Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 soru
Eleştirel teori çerçevesinde Robert Cox tarafından geliştirilen modelde; dünya düzeninin istikrarını sağlayan hegemonya sadece maddi kapasitelerle değil, aynı zamanda sivil toplumda üretilen rızayla korunur. Bu rıza üretim sürecinde egemen sınıfın çıkarlarını tüm toplumun ortak çıkarıymış gibi sunan, fikirleri sistemleştiren ve toplumsal desteği örgütleyerek hegemonyanın sivil toplumda kökleşmesini sağlayan aktörler aşağıdakilerden hangisidir?
Rosa Luxemburg, emperyalizmi incelediği temel teorik çerçevesinde, kapitalizmin sadece 'saf' bir kapitalist çevre içerisinde (yalnızca sermayedarlar ve işçilerden oluşan bir yapıda) kendi varlığını sürdüremeyeceğini savunur. Luxemburg'a göre, üretim sürecinde ortaya çıkan 'artık değerin' gerçekleştirilebilmesi (paraya dönüştürülüp yeniden birikime dahil edilebilmesi) için sistemin mutlaka kendi sınırlarının dışına taşması gerekmektedir. Buna göre, Luxemburg'un emperyalizm kuramında genişlemenin temel yapısal gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 'Dünya Sistemleri Analizi' kapsamında yapılan tarihsel sınıflandırmada; geniş bir coğrafi alanda iş bölümüne dayalı olmasına rağmen, bu alanı tek bir siyasi otorite altında toplayan ve ekonomik artı-değerin idari/siyasi yollarla (vergi, haraç vb.) transfer edildiği yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu’na göre teori, toplumsal yaşamın dışında duran tarafsız bir faaliyet değildir; aksine, ya mevcut düzenin sürdürülmesine hizmet eder ya da o düzenin dönüştürülmesine yardımcı olur. Max Horkheimer, bir kuramın sadece verili sistemin işleyişindeki aksaklıkları gidermeye yönelik teknik çözümler üretmesi durumunda 'geleneksel kuram' sınırları içinde kaldığını savunur. Buna göre, Frankfurt Okulu’nun savunduğu 'Eleştirel Teori'nin, geleneksel kuramlardan ayrılmasını sağlayan temel karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksizm, uluslararası ilişkiler disiplininin ana akım teorilerinin aksine, "devlet" ve "uluslararası sistem" gibi kavramları siyasal olanın özerk veya verili yapıları olarak kabul etmez. Bu kuramsal çerçevede, uluslararası ilişkiler olgusu toplumun maddi üretim tarzından ve bu temelde yükselen sınıfsal dinamiklerden bağımsız bir alan olarak görülmez. Buna göre, Klasik Marksist perspektifte devletin uluslararası sistemdeki konumu ve dış politika davranışları hakkında yapılabilecek en isabetli değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?
Andre Gunder Frank ve Raul Prebisch gibi düşünürlerin öncülük ettiği Bağımlılık Teorisi'ne göre dünya ekonomisi, sömüren ve sömürülen bölgeler arasındaki hiyerarşik bir ilişki üzerine kuruludur. Bu teorinin temel varsayımına göre, 'merkez' ve 'çevre' ülkeler arasındaki ekonomik ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru tanımlanmıştır?
Robert Cox, mevcut düzeni ve kurumları veri kabul eden yaklaşımları "sorun çözücü kuramlar" olarak nitelerken; bu düzenin kökenlerini sorgulayan ve Andrew Linklater'ın da belirttiği üzere nihai hedefi bireylerin her türlü dışlayıcı yapıdan "özgürleşmesi" (emancipation) olan uluslararası ilişkiler yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), güvenliği sadece askeri tehditlerin yokluğu olarak değil; bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen açlık, siyasi baskı ve fakirlik gibi unsurlardan kurtulması süreci olarak tanımlar. Bu yaklaşıma göre güvenliğin nihai hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorileri literatüründe, emperyalizmin kapitalist sistem için yapısal bir zorunluluk mu yoksa düzeltilebilir bir 'politika hatası' mı olduğu tartışması temel bir ayrım noktasıdır. J.A. Hobson ve V.I. Lenin’in emperyalizm analizleri arasındaki bu temel farklılığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası İlişkiler disiplininin ana akım kuramları, uluslararası alanı 'anarşi' kavramı üzerinden siyasal olanın özerk bir alanı olarak kavramsallaştırır. Klasik Marksizm ise toplumsal bütünsellik (totality) ilkesinden hareketle, bu tür bir ayrımı 'şeyleştirme' (reification) olarak niteler ve uluslararası olanı, toplumsal üretim tarzının mekânsal bir genişlemesi olarak görür. Buna göre Klasik Marksist kuramda, devletler arası ilişkilerin ve dış politikanın temel belirleyicisi olarak aşağıdakilerden hangisi kabul edilir?
Immanuel Wallerstein tarafından geliştirilen Dünya Sistemleri Analizi'ne göre, kapitalist dünya-ekonomisinde merkez (core) ve çevre (periphery) bölgeleri arasındaki yapısal ilişkinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları (Galler Okulu) literatüründe güvenlik, kendi başına var olan bağımsız bir kavramdan ziyade, siyasal ve ontolojik tercihlerden beslenen "türetilmiş bir kavram" (derivative concept) olarak ele alınır. Bu argümana göre bir kuramın güvenlikten ne anladığı, onun dünyayı nasıl gördüğüne ve neyi korumaya değer bulduğuna bağlıdır.
Buna göre Ken Booth ve Richard Wyn Jones tarafından savunulan yaklaşımın, güvenliği statükoyu korumaya odaklanan geleneksel yaklaşımlardan ayıran temel ontolojik farkı aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorisyenlerinden J.A. Hobson'a göre; kapitalist sistemde gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle geniş kitlelerin satın alma gücünün düşük kalması, üretilen malların iç piyasada tüketilememesine ve sermaye fazlasının dış pazarlara yönelmesine neden olmaktadır. Hobson, emperyalizmin temelinde yatan bu ekonomik sorunu aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılmıştır?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler kuramının temelini oluşturan tarihsel materyalizm anlayışına göre; siyaset, hukuk, devlet ve ideoloji gibi unsurlardan oluşan "üstyapı" (superstructure) aşağıdakilerden hangisi tarafından belirlenmektedir?
Uluslararası ekonomi-politik literatüründe, merkez ülkelerin zenginleşmesi ile çevre ülkelerin yoksullaşmasının aynı madalyonun iki yüzü olduğunu savunan yaklaşım; az gelişmişliği, ülkelerin içsel bir başarısızlığı olarak değil, küresel sistemin yapısal bir sonucu olarak görür. Bu yaklaşımın temel argümanları dikkate alındığında, 'merkez' ve 'çevre' arasındaki ekonomik ilişkiyi en doğru açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları (Galler Okulu) literatüründe, geleneksel realizmin 'devlet merkezli' güvenlik anlayışına yönelik en temel eleştiri, devletin çoğu zaman bireyler için bir güvenlik sağlayıcısı olmaktan ziyade bizzat bir tehdit kaynağına dönüşebilmesidir. Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi isimlerin öncülük ettiği bu yaklaşıma göre, güvenliğin odak noktasının devletten bireye kaydırılmasıyla ulaşılmak istenen nihai amaç aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, kuramların her zaman birileri ve bir amaç için olduğunu savunarak ana akım yaklaşımların statükoyu korumaya hizmet eden "sorun çözücü" yapısını eleştirmiştir. Andrew Linklater ise bu eleştiriyi geliştirerek, Frankfurt Okulu’nun "özgürleşme" (emancipation) kavramını uluslararası ilişkiler disiplinine taşımış ve modern devletin tikelci yapısının aşılması gerektiğini vurgulamıştır.
Buna göre, Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori'nin temel hedefi ve siyasal topluluğa bakışı aşağıdakilerden hangisidir?
Modernleşme teorisyenleri, az gelişmiş ülkelerin sadece gelişmiş ülkelerin geçmişte bulunduğu bir 'başlangıç aşamasında' olduklarını iddia ederken; Bağımlılık Teorisyenleri bu duruma yapısal bir perspektifle itiraz ederler. Bağımlılık Teorisi'nin bu eleştirel duruşuna göre, çevre () ülkelerin ekonomik yapısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Frankfurt Okulu düşünürlerine göre modernite ile birlikte akıl, insanın özgürleşmesine hizmet etmek yerine, teknik verimliliği ve toplumsal kontrolü sağlayan bir araç haline gelmiştir. Bu durum, uluslararası ilişkilerde mevcut düzenin (statüko) sorgulanmadan sürdürülmesine hizmet eden teorik yaklaşımlarla pekiştirilmektedir. Frankfurt Okulu'nun 'araçsal akıl' (instrumental reason) olarak adlandırdığı bu anlayışa yönelik temel eleştirisi aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, kuramların hiçbir zaman tarafsız olmadığını, her zaman "birileri ve bir amaç için" var olduğunu savunur. Mevcut dünya düzenini olduğu gibi kabul eden ve bu sistem içindeki aksaklıkları gidermeyi hedefleyen yaklaşımları "problem çözücü kuram" olarak nitelendiren Cox; Gramsciyen perspektifi uluslararası ilişkilere uyarlarken hegemonyanın sadece maddi güçle (zorlama) değil, fikirler ve kurumlar aracılığıyla üretilen bir "rıza" (consent) ile sağlandığını belirtir. Bu perspektife göre, uluslararası sistemde hegemonyanın rıza yoluyla tesis edilmesinde, egemen güçlerin kendi dar çıkarlarını "evrensel genel çıkar" gibi sunmalarına ve ideolojilerini yaymalarına imkan tanıyan temel araç aşağıdakilerden hangisidir?