Siyaset Biliminin Temel Kavramları
152 soru
Modern bir kamu kurumunda çalışan personelin, yöneticisinin kararlarını yöneticinin kişisel özelliklerine veya geçmişten gelen geleneklere göre değil; sadece yasalara ve yöneticinin atanmış olduğu makamın yetkilerine dayandığı için yerine getirmesi, Max Weber'in otorite sınıflandırmasında aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanır?
Siyaset biliminde Max Weber tarafından tanımlanan rasyonel-yasal otorite tipinin kurumsallaştığı bir siyasal sistemde, hükümetin tüm anayasal ve yasal prosedürlere uygun olarak aldığı ekonomik kararların, uzun süreli bir ekonomik başarısızlık (etkinlik kaybı) neticesinde toplum nezdinde sadece hükümete değil, rejimin temel değerlerine ve anayasal düzenin haklılığına yönelik bir sorgulamaya dönüşmesi durumu söz konusudur. S. M. Lipset’in meşruiyet ve etkinlik (effectiveness) arasındaki ilişkiye dair kavramsallaştırması ve Weber’in otorite tipleri dikkate alındığında, bu durumun meşruiyet krizi açısından analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Siyaset biliminde otoritenin meşruiyet temellerini sınıflandıran Max Weber'e göre; yöneticinin yetkilerinin asırlardır süregelen inançlara ve teamüllere dayandığı, itaatin ise bu "eskiden beri var olan" düzenin kutsallığına duyulan saygıdan kaynaklandığı otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür sınıflandırmasına göre; bireylerin merkezi siyasal sistemin ve hükümet kararlarının (çıktıların) farkında olduğu, ancak kendilerini siyasal sürece dahil edecek veya kararları etkileyecek (girdiler) birer aktör olarak görmediği siyasal kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?
Siyasal toplumsallaşma kuramında 'örtük' (dolaylı) toplumsallaşma; siyasal olmayan toplumsal birimlerdeki otorite ve karar alma süreçlerinin, bireyin genel siyasal sistemdeki tutumlarını (itaat, katılım, yeterlilik vb.) bilinçaltı düzeyinde şekillendirmesini ifade eder. Bu bağlamda, demokratik bir siyasal kültür için elzem olan 'siyasal yeterlilik' (political efficacy) duygusunun gelişimi, bireyin hiyerarşik olmayan ve eşitler arası bir zeminde karar alma deneyimi yaşamasına bağlıdır.
Buna göre; bireyin aile ve okul gibi dikey otorite yapılarından farklı olarak, sunduğu yatay ve müzakereci ortam sayesinde 'örtük' yoldan siyasal yeterlilik duygusunu ve demokratik katılım alışkanlıklarını en çok pekiştiren toplumsallaşma aracı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyasal iktidar, toplum üzerindeki etkisini ve yönetme gücünü pekiştirmek amacıyla çeşitli kaynaklara dayanır. Eğer bir siyasal iktidar, bireylerin inanç sistemlerine, toplumsal değer yargılarına ve sembolik anlam dünyalarına hitap ederek; emirlerinin sadece kurallara uygun değil, aynı zamanda 'doğru ve haklı' olduğu kanaatini oluşturuyorsa, bu durum öncelikle iktidarın hangi kaynağı ile ilişkilidir?
Siyaset biliminde, bir liderin veya yöneticinin kitleler tarafından sahip olduğuna inanılan olağanüstü yetenekleri, kahramanlıkları veya kutsallık atfedilen kişisel özellikleri sayesinde sağladığı gönüllü itaat ilişkisine dayanan otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde bir gücün veya iktidarın, yönetilen kitleler tarafından 'haklı' ve 'doğru' olarak kabul edilmesi, itaat etmenin bir zorunluluktan ziyade bir görev olarak görülmesi durumuna ne ad verilir?
Siyasal rejimlerin vatandaşlık anlayışları incelendiğinde, bireylerin siyasal sistemle kurduğu ilişkinin yönü ve niteliği belirleyici bir role sahiptir. Bir ülkede gerçekleştirilen sosyolojik ve siyasal tutum araştırmasında şu temel bulgulara ulaşılmıştır:
I. Vatandaşlar, devletin güvenlik, altyapı ve sağlık gibi alanlarda sunduğu hizmetlerin kalitesiyle yakından ilgilenmekte ve makamların ürettiği politikaların sonuçlarını (çıktıları) dikkatle takip etmektedir.
II. Vergi verme, yasalara uyma ve devlet otoritesine saygı gösterme gibi yükümlülükler konusunda yüksek düzeyde bir toplumsal mutabakat mevcuttur.
III. Siyasi partilere üyelik, politika belirleme süreçlerine etki etmek amacıyla sivil toplum kuruluşlarında örgütlenme ve siyasal talepleri dile getirme (girdi) oranları son derece düşüktür.
IV. Bireyler, kendilerini siyasete yön verebilecek yetkinliğe sahip aktif özneler olarak değil, daha çok devletin otoritesi altında yönetilen pasif bireyler olarak tanımlamaktadır.
Vatandaşların siyasal sisteme yönelik ağırlıklı olarak 'çıktı' odaklı bir yönelim sergileyip, 'girdi' süreçlerine karşı ilgisiz ve etkisiz kaldığı bu sosyo-politik yapı, siyaset bilimi literatüründeki temel siyasal kültür yaklaşımlarına göre aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür sınıflandırmasında; bireylerin siyasal sistemin hem girdi (karar alma süreçleri ve katılım) hem de çıktı (yasalar, politikalar ve kamu hizmetleri) boyutlarına yönelik yüksek düzeyde farkındalık geliştirdiği ve aktif katılım sergilediği kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'in otorite sınıflamasında; meşruiyetin kaynağının kişisel özellikler veya geçmişten gelen teamüller değil, liyakat ve rasyonel esaslara göre düzenlenmiş yazılı hukuk kuralları olduğu otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset teorisinde meşruiyet (legitimacy) ile yasallık (legality) arasındaki ayrım, modern siyasal sistemlerin istikrarı açısından kritiktir. Max Weber'in rasyonel-yasal otorite modelinde iktidar rızasını yazılı kurallardan alırken, Seymour Martin Lipset meşruiyeti, yönetilenlerin mevcut siyasal kurumların toplum için en uygun yapılar olduğuna dair besledikleri inanç olarak tanımlar. Buna göre, hukuki prosedürlerin eksiksiz yerine getirildiği bir yönetimde bile toplumsal rızanın çözülmesine ve bir 'meşruiyet krizi' doğmasına yol açan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?
Tarihsel süreçte bürokratik geleneğin kuvvetli olduğu bir ulus-devlette yapılan araştırmada, halkın yönetim sistemine yönelik tutumları şu şekilde özetlenmiştir:
Toplumda merkezi devletin otoritesi ve yasaların bağlayıcılığı tartışmasız kabul edilmekte; vatandaşlar vergi, güvenlik, eğitim gibi idari politikaların sonuçlarını (çıktıları) yakından takip etmektedir. Bununla birlikte, yasama ve yürütme organlarının karar alma mekanizmalarına (girdilere) müdahil olma yönünde bir toplumsal beklenti bulunmamakta, sivil örgütlenme yoluyla siyasal taleplerin sisteme iletilmesi pratiği görülmemektedir. Bireyler kendilerini kararları şekillendiren öznelerden ziyade, alınan kararlara uymakla yükümlü pasif alıcılar olarak görmektedir.
Karşılaştırmalı siyaset biliminde kabul gören klasik tipolojiye göre, bu ulus-devletteki hakim siyasal kültür modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'in otorite tipolojisinde "yasal-rasyonel otorite", modern devletin ve bürokratik yapının temel dayanağını oluşturur. Bu otorite türünde yönetilenler, bir kişiye onun şahsi niteliklerinden veya geleneksel konumundan dolayı değil, o kişinin hukuk kuralları çerçevesinde işgal ettiği makama ve bu makamı düzenleyen kurallara itaat ederler. Buna göre, yasal-rasyonel otoriteyi geleneksel ve karizmatik otorite türlerinden ayıran temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber’in otorite tipolojisinde; yasal-rasyonel otoriteyi, geleneksel ve karizmatik otorite türlerinden ayıran en temel farklardan biri, yönetilenlerin itaat ilişkisinin yöneldiği odak noktasıdır. Geleneksel ve karizmatik otorite biçimlerinde itaat ilişkisi 'kişisel' bir bağlılığa dayanırken, yasal-rasyonel otoritede bu ilişki 'gayrişahsi' bir temele oturur.
Buna göre, yasal-rasyonel otorite sisteminde bireylerin itaat yükümlülüğünün temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset teorisinde meşruiyet krizleri; iktidarın haklılığına dair toplumsal rızanın çözüldüğü, sistemin yapısal kapasitesinin toplumsal talepleri karşılamada yetersiz kaldığı ve normatif değerler ile olgusal gerçeklik arasındaki bağın koptuğu dönemleri ifade eder. Max Weber otorite tiplerinin dönüşümü üzerinden, Seymour Martin Lipset ise sistemin performansı ve tarihsel sürekliliği bağlamında bu krizleri analiz etmiştir. Jürgen Habermas ise krizin kaynağını geç kapitalist toplumlardaki yapısal çelişkilere dayandırır.
Bu kuramsal yaklaşımlar ve modern siyaset bilimi literatürü çerçevesinde, siyasal meşruiyet ve meşruiyet krizlerine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
Siyasal toplumsallaşma sürecinde 'birincillik etkisi' (primacy effect) tezi, ailede edinilen ilk siyasal eğilimlerin kalıcılığını vurgularken; 'yeniden yapılandırma' (restructuring) tezi, yetişkinlik dönemindeki deneyimlerin ve ikincil araçların bu temel üzerine yeni kimlikler inşa edebileceğini ileri sürer. Özellikle radikal rejim değişikliklerinin veya hızlı modernleşmenin yaşandığı toplumda, devletin eğitim kurumları ve medya aracılığıyla yürüttüğü 'açık' (manifest) toplumsallaşma çabaları ile ailenin geleneksel 'örtük' (latent) aktarımı arasında derin bir uyumsuzluk meydana gelebilir. Bu tür bir 'süreksiz toplumsallaşma' (discontinuous socialization) örüntüsünün yaşandığı bir siyasal sistemde, birey-sistem ilişkisi hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde iktidarın otoriteye (meşru güce) dönüşme sürecinde meşruiyetin kaynağı, itaatin niteliğini ve sistemin ömrünü de belirler. Bir siyasal sistemde bireylerin yöneticiye itaat etme gerekçesi; ne geçmişin 'kutsal' kabul edilen teamülleri ne de hukukun rasyonel-bürokratik çerçevesidir. Bu itaat, doğrudan doğruya liderin şahsında toplandığına inanılan 'olağanüstü yetenekler' ve toplumsal bir dönüşümü gerçekleştirme potansiyeline duyulan sarsılmaz inançtan beslenmektedir.
Max Weber’in otorite tipolojisi çerçevesinde değerlendirildiğinde; bu tür bir meşruiyet zeminine sahip olan 'karizmatik otoritenin', liderin ölümü veya yokluğu durumunda sistemin sürekliliğini ve istikrarını sağlayabilmesi için gerçekleştirmesi gereken temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimci Maurice Duverger, siyasetin doğasını ve kapsamını analiz ederken onu Roma mitolojisindeki iki yüzlü tanrı "Janus"a benzetir. Duverger'ye göre siyasetin bir yüzü, ayrıcalıklı grupların kendi statülerini korumak için yığınlar üzerinde kurduğu tahakkümü ve buna karşı verilen mücadeleyi temsil eder. Siyasetin diğer yüzü ise, toplumdaki tüm bireylerin ortak iyiliğini sağlamaya ve farklılıkları uyumlaştırarak toplumsal bütünleşmeyi inşa etmeye dönük bir mekanizmayı ifade eder.
Buna göre Duverger'nin siyasetin kapsamına dair bu tanımında sentezlediği iki temel siyaset bilimi yaklaşımı aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
Siyaset bilimi literatüründe egemenliğin bizzat halkı oluşturan bireylerin her birine ait olduğunu, bu hakkın devredilemeyeceğini ve bölünemeyeceğini savunarak; halkın iradesini "genel irade" (volonté générale) kavramıyla açıklayan kuramsal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?