Soru

Zorluk: ZorKolektif Güvenlik Sistemi ve BMGK

BM Güvenlik Konseyi, Kratos Devleti'nin nükleer silah denemelerini küresel güvenliğe yönelik bir tehlike olarak nitelemiş ve silahlı kuvvet kullanımını içermeyen bağlayıcı ticari yaptırımlar uygulanmasına hükmetmiştir. Oylama sırasında Konseyin on beş üyesinden on dördü lehte oy kullanırken, daimi üyelerden biri çekimser kalmıştır. Kararın ilan edilmesinin ardından Lamos Devleti, Kratos Devleti ile önceden imzaladığı ve ticari ilişkilerin hiçbir olağanüstü şart altında askıya alınamayacağını düzenleyen İkili Ekonomik Entegrasyon Antlaşması'nı ileri sürerek yaptırımlara iştirak etmeyeceğini ve ticarete devam edeceğini duyurmuştur.

Kolektif güvenlik sisteminin işleyişi ve Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın kuralları göz önüne alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

  1. A
    Daimi üyelerden birinin karara olumlu oy vermeyerek çekimser kalması, alınan kararın hukuki vasfını bağlayıcı nitelikten tavsiye kararına dönüştürdüğü için Lamos Devleti yaptırımları uygulamamakta serbesttir.
  2. B
    Güvenlik Konseyinin aldığı bu tür zorlayıcı tedbir kararları doğrudan uluslararası emredici kural (jus cogens) statüsü kazandığından, taraflar arasındaki söz konusu ikili antlaşma geçmişe etkili olarak (ex tunc) geçersiz hale gelmiştir.
  3. BM Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerin diğer tüm uluslararası sözleşmelere karşı üstünlüğü bulunduğundan Lamos Devleti yaptırımlara uymak mecburiyetindedir ve daimi üyenin çekimserliği kararın bağlayıcılığını etkilemez.Cevap
  4. D
    Önceden yürürlüğe girmiş olan ikili antlaşma, Konsey kararından önce doğmuş bir hukuki taahhüt yarattığından ahde vefa ilkesi gereği Lamos Devleti kolektif güvenlik tedbirlerini uygulamaktan muaftır.
  5. E
    Konseyin aldığı yaptırım kararlarının üçüncü devletler üzerinde sonuç doğurabilmesi için, öncelikle Uluslararası Adalet Divanının zorunlu yargı yetkisi çerçevesinde bu tedbirin hukuka uygunluğunu onaması şarttır.

Cevap

BM Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerin diğer tüm uluslararası sözleşmelere karşı üstünlüğü bulunduğundan Lamos Devleti yaptırımlara uymak mecburiyetindedir ve daimi üyenin çekimserliği kararın bağlayıcılığını etkilemez.
Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 103. maddesi uyarınca, üye devletlerin BM Antlaşması'ndan doğan yükümlülükleri ile diğer herhangi bir uluslararası antlaşmadan doğan yükümlülükleri çatıştığında, BM Antlaşması'ndaki yükümlülükler üstün gelir. Dolayısıyla Lamos Devleti, ikili antlaşmasını gerekçe göstererek bağlayıcı BMGK yaptırımlarından kaçınamaz. Ayrıca, Uluslararası Adalet Divanının Namibya Danışma Görüşü'nde de teyit edildiği üzere, yerleşik uygulama gereği BMGK oylamalarında daimi bir üyenin çekimser kalması 'veto' anlamına gelmez ve kararın geçerliliğine engel oluşturmaz.

Adım Adım Çözüm

1
BMGK'nın bağlayıcı karar alma sürecinde daimi üyelerin çekimser kalmasının hukuki sonucunu değerlendirmek.
Çekimser oy, veto sayılmaz ve kararın kabul edilmesini engellemez.
Uluslararası Adalet Divanının yerleşik içtihatları ve BM uygulaması gereğince çekimserlik, olumsuz oy (veto) olarak nitelendirilmez.
2
Alınan geçerli BMGK kararının diğer uluslararası antlaşmalarla çatışması durumunda normlar hiyerarşisindeki yerini belirlemek.
BM Antlaşması hükümleri ve bu kapsamda alınan bağlayıcı BMGK kararları, diğer tüm antlaşmalardan üstündür.
BM Antlaşması'nın 103. maddesi, kurucu antlaşma yükümlülüklerinin diğer uluslararası sözleşmelere karşı mutlak üstünlüğünü düzenler.
3
Lamos Devleti'nin İkili Ekonomik Entegrasyon Antlaşması'na dayanan itirazının geçerliliğini incelemek.
Lamos Devleti'nin itirazı hukuki dayanaktan yoksundur.
BMGK kararı usulen geçerlidir ve 103. madde uyarınca ikili antlaşmaya üstün geldiğinden yaptırımlara uyulması zorunludur.

Anahtar Kavram

Kolektif Güvenlik Sistemi Kararlarının Üstünlüğü ve BMGK Oylama Usulü
Bu soruyu puanla