Sosyoloji Tarihi ve Kuramları
186 soru
Emile Durkheim'a göre, toplumsal iş bölümündeki artış sadece ekonomik bir verimlilik sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bireyler arasındaki ahlaki bağın niteliğini de köklü bir biçimde dönüştürür. Geleneksel yapılardan modern yapılara geçişte, toplumu bir arada tutan 'ortak vicdan' (kolektif bilinç) hacim ve yoğunluk bakımından zayıflarken, yerini farklılaşmış birimlerin birbirine olan fonksiyonel muhtaçlığına bırakır.
Durkheim’ın bu perspektifinden hareketle, organik dayanışmanın hakim olduğu bir toplumsal yapıya ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sosyoloji terimini literatüre kazandıran ve disiplinin kurucusu kabul edilen Auguste Comte, bilimleri basitten karmaşığa doğru bir hiyerarşide sıralarken toplumu da 'Üç Hal Yasası' çerçevesinde evrimsel bir sürece tabi tutmuştur. Comte'un sisteminde toplumsal düzenin korunması (statik) ile toplumsal ilerleme (dinamik) arasındaki denge, onun 'Düzen ve İlerleme' ilkesinde somutlaşır.
Buna göre, Comte'un pozitivist kuramı ve sosyolojiye (sosyal fizik) yüklediği misyon dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu yaklaşımın temel amaçlarından biri olarak nitelendirilemez?
Max Weber, sosyolojiyi 'toplumsal eylemi yorumlayarak anlamak () ve bu sayede onun gidişatını ve etkilerini nedensel olarak açıklamak isteyen bir bilim' olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, Weber’in toplumsal gerçekliği inceleme yöntemini, toplumsal olguları bireyden bağımsız nesnel yapılar olarak gören diğer klasik kuramcılardan ayırır. Buna göre Weber’in 'anlayıcı sosyoloji' yaklaşımında, bir toplumsal eylemi bilimsel olarak analiz etmenin temel koşulu aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber, modern toplumun en belirgin özelliğinin "rasyonelleşme" olduğunu savunur ve bu sürecin en somut kurumsal dışavurumu olarak bürokrasiyi görür. Weber’e göre bürokrasi, teknik açıdan diğer örgütlenme biçimlerine göre üstün olsa da beraberinde ciddi bir toplumsal paradoks getirmektedir. Weber’in bu rasyonel-bürokratik yapının birey üzerindeki kısıtlayıcı ve ruhsuzlaştırıcı etkisini tanımlamak için kullandığı "demir kafes" () metaforuyla asıl dikkat çekmek istediği tehlike aşağıdakilerden hangisidir?
Modern toplum yapısında bireylerin, ekonomik veya idari bir hedefe ulaşmak için ellerindeki imkânları en etkin şekilde kullanarak, her adımın sonucunu önceden hesaplayıp teknik bir verimlilikle hareket etmeleri, Max Weber'in toplumsal eylem tipolojisinde hangi eylem türü ile ifade edilmektedir?
Sosyolojinin bir bilim dalı olarak bağımsızlığını kazanmasından önceki hazırlık evresinde; toplumsal yapıyı biyolojik bir organizmaya benzeterek toplumun 'sosyal fizyoloji' (physiologie sociale) adı altında bilimsel olarak incelenmesi gerektiğini savunan ve Auguste Comte’un da hocası kabul edilen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber, modern toplumdaki rasyonelleşme sürecini analiz ederken "formel rasyonellik" ile "maddi (substantif) rasyonellik" arasında bir ayrıma gider. Formel rasyonellik; eylemin teknik olarak hesaplanabilirliği, kurallara uygunluğu ve verimliliği ile ilgiliyken; maddi rasyonellik, eylemin adalet, eşitlik veya dini inançlar gibi belirli değer sistemlerine göre değerlendirilmesini ifade eder.
Weber'e göre, modern Batı toplumlarında bürokrasinin ve kapitalizmin gelişim süreci göz önüne alındığında, rasyonelliğin bu iki türü arasındaki ilişki ve bunun toplumsal sonucu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sosyolojinin bir disiplin olarak kurumsallaşmasından önceki hazırlık evresinde, toplumsal düzenin yeniden inşası için doğa bilimlerinin yöntemlerini topluma uyarlamaya çalışan düşünürler önemli bir rol oynamıştır. Bu süreçte; toplumu analiz etmek için "Toplumsal Fizyoloji" (Physiologie Sociale) kavramını öneren, toplumu üretenler (sanayiciler) ve asalaklar (ruhban ve soylular) şeklinde ikiye ayırarak modern sanayi toplumunun geleceğini planlamaya çalışan ve öğrencisi Auguste Comte üzerinde derin bir metodolojik etki bırakan öncü isim aşağıdakilerden hangisidir?
Auguste Comte’un 'Pozitif Felsefe Dersleri'nde kurguladığı sistemde sosyoloji, bilimler hiyerarşisinin en tepesinde yer alarak hem en karmaşık konu nesnesine sahip olan hem de kendisinden önceki tüm bilimlerin verilerine yöntem olarak bağımlı olan bir disiplindir. Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Comte, bu disiplini toplumsal yapının istikrarını sağlayan unsurları inceleyen 'toplumsal statik' ve toplumsal değişimin yasalarını araştıran 'toplumsal dinamik' olarak iki ana komponente ayırır.
Buna göre Comte’un pozitivist sisteminde, 'statik' ve 'dinamik' boyutların bir sentezi olarak kabul edilen ve 'düzen içinde ilerleme' ilkesini bilimsel bir temele oturtan temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber'e göre karizmatik otorite; doğası gereği istikrarsız, devrimci ve kişisel bir nitelik taşır. Liderin olağanüstü ve kutsal sayılan güçlerine dayalı olan bu bağ, hareketin sürekliliğini sağlamak adına zamanla "gündelik yaşamın kalıcı yapılarına" (ekonomik ve idari gerekler) eklemlenmek zorundadır.
Weber'in "karizmanın rutinleşmesi/sıradanlaşması" () olarak adlandırdığı bu dönüşüm süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir restoranda görev yapan bir garsonun müşterilerin masasında son derece nazik, sabırlı ve profesyonel bir tutum sergilerken; mutfağa geçtiği anda çalışma arkadaşlarına işin zorluğundan yakınması ve doğal tavırlarına geri dönmesi, mikro-sosyolojik kuramlar açısından incelenmektedir. Buna göre, sembolik etkileşimcilik ve fenomenolojik sosyoloji perspektifleri temel alındığında, toplumsal etkileşime dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?
Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Auguste Comte, Aydınlanma rasyonalizminin etkisiyle toplumsal yapıyı bilimsel bir temelde yeniden inşa etmeyi amaçlamıştır. Comte'un 'Pozitivizm' olarak adlandırdığı bu yaklaşımın temel hedefi ve sosyolojiyi 'bilimlerin kraliçesi' olarak konumlandırmasının asıl gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Herbert Marcuse, modern sanayi toplumunun bireyleri 'sahte ihtiyaçlar' aracılığıyla sistemle nasıl bütünleştirdiğini analiz eder. Marcuse'a göre, tüketim kültürü ve teknolojik rasyonalite bireyin eleştirel yetisini körelterek onu mevcut düzenin bir parçası haline getirir. Bu süreçte birey, kendisine sunulan sınırlı seçenekler arasında bir özgürlük illüzyonu yaşarken aslında sistemin devamlılığına hizmet eder.
Bu parçada ifade edilen; bireyin alternatif yaşam biçimlerini hayal edemez hale gelmesini ve toplumsal muhalefetin sönümlenmesini simgeleyen temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyolojinin babası ve isim babası kabul edilen Auguste Comte, bilimleri "basitten karmaşığa" ve "genelden özele" doğru bir hiyerarşiye tabi tutmuştur. Bu hiyerarşinin en tepesinde yer alan sosyolojinin (toplumsal fizik), Üç Hal Yasası çerçevesinde pozitif aşamaya geçiş süreci ve toplumsal statik/dinamik ayrımı düşünüldüğünde, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi disiplinin kuramsal bütünlüğüyle uyumludur?
G.H. Mead'e göre bireyin toplumun genel beklenti ve normlarını içselleştirerek kendi davranışlarını denetlemesi 'genelleştirilmiş öteki' kavramıyla açıklanırken; E. Goffman, bireyin bu beklentiler ışığında sosyal ortamlarda belirli bir imaj oluşturma çabasını 'izlenim yönetimi' olarak adlandırır. Alfred Schutz ise bu sürecin, öznelerin birbirlerini hazır 'tipleştirmeler' üzerinden algıladığı bir 'hayat dünyasında' gerçekleştiğini belirtir. Buna göre; bir kamu görevlisinin vatandaşa hizmet sunarken kendi kişisel duygularını arka planda tutup 'tarafsız memur' imajını sergilemesi ve vatandaşın da bu imaja uygun bir saygı çerçevesinde hareket etmesi, bu üç kuramsal yaklaşımın kesişim noktasında aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?
Gündelik hayatta insanlar, etkileşimde bulundukları diğer kişilerin iç dünyalarını veya niyetlerini tam olarak bilmeseler de, herkesin paylaştığı bir 'sağduyu dünyası' (common-sense world) olduğunu varsayarlar. Bu varsayım sayesinde bireyler, kendi özel deneyimlerinden sıyrılarak başkalarıyla ortak bir anlam zemininde buluşabilir ve toplumsal gerçekliği birlikte inşa edebilirler. Alfred Schutz'un fenomenolojik sosyolojisinde, bireylerin bu şekilde ortak bir anlam dünyasını paylaşmalarını ve birbirlerinin bakış açısını anlayabilmelerini sağlayan temel durum aşağıdakilerden hangisidir?
19. yüzyıl sosyolojisinin kurucu figürlerinden Auguste Comte ve Herbert Spencer; toplumu bilimsel yöntemlerle inceleme (pozitivizm) ve toplumsal yapıyı biyolojik bir organizmaya benzetme (organisizm) konularında benzer yaklaşımlar sergilemişlerdir. Ancak bu iki düşünür, toplumsal krizlerin çözümü ve 'ilerleme'nin nasıl sağlanacağı hususunda devletin rolüne dair taban tabana zıt görüşlere sahiptirler.
Buna göre, toplumsal müdahale ve devletin işlevi bakımından Comte ve Spencer arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Zygmunt Bauman, çağdaş toplumun 'katı' moderniteden 'akışkan' moderniteye evrildiğini savunduğu analizlerinde; toplumsal kurumların, bağların ve kimliklerin artık sabit kalmadığını, sürekli bir değişim ve belirsizlik içinde olduğunu belirtir. Bauman'a göre bu yeni dönemde bireylerin toplumsal sisteme entegrasyonu ve meşru bir statü kazanması, geçmişteki gibi 'üretici' (çalışan) rolleri üzerinden değil, başka bir merkezi pratik üzerinden gerçekleşmektedir. Bu bağlamda, sistemin dışında kalan ve toplumsal olarak 'ıskarta' (wasted) kabul edilen kesimlerin temel ortak özelliği bu pratiklerdeki yetersizlikleridir.
Bauman'ın bu yaklaşımına göre, akışkan modernite evresinde toplumsal dışlanmanın ve 'ıskarta hayatlar' olgusunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Toplumsal sistemlerin dengesini ve sürekliliğini açıklamaya çalışan yapısal işlevselci kuramla ilgili;
I. Toplumsal kurumlar, sistemin 'AGIL' şemasındaki (uyum, amaca ulaşma, bütünleşme, kalıp koruma) gereklilikleri yerine getirerek dengeyi sağlar.
II. Toplumsal yapıdaki eşitsizlikler ve değişim, kıt kaynakların paylaşımı için verilen güç mücadelesinin ve sınıf çatışmasının bir ürünüdür.
III. Kurumların sadece amaçlanan 'açık işlevleri' değil, aynı zamanda sistem tarafından öngörülmeyen 'gizil işlevleri' de toplumsal istikrara katkı sunar.
Buna göre yukarıdaki ifadelerden hangileri yapısal işlevselci kuramın temel iddiaları arasında yer alır?
Kamu kurumlarında çalışan memurların; kendilerine başvuran vatandaşları, getirdikleri talepleri ve belgeleri 'engelli vatandaş', 'acil işlem' veya 'eksik evrak' gibi zihinsel şablonlara yerleştirerek hareket etmeleri, toplumsal dünyayı anlamlandırma biçimlerini yansıtmaktadır. Bu şablonlar sayesinde birey, her defasında tamamen yeni ve bilinmez bir durumla karşılaşıyormuş gibi hissetmez; sosyal etkileşimlerini önceden hazır olan bu kategorilere göre düzenler. Alfred Schutz'un fenomenolojik sosyolojisine göre, bireylerin gündelik yaşamdaki deneyimlerini organize etmek ve anlamlandırmak için kullandıkları bu zihinsel sınıflamalar aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?