BM Güvenlik Konseyi, Kratos Devleti'nin nükleer silah denemelerini küresel güvenliğe yönelik bir tehlike olarak nitelemiş ve silahlı kuvvet kullanımını içermeyen bağlayıcı ticari yaptırımlar uygulanmasına hükmetmiştir. Oylama sırasında Konseyin on beş üyesinden on dördü lehte oy kullanırken, daimi üyelerden biri çekimser kalmıştır. Kararın ilan edilmesinin ardından Lamos Devleti, Kratos Devleti ile önceden imzaladığı ve ticari ilişkilerin hiçbir olağanüstü şart altında askıya alınamayacağını düzenleyen İkili Ekonomik Entegrasyon Antlaşması'nı ileri sürerek yaptırımlara iştirak etmeyeceğini ve ticarete devam edeceğini duyurmuştur.
Kolektif güvenlik sisteminin işleyişi ve Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın kuralları göz önüne alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?
- ADaimi üyelerden birinin karara olumlu oy vermeyerek çekimser kalması, alınan kararın hukuki vasfını bağlayıcı nitelikten tavsiye kararına dönüştürdüğü için Lamos Devleti yaptırımları uygulamamakta serbesttir.
- BGüvenlik Konseyinin aldığı bu tür zorlayıcı tedbir kararları doğrudan uluslararası emredici kural (jus cogens) statüsü kazandığından, taraflar arasındaki söz konusu ikili antlaşma geçmişe etkili olarak (ex tunc) geçersiz hale gelmiştir.
- BM Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerin diğer tüm uluslararası sözleşmelere karşı üstünlüğü bulunduğundan Lamos Devleti yaptırımlara uymak mecburiyetindedir ve daimi üyenin çekimserliği kararın bağlayıcılığını etkilemez.Cevap
- DÖnceden yürürlüğe girmiş olan ikili antlaşma, Konsey kararından önce doğmuş bir hukuki taahhüt yarattığından ahde vefa ilkesi gereği Lamos Devleti kolektif güvenlik tedbirlerini uygulamaktan muaftır.
- EKonseyin aldığı yaptırım kararlarının üçüncü devletler üzerinde sonuç doğurabilmesi için, öncelikle Uluslararası Adalet Divanının zorunlu yargı yetkisi çerçevesinde bu tedbirin hukuka uygunluğunu onaması şarttır.