Avrupa'yı otuz yıl boyunca harap eden din savaşlarını sonlandıran 1648 antlaşmalar dizisi, Uluslararası İlişkiler teorisyenleri tarafından genellikle modern egemenlik mefhumunun başlangıç noktası olarak görülür. Bu diplomatik uzlaşının en kritik aşamalarından biri, prenslerin kendi tebaalarının inancını belirleme yetkisinin (*cuius regio, eius religio*) evrenselci kurumların dayatmalarına karşı kesin bir biçimde tescillenmesi olmuştur.
Teorik bir perspektifle incelendiğinde, bu yetki devrinin modern uluslararası sistemi şekillendiren temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
- Topraksal sınırları içindeki yetkiyi tekelleştiren devleti uluslararası ilişkilerin asli unsuru hâline getirerek içişlerine karışmama ilkesini tesis etmesi ve böylece evrenselci iddiaları yıkarak yatay eksende anarşik bir yapı kurmasıCevap
- BUluslararası alandaki otorite yokluğunu sürekli bir savaş ve düzensizlik (kaos) durumu olarak kurumsallaştırması ve devletlerin bekası için meşruiyetlerini seküler bir dünya hükümetine devretmelerini zorunlu kılması
- CEvrensel ahlaki ve dini normları ortadan kaldırarak devletleri salt maddi güç odaklı bir etkileşime itmesi ve ortak kurallara dayanan bir 'uluslararası toplum' zemininin oluşmasını tamamen engellemesi
- DUluslararası çatışmaların kökenini yapının kendisinden ziyade hükümdarların şahsi inanç eğilimlerine bağlayarak, devletlerarası politikayı açıklamada analitik odağı doğrudan sistem düzeyinden birey düzeyine indirmesi
- EDevletler arası ilişkileri Kantçı (devrimci) geleneğin öngördüğü insanlık camiası hedefine yönlendirerek, ulusal sınırların tedrici olarak ortadan kalkacağı evrensel bir entegrasyon sürecini başlatması
Cevap
Doğru seçenek, Westphalia'nın devleti kendi sınırları içinde mutlak yetkili kılarak içişlerine müdahale yasağını getirdiğini ve dikey hiyerarşi yerine egemen eşitlerin oluşturduğu anarşik bir sistem yarattığını belirten ifadedir.
Doğru cevap, Westphalia düzeninin temel karakteristiğini en isabetli şekilde yansıtmaktadır. 1648 öncesi Orta Çağ düzeninde otorite, Papalık ve İmparatorluk gibi kurumların zirvesinde olduğu dikey bir hiyerarşiye dayanıyordu. Dini belirleme yetkisinin prenslerde olduğunun kabulüyle, her yöneticinin kendi sınırları içinde en üstün otorite olduğu (iç egemenlik) tescillenmiştir. Bu durum, dışarıdan herhangi bir üst otoritenin müdahale hakkını ortadan kaldırarak (içişlerine karışmama ilkesi), sistemin birbirine biçimsel olarak eşit, üst yöneticisi olmayan (anarşik) ve yatay bir düzene geçmesini sağlamıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Egemenlik ve Uluslararası Anarşinin Kurumsallaşması
Tahmini Süre:2m 0s