Soru

Zorluk: Çok zorVergilemenin Gelir Dağılımına Etkisi

Keynesyen tüketim fonksiyonunun geçerli olduğu dışa kapalı bir ekonomide, merkezi yönetim bütçe açıklarını kapatmak amacıyla 'ödeme gücüne göre vergilendirme' prensibine dayalı artan oranlı (progresif) gelir vergisi uygulamasını yürürlükten kaldırmıştır. Hükümet bunun yerine, vergi hasılatını sabit tutacak şekilde, tüm nihai mal ve hizmet harcamaları üzerinden tek ve sabit oranlı tahsil edilecek bir genel tüketim vergisine (dolaylı vergi) geçiş yapmıştır.

Gerçekleştirilen bu yapısal vergi dönüşümünün, maliye politikasının temel amaçlarından olan 'gelir dağılımında adalet' ve 'vergileme ilkeleri' bağlamında yaratacağı en belirgin teorik sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Genel tüketim vergisi harcamalar üzerinden düz oranlı alınmasına rağmen, azalan marjinal tüketim eğilimi nedeniyle gelir tabanına göre tersine artan oranlı (regresif) çalışacak ve dikey adalet ilkesini tahrip ederek vergi yükünü alt gelir gruplarına kaydıracaktır.Cevap
  2. B
    Vergi oranının tüm tüketim harcamaları için sabitlenmesi, sistemin gelir üzerinden de düz oranlı (proporsiyonel) bir nitelik kazanmasını sağlayacak ve vergi yükü dağılımında yatay adalet ilkesi tam olarak tesis edilecektir.
  3. C
    Doğrudan vergilerden dolaylı vergilere geçiş, enflasyonist konjonktürde ortaya çıkan mali sürüklenme (fiscal drag) etkisini güçlendirerek dar gelirlilerin satın alma gücünü koruyacak ve dikey adaleti destekleyecektir.
  4. D
    Bu politika değişikliği, tasarrufları vergiden muaf tutarak kaynak dağılımında etkinliği sağlama amacı taşıdığından, piyasa mekanizması içinde fonksiyonel gelir dağılımını doğrudan alt gelir grupları lehine dönüştürecektir.
  5. E
    Tüketim vergilerinin tabanının tüm nüfusu kapsaması vergi yükünün topluma eşit yansımasını sağlayacak, bu durum Lorenz eğrisini mutlak eşitlik doğrusuna yaklaştırarak artan oranlılığı (progresif etkiyi) koruyacaktır.

Cevap

Düz oranlı tüketim vergisinin, marjinal tüketim eğiliminin azalan yapısı nedeniyle gelir üzerinden regresif (tersine artan oranlı) bir yük yaratarak dikey adaleti bozduğunu belirten ifadedir.
Vergilemede adalet teorisine göre, KDV veya ÖTV gibi genel tüketim vergileri her ne kadar mal veya hizmet bedeli üzerinden sabit (düz) oranlı olarak tahsil edilse de, kişilerin ödeme gücü (gelir) kıstasıyla değerlendirildiğinde regresif (tersine artan oranlı) bir karakter gösterir. Keynesyen analize göre, gelir seviyesi düştükçe marjinal tüketim eğilimi artar; yani dar gelirliler, gelirlerinin yaşamak için zorunlu olan çok büyük bir kısmını veya tamamını harcamak zorundadır. Bu nedenle harcamaları üzerinden ödedikleri verginin kendi toplam gelirleri içindeki payı son derece yüksektir. Yüksek gelir grupları ise gelirlerinin önemli bir bölümünü tasarruf edebildikleri için, gelirlerine kıyasla çok daha düşük bir vergi yüküne katlanırlar. Bu yapısal durum, farklı ödeme güçlerine sahip bireylerin farklı ağırlıklarda vergilendirilmesini savunan 'dikey adalet' ilkesini tahrip eder ve toplumdaki vergi yükünü zenginden alıp dar gelirlinin omuzlarına yıkarak gelir dağılımını doğrudan bozar.

Adım Adım Çözüm

1
Vergi matrahındaki yapısal değişimi tespit etmek.
Verginin tabanı, kişilerin ödeme gücünü doğrudan yansıtan 'gelir' üzerinden, dolaylı bir gösterge olan 'tüketim harcamaları' üzerine kaymıştır.
Politika değişikliği artan oranlı gelir vergisinden düz oranlı harcama (tüketim) vergisine geçişi ifade etmektedir.
2
Farklı gelir gruplarının tüketim davranışlarını Keynesyen yaklaşımla analiz etmek.
Düşük gelirli hanehalkları mecburi ihtiyaçları nedeniyle gelirlerinin neredeyse tamamını tüketirken (yüksek marjinal tüketim eğilimi), yüksek gelirliler gelirlerinin önemli bir kısmını tasarruf eder (düşük marjinal tüketim eğilimi).
Bu durum, aynı orandaki tüketim vergisinin, kişilerin sahip olduğu toplam 'gelir' havuzuna kıyasla nasıl bir ağırlık oluşturduğunu hesaplamak için gereklidir.
3
Tüketim vergisinin gelir bazında yarattığı efektif vergi yükünü belirlemek.
Malın fiyatı üzerinden alınan sabit oranlı bir vergi, düşük gelirlinin gelirine oranlandığında çok büyük bir pay tutarken, yüksek gelirlinin gelirine oranlandığında küçük bir pay tutar. Bu durum verginin gelir tabanında 'tersine artan oranlı' (regresif) çalışması demektir.
Maliye teorisinde verginin adaleti, harcama tutarına göre değil kişinin toplam gelirine (ödeme gücüne) oranına bakılarak değerlendirilir.
4
Regresif etkinin vergileme ilkelerine ve gelir dağılımına yansımasını sonuçlandırmak.
Ödeme gücü fazla olandan daha fazla vergi alınmasını emreden 'dikey adalet' ilkesi yıkılır; vergi yükü alt gelir gruplarına kayar ve kişisel gelir dağılımı bozulur.
Alt gelir gruplarının omuzlarındaki oransal vergi yükünün artması gelir eşitsizliğini derinleştiren temel bir faktördür.

Anahtar Kavram

Dolaylı Vergilerin Regresif (Tersine Artan Oranlı) Karakteri
Tahmini Süre:2m 30s
Bu soruyu puanla