Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 301Soru

4242 yaşında kadın hasta, yaklaşık 1,51,5 yıldır devam eden hem katı hem de sıvı gıdalara karşı ilerleyici yutma güçlüğü ve geceleri olan regürjitasyon şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusun dilate olduğu ve lümende gıda artıkları bulunduğu izleniyor; ancak endoskop mideye geçerken hafif bir dirençle ("pop" hissi) ilerleyebiliyor. Bu hasta için en olası özofageal manometre bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt özofagus sfinkter (AÖS) gevşeme kusuru ve özofagus gövdesinde peristaltizm kaybı

Cevap

Akalazya tanısı ile uyumlu olan alt özofagus sfinkter (AÖS) gevşeme kusuru ve özofagus gövdesinde peristaltizm kaybıdır.
Hastanın hem katı hem sıvı gıdalara karşı olan ilerleyici disfajisi ve endoskopideki karakteristik 'pop' hissi akalazya tanısını koydurur. Akalazyanın manometrik tanısı için AÖS gevşeme kusuru (yüksek IRP) ve gövdede peristaltizm kaybı (aperistaltizm) görülmesi şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
İlerleyici disfaji (hem katı hem sıvı) ve regürjitasyon akalazyayı düşündürür.
Mekanik tıkanıklıklarda (kanser vb.) disfaji önce katılara başlar, motilite bozukluklarında ise her iki tipe karşıdır.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Dilate özofagus, gıda artığı ve LES'ten geçerken hissedilen "pop" (direncin aşılması) hissi akalazya için karakteristiktir.
Malignitelerde endoskop genellikle geçemez veya sert bir darlık hissedilir, akalazyada ise darlık fonksiyoneldir.
3
Tanısal altın standart testin belirlenmesi
Manometride AÖS'nin yutkunma ile gevşememesi (IRP>15IRP > 15 mmHg) ve peristaltizm kaybı görülmesi.
Akalazyanın patofizyolojisinde Auerbach pleksusundaki inhibitör nöronların kaybı sonucu sfinkter gevşeyemez.

Anahtar Kavram

Akalazya klinik, endoskopik ve manometrik tanısı

İpuçları

1
Hastanın hem katı hem sıvı gıdalara karşı disfajisi olması bir motilite bozukluğunu işaret eder.
2
Endoskopide hissedilen 'pop' hissi, darlığın mekanik değil, alt özofagus sfinkterindeki fonksiyonel (kasılma) bir nedene bağlı olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Akalazyanın Chicago Sınıflandırmasına göre Tip 1, 2 ve 3 ayrımındaki manometrik farkları tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 302Soru

3838 yaşında erkek hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 41kg/m241 kg/m^2 olması ve uzun süredir devam eden, medikal tedaviye dirençli şiddetli mide yanması ve regürjitasyon şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofajit ve kısa segment Barrett özofagusu saptanıyor. Bu hasta için morbid obezite ve eşlik eden hastalığı göz önüne alındığında, tercih edilmesi gereken en uygun cerrahi yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass

Cevap

Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass yöntemi, hem morbid obeziteyi hem de şiddetli gastroözofageal reflü hastalığını tedavi ettiği için bu hastada en uygun seçenektir.
Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB), küçük bir mide poşu oluşturarak asit üretimini azaltır ve mide içeriğinin özofagusa kaçışını engelleyen bir bypass mekanizması sağlar. Bu özellikleri sayesinde hem kilo kaybı sağlar hem de gastroözofageal reflü hastalığını (GÖRH) ve Barrett özofagusu gibi komplikasyonları en iyi kontrol eden yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın VKİ değerini değerlendir
VKİ 41kg/m241 kg/m^2 (Sınıf III obezite), cerrahi endikasyon mevcuttur.
Obezite cerrahisi için temel kriterlerin karşılandığını doğrulamak gerekir.
2
Eşlik eden hastalıkları (komorbidite) analiz et
Şiddetli reflü ve Barrett özofagusu saptandı.
Cerrahi yöntem seçiminde yandaş hastalıklar belirleyicidir.
3
Cerrahi prosedürlerin reflü üzerindeki etkilerini karşılaştır
Sleeve gastrektomi reflüyü artırırken, Roux-en-Y gastrik bypass asit sekresyonunu azaltır ve reflüyü tedavi eder.
Barrett özofagusu varlığında reflü kontrolü kritik öneme sahiptir.
4
En uygun yöntemi seç
Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass.
RYGB, reflü ve obezitenin eş zamanlı tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip yöntemdir.

Anahtar Kavram

Morbid obezite cerrahisinde yöntem seçimi hastanın komorbiditelerine göre yapılır; şiddetli reflü ve Barrett özofagusu varlığında Roux-en-Y gastrik bypass tercih edilen yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 33 aydır katı gıdalara karşı ilerleyici yutma güçlüğü ve toplam 66 kg kilo kaybı ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusun orta kesiminde (30.30. cm'de) lümeni daraltan vejetan kitle saptanıyor. Alınan biyopsi sonucu yassı hücreli (skuamöz) karsinom olarak raporlanıyor. Toraks ve batın bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) uzak metastaz saptanmayan bu hastada, cerrahi tedavi planı öncesinde **lokal invazyon derinliğini (TT evresi) ve bölgesel lenf nodu tutulumunu (NN evresi)** en duyarlı şekilde belirleyen yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik ultrasonografi (EUSEUS)

Cevap

Özofagus kanserinde lokal T ve N evrelemesinde en duyarlı yöntem Endoskopik Ultrasonografi (EUS) yöntemidir.
Endoskopik ultrasonografi (EUS), özofagusun duvar katmanlarını ayrıntılı olarak görüntüleyebilen tek yöntemdir. Tümörün muskularis propriaya ulaşıp ulaşmadığı (T2) veya adventisyayı aşıp aşmadığı (T3) en iyi EUS ile anlaşılır. Ayrıca, mediastinal lenf nodlarından ince iğne aspirasyonu (FNA) ile örnekleme yapılmasına olanak sağlayarak N evrelemesini en doğru şekilde yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Tanısı konulmuş özofagus kanserinde evreleme önceliklerini belirle.
Lokal evreleme (T ve N) ve sistemik evreleme (M) ayrımı yapıldı.
Tedavi stratejisini (cerrahi vs. neoadjuvan kemoradyoterapi) belirlemek için en önemli adım lokal evredir.
2
Lokal evrelemede kullanılan yöntemlerin duyarlılığını karşılaştır.
EUS'un özofagus duvar katmanlarını (mukozadan adventisyaya kadar) 5 tabaka halinde görebildiği saptandı.
T1-T4 ayrımı ve lenf nodu morfolojisi en iyi bu yöntemle değerlendirilir.
3
En duyarlı yöntemi seç.
EUS seçildi.
EUS, özellikle T evrelemesinde %80-90, N evrelemesinde %70-80 oranında doğruluk payına sahiptir.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserinin klinik evrelemesinde; uzak metastazlar (M) için PET-BT, lokal duvar tutulumu (T) ve bölgesel lenf nodları (N) için EUS altın standarttır.

Daha Fazla Pratik

EUS yapılamayan durumlarda (tümörün lümeni tamamen tıkaması gibi) alternatif evreleme stratejilerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 304Soru

Özofagusun orta kesiminde yerleşen traksiyon divertiküllerinin oluşum mekanizması ve histopatolojik yapısı dikkate alındığında, bu lezyonlar için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus duvarının tüm katmanlarını (mukoza, submukoza ve muskularis) içeren gerçek divertiküllerdir.

Cevap

Özofagus duvarının tüm katmanlarını (mukoza, submukoza ve muskularis) içeren gerçek divertiküllerdir.
Orta özofagus divertikülleri (traksiyon divertikülleri), mediastendeki inflamatuar süreçlerin (özellikle granülomatöz lenfadenitler) iyileşirken özofagus duvarını dışarı doğru çekmesi sonucu oluşur. Bu çekme kuvveti özofagusun tüm katmanlarını (mukoza, submukoza ve muskularis propriya) kapsadığı için bu yapılar 'gerçek divertikül' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Divertükülün anatomik yerleşimini ve isimlendirmesini belirle.
Orta özofagus yerleşimli divertiküller 'traksiyon' divertikülleri olarak sınıflandırılır.
Yerleşim yeri, divertikülün oluşum mekanizması (patogenez) hakkında temel bilgi verir.
2
Oluşum mekanizmasını (patogenez) analiz et.
Genellikle hiler lenfadenopati (tüberküloz vb.) gibi mediastinal inflamatuar süreçlerin skarlaşarak özofagus duvarını dışarı çekmesiyle oluşur.
Traksiyon (çekilme) mekanizması, duvarın sadece mukozasının değil, tüm katmanlarının yer değiştirmesine neden olur.
3
Histopatolojik yapıyı tanımla.
Tüm katmanların (mukoza, submukoza, muskularis) yer değiştirmesi bu lezyonu 'gerçek divertikül' yapar.
Psödodivertiküllerden (yalancı divertikül) farkı, muskularis tabakasını da içermesidir.

Anahtar Kavram

Özofagus divertiküllerinin patogenetik sınıflandırması (Traksiyon vs. Pulsiyon)

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülü ile traksiyon divertikülü arasındaki klinik ve radyolojik farkları karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 305Soru

5252 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır epigastrik bölgede hafif bir dolgunluk hissi şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide büyük kurvatur fundus yerleşimli, üzeri düzgün mukozayla kaplı, yaklaşık 4 cm4\text{ cm} çapında submukozal bir kitle saptanıyor. Endoskopik ultrasonografi (EUS) eşliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi sonucunda iğsi (spindle) hücreli morfoloji ile birlikte immünohistokimyasal boyamada CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği raporlanıyor. Uzak metastaz saptanmayan bu hastada en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon yapılması

Cevap

Negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon yapılması en uygun yaklaşımdır.
CD117 ve DOG1 pozitifliği ile karakterize GIST vakalarında, tümörün lenfatik yayılım yapmaması nedeniyle rutin lenf nodu diseksiyonu önerilmez. Temiz cerrahi sınır sağlayan (kama/wedge) rezeksiyon, tümör rüptürü yapılmadığı sürece küratiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguların analizi
Hasta submukozal kitleye sahip ve CD117 (+), DOG1 (+) bulguları Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısını kesinleştirir.
GIST tanısında CD117 (c-kit) en özgül ve önemli belirteçtir.
2
Tümörün yayılım özelliklerinin değerlendirilmesi
GIST'ler lenf nodlarına yayılma eğilimi göstermezler, genellikle lokal yayılım ve hematojen metastaz yaparlar.
Cerrahi yöntemin kapsamını (lenf nodu diseksiyonu gerekip gerekmediğini) belirlemek için yayılım patternini bilmek kritiktir.
3
Cerrahi tekniğin seçilmesi
Geniş radikal cerrahi yerine, tümör bütünlüğünü bozmadan negatif sınır sağlayan kama rezeksiyon seçilir.
Tümörün biyolojik davranışı lenfadenektomiyi gerektirmez ve minimal invaziv sınırlar yeterlidir.

Anahtar Kavram

GIST'lerde lenfatik metastaz nadir olduğu için radikal gastrektomi ve lenf nodu diseksiyonuna gerek yoktur; negatif cerrahi sınır (R0) yeterlidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 306Soru

5757 yaşında erkek hasta, son 55 aydır giderek artan halsizlik, epigastrik dolgunluk ve erken doyma şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hipokrom mikrositer anemi saptanıyor. Üst GİS endoskopisinde mide korpusu büyük kurvatur yerleşimli, üzerinde santral ülserasyon ("umbilication") izlenen, yaklaşık 5.5 cm5.5\text{ cm} çapında submukozal kitle görülüyor. Kitleden EUS eşliğinde yapılan biyopsilerin immünohistokimyasal analizinde CD117 (c-kit) ve DOG1 kuvvetli pozitif; S-100 ve desmin ise negatif saptanıyor. Bu klinik tablo ve bulgular ışığında, hastanın yönetimiyle ilgili en uygun cerrahi yaklaşım ve temel prensip aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör psödokapsülünü zedelemeden, negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon yapılması; lenfadenektomi rutin olarak gerekmez.

Cevap

En uygun yaklaşım, tümörün psödokapsülünü koruyarak negatif cerrahi sınırla kama (wedge) rezeksiyon yapılmasıdır ve lenfadenektomiye gerek yoktur.
Hastada saptanan CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği, submukozal bir tümör için Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) tanısını koydurur. GİST'ler lenfatik metastaz yapma eğiliminde olmadıkları için (yayılım yolu esasen hematojendir), cerrahi tedavide D1/D2 lenfadenektomi gibi radikal işlemler rutin olarak önerilmez. Temel cerrahi ilke, psödokapsülü zedelemeden (intraabdominal ekimi önlemek için) ve negatif cerrahi sınır (R0) sağlayarak kitlenin kama (wedge) rezeksiyonla çıkarılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve İHK bulgularını analiz et
CD117 ve DOG1 pozitifliği, submukozal yerleşim ile birleştiğinde tanıyı GİST (Gastrointestinal Stromal Tümör) olarak kesinleştirir.
Tanının doğru konulması, cerrahi prensiplerin (adenokarsinom veya lenfomadan farklı olarak) belirlenmesi için şarttır.
2
Tümörün biyolojik davranışını değerlendir
GİST mezenkimal kökenlidir, psödokapsüllüdür ve lenfatik değil, hematojen yayılım gösterir.
Lenfatik yayılımın olmaması, radikal lenfadenektomi gerekliliğini ortadan kaldırır.
3
Cerrahi tekniği belirle
Negatif cerrahi sınır (R0) sağlayan kama rezeksiyon yeterlidir. Kapsül rüptüründen kaçınılmalıdır.
Kapsül rüptürü, tümörün batın içine ekilmesine ve nüks riskinin ciddi şekilde artmasına neden olur.

Anahtar Kavram

GİST cerrahisinde temel kural, negatif sınırla lokal eksizyondur; lenfadenektomi rutin değildir.
Soru 307Soru

65 yaşında erkek hasta, son 6 aydır giderek artan yutma güçlüğü, ağızda belirgin kötü koku (halitozis) ve yemeklerden sonra boyunda gurultu sesi (borborigmi) şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde boynun sol tarafında palpasyonla yumuşak bir kitle saptanıyor ve bu kitleye bastırıldığında içeriğinin boşaldığı gözleniyor. Baryumlu özofagus grafisinde krikofaringeus kasının hemen üzerinde posteriora doğru uzanan bir kontrast madde birikimi (poş) saptanıyor.

Bu klinik tablo ve tanı göz önüne alındığında, söz konusu patoloji ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patofizyolojisinde krikofaringeus kasının hipertonisitesi ve yutma sırasındaki diskoordinasyonu temel rol oynar.

Cevap

Patofizyolojisinde krikofaringeus kasının hipertonisitesi ve yutma sırasındaki diskoordinasyonu temel rol oynar.
Zenker divertikülü, üst özofagus sfinkterindeki (krikofaringeus kası) basınç artışı ve yutma koordinasyon bozukluğu nedeniyle mukozanın zayıf bir noktadan dışarı itilmesi (pulzyon) sonucu gelişir. Bu durum, divertikülün temel patofizyolojik mekanizmasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (halitozis, regürjitasyon, borborigmi) ve radyolojik bulgunun (faringoözofageal poş) değerlendirilmesi.
Hastada Zenker Divertikülü (faringoözofageal divertikül) tanısı konur.
Bu semptomlar ve radyolojik görünüm bu patoloji için karakteristiktir.
2
Divertikülün oluşum mekanizmasının ve anatomik lokalizasyonunun analiz edilmesi.
Divertikülün krikofaringeus kasının gevşeme kusuru (pulzyon mekanizması) nedeniyle oluştuğu saptanır.
Zenker divertikülü bir pulzyon divertikülüdür ve üst özofagus sfinkter disfonksiyonu sonucu gelişir.
3
Seçenekler arasında anatomik ve patofizyolojik doğruluğun kontrol edilmesi.
Krikofaringeal kasın hipertonisitesinin temel neden olduğu belirlenir.
Tedavide de bu yüzden miyotomi en kritik aşamadır.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü, Killian üçgeninden kaynaklanan, pulzyon tipi bir psödodivertiküldür ve krikofaringeal sfinkter disfonksiyonu sonucu oluşur.

Daha Fazla Pratik

Orta özofagus traksiyon divertikülleri ile Zenker divertikülü arasındaki histolojik farkları tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 308Soru

45 yaşındaki kadın hasta, mide çıkış obstrüksiyonu nedeniyle 1 yıl önce uygulanan distal gastrektomi ve Billroth II rekonstrüksiyonu sonrası takip edilmektedir. Hasta, özellikle tatlı ve karbonhidrat ağırlıklı yemeklerden yaklaşık 2-3 saat sonra başlayan halsizlik, çarpıntı, terleme, titreme ve baş dönmesi şikayetlerinden yakınıyor. Yemeklerden hemen sonra ise herhangi bir şikayeti olmadığını belirtiyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızla emilen karbonhidratların uyardığı aşırı insülin salınımı sonucu gelişen reaktif hipoglisemi

Cevap

Hızla emilen karbonhidratların uyardığı aşırı insülin salınımı sonucu gelişen reaktif hipoglisemi
Vakada tanımlanan şikayetlerin yemekten 2-3 saat sonra (post-prandial) ortaya çıkması ve hipoglisemik bulgular (terleme, titreme, çarpıntı) içermesi tipik 'Geç Dumping Sendromu' tablosudur. Bu durumun patofizyolojisinde; gastrik rezervuarın kaybı nedeniyle karbonhidratların ince bağırsağa hızla geçmesi, hızla emilen glukozun ani hiperglisemi yapması ve buna yanıt olarak pankreastan aşırı miktarda insülin salınması (reaktif hiperinsülinemi) yatar. Sonuçta gelişen reaktif hipoglisemi klinik tabloyu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptom zamanlamasını değerlendir
Şikayetlerin yemekten 2-3 saat sonra ortaya çıkması 'Geç' (Late) bir tabloyu işaret eder.
Post-gastrektomi sendromlarında zamanlama ayırıcı tanıda en kritik faktördür.
2
Semptomların niteliğini analiz et
Terleme, titreme ve çarpıntı gibi bulgular otonomik deşarjı ve hipoglisemiyi gösterir.
Vazomotor bulgular hem erken hem geç dumping'de görülse de, hipoglisemik belirtiler geç dumping'e özgüdür.
3
Tetikleyici faktörü belirle
Tatlı ve karbonhidratlı gıdaların şikayetleri başlatması reaktif insülin salınımını destekler.
Geç dumping sendromunun temel tetikleyicisi ince bağırsağa hızla geçen glukozdur.

Anahtar Kavram

Geç Dumping Sendromu Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Post-gastrektomi sendromlarının tedavisinde diyet düzenlemeleri ve medikal tedavi seçeneklerini (örneğin oktreotid) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

4545 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden, eforla ilişkisi olmayan, ezici nitelikte retrosternal göğüs ağrısı ve zaman zaman hem katı hem de sıvı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü şikayetiyle başvuruyor. Hastanın yapılan kardiyak değerlendirmeleri normal saptanıyor. Baryumlu özofagus grafisinde özofagus lümen genişliği normal sınırlarda izleniyor. Yapılan özofageal manometre incelemesinde; alt özofagus sfinkter (AO¨SA\ddot{O}S) gevşemesinin normal olduğu (IRP<15IRP < 15 mmHg), ancak distal özofagus gövdesinde tüm yutkunmaların peristaltik olduğu ve ortalama kontraksiyon genliğinin 210210 mmHg olarak ölçüldüğü görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nutcracker (Fındıkkıran) özofagus

Cevap

Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus, normal alt özofagus sfinkter gevşemesi ve yüksek genlikli peristaltik kasılmalarla karakterize bir motilite bozukluğudur.
Vakadaki hastada hem katı hem de sıvı gıdalara karşı disfaji ve anjina benzeri göğüs ağrısı mevcuttur. Manometrede alt özofagus sfinkter gevşemesi normal (IRP<15IRP < 15 mmHg) olduğu için akalazya dışlanır. Özofagus gövdesindeki tüm dalgaların peristaltik olması diffüz özofageal spazmı dışlar. Distal özofagus gövdesindeki peristaltik kasılmaların ortalama genliğinin 180180 mmHg üzerinde (vakada 210210 mmHg) olması, 'Fındıkkıran Özofagus' için tipik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Hastada non-kardiyak göğüs ağrısı ve hem katı hem sıvı disfajisi mevcuttur; bu tablo primer özofagus motilite bozukluklarını düşündürür.
Özofageal göğüs ağrısı sıklıkla anjina pektoris ile karışabilir ve kardiyak nedenler dışlandıktan sonra motilite tetkiki yapılmalıdır.
2
Radyolojik ve manometrik bulguların değerlendirilmesi
Baryumlu grafinin normal olması akalazya veya ciddi darlık ihtimalini azaltır. Manometrede AÖS gevşemesinin normal olması (IRP<15IRP < 15) akalazyayı dışlar.
Akalazya tanısı için mutlaka bozulmuş AÖS gevşemesi gösterilmelidir.
3
Gövde kontraksiyon paterni ve genliğinin yorumlanması
Tüm dalgaların peristaltik olması spazmı (DES) dışlar. Ortalama genliğin 210210 mmHg (>180>180 mmHg) olması Nutcracker özofagus tanısını doğrular.
Fındıkkıran özofagusun temel manometrik kriteri, peristalsis korunurken distal gövdede yüksek basınçlı dalgaların saptanmasıdır.

Anahtar Kavram

Nutcracker (Fındıkkıran) özofagusun ayırıcı tanısında manometrik kriterler (peristalsis varlığı, normal AÖS gevşemesi ve >180 mmHg genlik) temeldir.
Soru 310Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 22 yıldır giderek artan hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü, regürjitasyon ve 88 kg zayıflama şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde özofagus gövdesinde dilatasyon ve distal uçta "kuş gagası" görünümü saptanıyor. Hastaya uygulanan yüksek çözünürlüklü manometride (HRM); entegre relaksasyon basıncı (IRP) 2222 mmHg (Normal < 1515 mmHg) bulunurken, yutkunmaların \%80'inde özofagus gövdesinde peristaltizmin izlenmediği ancak tüm gövde boyunca eş zamanlı ve uniform bir basınç artışının (pan-özofageal basınçlanma) eşlik ettiği görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip II Akalazya

Cevap

Tip II Akalazya
Vakada sunulan manometrik veriler, Chicago Sınıflamasına göre Tip II Akalazya tanısını kesinleştirir. Yüksek IRP (>15> 15 mmHg) ve peristaltizm kaybı akalazya tanısı için şarttır. Bu tabloda yutkunmaların \%20'sinden fazlasında (%80 belirtilmiş) üst ve alt sfinkter arasında eş zamanlı, uniform basınç artışı (pan-özofageal basınçlanma) izlenmesi Tip II'nin karakteristik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Progresif disfaji ve baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü akalazya spektrumuna işaret eder.
Bu bulgular alt özofagus sfinkterinin (AÖS) mekanik veya fonksiyonel tıkanıklığını gösterir.
2
Manometrik IRP değerinin analizi
IRP değerinin 2222 mmHg olması (eşik değer > 1515 mmHg), AÖS'nin yetersiz gevşediğini doğrular.
Akalazya tanısı için AÖS gevşeme kusuru (yüksek IRP) olmazsa olmaz kriterdir.
3
Özofagus gövde kontraksiyon paterninin incelenmesi
Peristaltizm kaybı ile birlikte %80 oranında pan-özofageal basınçlanma saptanmıştır.
Chicago Sınıflaması 4.0'a göre akalazya tiplerini birbirinden ayıran temel özellik gövdedeki basınçlanma veya spazm varlığıdır.
4
Alt tip tayini
Bulgular Tip II Akalazya ile tam uyumludur.
Yutkunmaların \%20'sinden fazlasında görülen pan-özofageal basınçlanma Tip II tanısı koydurur.

Anahtar Kavram

Chicago Sınıflaması 4.0'a göre Akalazya Tiplerinin Manometrik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 311Soru

5454 yaşında erkek hasta, duodenal ülser perforasyonu nedeniyle 33 yıl önce distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi ameliyatı geçirmiştir. Son aylarda giderek artan, özellikle yemeklerden sonra şiddetlenen epigastrik yanma ve safra içeren kusma şikayetleri ile başvurmuştur. Hastanın kusma ile ağrısının azalmadığı, aksine devam ettiği ve antiasit kullanımından fayda görmediği saptanmıştır. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastrit

Cevap

Alkalen reflü gastrit
Alkalen reflü gastrit, distal gastrektomi (özellikle BillrothBillroth II veya IIII) sonrası mideye safra ve pankreatik sıvı reflüsü sonucu oluşur. En önemli özelliği yemekle artan sürekli epigastrik yanma ve kusma ile rahatlamayan ağrıdır. Tanı endoskopi ile konur ve tedavi genellikle diversiyon cerrahisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyat tipi ve rekonstrüksiyon belirlenir.
BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu sonrası safra drenajı mideye doğrudur.
Post-gastrektomi sendromlarının çoğu anastomoz tipine özgüdür.
2
Kusma karakteri ve ağrı ile ilişkisi analiz edilir.
Sadece safra kusma var ancak ağrıda rahatlama yok.
Afferent loop sendromunda kusma ile ağrı geçerken, alkalen gastritte geçmez.
3
Tedavi yanıtı değerlendirilir.
Antiasitlere yanıtsızlık mevcuttur.
Alkalen reflü gastritin tipik bir özelliğidir; tedavi genellikle RouxenYRoux-en-Y diversiyonudur.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastrit ile afferent loop sendromu arasındaki en temel klinik fark, kusma sonrası ağrının geçip geçmemesidir.

Daha Fazla Pratik

Dumping sendromlarında uygulanan beslenme önerileri ile alkalen reflü gastritin cerrahi tedavi seçeneği olan RouxenYRoux-en-Y diversiyonunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

Kronik gastroözofageal reflü hastalığı (GERHGERH) ve obezite tanısı olan 5555 yaşındaki bir erkek hastada, özofagus kanseri gelişimi açısından en yüksek risk altında olan anatomik bölge ve beklenen histopatolojik tip aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal özofagus - Adenokarsinom

Cevap

Distal özofagus yerleşimli adenokarsinom
Kronik gastroözofageal reflü ve obezite, distal özofagusta Barrett özofagusu gelişimine ve buna bağlı olarak adenokarsinom riskinin artmasına neden olur. Adenokarsinomlar tipik olarak özofagusun en alt (distal) kısmında yerleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsündeki risk faktörlerini analiz etmek.
Gastroözofageal reflü hastalığı (GERHGERH) ve obezite saptandı.
Özofagus kanserlerinde risk faktörleri histopatolojik tipi belirlemede kritiktir.
2
Risk faktörleri ile histopatolojik tip arasındaki ilişkiyi kurmak.
Reflü ve obezite, adenokarsinom gelişimi ile doğrudan ilişkilidir.
Kronik reflü, Barrett özofagusuna (intestinal metaplazi) ve ardından adenokarsinoma ilerleyebilir.
3
Histopatolojik tipin anatomik yerleşimini belirlemek.
Adenokarsinomlar en sık distal 1/31/3 özofagusta görülür.
Reflüye bağlı metaplastik değişiklikler en şiddetli gastroözofageal bileşkeye yakın distal bölgede oluşur.

Anahtar Kavram

Özofagus adenokarsinomu ve skuamöz hücreli karsinomu arasındaki epidemiyolojik ve anatomik farklar.
Tahmini Süre:45s
Soru 313Soru

5454 yaşında kadın hasta, son 1.51.5 aydır devam eden karın üst bölgesinde ağrı ve şişkinlik hissi ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda mukozası düzgün, lümene doğru büyümüş 3.53.5 cm çapında subepitelyal bir lezyon saptanıyor. Endosonografik incelemede kitlenin muskularis propria tabakasından köken aldığı görülüyor. İnce iğne aspirasyon biyopsisi sonucunda iğsi hücreli morfoloji ve immünohistokimyasal olarak CD117CD117 (ckitc-kit) ile DOG1DOG-1 pozitifliği raporlanıyor. Bu klinik tabloya göre, en uygun cerrahi yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlanacak şekilde kama (wedge) rezeksiyon

Cevap

Negatif cerrahi sınır sağlanacak şekilde kama (wedge) rezeksiyon
Vakada tanımlanan CD117CD117 ve DOG1DOG-1 pozitifliği gösteren subepitelyal kitle tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tablosudur. GIST'lerde tümör hücreleri lenfatik yolla yayılma eğiliminde değildir. Bu nedenle, mide kanserinde (adenokarsinom) uygulanan geniş cerrahi sınırlar ve sistematik lenf nodu diseksiyonuna gerek duyulmaz. Temel hedef, tümörün psödokapsülünü zedelemeden (peritoneal ekilmeyi önlemek için) mikroskobik olarak temiz sınırlar ile çıkarılmasıdır. Kama (wedge) rezeksiyon, bu hedefe ulaştıran en uygun ve koruyucu cerrahi yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve immünohistokimyasal bulguları değerlendir
Iğsi hücreli morfoloji, CD117CD117 ve DOG1DOG-1 pozitifliği Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısını doğrular.
GIST'lerin en spesifik belirteçleri CD117CD117 (ckitc-kit reseptörü) ve DOG1DOG-1'dir.
2
Tümörün biyolojik davranışına göre cerrahi prensibi belirle
GIST'ler lenf noduna nadiren yayılır, bu nedenle geniş cerrahi sınırlar veya lenfadenektomi gerekmez.
Adenokarsinomdan farklı olarak, GIST'te ana amaç mikroskobik negatif sınır (R0) sağlamaktır.
3
Uygun cerrahi tekniği seç
Mukoza bütünlüğünü bozmadan ve tümör rüptüründen kaçınarak yapılan kama (wedge) rezeksiyon en uygun yaklaşımdır.
Kama rezeksiyon, organ fonksiyonunu korurken yeterli cerrahi sınır sağlar.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal Stromal Tümörlerde (GIST) cerrahi tedavinin temel amacı, lenfadenektomi yapmadan mikroskobik negatif cerrahi sınır (R0) elde etmektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 314Soru

Mide korpusunda yerleşim gösteren, endoskopik biyopsisinde Lauren sınıflamasına göre "diffüz tip" (taşlı yüzük hücreli) adenokarsinom saptanan 4848 yaşında erkek hastada, yapılan evreleme tetkikleri sonucunda uzak metastaz saptanmamıştır. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimalde en az 66 cm cerrahi sınır sağlanarak total gastrektomi ve D2 lenfadenektomi

Cevap

En uygun yaklaşım, diffüz tip histolojinin gerektirdiği geniş cerrahi sınırları sağlamak amacıyla total gastrektomi ve standart D2 lenfadenektomi uygulanmasıdır.
Mide korpusu yerleşimli ve Lauren diffüz tip histolojisine sahip tümörlerde, submukozal yayılım riski nedeniyle proksimal ve distal cerrahi sınırların geniş tutulması gerekir. Bu lokalizasyon ve histoloji kombinasyonu için en güvenli ve standart tedavi yaklaşımı total gastrektomi ve bölgesel lenf nodu istasyonlarının (istasyon 11-1212) çıkarıldığı D2 lenfadenektomidir.

Adım Adım Çözüm

1
Histolojik tipin (Lauren sınıflaması) değerlendirilmesi
Diffüz tip (taşlı yüzük hücreli) adenokarsinom, submukozal yayılım eğilimi yüksek olan ve prognozu intestinal tipe göre daha kötü olan bir tümördür.
Cerrahi sınırların genişliğini ve rezeksiyonun kapsamını belirleyen temel faktör histolojik tiptir.
2
Tümör lokalizasyonuna göre güvenli cerrahi sınırın belirlenmesi
Korpus yerleşimli diffüz tip bir tümörde, proksimalde en az 66 cm temiz sınır bırakmak genellikle mideden geriye işlevsel bir doku kalmamasını gerektirir.
Diffüz tipte intestinal tipteki 33 cm kuralı yerine 55-88 cm'lik daha geniş sınırlar önerilir.
3
Lenfadenektomi kapsamının belirlenmesi
Küratif amaçlı mide kanseri cerrahisinde istasyon 11-1212 arasını kapsayan D2 lenfadenektomi standarttır.
TUS ve güncel cerrahi kılavuzlar (JGCA, ESMO) D2 diseksiyonun sağkalım avantajını vurgular.

Anahtar Kavram

Mide adenokarsinomunda Lauren diffüz tip histolojisi, total gastrektomi ve D2 lenfadenektomi endikasyonunu güçlendiren en önemli faktördür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 315Soru

7070 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son 22 aydır giderek artan katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve 1212 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan özofagoskopide orta özofagusu neredeyse tam tıkayan skuamöz hücreli karsinom saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide yaygın karaciğer ve akciğer metastazları (Evre 44) izlenen bu hastada, palyatif amaçlı yutma fonksiyonunu sağlamak ve oral beslenmeye izin vermek için öncelikle tercih edilmesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendi kendine genişleyen metalik stent (SEMS) uygulaması

Cevap

Uzak metastazı olan (Evre 4) tıkayıcı özofagus kanserinde palyatif amaçlı yutma fonksiyonunu sağlamak için 'Özofageal stent (SEMS) uygulaması' ilk tercihtir.
Evre 4 özofagus kanserli hastalarda küratif cerrahi veya agresif neoadjuvan protokoller önerilmez. Bu aşamada tedavi palyatiftir. Hastanın yutma güçlüğünü gidermek ve oral alımını sürdürmek için endoskopik olarak yerleştirilen 'kendi kendine genişleyen metalik stentler (SEMS)', beslenme tüplerine (gastrostomi/jejunostomi) göre daha konforludur çünkü hastanın ağızdan gıda almasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın evresini belirle.
Yaygın karaciğer ve akciğer metastazları nedeniyle hasta Evre 4 (metastatik) olarak kabul edilir.
Tedavi stratejisini küratiften palyatife çevirmek için evreleme kritiktir.
2
Palyasyon hedefini tanımla.
Hastanın temel şikayeti olan disfajiyi (yutma güçlüğü) gidermek ve yaşam kalitesini artırmak.
İleri evre kanserde temel amaç semptom kontrolüdür.
3
En uygun beslenme yolunu seç.
Özofageal stent (SEMS) ile lümen açıklığının sağlanması.
Stent, hastanın fizyolojik olan oral yolu kullanmasına izin veren en az invaziv yöntemdir.

Anahtar Kavram

Metastatik özofagus kanserinde palyasyonun temel taşı, lümen açıklığını sağlayarak disfajiyi gidermektir.
Soru 316Soru

Mide kanseri tanısıyla distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi uygulanan bir hastada, postoperatif dönemde gelişen yüksek seviyeli intestinal obstrüksiyon bulguları mevcuttur. Hastanın kusmalarının hem safra hem de yenilen gıdaları içermesi ve kusma ile ağrının rahatlamaması durumunda öncelikle düşünülmesi gereken post-gastrektomi sendromu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Efferent loop sendromu

Cevap

Hem safra hem de yenilen gıdaları içeren kusmaların eşlik ettiği ve kusma ile ağrının geçmediği tablo Efferent loop sendromudur.
Efferent loop sendromu, gastrojejunostomi anastomozunun gıdaları ileten kolunda (efferent ark) meydana gelen fıtıklaşma veya katlanma gibi nedenlerle oluşan tıkanıklıktır. Bu durumda mide içeriği (gıdalar) ve safranın geçişi engellenir, dolayısıyla kusma içeriğinde hem gıda hem de safra bulunur. Tıkanıklık mekanik olduğu için kusma sonrası ağrı tam olarak geçmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma içeriğinin analiz edilmesi
Kusmanın hem safra hem de gıda içerdiği saptanmıştır.
Sadece safralı kusma afferent ark tıkanıklığını, gıdalı kusma ise mide çıkışının veya efferent arkın tıkanıklığını düşündürür.
2
Ağrının kusma ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Kusma sonrası ağrıda rahatlama olmadığı görülmüştür.
Afferent loop sendromunda biriken safra boşaldığında ağrı geçer; efferent loopta ise obstrüksiyon devam ettiği için ağrı rahatlamaz.
3
Tanısal eşleştirme yapılması
Mekanik tıkanıklık bulguları ve gıda+safra içeriği Efferent loop sendromu ile uyumludur.
BillrothBillroth IIII sonrası görülen bu spesifik klinik tablo efferent ark tıkanıklığının tipik göstergesidir.

Anahtar Kavram

Efferent loop sendromu, BillrothBillroth IIII sonrası gelişen, hem gıda hem de safra içeren kusmalarla karakterize mekanik bir tıkanıklık tablosudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 317Soru

Mide adenokarsinomu nedeniyle 1414 ay önce distal subtotal gastrektomi ve Billroth II rekonstrüksiyonu uygulanan 6262 yaşındaki erkek hasta; özellikle yemeklerden sonra başlayan, yanıcı vasıfta sürekli bir epigastrik ağrı ve safralı kusma şikayetleri ile başvuruyor. Hasta, kusmanın ağrısını hiçbir şekilde azaltmadığını, aksine şikayetlerinin aynı şiddette devam ettiğini belirtmektedir. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide güdüğünde yaygın eritematöz gastrit alanları ve gölcük oluşturmuş yoğun safra reflüsü saptanıyor. Medikal tedaviden fayda görmeyen bu hastada en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roux-en-Y diversiyonu (Roux bacağı uzunluğu 406040-60 cm)

Cevap

Roux-en-Y diversiyonu (Roux bacağı uzunluğu 406040-60 cm)
Alkalen reflü gastrit, mide mukozasının safra ve pankreatik salgılarla sürekli teması sonucu oluşan kimyasal bir hasardır. Bu tabloda kusma, ağrıyı rahatlatmaz (Afferent loop sendromundan temel farkı budur). Kesin cerrahi tedavi Roux-en-Y diversiyonudur; ancak başarılı bir sonuç için Roux bacağının uzunluğunun safranın geri kaçışını engelleyecek şekilde en az 405040-50 cm olması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Kusma ile rahatlamayan yanıcı ağrı ve endoskopik safra bulgusu
Alkalen reflü gastrit ile afferent loop sendromunu ayırt etmek (Afferent loop sendromunda kusma ağrıyı rahatlatır).
2
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Medikal tedaviye dirençli vaka
Cerrahi endikasyonun kesinleşmesi.
3
Cerrahi yöntem seçimi
Roux-en-Y gastrojejunostomi
Safranın mide mukozasından tamamen uzaklaştırılması gereken tek etkin yöntemdir.
4
Teknik detayın belirlenmesi
Roux bacağı uzunluğu 40\geq 40 cm
Safra ve pankreas salgılarının yerçekimi ve peristaltizm ile mideye geri kaçmasını önlemek için gereken minimum mesafedir.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastritin kesin tedavisi, safrayı stoma hattından en az 405040-50 cm uzağa taşıyan Roux-en-Y diversiyonudur.
Soru 318Soru

6060 yaşında erkek hasta, son 33 aydır epigastrik bölgede dolgunluk ve erken doyma şikayetleri ile genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusu büyük kurvatur yerleşimli, mukoza altından kaynaklandığı düşünülen ve üzerinde yaklaşık 1 cm1\text{ cm}'lik ülserasyon bulunan 4 cm4\text{ cm} çapında submukozal bir kitle izleniyor. Endoskopik ultrasonografi eşliğinde yapılan biyopsinin patolojik incelemesinde iğsi hücreli tümör saptanıyor; immünohistokimyasal boyamada CD117 (c-kit)\text{CD117 (c-kit)} ve DOG1\text{DOG1} güçlü pozitif, S100\text{S100} ve Desmin\text{Desmin} ise negatif olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlayacak şekilde kama (wedge) rezeksiyon

Cevap

Negatif cerrahi sınır sağlayacak şekilde kama (wedge) rezeksiyon yapılması en uygun yaklaşımdır.
Vakada tanımlanan submukozal kitle, iğsi hücre yapısı ve özellikle CD117\text{CD117} ile DOG1\text{DOG1} pozitifliği tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tablosudur. GIST'lerde cerrahi tedavinin amacı, tümörün psödokapsülünü bozmadan ve tümör rüptürüne yol açmadan negatif cerrahi sınır (R0) elde etmektir. Lenfatik yayılımın son derece nadir olması nedeniyle, mide adenokarsinomunda uygulanan geniş rezeksiyonlar ve D2 lenf nodu diseksiyonu bu tümör tipi için gerekli değildir. Dolayısıyla, sağlam cerrahi sınır sağlayan kama (wedge) rezeksiyon en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve immünohistokimyasal bulguları değerlendir.
CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği, kitlenin submukozal yerleşimi ve iğsi hücre yapısı Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısını doğrular.
GIST tanısında CD117 altın standarttır; S100 negatifliği nöral kökenli tümörleri (Schwannoma), Desmin negatifliği ise leiomyomları dışlar.
2
GIST'in biyolojik davranışına göre cerrahi prensipleri belirle.
GIST'ler submukozal yerleşimli olup lenf nodu metastazı yapma eğilimleri çok düşüktür (<%12<\%1-2).
Lenfatik yayılım beklenmediği için adenokarsinomda yapılan rutin lenf nodu diseksiyonuna gerek yoktur.
3
Tümör rüptürü riskini ve rezeksiyon sınırlarını planla.
Psödokapsülün bütünlüğünü bozmadan, sağlam doku ile birlikte negatif sınır (R0) sağlayan kama (wedge) rezeksiyon planlanır.
Tümör bütünlüğünün korunması nüksü önlemek için kritiktir; enükleasyon rüptür riski nedeniyle önerilmez.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal Stromal Tümörlerde (GIST) temel cerrahi ilke, lenfadenektomi yapmadan negatif cerrahi sınır sağlayan kama rezeksiyondur.
Soru 319Soru

38 yaşında kadın hasta, aşırı kilo şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan muayenesinde boyu 160cm160 cm, ağırlığı 95kg95 kg (VKI˙37,1kg/m2VKİ \approx 37,1 kg/m^2) olarak saptanıyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde 5 yıldır devam eden ve üçlü oral antidiyabetik ilaç kullanımına rağmen HbA1cHbA1c düzeyi 8,28,2 olan Tip 2 diyabet ile kontrolsüz hipertansiyon öyküsü mevcuttur. Daha önce çok kez diyet ve egzersiz programlarını denediğini ancak başarılı olamadığını belirten bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada morbid obezite ile birlikte kontrolsüz yandaş hastalıklar mevcut olduğu için bariatrik/metabolik cerrahi planlanmalıdır.

Cevap

Hastanın vücut kitle indeksi 35kg/m235 kg/m^2 üzerinde olduğu ve eşlik eden kontrolsüz Tip 2 diyabet ile hipertansiyonu bulunduğu için bariatrik cerrahi en uygun yaklaşımdır.
Bariatrik cerrahi endikasyonları güncel kılavuzlara göre; VKI˙40kg/m2VKİ \geq 40 kg/m^2 olan tüm bireylerde veya VKI˙35kg/m2VKİ \geq 35 kg/m^2 olup eşlik eden en az bir ciddi yandaş hastalığı (Tip 2 DM, HT, OSAS, osteoartrit vb.) olanlarda mevcuttur. Vakadaki hastanın VKİ değeri 37,1kg/m237,1 kg/m^2 olup diyabet ve hipertansiyonu bulunduğu için cerrahi tedavi en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaplanır.
VKI˙=95/(1,6×1,6)=95/2,5637,1kg/m2VKİ = 95 / (1,6 \times 1,6) = 95 / 2,56 \approx 37,1 kg/m^2.
Cerrahi endikasyonun belirlenmesi için ilk adım objektif obezite sınıflandırmasıdır.
2
Eşlik eden hastalıklar (komorbiditeler) değerlendirilir.
Tip 2 diyabet ve hipertansiyon mevcut.
Cerrahi sınırları eşlik eden hastalıklara göre değişiklik gösterir.
3
Endikasyon kriterleri ile karşılaştırma yapılır.
IFSO/ASMBS kriterlerine göre VKI˙35VKİ \geq 35 ve yandaş hastalık varlığı cerrahi endikasyonudur.
Hastanın mevcut durumu bariatrik cerrahi için uygunluk kriterlerini karşılamaktadır.

Anahtar Kavram

Morbid Obezite Cerrahi Endikasyonları (IFSO/ASMBS Kriterleri)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 320Soru

62 yaşında erkek hasta, son 6 aydır devam eden yemek sonrası şişkinlik, egzersizle artan nefes darlığı ve derinleşen demir eksikliği anemisi şikayetleriyle cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde, diafram kruslarının hizasına denk gelen mide mukozasında çizgisel seyirli, multipl erozyonlar (Cameron ülserleri) izleniyor. Baryumlu grafide gastroözofageal bileşkenin (GEB) diafram altında anatomik lokalizasyonunda olduğu, mide fundusunun ise özofagusun sol yanından mediastene doğru fıtıklaştığı saptanıyor. Bu olgunun tanısı ve klinik yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saptanan demir eksikliği anemisinin temel nedeni, fıtıklaşan midenin diafram krusları ile sürtünmesine bağlı oluşan mekanik travma ve mukozal erozyonlardır.

Cevap

Saptanan demir eksikliği anemisinin temel nedeni, fıtıklaşan midenin diafram krusları ile sürtünmesine bağlı oluşan mekanik travma ve mukozal erozyonlardır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki aneminin fizyopatolojisini tam olarak açıklamaktadır. Tip II hiatus hernilerinde, mide fundusu diafram krusları arasından geçerken her solunum hareketinde kruslara sürtünür. Bu mekanik travma, fıtık kesesi boynunda 'Cameron ülserleri' olarak bilinen çizgisel erozyonlara yol açar ve hastada kronik kan kaybı ve demir eksikliği anemisi tablosu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz et.
GEB diafram altında, fundus toraksta ise bu Tip II (Paraözofageal) hiatus hernisidir.
Tip I'de GEB yukarı kayar, Tip II'de GEB yerindedir ancak fundus fıtıklaşır.
2
Endoskopik bulguları (Cameron ülserleri) değerlendir.
Mekanik basıya bağlı mukozal erozyon saptanmıştır.
Bu ülserler kronik demir eksikliği anemisinin tipik nedenidir.
3
Komplikasyon risklerini ve cerrahi endikasyonu belirle.
Paraözofageal hernilerde volvulus ve strangülasyon riski yüksektir.
Kayıcı hernilerin aksine, paraözofageal herniler mekanik komplikasyonlar nedeniyle cerrahi tedavi gerektirir.

Anahtar Kavram

Tip II Hiatus Hernisi ve Cameron Ülserleri

Alternatif Yöntem

Anemi nedenini sorgularken, hastanın GEB lokalizasyonu ve 'Cameron ülseri' anahtar kelimesini birleştirerek doğrudan Tip II herni tanısına ve mekanik patolojiye gidilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin