Bir devletin nükleer silah kapasitesini artırmasının, diğer devletler tarafından otomatik olarak bir tehdit algısı yaratmaması, uluslararası sistemdeki ilişkilerin salt maddi kapasitelerle açıklanamayacağını gösterir. Örneğin, bir devlet için uzun süredir müttefik olduğu başka bir devletin nükleer cephaneliği bir tehlike arz etmezken, rekabet içinde olduğu bir devletin çok daha sınırlı nükleer kapasitesi varoluşsal bir ulusal güvenlik sorunu olarak görülebilmektedir. Bu durum, anarşinin önceden belirlenmiş ve aktörlere dayatılan çatışmacı bir mantığı olmadığını, sistemin doğasının aktörlerin kendi pratikleriyle şekillendiğini iddia eden tezle açıklanır.
Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) teorisinin bu perspektifi dikkate alındığında, devletlerin uluslararası alandaki 'çıkarlarının' (ulusal menfaatlerinin) oluşumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Çıkarlar, maddi yapının dayattığı nesnel ve dışsal veriler değil; devletlerin birbirleriyle olan tarihsel ve öznelerarası (intersubjektif) etkileşimleri sonucunda inşa ettikleri kimliklerin bir türevidir.Cevap
- BDevletlerin çıkarları, anarşinin zorunlu kıldığı kaos ortamında hayatta kalabilmek amacıyla, maddi güç unsurlarının sürekli olarak maksimize edilmesi gerekliliğiyle yapısal olarak sabitlenmiştir.
- CÇıkarlar, uluslararası sistem ile uluslararası toplum arasındaki etkileşim eksikliğinden dolayı, yalnızca ekonomik karşılıklı bağımlılığın yarattığı rasyonel fayda-maliyet hesaplarına dayanır.
- DUlusal çıkarlar, uluslararası sistemin dayatmalarından ziyade, yalnızca karar alıcıların bireysel psikolojileri ve liderlerin algısal yanılmaları üzerinden şekillenen içsel süreçlerdir.
- EÇıkarların oluşumu, failin inşacı kapasitesinden tamamen bağımsız olup, uluslararası sistemin maddi güç dağılımının devlet davranışlarını tek yönlü olarak belirlediği hiyerarşik bir süreçtir.