Dışa açık, gelişmekte olan bir ekonomide, iletişim olanaklarının genişlemesiyle birlikte uluslararası 'gösteriş etkisi' (demonstration effect) belirginleşmiş ve üst gelir gruplarının lüks ithal tüketim alışkanlıkları hızla yaygınlaşmıştır. Bu davranış kalıbı, yatırımlar için hayati önem taşıyan ulusal tasarruf havuzunun daralmasına yol açmaktadır. Uluslararası piyasalardan fon sağlama maliyetlerinin aşırı yüksek olduğu bir konjonktürde, söz konusu ekonomi, kalkınma yatırımlarını tamamen kendi öz kaynaklarıyla finanse etme stratejisine yönelmiştir.
Bu yapısal kısıtlar altında, hem yüksek gelir gruplarının savurgan tüketimini caydırmak hem de yatırımlara yönlendirilebilir iç fon kapasitesini maksimize etmek için uygulanması gereken en rasyonel maliye politikası yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
- AVergi yükünün elde edilen toplam kazançlar üzerinde yoğunlaştırılarak, üst gelir dilimlerine uygulanan marjinal gelir vergisi oranlarının keskin biçimde artırılması
- Vergi tabanının gelirin kazanıldığı aşamadan harcandığı aşamaya kaydırılarak, gelirin yatırıma veya tasarrufa dönüştürülen kısmının vergi matrahından indirilmesine olanak tanınmasıCevap
- CGönüllü fon yetersizliğini telafi etmek üzere, bütçe açıklarının doğrudan merkez bankası kaynaklarıyla parasallaştırılarak toplum üzerinde gizli bir mali yük yaratılması
- DÖzel sektör yatırımlarını dışlama pahasına, kamu borçlanma senetlerine ödenen reel getirilerin uluslararası piyasa ortalamalarının çok üzerine çıkarılması
- EToplam talebi baskılamak amacıyla, zorunlu hanehalkı harcamalarını da kapsayacak şekilde geniş tabanlı ve tek oranlı genel tüketim vergilerinin yürürlüğe konulması