Nükleer reseptör süperailesi üyeleri, ökaryotik hücrelerde gen ifadesinin ligand bağımlı kontrolünde kritik rol oynarlar. Bu reseptörlerden Tip II nükleer reseptörlerin (örneğin tiroid hormon reseptörü), Tip I nükleer reseptörlerden (örneğin glukokortikoid reseptörü) farklı olarak ligand yokluğunda hedef gen transkripsiyonunu aktif olarak baskıladığı bilinmektedir.
Buna göre, Tip II nükleer reseptörlerin ligand yokluğundaki bu baskılayıcı etkisi temel olarak hangi mekanizma ile gerçekleşir?
- AReseptörün sitozolde ısı şoku proteinleri () ile bağlı kalarak çekirdeğe girişinin engellenmesi
- BReseptörün üzerindeki hormon yanıt elemanına () bağlanabilmesi için ligand aracılı dimerizasyona ihtiyaç duyması
- Reseptörün 'ya bağlı haldeyken korepresör kompleksleri aracılığıyla histon deasetilaz () aktivitesini bölgeye çekmesiCevap
- DLigand yokluğunda reseptörün degradasyonunu indükleyen sentezini uyarması
- EReseptörün çinko parmak ( ) motifinin ligand yokluğunda bağlanma kapasitesinin tamamen kaybolması
Cevap
Tip II nükleer reseptörler ligand yokluğunda DNA'ya bağlı haldeyken korepresörler üzerinden histon deasetilaz (HDAC) aktivitesini uyararak gen ifadesini baskılarlar.
Doğru seçenek, Tip II reseptörlerin ligand yokluğunda DNA'ya bağlı kalarak korepresörler ve HDAC aktivitesi üzerinden kromatin yapısını sıkılaştırdığını belirtmektedir. Bu, nükleer reseptör sinyalizasyonunda Tip I (ligand bağımlı nükleer giriş) ve Tip II (ligand bağımlı transaktivasyon/de-represyon) arasındaki temel fonksiyonel farktır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Tip II Nükleer Reseptörlerin Ligand Yokluğundaki Aktif Represyon Mekanizması (HDAC Aracılığıyla)