Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 soru
Jürgen Habermas'ın "bilgi-çıkar" (knowledge-interest) kuramını Uluslararası İlişkiler disiplinine uyarlayan Eleştirel Teori; pozitivist yaklaşımların aksine, bilginin hiçbir zaman nesnel ve çıkarsız olamayacağını savunur. Bu teorik çerçeveye göre, ana akım kuramların verili düzeni kontrol etmeye yönelik "teknik" ilgisinin karşısında yer alan, toplumsal yapıları sorgulayarak bireyleri tahakküm ilişkilerinden kurtarmayı hedefleyen temel yönelim aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'ne göre, günümüzün az gelişmiş ülkeleri, gelişmiş ülkelerin geçmişte geçtiği yollardan geçen "henüz gelişmemiş" yapılar değildir. Aksine, bu ülkelerin mevcut ekonomik durumu, dünya kapitalist sisteminin işleyişi ile doğrudan ilişkilidir.
Buna göre Bağımlılık Teorisi’nin "merkez-çevre" ilişkisine dair temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi, az gelişmişliğin nedenlerini ülkelerin içsel özelliklerinde veya kültürel yapılarında arayan ana akım yaklaşımların aksine, çevre ülkelerin dünya ekonomisindeki konumuna ve küresel kapitalist işleyişe odaklanır. Teoriye göre, bu ülkelerin ekonomik yapısı kendi iç dinamikleriyle bağımsız bir seyir izlemek yerine, uluslararası sistemin merkezindeki aktörlerin ihtiyaçları ve sermaye birikim süreçleri doğrultusunda şekillenmektedir. Bu bağlamda, Bağımlılık Teorisi'nin merkez ve çevre ülkeler arasındaki ilişkiye dair temel savunusu aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları'nın önemli bir kolu olan Galler Okulu (Galler Ekolü) düşünürlerine göre güvenlik, kendi başına bir amaç değil; belirli bir siyasal dünya görüşünden beslenen "türevsel bir kavram" (derivative concept) niteliğindedir. Bu çerçevede Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi isimler, güvenliğin referans nesnesini devletten bireye kaydırarak güvenliğin nihai hedefinin insanların fiziksel ve yapısal baskılardan kurtulması olduğunu savunurlar.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik kuramında güvenliği "insanların hayatları üzerinde kurdukları kontrolü daraltan engellerden kurtarılması" süreciyle eşleştiren temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Max Horkheimer'ın 1937 yılında yayımlanan "Geleneksel ve Eleştirel Teori" (Traditional and Critical Theory) adlı eseri, sosyal bilimlerde pozitivist metodolojinin ve statükoyu veri kabul eden anlayışın köklü bir eleştirisini sunar. Horkheimer'a göre geleneksel teori, dünyayı olduğu gibi kabul edip teknik verimliliği artırmaya odaklanırken; eleştirel teori, toplumsal yapıların tarihsel süreçte nasıl inşa edildiğini ve bu yapıların nasıl dönüştürülebileceğini sorgular.
Buna göre, Frankfurt Okulu'nun geliştirdiği "Eleştirel Teori"nin, Horkheimer tarafından tanımlanan "Geleneksel Teori"den en temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?
Rudolf Hilferding, *Finans-Kapital* eserinde kapitalizmin tekelci aşamaya geçişiyle birlikte gümrük tarifelerinin (proteksiyonizm) mahiyet değiştirdiğini ileri sürer. Buna göre, Hilferding'in analizinde emperyalist dönemdeki gümrük duvarlarının temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel uluslararası ilişkiler kuramları, verili kabul ettikleri dünyayı açıklamak ve yönetmek için teknik bir bilgi türüne odaklanırken; Eleştirel Teori, bu bilgi üretiminin arkasındaki güç ilişkilerini ve ideolojik kabulleri sorgular. Mark Hoffman ve Andrew Linklater gibi düşünürler, disiplinin sadece devletler arası etkileşimleri yöneten kurallar dizisi olarak görülmesine karşı çıkarak, siyasal topluluğun sınırlarının ve ahlaki yükümlülüklerin yeniden düşünülmesi gerektiğini savunurlar.
Bu çerçevede, Eleştirel Teori'nin uluslararası siyasetteki değişim imkânını araştırırken temel aldığı "normatif" yönelim aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'ne göre dünya ekonomisi, çevre ülkelerin sermaye birikimini ve üretim tarzını merkez ülkelerin ihtiyaçlarına göre biçimlendiren hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Bu yaklaşım, az gelişmişliği modernleşme teorilerinin aksine bir 'başlangıç aşaması' olarak değil, sistemin işleyişinden kaynaklanan bir durum olarak görür. Bu temel varsayımdan hareketle, Bağımlılık Teorisi'nin az gelişmişlik konusundaki temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde, güvenliği sadece devletlerin askeri bekası ile sınırlı gören anlayışa karşı çıkarak; açlık, yoksulluk, eğitim yetersizliği ve siyasal baskı gibi unsurların da birer güvenlik sorunu olduğunu ileri süren yaklaşım, güvenliğin temel amacının insanların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasını sağlamak olduğunu vurgular. Statükoyu sorgulayan ve kuramı dünyayı daha adil bir yer haline getirmek için bir araç olarak gören bu teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?