Sosyoloji Tarihi ve Kuramları

186 soru

Soru 61Soru

Auguste Comte, Pozitif Felsefe Dersleri'nde bilimleri basitten karmaşığa, genelden özele doğru sıralarken her yeni aşamanın bir önceki aşamanın verilerine bağımlı olduğunu ancak kendine has yasalar içerdiğini savunmuştur. Bu yöntemsel yaklaşımını toplumsal yapıya uyarladığında ise statik ve dinamik unsurlar arasında ayrılmaz bir bağ kurmuştur.

Comte'un bilimler hiyerarşisindeki 'artan karmaşıklık ve azalan genellik' ilkesi ile 'toplumsal statik' ve 'toplumsal dinamik' arasındaki teorik ilişki düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu sistemin bütünlüğünü en doğru şekilde açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyolojinin hiyerarşinin zirvesinde en karmaşık bilim olması, toplumsal dinamiğin (ilerleme) ancak toplumsal statiğin (düzen) sağladığı temel üzerinde yükselebileceği ve düzenin ilerlemenin vazgeçilmez bir ön koşulu olduğu ilkesiyle paralellik gösterir.

Cevap

Sosyolojinin hiyerarşinin zirvesinde en karmaşık bilim olması, toplumsal dinamiğin ancak toplumsal statiğin sağladığı temel üzerinde yükselebileceği ilkesiyle paralellik gösterir.
Doğru cevap, Comte'un sosyolojiyi bilimler hiyerarşisinin en karmaşık ve bağımlı disiplini olarak kurgulaması ile toplumsal ilerlemenin (dinamik) ancak toplumsal düzenin (statik) bir sonucu ve amacı olması arasındaki mantıksal bağı kurmaktadır. Hiyerarşideki 'artan karmaşıklık' ilkesi, toplumsal yaşamın en karmaşık fenomen olması nedeniyle düzenin (statik) ilerleme için zorunlu bir 'zemin' oluşturduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Bilimler hiyerarşisinin temel ilkesini analiz et.
Hiyerarşide matematik en genel/basit olandır, sosyoloji ise en özel/karmaşık olandır.
Comte'a göre her bilim kendinden öncekine bağımlıdır ancak ona indirgenemez.
2
Toplumsal statik ve toplumsal dinamik arasındaki ilişkiyi belirle.
Statik (düzen) temeli oluşturur, dinamik (ilerleme) ise bu temel üzerindeki değişimi ifade eder.
Comte'un sloganı: 'L'ordre pour base, le progrès pour but' (Temelde düzen, hedefte ilerleme).
3
Hiyerarşi ilkesi ile statik/dinamik dengesini sentezle.
Sosyolojinin en karmaşık bilim olması, toplumsal dinamiklerin ancak sağlam bir statik düzen içinde anlam kazandığı teorik yapısıyla örtüşür.
Karmaşıklık arttıkça bağımlılık artar; ilerleme düzene bağımlıdır.

Anahtar Kavram

Bilimler Hiyerarşisi ve Toplumsal Statik-Dinamik Dengesi
Soru 62Soru

Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Auguste Comte, bilimleri basitten karmaşığa ve genelden özele doğru bir hiyerarşi içinde sıralamış, sosyolojiyi bu hiyerarşinin zirvesine yerleştirerek ona 'sosyal fizik' adını vermiştir. Comte, toplumsal yapıyı analiz ederken düzeni temsil eden 'toplumsal statik' ile ilerlemeyi temsil eden 'toplumsal dinamik' arasında bir ayrım yapmıştır.

Comte'un sosyolojiyi 'sosyal fizik' olarak nitelendirmesi ve bu iki temel alanı belirlemesi, aşağıdakilerden hangisine olan temel inancının bir yansımasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal olayların da doğa olayları gibi gözlemlenebilir, nesnel ve değişmez yasalara tabi olduğuna

Cevap

Toplumsal olayların da doğa olayları gibi gözlemlenebilir, nesnel ve değişmez yasalara tabi olduğuna inanması
Auguste Comte, pozitivizmin kurucusu olarak toplumsal yaşamın tesadüfi olmadığını, fizik dünyasındaki gibi belirli ve keşfedilebilir yasalar (doğa yasaları) tarafından yönetildiğini savunur. Bu nedenle sosyolojiye başlangıçta 'sosyal fizik' adını vermiş ve bu bilimin yönteminin gözlem, deney ve karşılaştırma olması gerektiğini belirtmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilimler hiyerarşisi ve 'sosyal fizik' kavramlarını analiz etme
Comte'un sosyolojiyi hiyerarşinin zirvesine koyması, onun diğer bilimlerin (özellikle fizik ve biyoloji) yöntemlerini kullanarak toplumu incelemesini amaçladığını gösterir.
Pozitivizmin temelinde doğa bilimlerinin yöntemlerinin toplumsal alana uygulanması yatar.
2
Toplumsal statik ve toplumsal dinamik ayrımını değerlendirme
Statik (düzen/denge) ve dinamik (hareket/ilerleme) kavramları, fizik bilimindeki mekanik yasaların toplumsal karşılıklarıdır.
Comte toplumun rastgele değil, belirli yasalar çerçevesinde evrildiğini kanıtlamak istemiştir.
3
Doğru yöntem ve inancı eşleştirme
Toplumun nesnel yasalarla yönetildiğine olan inanç, sosyolojinin pozitif bir bilim (sosyal fizik) olarak kurulmasını sağlamıştır.
Gözlem, deney ve karşılaştırma ancak değişmez yasaların varlığı kabul edildiğinde anlam kazanır.

Anahtar Kavram

Pozitivizm ve Sosyal Fizik Metodolojisi

Daha Fazla Pratik

Comte'un 'Üç Hal Yasası'ndaki evrelerin sırasını ve her evrenin temel düşünce biçimini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 63Soru

Pozitivizmin kurucusu Auguste Comte, sosyolojiyi toplumun "düzen" ve "ilerleme" yönlerini inceleyen iki ana bölüme ayırmıştır. Bu yaklaşıma göre toplumun mevcut yapısını, kurumlar arasındaki eşgüdümü ve istikrarı inceleyen alan ile toplumun Üç Hal Yasası uyarınca geçirdiği tarihsel evrimi ve değişimi inceleyen alan aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal Statik - Toplumsal Dinamik

Cevap

Toplumsal Statik - Toplumsal Dinamik ayrımı Comte'un sosyolojisindeki düzen ve ilerleme odaklarını temsil eder.
Auguste Comte sosyolojiyi iki ana sütun üzerine inşa etmiştir: Toplumsal Statik (Düzen) toplumun anatomisini ve kurumların dengesini incelerken, Toplumsal Dinamik (İlerleme) toplumun zihinsel ve yapısal evrimini (Üç Hal Yasası) konu edinir.

Adım Adım Çözüm

1
Comte'un 'Düzen ve İlerleme' (Order and Progress) sloganını hatırlayın.
Bu iki kavram sosyolojinin iki temel alt dalına kaynaklık eder.
Sosyoloji toplumun hem mevcut durumunu hem de nasıl değiştiğini açıklamalıdır.
2
Düzen odaklı kavramı belirleyin.
Toplumsal Statik.
Statik, toplumun yapısını ve kurumların uyumunu inceleyen alandır.
3
İlerleme odaklı kavramı belirleyin.
Toplumsal Dinamik.
Dinamik, Üç Hal Yasası'nı temel alarak toplumun evrimini inceleyen alandır.

Anahtar Kavram

Auguste Comte, sosyoloji terimini ilk kez kullanan (1838) ve disiplinin kurucusu kabul edilen isimdir. Sosyolojiyi (toplumsal fizik) Statik ve Dinamik olarak ikiye ayırırken; Bilimler Hiyerarşisi'nin en tepesine koymuştur.

Daha Fazla Pratik

Comte'un Bilimler Hiyerarşisi'nde sosyolojinin neden en karmaşık bilim olarak görüldüğünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 64Soru

Yapısal işlevselci kuramın toplumsal gerçekliği açıklama biçimi dikkate alındığında;

I. Toplumu, birbiriyle ilişkili parçalardan oluşan ve denge arayışında olan bir sistem olarak ele alma,
II. Sosyal kurumların hem amaçlanan (açık) hem de amaçlanmayan (gizil) sonuçlarını analiz etme,
III. Toplumsal yapıyı, egemen sınıfların çıkarlarını koruyan bir baskı aracı olarak görme

öncüllerinden hangileri bu kuramsal yaklaşıma uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Toplumun denge içinde bir sistem olduğunu belirten birinci öncül ile açık ve gizil işlev analizini belirten ikinci öncül doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, yapısal işlevselci kuramın hem makro düzeydeki sistem ve denge vurgusunu hem de Robert Merton tarafından geliştirilen mikro düzeydeki açık ve gizil işlev analizini bir arada sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülleri kuramsal temel açısından analiz et
Birinci öncül Parsons'ın sistem ve denge anlayışını, ikinci öncül ise Merton'ın işlev analizini temsil eder.
Yapısal işlevselciliğin ana varsayımlarını belirlemek için.
2
Çatışmacı kuram unsurlarını ele
Üçüncü öncüldeki 'baskı aracı' ve 'egemen sınıf' vurgusu Marx'ın çatışmacı kuramına aittir.
Kuramlar arası farkı netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Yapısal İşlevselciliğin Temel Varsayımları ve İşlev Analizi
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru

Sosyolojinin bir bilim olarak şekillenme sürecinde; toplumsal değişimi biyolojik bir evrim gibi "basitten karmaşığa" doğru bir seyir izleyen, doğal bir ayıklanma süreci olarak tanımlayan İngiliz düşünür ile; toplumların gelişimini din ve metafizikten arınmış "pozitif" bir evreye ulaşma çabası olarak gören "Üç Hal Kanunu"nun sahibi olan Fransız düşünür, aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herbert Spencer — Auguste Comte

Cevap

Toplumsal değişimi biyolojik evrim ve doğal ayıklanma üzerinden açıklayan isim Herbert Spencer iken, Üç Hal Kanunu ile pozitivizmi kuran isim Auguste Comte'tur.
Herbert Spencer, toplumu canlı bir organizmaya benzetmiş ve toplumsal gelişmeyi biyolojik bir evrim gibi 'basitten karmaşığa' doğru ilerleyen bir süreç olarak görmüştür. Auguste Comte ise sosyolojinin isim babası olup, insanlığın gelişimini Teolojik, Metafizik ve nihai olarak Pozitif evre olarak tanımladığı Üç Hal Kanunu ile açıklamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal değişimi 'basitten karmaşığa' ve 'doğal ayıklanma' olarak tanımlayan düşünürü belirle.
Bu yaklaşım Sosyal Darwinizm'in kurucusu Herbert Spencer'a aittir.
Spencer, Darwin'in biyolojik evrim yasalarını toplumsal yapıya uyarlayan ilk düşünürdür.
2
'Üç Hal Kanunu' ve 'Pozitivizm' kavramlarının sahibini belirle.
Bu kavramlar modern sosyolojinin isim babası Auguste Comte'a aittir.
Comte, toplumun zihinsel olarak Teolojik, Metafizik ve Pozitif evrelerden geçtiğini savunur.
3
Düşünür çiftini seçeneklerde bul.
Spencer ve Comte eşleşmesi doğru yanıttır.
Soru kökündeki kavramsal tanımlar doğrudan bu iki isme işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin öncü isimleri ve temel kuramsal yaklaşımları (Evrimcilik ve Pozitivizm)
Soru 66Soru

Anthony Giddens’ın klasik sosyolojideki yapı ve fail (özne) karşıtlığını aşmak amacıyla geliştirdiği Yapılaşma Kuramı (Structuration Theory), 'yapının ikililiği' (duality of structure) kavramına dayanır. Bu kavrama göre toplumsal yapı, bireylerin eylemlerini sadece kısıtlayan dışsal bir kafes değil; aksine bu eylemleri hem mümkün kılan hem de bu eylemlerin sonucunda sürekli yeniden üretilen bir unsurdur. Giddens’ın bu kuramsal çerçevesi dikkate alındığında, toplumsal yapının doğasına ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı, toplumsal pratiklerin hem aracı hem de çıktısı olarak, rutin eylemler aracılığıyla sürekli yeniden üretilmektedir.

Cevap

Toplumsal yapı, pratikler aracılığıyla sürekli yeniden üretilen hem bir araç hem de bir üründür.
Doğru cevap, toplumsal yapının rutin eylemler aracılığıyla hem bir araç hem de bir ürün olarak sürekli yeniden üretildiğini belirten ifadedir. Giddens'ın 'Yapının İkililiği' kavramı, yapının failden bağımsız olmadığını, failin eylemlerinde kullandığı kurallar ve kaynaklar bütünü olduğunu ve bu eylemler gerçekleştirildikçe yapının varlığını sürdürdüğünü savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Giddens'ın kuramsal amacını belirle.
Giddens, yapısalcılık (yapının önceliği) ve etkileşimcilik (failin önceliği) arasındaki düalizmi aşmayı hedefler.
Yapılaşma kuramının temel çıkış noktası yapı ve failin birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan unsurlar olduğudur.
2
'Yapının İkililiği' kavramını çözümle.
Yapı, eylemin 'ortamı' (medium) ve 'sonucu' (outcome) olarak tanımlanır.
Bireyler konuşurken dilin kurallarını kullanır (araç), konuştukça da dilin kurallarını canlı tutarlar (çıktı).
3
Seçenekleri kuramsal doğruluk açısından karşılaştır.
Yapının pratikler yoluyla yeniden üretimi vurgusunun en doğru ifade olduğu görülür.
Giddens'ta yapı statik bir nesne değil, tekrarlanan toplumsal uygulamalar bütünüdür.

Anahtar Kavram

Yapının İkililiği (Duality of Structure)

Daha Fazla Pratik

Giddens'ın moderniteyi 'yerinden çıkma' (disembedding) ve 'düşünümsellik' (reflexivity) kavramları üzerinden nasıl tanımladığını incelemek, bu sorudaki yapı kavramının makro sonuçlarını anlamanıza yardımcı olur.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 67Soru

Michel Foucault, modern iktidarın işleyişini analiz ederken iktidarın sadece tepeden inen bir baskı aracı olmadığını, aksine bilgi ve uzmanlık söylemleriyle toplumsal dokuya sızdığını savunur. Foucault'nun, bireylerin sürekli gözetlendikleri hissiyle kendi davranışlarını iktidarın normlarına göre düzenlediği, "görülmeden görme" ilkesine dayanan ve disipliner toplumun mekânsal simgesi haline gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Panoptikon

Cevap

Panoptikon
Panoptikon, Michel Foucault'nun disipliner toplum modelinde iktidarın bireyleri sürekli bir gözetim altında tutarak uysallaştırdığı ve bu sayede bireyin kendi davranışlarını iktidarın beklentilerine göre otosansüre uğrattığı mekânsal ve simgesel yapıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları analiz etme
Soru kökündeki "sürekli gözetim", "görülmeden görme" ve "disipliner toplum" ifadeleri Michel Foucault'nun iktidar analizine işaret etmektedir.
Bu ifadeler Foucault'nun Hapishanenin Doğuşu adlı eserindeki temel argümanlarıdır.
2
Kavram eşleştirmesi yapma
Jeremy Bentham'ın tasarladığı ve Foucault'nun modern toplumdaki görünmez iktidarı simgelemek için kullandığı yapı Panoptikon'dur.
Panoptikon, merkezdeki bir kule sayesinde tüm hücrelerin izlenebildiği, ancak izleyicinin görülemediği bir tasarım sunarak bireyin kendi kendisini denetlemesini sağlar.

Anahtar Kavram

Panoptikon ve Disipliner İktidar (Foucault)

Daha Fazla Pratik

Foucault'nun 'İktidar/Bilgi' ilişkisi ile modern tıp, psikiyatri ve ceza sistemleri üzerine yaptığı analizleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 68Soru

Max Weber, modern kapitalizmin doğuşunu analiz ederken Kalvinist öğreti ile rasyonel ekonomik eylem biçimi arasındaki ilişkiyi açıklamak için "seçmeci yakınlık" (elective affinityelective\ affinity) kavramına başvurur. Weber bu kavramla, tek taraflı bir nedensellikten ziyade, fikirler dünyası ile maddi çıkarlar arasındaki karşılıklı uyumu ve birbirini pekiştirme sürecini vurgular.

Buna göre Weber'in "seçmeci yakınlık" perspektifi göz önüne alındığında, din ve ekonomi arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirli bir dini düşünce biçiminin sunduğu dünya görüşü ile rasyonel ekonomik eylem kalıpları arasında anlamlı bir yapısal paralellik ve karşılıklı güçlendirme ilişkisi mevcuttur.

Cevap

Dini dünya görüşü ile ekonomik eylem arasında anlamlı bir yapısal paralellik ve karşılıklı güçlendirme ilişkisi olduğunu belirten ifade doğrudur.
Seçmeci yakınlık kavramı, Weber'in metodolojisinde iki toplumsal olgunun (örneğin Kalvinizm ve Kapitalist Ruh) birbirini nasıl 'çağırdığını', anlam düzeyinde nasıl örtüştüğünü ve birbirini nasıl kuvvetlendirdiğini açıklar. Bu durum, katı bir neden-sonuç ilişkisinden ziyade, yapısal ve anlamlı bir paralellik içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Seçmeci yakınlık (elective affinityelective\ affinity), iki farklı olgu arasındaki karşılıklı çekim ve uyumu ifade eder.
Weber'in din ve ekonomi arasındaki ilişkiyi tek taraflı nedensellikle değil, karşılıklı anlamlılık üzerinden kurduğunu anlamak için gereklidir.
2
Teorik Karşılaştırma
Marx'ın aksine Weber, dinin ekonomik yapıyı etkileyen bağımsız bir değişken olabileceğini savunur.
Seçeneklerdeki Marksist determinizm (altyapı-üstyapı) tuzaklarını elemek için kritiktir.
3
Uygulama
Kalvinist 'dünyevi zühd' ile kapitalizmin 'rasyonel kâr' arayışının birbirini nasıl desteklediği tespit edilir.
Kavramın somut tarihsel örneğini (Protestan Ahlakı) analiz ederek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Seçmeci Yakınlık (Elective AffinityElective\ Affinity)
Soru 69Soru

Sosyolojik kuramlar içerisinde makro düzeyde bir bakış açısı sunan yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumsal sistemler, kendilerini oluşturan parçaların karşılıklı bağımlılığı ve iş birliği sayesinde varlıklarını sürdürürler.

Buna göre;

I. Toplumsal yapıların her zaman sistemin bütünü için olumlu sonuçlar üretmediği, bazı durumların sistemin işleyişini zorlaştırabileceği (disfonksiyon),
II. Bir toplumsal sistemin hayatta kalabilmesi için uyum, amaca ulaşma, bütünleşme ve kalıp koruma (AGIL) zorunluluklarını yerine getirmesi gerektiği,
III. Toplumun, hâkim sınıfın çıkarlarını korumak için tasarlanmış bir eşitsizlikler alanı olduğu ve toplumsal değişimin ancak sınıfsal bir devrimle mümkün olacağı,

görüşlerinden hangileri yapısal işlevselci kuramın kuramsal çerçevesi içerisinde değerlendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Toplumsal yapıların sistem üzerindeki olumsuz etkilerini (disfonksiyon) ve sistemin hayatta kalma koşullarını (AGIL) içeren ifadeler yapısal işlevselci kuramı yansıtmaktadır.
Doğru yanıt olan seçenek, yapısal işlevselci kuramın iki önemli temsilcisinin görüşlerini birleştirir. Robert K. Merton'ın 'disfonksiyon' (işlevsel olmayan) kavramı, kurumların bazen sistem dengesini bozabileceğini kabul eder. Talcott Parsons'ın AGIL şeması ise sistemin sürekliliği için gerekli olan işlevsel önkoşulları (Ekonomi, Siyaset, Hukuk, Aile/Eğitim) tanımlar. Her iki unsur da modern yapısal işlevselci analizin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Merton'ın işlevsel analizini değerlendir.
I. öncüldeki 'disfonksiyon' (işlevsel olmayan) kavramının Robert K. Merton tarafından kurama dahil edildiği belirlenir.
Merton, her toplumsal yapının sistem için mutlaka faydalı (işlevsel) olmayabileceğini savunarak kuramı esnetmiştir.
2
Parsons'ın sistem kuramını değerlendir.
II. öncüldeki AGIL şemasının Talcott Parsons'ın yapısal işlevselciliğe kazandırdığı temel bir model olduğu onaylanır.
AGIL (Uyum, Amaca Ulaşma, Bütünleşme, Kalıp Koruma), bir sistemin dengesini koruması için gereken işlevsel zorunluluklardır.
3
Çatışmacı kuram unsurlarını ayıkla.
III. öncüldeki 'hâkim sınıf', 'eşitsizlik alanı' ve 'devrim' kavramlarının çatışmacı kurama (Karl Marx) ait olduğu saptanır.
Yapısal işlevselcilik toplumu denge ve konsensüs (uzlaşma) üzerinden açıklarken, çatışmacı kuram güç ve baskı üzerinden açıklar.

Anahtar Kavram

Yapısal işlevselci kuram, toplumu uyumlu parçalardan oluşan bir sistem olarak görür; Merton ve Parsons bu sistemi işlevler ve zorunluluklar üzerinden detaylandırmıştır.
Soru 70Soru

Sosyolojinin öncü isimlerinden Herbert Spencer, toplumları biyolojik organizmalarla kıyaslayarak 'sosyal organizma' kavramını geliştirmiştir. Spencer'a göre toplumlar, basit ve parçalı yapılardan karmaşık ve bütünleşmiş yapılara doğru evrilirken, bu süreç kendi doğal yasaları içinde işlemelidir. Spencer'ın bu evrimsel perspektife dayanarak devletin toplumsal sorunlara (yoksulluk, eğitim, sağlık vb.) müdahale etmesine şiddetle karşı çıkmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun doğal gelişim seyri içinde 'en iyilerin' hayatta kalması ilkesinin bozulmasının, toplumsal ilerlemeyi ve yetkinleşmeyi engelleyeceğine inanması

Cevap

Spencer'ın devlet müdahalesine karşı çıkmasının temel nedeni, toplumun doğal gelişim seyri içinde yetenekli ve uyumlu olanların hayatta kalması ilkesinin (doğal seleksiyon) bozulmasının toplumsal ilerlemeyi engelleyeceğine olan inancıdır.
Herbert Spencer'ın sosyolojik düşüncesi, biyolojik evrimin toplumsal alana bir yansımasıdır. Ona göre toplumsal ilerleme, uyum sağlayabilenlerin hayatta kalması ve toplumun karmaşıklaşması ile gerçekleşir. Devletin yoksullara yardım etmesi veya sosyal düzenlemeler yapması, Spencer'a göre 'doğal ayıklanma' sürecini sakatlayarak zayıf unsurların hayatta kalmasına neden olur ve bu da toplumun genel yetkinleşmesini ve ilerlemesini sekteye uğratır.

Adım Adım Çözüm

1
Spencer'ın temel kuramsal çerçevesini analiz etmek
Spencer, biyolojik evrimi toplumsal yapıya uyarlayarak 'Sosyal Organizma' ve 'Sosyal Darwinizm' kavramlarını temele koyar.
Düşünürün siyasi ve toplumsal tutumunu anlamak için evrimci mantığının kavranması gerekir.
2
Spencer'ın evrim yasasını toplumsal kurumlara uygulamak
Spencer'a göre toplumlar belirsiz bir benzeşmezlikten (homojenlik), belirli bir benzeşmeye (heterojenlik) doğru doğal olarak evrilir.
Toplumsal değişimin yönünün ve mekanizmasının doğal yasalarca belirlendiğini tespit etmek için gereklidir.
3
Devletin rolü ve müdahale kavramını değerlendirmek
Spencer, 'en iyilerin hayatta kalması' (survival of the fittest) ilkesini savunarak, devletin zayıflara yardım etmesinin bu doğal yasayı bozacağını ileri sürer.
Düşünürün liberal (laissez-faire) tutumunun sosyolojik temelini belirlemek için bu adım kritiktir.

Anahtar Kavram

Sosyal Darwinizm ve Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar) felsefesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

Auguste Comte'un pozitif felsefe sisteminde bilimlerin hiyerarşik tasnifi ile toplumsal yapının statik ve dinamik görünümleri arasındaki teorik ilişki bağlamında; sosyolojinin 'bilimlerin kraliçesi' olarak konumlandırılması ve 'ilerleme' kavramının mahiyeti hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyoloji, hiyerarşide kendinden önceki tüm bilimlerin yasalarına bağımlı ancak onlara indirgenemez bir karmaşıklığa sahiptir; bu bağlamda ilerleme, ancak statik bir düzenin (toplumsal uzlaşının) evrimsel ve zorunlu bir sonucu olarak anlam kazanır.

Cevap

Sosyolojinin diğer bilimlerin verilerine bağımlı fakat indirgenemez karmaşıklıkta olduğunu ve ilerlemenin ancak statik bir düzen üzerinde yükselebileceğini belirten seçenek doğrudur.
Auguste Comte'un sisteminde sosyoloji, diğer tüm bilimlere (matematik, astronomi, fizik vb.) dayanır ancak kendine has yasaları olan bağımsız bir disiplindir. 'Düzen ve İlerleme' ilkesi gereği, toplumsal statik (düzen/yapı) toplumsal dinamiğin (ilerleme/değişim) ön koşuludur. İlerleme, düzenin geliştirilmesinden ibaret evrimsel bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilimler Hiyerarşisi Analizi
Matematik'ten Sosyoloji'ye doğru azalan genellik ve artan karmaşıklık prensibi.
Sosyolojinin neden 'en karmaşık' ve hiyerarşinin zirvesinde olduğunu anlamak için.
2
Toplumsal Statik ve Dinamik Ayrımı
Statik (Düzen) - Dinamik (İlerleme) ilişkisi.
Düzenin ilerlemenin temeli olduğunu (Düzen ve İlerleme ilkesi) kavramak için.
3
Üç Hal Yasası Entegrasyonu
Teolojik ve Metafizik aşamalardan Pozitif (Bilimsel) aşamaya geçiş.
Toplumun bilimsel yasalarla yönetilmesi gereken nihai aşamayı belirlemek için.
4
Sentez ve Karar
Sosyolojinin hiyerarşik konumu ile toplumsal düzenin ilerleme için ön şart olduğu sonucuna varılması.
Sosyolojinin sentezleyici rolünü ve Comte'un ana sloganını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Düzen ve İlerleme (Ordre et Progrès)
Soru 72Soru

Karl Marx’ın çatışmacı perspektifinde toplumsal yapı; ekonomik temel (altyapı) ile bu temel üzerinde yükselen hukuki, siyasi ve ideolojik kurumlar (üstyapı) arasındaki diyalektik bağ üzerinden çözümlenir. Marx, 'Alman İdeolojisi' adlı eserinde, egemen sınıfın düşüncelerinin her çağda egemen düşünceler olduğunu ve bu sınıfın maddi üretim araçlarını elinde bulundurduğu için zihinsel üretim araçlarını da denetlediğini savunur.

Bu kuramsal çerçeveden hareketle, üstyapı kurumlarından biri olan "hukuk" sisteminin işlevi hakkında yapılabilecek en doğru değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim ilişkilerini ve mevcut mülkiyet yapısını koruyarak egemen sınıfın ekonomik tahakkümünü meşruiyet zeminine taşır.

Cevap

Hukuk, üretim ilişkilerini ve mevcut mülkiyet yapısını koruyarak egemen sınıfın ekonomik tahakkümünü meşruiyet zeminine taşıyan bir üstyapı kurumudur.
Marx’ın kuramında hukuk, ekonomik altyapı tarafından belirlenen bir üstyapı kurumudur. Bu kurumun temel işlevi, üretim araçlarına sahip olan burjuvazinin mülkiyet haklarını korumak ve mevcut üretim ilişkilerini (sömürüyü) 'yasal' ve 'meşru' hale getirerek sürdürmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Altyapı ve üstyapı ilişkisini analiz et.
Altyapı (ekonomik temel), üstyapıyı (hukuk, siyaset, ideoloji) belirler.
Marx'ın tarihsel materyalizm anlayışına göre toplumun ekonomik yapısı, hukuki ve siyasi kurumların temelidir.
2
Egemen sınıfın hukuk üzerindeki etkisini değerlendir.
Üretim araçlarına sahip olan sınıf, hukuk kurallarını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirir.
Maddi üretim araçlarını denetleyen sınıf, aynı zamanda düşüncelerin üretimini de denetler.
3
Hukukun işlevini saptanmış teorik çerçevede belirle.
Hukuk, mülkiyet ilişkilerini koruyarak mevcut sömürü düzenini meşrulaştırır.
Çatışmacı kuramda hukuk, toplumsal uzlaşı aracı değil, bir sınıfın diğerleri üzerindeki baskı aracıdır.

Anahtar Kavram

Altyapı-Üstyapı Diyalektiği ve Hukukun Sınıfsal Niteliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru

Bir antikacı dükkanındaki eski bir saat, bir ziyaretçi için "geçmişi hatırlatan değerli bir hatıra" iken, bir diğeri için sadece "yer kaplayan eski bir metal yığını" olarak görülmektedir. Bu iki kişinin aynı nesneye karşı farklı yaklaşımlar sergilemesi, Herbert Blumer'ın sembolik etkileşimcilik kuramı için ortaya koyduğu aşağıdaki temel ilkelerden hangisiyle doğrudan açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanlar nesnelere, o nesnelerin kendileri için taşıdığı anlamlara göre davranırlar.

Cevap

İnsanlar nesnelere, o nesnelerin kendileri için taşıdığı anlamlara göre davranırlar.
Doğru yanıt olan seçenek, Herbert Blumer'ın sembolik etkileşimcilik kuramını tanımlarken kullandığı ilk varsayımdır. Senaryoda saatin birine değerli gelip diğerine değersiz gelmesi, davranışlarımızın nesnelerin 'kendinde' özelliklerinden değil, bizim onlara verdiğimiz 'anlamlardan' kaynaklandığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki temel olguyu analiz etme
Aynı nesnenin (eski saat) iki farklı kişi için iki farklı anlam (hatıra vs. metal yığını) taşıdığı görülmektedir.
Sorunun hangi teorik varsayımla örtüştüğünü anlamak için özne-nesne ilişkisindeki anlam farkı tespit edilmelidir.
2
Teorik çerçeve ile eşleştirme
Durum, Herbert Blumer'ın sembolik etkileşimciliğin üç temel ilkesinden ilkiyle tam olarak örtüşmektedir.
Blumer'a göre davranışın kaynağı nesnenin fiziksel özelliği değil, bireyin ona atfettiği sembolik anlamdır.

Anahtar Kavram

Blumer'ın Anlam İlkesi

Daha Fazla Pratik

Herbert Blumer'ın diğer iki ilkesini (anlamın etkileşimden doğması ve yorumlama süreci) içeren senaryoları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 74Soru

Max Weber, toplumsal gerçekliğin sonsuz karmaşıklığını ve tikel olayların çok yönlülüğünü bilimsel olarak analiz edebilmek amacıyla metodolojik bir araç olarak "İdeal Tip" (IdealtypusIdealtypus) kavramını geliştirmiştir. Weber’e göre bu kavram, araştırmacıya sosyal fenomenleri karşılaştırma ve sınıflandırma imkânı sunan zihinsel bir tasarımdır.

Buna göre, Weber'in "İdeal Tip" yaklaşımının temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçekliğin belirli yönlerinin zihinsel olarak tek taraflı vurgulanmasıyla oluşturulan ve ampirik olgularla karşılaştırma yapmaya yarayan soyut bir kurgu olması

Cevap

İdeal tip, gerçekliğin belirli yönlerinin zihinsel olarak tek taraflı vurgulanmasıyla oluşturulan ve ampirik olgularla karşılaştırma yapmaya yarayan soyut bir kurgudur.
Max Weber'in ideal tip yaklaşımı, toplumsal gerçekliğin karmaşıklığı içinde araştırmacının ilgisine göre belirli özellikleri seçip abartarak (tek taraflı vurgulayarak) oluşturduğu soyut bir modeldir. Bu model ampirik dünyada hiçbir zaman bu saflıkta bulunmaz; ancak gerçek olguların bu modele ne kadar benzediğini veya ondan ne kadar saptığını ölçmek için bir nirengi noktası işlevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in metodolojisindeki "Anlayıcı Sosyoloji" ve nesnellik arayışını değerlendir.
Sosyal bilimlerin doğa bilimlerinden farklı olarak öznel anlamları kavraması gerektiği saptandı.
Weber, toplumsal eylemi anlamak için öznel anlamın (Verstehen) önemini vurgular.
2
İdeal Tip (Idealtypus) kavramının teknik tanımını analiz et.
İdeal tipin bir "ölçü aracı" olduğu ve gerçekliğin bir kopyası olmadığı anlaşıldı.
Weber, bu kavramın ampirik gerçekliğin bu kurgudan ne kadar saptığını ölçmek için kullanıldığını belirtir.
3
Seçeneklerdeki kuramsal sınırları (Marx, Durkheim vb.) ayırt et.
Diğer seçeneklerin Marx'ın determinizmine veya Durkheim'ın nesnelciliğine ait olduğu belirlendi.
Marx ekonomik altyapıya, Durkheim dışsal toplumsal olgulara ve ortalamalara odaklanır.

Anahtar Kavram

İdeal Tip Metodolojisi ve Tek Taraflı Vurgu (Einseitige Steigerung)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 75Soru

Auguste Comte’un pozitivist sisteminde bilimlerin hiyerarşik sıralaması (Matematik, Astronomi, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji), sadece bir takvimsel önceliği değil, aynı zamanda her bir bilim dalının "pozitif" evreye geçişindeki yöntemsel bağımlılık ve karmaşıklık derecesini ifade eder. Buna göre, sosyolojinin hiyerarşinin en tepesinde "en karmaşık" ve "en az genel" bilim olarak tanımlanması, Üç Hal Yasası ile birlikte düşünüldüğünde aşağıdaki sonuçlardan hangisini zorunlu kılar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyolojinin pozitif bir disiplin haline gelmesi, kendisinden önce gelen tüm temel bilimlerin pozitif karakter kazanmasını ön şart olarak kabul eder; bu durum toplumsal dinamiğin, zihinsel evrimin en son halkası olduğunu teyit eder.

Cevap

Sosyolojinin pozitifleşmesinin kendisinden önceki bilimlerin gelişimine bağlı olduğu ve bunun zihinsel evrimin son aşaması sayıldığı seçenek doğrudur.
Auguste Comte’a göre bilimler, nesnelerinin karmaşıklığına ve birbirlerine olan bağımlılıklarına göre sıralanır. Matematik en basit ve en genel olduğu için ilk pozitifleşen bilimdir. Sosyoloji (Sosyal Fizik) ise en karmaşık ve diğer tüm temel bilimlerin (astronomi, fizik, kimya, biyoloji) verilerine bağımlı olduğu için pozitif evreye en son giren bilimdir. Bu durum, insan zihninin evrimini anlatan 'Üç Hal Yasası'nın nihai hedefinin toplumsal olayların bilimsel açıklanması olduğunu ve bu 'ilerlemenin' (dinamik) ancak diğer bilimsel temeller kurulduktan sonra tamamlanabileceğini zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Comte'un Bilimler Hiyerarşisi ilkesini analiz etmek
Bilimlerin basitten karmaşığa, genelden özele ve bağımsızdan bağımlıya doğru sıralandığı saptanır.
Sosyolojinin neden 'en karmaşık' ve 'en bağımlı' bilim olduğunu anlamak için temel oluşturur.
2
Üç Hal Yasası ile Hiyerarşi arasındaki bağı kurmak
Bir bilim dalının pozitif evreye geçebilmesi için hiyerarşide altındaki tüm bilimlerin pozitifleşmiş olması gerektiği görülür.
Yöntemsel bağımlılık ilkesi, karmaşık bilimlerin daha geç pozitifleştiğini açıklar.
3
Sosyolojinin (Sosyal Fizik) konumunu değerlendirmek
Sosyoloji hiyerarşinin zirvesinde olduğu için en son pozitifleşen bilimdir.
Toplumsal olayların insan zihninin en karmaşık ürünü olması, pozitif evreye geçişi geciktirir.
4
Toplumsal Dinamik kavramıyla sentezlemek
Toplumun gelişiminin (dinamik), zihinsel tekâmülün (pozitivizm) tamama ermesiyle mümkün olduğu sonucuna varılır.
Comte'un 'İlerleme' anlayışı zihinsel gelişimin bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Bağımlılık ve Karmaşıklık İlkesi (Principle of Dependence and Complexity)

Daha Fazla Pratik

Comte'un 'Toplumsal Statik' unsurları olan aile, dil ve din kavramlarının 'Düzen' (Order) ile olan ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 76Soru

18. yüzyıl Aydınlanma rasyonalizminin beraberinde getirdiği 'yıkıcı' eleştiri süreci ile 1789 Fransız Devrimi'nin toplumsal kaosu, sosyolojinin bir 'düzen ve ilerleme' bilimi olarak doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu tarihsel kesitte; toplumu bir organizma gibi işleyen, bilimin rehberliğinde sanayicilerin yönettiği bir 'endüstriyel sistem' olarak kurgulayarak 'sosyal fizyoloji' (physiologie sociale) terimini kullanan düşünür ile; bu fikirleri sistemleştirip 'sosyoloji' kavramını literatüre kazandıran ve toplumsal evrimi 'Üç Hal Yasası' ile açıklayan isim aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saint-Simon — Auguste Comte

Cevap

Sosyolojinin doğuş sürecinde toplumun bilimsel yönetimini ve sosyal fizyoloji kavramını savunan Saint-Simon ile bu disipline adını veren ve Üç Hal Yasası'nı geliştiren Auguste Comte'dur.
Sosyolojinin kurucu figürlerinden Saint-Simon, toplumu 'sosyal fizyoloji' üzerinden bir organizma gibi ele almış ve 'endüstri toplumu' kavramını ilk kez kullanmıştır. Onun sekreterliğini ve öğrenciliğini yapan Auguste Comte ise bu fikirleri geliştirerek 'sosyoloji' terimini kullanmış ve toplumların teolojik, metafizik ve pozitif aşamalardan geçtiğini savunan 'Üç Hal Yasası'nı ortaya atmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Aydınlanma ve Fransız Devrimi sonrası düzen arayışını analiz etme
Sosyolojinin 'sosyal statik' ve 'sosyal dinamik' ihtiyacından doğduğu saptandı.
Disiplinin doğuşundaki temel motivasyon toplumsal kaosu bilimle aşmaktır.
2
Sosyal fizyoloji ve endüstriyel sistem kavramlarını eşleştirme
Bu kavramların Saint-Simon'a ait olduğu belirlendi.
Saint-Simon, toplumu işleyen bir organizma olarak görerek bilimin ve sanayicilerin yönetimini savunmuştur.
3
Sosyoloji terimi ve Üç Hal Yasası'nın sahibini bulma
Bu katkıların Auguste Comte'a ait olduğu görüldü.
Comte, hocası Saint-Simon'un fikirlerini Pozitivizm çatısında sistemleştirmiş ve 'sosyoloji' adını vermiştir.

Anahtar Kavram

Pozitivizmin Doğuşu ve Endüstriyel Toplum Kuramı

İpuçları

1
Düşünürlerden biri diğerinin hocası/sekreteridir.

Daha Fazla Pratik

Auguste Comte'un sosyal statik ve sosyal dinamik ayrımını, Saint-Simon'un endüstriyel toplum modeliyle karşılaştırarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 77Soru

Pierre Bourdieu’nun "pratik mantığı" olarak adlandırdığı yaklaşım; nesnel yapılar (alan) ile öznel yatkınlıklar (habitus) arasındaki diyalektik bağı vurgular. Bu kuramsal çerçevede bireyler, sadece toplumsal yapıların pasif birer yansımaları değil, aynı zamanda sahip oldukları sermaye türlerini kullanarak bu yapılar içerisinde konum mücadelesi veren aktif öznelerdir. Bourdieu’nun bu yaklaşımı dikkate alındığında, bir bireyin belirli bir toplumsal "alan" (eğitim, sanat, siyaset vb.) içerisindeki başarısını ve konumunu belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin sahip olduğu habitusun ve sermaye birikiminin, o alanın kendine özgü işleyiş mantığı ve meşruiyet kriterleriyle örtüşmesi.

Cevap

Bireyin sahip olduğu habitusun ve sermaye birikiminin, o alanın kendine özgü işleyiş mantığı ve meşruiyet kriterleriyle örtüşmesi.
Doğru yanıt olan seçenek, Bourdieu'nun eylemi açıklarken kullandığı formülü eksiksiz yansıtır. Bir aktörün bir alanda başarılı olması, sahip olduğu geçmiş deneyimlerin ürünü olan habitusunun ve biriktirdiği sermayelerin (kültürel diplomalar, sosyal çevre vb.), o alanın özgül mücadele kurallarıyla uyumlu olmasına bağlıdır. Örneğin, akademik alanda başarılı olmak için sadece zeki olmak yetmez; akademik alanın jargonuna, çalışma disiplinine (habitus) ve gerekli yayın geçmişine (kültürel sermaye) sahip olmak gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Bourdieu'nun temel formülünü hatırla.
(Habitus x Sermaye) + Alan = Pratik formülüne ulaşılır.
Bourdieu'nun eylem kuramı bu üç temel değişkenin etkileşimi üzerine kuruludur.
2
Habitus, Sermaye ve Alan kavramlarının işlevini analiz et.
Habitusun (yatkınlıklar) ve Sermayenin (kaynaklar), girilen Alanın (oyun sahası) kurallarıyla uyumlu olması gerektiği sonucuna varılır.
Her alanın kendine özgü bir mantığı (nomos) vardır ve her sermaye türü her alanda aynı değeri taşımaz.
3
Diğer klasik kuramları eleyerek karşılaştırma yap.
Ekonomik belirlenimcilik (Marx), rasyonel tercih veya işlevsel dayanışma (Durkheim) gibi yaklaşımların Bourdieu'nun sentezinden farkı ayırt edilir.
Bourdieu, hem nesnel yapıları hem de öznel faili aynı anda analiz eden bir 'yapısalcı inşacılık' savunur.

Anahtar Kavram

Bourdieu'nun Pratik Mantığı ve Alan Kuramı
Soru 78Soru

Türk sosyoloji tarihinde toplumsal yapının analizi ve modernleşme süreçlerinin niteliğine dair geliştirilen kuramsal yaklaşımlar, Batı sosyolojisinden alınan kavramların yerel toplumsal gerçekliklerle harmanlanması çabasını yansıtmaktadır. Bu çerçevede, Türk sosyolojisinin öncü isimlerinin öne sürdüğü temel kavramlar ve bu kavramların toplumsal yapıyı açıklama biçimleri düşünüldüğünde, aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi bu düşünürlerin temel paradigmalarını doğru bir şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ziya Gökalp, toplumsal kimliğin inşasını milli değerleri temsil eden 'hars' ile evrensel bilgi ve teknikleri içeren 'medeniyet' ayrımı üzerinden kurgulamış; Mübeccel Kıray ise hızlı toplumsal değişimin yarattığı yapısal boşlukları işlevsel olarak dolduran geçici mekanizmaları 'tampon kurumlar' olarak tanımlamıştır.

Cevap

Ziya Gökalp'in hars-medeniyet ayrımı ile Mübeccel Kıray'ın tampon kurumlar kavramını doğru bir şekilde birleştiren ifade doğrudur.
Doğru ifade, Türk sosyolojisinin iki farklı döneminden iki önemli ismi doğru kavramlarla eşleştirmektedir. Ziya Gökalp, kültürün (hars) yerel ve duygusal, medeniyetin ise evrensel ve teknik olduğunu savunarak modernleşmenin bu ikisi arasındaki uyumla sağlanacağını ileri sürmüştür. Mübeccel Kıray ise toplumsal değişimin hızlandığı dönemlerde, eski yapılarla yeni yapılar arasındaki kopukluğu gideren (gecekondu, hemşerilik gibi) mekanizmaları 'tampon kurumlar' olarak adlandırarak Türk sosyolojisine özgün bir katkı sunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin temel kavramlarını belirle.
Ziya Gökalp: Hars (Kültür) ve Medeniyet; Prens Sabahattin: Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet; Şerif Mardin: Merkez-Çevre; Mübeccel Kıray: Tampon Kurumlar.
Türk sosyoloji tarihindeki temel teorik çerçevelerin doğru eşleştirilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri kavramsal doğruluk açısından kontrol et.
Hars ve medeniyet ayrımının Gökalp'e, tampon kurumların ise Kıray'a ait olduğu seçenek doğrulanır.
Kavramların yanlış düşünürlerle eşleştirilmesi çeldiricilerin ana kaynağıdır.
3
Düşünürler arası kavram kaymalarını (örneğin Mardin ve Sabahattin arasındaki takasları) tespit et.
Merkez-çevre modelinin Mardin'e, bireysel girişimin Sabahattin'e ait olduğu belirlenerek yanlış eşleştirmeler elenir.
Teorik sentezlerin doğru analiz edilmesi sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Türk Sosyoloji Tarihinde Kuramsal Sentezler ve Kavramsal Farklılıklar

Daha Fazla Pratik

Türk sosyolojisindeki 'Siyasal Türkçülük' ve 'İktisadi Liberalizm' ayrımını bu düşünürler üzerinden incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 79Soru

Türk sosyoloji tarihinde toplumsal yapının gelenekselden moderne geçiş sürecini incelerken; bu sancılı süreçte ortaya çıkan çatışmaları yumuşatan 'gecekondu' ve 'akrabalık ağları' gibi yapıları 'tampon mekanizmalar' kavramıyla analiz eden isim ile Türk modernleşmesini siyasi elitlerin toplumu dönüştürme çabası ve taşranın buna direnci üzerinden 'merkez-çevre' ilişkileriyle okuyan isim aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mübeccel Kıray - Şerif Mardin

Cevap

Mübeccel Kıray - Şerif Mardin
Doğru yanıt olan Mübeccel Kıray - Şerif Mardin seçeneği, sorudaki iki spesifik sosyolojik analizi tam olarak karşılar. Mübeccel Kıray, Ereğli ve İzmir gibi bölgelerdeki çalışmalarıyla toplumsal değişimin yarattığı boşluğu dolduran aile ve gecekondu gibi yapıları 'tampon' olarak tanımlamıştır. Şerif Mardin ise Osmanlı-Türk siyasal hayatını, merkezi temsil eden bürokrasi ile çevreyi temsil eden halk/taşra arasındaki kopukluk ve gerilim (merkez-çevre) üzerinden açıklamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
'Tampon kurumlar' (veya mekanizmalar) kavramı Mübeccel Kıray ile, 'Merkez-Çevre' ilişkisi kavramı ise Şerif Mardin ile eşleştirilir.
Soruda istenen kuramsal yaklaşımların kime ait olduğunun belirlenmesi gerekir.
2
Eşleştirmenin doğrulanması
Mübeccel Kıray'ın yapısal-işlevselci bir perspektifle hızlı değişimi analiz ettiği, Şerif Mardin'in ise siyaset sosyolojisi penceresinden tarihsel bir gerilimi açıkladığı teyit edilir.
Kuramcıların temel çalışma alanlarının sorudaki bağlamla uyumu kontrol edilir.

Anahtar Kavram

Türk Sosyolojisinde Modernleşme Kuramları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 80Soru

Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak ortaya çıkış sürecinde toplumsal gerçekliği anlama çabası üç temel damar üzerinden gelişmiştir. İlk damar, toplumsal değişimi biyolojik bir organizmanın gelişimine benzeterek 'en uygun olanın hayatta kalması' prensibiyle açıklamıştır. İkinci damar, insan zihninin ve toplumun gelişimini 'teolojik', 'metafizik' ve 'pozitif' olmak üzere üç zorunlu evre üzerinden kuramsallaştırmıştır. Üçüncü ve kronolojik olarak en erken damar ise, Batı dışı bir perspektifle toplumsal dayanışmayı 'asabiyet' kavramıyla temellendirmiş ve toplum yasalarını 'Umran' ilmi çerçevesinde sistematize etmiştir. Bu metinde betimlenen yaklaşımların temsilcileri aşağıdakilerin hangisinde doğru sırada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herbert Spencer – Auguste Comte – İbn Haldun

Cevap

Metinde verilen yaklaşımların temsilcileri sırasıyla Herbert Spencer, Auguste Comte ve İbn Haldun'dur.
Doğru seçenek olan eşleştirme, metindeki üç farklı kuramsal mirası tam olarak karşılar: Herbert Spencer'ın biyolojik benzetmeye dayalı Sosyal Darwinizm'i, Auguste Comte'un insan düşüncesinin evrimini açıklayan Pozitivizm'i ve İbn Haldun'un klasik dönemde geliştirdiği sistematik Umran ilmi. Bu isimler sosyolojinin doğuş evresindeki temel metodolojik ve teorik farklılıkları temsil ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yaklaşımı analiz etme
Herbert Spencer
Toplumu biyolojik bir organizmaya benzetme ve 'en uygun olanın hayatta kalması' (Sosyal Darwinizm) Spencer'ın temel tezidir.
2
İkinci yaklaşımı analiz etme
Auguste Comte
Toplumun gelişimini teolojik, metafizik ve pozitif aşamalarla açıklayan 'Üç Hal Yasası' Comte'un pozitivist felsefesinin merkezidir.
3
Üçüncü yaklaşımı analiz etme
İbn Haldun
Sosyolojinin öncüsü kabul edilen ve dayanışmayı 'asabiyet', toplum bilimini ise 'Umran' olarak adlandıran düşünür İbn Haldun'dur.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin Öncüleri ve Temel Paradigmalara Giriş
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 10Sonraki
Sosyoloji Tarihi ve Kuramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 4 | Examkin