1980'lerin sonlarından itibaren küresel siyaset analizlerinde egemen olan rasyonalist (Neorealist ve Neoliberal) yaklaşımların açıklayıcı sınırlarına yönelik eleştiriler, epistemolojik ve ontolojik sorgulamaları beraberinde getirmiştir. Özellikle Alexander Wendt, Nicholas Onuf ve Friedrich Kratochwil gibi teorisyenlerin çalışmalarıyla olgunlaşan İnşacılık (Konstrüktivizm); maddi güç, çıkar ve kimlik kavramlarını sosyal bir bağlamda yeniden ele almıştır.
Bu teorik yaklaşımın doğuşu ve benimsediği temel varsayımlar dikkate alındığında, İnşacılığın rasyonalist teorilerden en belirgin ayrışma noktası aşağıdakilerden hangisidir?
- Maddi kapasitelerin ve yapısal güç dağılımının kendi başlarına nedensel bir etki yaratamayacağını, bu unsurlara anlam kazandıranın öznelerarası (intersubjektif) normlar olduğunu belirterek, otorite yoksunluğunun verili bir maddi durum değil, karşılıklı sosyal pratiklerle üretilen bir kurgu olduğunu savunması.Cevap
- B"Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" söyleminden hareketle, devletlerin maddi çıkarlarından vazgeçerek salt iradi bir kararla küresel düzeydeki anarşiyi ortadan kaldırabileceğini ve kalıcı bir ütopik barış düzenini anında tesis edebileceklerini ileri sürmesi.
- CKüresel siyasetteki otorite yokluğunun ve kutupluluk durumunun devletlerin dış politika davranışlarını ve kimliklerini katı bir nedensellikle tek yönlü olarak belirlediğini, dolayısıyla failin mevcut yapıyı değiştirme kapasitesinin bulunmadığını iddia etmesi.
- DMerkezi otoritenin yokluğunu, kelime anlamından yola çıkarak mutlak bir kaos ve sürekli güvensizlik ortamı olarak veri kabul etmesi; devletlerin tüm kimlik inşasını bu mecburi düzensizlik ve çatışma korkusu üzerine temellendirmesi.
- EKüresel siyaseti, devletlerin salt maddi güç mücadelesi yürüttükleri mekanik bir yapıdan ziyade, asgari ortak değerler ve diplomatik kurallar etrafında şekillenen uluslararası toplum kavramıyla açıklayarak rasyonalist-dayanışmacı bir sentez sunması.
Cevap
Maddi kapasitelerin kendi başına nedensel etki yaratamayacağını ve otorite yoksunluğunun öznelerarası normlarla şekillenen toplumsal bir kurgu olduğunu savunan seçenektir.
Doğru cevap, İnşacılığın rasyonalist (Neorealist ve Neoliberal) yaklaşımlardan en büyük kopuşunu ifade eden ana argümanını yansıtır. Bu argüman, anarşinin verili ve değiştirilemez bir maddi durum olmadığı, aktörlerin sosyal pratikleriyle ürettiği toplumsal bir kurgu olduğu tezidir. İnşacılara göre maddi unsurlar (güç kapasitesi vs.) ancak öznelerarası paylaşılan anlamlar çerçevesinde kurucu bir etki yaratabilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Öznelerarası Anlam ve Karşılıklı İnşa