İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 81Soru

Geleneksel uluslararası ilişkiler teorilerinin aksine İnşacılık (Konstrüktivizm), yapının faillerden, faillerin de yapıdan bağımsız bir ontolojik varlığa sahip olmadığını savunur. Alexander Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) kavramsallaştırması çerçevesinde düşünüldüğünde, uluslararası sistemdeki anarşik yapının sürekliliği ve dönüşümü aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin bu yapıya anlam kazandıran pratikleri ve etkileşimleri yoluyla yapıyı sosyal bir gerçeklik olarak sürekli yeniden üretmesine

Cevap

Devletlerin bu yapıya anlam kazandıran pratikleri ve etkileşimleri yoluyla yapıyı sosyal bir gerçeklik olarak sürekli yeniden üretmesine dayanan seçenek doğrudur.
Alexander Wendt'in İnşacı kuramında yapı ve fail arasındaki ilişki diyalektiktir. Yapı (sosyal normlar, kurallar ve kültür) aktörlere kimliklerini ve bu kimliklere dayalı çıkarlarını verir. Ancak bu yapı kendi başına bir mevcudiyete sahip değildir; ancak aktörlerin (devletlerin) sosyal etkileşimleri ve pratikleri sonucunda sürekli olarak yeniden üretildiği ölçüde bir 'gerçeklik' kazanır. Dolayısıyla anarşi veya herhangi bir yapısal özellik, devletlerin pratiklerinden bağımsız, dışsal bir kısıtlayıcı değil; bu pratiklerin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve İnşacı teorilerin ontolojik farkını belirle
Rasyonalistler faili ve yapıyı birbirinden ayrı, verili unsurlar olarak görürken; İnşacılar birbirini var eden unsurlar olarak görür.
Karşılıklı kuruluş ilkesinin temelini anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Karşılıklı kuruluşun mekanizmasını analiz et
Yapı aktörlere kimlik ve anlam sağlar, aktörler ise eylemleriyle yapının anlamını pekiştirir veya değiştirir.
Wendt'e göre yapı failin içindedir (kimlik), fail de yapının içindedir (pratik).
3
Anarşi kavramını bu çerçevede değerlendir
Anarşi maddi bir durum değil, devletlerin birbirine yönelik algı ve pratiklerinden oluşan sosyal bir inşadır.
Anarşinin sürmesi, devletlerin birbirlerini rakip, düşman veya dost olarak görmeye devam etmesine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Ontolojik Karşılıklı Belirlenim (Mutual Constitution)

İpuçları

1
İnşacılıkta yapının sadece maddi (silahlar, coğrafya) değil, sosyal (anlamlar, fikirler) olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü ile karşılıklı kuruluş ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen 'Norm Yaşam Döngüsü' modeline göre; devletlerin rasyonel bir fayda maksimizasyonundan ziyade 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) çerçevesinde hareket ederek meşruiyet ve saygınlık kazanmak amacıyla normları kitlesel olarak benimsediği aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norm yayılımı

Cevap

Norm yayılımı aşaması, devletlerin uygunluk mantığı ile meşruiyet ve saygınlık arayışına girdiği süreçtir.
Norm yayılımı (normnorm cascadecascade) aşaması, bir normun kritik bir devlet kitlesi tarafından kabul edilip eşik noktasının aşılmasından sonra başlar. Bu evrede devletler, uluslararası toplumdan dışlanmamak, 'saygın' ve 'meşru' bir aktör olarak görülmek amacıyla normu benimserler. Bu durum inşacı teoride 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen 'uygunluk mantığı' ve 'meşruiyet arayışı' kavramlarını analiz et.
Bu kavramların inşacı teoride normlara uyumun sosyal boyutunu temsil ettiği belirlendi.
Finnemore ve Sikkink modelinde motivasyonlar aşamalara göre farklılık gösterir.
2
Bu motivasyonların norm yaşam döngüsünün hangi evresinde baskın olduğunu tespit et.
Meşruiyet ve sosyalleşmenin 'eşik noktası'ndan sonraki kitlesel benimseme sürecinde etkili olduğu saptandı.
Normun doğuşu ikna, yayılımı sosyalleşme, içselleştirilmesi ise alışkanlık mekanizmasıyla işler.
3
Tespit edilen süreci modeldeki karşılığıyla eşleştir.
Bu süreç 'norm yayılımı' (normnorm cascadecascade) olarak adlandırılır.
Normun hızlı ve geniş kitlelere yayıldığı evre bu isimle anılır.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü (Norm Yayılımı)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 83Soru

Alexander Wendt, neorealistlerin "anarşik bir sistemde devletlerin zorunlu olarak kendi başının çaresine bakma (self-help) mantığıyla hareket edeceği" varsayımını eleştirerek; bu durumun anarşinin yapısal bir özelliği değil, bir etkileşim süreci olduğunu savunur.

Buna göre, Wendt'in "Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" (Anarchy is what states make of it) teziyle vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşinin işleyiş mantığı ve içeriği, devletlerin birbirlerine yönelik algıları, kimlikleri ve sosyal etkileşimleri tarafından belirlenir.

Cevap

Anarşinin işleyiş mantığı ve içeriği, devletlerin birbirlerine yönelik algıları, kimlikleri ve sosyal etkileşimleri tarafından belirlenir.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin anarşik yapısı, neorealistlerin iddia ettiği gibi devlet davranışlarını önceden belirleyen ve onları 'kendi başının çaresine bakma' mantığına hapseden nesnel bir gerçeklik değildir. Wendt, 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' derken, devletlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri, pratikleri ve birbirlerine yükledikleri anlamlar (kimlikler) sayesinde anarşinin farklı 'kültürler' (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) üretebileceğini vurgular. Bu nedenle anarşinin içeriği sosyal olarak inşa edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını belirle
Neorealizm, anarşiyi devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' (self-help) iten maddi ve nesnel bir yapı olarak görür.
Wendt'in eleştirdiği temel noktayı anlamak için karşıt görüşü tanımlamak gerekir.
2
Wendt'in 'sosyal inşa' kavramını analiz et
Wendt, anarşinin bir 'kap' (yapı) olduğunu ancak içindeki etkileşimin (anlamın) devletlerce belirlendiğini savunur.
İnşacılığın temel argümanı olan maddi unsurların sosyal anlamlarla değer kazandığı fikrini uygulamak gerekir.
3
Sonuca ulaş
Anarşi devletlerin ondan ne anladığına bağlı olarak Hobbesçu (düşmanlık), Lockeçu (rekabet) veya Kantçı (dostluk) bir nitelik kazanabilir.
Wendt'in 'Anarchy is what states make of it' sözünün teorik sonucunu netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) ve Anarşinin Değişken Mantığı

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'üç anarşi kültürü' (Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı) arasındaki temel davranış farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Uluslararası İlişkiler disiplinindeki 'fail-yapı' (agent-structure) tartışmasında Alexander Wendt tarafından ileri sürülen 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) yaklaşımı; ana akım rasyonalist teorilerin yapısal determinizmine ve bireyciliğine temel bir eleştiri getirir. Bu yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısı ile devletlerin (faillerin) arasındaki ontolojik ilişkiyi en doğru tanımlayan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası yapı, devletlerin kimlik ve çıkarlarını kurucu bir biçimde tanımlarken; devletler de karşılıklı sosyal pratikleri aracılığıyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürürler.

Cevap

Uluslararası yapının devlet kimliklerini kurucu bir biçimde tanımladığı, devletlerin ise sosyal pratikleriyle bu yapıyı yeniden ürettiği yargısı doğrudur.
Alexander Wendt'in inşacı yaklaşımında fail (devlet) ve yapı (uluslararası sistem) birbirine ontolojik olarak bağımlıdır. Yapı, devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını 'kurucu' (constitutive) bir şekilde belirlerken; devletler de aralarındaki sosyal etkileşimler ve pratikler yoluyla bu yapıyı (örneğin anarşinin dostça veya düşmanca olmasını) sürekli olarak yeniden inşa eder veya değiştirirler. Bu durum 'karşılıklı kuruluş' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (konstrüktivist) teorinin 'karşılıklı kuruluş' ilkesinin temel felsefesini hatırla.
Fail (devlet) ve yapının (sistem) birbirlerinden ontolojik olarak bağımsız olamayacağı, birbirlerini sürekli inşa ettikleri saptandı.
Rasyonalist teorilerin (Neorealizm/Neoliberalizm) tek yönlü determinizmini ayırt etmek için gereklidir.
2
Failin ve yapının birbirini nasıl etkilediğini analiz et.
Yapı (anarşi, normlar), devletlere kimlik ve çıkar sağlar; devletler ise etkileşimleri (sosyal pratikler) ile yapıyı var eder.
Karşılıklı kuruluşun mekanizmasını (sosyal pratikler) anlamak doğru cevabı netleştirir.
3
Seçeneklerdeki kuramsal ayrımları değerlendir.
Diğer seçeneklerin neorealist yapısalcılık veya rasyonalist bireycilik yansıttığı, sadece belirtilen ifadenin inşacı diyalektiği sunduğu görüldü.
Çeldiricilerin hangi kuramsal hatalara dayandığını elemek sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 85Soru

Uluslararası ilişkiler disiplininde aktörlerin kimlik ve çıkarlarının sosyal süreçlerle mi yoksa maddi bir yapı içinde mi şekillendiği sorusu, rasyonalizm ve inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki ana tartışma konusudur.

Buna göre, aktörlerin kimliklerini ve çıkarlarını uluslararası sistemdeki sosyal etkileşimlerin bir ürünü (endojen/içsel) olarak gören teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnşacılık (Konstrüktivizm)

Cevap

Aktörlerin kimlik ve çıkarlarının sosyal etkileşimlerin bir ürünü olduğunu savunan yaklaşım İnşacılıktır.
İnşacılık (Konstrüktivizm), uluslararası ilişkilerde aktörlerin ne istediklerini (çıkarlarını) ve kim olduklarını (kimliklerini) belirleyen şeyin sosyal etkileşimler, normlar ve paylaşılan fikirler olduğunu savunur. Bu nedenle çıkar ve kimlikler 'verili' değil, sistem içindeki etkileşimle şekillenen 'endojen' unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Tartışmanın taraflarını belirle
Rasyonalizm (Neorealizm ve Neoliberalizm) ile İnşacılık (Konstrüktivizm) karşı karşıyadır.
Soru bu iki ana akım arasındaki farkı sormaktadır.
2
Çıkar ve kimliklerin kaynağını analiz et
Rasyonalizm çıkarı 'verili' (eksojen) kabul ederken; İnşacılık 'sosyal inşa' (endojen) olarak görür.
İnşacılığın rasyonalizmden koptuğu temel ontolojik fark budur.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Çıkar ve Kimliklerin Sosyal İnşası (Endojenlik)
Tahmini Süre:45s
Soru 86Soru

İnşacı (konstrüktivist) teori içerisinde, Alexander Wendt tarafından geliştirilen 'geleneksel' (conventional) yaklaşım ile post-yapısalcı ve Frankfurt Okulu etkisindeki 'eleştirel' (critical) yaklaşım arasında derin ontolojik ve epistemolojik farklılıklar bulunmaktadır. Geleneksel inşacılık, rasyonalist ana akım teorilerle bir 'orta yol' (via media) bulmaya çalışırken; eleştirel inşacılık, sosyal dünyayı anlama ve dönüştürme konusunda daha radikal bir tutum sergiler.

Buna göre, eleştirel inşacılığın kimliklerin inşası sürecine bakışını geleneksel inşacılıktan ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kimliklerin sosyal etkileşimlerin bir sonucu olarak kabul edilmesinin ötesine geçerek; bu kimliklerin dilsel ve söylemsel pratikler aracılığıyla nasıl kurulduğunu ve mevcut iktidar yapılarının bu süreçteki rolünü sorunsallaştırarak özgürleştirici (emancipatory) bir amaç gütmesi.

Cevap

Eleştirel inşacılık, kimliklerin dilsel ve söylemsel pratiklerle inşasına, iktidar ilişkilerine ve özgürleştirici hedeflere odaklanmasıyla geleneksel koldan ayrılır.
Doğru seçenek, eleştirel inşacılığın ayırt edici üç temel özelliğini (dil/söylem vurgusu, iktidar ilişkilerinin sorgulanması ve özgürleştirici amaç) bir arada sunmaktadır. Geleneksel inşacılık kimlikleri sosyal bir değişken olarak kabul edip bilimsel metodolojiyle açıklamaya çalışırken; eleştirel inşacılık bu kimliklerin arkasındaki iktidar-bilgi sarmalını post-yapısalcı bir perspektifle sorunsallaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iki ana kolunun epistemolojik temellerini karşılaştır.
Geleneksel inşacılık (Wendt) 'bilimsel gerçekçilik' ile pozitivizme yakın dururken; eleştirel inşacılık post-pozitivist, yorumlamacı ve söylem odaklıdır.
Bu ayrım, teorilerin 'bilgi'ye nasıl ulaştığını ve neyi 'gerçek' kabul ettiğini belirler.
2
Kimlik ve dil (söylem) ilişkisini analiz et.
Geleneksel kanat kimlikleri devletler arası etkileşimin sonucu olarak 'açıklamaya' çalışırken, eleştirel kanat dilin bu kimlikleri nasıl 'kurduğunu' (constitutive) sorgular.
Dil, eleştirel inşacılıkta pasif bir araç değil, dünyayı ve özneleri inşa eden temel unsurdur.
3
Teorilerin politik hedeflerini değerlendir.
Eleştirel inşacılık, statükoyu sorgulayan ve değişim/özgürleşme (emancipation) odaklı normatif bir duruş sergiler.
Geleneksel inşacılık mevcut sistemi anlamaya odaklanırken, eleştirel inşacılık tahakküm ilişkilerini ifşa etmeyi amaçlar.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Söylemsel Kuruculuk ve Özgürleşme

Daha Fazla Pratik

Eleştirel inşacılığın 'söylem' vurgusunun, Kopenhag Okulu'nun 'güvenlikleştirme' (securitization) teorisiyle olan metodolojik benzerliklerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 87Soru

İnşacı (konstrüktivist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısı sadece maddi kapasitelerin bir dağılımı değil, aynı zamanda aktörlerin birbirlerine yönelik beklentilerini ve kimlik tanımlamalarını içeren "düşünsel" bir kurgudur. Alexander Wendt'in literatürde sıkça kullanılan "500 İngiliz nükleer silahının ABD için 5 Kuzey Kore nükleer silahından daha az korkutucu olması" örneğiyle vurguladığı temel ontolojik varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi kapasitelerin, ancak paylaşılan öznelerarası anlamlar ve kimlik ilişkileri süzgecinden geçerek toplumsal bir gerçeklik kazandığı

Cevap

Maddi kapasitelerin, ancak paylaşılan öznelerarası anlamlar ve kimlik ilişkileri süzgecinden geçerek toplumsal bir gerçeklik kazandığı seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, İnşacılığın materyalizme yönelik temel eleştirisini yansıtır. İnşacılara göre, nükleer silahlar gibi maddi nesnelerin uluslararası siyasette bir etkisi vardır ancak bu etki, nesnelerin kendi fiziksel doğasından değil, aktörlerin bu nesnelere yüklediği anlamdan (dost veya düşman kimliği) kaynaklanır. Wendt'in örneği, yapının sadece maddi değil, esasen düşünsel ve toplumsal olduğunu vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen örneği analiz et
Nükleer silahlar (maddi güç) sayıca az olsa bile (5 adet), aktörün kimliği (Kuzey Kore - düşman) nedeniyle daha büyük bir tehdit algısı yaratmaktadır.
Maddi gücün kendi başına davranış belirlemediğini görmek için.
2
İnşacı ontolojiyi hatırla
İnşacılığa göre gerçeklik 'öznelerarası' (intersubjective) olarak kurulur. Yani anlam, paylaşılan fikirler ve kimlikler arasındadır.
Teorinin temel varsayımını örneğe uyarlamak için.
3
Kimlik-Çıkar-Davranış ilişkisini kur
ABD-İngiltere ilişkisindeki 'dostluk' kimliği, silahların tehdit olarak algılanmasını engeller; bu da maddi gücün toplumsal bağlamdan koparılamayacağını kanıtlar.
Rasyonalist ve materyalist yaklaşımlardan farkı netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık ve Maddi Unsurların Toplumsal İnşası

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi Devletlerin Ondan Ne Anladığıdır' makalesindeki Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 88Soru

Uluslararası ilişkilerde inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın, sosyal ontolojiyi merkeze alırken epistemolojik düzlemde sergilediği kuramsal farklılaşma incelendiğinde; Alexander Wendt'in temsil ettiği geleneksel kanadı, dilsel inşaya ve özgürleşmeye odaklanan eleştirel kanattan ayıran temel husus aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel inşacılığın, 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) perspektifiyle dışsal bir sosyal gerçekliğin açıklanabileceğini savunması; eleştirel inşacılığın ise söylemsel pratiklere ve bilginin iktidar ile ilişkisine odaklanması

Cevap

Geleneksel inşacılık, bilimsel gerçekçilik temelinde dışsal dünyanın açıklanabileceğini savunurken, eleştirel inşacılık söylemsel inşaya ve iktidar ilişkilerine odaklanır.
Doğru seçenek, geleneksel inşacılığın bilimsel gerçekçilik (scientific realism) üzerinden ana akım bilimsel yöntemle uyumlu bir dışsal gerçeklik açıklamasını benimsemesini, buna karşın eleştirel inşacılığın post-yapısalcı bir yöntemle dil ve iktidar analizini öncelemesini vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Epistemolojik kökenleri belirleme
Geleneksel inşacılığın (Wendt) 'bilimsel gerçekçilik' ile pozitivizm ve post-pozitivizm arasında bir köprü kurduğu saptandı.
Bu ayrım, inşacılığın kendi içindeki metodolojik bölünmenin temelini oluşturur.
2
Eleştirel kanadın önceliklerini analiz etme
Eleştirel inşacıların dil, söylem ve post-yapısalcı metodolojilere (bilgi-iktidar ilişkisi) ağırlık verdiği görüldü.
Eleştirel inşacılık, statükoyu açıklamak yerine onun nasıl inşa edildiğini sorgular.
3
Karşılaştırma yapma
Wendt'in bilimsel gerçekçiliği ile eleştirel kanadın söylemsel inşası arasındaki temel fark 'dışsal gerçeklik' algısıdır.
Wendt nesnel bir gerçekliğin sosyal olarak açıklanabileceğine inanırken, eleştirel taraf her türlü 'bilginin' bir iktidar pratiği olduğunu iddia eder.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Epistemolojik Farklılaşma: Bilimsel Gerçekçilik vs. Söylemsel İnşa

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'orta yol' (via media) kavramının rasyonalizm ve yansımacılık (reflectivism) arasındaki konumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 89Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı yaklaşımında, devletlerin birbirlerini 'rakip' (rival) olarak tanımladığı ve birbirlerinin egemenlik haklarını tanıdığı bir sistem yapısında; aktörün bu egemenlik normuna uyum göstermesinin temel gerekçesi, normun dışsal bir zorlamaya dayanması veya rasyonel bir maliyet-fayda analizinden kaynaklanması değil, normun bizzat 'doğru ve meşru' bir ilke olarak devletin kurumsal kimliğine dahil edilmesi ise bu durum aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu anarşi kültürü - Üçüncü derece içselleştirme

Cevap

Lockeçu anarşi kültürü ve üçüncü derece içselleştirme kombinasyonu, devletlerin birbirlerini rakip olarak tanıdığı ve egemenlik normunu meşru bir değer olarak kimliklerine dahil ettikleri durumu açıklar.
Alexander Wendt'in modelinde, devletlerin birbirini 'rakip' olarak tanımladığı yapı Lockeçu kültürdür. Bu yapıdaki egemenlik normu, devletler tarafından rasyonel bir çıkar hesabıyla (2. derece) takip edilebileceği gibi, normun meşru ve doğru kabul edilerek kimliğin bir parçası haline getirilmesiyle (3. derece) de takip edilebilir. Soru kökünde özellikle rasyonel analizin ötesindeki meşruiyet vurgulandığı için doğru cevap Lockeçu kültürün üçüncü derece içselleştirmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Rol kimliğini belirleme
Devletlerin birbirini 'rakip' olarak görmesi ve egemenlik haklarını tanıması Lockeçu anarşi kültürüne (Lockean culture) işaret eder.
Wendt'e göre Hobbesçu kültürde 'düşman', Lockeçu kültürde 'rakip', Kantçı kültürde ise 'dost' temel rol kimlikleridir.
2
İçselleştirme derecesini analiz etme
Normun zorlama veya çıkar (maliyet-fayda) için değil, 'doğru ve meşru' bulunduğu için benimsenmesi üçüncü derece içselleştirmedir.
Birinci derece zorlamayı (coercion), ikinci derece çıkarı (self-interest), üçüncü derece ise meşruiyet ve kimliği (legitimacy/identity) temsil eder.
3
Verileri birleştirme
Lockeçu Kültür + Üçüncü Derece İçselleştirme
Soru kökündeki hem yapısal (rakip) hem de motivasyonel (meşruiyet/kimlik) unsurlar bu kombinasyonu zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Wendt'in Anarşi Kültürleri ve İçselleştirme Dereceleri
Soru 90Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki temel tartışma alanlarından biri, aktörlerin hangi mantık çerçevesinde hareket ettiğidir. Rasyonalist yaklaşımlar devletlerin davranışlarını 'sonuç odaklı mantık' (logiclogic ofof consequencesconsequences) ile açıklarken, inşacı teorisyenler 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) kavramını öne çıkarırlar. Buna göre, 'uygunluk mantığı' çerçevesinde hareket eden bir devletin temel davranış motivasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal olarak inşa edilmiş normlar, roller ve kimliklerin gerektirdiği 'doğru' davranışı sergileme bilinci

Cevap

Sosyal olarak inşa edilmiş normlar, roller ve kimliklerin gerektirdiği 'doğru' davranışı sergileme bilinci
İnşacı yaklaşıma göre aktörler (devletler), sosyal etkileşim süreciyle inşa edilen kimliklere ve bu kimliklerin gerektirdiği normatif rollere sahiptir. 'Uygunluk mantığı', bir devletin karar alırken sadece bencil çıkarlarını veya maddi kazançlarını değil, uluslararası toplumun paylaşılan değerleri ve kendi kimliğiyle uyumlu olan 'doğru' davranışı seçmesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizm ve inşacılık arasındaki davranış mantığı ayrımını belirle.
Rasyonalizm 'sonuç odaklı mantık' (fayda-maliyet), inşacılık 'uygunluk mantığı' (norm-kimlik) üzerinden hareket eder.
Tartışmanın odağı olan kavramların teorik çerçevesini çizmek gerekir.
2
'Uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) kavramının içeriğini analiz et.
Bu mantığa göre devletler 'Bu durumdaki benim gibi bir aktör için doğru davranış nedir?' sorusuna yanıt ararlar.
İnşacılığın davranışsal varsayımı, aktörlerin sosyal değerler ve kimliklerle çevrelendiğini savunur.
3
Seçenekleri bu sosyal/normatif odak çerçevesinde değerlendir.
Kimlik, norm ve rol vurgusu yapan seçeneğin inşacı yaklaşımla örtüştüğü görülür.
Doğru seçenek, rasyonalist çıkar hesaplamasının ötesinde bir 'toplumsal uygunluk' vurgusu içermelidir.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)
Soru 91Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın öncüsü Alexander Wendt, neorealizmin "anarşi, devletleri zorunlu olarak self-help (kendi başının çaresine bakma) sistemine iter" argümanına karşı çıkar. Wendt'e göre bu davranış kalıbı, anarşinin yapısal bir zorunluluğu değil, devletlerin pratikleri sonucunda ortaya çıkan bir "kurumdur". Buna göre, aynı anarşik yapı altında devletlerin bazen çatışmacı bazen de iş birliği odaklı farklı tutumlar sergilemesini sağlayan temel değişken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal etkileşim süreçleri içerisinde inşa edilen kolektif kimlik ve anlamlar

Cevap

Devletlerin anarşi altındaki davranışlarını belirleyen temel unsur, sosyal etkileşim yoluyla inşa edilen kolektif kimlik ve anlamlardır.
Alexander Wendt'e göre anarşi, devletlere otomatik olarak bir davranış biçimi dayatmaz. Devletler, birbirleriyle girdikleri etkileşimler sonucunda birbirlerini düşman, rakip veya dost olarak tanımlarlar. Bu tanımlamalar "sosyal kimlikleri" oluşturur ve devletlerin çıkarları da bu kimlikler çerçevesinde inşa edilir. Dolayısıyla, sosyal etkileşim süreçleri sonunda oluşan bu kolektif anlamlar, anarşinin çatışmacı (Hobbesçu) veya barışçıl (Kantçı) bir karaktere bürünmesini sağlayan temel değişkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımı ile Wendt'in eleştirisi arasındaki farkı belirleyin.
Neorealizm anarşiyi çatışmacı bir mantığa sahip sabit bir yapı olarak görürken, Wendt anarşinin "içinin boş" olduğunu ve etkileşimle dolduğunu savunur.
Soruda Wendt'in "self-help" kavramını yapısal bir zorunluluk değil, bir kurum (etkileşim ürünü) olarak gördüğü vurgulanmaktadır.
2
Wendt'in "anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" önermesini analiz edin.
Devletlerin birbirlerine yönelik davranışları, karşılıklı etkileşimler sonucunda oluşan "kimlik" (identity) ve "çıkar" (interest) tanımlarına dayanır.
İnşacılıkta maddi yapı (anarşi) değil, fikirsel yapı (paylaşılan anlamlar) belirleyicidir.
3
Farklı anarşi kültürlerini (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) mümkün kılan unsuru seçin.
Kolektif kimlik ve sosyal anlamlar, devletleri düşmanlıktan dostluğa kadar farklı ilişki biçimlerine yönlendirir.
Anarşinin işleyişini belirleyen temel değişken, devletlerin birbirlerini nasıl anlamlandırdıklarıdır.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) ve Kimlik İnşası
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı yaklaşımında anarşi kültürleri, devletlerin birbirlerine atfettikleri rol kimliklerine göre farklı mantıklar sergiler. Bu bağlamda, devletlerin birbirlerini "düşman" (enemy) olarak kurguladığı Hobbesçu anarşi kültüründe, aktörlerin bu kültürü "üçüncü derece içselleştirme" (third degree of internalization) düzeyinde benimsemesi durumunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşmanlık statüsünün devletler tarafından meşru bir norm olarak kabul edilip kimliklerinin bir parçası haline gelmesi

Cevap

Düşmanlık statüsünün devletler tarafından meşru bir norm olarak kabul edilip kimliklerinin bir parçası haline gelmesi
Alexander Wendt’in kuramında üçüncü derece içselleştirme (legitimacy/meşruiyet), devletlerin uluslararası sistemdeki rolleri ve normları artık sorgulamadan, "doğru ve meşru" bularak benimsedikleri aşamadır. Hobbesçu kültürde devletlerin birbirini 'düşman' olarak kurguladığı düşünülürse, bu durumun üçüncü derecede içselleştirilmesi, devletlerin düşmanlık ilişkisini kendi kimliklerinin ayrılmaz bir parçası ve sistemin meşru kuralı olarak görmeleri anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültürün türünü belirle
Soru Hobbesçu kültürü (düşmanlık ilişkisi) sormaktadır.
Wendt'in üç anarşi kültüründen ilki Hobbesçu kültürdür.
2
İçselleştirme derecesini analiz et
Soru üçüncü derece içselleştirmeyi (meşruiyet/kimlik) vurgulamaktadır.
Wendt'e göre üçüncü derece, normun aktörün benliğinin bir parçası olduğu en derin aşamadır.
3
Kültür ve dereceyi birleştir
Hobbesçu kültür + 3. derece = Düşmanlığın meşru ve doğru bir davranış kalıbı olarak içselleştirilmesidir.
Bu aşamada devletler düşman oldukları için değil, düşman olmayı doğru buldukları için öyle davranırlar.

Anahtar Kavram

Wendt'in İçselleştirme Dereceleri (Zorlama, Çıkar, Meşruiyet)

İpuçları

1
Wendt'e göre içselleştirme dereceleri 'neden uyuyoruz?' sorusuna yanıt verir: Korku, çıkar veya inanç.

Daha Fazla Pratik

Lockeçu kültürde ikinci derece içselleştirmenin (rasyonel çıkar) egemenlik normuna olan etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 93Soru

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre; yeni bir normun savunulduğu ilk aşama olan "normun doğuşu" (norm emergence) sürecinde, norm girişimcilerinin (norm entrepreneurs) temel motivasyonu ve normu yaymak için kullandıkları temel mekanizma aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgecilik (altruism) ve empati - İkna

Cevap

Normun doğuşu aşamasındaki temel motivasyon özgecilik (altruism) ve empati, temel mekanizma ise iknadır.
Finnemore ve Sikkink'e göre normun doğuşu aşamasında aktörler (norm girişimcileri), herhangi bir maddi kazanç beklemeksizin ahlaki bir bağlılık veya özgeci duygularla (altruism) hareket ederler. Bu aktörlerin diğerlerini kendi saflarına çekmek için kullandıkları temel araç ise söylemsel bir süreç olan iknadır.

Adım Adım Çözüm

1
Norm Yaşam Döngüsü modelinin aşamalarını hatırlayın.
Model; normun doğuşu, norm yayılımı ve içselleştirme olmak üzere üç aşamadan oluşur.
Sorunun hangi aşamaya odaklandığını belirlemek için genel yapıyı anlamak gerekir.
2
İlk aşama olan 'normun doğuşu' sürecindeki aktörleri ve motivasyonlarını inceleyin.
Bu aşamada başat aktörler norm girişimcileridir ve motivasyonları genellikle ahlaki inançlar veya özgeciliktir.
Girişimcilerin neden yeni bir norm yaratmaya çalıştığını açıklayan temel unsurdur.
3
Normun yayılması için kullanılan yöntemi analiz edin.
Girişimciler, devletleri veya uluslararası kamuoyunu yeni normun doğruluğuna dair ikna (persuasion) yoluyla etkilemeye çalışırlar.
Eşik noktasına ulaşmadan önceki temel sosyolojik etkileşim biçimidir.

Anahtar Kavram

Normun Doğuşu (Norm Emergence)
Tahmini Süre:50s
Soru 94Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 'fail-yapı' (agent-structure) sorunsalı, aktörlerin mi yoksa sistemin mi öncelikli olduğu tartışmasını merkezine alır. Alexander Wendt’in sosyal inşacı yaklaşımı, rasyonalist teorilerin (neorealizm ve neoliberalizm) aksine bu ilişkiyi 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) ilkesiyle açıklar. Buna göre, inşacı perspektifte fail ve yapı arasındaki ilişkiye dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapının faillerin kimlik ve çıkarlarını kurucu bir biçimde tanımlarken, faillerin de sosyal pratikleri aracılığıyla yapıyı sürekli olarak yeniden üretmesi veya dönüştürmesi.

Cevap

Yapının faillerin kimlik ve çıkarlarını kurucu bir biçimde tanımlarken, faillerin de sosyal pratikleri aracılığıyla yapıyı sürekli olarak yeniden üretmesi veya dönüştürmesidir.
Alexander Wendt'e göre fail ve yapı arasındaki ilişki ontolojiktir. Bu, yapının faillerin kimliğini ve dolayısıyla çıkarlarını kurduğu (constitutive effect), faillerin ise sosyal pratikleri (eylemleri) yoluyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden ürettiği veya dönüştürdüğü (reproductive/transformative effect) anlamına gelir. Karşılıklı kuruluş, bu döngüsel ve iç içe geçmiş süreci ifade eden en kapsamlı tanımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ontolojik konumlandırmanın analizi
İnşacılıkta fail (devlet) ve yapı (uluslararası sistem) birbirine ontolojik olarak bağımlıdır; biri olmadan diğeri tanımlanamaz.
Rasyonalist teorilerin aksine, inşacılık ne yapıyı ne de faili birbirine önceler.
2
Karşılıklı kuruluş mekanizmasının belirlenmesi
Yapı (sosyal normlar ve kurallar), devletlere 'kim olduklarını' (kimlik) ve 'ne istediklerini' (çıkar) söyler; devletler ise eylemleriyle bu yapıyı var eder.
Karşılıklı kuruluş, yapının kimlik inşa edici rolü ile failin yapıyı yeniden üretme gücü arasındaki döngüsel ilişkiyi ifade eder.
3
Sonuç sentezi
Sosyal pratikler, fail ve yapının arasındaki köprüdür; bu pratikler sayesinde yapı sabit kalmaz, değişebilir ve dönüşebilir.
Wendt'in 'anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezi, bu karşılıklı kuruluşun bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi Devletlerin Ondan Ne Anladığıdır' makalesindeki kimlik inşası süreçlerini incelemek, karşılıklı kuruluşun pratiğe nasıl döküldüğünü anlamaya yardımcı olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın öncü ismi Alexander Wendt'in literatüre kazandırdığı "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır" (Anarchy is what states make of it) önermesiyle vurguladığı temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısının sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler yoluyla inşa edildiği

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısının sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler yoluyla inşa edildiği düşüncesidir.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı, neorealistlerin iddia ettiği gibi sadece maddi güç dağılımından oluşmaz; bu yapı devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda ortaya çıkan paylaşılan bilgi ve sosyal anlamlar bütünüdür. Bu yüzden 'anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü, sistemin sosyal olarak inşa edildiğini vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in temel argümanını analiz et
Anarşinin verili (doğal) bir durum değil, toplumsal bir kurgu olduğu saptanır.
Wendt, neorealizmin 'anarşi kaçınılmaz olarak self-help yaratır' iddiasına karşı çıkar.
2
Sosyal yapı ve etkileşim ilişkisini kur
Devletlerin birbirlerini 'düşman', 'rakip' veya 'dost' olarak tanımlamasının sistemi şekillendirdiği görülür.
Sistemin niteliği devletlerin birbirlerine yönelik kimlik ve çıkar tanımlamalarına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılık (Social Constructivism)

İpuçları

1
Wendt, neorealizmin anarşiyi 'değişmez ve verili bir yapı' olarak görmesini eleştirir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki temel farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 96Soru

Nicholas Onuf, 1989 yılında yayımlanan "World of Our Making" adlı eserinde uluslararası ilişkiler disiplinine "inşacılık" (konstrüktivizm) kavramını kazandırırken, sosyal dünyanın "söz edimleri" (speech acts) aracılığıyla kurulduğunu ileri sürmüştür. Onuf'un geliştirdiği kural tipolojisinde, kurallar sadece davranışı düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda belirli bir otorite ve sosyal düzen biçimi de yaratır.

Onuf'un bu yaklaşımına göre; aktörlerin karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri sözler, vaatler ve üstlendikleri yükümlülükler sonucunda oluşan "taahhüt kuralları" (commitment rules), aşağıdaki sosyal düzen veya tahakküm biçimlerinden hangisinin temelini oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heteronomi

Cevap

Doğru yanıt heteronomi düzenidir.
Nicholas Onuf'un kural temelli inşacılığında, 'taahhüt kuralları' (commitment rules) söz verme (commissive) edimlerinden kaynaklanır. Bu kurallar aktörler arasında karşılıklı hak ve sorumluluklar ağı örerek ne tek bir merkezin emrettiği ne de sadece statülerin belirleyici olduğu, aktörlerin birbirine karşı 'heteronomik' (karşılıklı bağımlı ve çoklu otoriteli) bir düzen içinde olduğu bir yapı inşa eder.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un kural ve söz edimi tipolojisini hatırlamak.
Onuf; bilgilendirici, yönlendirici ve taahhüt edici olmak üzere üç kural türü tanımlar.
Her kural türünün farklı bir sosyal gerçeklik inşa ettiğini anlamak için bu ayrım temeldir.
2
Taahhüt kurallarının (commitment rules) dayandığı dilsel eylemi belirlemek.
Bu kurallar 'söz verme' (commissive) edimine dayanır.
Söz verme eylemi, aktörler arasında karşılıklı yükümlülük bağı oluşturur.
3
Karşılıklı yükümlülüklerin yarattığı sosyal düzeni tespit etmek.
Karşılıklı sözlerin ve vaatlerin oluşturduğu çoklu otorite/yükümlülük yapısı heteronomidir.
Merkezi otorite (hiyerarşi) veya bilgi üstünlüğü (hegemonya) yerine karşılıklı bağımlılık vurgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

Onuf'un Kural ve Sosyal Düzen Tipolojisi

Daha Fazla Pratik

Onuf'un bilgilendirici kurallarının neden hegemonyaya yol açtığını, statü ve meşruiyet kavramları üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre, bir normun kritik bir kütleye ulaşarak "eşik noktasını" (tipping point) aşmasıyla başlayan "norm yayılımı" (norm cascade) sürecinde; normu henüz benimsememiş olan devletleri bu yeni norma uymaya iten temel psikolojik ve sosyal saik (motivasyon) ile bu süreçte işleyen temel mekanizma aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saik: Meşruiyet, saygınlık ve öz-saygı; Mekanizma: Sosyalleşme

Cevap

İkinci aşama olan norm yayılımında (cascade) temel saik meşruiyet ve saygınlık kazanma arzusu, temel mekanizma ise sosyalleşmedir.
Doğru yanıt olan seçenek, Finnemore ve Sikkink'in modelindeki ikinci aşamayı eksiksiz tanımlar. Norm yayılımı aşamasında devletler, normu içtenlikle benimsedikleri için değil, uluslararası toplumda meşru bir aktör olarak kabul görmek ve prestijlerini korumak (saygınlık/öz-saygı) amacıyla hareket ederler. Bu uyum süreci, devletlerin birbirini izlediği ve uluslararası baskı mekanizmalarının işlediği 'sosyalleşme' aracılığıyla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşamanın belirlenmesi
Soruda bahsedilen süreç, eşik noktasından sonra gelen 'Norm Yayılımı' (Norm Cascade) aşamasıdır.
Finnemore ve Sikkink modelinde döngü üç aşamadan oluşur: Doğuş, Yayılım ve İçselleştirme.
2
Aktör motivasyonlarının analizi
Yayılım aşamasında devletler, 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) çerçevesinde uluslararası alanda dışlanmamak ve meşruiyet kazanmak isterler.
İlk aşamadaki ikna sürecinden farklı olarak, burada akran baskısı ve saygınlık arayışı ön plandadır.
3
Mekanizmanın tespiti
Devletlerin bu normları benimsemesini sağlayan dinamik 'sosyalleşme' (socialization) sürecidir.
Uluslararası örgütler ve ağlar aracılığıyla devletler, toplumsal normlara uyum sağlamaya zorlanır.

Anahtar Kavram

Norm Yayılımı (Norm Cascade) ve Sosyalleşme

Daha Fazla Pratik

Normların içselleştirilmesi aşamasında hukukçuların ve bürokrasinin rolünü inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 98Soru

Uluslararası politika analizlerinde rasyonalist teoriler, devletlerin davranışlarını maddi çıkarlar ve stratejik hesaplamalar üzerinden kurgulanan bir rasyonaliteye dayandırırken; İnşacılık, aktörlerin eylemlerini sosyal olarak inşa edilmiş kimlikler ve bu kimliklere eşlik eden normatif beklentiler üzerinden açıklar. Rasyonalizmin eylemi araçsal bir fayda hesaplaması olarak gören 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) yaklaşımına karşılık; İnşacıların, aktörün toplumsal çevresiyle uyumlu ve meşru kabul edilen davranış kalıplarını izlediğini vurgulayan temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunluk mantığı (logic of appropriateness)

Cevap

Rasyonalizmin 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) yaklaşımına karşılık inşacılığın önerdiği temel kavramsal çerçeve 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) olarak tanımlanır.
İnşacılık (Konstrüktivizm), rasyonalistlerin 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) olarak adlandırdığı araçsal rasyonaliteye karşı, aktörlerin eylemlerini sosyal yapının sağladığı roller ve normatif beklentiler çerçevesinde gerçekleştirdiğini savunan 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) kavramını geliştirmiştir. Bu yaklaşıma göre aktörler, yalnızca bireysel çıkarlarını maksimize etmezler; aynı zamanda içinde bulundukları sosyal çevrenin meşruiyet standartlarına ve kendi kimliklerine uygun olanı yapmaya çalışırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist davranışın temelini analiz etme
Rasyonalizm (Neorealizm/Neoliberalizm), devletleri 'rasyonel tercih' yapan ve maddi çıkarları doğrultusunda stratejik hesaplamalarla (fayda-maliyet) hareket eden aktörler olarak görür; bu 'sonuç odaklı mantık'tır.
Teorik karşıtlığın ilk ayağını doğru tanımlamak için gereklidir.
2
İnşacı eleştiriyi ve alternatifini belirleme
İnşacılık, çıkarların sabit olmadığını ve sosyal etkileşimle (endojen) oluştuğunu savunur. Aktörler, 'Bana ne kazandırır?' yerine 'Benim konumumdaki bir aktör bu durumda ne yapmalı?' sorusuna yanıt ararlar.
İnşacı ontolojinin davranışsal yansımasını bulmak için rasyonalist mantığın zıttı analiz edilir.
3
Kavramsal eşleşmeyi sağlama
James March ve Johan Olsen tarafından kavramsallaştırılan 'uygunluk mantığı', aktörün toplumsal kurallar, roller ve normlarla uyumlu hareket etmesini ifade eden temel inşacı argümandır.
Soruda istenen teknik terime ulaşmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)
Soru 99Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın temel ilkelerinden biri olan "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) anlayışına göre, uluslararası sistemdeki fail (devlet) ve yapı (anarşi) ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve failler birbirini karşılıklı olarak var eder ve toplumsal pratikler yoluyla birbirlerinin kimliklerini şekillendirirler.

Cevap

Yapı ve faillerin birbirini karşılıklı olarak var ettiği ve toplumsal pratikler yoluyla birbirlerinin kimliklerini şekillendirdiği süreçtir.
İnşacı teoriye göre fail ve yapı arasında ontolojik bir etkileşim vardır. Alexander Wendt tarafından kavramsallaştırılan karşılıklı kuruluş ilkesi, devletlerin kimliklerinin sistem içerisindeki etkileşimlerle oluştuğunu, aynı zamanda uluslararası yapının (örneğin anarşinin) da devletlerin bu etkileşimleri ve sosyal pratikleri sonucunda ortaya çıktığını savunur. Yani ne yapı failden önce gelir ne de fail yapıdan bağımsızdır; ikisi birbirini sürekli olarak yeniden üretir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın fail-yapı sorunsalına yaklaşımını belirle.
İnşacılık, neorealizmin yapısalcılığı ile neoliberalizmin bireyciliği arasındaki ikiliği reddeder.
Karşılıklı kuruluş ilkesi, taraflardan birinin diğerine ontolojik önceliği olmadığını savunur.
2
Alexander Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' kavramını analiz et.
Devletler (failler) ve uluslararası sistem (yapı) birbirlerini toplumsal pratikler üzerinden inşa ederler.
Bu süreçte devletlerin kimlikleri ve çıkarları yapı tarafından şekillendirilirken, yapının kendisi de devletlerin davranışlarıyla sürekli yeniden üretilir.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:45s
Soru 100Soru

Alexander Wendt’in 'Uluslararası Siyasetin Sosyal Teorisi' (Social Theory of International Politics) adlı eserinde kavramsallaştırdığı anarşi kültürlerinde, her bir kültürün (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) farklı içselleştirme derecelerine sahip olabileceği belirtilir. Bir devletin, sistemdeki diğer aktörlerin egemenlik haklarını tanımasını ve 'rakip' (rival) rol kimliğini benimsemesini; dışsal bir askeri zorlama veya stratejik bir çıkar maksimizasyonu sebebiyle değil de, bu kuralın meşruiyetine olan sarsılmaz inancı ve bu rolün kendi devlet kimliğinin kurucu bir parçası haline gelmesi nedeniyle sürdürmesi durumu, Wendt’in kuramsal çerçevesinde aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu anarşi kültüründe üçüncü derece içselleştirme

Cevap

Lockeçu anarşi kültüründe üçüncü derece içselleştirme
Alexander Wendt'in sosyal inşacı kuramında, Lockeçu anarşi kültürü devletlerin birbirini 'rakip' olarak gördüğü ve egemenlik haklarını karşılıklı olarak tanıdığı bir yapıdır. Bu yapının 'üçüncü derece' içselleştirilmesi ise devletlerin bu statüyü artık rasyonel bir zorunluluk veya çıkar gereği değil, 'doğru olan bu olduğu için' ve kendi devlet kimliklerini bu norm üzerine inşa ettikleri için kabul etmeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Rol kimliğini tanımlama
Rakip (Rival) kimliği Lockeçu anarşi kültürüne aittir.
Wendt'e göre Hobbesçu kültür 'düşman', Lockeçu kültür 'rakip', Kantçı kültür ise 'dost' rollerine dayanır.
2
Motivasyon kaynağını analiz etme
Meşruiyet ve kimlik inşası vurgusu, üçüncü derece içselleştirmeye işaret eder.
Birinci derece zorlama (coercion), ikinci derece çıkar (self-interest), üçüncü derece ise meşruiyet ve kimlik (legitimacy/identity) temelinde kuralların benimsenmesidir.
3
Kavramları birleştirme
Lockeçu Kültür + Üçüncü Derece İçselleştirme
Soruda hem 'rakip' statüsü hem de normun kimliğin bir parçası olması istendiği için bu iki kavramın kesişimi doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Wendt'in Anarşi Kültürleri ve İçselleştirme Dereceleri

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu kültüründe neden üçüncü derece içselleştirmenin nadir görüldüğünü ve bu durumun 'güvenlik ikilemi' ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
ÖncekiSayfa 5 / 17Sonraki
İnşacılık (Konstrüktivizm) Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 5 | Examkin