Onkolojik Aciller

40 soru

Soru 1Soru

19 yaşında erkek hasta, hızlı büyüyen abdominal kitle ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda Burkitt lenfoma tanısı konuluyor. Laboratuvar bulgularında; LDH: 3400 U/L3400\ U/L (N<250N < 250), Ürik asit: 10.2 mg/dL10.2\ mg/dL, Kreatinin: 1.2 mg/dL1.2\ mg/dL ve Potasyum: 4.6 mEq/L4.6\ mEq/L saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde çocukluk çağında bakla tüketimi sonrası hemoliz atağı geçirdiği biliniyor. Bu hastada tümör lizis sendromunu (TLS) önlemek amacıyla planlanan tedavide en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Agresif hidrasyon ve allopurinol tedavisi

Cevap

Agresif hidrasyon ve allopurinol tedavisi
Burkitt lenfoma ve aşırı yüksek LDH düzeyleri hastayı TLS açısından yüksek risk grubuna sokar. Yüksek riskli hastalarda normalde rasburikaz ilk tercihtir; ancak hastanın bakla tüketimi sonrası hemoliz öyküsü G6PD eksikliğini tanımlar. Rasburikaz ürik asidi allantoine çevirirken hidrojen peroksit açığa çıkarır, bu da G6PD eksikliği olanlarda şiddetli hemolize yol açar. Bu nedenle bu spesifik hastada agresif hidrasyonun yanında en güvenli ve uygun profilaktik ajan allopurinoldür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın Tümör Lizis Sendromu (TLS) riskini belirle.
Burkitt lenfoma ve LDH > 2x normal olması hastayı 'yüksek risk' grubuna sokar.
Yüksek riskli hastalarda agresif profilaksi (hidrasyon + ürik asit düşürücü) zorunludur.
2
Özgeçmişteki 'bakla tüketimi sonrası hemoliz' bilgisini analiz et.
Bu öykü hastada Glikoz-6-Fosfat Dehidrogenaz (G6PD) eksikliği olduğunu gösterir.
G6PD eksikliği, TLS yönetiminde kritik bir ilaç olan rasburikazın kullanımı için mutlak kontrendikasyondur.
3
Kontrendikasyonlara göre en uygun ürik asit düşürücü ajanı seç.
Rasburikaz kullanılamadığı için allopurinol tercih edilir.
Rasburikaz metabolizması sırasında hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) oluşur; G6PD eksikliğinde bu durum oksidatif hemolize ve methemoglobinemiye yol açar.

Anahtar Kavram

TLS risk sınıflaması ve G6PD eksikliğinde rasburikaz kontrendikasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

5555 yaşında erkek hasta, son 1010 gündür giderek artan nefes darlığı, yüzünde ve boynunda şişlik, ses kısıklığı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki kolda ödem, boyun venlerinde dolgunluk ve göğüs ön duvarında genişlemiş kollateral venöz yapılar saptanıyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) mediastende, vena kava superiora bası yapan ve sağ akciğer üst lobdan köken alan 55 cmcm çapında kitle izleniyor. Hastada stridor veya mental durum değişikliği saptanmadığına göre, kesin tedaviye başlanmadan önce yapılması gereken en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Histopatolojik tanı için doku biyopsisi yapılması

Cevap

Klinik olarak stabil olan vena kava superior sendromlu hastada kesin tedavi öncesi doku tanısı için biyopsi yapılmalıdır.
Vena kava superior sendromu tanısı konulan ve hava yolu tıkanıklığı ya da serebral ödem gibi yaşamı tehdit eden acil bulguları olmayan hastalarda, en uygun yaklaşım tedavi öncesinde histopatolojik tanı (biyopsi) almaktır. Çünkü küçük hücreli akciğer kanseri ve lenfomalar gibi durumlarda kemoterapi öncelikliyken, diğer durumlarda radyoterapi veya cerrahi seçenekleri değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastada yüz/boyun şişliği ve kollateral venler mevcut; vena kava superior sendromu (VKSS) tanısı konuldu.
Vena kava superiorun basıya uğraması venöz dönüşü engelleyerek tipik klinik bulgulara yol açar.
2
Hastanın stabilite durumunu kontrol et
Stridor (hava yolu obstrüksiyonu) veya mental bulanıklık (beyin ödemi) saptanmadı.
Eğer bu bulgular olsaydı, biyopsi beklenmeden acil radyoterapi veya stentleme gibi girişimler gerekirdi.
3
Tanısal önceliği belirle
Histopatolojik tanı için biyopsi (bronkoskopi, transtorasik biyopsi veya mediastinoskopi) planlanmalıdır.
Küçük hücreli akciğer kanseri veya lenfoma gibi kemosensitif tümörlerin tedavisi ile diğer tiplerin tedavisi farklıdır; doku örneği almadan tedaviye başlamak tanıyı güçleştirebilir.

Anahtar Kavram

Vena Kava Superior Sendromu (VKSS) Tanısal Yaklaşımı

Alternatif Yöntem

Eğer biyopsi yapılamıyorsa veya hasta çok instabilse, endovasküler stent yerleştirilmesi semptomları hızla rahatlatmak için kullanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

2222 yaşında erkek hasta, yeni tanı 'Burkitt Lenfoma' nedeniyle yatırılarak kemoterapiye alınmıştır. Tedavi öncesi laboratuvarında ürik asit 1414 mg/dLmg/dL, potasyum 5.85.8 mEq/LmEq/L ve fosfor 6.26.2 mg/dLmg/dL saptanması üzerine 'Tümör Lizis Sendromu' (TLSTLS) tanısıyla agresif hidrasyon ve rasburicase tedavisi başlanmıştır. Rasburicase infüzyonundan 44 saat sonra kontrol amacıyla alınan kan örneğinde ürik asit düzeyi 0.20.2 mg/dLmg/dL olarak raporlanmıştır.

Bu laboratuvar sonucuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan örneği laboratuvara buz üzerinde taşınmadığı için rasburicase ex vivo olarak ürik asidi parçalamaya devam etmiştir.

Cevap

Kan örneğinin buz üzerinde taşınmaması nedeniyle rasburicase'in ex vivo olarak ürik asidi parçalamaya devam etmesi doğru açıklamadır.
Doğru yanıt olan seçenek, rasburicase'in ex vivo (vücut dışı) aktivitesini açıklamaktadır. Rasburicase, ürik asidi allantoine çeviren çok güçlü bir rekombinant urat oksidaz enzimidir. Bu enzim, hasta kanı alındıktan sonra da oda sıcaklığında çalışmaya devam eder. Eğer kan örneği hemen dondurulmuş tüplere alınmaz ve buz üzerinde laboratuvara ulaştırılmazsa, enzim tüp içindeki tüm ürik asidi parçalar ve sonuç 'yalancı negatif' veya 'aşırı düşük' çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Burkitt Lenfoma ve yüksek turnover nedeniyle gelişen belirgin TLS tablosu ve rasburicase kullanımı mevcuttur.
Rasburicase'in farmakolojik özelliklerini hatırlamak için hastanın aldığı tedaviyi belirlemek gerekir.
2
Laboratuvar değerini değerlendir
0.20.2 mg/dLmg/dL düzeyi, 44 saatlik bir süre için fizyolojik olarak beklenenden çok daha düşüktür.
Anormal düşük değerlerin pre-analitik, analitik veya biyolojik nedenlerini ayırt etmek gerekir.
3
Rasburicase'in pre-analitik gerekliliklerini sorgula
Rasburicase'in kan alındıktan sonra tüp içinde de ürik asidi parçalamaya devam ettiği bilgisine ulaşılır.
Hatalı düşük sonuçları önlemek için kanın buz üzerinde taşınması zorunluluğu kritiktir.
4
Sonuca ulaş
Buz üzerinde taşınmayan numunede enzim aktivitesinin devam etmesi sonucu yalancı düşük değer saptanmıştır.
TUS sınavında sıkça sorulan 'klinik inci' niteliğindeki laboratuvar-klinik korelasyonu test edilmektedir.

Anahtar Kavram

Rasburicase kullanan hastalarda ürik asit ölçümü için kan numunesinin soğuk zincirle (buz üzerinde) taşınması zorunluluğu.
Soru 4Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen metastatik renal hücreli karsinom tanısı ile izlenmektedir. Son 2424 saattir gelişen şiddetli sırt ağrısı, her iki bacakta giderek artan güçsüzlük ve idrar yapamama şikayeti ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde alt ekstremitelerde kas gücü 3/53/5, T10T_{10} vertebra seviyesinde duyu kusuru ve derin tendon reflekslerinde artış saptanıyor. Çekilen spinal MRGMRG'de T10T_{10} vertebra seviyesinde tek seviyeli kord basısı ve spinal kanala bası yapan kemik fragmanları izleniyor. Hastanın performans statüsü iyi (ECOGECOG 11) olarak değerlendirilmiştir. Bu hasta için fonksiyonel sağkalımı ve mobiliteyi korumada en üstün olduğu kanıtlanmış tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi dekompresyon ve ardından radyoterapi

Cevap

Cerrahi dekompresyon ve ardından radyoterapi
Onkolojik spinal kord basısında, hastanın performans statüsü iyi ise, yaşam beklentisi 33 aydan uzunsa ve bası tek bir seviyede ise cerrahi dekompresyon ve ardından radyoterapi uygulanması, tek başına radyoterapiye göre daha yüksek mobilite oranları sağlar. Özellikle renal hücreli karsinom gibi radyodirençli tümörlerde ve kemik fragmanlarının neden olduğu mekanik bası durumlarında cerrahi dekompresyon önceliklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla.
Hastada akut gelişen parapari ve idrar retansiyonu ile uyumlu 'Spinal Kord Basısı' (SKB) mevcuttur.
Acil onkolojik durumlarda doğru tanı, tedavi önceliğini belirler.
2
Hastanın cerrahiye uygunluk kriterlerini değerlendir.
Tek seviyeli bası, iyi performans statüsü (ECOGECOG 11) ve radyodirençli bir tümör (Renal hücreli karsinom) mevcuttur.
Patchell kriterlerine göre bu özellikler cerrahi önceliği işaret eder.
3
Mekanik faktörleri analiz et.
Görüntülemede saptanan kemik fragmanları radyoterapi ile gerilemeyecek mekanik bir bası oluşturmaktadır.
Kemik fragman varlığı cerrahi dekompresyon için kesin endikasyondur.
4
En güncel ve kanıta dayalı tedavi modalitesini seç.
Cerrahi dekompresyon + postoperatif radyoterapi.
Bu kombinasyon, sadece radyoterapiye kıyasla hastaların yürüme yeteneğini korumada ve geri kazanmada istatistiksel olarak daha üstündür.

Anahtar Kavram

Onkolojik spinal kord basısında cerrahi ve radyoterapi endikasyonlarının ayrımı (Patchell Çalışması kriterleri).

Alternatif Yöntem

Surgical candidate evaluation using SINS (Spine Instability Neoplastic Score) to assess mechanical stability.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

5252 yaşında kadın hasta, son iki haftadır giderek artan nefes darlığı, yüzünde ve boynunda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yüzde pletore, her iki juguler venöz dolgunluk ve göğüs ön duvarında kollateral venöz yapılar saptanıyor. Toraks BT'de superior vena kava'ya (SVK) dıştan bası yapan 5 cm5\text{ cm}'lik mediastinal kitle izleniyor. Hastanın vital bulguları stabil olup belirgin stridor veya bilinç değişikliği saptanmıyor. Bu aşamada hastaya yaklaşımda bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyopsi yapılarak histopatolojik tanının konulması

Cevap

Stabil durumdaki bir Superior Vena Kava (SVK) sendromu vakasında, tedavi stratejisini belirlemek için öncelikle biyopsi ile histopatolojik tanı konulmalıdır.
SVK sendromunda, hastanın hava yolu güvenliği (stridor yokluğu) ve nörolojik durumu (konfüzyon/beyin ödemi yokluğu) stabilse, birincil basamak histopatolojik tanıdır. Tedavi seçimi tümör tipine bağlıdır; örneğin küçük hücreli akciğer kanseri ve lenfomada radyoterapiden ziyade kemoterapi ilk seçenek olabilir. Tanı almadan başlanan radyoterapi doku örneğinin bozulmasına ve yanlış yönetime yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik stabilite değerlendirmesi yapılması
Hastanın stridor, belirgin dispne veya bilinç değişikliği (serebral ödem bulgusu) olmadığı teyit edildi.
Acil müdahale (stent veya acil RT) gerekip gerekmediğini anlamak için kritiktir.
2
Tanısal önceliğin belirlenmesi
Hasta stabil olduğu için acil ampirik tedavi yerine histopatolojik tanı hedeflendi.
SVK sendromuna yol açan tümör tipleri (Küçük hücreli akciğer kanseri, lenfoma, germ hücreli tümörler) farklı tedavi protokollerine (kemoterapi vs radyoterapi) sahiptir.
3
Doku tanısı için en uygun biyopsi yönteminin seçilmesi
Mediastinoskopi, transtorasik iğne biyopsisi veya endoskopik yöntemler planlanır.
Doğru tedaviye başlamak için hücre tipinin bilinmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Superior Vena Kava Sendromu Yönetim Algoritması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Evre 4 Hodgkin Lenfoma tanısı ile takip edilen 34 yaşındaki erkek hasta, kemoterapi öncesi değerlendirmede şiddetli halsizlik, bulantı, kusma ve konstipasyon şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum14.2 mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor5.4 mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Albumin4.0 g/dL3.5 - 5.0 g/dL
Parathormon (PTH)< 5 pg/mL15 - 65 pg/mL
Alkalen Fosfataz95 U/L40 - 130 U/L

Buna göre, hastadaki hiperkalseminin en olası patofizyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör ilişkili makrofajlarda 1-alfa hidroksilaz aktivite artışı

Cevap

Tümör ilişkili makrofajlarda 1-alfa hidroksilaz aktivite artışı
Hodgkin Lenfoma vakalarında hiperkalseminin en sık nedeni, malign lenfositlerin veya komşu makrofajların ektopik 1-alfa hidroksilaz aktivitesi kazanarak 25-hidroksivitamin D'yi aktif 1,25-dihidroksivitamin D'ye (kalsitriol) dönüştürmesidir. Artan kalsitriol, bağırsaklardan hem kalsiyum hem de fosfor emilimini artırır. Bu nedenle, PTHrP aracılı hiperkalsemiden (hipofosfatemi görülür) farklı olarak, bu hastalarda hiperfosfatemi (veya normalin üst sınırında fosfor) eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hasta Hodgkin Lenfoma tanılı ve ciddi hiperkalsemisi (14.2 mg/dL) var. PTH baskılanmış (<5 pg/mL), bu da paratiroid dışı bir nedeni gösterir.
Malignite hiperkalsemisi ayırıcı tanısı için PTH düzeyi ve tümör tipi esastır.
2
Fosfor düzeyini değerlendirerek mekanizmayı ayrıştır.
Fosfor düzeyi yüksek (5.4 mg/dL). PTHrP ilişkili hiperkalsemide (solid tümörler) PTH benzeri etkiyle fosfor atılımı artar ve hipofosfatemi görülür.
Hiperkalsemi + Hiperfosfatemi birlikteliği D vitamini aracılı mekanizmayı veya böbrek yetmezliğini işaret eder.
3
Tümör tipi ile mekanizmayı eşleştir.
Hodgkin Lenfoma ve bazı Granülomatöz hastalıklarda (Sarkoidoz vb.) hiperkalseminin temel nedeni, tümör makrofajlarındaki 1-alfa hidroksilaz enziminin 25(OH)D'yi aktif 1,25(OH)2D'ye (kalsitriol) kontrolsüzce dönüştürmesidir. Bu durum bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini artırarak her ikisinin de yükselmesine neden olur.
Lenfomalarda 1,25-dihidroksivitamin D sentezi, PTHrP salınımından çok daha sık görülen bir mekanizmadır.

Anahtar Kavram

Hodgkin Lenfoma ve Non-Hodgkin Lenfoma gibi hematolojik malignitelerde gelişen hiperkalsemi, genellikle tümör ilişkili makrofajlardan kontrolsüz 1,25-dihidroksivitamin D (kalsitriol) sentezine bağlıdır. Bu tabloda PTH baskılanır, kalsiyum ve fosfor birlikte yükselir.

İpuçları

1
Malignite hiperkalsemisinde fosfor düzeyine dikkat ediniz: Düşük fosfor PTH benzeri etkiyi, yüksek fosfor ise D vitamini benzeri etkiyi veya kemik yıkımını düşündürür.
2
PTHrP böbrekten fosfor atılımını artırır (hipofosfatemi). 1,25-dihidroksivitamin D ise bağırsaktan fosfor emilimini artırır (hiperfosfatemi).
3
Lenfomalar ve sarkoidoz gibi granülomatöz hastalıklar, makrofajların D vitaminini aktif forma çevirmesiyle hiperkalsemi yapar.

Daha Fazla Pratik

Sarkoidoz hastasında gelişen hiperkalsemi tedavisinde steroidlerin rolünü araştırınız (mekanizma benzerdir).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Prostat karsinomu tanısıyla takip edilen 7272 yaşında erkek hasta, yeni gelişen sırt ağrısı ve yürüme güçlüğü nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde torakal 88 (T8T8) seviyesinde spinal hassasiyet, alt ekstremitelerde simetrik 4/54/5 kas gücü ve patella reflekslerinde canlılık saptanıyor. Spinal kord basısı şüphesiyle yapılacak olan radyolojik değerlendirmede en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüm spinal aksın magnetik rezonans (MR) görüntülemesi

Cevap

Spinal kord basısı şüphesi olan bir hastada en uygun yaklaşım, tüm spinal aksın magnetik rezonans (MR) görüntülemesidir.
Spinal kord basısı şüphesinde magnetik rezonans (MR) görüntüleme altın standarttır. Metastatik tümörlerde birden fazla omurga seviyesinde tutulum (senkron metastazlar) sık görüldüğünden (%1033\%10-33), sadece semptomatik bölgenin değil, tüm spinal aksın görüntülenmesi diğer potansiyel bası alanlarını atlamamak için kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada malignite öyküsü, yeni başlayan sırt ağrısı ve nörolojik defisit (kuvvet kaybı, refleks canlılığı) varlığı spinal kord basısını düşündürür.
Onkolojik hastalarda yeni gelişen sırt ağrısı, aksi kanıtlanana kadar spinal kord basısı olarak kabul edilmelidir.
2
Tanısal yöntemin seçilmesi
Altın standart tetkik olarak magnetik rezonans (MR) görüntüleme belirlenir.
MR, hem kemik hem de yumuşak doku (tümör basısı) ayrıntılarını en iyi gösteren, radyasyon içermeyen yöntemdir.
3
Görüntüleme kapsamının belirlenmesi
Sadece ağrılı bölge değil, tüm spinal aksın (servikal, torakal, lomber, sakral) taranmasına karar verilir.
Metastatik spinal kord basısı olan hastaların %10\%10 ile %33\%33'ünde, klinik olarak sessiz olsa bile birden fazla seviyede (senkron) bası mevcuttur.

Anahtar Kavram

Metastatik spinal kord basısında tanısal yaklaşım ve tüm spinal aks görüntülemesinin önemi.

İpuçları

1
Onkolojik acillerde spinal kord basısı şüphesinde hangi görüntüleme yöntemi en yüksek duyarlılığa sahiptir?
2
Metastatik basıların birden fazla omurga seviyesinde aynı anda bulunma olasılığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Spinal kord basısı tanısı kesinleşen bir hastada, tedaviye başlamadan önce verilmesi gereken ilk ilaç olan yüksek doz kortikosteroidleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru

6262 yaşında kadın hasta, yassı hücreli akciğer kanseri ve yaygın kemik metastazları nedeniyle izleniyor. Şiddetli halsizlik ve kabızlık şikayetleriyle başvuran hastanın laboratuvar incelemesinde düzeltilmiş serum kalsiyum düzeyi 12.8mg/dL12.8 \, mg/dL olarak bulunuyor. Hastanın tıbbi öyküsünde esansiyel hipertansiyon ve konjestif kalp yetersizliği mevcuttur. Aşağıdaki ilaçlardan hangisinin bu hastada kullanımı, renal kalsiyum geri emilimini artırarak mevcut hiperkalsemi tablosunun kötüleşmesine neden olabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidroklortiyazid

Cevap

Maligniteye bağlı hiperkalsemisi olan hastalarda tiyazid grubu diüretiklerin (örneğin hidroklortiyazid) kullanımı, renal kalsiyum geri emilimini artırdığı için kontrendikedir.
Hidroklortiyazid, distal kıvrımlı tübülde sodyum-klorür simporterını inhibe ederek sodyum atılımını artırırken, eş zamanlı olarak kalsiyumun pasif geri emilimini artırır. Bu durum, maligniteye bağlı hiperkalsemisi olan hastalarda serum kalsiyum düzeylerinin daha da yükselmesine ve klinik tablonun ağırlaşmasına neden olduğu için bu ilaçların kullanımı kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendiriniz.
Yassı hücreli akciğer kanseri ve kemik metastazları olan hastada 12.8mg/dL12.8 \, mg/dL kalsiyum düzeyi ile onkolojik bir acil olan hiperkalsemi mevcuttur.
Hiperkalsemi, özellikle yassı hücreli kanserlerde PTHrP üretimi veya kemik metastazları yoluyla sık görülür.
2
Mevcut ilaçların kalsiyum metabolizması üzerindeki etkilerini analiz ediniz.
Tiyazid grubu diüretiklerin distal tübülde kalsiyum reabsorpsiyonunu artırdığı sonucuna ulaşılır.
Bu etki mekanizması, hiperkalsemik hastalarda kalsiyum düzeylerinin daha da yükselmesine neden olur.
3
Kötüleşmeye neden olacak ilacı belirleyiniz.
Hidroklortiyazid kullanımı bu hasta için uygun değildir.
Hiperkalsemiyi agreve edebilecek ilaçların kesilmesi, onkolojik acil yönetiminin temel bir parçasıdır.

Anahtar Kavram

Maligniteye bağlı hiperkalsemi yönetiminde tiyazid kullanımı kontrendikedir; çünkü bu ilaçlar renal kalsiyum atılımını azaltarak serum kalsiyumunu yükseltir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

60 yaşındaki bir erkek hastaya evre 4 yüksek dereceli non-Hodgkin lenfoma nedeniyle sitotoksik kemoterapi başlanmıştır. Tedavinin 36. saatinde hastada oligüri gelişmiş ve yapılan laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar saptanmıştır:

ParametreDeğerNormal Aralık
Ürik asit11.211.2 mg/dL3.47.03.4 - 7.0
Potasyum6.46.4 mEq/L3.55.03.5 - 5.0
Fosfor6.16.1 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Kalsiyum7.47.4 mg/dL8.510.58.5 - 10.5

Bu tablo ile uyumlu olan 'Tümör Lizis Sendromu' (TLS) tanısı ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalsiyum-fosfat kristallerinin çökelmesini ve buna bağlı gelişebilecek nefrokalsinozisi önlemek amacıyla, hipokalsemisi saptanan tüm hastalara rutin kalsiyum glukonat replasmanı yapılmalıdır.

Cevap

Semptomatik olmayan hipokalsemi durumunda rutin kalsiyum replasmanı yapılmasını öneren seçenek yanlıştır; çünkü bu uygulama kalsiyum-fosfat çökelmesini artırarak organ hasarına yol açabilir.
Tümör lizis sendromunda (TLS), hücre içi içeriklerin kana salınmasıyla hiperfosfatemi gelişir ve bu fosfat, kalsiyum ile birleşerek çökelir, bu da sekonder hipokalsemiye yol açar. Eğer hastada ciddi semptomlar (tetani, nöbet, aritmi) yoksa, kalsiyum replasmanı yapılmamalıdır. Çünkü dışarıdan verilen kalsiyum, kandaki yüksek fosfat ile birleşerek böbrek tübüllerinde ve diğer dokularda kristalleşmeyi artırarak 'metastatik kalsifikasyon' ve 'akut böbrek hasarı' riskini ciddi şekilde yükseltir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Yüksek riskli bir malignite (NHL) sonrası hiperürisemi, hiperkalemi, hiperfosfatemi ve hipokalsemi saptanması Tümör Lizis Sendromu (TLS) ile uyumludur.
TLS'nin biyokimyasal kriterlerini (Cairo-Bishop) doğrulamak için.
2
Hipokalsemi yönetim ilkelerinin analizi
TLS'deki hipokalseminin genellikle hiperfosfatemiye sekonder geliştiği ve kalsiyum replasmanının kalsiyum-fosfat kristalizasyonunu (Ca×P>70Ca \times P > 70) artırabileceği belirlenir.
Replasman kararının sadece semptomatik (tetani, nöbet, QT uzaması) hastalarda uygulanması gerektiğini anlamak için.
3
Tedavi seçeneklerinin karşılaştırılması
Allopurinolün yeni sentezi durdurduğu, rasburikazın mevcut asidi yıktığı ve hidrasyonun temel koruyucu olduğu doğrulanır.
Seçeneklerdeki farmakolojik ve klinik bilgilerin doğruluğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromunda metabolik bozuklukların yönetimi ve kalsiyum replasmanının kalsiyum-fosfat presipitasyonu riski nedeniyle kısıtlanması.

İpuçları

1
TLS'de elektrolit bozukluklarını düzeltirken birinin verilmesinin diğerinin çökmesine neden olup olmayacağını düşünün.
2
Özellikle fosfor düzeyinin çok yüksek olduğu durumlarda kalsiyum replasmanının risklerini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Rasburikazın kontrendike olduğu enzim eksikliğini (G6PD eksikliği) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Hodgkin lenfoma tanısı ile takipli 34 yaşında erkek hasta, son bir haftadır giderek artan halsizlik, şiddetli bulantı, karın ağrısı ve poliüri şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/60 mmHg, nabız 112/dk saptanıyor ve deri turgorunun belirgin azaldığı gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 14.8 mg/dL, fosfor düzeyi 5.2 mg/dL (N: 2.5-4.5), albümin 4.0 g/dL ve intakt PTH düzeyi <5 pg/mL (Baskılanmış) olarak ölçülüyor. Tüm vücut kemik sintigrafisinde metastaz lehine bulgu saptanmıyor. Buna göre, bu hastada mevcut klinik tablonun en olası patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör mikroçevresindeki makrofajlarda 1-alfa hidroksilaz aktivitesi artışına bağlı kalsitriol üretimi

Cevap

Tümör mikroçevresindeki makrofajlarda 1-alfa hidroksilaz aktivitesi artışına bağlı kalsitriol üretimi
Hodgkin lenfoma ve bazı granülomatöz hastalıklarda (sarkoidoz gibi) hiperkalseminin temel nedeni, tümör ilişkili makrofajlarda veya lenfoma hücrelerinde '1-alfa hidroksilaz' enzim aktivitesinin artmasıdır. Bu enzim 25-OH-D vitaminini aktif form olan 1,25-(OH)2-D vitaminine (kalsitriol) dönüştürür. Artan kalsitriol, bağırsaklardan hem kalsiyum hem de fosfor emilimini artırır. Sonuç olarak, PTHrP'nin aksine (fosforu düşürür), bu hastalarda kalsiyum ile birlikte fosfor düzeyi de normalin üst sınırında veya yüksek bulunur. Soruda verilen Hodgkin lenfoma tanısı ve fosforun 5.2 mg/dL olması (baskılanmış PTH ile birlikte) bu mekanizmayı işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hasta Hodgkin lenfoma tanılı. Ciddi hiperkalsemi (14.8 mg/dL) ve hiperfosfatemi (5.2 mg/dL) mevcut. PTH baskılanmış. Kemik metastazı yok.
Tanı için kalsiyum-fosfor-PTH dengesini ve altta yatan malignite türünü eşleştirmek gerekir.
2
PTHrP (Hümoral Hiperkalsemi) olasılığını değerlendir
Eledi. PTHrP parathormon benzeri etki göstererek fosforu idrarla atar (fosfatüri), bu nedenle fosfor düşük beklenirdi. Ayrıca Hodgkin lenfomada en sık mekanizma değildir.
PTHrP yüksekliği genellikle hipofosfatemi ile seyreder.
3
1,25-dihidroksivitamin D (Kalsitriol) mekanizmasını değerlendir
Doğruladı. Kalsitriol bağırsaktan hem kalsiyum hem fosfor emilimini artırır. Bu durum, hastadaki yüksek kalsiyum ve yüksek/normal fosfor tablosunu açıklar. Hodgkin lenfoma, bu mekanizmanın (ekstrarenal 1-alfa hidroksilasyon) en sık görüldüğü malignitelerdendir.
Lenfoma + Hiperkalsemi + Yüksek/Normal Fosfor = Kalsitriol (Vit D) aracılı mekanizma.

Anahtar Kavram

Malignite hiperkalsemisi mekanizmaları tümör tipine göre değişir. Lenfomalarda (Hodgkin) en sık neden 1-alfa hidroksilaz aktivitesine bağlı kalsitriol üretimidir; bu durum PTHrP'den farklı olarak hiperfosfatemiye eğilim yaratır.
Soru 11Soru

Evre IV yassı hücreli akciğer kanseri tanısı ile takip edilen 7070 yaşındaki erkek hasta, giderek artan konfüzyon ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde kronik kalp yetersizliği (EF %25\%25) öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde; kan basıncı 160/95160/95 mmHg, nabız 110110/dakika, solunum sayısı 2626/dakika saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral bazallerde ince raller ve S3S3 galo ritmi duyuluyor, +2+2 pretibial ödem eşlik ediyor.

Laboratuvar bulguları şöyledir:
ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum16.616.6 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Albümin2.02.0 g/dL3.55.03.5 - 5.0
Kreatinin3.83.8 mg/dL0.61.20.6 - 1.2
Potasyum5.85.8 mEq/L3.55.13.5 - 5.1
PTH44 pg/mL156515 - 65

Bu durumda, hastanın hem kalsiyum düzeyini hızla düşürecek hem de klinik tablosunu yönetebilecek en uygun tedavi yaklaşımı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük kalsiyumlu diyalizat ile hemodiyaliz

Cevap

Düşük kalsiyumlu diyalizat ile hemodiyaliz
Hastada düzeltilmiş kalsiyum düzeyi 18.218.2 mg/dL saptanmıştır, bu durum 'hiperkalsemi krizi' olarak kabul edilir. Hastanın bilinen kalp yetersizliğinin olması ve fizik muayenede pulmoner ödem bulgularının (raller, S3, dispne) saptanması, tedavinin ilk basamağı olan agresif hidrasyonu imkansız kılar. Ayrıca kreatinin yüksekliği bisfosfonat kullanımını riskli hale getirir. Düşük kalsiyumlu diyalizat ile yapılan hemodiyaliz, kalsiyumu dakikalar içinde düşürebilen, aynı zamanda hastanın sıvı yükünü ve hiperkalemisini de tedavi edebilen en etkin ve güvenli yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Albümin değerine göre kalsiyum düzeyini düzeltin.
CorrectedCa=16.6+0.8×(42.0)=18.2Corrected Ca = 16.6 + 0.8 \times (4 - 2.0) = 18.2 mg/dL.
Hipoalbüminemi gerçek kalsiyum yüksekliğini maskeler; hastada kritik düzeyde (>18>18) hiperkalsemi mevcuttur.
2
Hastanın hacim durumunu ve komorbiditelerini değerlendirin.
EF %25\%25 kalp yetersizliği, raller, S3 ve ödem (Hacim yüklenmesi).
Hiperkalsemi tedavisinin temeli olan agresif hidrasyon bu hastada kontrendikedir.
3
Böbrek fonksiyonlarını değerlendirin.
Kreatinin 3.83.8 mg/dL (Akut böbrek hasarı).
Böbrek yetmezliği hem bisfosfonat kullanımını kısıtlar hem de kalsiyum atılımını engeller.
4
Acil diyaliz endikasyonlarını kontrol edin.
Kritik hiperkalsemi + Böbrek yetmezliği + Kalp yetersizliği/Hacim yüklenmesi.
Bu kombinasyon varlığında düşük kalsiyumlu diyalizat ile hemodiyaliz yaşam kurtarıcı tek seçenektir.

Anahtar Kavram

Hiperkalsemi krizinde (kalsiyum >14>14 mg/dL) eşlik eden ciddi böbrek yetmezliği veya kalp yetersizliği varlığında, standart hidrasyon ve bisfosfonat tedavileri uygulanamayacağı için acil hemodiyaliz endikedir.

Daha Fazla Pratik

Onkolojik acillerde kalsiyum düzeyi 12-14 mg/dL arasında olan ve komorbiditesi bulunmayan hastalarda ilk basamak yaklaşımı inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 12Soru

55 yaşında, 40 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; yüzünde ve boynunda şişlik, nefes darlığı ve göğüs ön duvarındaki toplardamarlarda belirginleşme şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda mediastinal kitle saptanıyor ve biyopsi örneği "Küçük Hücreli Akciğer Kanseri" ile uyumlu geliyor. Hastanın semptomları progresif seyretmekle birlikte, belirgin stridor veya serebral ödem bulgusu saptanmıyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kemoterapi

Cevap

Küçük hücreli akciğer kanseri tanısı almış ve Superior Vena Cava Sendromu (SVKS) tablosunda olan stabil bir hastada en uygun yaklaşım sistemik kemoterapidir.
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), kemoterapiye oldukça duyarlı (kemosensitif) bir tümördür. Superior Vena Cava Sendromu (SVKS) gelişen KHAK vakalarında, sistemik kemoterapi hem lokal basıyı hızla geriletir hem de mikrometastatik hastalığa yönelik tedavi sunar. Hayati tehdit eden (hava yolu basısı veya kafa içi basınç artışı gibi) acil durumlar dışında KHAK için ilk seçenek sistemik tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun SVKS (yüz ödemi, venöz genişleme) olarak tanımlanması.
Hastada superior vena cava basısına bağlı onkolojik acil durum saptandı.
Tedavi stratejisini belirlemek için aciliyetin ve altta yatan nedenin tespiti gerekir.
2
Histolojik tanının (Küçük Hücreli Akciğer Kanseri) değerlendirilmesi.
Tümörün kemosensitif (kemoterapiye duyarlı) olduğu belirlendi.
SVKS yönetiminde tümör tipi, radyoterapi veya kemoterapi seçimini belirleyen ana faktördür.
3
Acil cerrahi veya girişimsel (stent) gerekliliğinin sorgulanması.
Hayati tehdit eden (stridor, serebral ödem) bir durum olmadığı için sistemik tedaviye odaklanıldı.
KHAK vakalarında sistemik kemoterapi hem lokal basıyı hızla çözer hem de yaygın hastalığı tedavi eder.

Anahtar Kavram

Superior Vena Cava Sendromu (SVKS) yönetiminde, tümörün histolojik tipi tedavi seçimini belirler; Küçük Hücreli Akciğer Kanseri ve Lenfomalar kemoterapiye öncelikli yanıt verir.

İpuçları

1
Hastanın histolojisi 'Küçük Hücreli Akciğer Kanseri' olarak verilmiştir. Bu tümörün tedaviye yanıtını düşünün.
2
SVKS yönetiminde tümör tipi 'kemosensitif' (KHAK, Lenfoma) ise tedavi stratejisi değişir.

Daha Fazla Pratik

SVKS'nin en sık nedenlerini ve KHAK dışı tümörlerde (örneğin yassı hücreli kanser) yaklaşımın farkını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

48 yaşında erkek hasta, Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma tanısıyla R-CHOP kemoterapisi almaktadır. Kemoterapinin 10. gününde 39.0C39.0^\circ C ateş ile başvuruyor. Fizik muayenesinde odak saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı 150/mm3150/mm^3 olarak saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde penisiline karşı anafilaksi öyküsü olduğu biliniyor.

Bu hasta için en uygun ampirik antibiyotik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aztreonam + Vankomisin

Cevap

En uygun ampirik tedavi, penisilinlerle çapraz reaksiyon göstermeyen ve Pseudomonas'ı kapsayan Aztreonam ile Gram pozitif etkinliği sağlayan Vankomisin kombinasyonudur.
Febril nötropeni tanısı alan ve penisilin anafilaksisi öyküsü olan yüksek riskli hastalarda, ampirik tedavide Pseudomonas'ı da kapsayacak ancak çapraz reaksiyon riski taşımayacak bir yaklaşım gerekir. Aztreonam bir monobaktamdır ve penisilin alerjisi olanlarda güvenle kullanılabilir. Ancak Aztreonam'ın Gram pozitif etkinliği olmadığından, bu hastalarda rejime Vankomisin eklenmesi standart bir uygulamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun tanımlanması
Ateş (>38.3C>38.3^\circ C) ve Mutlak Nötrofil Sayısı (<500/mm3<500/mm^3) varlığı 'Febril Nötropeni' olarak tanımlanır.
Acil ampirik antibiyotik tedavisi gerektiren onkolojik acili saptamak için.
2
Risk ve alerji değerlendirmesi
Hasta yüksek risklidir (ANC 150/mm3150/mm^3 ve IV tedavi gereksinimi) ve penisilin anafilaksisi öyküsü mevcuttur.
Tedavi rejiminin güvenliğini ve etkinliğini belirlemek için.
3
Uygun antibiyotik seçimi
Pseudomonas'a etkili ancak penisilinle çapraz reaksiyonu olmayan Aztreonam seçilir. Eksik kalan Gram pozitif spektrum Vankomisin ile tamamlanır.
Hem patojenleri kapsamak hem de alerjik komplikasyonları önlemek için.

Anahtar Kavram

Febril nötropenik bir hastada ciddi penisilin alerjisi (anafilaksi) varlığında, Pseudomonas aeruginosayı kapsayan ancak çapraz reaksiyon riski taşımayan bir rejim (örn. Aztreonam bazlı) uygulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Febril nötropenide düşük risk kriterlerini (MASCC skoru) ve vankomisin ekleme endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 14Soru

Maligniteye bağlı gelişen ciddi ve semptomatik hiperkalsemi (serum kalsiyum düzeyi >14> 14 mg/dLmg/dL) tablosunda, renal kalsiyum atılımını artırmak ve intravasküler volümü yerine koymak amacıyla uygulanması gereken ilk tedavi basamağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Agresif intravenöz hidrasyon (izotonik sodyum klorür)

Cevap

Agresif intravenöz hidrasyon (izotonik sodyum klorür)
Maligniteye bağlı ciddi hiperkalsemide (>14>14 mg/dLmg/dL) ilk basamak her zaman agresif izotonik serum fizyolojik (NaClNaCl) hidrasyonudur. Bu yaklaşım hem dehidratasyonu düzeltir hem de renal tübüllerde sodyum-kalsiyum yarışması üzerinden kalsiyumun idrarla atılımını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın sıvı durumunu değerlendir.
Ciddi hiperkalsemide genellikle belirgin dehidratasyon mevcuttur.
Hiperkalsemi, nefrojene diyabetes insipidus benzeri bir tabloyla poliüriye ve sıvı kaybına neden olur.
2
İzotonik sodyum klorür (0.9%0.9\% NaClNaCl) ile hidrasyona başla.
Geri emilim azalır ve idrarla kalsiyum atılımı (kalsiüri) artar.
Sodyum ve kalsiyum böbrek proksimal tübüllerinde ortak taşıma sistemlerini kullanır; sodyum yüklemesi kalsiyumun geri emilimini yarışmalı olarak engeller.
3
Gerekirse bisfosfonatları ve kalsitonini tedaviye ekle.
Uzun vadeli kalsiyum kontrolü sağlanır.
Bisfosfonatlar osteoklast aktivitesini baskılayarak kalıcı düzelme sağlar ancak etkileri geç başlar.

Anahtar Kavram

Hiperkalsemi Tedavi Önceliği
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Multiple Myelom tanısı ile takip edilen 68 yaşındaki erkek hasta, şiddetli halsizlik, bulantı ve bilinç bulanıklığı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor. Hastanın laboratuvar değerleri aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçNormal Aralık
Kalsiyum15.4 mg/dL8.5-10.5
Albümin3.5 g/dL3.5-5.0
Kreatinin3.8 mg/dL0.7-1.2
BUN92 mg/dL6-20
Fosfor5.2 mg/dL2.5-4.5

Hastaya yoğun intravenöz hidrasyon ve kalsitonin tedavisi başlanıyor. İdrar çıkışı saati 40 ml olarak izleniyor.

Bu hastada hiperkalseminin etkin ve kalıcı tedavisi için, mevcut böbrek fonksiyonları göz önüne alındığında en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subkutan Denosumab enjeksiyonu

Cevap

Subkutan Denosumab enjeksiyonu
Hastada şiddetli hiperkalsemi ile birlikte ciddi akut böbrek yetmezliği (Kreatinin 3.8 mg/dL) mevcuttur. Malignite hiperkalsemisinin temel tedavisinde osteoklast inhibisyonu şarttır. Standart tedavide kullanılan güçlü bifosfonatlar (Zoledronik asit ve Pamidronat) renal atılımlıdır ve direkt tübüler toksisite yaparak böbrek yetmezliğini derinleştirebilirler. Bu nedenle GFR'si çok düşük hastalarda kontrendikedirler. RANKL inhibitörü olan Denosumab ise monoklonal bir antikordur, renal yolla atılmaz ve böbrek fonksiyonlarından bağımsız olarak güvenle kullanılabilir. Bu hasta için en uygun ve güvenli antiresorptif ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Maligniteye bağlı şiddetli hiperkalsemi (Ca > 14 mg/dL) ve buna eşlik eden Akut Böbrek Hasarı (Kreatinin 3.8 mg/dL).
Tedavi seçimini belirleyen ana faktörler hiperkalseminin şiddeti ve eşlik eden organ yetmezlikleridir.
2
Standart tedaviyi değerlendir
Normalde malignite hiperkalsemisinin standart tedavisi İV hidrasyon + İV Bifosfonatlardır (Zoledronik asit).
Bifosfonatlar osteoklast aktivitesini inhibe ederek en etkili kalıcı düşüşü sağlar.
3
Kontrendikasyonları kontrol et
Hastanın kreatinin değeri 3.8 mg/dL'dir (GFR < 30 mL/dk). İV Bifosfonatlar (Zoledronik asit, Pamidronat) nefrotoksiktir ve akut böbrek yetmezliğinde kontrendikedir veya doz ayarı/uzun infüzyon gerektirir ki bu da riski tam ortadan kaldırmaz.
Bifosfonatların tübüler toksisitesi mevcut böbrek hasarını kalıcı diyaliz ihtiyacına götürebilir.
4
Alternatif ajanı seç
Denosumab (RANKL inhibitörü), böbreklerden atılmaz ve böbrek yetmezliğinde doz ayarı gerektirmeden güvenle kullanılabilir.
Refrakter hiperkalsemi veya bifosfonat kontrendikasyonu olan hastalarda tercih edilen ajandır.

Anahtar Kavram

Malignite hiperkalsemisinde, ciddi böbrek yetmezliği eşlik ediyorsa bifosfonatlar (zoledronik asit) yerine nefrotoksik olmayan Denosumab tercih edilmelidir.

İpuçları

1
Malignite hiperkalsemisinde kullanılan en etkili ilaç grubu bifosfonatlardır, ancak bu ilaçların en önemli yan etkisi böbrek üzerinedir.
2
Hastanın kreatinin değeri 3.8 mg/dL'dir, bu da ciddi bir böbrek fonksiyon bozukluğunu gösterir.
3
Seçenekler arasında böbrek yoluyla atılmayan ve nefrotoksik olmayan tek antiresorptif ajanı bulunuz.

Daha Fazla Pratik

Tümör Lizis Sendromunda hipokalsemi ve hiperfosfatemi yönetimi üzerine bir soru çözünüz.

Alternatif Yöntem

Eğer Denosumab seçeneği olmasaydı ve böbrek yetmezliği diyaliz gerektirecek kadar ağır olsaydı (oligürik/anürik), 'Hemodiyaliz' doğru cevap olabilirdi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

1919 yaşında erkek hasta, mediastinal kitle ve yaygın lenfadenopati şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda hastaya T-hücreli Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı konuluyor. Kemoterapi planlanan hastanın bazal laboratuvar değerleri şu şekildedir: Ürik asit: 9.89.8 mg/dL, Potasyum: 5.25.2 mEq/L, Fosfor: 6.16.1 mg/dL, Kalsiyum: 7.47.4 mg/dL, Kreatinin: 1.11.1 mg/dL. Hasta klinik olarak asemptomatiktir.

Bu hastada Tümör Lizis Sendromu (TLS) profilaksisi ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ürik asit çözünürlüğünü artırmak için sodyum bikarbonat ile rutin idrar alkalinizasyonu yapılmalıdır.

Cevap

Ürik asit çözünürlüğünü artırmak için sodyum bikarbonat ile rutin idrar alkalinizasyonu yapılması yanlış bir yaklaşımdır.
Tümör Lizis Sendromu (TLS) yönetiminde modern yaklaşım, rutin idrar alkalinizasyonundan kaçınmaktır. Bunun temel nedeni, alkali idrarın kalsiyum-fosfat çözünürlüğünü azaltarak böbrek kanallarında çökelmeye (kalsifikasyon) ve dolayısıyla akut böbrek hasarına yol açmasıdır. Ayrıca rasburikaz kullanımı ile ürik asit zaten etkili bir şekilde kontrol edilebildiği için alkalinizasyonun sağladığı ürik asit çözünürlüğü avantajı ikincil planda kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın TLS riskini belirle.
T-hücreli ALL ve mediastinal kitle yüksek tümör yükünü, dolayısıyla 'Yüksek Risk' grubunu işaret eder.
Yüksek riskli hastalarda profilaksi stratejisi (rasburikaz + agresif hidrasyon) daha agresif olmalıdır.
2
Mevcut laboratuvar değerlerini Cairo-Bishop kriterlerine göre değerlendir.
Ürik asit >8>8 mg/dL ve Fosfor >4.5>4.5 mg/dL (yetişkin için) olduğu için hastada Laboratuvar TLS (LTLS) mevcuttur.
Tanı konulduktan sonra tedavi ve yakın izlem gerekir.
3
Tedavi protokolündeki tartışmalı ve güncel uygulamaları analiz et.
İdrar alkalinizasyonunun kalsiyum-fosfat çökelmesini artırdığı ve rasburikaz çağında artık rutin olarak önerilmediği saptanır.
Hipokalsemi ve hiperfosfatemi varlığında pH'ın yükseltilmesi, kalsiyum-fosfat kristallerinin renal tübüllerde birikmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromu yönetiminde idrar alkalinizasyonunun riskleri ve asemptomatik hipokalsemiye yaklaşım.

Daha Fazla Pratik

Rasburikazın G6PD eksikliği olan hastalarda hemoliz riski nedeniyle kontrendike olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

6262 yaşında evre IV akciğer adenokarsinomu tanılı erkek hasta, kemoterapisinin 1212. gününde 39.2C39.2^\circ C ateş ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ subklavyen bölgede port kateteri mevcut olup, kateter giriş yerinde hafif eritem ve hassasiyet saptanıyor. Kan basıncı: 105/65105/65 mmHg, Nabız: 105105/dk, Solunum sayısı: 1818/dk. Akciğer oskültasyonunda patolojik ses duyulmuyor. Laboratuvar tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı (ANS) 120120/mm 3^3 olarak bulunuyor. Ampirik olarak intravenöz (IVIV) piperasilin-tazobaktam başlanan hastada, tedaviye aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi bu aşamada en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vankomisin

Cevap

Vankomisin eklenmesi, hastada kateter giriş yerinde saptanan lokal enfeksiyon bulguları nedeniyle en uygun yaklaşımdır.
Febril nötropenik bir hastada ampirik tedaviye vankomisin eklenmesi için tanımlanmış spesifik durumlar mevcuttur. Bunlar: Hemodinamik instabilite (septik şok), radyolojik olarak kanıtlanmış pnömoni, klinik olarak şüphelenilen ciddi kateter ilişkili enfeksiyon (eritem, hassasiyet), cilt veya yumuşak doku enfeksiyonu, bilinen MRSA kolonizasyonu ve şiddetli mukozittir. Bu vakada port kateter giriş yerindeki eritem ve hassasiyet, Gram pozitif kapsama (vankomisin) eklenmesini zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın febril nötropeni kriterlerini karşıladığının doğrulanması.
Ateş 38.3C38.3^\circ C üzeri ve ANS < 500500/mm 3^3 olduğu için febril nötropeni tanısı konur.
Acil ampirik antibiyotik tedavisi başlanması gereken onkolojik bir acildir.
2
Ampirik tedavi rejiminin ve ek kapsama gerekliliğinin değerlendirilmesi.
Başlangıçta anti-psödomonal bir beta-laktam (piperasilin-tazobaktam) yeterlidir ancak bazı durumlarda Gram pozitif kapsama gerekir.
Vankomisin her hastaya rutin başlanmaz, spesifik endikasyonlar varlığında eklenir.
3
Vankomisin ekleme endikasyonlarının vakaya uygulanması.
Hastada kateter giriş yerinde eritem ve hassasiyet saptanması vankomisin için doğrudan bir endikasyondur.
Stafilokoklar gibi cilt florası kaynaklı kateter enfeksiyonları febril nötropenide sık görülür ve mortaliteyi etkileyebilir.

Anahtar Kavram

Febril nötropenide başlangıç ampirik tedavisine vankomisin ekleme endikasyonları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

5252 yaşında erkek hasta, non-Hodgkin lenfoma nedeniyle kemoterapi almaktadır. Tedavinin 1010. gününde ateşi 38.438.4 C^{\circ}C olan hastanın yapılan fizik muayenesinde hemodinamisi stabil seyretmektedir ve belirgin bir enfeksiyon odağı saptanmamıştır. Laboratuvar incelemesinde mutlak nötrofil sayısı (ANSANS) 350/mm3350/mm^3 olarak saptanmıştır. Hastanın MASCCMASCC (MultinationalMultinational AssociationAssociation forfor SupportiveSupportive CareCare inin CancerCancer) skoru 2222 olarak hesaplanmıştır.

Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedavi

Cevap

Düşük riskli febril nötropeni hastası olduğu için oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedavi edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Febril nötropenik hastalarda yönetim stratejisi risk sınıflamasına dayanır. MASCC skoru 2121 ve üzerinde olan hastalar 'düşük riskli' olarak tanımlanır. Bu hastalar hemodinamik olarak stabilse, ciddi bir komorbiditeleri yoksa ve yakın takip imkanı varsa, ampirik olarak oral siprofloksasin ve amoksisilin-klavulanat kombinasyonu ile ayaktan tedavi edilebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın febril nötropeni tanısını doğrula.
Ateş > 38.338.3 C^{\circ}C ve ANSANS < 500/mm3500/mm^3 olduğu için febril nötropeni tanısı konur.
Tanısal kriterlerin karşılanması acil tedavi gerekliliğini belirler.
2
Risk sınıflaması yap (MASCC skoru).
MASCC skoru 2222 olarak verilmiştir (21\geq 21).
Tedavi yerini (yatarak/ayaktan) ve yolunu (IV/oral) belirlemek için risk analizi gereklidir.
3
Uygun antibiyotik ve izlem planını seç.
Düşük riskli, stabil hastada oral kombine antibiyoterapi başlanır.
Düşük riskli hastaların ayaktan tedavisi güvenli ve etkindir.

Anahtar Kavram

Febril nötropenide MASCC skoru ile risk sınıflaması ve düşük riskli hastalarda ayaktan oral tedavi yaklaşımı.
Soru 19Soru

Tümör lizis sendromunun (TLSTLS) tanısal laboratuvar kriterleri (Cairo-Bishop kriterleri) göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu tabloda beklenen elektrolit bozukluklarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperkalsemi

Cevap

Hiperkalsemi
Tümör lizis sendromu (TLS); tümör hücrelerinin hızla yıkılması sonucu hücre içi ürünlerin dolaşıma salınmasıyla karakterizedir. Bu tabloda ürik asit artışı (hiperürisemi), potasyum artışı (hiperkalemi) ve fosfat artışı (hiperfosfatemi) görülür. Artan fosfat, kalsiyum ile birleşerek kalsiyum-fosfat kristallerini oluşturur ve yumuşak dokulara çöker; bu durum serum kalsiyum düzeyinin düşmesine (hipokalsemi) neden olur. Dolayısıyla hiperkalsemi TLS'nin bir bulgusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümör lizis sendromu (TLS) patofizyolojisini hatırla.
Hücrelerin hızla parçalanmasıyla hücre içi içeriklerin (ürik asit, potasyum, fosfor) kana karıştığı saptandı.
Malign hücrelerin yıkımı bu maddelerin serum düzeylerini artırır.
2
Kalsiyum ve fosfor arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Serumda aşırı artan fosfatın kalsiyum ile presipite olduğu ve serum kalsiyum düzeyini düşürdüğü belirlendi.
Hiperfosfatemiye sekonder olarak hipokalsemi gelişir.
3
Laboratuvar kriterlerini seçeneklerle karşılaştır.
Hiperürisemi, hiperfosfatemi, hiperkalemi ve hipokalsemi beklenen bulgular iken hiperkalsemi bu tablonun bir parçası değildir.
Patofizyolojik süreç kalsiyum artışına değil, azalışına yol açar.

Anahtar Kavram

Tümör lizis sendromunda 'yüksek' olanlar Ürik asit, Potasyum ve Fosfor; 'düşük' olan ise Kalsiyumdur.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

6464 yaşında akciğer kanseri tanılı erkek hasta; son 11 haftadır giderek artan nefes darlığı, yüz ve boyun bölgesinde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede hastanın yüzünün pletorik (kırmızı-mor) olduğu, boyun venlerinin belirginleştiği ve göğüs ön duvarında kollateral venöz yapıların oluştuğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena Cava Superior Sendromu

Cevap

Vena Cava Superior Sendromu
Vena Cava Superior Sendromu, üst mediastendeki tümörlerin (özellikle akciğer kanseri ve lenfoma) damara bası yapması sonucu gelişir. Yüzde ödem, pletora, dispne ve göğüs duvarında kollateral venöz yapıların belirginleşmesi bu sendrom için patognomonik bir klinik tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada üst gövdeye lokalize ödem, pletora ve venöz dolgunluk mevcut.
Bu bulgular vücudun üst kısmındaki venöz drenajın engellendiğini gösterir.
2
Tanısal ipuçlarını (kollateral venler) değerlendir.
Göğüs ön duvarındaki kollateral venler, tıkanıklığın kronikleştiğini ve kanın alternatif yollar aradığını gösterir.
Vena Cava Superior tıkanıklığında bu venler karakteristik bir bulgudur.
3
Malignite öyküsü ile birleştir.
Akciğer kanseri tanısı olan bir hastada bu bulgular en sık Vena Cava Superior Sendromu'na işaret eder.
Tümörün damara dıştan basısı veya invazyonu bu tabloya neden olan en sık sebeptir.

Anahtar Kavram

Vena Cava Superior Sendromu'nun klinik triadı: Yüzde ödem/pletora, dispne ve göğüs duvarında kollateral venler.
Tahmini Süre:45s
Sayfa 1 / 2Sonraki