yaşında erkek hasta, mediastinal kitle ve yaygın lenfadenopati şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda hastaya T-hücreli Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı konuluyor. Kemoterapi planlanan hastanın bazal laboratuvar değerleri şu şekildedir: Ürik asit: mg/dL, Potasyum: mEq/L, Fosfor: mg/dL, Kalsiyum: mg/dL, Kreatinin: mg/dL. Hasta klinik olarak asemptomatiktir.
Bu hastada Tümör Lizis Sendromu (TLS) profilaksisi ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- AHastanın yüksek risk grubunda olması nedeniyle profilaktik rasburikaz kullanımı endikedir.
- BAgresif hidrasyon tedavisi, idrar çıkışı mL/m /saat olacak şekilde planlanmalıdır.
- Ürik asit çözünürlüğünü artırmak için sodyum bikarbonat ile rutin idrar alkalinizasyonu yapılmalıdır.Cevap
- DKardiyak aritmi veya tetani gibi semptomlar gelişmediği sürece hipokalsemi için kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır.
- EŞiddetli hiperfosfatemi durumunda ( mg/dL) veya progresif böbrek yetmezliği gelişirse acil hemodiyaliz düşünülmelidir.
Cevap
Ürik asit çözünürlüğünü artırmak için sodyum bikarbonat ile rutin idrar alkalinizasyonu yapılması yanlış bir yaklaşımdır.
Tümör Lizis Sendromu (TLS) yönetiminde modern yaklaşım, rutin idrar alkalinizasyonundan kaçınmaktır. Bunun temel nedeni, alkali idrarın kalsiyum-fosfat çözünürlüğünü azaltarak böbrek kanallarında çökelmeye (kalsifikasyon) ve dolayısıyla akut böbrek hasarına yol açmasıdır. Ayrıca rasburikaz kullanımı ile ürik asit zaten etkili bir şekilde kontrol edilebildiği için alkalinizasyonun sağladığı ürik asit çözünürlüğü avantajı ikincil planda kalmıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Tümör Lizis Sendromu yönetiminde idrar alkalinizasyonunun riskleri ve asemptomatik hipokalsemiye yaklaşım.
Daha Fazla Pratik
Rasburikazın G6PD eksikliği olan hastalarda hemoliz riski nedeniyle kontrendike olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s