İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 41Soru

Uluslararası sistemde 'İnsan Klonlamasının Yasaklanması' fikri, başlangıçta sadece birkaç tıp etiği uzmanı, bilim insanı ve sivil toplum kuruluşu tarafından küresel gündeme taşınmıştır. Bir süre sonra bu fikir, sistemde özgül ağırlığı olan bazı kritik devletler tarafından benimsenerek bir 'eşik noktasına' (tipping point) ulaşmıştır. Bu noktadan sonra, diğer devletler de sırf uluslararası toplumun çağdaş ve meşru bir üyesi olarak görünmek amacıyla yasağı hızla kabul etmiştir. Nihai aşamada ise bu yasak, devletlerin ulusal anayasalarına ve sağlık mevzuatlarına girmiş, 'uygunluk mantığı' çerçevesinde otomatikleşmiş ve aksi düşünülemez kesin bir kural haline gelmiştir.

Finnemore ve Sikkink'in 'Norm Yaşam Döngüsü' modeline göre, bu metinde anlatılan sürecin analizine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süreç; norm girişimcilerinin ikna çabalarıyla yönlendirdiği 'doğuş', devletlerin meşruiyet ve dışlanmama güdüsüyle sosyalleştiği 'yaygınlaşma' ve kuralın uygunluk mantığıyla alışkanlığa dönüştüğü 'içselleştirme' evrelerini sırasıyla izlemiştir.

Cevap

Doğru seçenek, norm yaşam döngüsünün 'doğuş', 'yaygınlaşma' ve 'içselleştirme' evrelerinin doğru sırayla ve doğru mekanizmalarla (ikna, meşruiyet arayışı/sosyalleşme, uygunluk mantığı/alışkanlık) eşleştirildiği ifadedir.
Finnemore ve Sikkink'in Norm Yaşam Döngüsü modeli ardışık üç aşamadan oluşur: Norm girişimcilerinin aktif olduğu 'doğuş' evresi, kritik devletlerin katılımıyla eşik noktası aşıldıktan sonra devletlerin meşruiyet kaygısıyla normu benimsediği 'yaygınlaşma' evresi ve kuralın sorgulanmaz bir alışkanlık ile 'uygunluk mantığına' dönüştüğü 'içselleştirme' evresi. Doğru seçenek bu sıralamayı ve içerdiği mekanizmaları (ikna, sosyalleşme, alışkanlık) eksiksiz biçimde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki sivil toplum ve bilim insanlarının konuyu uluslararası gündeme taşıması eyleminin analiz edilmesi.
Bu durumun, norm girişimcilerinin ikna çabalarına dayanan 'doğuş' (emergence) evresi olduğu tespit edilir.
Finnemore ve Sikkink modelinde ilk evre her zaman norm girişimcileriyle başlar.
2
Eşik noktasının aşılması ve diğer devletlerin meşruiyet güdüsüyle yasağı benimsemesinin değerlendirilmesi.
Bu aşamanın, devletlerin sosyalleşme ve dışlanmama arzusuyla hareket ettiği 'yaygınlaşma' veya 'norm şelalesi' (cascade) evresi olduğu belirlenir.
Eşik noktası, normun kritik bir kitle tarafından kabul edilip diğerlerine meşruiyet baskısı kurduğu dönüm noktasıdır.
3
Yasağın anayasalara girmesi ve uygunluk mantığı çerçevesinde otomatikleşmesinin sınıflandırılması.
Bu durumun, normun tartışılmaz bir alışkanlık haline geldiği 'içselleştirme' (internalization) evresi olduğu saptanır.
Uygunluk mantığı (logic of appropriateness) ve kuralın sorgulanmazlığı içselleştirme evresinin temel göstergeleridir.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü Modeli, Uygunluk Mantığı, Eşik Noktası
Soru 42Soru

Alexander Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında, uluslararası sistemin yapısı ile devletler (ajanlar) arasındaki ilişki tek yönlü bir etkilenme süreci değildir. İnşacılığa göre ajanlar sosyal eylemleriyle yapıyı oluştururken, yapı da ajanların kimlik ve çıkarlarını tanımlayarak onları inşa eder. Bu iki yönlü ve birbirini var eden etkileşim sürecini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılıklı kuruluş

Cevap

Karşılıklı kuruluş
İnşacı yaklaşıma göre ajanlar (devletler) ve yapı (uluslararası sistem) birbirlerinden kopuk, bağımsız varlıklar değildir. Devletlerin sosyal etkileşimleri uluslararası yapıyı (normlar, kurallar) oluşturur; bu yapı da dönüp devletlerin kim olduklarını (kimliklerini) ve ne istediklerini (çıkarlarını) tanımlar. Bu dairesel ve kurucu sürece 'karşılıklı kuruluş' denir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teorinin fail (devlet) ve yapı (uluslararası sistem) arasındaki ilişkiye bakışını analiz et.
İlişkinin tek yönlü değil, iki yönlü (karşılıklı) olduğu saptandı.
İnşacılık, yapı ve failin birbirini sürekli olarak inşa ettiğini savunur.
2
Alexander Wendt'in literatüre kazandırdığı teknik terimi belirle.
Bu süreci tanımlayan kavramın 'Karşılıklı Kuruluş' (Mutual/Co-constitution) olduğu bulundu.
Teorik terminolojide ajan ve yapının birbirini var etmesi bu kavramla karşılanır.

Anahtar Kavram

Ajan-yapı ilişkisinin karşılıklı inşası (Karşılıklı Kuruluş)
Tahmini Süre:45s
Soru 43Soru

Alexander Wendt'in sosyal inşacı yaklaşımında anarşi kültürleri, aktörlerin bu yapıları hangi düzeyde içselleştirdiğine bağlı olarak farklı istikrar seviyelerine sahip olur. Bir uluslararası sistemde devletler, birbirlerini "rakip" olarak tanımlamakta ve karşılıklı egemenlik haklarına saygı duymaktadır; ancak bu davranışın temel motivasyonu, normatif bir meşruiyet inancından ziyade, kurallara uymanın uzun vadede bireysel çıkarları koruyacağı ve maliyetleri azaltacağı yönündeki rasyonel hesaplamalardır. Bu durum, Wendt'in tipolojisindeki aşağıdaki eşleşmelerden hangisi ile tanımlanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu kültür - İkinci derece içselleştirme

Cevap

Lockeçu kültürün ikinci derece içselleştirme aşaması, devletlerin rakip kimliğini rasyonel çıkar ve maliyet hesapları nedeniyle benimsemesini ifade eder.
Alexander Wendt'e göre Lockeçu kültürün temelinde 'rakip' (rival) kimliği yatar. Devletler birbirlerinin var olma hakkını tanır. İçselleştirme derecelerinde ise ikinci derece, aktörlerin kurallara uymanın kendi çıkarlarına olduğunu fark etmeleri durumudur. Soruda hem rakip vurgusu hem de çıkar/maliyet vurgusu yapıldığı için doğru yanıt bu eşleşmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Rol kimliğini belirleme
Rakip (Rival)
Soruda devletlerin birbirlerini rakip olarak gördüğü ve egemenlik haklarını tanıdığı (yaşa ve yaşat mantığı) belirtilmiştir.
2
İçselleştirme derecesini analiz etme
İkinci Derece (Self-interest)
Davranışın temelinin meşruiyetten ziyade rasyonel çıkar ve maliyet hesaplarına dayanması, Wendt'in sınıflandırmasında ikinci dereceye karşılık gelir.
3
Kültür ve dereceyi birleştirme
Lockeçu Kültür - İkinci Derece
Rakip kimliği Lockeçu kültürü, çıkar odaklı uyum ise ikinci dereceyi tanımlar.

Anahtar Kavram

Wendt'in Anarşi Kültürleri ve İçselleştirme Dereceleri

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Kantçı kültüründe kolektif güvenliğin nasıl bir içselleştirme gerektirdiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 44Soru

Geleneksel inşacılık (Conventional Constructivism) ile eleştirel inşacılık (Critical Constructivism) arasındaki ayrımda, Alexander Wendt'in temsil ettiği geleneksel kanadı eleştirel kanattan ayıran temel epistemolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel gerçekçiliği (pozitivizmi) benimseyerek nesnel bir gerçekliğin bilimsel yöntemlerle açıklanabileceğini savunması

Cevap

Geleneksel inşacılık, bilimsel gerçekçiliği (pozitivizmi) benimseyerek nesnel bir gerçekliğin bilimsel yöntemlerle açıklanabileceğini savunur.
Geleneksel inşacılık, özellikle Alexander Wendt'in çalışmalarıyla, sosyal dünyayı anlamak için 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) çerçevesini kullanır. Bu yaklaşım, inşacılığı ana akım (pozitivist) sosyal bilimlerle uyumlu hale getirir ve nedensel açıklamalara imkan tanır. Bu yönüyle, dili ve söylemi merkeze alan post-pozitivist eleştirel inşacılıktan ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iki ana kolunun (geleneksel ve eleştirel) epistemolojik temellerini belirle.
Geleneksel inşacılık (Wendt) pozitivist/bilimsel gerçekçi bir duruş sergilerken, eleştirel inşacılık post-pozitivist bir duruş sergiler.
İki yaklaşım arasındaki en temel metodolojik fark budur.
2
Alexander Wendt'in yaklaşımını diğerlerinden ayıran özelliği tespit et.
Wendt, sosyal dünyanın inşasını kabul etse de bunun ana akım bilimsel yöntemlerle (açıklayıcı sosyal bilim) analiz edilebileceğini savunur.
Bu durum geleneksel inşacılığı eleştirel yaklaşımlardan ayırır.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Epistemolojik Ayrım: Pozitivizm vs. Post-pozitivizm

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünün geleneksel inşacılıktaki yerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

İnşacılık (Konstrüktivizm) içerisinde yer alan farklı yaklaşımlar, özellikle Alexander Wendt tarafından temsil edilen "geleneksel" (conventional) kanat ile post-yapısalcı teorilerden beslenen "eleştirel" kanat arasındaki ayrım, disiplin içindeki tartışmaların önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu iki yaklaşımın temel özellikleri ve birbirlerinden ayrıldıkları noktalar düşünüldüğünde, aşağıdakiler ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel inşacılık "bilimsel gerçekçiliği" benimseyerek dış dünyada nesnel bir gerçekliğin olduğunu ve bunun ampirik yöntemlerle açıklanabileceğini savunurken; eleştirel inşacılık, gerçekliğin söylemsel olarak inşa edildiğini vurgulayarak dil ve iktidar ilişkilerine odaklanır.

Cevap

Geleneksel inşacılık, Alexander Wendt'in etkisiyle bilimsel gerçekçiliği ve pozitivist yöntemleri kabul ederken; eleştirel inşacılık gerçekliğin söylemsel inşasına ve dil-iktidar ilişkilerine odaklanarak bu pozitivist zeminden uzaklaşır.
Doğru ifade, Alexander Wendt'in temsil ettiği geleneksel inşacılığın bilimsel gerçekçilik temelli olup ampirik çalışmalara uygun bir zemin sunmasını, eleştirel inşacılığın ise söylemsel inşaya ve iktidar-bilgi ilişkilerine odaklanarak pozitivist zemini reddetmesini belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel inşacılığın epistemolojik temelini belirle.
Geleneksel inşacılık, Alexander Wendt'in öncülüğünde "bilimsel gerçekçilik" (scientific realism) üzerinden bir orta yol arayışındadır ve nesnel bir gerçekliğin araştırılabileceğini savunur.
Bu kol, ana akım teorilerle diyalog kurabilmek için pozitivist metodolojiye kapıyı açık tutar.
2
Eleştirel inşacılığın odak noktasını analiz et.
Eleştirel inşacılık, post-yapısalcılıktan beslenerek kimlik ve çıkarların söylem (discourse) aracılığıyla kurulduğunu ve iktidar ilişkilerinden bağımsız olmadığını vurgular.
Dilin dünyayı temsil etmekten ziyade onu kuran bir araç olduğu düşüncesi eleştirel kolun merkezindedir.
3
İki yaklaşımı karşılaştırarak temel farkı tespit et.
Temel fark; geleneksel kolun ampirik veriye ve keşfedilebilir bir gerçekliğe inanması, eleştirel kolun ise söyleme ve gerçekliğin sosyal-dilsel inşasına odaklanmasıdır.
Bu durum geleneksel kolu rasyonalizme, eleştirel kolu ise post-modernizme daha yakın kılar.

Anahtar Kavram

Geleneksel ve Eleştirel İnşacılık arasındaki epistemolojik ve metodolojik ayrım.

Daha Fazla Pratik

Nicholas Onuf'un 'kurallar' üzerinden yaptığı inşacı analiz ile Wendt'in 'sosyal yapı' analizi arasındaki farklara da göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Wendt'in 'bilimsel gerçekçilik' kavramı ile post-yapısalcılığın 'söylem' kavramını karşılaştırarak ayrımı daha kolay yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru

Alexander Wendt, ana akım uluslararası ilişkiler teorilerinin aksine, uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri çatışmaya veya iş birliğine zorlayan önceden belirlenmiş bir mantığa sahip olmadığını savunur. Wendt'e göre neorealizmin temel varsayımı olan 'kendi başının çaresine bakma' (self-help), anarşinin yapısal ve kaçınılmaz bir sonucu değildir.

Buna göre Alexander Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında, 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) sisteminin temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki sosyal etkileşimler ve bu süreçte inşa edilen kimlik tanımlamaları

Cevap

Devletler arasındaki sosyal etkileşimler ve bu süreçte inşa edilen kimlik tanımlamaları
Alexander Wendt'in inşacı yaklaşımında uluslararası sistemin işleyişi maddi unsurlardan ziyade ideşel (fikirsel) unsurlara dayanır. 'Kendi başının çaresine bakma' (self-help) durumu, anarşinin doğasından gelen bir zorunluluk değil, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda birbirlerine yükledikleri anlamlar ve inşa ettikleri kimliklerin bir ürünüdür. Eğer devletler birbirlerini 'dost' olarak tanımlasaydı, anarşik yapı altında iş birliği ve kolektif güvenlik kimliği gelişecekti.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezini analiz etmek
Anarşinin (merkezi otorite yokluğunun) kendi başına bir içeriği olmadığı, devletlerin davranışlarını belirlemediği sonucuna varılır.
İnşacılıkta yapı ve fail (devlet) birbirini karşılıklı olarak kurar; yapı verili değildir.
2
Öz-yardım (self-help) kavramının inşacı tanımını belirlemek
Self-help'in bir 'kurum' (institution) olduğu ve ancak devletler birbirlerini rakip/düşman olarak tanımlarsa ortaya çıktığı anlaşılır.
Wendt, neorealizmin self-help'i bir 'yapı' sanmasını eleştirerek onun sosyal bir inşa olduğunu savunur.

Anahtar Kavram

Anarşinin Sosyal İnşası

İpuçları

1
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü düşünün.
2
Devletlerin birbirlerini nasıl algıladıkları (kimlikleri), sistemin çatışmacı mı yoksa barışçıl mı olacağını belirler.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farklara göz atarak bilginizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 47Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın temelini oluşturan "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) ilkesi, fail ve yapı arasındaki ilişkinin sadece etkileşimsel değil, aynı zamanda ontolojik bir nitelik taşıdığını ileri sürer. Buna göre, inşacı yaklaşımdaki fail-yapı ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faillerin sosyal pratikleri yapıyı sürekli olarak yeniden üretirken, sosyal bir kurgu olan yapı da faillerin kimlik ve çıkarlarını inşa eder.

Cevap

Faillerin sosyal pratikleri yapıyı sürekli olarak yeniden üretirken, sosyal bir kurgu olan yapı da faillerin kimlik ve çıkarlarını inşa eder.
İnşacı kuramın en temel argümanı, fail (devletler) ve yapının (uluslararası sistem) ontolojik olarak birbirine bağımlı olmasıdır. Bu yaklaşıma göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı maddi bir zorunluluk değil, devletlerin birbirleriyle olan sosyal pratiklerinin bir sonucudur. Devletler bu pratiklerle yapıyı sürekli yeniden üretirken, yapı da devletlerin kimliklerini ve buna bağlı olarak çıkarlarını inşa eder. Bu durum "karşılıklı kuruluş" olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Fail ve Yapı kavramlarını tanımla.
Fail (Ajan) devletleri, Yapı ise uluslararası sistemin kurallarını ve normlarını temsil eder.
İlişkinin öznelerini belirlemek analizin ilk adımıdır.
2
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) ilkesini analiz et.
Bu ilke, ne yapının faili ne de failin yapıyı tamamen belirlediğini; ikisinin birbirini sürekli bir etkileşim içinde şekillendirdiğini söyler.
İnşacı ontolojinin temelini anlamak için bu dinamik ilişki kavranmalıdır.
3
Sonuçları değerlendir.
Devletler arası etkileşim sistemi oluşturur (yapı inşası), oluşan sistem de devletlerin kimlik ve çıkarlarını tanımlar (fail inşası).
Bu süreç, inşacılığın rasyonalist teorilerden (Neorealizm/Neoliberalizm) ayrıldığı temel noktadır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 48Soru

İnşacı (konstrüktivist) teorinin öncü ismi Alexander Wendt, neorealizmin anarşi anlayışını "ontolojik" bir perspektifle eleştirerek uluslararası yapının sadece maddi güç dağılımından oluşmadığını savunur. Wendt'e göre, devletlerin davranışlarını belirleyen temel unsur, anarşinin kendisinden ziyade devletlerin birbirlerine yönelik algıları ve sosyal etkileşimleridir.

Buna göre Wendt’in "anarşinin inşası" argümanı çerçevesinde, devletlerin "kendi başının çaresine bakma" (self-help) ve "güvenlik ikilemi" gibi davranış kalıpları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu olgular anarşinin yapısal bir özelliği değil; devletlerin birbirlerini nasıl tanımladıklarına bağlı olarak gelişen sosyal pratiklerdir.

Cevap

Uluslararası sistemdeki davranış kalıpları anarşinin yapısal bir özelliği değil, devletlerin birbirlerini nasıl tanımladıklarına bağlı olarak gelişen sosyal pratiklerdir.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı, devletlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri ve bu etkileşimler sonucunda oluşan 'öznelerarası anlamlar' üzerine kuruludur. 'Kendi başının çaresine bakma' (self-help), neorealistlerin iddia ettiği gibi anarşinin doğal bir sonucu değil, devletlerin birbirlerini 'düşman' veya 'rakip' olarak tanımladıkları bir etkileşim sürecinin ürünü olan sosyal bir kurumdur. Dolayısıyla, devletler birbirlerini farklı şekilde tanımlarlarsa anarşinin mantığı da değişebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz et.
Neorealizm, anarşinin devletleri çatışmaya ve kendi başının çaresine bakmaya zorlayan sabit bir mantığı olduğunu savunur.
Wendt'in eleştirisinin çıkış noktasını anlamak için karşıt görüşü tanımlamak gerekir.
2
Wendt'in 'sosyal yapı' kavramını uygula.
Yapı sadece maddi kapasitelerden değil, paylaşılan bilgilerden ve öznelerarasılıktan oluşur.
Wendt'in ontolojik farkını (maddi vs. fikri) ortaya koymak için gereklidir.
3
Anarşinin inşası sonucuna ulaş.
Eğer etkileşim değişirse kimlikler, kimlikler değişirse çıkarlar ve dolayısıyla anarşinin karakteri de değişir.
Anarşinin 'devletlerin ondan ne anladığı' olduğu sonucuna bu mantık silsilesiyle varılır.

Anahtar Kavram

Anarşinin Sosyal İnşası
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru

Alexander Wendt, 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) argümanıyla, neorealizmin 'anarşinin devletleri kendi başının çaresine bakmaya (self-help) zorlayan değişmez bir mantığı olduğu' iddiasına karşı çıkar. Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece maddi güç dağılımından değil, aktörlerin birbirlerine yükledikleri anlamlardan oluşur.

Buna göre, Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında anarşi kavramına ilişkin vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşinin içeriği ve devlet davranışları, aktörler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler tarafından inşa edilir.

Cevap

Anarşinin içeriği ve devlet davranışlarının aktörler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler tarafından inşa edildiğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap, anarşinin niteliğinin devletler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler tarafından belirlendiğini ifade etmektedir. Alexander Wendt'e göre anarşi, neorealistlerin iddia ettiği gibi devletleri otomatik olarak rekabete iten 'maddi ve nesnel' bir yapı değildir. Aksine, devletler birbirleriyle etkileşime girdikçe birbirlerine anlamlar yüklerler ve bu süreçte kimlikleri ile çıkarları şekillenir. Dolayısıyla anarşinin nasıl bir işleyişe sahip olacağı (çatışmacı mı yoksa iş birlikçi mi), devletlerin birbirlerini nasıl algıladıklarına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşinin neorealist tanımını hatırla.
Neorealizme göre anarşi, devletleri çatışmaya ve 'kendi başının çaresine bakmaya' zorlayan nesnel ve maddi bir yapıdır.
Wendt'in neyi eleştirdiğini anlamak için temel rasyonalist varsayımı bilmek gerekir.
2
Wendt'in 'sosyal inşa' kavramını analiz et.
Wendt, anarşinin kendi başına bir mantığı olmadığını, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda anarşiye anlam yüklediklerini savunur.
Bu adım, inşacılığın 'fikirsel (ideational) yapı' vurgusunu ortaya koyar.
3
Etkileşim-Kimlik-Çıkar ilişkisini kur.
Devletler etkileşim yoluyla birbirlerini 'düşman' olarak görürse Hobbesçu, 'rakip' görürse Lockeçu, 'dost' görürse Kantçı bir anarşi kültürü inşa edilir.
Anarşinin tek bir biçimi olmadığını, sosyal süreçlerle şekillendiğini doğrular.

Anahtar Kavram

Anarşinin Sosyal İnşası

İpuçları

1
Wendt, neorealizmin anarşiye yüklediği 'kaçınılmaz çatışma' mantığını eleştirir.
2
İnşacılıkta temel vurgu; maddi güçlerden ziyade 'fikirler', 'anlamlar' ve 'sosyal etkileşim' üzerinedir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in tanımladığı üç anarşi kültürünü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) ve bu kültürlerdeki 'öteki' algısını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre, bir normun "eşik noktasını" (tipping point) geçerek uluslararası sistemdeki devletlerin çoğunluğu tarafından hızla benimsenmeye başladığı "norm şelalesi" (norm cascade) evresinde, devletlerin bu yeni kurala uymalarındaki temel güdü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası meşruiyet kazanma arzusu ve akran baskısı sonucu sosyalleşme

Cevap

Uluslararası meşruiyet kazanma arzusu ve akran baskısı sonucu sosyalleşme
Finnemore ve Sikkink'in modelinde norm şelalesi evresi, normun kritik bir kitle tarafından kabul edilmesinden sonra başlar. Bu aşamada devletler, rasyonel bir çıkar hesabından ziyade, uluslararası toplumda meşru bir aktör olarak kabul edilmek ve 'uygun' davranışı sergilemek (appropriate behavior) amacıyla normu benimserler. Bu sürece 'sosyalleşme' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen aşamayı (Norm Şelalesi) tanımla.
Normun bir kritik eşiği (tipping point) aştıktan sonra sistem geneline yayıldığı evre.
Finnemore ve Sikkink modelinde her aşamanın farklı aktörleri ve motivasyonları vardır.
2
Bu aşamadaki temel aktörü ve motivasyon mekanizmasını hatırla.
Aktörler devletlerdir; mekanizmalar ise sosyalleşme, meşruiyet arayışı ve özgüvendir.
Devletler bu evrede 'diğerlerinden geri kalmamak' ve dışlanmamak için norma uyarlar.

Anahtar Kavram

Norm Şelalesi (Norm Cascade) ve Meşruiyet Arayışı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 51Soru

Uluslararası İlişkiler teorisinde inşacı (konstrüktivist) yaklaşım, sosyal dünyanın maddi faktörlerden ziyade fikirler ve paylaşılan anlamlar üzerine kurulu olduğunu savunur. Ancak bu perspektif içerisinde Alexander Wendt’in temsil ettiği "geleneksel" (conventional) inşacılık ile post-yapısalcı kökenlere daha yakın duran "eleştirel" (critical) inşacılık arasında belirgin bir metodolojik ve epistemolojik fark bulunmaktadır.

Buna göre; geleneksel inşacılığı, eleştirel inşacıların "kimliğin bütünüyle dilsel ve söylemsel inşası" vurgusundan ayıran temel bilimsel tercih aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel gerçekçilik (scientific realism) perspektifiyle sosyal dünyada nesnel bir gerçekliğin ve nedensel mekanizmaların varlığını kabul etmesi

Cevap

Geleneksel inşacılık, bilimsel gerçekçilik (scientific realism) perspektifiyle sosyal dünyada nesnel bir gerçekliğin ve nedensel mekanizmaların varlığını kabul ederek eleştirel koldan ayrılır.
Geleneksel inşacılığın, özellikle Alexander Wendt'in yaklaşımının temel ayırt edici özelliği, sosyal dünyayı fikirlerin kurduğunu kabul ederken aynı zamanda bu dünyanın 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) uyarınca nesnel bir şekilde incelenebileceğini savunmasıdır. Bu durum, geleneksel inşacılığı nedensel açıklamalara ve rasyonalist metodolojilere açık hale getirirken; söylemi, dili ve özne-nesne ayrımının reddini merkeze alan eleştirel inşacılıktan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel ve eleştirel inşacılık arasındaki temel ayrım noktasını tespit et.
Ayrım, sosyal gerçekliğin nasıl bilinebileceği (epistemoloji) ve analiz edilebileceği (metodoloji) üzerinedir.
Her iki kol da sosyal inşayı kabul etse de bilginin niteliği konusunda ayrışırlar.
2
Alexander Wendt'in "Via Media" (Orta Yol) yaklaşımını analiz et.
Wendt, ontolojik olarak inşacı (fikirlerin önemi) ancak epistemolojik olarak rasyonalist/pozitivist (bilimsel gerçekçilik) bir tutum sergiler.
Wendt, inşacılığı ana akım teorilerle (neorealizm/neoliberalizm) bilimsel bir düzlemde konuşturmayı amaçlar.
3
Eleştirel inşacılığın odağını belirle.
Eleştirel inşacılar dili, söylemi ve bilgi-iktidar ilişkisini merkeze alarak nesnel bir sosyal bilim arayışına kuşkuyla bakarlar.
Eleştirel kol, post-pozitivist ve yansımacı (reflectivist) geleneğe daha yakındır.

Anahtar Kavram

Bilimsel Gerçekçilik ve İnşacılıkta Epistemolojik Ayrım

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'Scientific Realism and Social Ontology' adlı makalesi veya 'Uluslararası Siyasetin Sosyal Teorisi' kitabındaki epistemolojik bölümler incelenmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Uluslararası ilişkiler disiplinindeki 'fail-yapı' (agent-structure) tartışmasında ana akım teoriler genellikle unsurlardan birine öncelik verirken; Alexander Wendt, inşacı (konstrüktivist) kuram çerçevesinde bu iki kavramı birbirinden ayrılamaz bir bütün olarak ele almıştır. Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) olarak adlandırdığı bu ontolojik duruşa göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve fail birbirini karşılıklı olarak inşa eder; sosyal yapı devletlerin kimliğini tanımlarken, devletlerin pratikleri de yapıyı var eder.

Cevap

İnşacı kurama göre yapı ve fail birbirini karşılıklı olarak inşa eder; sosyal yapı devletlerin kimliğini ve çıkarlarını tanımlarken, devletlerin sosyal pratikleri de bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürür.
Doğru cevap, inşacılığın temel ontolojik varsayımını yansıtmaktadır. Karşılıklı kuruluş ilkesine göre, uluslararası sistemin sosyal yapısı devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirirken; devletler de kendi pratikleri, etkileşimleri ve birbirlerine yükledikleri anlamlarla bu sosyal yapıyı inşa ederler. Bu süreçte ne fail ne de yapı diğerinden önce gelir; ikisi birbirini tanımlayan bir döngü içindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Fail ve yapı kavramlarının inşacı kuramdaki ontolojik statüsünü belirle.
İnşacılıkta fail (devlet) ve yapının (sistem) birbirine üstünlüğü yoktur.
Ana akım teorilerdeki yapısal veya aktör odaklı determinizmin aşılması hedeflenir.
2
Alexander Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) ilkesini analiz et.
Bu ilke, faillerin yapıyı, yapının da failleri aynı anda var ettiğini savunur.
Yapı (anarşi kültürü), devletlerin birbirlerine yönelik algı ve etkileşimlerinden (pratiklerinden) oluşur.
3
Seçenekleri bu ontolojik bütünlük açısından değerlendir.
Yapı ve failin birbirini karşılıklı tanımladığı ve var ettiği sonucuna ulaşılır.
Devletlerin kimlikleri yapı tarafından kurulurken, yapının kendisi de bu kimliklerin bir yansımasıdır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürünü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) bu karşılıklı kuruluş ilkesi bağlamında inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde inşacı (konstrüktivist) kuramın yükselişiyle birlikte, Alexander Wendt'in temsil ettiği "geleneksel" (conventional) kanat ile post-yapısalcı etkiler taşıyan "eleştirel" (critical) kanat arasında derin bir epistemolojik ve metodolojik yarılma belirginleşmiştir. Geleneksel inşacılar ana akım kuramlarla bir diyalog zemini ararken, eleştirel inşacılar bu yaklaşımın statükoyu meşrulaştırma riski taşıdığını savunmuştur. Bu iki yaklaşım arasındaki temel farklılığa ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel inşacılık, sosyal ontolojik kabulleri bilimsel gerçekçilik (scientific realism) temelinde nedensel açıklamalarla birleştirmeyi hedeflerken; eleştirel inşacılık, kimliklerin söylemsel inşasına ve bu süreçteki iktidar-bilgi ilişkilerine odaklanarak post-pozitivist bir tutum sergiler.

Cevap

Geleneksel inşacılık, sosyal ontolojik kabulleri bilimsel gerçekçilik temelinde nedensel açıklamalarla birleştirmeyi hedeflerken; eleştirel inşacılık, kimliklerin söylemsel inşasına ve bu süreçteki iktidar-bilgi ilişkilerine odaklanarak post-pozitivist bir tutum sergiler.
Geleneksel inşacılık, özellikle Alexander Wendt'in çalışmalarında görüldüğü üzere, 'sosyal ontoloji' (dünyanın fikirlerle inşa edildiği) ile 'bilimsel gerçekçilik' (bu inşanın bilimsel yöntemlerle açıklanabileceği) arasında bir köprü kurar. Bu yaklaşım, rasyonalistlerle yöntem bazında uzlaşarak kimliklerin nedensel etkilerini araştırmayı hedefler. Öte yandan eleştirel inşacılık, post-yapısalcı bir yaklaşımla bilginin ve kimliğin asla tarafsız olmadığını, her inşanın bir iktidar ilişkisini barındırdığını savunur ve 'anlamacı' (interpretive) bir metodolojiyi benimseyerek post-pozitivist bir duruş sergiler.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iki ana kolunun epistemolojik kökenlerini belirleyin.
Geleneksel inşacılık (Wendt) bilimsel gerçekçilik ve neopozitivizme yakındır; Eleştirel inşacılık post-yapısalcı ve post-pozitivist kökenlere sahiptir.
Bu ayrım, teorilerin 'bilgi'ye ve 'yöntem'e yaklaşımındaki temel farkı ortaya koyar.
2
Kimlik ve söylem arasındaki vurgu farkını analiz edin.
Geleneksel kanat devlet kimliklerinin 'nasıl' oluştuğuna ve sonuçlarına odaklanırken; eleştirel kanat bu kimliklerin hangi 'söylemler' ve 'iktidar ilişkileri' ile inşa edildiğini sorgular.
Geleneksel inşacılık daha 'açıklayıcı', eleştirel inşacılık daha 'anlamacı/yorumsayıcı' bir karakter taşır.
3
Seçeneklerdeki kavramsal hataları eleyerek doğru sentezi bulun.
Bilimsel gerçekçilik (scientific realism) ile sosyal ontolojinin birleşimi geleneksel inşacılığın ayırt edici vasfıdır.
Wendt, sosyal dünyayı inşacı bir perspektifle ele alırken 'bilimsel' yöntemden vazgeçmeyerek rasyonalistlerle köprü kurmaya çalışmıştır.

Anahtar Kavram

İnşacı Teoride Geleneksel ve Eleştirel Ayrımı (Epistemolojik ve Metodolojik Farklar)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in bilimsel gerçekçilik savunusu ile post-pozitivistlerin 'gerçeklik' algısı arasındaki temel epistemolojik farkları inceleyen bir makale okumak bu ayrımı pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonundan itibaren ana akım yaklaşımların (Neorealizm ve Neoliberalizm) 'materyalist' ve 'rasyonalist' varsayımlarına karşı bir eleştiri olarak ortaya çıkan İnşacılık (Konstrüktivizm), sosyal dünyanın inşasında fikirlerin ve kimliklerin rolüne vurgu yapar.

Buna göre, İnşacı teorinin temel varsayımları dikkate alındığında uluslararası sistemin yapısı aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörler arasındaki sosyal etkileşimler, paylaşılan anlamlar ve kimlikler tarafından kurulan toplumsal bir yapı

Cevap

İnşacı yaklaşıma göre uluslararası yapı, aktörler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan anlamlar sonucu oluşan toplumsal bir kurgudur.
Doğru cevap olan ifade, İnşacılığın temel varsayımı olan 'sosyal dünyanın ideasyonel (fikirsel) yapısı' ilkesini tam olarak karşılamaktadır. İnşacılar, devletlerin kimliklerinin ve çıkarlarının uluslararası sosyal yapı tarafından (normlar, kurallar, paylaşılan bilgiler) şekillendirildiğini, aynı zamanda devletlerin de bu yapıyı sosyal etkileşimleriyle sürekli yeniden ürettiğini savunurlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (Konstrüktivist) teorinin ontolojik temelini belirleyin.
İnşacılık, sosyal dünyanın 'sosyal olarak inşa edildiğini' ve maddi unsurların ancak onlara yüklenen anlamlarla önem kazandığını savunur.
Teorinin ana akım materyalist yaklaşımlardan (Realizm/Liberalizm) ayrıldığı en temel noktayı bulmak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki 'yapı' tanımlarını karşılaştırın.
Sosyal etkileşim, paylaşılan anlamlar, kimlikler ve normlar vurgusu yapan ifadenin İnşacılık ile örtüştüğü görülür.
Rasyonalist ve materyalist çeldiricileri eleyerek doğru kuramsal tanıma ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Yapının Sosyal İnşası

Daha Fazla Pratik

İnşacılığın 'Fail-Yapı' (Ajan-Yapı) sorununa getirdiği karşılıklı kuruluş (co-constitution) argümanını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre; bir normun artık tartışılmadığı, sorgulanmayan bir nitelik kazandığı ve devletlerin bürokratik yapılarında ya da profesyonel eğitim süreçlerinde otomatik olarak uygulandığı son aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normun İçselleştirilmesi

Cevap

Normun İçselleştirilmesi
Normun içselleştirilmesi, Finnemore ve Sikkink'in modelinde üçüncü ve son aşamadır. Bu evrede norm artık bir tartışma konusu olmaktan çıkmış, devletlerin ve uluslararası örgütlerin bürokratik yapılarında, eğitim müfredatlarında ve profesyonel standartlarında sorgulanmadan kabul edilen 'doğal' bir kural haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Döngünün aşamalarını belirle
Döngü; normun doğuşu, norm yayılımı ve normun içselleştirilmesi olmak üzere üç ana aşamadan oluşur.
Finnemore ve Sikkink modelinin temel yapısını hatırlamak çözüm için ilk adımdır.
2
Tanımlanan özellikleri aşamalarla eşleştir
Sorgulanmayan yapı, bürokrasiye yerleşme ve otomatik uygulama özellikleri 'içselleştirme' aşamasını tanımlar.
İçselleştirme, normun bir dış baskı olmadan, sistemin doğal bir parçası olarak kabul edildiği nihai safhadır.

Anahtar Kavram

Normun İçselleştirilmesi Aşaması
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru

Ana akım uluslararası ilişkiler teorileri genellikle 'yapı'nın faili belirlediği ya da 'fail'in yapıyı oluşturduğu tek yönlü bir determinizmi esas alırken; Alexander Wendt, bu iki unsurun birbirini ontolojik olarak nasıl tamamladığını 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) kavramıyla açıklar. Aşağıdakilerden hangisi, inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın bu ilkesi çerçevesinde fail ve yapı arasındaki etkileşimi açıklayan temel önermedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve failin birbirini sosyal pratikler yoluyla var etmesi; yapının failin kimliğini, failin de sosyal eylemleriyle yapının karakterini sürekli yeniden üretmesidir.

Cevap

Yapı ve failin birbirini sosyal pratikler yoluyla karşılıklı olarak var ettiği, yapının failin kimliğini tanımlarken failin de eylemleriyle yapıyı oluşturduğu seçenek doğrudur.
İnşacı yaklaşıma göre, uluslararası ilişkilerde 'fail' (devlet) ve 'yapı' (uluslararası sistem) birbirini karşılıklı olarak inşa eder. Yapı, devletlerin kimlik ve çıkarlarını sosyal normlar aracılığıyla tanımlarken; devletler de aralarındaki sosyal etkileşimler ve pratikler yoluyla yapının niteliğini (çatışmacı veya iş birliğine dayalı olması gibi) belirler. Bu etkileşim, 'karşılıklı kuruluş' olarak adlandırılır ve her iki unsurun da birbirini sürekli yeniden ürettiği vurgulanır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (konstrüktivist) teorinin ontolojik temellerini hatırla.
İnşacılık, sosyal dünyanın insan eylemleri ve fikirleri tarafından kurulduğunu savunur.
Fail-yapı sorunu, uluslararası ilişkilerin temel unsurlarının (devlet ve sistem) birbirleriyle olan ilişkisini anlamak için kritiktir.
2
'Karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) kavramını analiz et.
Bu kavram, ne yapının faili ne de failin yapıyı tam olarak belirlediğini, ikisinin birbirini sürekli ürettiğini ifade eder.
Alexander Wendt'e göre, devletlerin kimlikleri ve çıkarları yapıdan (sosyal sistemden) bağımsız değildir; aynı şekilde uluslararası sistem de devletlerin etkileşim biçimlerinden bağımsız bir 'maddi gerçeklik' değildir.
3
Doğru argümanı seçenekler arasından süz.
Sosyal pratiklerin (etkileşimlerin) hem failin kimliğini hem de yapının karakterini (anarşi kültürünü) belirlediği sonucuna ulaşılır.
Bu süreç, inşacı teorinin 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözüyle de tutarlı olan dinamik bir yapıyı ifade eder.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' makalesindeki kimlik inşası ve anarşi kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) konularını incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın temel taşlarından biri olan "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) perspektifi, uluslararası sistemin yapısı ile devletler (failler) arasındaki etkileşimin doğasını açıklamaktadır. Bu perspektife göre, uluslararası ilişkilerde fail ve yapı arasındaki ilişki hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve fail birbirini ontolojik olarak inşa eder; devletlerin kimlik ve çıkarları sosyal etkileşim süreciyle şekillenirken, bu etkileşimler de sistemin yapısını sürekli yeniden üretir.

Cevap

Yapı ve failin birbirini ontolojik olarak inşa ettiği, devletlerin kimlik ve çıkarlarının sosyal etkileşimle şekillenirken bu pratiklerin de yapıyı yeniden ürettiği ifade doğrudur.
İnşacı (konstrüktivist) kuramda, devletler (failler) ve uluslararası sistem (yapı) arasındaki ilişki ontolojik bir birliktelik ifade eder. Bu, ne yapının tek başına faili belirlediği ne de failin yapıyı tamamen keyfi kurduğu anlamına gelir. Aksine, devletlerin sosyal etkileşimleri ve pratikleri zamanla sistemin normatif yapısını oluştururken; bu yapı da devletlere kimliklerini ve çıkarlarını kazandırır. Bu çift yönlü ve sürekli devam eden sürece 'karşılıklı kuruluş' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Fail ve yapı kavramlarının inşacı kuramdaki tanımını analiz et.
İnşacılıkta devletler (fail) ve uluslararası sistem (yapı) birbirine bağımlı ve karşılıklı olarak birbirini kuran unsurlardır.
Ana akım teoriler (Realizm/Liberalizm) yapıyı veya faili önceden verili kabul ederken, inşacılık bu ikisinin sosyal etkileşimle oluştuğunu savunur.
2
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) kavramını değerlendir.
Devletlerin kimlikleri sosyal pratikler sonucunda oluşur; bu kimlikler ise sistemin anarşik mi yoksa iş birliğine dayalı mı olacağını belirleyen yapıyı inşa eder.
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü bu karşılıklı inşa sürecinin en temel örneğidir.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm ve inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışmada; rasyonalist yaklaşımların 'sonuç odaklı mantık' (logiclogic ofof consequencesconsequences) ilkesine karşılık, aktörlerin davranışlarını içinde bulundukları toplumun norm ve değerlerine göre şekillendirdiklerini ifade eden 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) ilkesini savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnşacılık (Konstrüktivizm)

Cevap

İnşacılık (Konstrüktivizm), aktörlerin davranışlarını sosyal normlar ve kimlikler çerçevesinde şekillenen 'uygunluk mantığı' ile açıklar.
İnşacılık (Konstrüktivizm), uluslararası politikada aktörlerin davranışlarının sadece maddi çıkarlar ve rasyonel hesaplar tarafından değil, paylaşılan fikirler, kimlikler ve sosyal normlar tarafından belirlendiğini savunur. Bu bağlamda, bir devletin davranışı 'bana ne fayda sağlar?' sorusundan ziyade 'bu durumda benim gibi bir devlet için toplumun beklediği uygun davranış nedir?' (uygunluk mantığı) sorusuna verilen yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Tartışmadaki temel kavramları belirle.
Rasyonalizm 'sonuç odaklı mantık' (maliyet-fayda), İnşacılık ise 'uygunluk mantığı' (normlar/kimlik) üzerinedir.
Soruda istenen 'uygunluk mantığı' kavramı doğrudan inşacılığın rasyonalizme getirdiği temel eleştirilerden biridir.
2
Seçenekleri bu ayrım üzerinden ele.
İnşacılık dışındaki seçenekler ya rasyonalist kanatta yer alır ya da farklı bir analiz düzeyine odaklanır.
Neorealizm ve neoliberalizm rasyonalist teorilerdir; uygunluk mantığını reddederler.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)

İpuçları

1
Bu tartışma, devletlerin sadece çıkar peşinde mi koştuğu yoksa doğru olanı mı yapmaya çalıştığı üzerinedir.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'anarşi devletlerin ne yaptıysa odur' sözünü bu iki mantık çerçevesinde tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışma, aktörlerin hangi temel davranış mantığına göre hareket ettiği sorusu üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu bağlamda, rasyonalist yaklaşımların ve inşacılığın benimsediği davranış mantıklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalizm, devletlerin maliyet-fayda analizi yaparak 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) ile hareket ettiğini; inşacılık ise eylemlerin sosyal norm ve kimliklere göre belirlendiği 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) çerçevesinde gerçekleştiğini savunur.

Cevap

Rasyonalizm, devletlerin maliyet-fayda analizi yaparak 'sonuç odaklı mantık' ile hareket ettiğini; inşacılık ise eylemlerin sosyal norm ve kimliklere göre belirlendiği 'uygunluk mantığı' çerçevesinde gerçekleştiğini savunur.
Doğru ifade, rasyonalist teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) devlet davranışlarını 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) üzerinden fayda-maliyet analiziyle açıkladığını, buna karşın inşacılığın davranışları toplumsal normlar ve kimliklerle uyumlu 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) üzerinden açıkladığını belirtmektedir. Bu, iki okul arasındaki en temel metodolojik ve ontolojik ayrım noktalarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizmin (Neorealizm ve Neoliberalizm) davranış motivasyonunu belirle.
Rasyonalizm, aktörlerin rasyonel olduğunu ve maliyet-fayda hesabı yaparak (sonuç odaklı mantık) çıkarlarını maksimize etmeye çalıştığını savunur.
Teorinin rasyonel seçim modeline dayanması.
2
İnşacılığın (Konstrüktivizm) davranış motivasyonunu belirle.
İnşacılık, aktörlerin içinde bulundukları sosyal yapıdaki normlara, rollere ve kimliklere 'uygun' şekilde davrandığını (uygunluk mantığı) savunur.
Teorinin sosyal ontolojiye ve kimliklerin önemine vurgu yapması.
3
İki yaklaşım arasındaki farkı karşılaştırarak doğru tanımı bul.
Sonuç odaklı mantık ile uygunluk mantığı ayrımı, rasyonalizm-inşacılık tartışmasının temelidir.
Aktörlerin neden belirli şekilde davrandığını açıklayan iki farklı felsefi temel.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Sonuç Odaklı Mantık) ve İnşacılık (Uygunluk Mantığı) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü rasyonalist anarşi anlayışıyla karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 60Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonunda yaşanan "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık) sürecinde, rasyonalist ana akım teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) benimsediği maddi kapasite odaklı ve metodolojik bireyselci ontolojiye yönelik en köklü eleştiriyi getiren inşacı (konstrüktivist) yaklaşım; uluslararası gerçekliğin toplumsal olarak inşa edildiğini savunur.

İnşacı yaklaşımın bu temel ontolojik kopuşu ve doğuş varsayımları dikkate alındığında, uluslararası yapı ve faillerin (devletlerin) bu yapı içindeki konumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası yapı, maddi güç unsurlarının ötesinde öznelerarası bir anlam haritasıdır; bu nedenle maddi kapasiteler ancak faillerin kimlikleri ve birbirlerine yönelik beklentileri üzerinden bir anlam ve işlev kazanır.

Cevap

Uluslararası yapının maddi güç unsurlarının ötesinde öznelerarası bir anlam haritası olduğu ve maddi kapasitelerin ancak kimlikler ve beklentiler üzerinden anlam kazandığını belirten seçenek doğrudur.
İnşacı (konstrüktivist) yaklaşımın ana varsayımı, uluslararası sistemdeki hiçbir maddi unsurun (askeri güç, coğrafya vb.) kendi başına bir anlam ifade etmediğidir. Alexander Wendt ve Nicholas Onuf gibi düşünürlerin vurguladığı üzere, bu unsurlar ancak aktörler arasındaki paylaşılan öznelerarası anlamlar, normlar ve kimlikler çerçevesinde 'tehdit' veya 'güvence' olarak tanımlanır. Dolayısıyla uluslararası yapı, sadece maddi kapasitelerin dağılımı değil, toplumsal bir bilgi ve anlam yapısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve İnşacı ontolojileri karşılaştırın.
Rasyonalist teoriler (Neorealizm/Neoliberalizm) maddi güç dağılımını ve çıkarları 'verili' kabul ederken; inşacılık bunların toplumsal inşasına odaklanır.
Sorunun kökünde yer alan 'ontolojik kopuş' ifadesi, teorinin dünyaya bakış açısındaki değişikliği anlamayı gerektirir.
2
Öznelerarasılık (Intersubjectivity) kavramını analiz edin.
Maddi unsurların (örneğin nükleer silahlar) anlamının, aktörlerin birbirini 'dost' veya 'düşman' olarak tanımlamasına bağlı olduğu sonucuna ulaşılır.
İnşacılığın 'orta yol' (via media) karakteri, maddi dünyayı dışlamadan ona toplumsal anlam yüklemesiyle ilgilidir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyin.
Maddi yapıyı nesnel kabul eden (A), çıkarları sabit gören (B) ve anarşiyi yapısal bir zorunluluk sanan (E) seçenekler elenir.
Bu seçenekler ana akım rasyonalist teorilerin varsayımlarını yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık ve Maddi Kapasitelerin Sosyal İnşası

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarchy is What States Make of It' makalesindeki Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 17Sonraki