Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 321Soru

3838 yaşında kadın hasta, morbid obezite (VKI˙:46kg/m2VKİ: 46 kg/m^2) nedeniyle 11 yıl önce laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGBRYGB) ameliyatı olmuştur. Ameliyat sonrası dönemde yaklaşık 4545 kg kaybeden hastanın son 33 aydır yemeklerden hemen sonra başlayan epigastrik ağrı, dolgunluk hissi ve bazen yediği gıdaların ağzına geri gelmesi şikayetleri mevcuttur. Yapılan üst GİS endoskopisinde gastrojejunostomi anastomozunun açık olduğu ve marjinal ülser saptanmadığı raporlanmıştır. Çekilen pasaj grafisinde, kontrast maddenin gastrojejunostomi seviyesinde Roux ansının distal kısmına geçmeden önce, anastomozun hemen proksimalinde yer alan yaklaşık 55 cm uzunluğundaki kör sonlanan jejunal ansı doldurduğu izlenmektedir.

Buna göre, bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candy Cane sendromu

Cevap

Candy Cane sendromu
Doğru seçenek olan durum, laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass ameliyatı sırasında Roux bacağının anastomozun üzerinde kalan kısmının fazla uzun bırakılmasıyla oluşur. Bu kör segmentin pasaj grafisinde kontrastla dolması ve hastanın yemek sonrası regürjitasyon ve ağrı şikayetlerinin olması tipik klinik tablodur. Tedavisi bu fazla segmentin cerrahi olarak rezeke edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Postprandial ağrı ve regürjitasyon varlığı, anatomik bir obstrüksiyon veya staz düşündürür.
Hastanın RYGB geçmişi olması, bypass bacakları ile ilgili komplikasyonları ön plana çıkarır.
2
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Anastomozun açık olması ve ülser saptanmaması, darlık ve marjinal ülser tanılarını dışlar.
Mekanik bir pasaj sorununun anastomozun kendisinden değil, komşu bir poş yapısından kaynaklandığını gösterir.
3
Pasaj grafisi bulgularının yorumlanması
Kontrastın anastomoz proksimalindeki 55 cm'lik kör ucu (blind limb) doldurması 'Candy Cane' (şekerleme bastonu) görünümünü doğrular.
Normalde çok kısa (<2<2 cm) olması gereken bu segmentin uzunluğu, gıdaların burada hapsolmasına ve ağrı/regürjitasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Candy Cane sendromu, Roux-en-Y gastrik bypass sonrası Roux ansının gastrojejunostomi proksimalinde kalan 'kör ucunun' (redundant limb) gereğinden uzun (>23>2-3 cm) bırakılması sonucu gıdaların bu segmentte birikmesiyle oluşan bir komplikasyondur.

Daha Fazla Pratik

RYGB sonrası gelişen ve endoskopi/grafi ile açıklanamayan kolik tarzı ağrılarda Petersen boşluğu hernisini (internal herni) düşününüz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 322Soru

5050 yaşında kadın hasta, yaklaşık 22 yıldır devam eden, zaman zaman göğüs bölgesinde baskı tarzında ağrı ve hem katı hem de sıvı gıdaların geçişinde hafif takılma hissi ile başvuruyor. Yapılan kardiyolojik tetkikleri normal sonuçlanan hastaya özofagus manometrisi uygulanıyor. Manometride alt özofagus sfinkter (AÖS) istirahat basıncı ve gevşemesi normal (IRP<15IRP < 15 mmHg) bulunurken, özofagus gövdesinde normal sekanslı peristaltik dalgaların ortalama basıncı 240240 mmHg olarak ölçülüyor.

Bu klinik ve manometrik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus

Cevap

Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus
Vakadaki manometrik bulgular (AÖS gevşemesinin normal olması, peristaltik dalga sekansının korunması ve amplitüdün 220220 mmHg üzerinde olması) klasik Fındıkkıran özofagus tanımına tam olarak uymaktadır. Bu hastalık sıklıkla non-kardiyak göğüs ağrısının en yaygın manometrik nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve kardiyak durumun değerlendirilmesi
Hastada eforla ilişkisiz göğüs ağrısı ve hafif disfaji mevcut; kardiyak kökenli ağrı dışlanmış.
Motilite bozuklukları sıklıkla kardiyak nedenlerle karışan göğüs ağrısına yol açar.
2
Manometrik verilerin analizi
Alt özofagus sfinkter (AÖS) gevşemesi normal (IRP<15IRP < 15 mmHg), ancak gövde basıncı 240240 mmHg.
Tanı için AÖS fonksiyonu ile gövde peristaltizmi ve basıncı arasındaki ilişki kritiktir.
3
Fındıkkıran özofagus tanı kriterlerinin doğrulanması
Normal peristaltik sekans + Amplitüd >220> 220 mmHg + Normal AÖS gevşemesi.
Bu üçlü kombinasyon Fındıkkıran özofagus (yüksek amplitüdlü peristaltik özofagus) için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Fındıkkıran özofagus tanısında altın standart manometridir; temel bulgu normal sekanslı ancak aşırı yüksek amplitüdlü peristaltik dalgalardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan yutma güçlüğü şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır gastroözofageal reflü hastalığı ve buna sekonder gelişmiş Barrett özofagusu öyküsü mevcuttur. Yapılan endoskopide distal özofagusta lümeni daraltan vejetan bir kitle saptanıyor ve biyopsi sonucu 'adenokarsinom' olarak raporlanıyor. Endoskopik ultrasonografide (EUS) tümörün submukoza tabakasına invaze olduğu ancak muskularis propriaya ulaşmadığı (T1bT1b), lenf nodu tutulumu saptanmadığı (N0N0) görülüyor. Uzak metastazı saptanmayan (M0M0) bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofajektomi

Cevap

Submukozal invazyonu (T1bT1b) olan özofagus adenokarsinomunda lenf nodu metastazı riski yüksek (~%2020) olduğu için radikal özofajektomi en uygun tedavidir.
Özofagus adenokarsinomlarında T1aT1a (mukozal) tümörlerde lenf nodu metastazı riski çok düşük olduğu için EMR/ESD yeterli olabilirken, T1bT1b (submukozal) tümörlerde bu risk %2020 civarına çıktığından radikal özofajektomi standart tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tümör evresini ve histolojisini değerlendir.
Hasta Barrett özofagusu zemininde gelişen distal özofagus adenokarsinomu (T1bN0M0T1bN0M0) evresindedir.
Tedavi protokolü tümörün histolojik tipine ve duvar invazyon derinliğine göre belirlenir.
2
Submukozal invazyonun (T1bT1b) nodal metastaz riskini analiz et.
Submukoza tabakası zengin lenfatik damarlar içerir; bu nedenle T1bT1b evresindeki metastaz riski yaklaşık %2020 iken T1aT1a (mukoza) evresinde bu risk %121-2 civarındadır.
Bu fark, endoskopik tedavi ile radikal cerrahi arasındaki karar eşiğini oluşturur.
3
Küratif tedavi yöntemini seç.
T1bT1b tümörlerde onkolojik güvenlik için lenfadenektomiyi de kapsayan özofajektomi tercih edilmelidir.
Nodal metastaz riski bulunan hastalarda lokal endoskopik tedaviler yetersizdir.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserlerinde T1aT1a ve T1bT1b ayrımı, endoskopik tedavi ile cerrahi rezeksiyon kararındaki en temel kriterdir.
Soru 324Soru

6868 yaşında erkek hasta; son 11 yıldır giderek artan yutma güçlüğü, ağızda belirgin kötü koku (halitozis), yemeklerden saatler sonra sindirilmemiş gıdaların ağza geri gelmesi ve geceleri uykudan uyandıran öksürük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede boynun sol tarafında saptanan kitleye bası uygulandığında gurultu sesi (Boyce belirtisi) duyuluyor.

Bu hastada saptanan patoloji ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divertikülün lümenini ve mukoza yapısını değerlendirmek amacıyla ilk sırada yapılması gereken tanısal işlem özofagoskopidir.

Cevap

Divertikülün değerlendirilmesinde özofagoskopinin ilk sırada yer alması gerektiği ifadesi yanlıştır; tanı ve değerlendirmede ilk tercih baryumlu özofagus grafisidir.
Doğru yanıt olan seçenekte belirtilen özofagoskopi, Zenker divertikülünde ilk sırada tercih edilen bir yöntem değildir. Perforasyon riski nedeniyle tanıda ilk adım ve altın standart baryumlu özofagus grafisidir. Endoskopi ancak malignite şüphesi varsa veya cerrahi öncesi çok dikkatli bir şekilde yapılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Halitozis, sindirilmemiş gıda regürjitasyonu, Boyce belirtisi ve gece öksürüğü Zenker divertikülünü (faringoözofageal divertikül) işaret eder.
Zenker divertikülü tipik olarak ileri yaşta, proksimal özofagusta gelişen bir pülsiyon divertikülüdür.
2
Tanı yöntemlerini değerlendir.
Tanıda altın standart baryumlu özofagus grafisidir.
Endoskopik girişimler, divertikül poşu içinde perforasyon riskini artırdığı için başlangıçta kontrendikedir veya çok dikkatli yapılmalıdır.
3
Anatomi ve histolojiyi sorgula.
Killian üçgeni (anatomik zayıf nokta) ve psödodivertikül (mukoza ve submukoza herniasyonu) özellikleri doğrulanır.
Gerçek divertiküller tüm katmanları içerirken (örneğin traksiyon divertikülleri), pülsiyon divertikülleri genellikle yalancı divertiküldür.
4
Tedavi prensiplerini belirle.
Temel tedavi krikofaringeal miyotomidir.
Patolojinin kökeninde krikofaringeal kasın hipertonisitesi veya koordinasyon bozukluğu yattığı için bu kasın kesilmesi şarttır.

Anahtar Kavram

Zenker Divertikülü Tanı ve Tedavi Prensipleri

Daha Fazla Pratik

Orta özofagusta görülen traksiyon tipi divertiküllerin (parabronşiyal) Zenker divertikülünden farklarını (gerçek divertikül olmaları, inflamasyon kökenli olmaları vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 325Soru

6464 yaşında erkek hasta; son birkaç aydır giderek belirginleşen ağız kokusu (halitozis), yemeklerden saatler sonra ağza gelen sindirilmemiş gıda regürjitasyonu ve uykudan öksürükle uyandıran gece öksürükleri şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede boynun sol tarafında palpasyonla gurultu sesi (Boyce belirtisi) alınıyor. Bu hasta için en olası tanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patofizyolojik olarak mediastinal lenfadenopatilere sekonder gelişen bir traksiyon (çekilme) divertikülüdür.

Cevap

Patofizyolojik olarak mediastinal lenfadenopatilere sekonder gelişen bir traksiyon (çekilme) divertikülü olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü Zenker divertikülü bir pülsiyon (itilme) divertikülüdür.
Vakada tarif edilen tablo Zenker divertikülüdür. Zenker divertikülü, farenks içi basıncın artması sonucu mukozanın Killian üçgeninden dışarı fıtıklaşmasıyla oluşan bir pülsiyon (itilme) divertikülüdür. Mediastinal lenfadenopatiler veya inflamatuar süreçlerin özofagus duvarını dışarı doğru çekmesiyle oluşan divertiküllere ise 'traksiyon (çekilme)' divertikülleri denir ve bunlar genellikle orta özofagusta yerleşirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Halitozis, sindirilmemiş gıda regürjitasyonu, gece öksürüğü ve Boyce belirtisi (boyunda gurultu) Zenker divertikülü için klasiktir.
Tanıyı netleştirmek için semptom ve fizik muayene bulguları birleştirilmelidir.
2
Zenker divertikülünün anatomik ve histolojik özelliklerini hatırla.
Killian üçgeninden (zayıf bölge) gelişen, kas tabakası içermeyen bir psödodivertiküldür.
Gerçek (true) divertiküller ile ayrımı histolojik katmanlar üzerinden yapılır.
3
Patofizyolojik mekanizmayı sorgula.
Zenker, farenks içi yüksek basınca bağlı bir 'pülsiyon' divertikülüdür. Traksiyon mekanizması mediastinal inflamasyona bağlı orta özofagusta görülür.
Divertikül tiplerini mekanizmalarına göre (pülsiyon vs. traksiyon) ayırmak kritiktir.
4
Tanı ve tedavi yöntemlerini doğrula.
Altın standart baryumlu grafidir. Tedavide miyotomi + divertikülektomi/divertikülopeksi uygulanır.
TUS sınavında tanısal algoritma ve temel cerrahi prensipler sıklıkla sorgulanır.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü, farenks içi basınç artışına bağlı gelişen (pülsiyon), kas tabakası içermeyen (psödodivertikül), Killian üçgeninden kaynaklanan bir patolojidir.

Daha Fazla Pratik

Özofagus divertikülleri ile akalazya arasındaki manometrik ve klinik benzerlikleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 326Soru

Göğüs ağrısı ve yutma güçlüğü şikayetleri ile başvuran 48 yaşında erkek hastaya yapılan yüksek çözünürlüklü özofagus manometrisinde; yutkunma ile alt özofagus sfinkter (AÖS) gevşemesinin yetersiz olduğu (Bütünleşik Gevşeme Basıncı [IRP] > 15 mmHg) ve ıslak yutkunmaların %40'ında özofagus gövdesinde prematüre (spastik) kasılmaların eşlik ettiği görülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 3 (Spastik) Akalazya

Cevap

Yüksek IRP ve prematüre kasılmaların kombinasyonu Tip 3 (Spastik) Akalazya tanısını koydurur.
Chicago Sınıflaması'na göre Akalazya tanısı için öncelikle gevşeme kusuru (IRP > 15 mmHg) gereklidir. Bu kriter sağlandıktan sonra gövde motilitesine bakılır: Aperistalsis (hiç kasılma yok) ise Tip 1, pan-özofageal basınç artışı varsa Tip 2, prematüre (spastik) kasılmalar varsa Tip 3 (Spastik) Akalazya olarak adlandırılır. Soruda verilen 'yüksek IRP + spastik kasılma' tablosu Tip 3 Akalazya ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
AÖS Fonksiyonunu Değerlendir
IRP > 15 mmHg
Yüksek IRP, Alt Özofagus Sfinkterinde (AÖS) gevşeme kusuru olduğunu ve çıkış yolu tıkanıklığını (Outflow Obstruction) gösterir. Bu bulgu DES, Nutcracker ve İneffektif Motilite seçeneklerini ekarte ettirir (bunlarda IRP normaldir).
2
Özofagus Gövde Motilitesini Değerlendir
Prematüre (Spastik) Kasılmalar
Yüksek IRP zemininde spastik aktivite görülmesi Tip 3 Akalazya'yı tanımlar. Tip 1'de aperistalsis (hareketsizlik), Tip 2'de pan-özofageal basınç artışı görülür.
3
Ayırıcı Tanı Yap
Tip 3 Akalazya
DES ile en çok karışan durumdur; ayrım IRP yüksekliği ile yapılır (DES'te IRP normal, Tip 3 Akalazya'da yüksektir).

Anahtar Kavram

Chicago Sınıflaması'na göre Akalazya tiplerinin ayrımı: Tip 3 (Spastik) Akalazya, yüksek IRP ve spastik kasılmalarla karakterizedir.

İpuçları

1
Öncelikle 'Bütünleşik Gevşeme Basıncı' (IRP) değerine odaklanın; yüksek olması (gevşeme kusuru) hangi ana hastalık grubunu işaret eder?
2
Yüksek IRP, çıkış yolu tıkanıklığını (Akalazya) gösterir. DES ve Nutcracker'da IRP normaldir.
3
Akalazya tipleri arasında 'prematüre' veya 'spastik' kasılmalarla giden tek tip hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Tip 1, Tip 2 ve Tip 3 Akalazya'nın tedaviye yanıt oranlarını karşılaştırın (Tip 2 en iyi, Tip 3 en dirençli).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

4848 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır özellikle soğuk içeceklerle tetiklenen şiddetli göğüs ağrısı ve hem katı hem de sıvı gıdalara karşı gelişen intermittan yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü saptanıyor. Medikal tedaviden yeterli fayda görmeyen ve cerrahi tedavi planlanan bu hastada uygulanması gereken en uygun cerrahi yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimalde arkus aorta seviyesinden distalde spastik segmentin sonuna kadar uzanan uzun miyotomi ve parsiyel fundoplikasyon

Cevap

Arkus aorta seviyesinden distalde spastik segmentin sonuna kadar uzanan uzun miyotomi ve parsiyel fundoplikasyon
Diffüz özofageal spazm (DES) tanılı hastalarda cerrahi tedavi, medikal tedaviye dirençli vakalarda endikedir. DES'te motilite bozukluğu özofagus gövdesinin büyük bir kısmını etkilediği için uygulanacak miyotomi, proksimalde spastik segmentin üst sınırına (genellikle arkus aorta seviyesi) kadar uzanmalıdır. Bu, sadece alt özofagus sfinkterini hedef alan klasik Heller miyotomisinden en temel farkıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Soğukla tetiklenen ağrı ve tirbuşon görünümü diffüz özofageal spazmı (DES) işaret eder.
Tanıyı netleştirmek tedavi stratejisini belirlemek için ilk adımdır.
2
Cerrahi endikasyonu ve kapsamını belirle
Medikal tedaviye dirençli DES vakalarında cerrahi endikedir.
DES'te patoloji sadece sfinkterde değil, özofagus gövdesinde yaygın olduğundan uzun miyotomi gereklidir.
3
Tekniği seç
Uzun miyotomi sonrası reflüyü önlemek için parsiyel fundoplikasyon eklenir.
Miyotomi antireflü mekanizmasını bozduğu için koruyucu bir prosedür şarttır.

Anahtar Kavram

Diffüz Özofageal Spazmda (DES) cerrahi tedavi, spastik segmentin tamamını kapsayan uzun miyotomidir.

İpuçları

1
Hastadaki 'tirbuşon' görünümü ve soğukla tetiklenen ağrı hangi motilite bozukluğunu düşündürür?
2
Diffüz özofageal spazmda spazmlar özofagusun hangi kısımlarında görülür? Sadece sfinkterde mi?

Daha Fazla Pratik

Akalazya tip 3 (spastik akalazya) ile DES arasındaki manometrik farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 328Soru

4242 yaşında kadın hasta, 1818 ay önce Vücut Kitle İndeksi (VKI˙VKİ) 48kg/m248 kg/m^2 ve Tip 22 diyabet nedeniyle Laparoskopik Roux-en-Y Gastrik Bypass (LRYGBLRYGB) ameliyatı olmuştur. Ameliyat sonrası 55kg55 kg veren hasta, son zamanlarda özellikle karbonhidrat ağırlıklı yemeklerden yaklaşık 2,52,5 saat sonra ortaya çıkan terleme, titreme ve baş dönmesi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde bu ataklar sırasında kan şekerinin 50mg/dL50 mg/dL olduğu saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablonun fizyopatolojisinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı glukoz geçişine ikincil artan GLP-1 etkisiyle oluşan endojen hiperinsülinemi

Cevap

Hızlı glukoz geçişine ikincil artan GLP-1 etkisiyle oluşan endojen hiperinsülinemi (Geç Dumping Sendromu)
Geç dumping sendromu, Roux-en-Y gastrik bypass gibi mide boşalmasının hızlandığı ameliyatlardan sonra görülür. İnce bağırsağa hızla geçen karbonhidratlar, distal ince bağırsaktaki L-hücrelerinden Glukagon-Benzeri Peptid-1 (GLP-1) salınımını artırır. GLP-1, pankreastan aşırı miktarda insülin salgılanmasını tetikler ve bu durum yemekten 232-3 saat sonra semptomatik hipoglisemiye (reaktif hipoglisemi) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve şikayetlerinin zamanlamasını değerlendir
Yemekten 2,5 saat sonra ortaya çıkan hipoglisemi semptomları (geç dumping) saptandı.
Semptomların yemekten ne kadar süre sonra başladığı erken ve geç dumping ayrımı için kritiktir.
2
Obezite cerrahisi (RYGB) sonrası karbonhidrat metabolizmasındaki değişikliği analiz et
Midenin devre dışı kalmasıyla karbonhidratlar hızla distal ince bağırsağa geçer.
Bu durum inkretin hormonlarının (özellikle GLP-1) aşırı salınımını tetikler.
3
Hormonal yanıtın kan şekeri üzerindeki etkisini belirle
Artan GLP-1 pankreatik beta hücrelerinden aşırı insülin salınımına yol açarak reaktif hipoglisemi oluşturur.
Postoperatif dönemdeki bu hiperinsülinemik tablo geç dumpingin fizyopatolojik temelidir.

Anahtar Kavram

Geç Dumping Sendromu (Postprandial Hiperinsülinemik Hipoglisemi)

Alternatif Yöntem

Zamanlama odaklı eleme yöntemi: Şikayetlerin yemekten 2 saatten sonra çıkması 'geç', 30 dakika içinde çıkması 'erken' sendromu düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 329Soru

Şiddetli ve zorlu kusmaları takiben aniden başlayan, sırtına vuran yırtılır tarzda göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuran 5050 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde Mackler triadı (kusma, ağrı, cilt altı amfizem) ile uyumlu bulgular saptanıyor. Kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg, nabız 105/dk105/dk olan ve akciğer grafisinde sol plevral efüzyon ile pnömomediastinum izlenen hastada miyokard enfarktüsü ekarte ediliyor. Tanısal amaçla ilk etapta yapılan suda eriyen kontrastlı (Gastrografin) özofagografide ekstravazasyon izlenmeyen bu hastada, bir sonraki en uygun tanısal adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu özofagografi ile incelemenin tekrarlanması

Cevap

Gastrografinli incelemenin negatif gelmesi durumunda, tanısal duyarlılığı artırmak için baryumlu özofagografi ile inceleme tekrarlanmalıdır.
Özofagus perforasyon şüphesinde tanısal algoritma, suda eriyen kontrastlı madde (Gastrografin) ile başlar. Bunun nedeni, baryumun mediastene kaçması durumunda şiddetli inflamatuar reaksiyon ve granülomatöz mediastinite yol açabilmesidir. Ancak Gastrografin'in küçük perforasyonları göstermedeki duyarlılığı düşüktür. Bu nedenle, klinik şüphe devam ediyorsa baryum ile inceleme yapılarak tanı kesinleştirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada zorlu kusma sonrası ağrı ve cilt altı amfizem (Mackler triadı) saptanması Boerhaave sendromuna (spontan özofagus perforasyonu) işaret eder.
Tanısal sürecin ilk adımı doğru klinik şüpheyi oluşturmaktır.
2
İlk radyolojik tetkik seçimi
Suda eriyen kontrastlı (Gastrografin) özofagogram çekilir.
Baryumun olası bir perforasyonda mediastene kaçarak granülomatöz mediastinite yol açma riski nedeniyle ilk tetkik Gastrografin ile yapılır.
3
Yalancı negatifliğin yönetimi
Gastrografin çalışması negatif ancak şüphe sürüyorsa baryum sülfat ile inceleme tekrarlanır.
Baryum, küçük perforasyonları yakalamada Gastrografin'e göre çok daha yüksek duyarlılığa sahiptir.
4
Tedavi planlaması (Zamanlama)
Perforasyon saptanırsa ilk 2424 saatte primer onarım; 2424 saatten sonra ise diversiyon veya drenaj yöntemleri düşünülür.
Geç evre perforasyonlarda doku nekrozu ve enfeksiyon primer onarımın başarısını düşürür.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonunda tanısal algoritma: İlk tercih Gastrografin, negatifse baryumlu grafi; tedavi ise ilk 2424 saatte primer cerrahi onarımdır.

İpuçları

1
Mackler triadı; kusma, göğüs ağrısı ve cilt altı amfizemi tanımlar.
2
Gastrografin suda eridiği için mediastende baryum kadar irritan değildir ancak yoğunluğu (duyarlılığı) daha azdır.
3
Tanısal doğruluğu %90'ın üzerine çıkarmak için Gastrografin sonrası negatif vakalarda baryum sülfat kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Kostik yaralanmalarda endoskopi zamanlamasının (genellikle 12-24. saatler arası) önemini ve perforasyon varlığında endoskopinin kontrendike olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 330Soru

74 yaşında bir erkek hasta; ağızda belirgin kötü koku (halitozis), yutma güçlüğü ve yemeklerden saatler sonra şekli bozulmamış gıdaların ağza geri gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden, son zamanlarda geceleri aniden öksürerek uyandığı ve sol boyun bölgesinde bastırmakla gurultu sesi (borborigmi) duyduğu öğreniliyor. Baryumlu özofagus grafisinde servikal özofagusun posteriorunda, krikofaringeus kasının hemen proksimalinde kontrast madde retansiyonu gösteren bir kese izleniyor. Bu hastadaki lezyonun patofizyolojik oluşum mekanizması ve histopatolojik özelliği aşağıdakilerin hangisinde birlikte doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst özofagus sfinkterinde gevşeme kusuru veya diskoordinasyon – Psödodivertikül

Cevap

Üst özofagus sfinkterinde gevşeme kusuru veya diskoordinasyon sonucu oluşan bir psödodivertikül
Doğru yanıt olan seçenek, Zenker divertikülünün hem patofizyolojik temelini (üst özofagus sfinkterinde gevşeme kusuru/diskoordinasyon) hem de yapısal özelliğini (mukoza ve submukoza herniasyonu olduğu için psödodivertikül) tam olarak tanımlamaktadır. Bu divertikül, krikofaringeus ve tirofaringeus kasları arasındaki Killian üçgeninden posteriora doğru gelişen bir pulsiyon divertikülüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (halitozis, regürjitasyon, borborigmi, gece öksürüğü) analiz et.
Bulgular servikal yerleşimli bir Zenker divertikülünü işaret eder.
Sindirilmemiş gıda regürjitasyonu ve borborigmi bu patoloji için karakteristiktir.
2
Anatomik yerleşimi ve histolojik yapıyı belirle.
Killian üçgeninden gelişen bir pulsiyon divertikülüdür; sadece mukoza ve submukozayı içerdiği için psödodivertiküldür.
Kas tabakasını içermeyen dışa doğru fıtıklaşmalar yalancı divertikül olarak sınıflandırılır.
3
Etiyolojik mekanizmayı sorgula.
Üst özofagus sfinkterindeki (UES) koordinasyon bozukluğu veya krikofaringeus kasının zamanında gevşememesi suçlanmaktadır.
Zenker bir pulsiyon (basınçla itilme) divertikülüdür.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü, Killian üçgeninden gelişen, UES diskoordinasyonuna bağlı bir pulsiyon/psödodivertikül tablosudur.

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülü cerrahisinde krikofaringeal miyotominin gerekliliğini ve endoskopik (Stapler) tedavinin kontrendikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 331Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve 77 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 3535 paket-yıl sigara ve kronik alkol kullanımı mevcuttur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde kesici dişlerden 2828 cm mesafede lümeni çevreleyen, frajil bir kitle saptanıyor. Endoskopik biyopsi sonucu "yassı hücreli (skuamöz) karsinom" olarak raporlanıyor. Evreleme amacıyla yapılan toraks ve batın BT'de uzak metastaz saptanmıyor; ancak tümörün özofagus adventisyasına invaze olduğu (T3T3) ve komşuluğunda 22 adet patolojik boyutlu lenf nodu (N1N1) izleniyor. Bu hasta için en uygun küratif tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası cerrahi rezeksiyon

Cevap

Neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası cerrahi rezeksiyon uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Lokal ileri evre (T2T2, T3T3, T4T4 veya N+N+) özofagus kanserli hastalarda (hem yassı hücreli karsinom hem de adenokarsinom için), doğrudan cerrahi yerine neoadjuvan kemoradyoterapi uygulanması ve ardından cerrahi yapılması, kürasyon ve sağkalım açısından en üstün yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın evresini belirle
T3N1M0T3N1M0 (Lokal ileri evre)
BT ve endoskopi bulguları tümörün derinliğini (T3T3) ve bölgesel lenf nodu tutulumunu (N1N1) göstermektedir.
2
Küratif tedavi protokolünü seç
Neoadjuvan Kemoradyoterapi (CROSS protokolü vb.)
Özofagus kanserlerinde T2T2 ve üzerindeki tümörlerde veya lenf nodu pozitifliğinde cerrahi öncesi sağkalımı artırmak için neoadjuvan tedavi standarttır.
3
Tedaviyi cerrahi ile tamamla
Özofajektomi ve lenfadenektomi
Neoadjuvan tedavi sonrası geride kalabilecek tümör dokusunun temizlenmesi için rezeksiyon gereklidir.

Anahtar Kavram

Lokal İleri Evre Özofagus Kanseri Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Siewert sınıflamasına göre gastroözofageal bileşke tümörlerinin cerrahi sınırlarını ve rekonstrüksiyon yöntemlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

5252 yaşında erkek hasta, yemeklerden sonra gelişen retrosternal dolgunluk, erken doygunluk ve nefes darlığı şikayetleriyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastaya yapılan kontrastlı üst gastrointestinal sistem pasaj grafisinde; gastroözofageal bileşkenin (GO¨BGÖB) diyafram düzeyinde normal anatomik lokalizasyonunda kaldığı, ancak mide fundusunun hiatus aracılığıyla özofagusun yanından posterior mediastene doğru yer değiştirdiği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IIII (Paraözofageal) hiatus hernisi; komplikasyon riski nedeniyle cerrahi onarım uygulanmalıdır.

Cevap

Vakada tarif edilen durum Tip IIII (Paraözofageal) hiatus hernisidir ve bu durumda strangülasyon riski nedeniyle cerrahi onarım uygulanmalıdır.
Kontrastlı pasaj grafisinde gastroözofageal bileşkenin yerinde olup midenin fundus kısmının yukarı fıtıklaşması Tip IIII (Paraözofageal) hiatus hernisinin patognomonik bulgusudur. Tip II (Kayma tipi) hernilerin aksine bu fıtıklar, midenin kendi etrafında dönmesine (gastrik volvulus) ve strangülasyona neden olabileceği için saptandığında cerrahi olarak onarılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anatomik lokalizasyonu değerlendir.
Gastroözofageal bileşkenin yerinde olması ve fundusun fıtıklaşması Tip IIII (Paraözofageal) herniyi tanımlar.
Hiatus hernilerini sınıflandırmak için GÖB ve fundusun diyaframa göre konumuna bakılır.
2
Herni tipine özgü riskleri belirle.
Tip IIII hernilerde mekanik olarak midenin rotasyonu (volvulus) ve boğulma riski yüksektir.
Tip II (kayma tipi) hernilerde temel sorun reflüdür, ancak paraözofageal hernilerde temel sorun mekanik komplikasyonlardır.
3
Tedavi stratejisini seç.
Komplikasyonları önlemek amacıyla cerrahi onarım (midenin redüksiyonu, kese eksizyonu ve hiatus onarımı) kararı verilir.
Paraözofageal hernilerde medikal tedavi mekanik tıkanıklığı veya boğulma riskini ortadan kaldırmaz.

Anahtar Kavram

Hiatus hernisi tipleri ve cerrahi endikasyon farkları
Soru 333Soru

4646 yaşında kadın hasta, 33 yıldır devam eden hem katı hem de sıvı gıdalara karşı ilerleyici yutma güçlüğü ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Baryumlu özofagus grafisinde özofagus distalinde "kuş gagası" görünümü saptanıyor. Yapılan yüksek çözünürlüklü manometride (HRMHRM); IRPIRP (IntegratedIntegrated RelaxationRelaxation PressurePressure) değeri 2424 mmHg ölçülüyor, peristaltizm izlenmiyor ve yutmaların %30\%30’unda pan-özofageal basınç artışı (panpan-esophagealesophageal pressurizationpressurization) gözleniyor.

Bu hasta için Chicago sınıflamasına göre konulan tanı ve tedavi başarısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı Tip 2 Akalazya’dır ve bu alt tip cerrahi veya medikal tedaviye en iyi yanıt veren gruptur.

Cevap

Tanı Tip 2 Akalazya’dır ve bu alt tip cerrahi veya medikal tedaviye en iyi yanıt veren gruptur.
Hastada saptanan yüksek IRP değeri (>15>15 mmHg) ve özofagus gövdesindeki aperistalsis bulguları Akalazya tanısını koydurur. Yutmaların %20\%20’sinden fazlasında (%30\%30) görülen pan-özofageal basınç artışı ise Chicago sınıflamasına göre Tip 2 Akalazya'nın spesifik bulgusudur. Tip 2 Akalazya, tüm alt tipler arasında Heller miyotomisi, POEM veya pnömatik dilatasyon gibi tedavi yöntemlerine en iyi klinik yanıtı veren gruptur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve radyolojik bulgunun değerlendirilmesi
Hem katı hem sıvı gıdaya yutma güçlüğü ve baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü Akalazya'yı düşündürür.
Mekanik obstrüksiyonlarda genellikle önce katı gıdalara karşı yutma güçlüğü olurken, motilite bozukluklarında her ikisi birden başlar.
2
Manometrik IRP değerinin analizi
IRP=24IRP = 24 mmHg (Normal: <15<15 mmHg).
Yüksek IRP değeri, özofagogastrik bileşkenin yetersiz gevşediğini gösterir ve Akalazya tanısını doğrular.
3
Chicago Sınıflamasına göre alt tip tayini
%100 aperistalsis + %30 pan-özofageal basınç artışı = Tip 2 Akalazya.
Chicago Sınıflaması v4.0'a göre yutmaların \geq %20'sinde pan-özofageal basınç artışı olması Tip 2 tanımlayıcı kriteridir.
4
Tedavi prognozunun belirlenmesi
Tip 2 Akalazya, tedaviye (Heller miyotomisi veya balon dilatasyonu) en iyi yanıt veren alt tiptir.
Klinik çalışmalar Tip 2'nin Tip 1 ve özellikle Tip 3'e göre anlamlı derecede daha yüksek başarı oranlarına sahip olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kavram

Akalazya'nın Chicago Sınıflaması alt tipleri ve tedavi prognozu.
Soru 334Soru

Morbid obezite (VKI˙:52kg/m2VKİ: 52 kg/m^2) nedeniyle 22 yıl önce laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB) ameliyatı olan 4444 yaşındaki erkek hastada ameliyat sonrası toplam 65kg65 kg ağırlık kaybı saptanmıştır. Son 11 aydır tekrarlayan sağ yan ağrısı ve idrarda renk koyulaşması şikayetleriyle başvuran hastanın fizik muayenesinde sağ kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.2mg/dL2.2 mg/dL (bazal: 1.0mg/dL1.0 mg/dL), kalsiyum 9.1mg/dL9.1 mg/dL, albümin 3.8g/dL3.8 g/dL bulunuyor. Üriner ultrasonografide sağ böbrek pelvikaliksiyel sistemde grade 11 hidronefroz ve her iki böbrek parankiminde yaygın kristal birikimiyle uyumlu ekojenite artışı fark ediliyor. Bu hastada nefrolitiyazis ve progresif böbrek fonksiyon kaybından sorumlu olan temel fizyopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağ malabsorbsiyonu nedeniyle kalsiyumun lümende sabunlaşması sonucu serbest kalan oksalatın kolondan aşırı emilmesi

Cevap

Yağ malabsorbsiyonu nedeniyle kalsiyumun lümende sabunlaşması sonucu serbest kalan oksalatın kolondan aşırı emilmesi (Enterik hiperoksalüri)
Doğru cevap olan 'yağ malabsorbsiyonu sonucu oksalatın kolondan aşırı emilmesi' mekanizması, Roux-en-Y gastrik bypass gibi lümende yağ asidi konsantrasyonunu artıran ameliyatlardan sonra görülen ciddi bir komplikasyondur. Bağırsak lümeninde kalsiyumun yağ asitlerine bağlanması (saponifikasyon), oksalatın serbest kalmasına ve kolonik mukozadan aşırı emilimine (enterik hiperoksalüri) neden olur. Bu durum kalsiyum oksalat taşlarına ve tübülointerstriyel hasara (oksalat nefropatisi) yol açarak kreatinin artışıyla seyreden renal yetmezliğe sebep olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cerrahi öyküsü ve klinik tablosunu analiz et
RYGB sonrası ciddi kilo kaybı olan hastada üreter taşı ve böbrek parankiminde eko artışı (kristal birikimi/nefrokalsinozis) saptanmıştır.
Bu kombinasyon bariatrik cerrahi sonrası görülen enterik hiperoksalüri ve oksalat nefropatisini düşündürür.
2
Malabsorbtif cerrahinin yağ ve kalsiyum üzerindeki etkisini değerlendir
Bağırsak lümeninde emilemeyen yağ asitleri, mevcut kalsiyum iyonlarına bağlanarak 'kalsiyum sabunları' oluşturur.
Yağ malabsorbsiyonu olan durumlarda kalsiyumun yağ asitlerine afinitesi oksalata göre daha yüksektir.
3
Oksalat emilim mekanizmasını açıkla
Normalde kalsiyum ile bağlanıp dışkıyla atılan oksalat, lümende serbest (çözünür) kalarak kolondan pasif şekilde kana geçer.
Kolonun anatomik devamlılığı olan malabsorbtif prosedürlerde (RYGB, BPD) bu emilim artışı karakteristiktir.
4
Böbrek üzerindeki patolojik sonucu belirle
Hiperoksalüriye bağlı olarak böbrek tübüllerinde kalsiyum oksalat kristalleri çöker; bu durum hem taş oluşumuna hem de interstriyel nefrite (oksalat nefropatisi) yol açar.
Serum kreatinin artışı ve USG'deki parankimal eko artışı bu progresif hasarı doğrular.

Anahtar Kavram

Enterik Hiperoksalüri ve Oksalat Nefropatisi

Daha Fazla Pratik

Sleeve gastrektomi sonrası neden enterik hiperoksalüri görülmediğini malabsorbsiyon mekanizması üzerinden karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 335Soru

52 yaşında erkek hasta, yaklaşık 15 yıldır bilinen duodenal ülser öyküsü ile başvuruyor. Son iki haftadır giderek artan, yediklerini içeren, safrasız ve bol miktarda kusmaları olduğunu belirtiyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede çalkantı sesi (succussion splash) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde pH: 7.527.52, Na+:132Na^+: 132 mEq/L, K+:2.9K^+: 2.9 mEq/L, Cl:86Cl^-: 86 mEq/L ve idrar pH'ı 5.55.5 olarak saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar tablo ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek distal tübülünde sodyum geri emilimi için potasyum yerine hidrojen iyonunun sekre edilmesi sonucu paradoksal asidüri gelişmiştir.

Cevap

Böbrek distal tübülünde sodyumun geri emilimi sırasında, şiddetli potasyum eksikliği nedeniyle potasyum yerine hidrojen iyonunun salgılanması sonucunda paradoksal asidüri gelişmiştir.
Kronik peptik ülser komplikasyonu olan mide çıkış obstrüksiyonunda, mide sıvısındaki H+H^+ ve ClCl^- iyonları ile birlikte su kaybedilir. Bu durum hipovolemi ve hipokloremik metabolik alkaloza yol açar. Vücut, hipovolemiyi düzeltmek için aldosteron aracılığıyla böbreklerden sodyum geri emilimini artırır. Başlangıçta sodyum geri emilirken potasyum ve bikarbonat atılır. Ancak kusmalar devam edip potasyum depoları tükendiğinde, böbrek sodyum geri emilimine devam edebilmek için potasyum yerine hidrojen iyonunu idrara salgılamak zorunda kalır. Sonuçta sistemik alkaloza rağmen idrarın pH'ı düşer ve 'paradoksal asidüri' tablosu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın klinik tablosunu analiz et.
Kronik duodenal ülser zemininde gelişen mide çıkış obstrüksiyonu (pilor stenozu) ve buna bağlı safrasız kusmalar mevcuttur.
Mide içeriğinin kaybı elektrolit ve asit-baz dengesini doğrudan etkiler.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
pH 7.527.52 (alkaloz), düşük klor ve düşük potasyum ile birlikte düşük idrar pH'ı (5.55.5) saptanmıştır.
Sistemik alkaloza rağmen asidik idrar çıkışı patognomonik bir bulgudur.
3
Paradoksal asidüri mekanizmasını değerlendir.
Hipovolemi nedeniyle sodyum tutulmaya çalışılır. Distal tübülde sodyum/potasyum değişimi yapılırken potasyum tükendiği için sodyum/hidrojen değişimi baskın hale gelir.
Vücudun hacmi koruma (sodyum tutma) önceliği, pH dengesinin önüne geçer.

Anahtar Kavram

Pilor stenozunda görülen metabolik tablo: Hipokalemik, hipokloremik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri.
Soru 336Soru

3838 yaşında kadın hasta, son bir yıldır devam eden yemek sonrası pirozis (yanma) ve regürjitasyon (ağıza acı su gelmesi) şikayetleriyle başvurmuştur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus mukozası normal (Grade 0) olarak değerlendirilmiştir. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla hastaya uygulanan 2424 saatlik ambulatuvar pH-metre tetkiki sonucunda 'DeMeester skoru' hesaplanacaktır. Bu skorlama sisteminde reflü şiddetini belirlemek için aşağıdaki parametrelerden hangisi değerlendirmeye alınmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt özofagus sfinkter istirahat basıncı

Cevap

Alt özofagus sfinkter istirahat basıncı, DeMeester skorunun bir bileşeni değildir; bu değer özofagus manometrisi ile ölçülür.
Alt özofagus sfinkter istirahat basıncı, özofagusun motor fonksiyonlarını değerlendiren manometri tetkiki ile ölçülür. DeMeester skoru ise yalnızca 2424 saatlik pH-metre cihazından elde edilen; aside maruz kalma süresi (toplam, ayakta, yatarak), reflü ataklarının sayısı ve süreleri gibi asit maruziyeti verilerini temel alır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve yapılan tetkikleri değerlendir.
Tipik reflü semptomları olan ancak endoskopisi normal (NERD) saptanan bir hastada altın standart tanı yöntemi 24 saatlik pH-metredir.
Endoskopinin negatif olması reflüyü dışlamaz; asit maruziyetini kanıtlamak gerekir.
2
DeMeester skorlama sisteminin içeriğini hatırla.
DeMeester skoru 66 parametreden oluşur: Toplam süre pH<4pH < 4 (%), Ayakta süre pH<4pH < 4 (%), Yatarak süre pH<4pH < 4 (%), Toplam reflü sayısı, >5>5 dakika süren reflü sayısı ve En uzun reflü süresi.
Bu skor, patolojik asit maruziyetini sayısal olarak ifade etmek için geliştirilmiştir.
3
Seçenekleri manometrik veriler ile pH-metrik veriler açısından karşılaştır.
Basınç ölçümleri (manometri) ile asit ölçümleri (pH-metre) farklı modalitelerdir.
Alt özofagus sfinkter basıncı anatomik/fizyolojik bir güç ölçümüdür, asit maruziyet süresini göstermez.

Anahtar Kavram

DeMeester skoru, gastroözofageal reflü hastalığı tanısında asit maruziyetini objektif olarak değerlendiren bir pH-metre puanlama sistemidir ve basınç/motilite verilerini içermez.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 337Soru

4242 yaşında kadın hasta, 22 yıl önce morbid obezite nedeniyle Laparoskopik Roux-en-Y Gastrik Bypass (RYGBRYGB) ameliyatı olmuştur. Karın sağ üst kadranda ağrı, sarılık ve ateş şikayetleri ile acil servise başvuran hastanın laboratuvar incelemelerinde total bilirubin: 4.5 mg/dL4.5\text{ mg/dL}, alkalen fosfataz: 450 U/L450\text{ U/L} ve lökosit: 14.000/mm314.000/\text{mm}^3 saptanmıştır. Yapılan abdominal ultrasonografide safra kesesinde taşlar, koledok çapında 14 mm14\text{ mm} dilatasyon ve koledok distalinde 12 mm12\text{ mm} çapında taş ile uyumlu görünüm izlenmiştir. Bu hastada safra yollarındaki tıkanıklığı gidermek ve taşı temizlemek için en uygun girişimsel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik yardımlı, gastrik remnant (mide cebi dışı mide) üzerinden yapılan transgastrik ERCP

Cevap

Laparoskopik yardımlı transgastrik ERCP (LA-ERCP), RYGB sonrası koledok taşlarının tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip yöntemdir.
Laparoskopik Roux-en-Y Gastrik Bypass (RYGBRYGB) ameliyatı sonrası mide remnantı (devre dışı bırakılan mide) ile duodenum arasındaki anatomik yol korunmuş olsa da, ağızdan gelen yol çok uzundur (>150 cm>150\text{ cm}). Bu nedenle standart duodenoskoplar ampulla vateriye ulaşamaz. Laparoskopik yardımlı transgastrik ERCP (LAERCPLA-ERCP), bu engeli mide remnantına doğrudan cerrahi erişim sağlayarak aşar ve taşın temizlenmesi için en etkili ve yüksek başarı oranlı yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastada Charcot triadı (ağrı, sarılık, ateş), yüksek bilirubin/ALP ve ultrasonda koledok taşı mevcuttur; tanı akut kolanjittir.
Müdahale planı öncesi tanının kesinleşmesi gerekir.
2
Ameliyat geçmişini ve anatomik kısıtlamaları analiz et
Hasta Roux-en-Y Gastrik Bypass (RYGB) geçirmiştir. Bu anatomi, ağızdan girilen standart endoskopun ampullaya ulaşmasını engeller (yaklaşık 150200 cm150-200\text{ cm} mesafe).
Tedavi yönteminin seçimi hastanın anatomik yapısına doğrudan bağlıdır.
3
Erişim yolunu belirle
Laparoskopik olarak karına girilir, mide remnantı (devre dışı bırakılan büyük mide) bulunur ve bu mideye bir trokar yerleştirilerek duodenoskop ile girilir.
Mide remnantı üzerinden papillaya olan mesafe çok kısadır ve standart bir ERCP işlemi gibi uygulama yapılabilir.

Anahtar Kavram

Roux-en-Y Gastrik Bypass (RYGB) sonrası safra yolu girişimlerinde laparoskopik transgastrik erişimin önemi.

Daha Fazla Pratik

Post-bariatrik cerrahi sonrası hızlı kilo kaybına bağlı safra taşı oluşumunu önlemek için kullanılan farmakolojik ajanları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 338Soru

5858 yaşında erkek hastada rutin kontrol amacıyla yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda mukozası intakt, yaklaşık 2.5 cm2.5\text{ cm} çaplı subepitelyal bir kitle saptanıyor. Endoskopik ultrasonografide (EUS) kitlenin 44. katman olan muskularis propriadan köken aldığı ve hipoekoik yapıda olduğu izleniyor. Alınan biyopsi örneklerinin immünohistokimyasal incelemesinde CD117CD117 (c-kit) ve DOG1DOG-1 pozitif; desmin, düz kas aktini (SMASMA) ve S100S100 ise negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal stromal tümör (GIST)

Cevap

Gastrointestinal stromal tümör (GIST)
Vakada tanımlanan kitlenin EUS'ta muskularis propriadan (4. tabaka) köken alması ve immünohistokimyasal incelemede CD117CD117 (c-kit) ile DOG1DOG-1 pozitifliği saptanması, Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) için patognomoniktir. GIST'ler Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alır ve midenin en sık görülen mezenkimal tümörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Lezyonun yerleşimini ve köken aldığı tabakayı belirle
Mide korpusunda subepitelyal kitle ve EUS'ta 4. tabaka (muskularis propria) tutulumu.
Mide duvarındaki subepitelyal kitlelerin ayırıcı tanısında EUS tabakası kritik öneme sahiptir; 4. tabaka mezenkimal tümörleri (GIST, Leiomyom, Schwannom) işaret eder.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri değerlendir
CD117 (+) ve DOG-1 (+) pozitifliği; desmin, SMA ve S100 negatifliği.
CD117 ve DOG-1, Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alan GIST için en spesifik belirteçlerdir.
3
Diğer mezenkimal tümörleri ekarte et
Leiomyom (Desmin/SMA+) ve Schwannom (S100+) ekarte edildi.
Negatif boyanma sonuçları diğer mezenkimal olasılıkları dışlayarak tanıyı netleştirir.

Anahtar Kavram

Midenin subepitelyal mezenkimal tümörlerinde ayırıcı tanı immünohistokimyasal belirteçlere (CD117, DOG-1, Desmin, S100) göre yapılır.

Daha Fazla Pratik

GIST'lerin tedavisinde nodal yayılım nadir olduğu için lenfadenektomi gereksizdir; negatif cerrahi sınırla kama rezeksiyon yeterlidir. Gastrik lenfomada (MALT) ise ilk adım genellikle H. pylori eradikasyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 339Soru

6565 yaşında kadın hasta, ani başlayan şiddetli karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede yaygın hassasiyet ve "tahta karın" bulguları saptanıyor. Ayakta direkt karın grafisinde diyafram altında serbest hava izlenen hasta, duodenal ülser perforasyonu ön tanısıyla acil ameliyata alınıyor. Ameliyat sırasında bu hastada asit düşürücü "definitive" bir cerrahi prosedür yerine sadece omentopeksi (Graham yaması) uygulanmasına karar verilmesi için en güçlü preoperatif gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Preoperatif dönemde hastanın şok tablosunda (SistolikKB<90mmHgSistolik KB < 90 mmHg) olması

Cevap

Preoperatif dönemde şok tablosunun (SistolikKB<90mmHgSistolik KB < 90 mmHg) varlığı, definitive cerrahiden kaçınılması için en güçlü endikasyondur.
Perfore peptik ülserlerde cerrahi yaklaşımı belirleyen en önemli sistemlerden biri Boey skorlamasıdır. Bu skorlamada yer alan 'preoperatif şok' (SistolikKB<90mmHgSistolik KB < 90 mmHg), hastanın yüksek mortalite riskine sahip olduğunu gösterir. Bu durumda cerrahi süreyi uzatan vagotomi veya antrektomi gibi asit düşürücü (definitive) işlemlerden kaçınılmalı, sadece hayat kurtarıcı olan omentopeksi (Graham yaması) uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hastada perfore peptik ülser ve buna bağlı sekonder peritonit tablosu mevcuttur.
Ameliyat stratejisini belirlemek için hastanın risk profilinin çıkarılması gerekir.
2
Boey risk kriterlerini uygula.
Boey skorlaması: 1) Preoperatif şok (Sistolik KB < 90 mmHg), 2) Perforasyon süresi (>24 saat), 3) Ciddi yandaş hastalık varlığı.
Bu üç faktörden biri bile varsa mortalite ve morbidite riski belirgin artar.
3
Cerrahi yöntem kararını ver.
Risk faktörleri (özellikle şok) mevcutsa, hastayı hızlıca stabilize etmek ve cerrahi süreyi kısa tutmak için omentopeksi (Graham yaması) tercih edilir.
Definitive cerrahi (vagotomi vb.) stabil olmayan hastalarda ölüm riskini artırır.

Anahtar Kavram

Boey Skorlaması ve Perfore Ülser Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Boey skorlamasındaki diğer iki faktörü (24 saatten uzun süre ve yandaş hastalık) tekrar ederek vaka sorularındaki yönetim stratejilerini pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 340Soru

6464 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden epigastrik ağrı ve şişkinlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde mide büyük kurvatur yerleşimli, 7 cm7\text{ cm} çapında, lümene doğru ekzofitik uzanım gösteren submukozal bir kitle saptanıyor. Alınan iğne biyopsisinde iğsi hücreli morfoloji ile birlikte CD117CD117 (c-kitc\text{-}kit) ve DOG1DOG1 pozitifliği saptanan, mitoz hızı 12/5012/50 BBA (büyük büyütme alanı) olarak raporlanan bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınırların sağlanacağı kama (wedge) rezeksiyon ve sonrasında 3 yıl adjuvan imatinib tedavisi

Cevap

Negatif cerrahi sınırların sağlanacağı kama (wedge) rezeksiyon ve sonrasında 3 yıl adjuvan imatinib tedavisi planlanması en uygun yaklaşımdır.
Verilen vakada kitlenin 7 cm7\text{ cm} olması ve mitoz hızının 12/5012/50 BBA olması, modifiye Fletcher kriterlerine göre hastayı 'Yüksek Risk' kategorisine sokar. Bu hastalarda negatif cerrahi sınır (R0) sağlayan bir kama rezeksiyonu altın standarttır. Yüksek riskli GIST vakalarında postoperatif 33 yıl adjuvan imatinib kullanımı sağkalımı anlamlı düzeyde iyileştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguların değerlendirilmesi
7 cm7\text{ cm} boyutunda submukozal kitle ve CD117CD117 pozitifliği.
Bu bulgular hastanın Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) olduğunu kesinleştirir.
2
Risk sınıflandırmasının yapılması
Boyut >5 cm>5\text{ cm} ve mitoz >5/50>5/50 BBA olduğu için 'Yüksek Risk' grubu.
GIST yönetiminde nüks riskini belirlemek tedavi planı için kritiktir.
3
Cerrahi stratejinin belirlenmesi
Kama (wedge) rezeksiyon ile negatif sınır sağlanması.
GIST'te lateral yayılım veya lenf nodu tutulumu nadir olduğundan organ koruyucu rezeksiyon yeterlidir.
4
Adjuvan tedavi kararı
33 yıl süreyle imatinib mesilat tedavisi.
Yüksek riskli hastalarda sağkalımı artırdığı kanıtlanmış standart protokoldür.

Anahtar Kavram

GIST'te risk stratifikasyonu (boyut ve mitoz hızı) ve cerrahi prensipler (negatif sınır, lenf nodu diseksiyonu gereksizliği).

Daha Fazla Pratik

GIST'te imatinib direnci gelişen vakalarda kullanılan ikinci basamak tirozin kinaz inhibitörlerini (örn. sunitinib) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 17 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin