaşımı aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatışmacı yaklaşım – Uzlaşmacı (bütünleştirici) yaklaşım

Cevap

Çatışmacı yaklaşım – Uzlaşmacı (bütünleştirici) yaklaşım
Doğru yanıt, siyasetin doğasını mücadele/tahakküm ve düzen/ortak iyi eksenlerinde açıklayan 'çatışmacı' ve 'uzlaşmacı' yaklaşımlardır. Duverger, siyaseti salt sınıf/grup mücadelesine indirgeyen Marksist eğilimler ile salt ortak iyilik ve düzene indirgeyen klasik eğilimleri Janus metaforuyla birleştirerek siyasetin kapsamını her iki olguyu da içerecek şekilde belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen 'tahakküm ve buna karşı verilen mücadele' ifadesinin siyaset bilimindeki karşılığını analiz etmek.
Bu ifade, siyaseti sınıflar veya gruplar arası bir güç mücadelesi olarak gören 'çatışmacı' (Machiavelli, Marx vb.) yaklaşıma denk gelir.
Siyasetin birinci yüzü, güç ve kaynak dağılımı etrafındaki rekabeti tanımlar.
2
Parçada verilen 'ortak iyiliği sağlama ve farklılıkları uyumlaştırma' ifadesinin siyaset bilimindeki karşılığını analiz etmek.
Bu ifade, siyaseti toplumda düzeni, adaleti ve bütünleşmeyi sağlayan bir mekanizma olarak gören 'uzlaşmacı/bütünleştirici' (Aristoteles vb.) yaklaşıma denk gelir.
Siyasetin ikinci yüzü, düzen inşa etme ve ortak yaşamı sürdürme işlevini açıklar.
3
Elde edilen iki temel kavramı seçeneklerle eşleştirmek.
Duverger'nin Janus benzetmesi, literatürdeki Çatışmacı ve Uzlaşmacı siyaset tanımlarının makro bir sentezidir.
Siyasetin kapsamı, yalnızca bir mücadele veya yalnızca bir uyum alanı değil, her ikisinin eşzamanlı varlığıdır.

Anahtar Kavram

Siyasetin Tanımı ve Kapsamı (Duverger'nin İkili Yaklaşımı)
Soru 80Soru

Siyaset bilimi literatüründe egemenliğin bizzat halkı oluşturan bireylerin her birine ait olduğunu, bu hakkın devredilemeyeceğini ve bölünemeyeceğini savunarak; halkın iradesini "genel irade" (volonté générale) kavramıyla açıklayan kuramsal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halk Egemenliği Kuramı

Cevap

Halk Egemenliği Kuramı
Halk Egemenliği kuramı, Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi adlı eserinde temellendirilmiş olup egemenliğin halkı oluşturan her bir yurttaşın pay sahibi olduğu, bölünemez ve devredilemez bir güç olduğunu savunur. Bu yaklaşımda halkın iradesi 'genel irade' olarak adlandırılır ve doğrudan demokrasiyi destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Tanım Analizi
Egemenliğin 'halkı oluşturan bireylerin her birine ait olduğu' vurgusu saptanmıştır.
Bu vurgu, egemenliğin paylaştırılabilir ve somut bir temele dayandığını gösteren kuramı işaret eder.
2
Kavram Eşleştirmesi
'Genel irade' (volonté générale) kavramı hatırlanmıştır.
Genel irade kavramı, Jean-Jacques Rousseau'nun Halk Egemenliği kuramının temel taşıdır.
3
Kuramın Belirlenmesi
Halk Egemenliği Kuramı seçilmiştir.
Milli egemenlikten farklı olarak halk egemenliği, egemenliğin temsil edilemeyeceğini ve doğrudan halka ait olduğunu savunur.

Anahtar Kavram

Halk Egemenliği ve Jean-Jacques Rousseau
ÖncekiSayfa 4 / 8Sonraki
Siyaset Biliminin Temel Kavramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 4 | Examkin