Gastroenteroloji

431 soru

Soru 421Soru

4646 yaşında erkek hasta, ani başlayan sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve titreme ile yükselen 39.2C39.2^\circ C ateş şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde skleraların belirgin ikterik olduğu, sağ üst kadranda palpasyonla hassasiyet alındığı ancak defans ve rebound saptanmadığı görülüyor. Laboratuvar incelemesinde; lökositoz (17.500/mm317.500/mm^3), Total Bilirubin 5.45.4 mg/dL, ALP 520520 U/L ve GGT 280280 U/L saptanıyor. Abdominal ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığı normal olup, koledok çapı 1212 mm ölçülüyor ve koledok distalinde taş şüphesi uyandıran ekojeniteler izleniyor.

Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) ile biliyer drenaj

Cevap

Charcot triadı ile prezente olan akut kolanjit hastasında Tokyo Kılavuzları (TG18) uyarınca en uygun adım ERCP ile acil biliyer drenajın sağlanmasıdır.
Hastada saptanan ağrı, ateş ve sarılık bulguları klasik Charcot triadını oluşturmaktadır. Laboratuvar ve USG bulguları ile birleştiğinde tablo 'Akut Kolanjit' olarak tanımlanır. Tokyo Kılavuzları (TG18) uyarınca, akut kolanjit vakalarında sepsis ve şoka (Reynolds Pentadı) ilerlemeyi önlemek için en kısa sürede (acil/erken) biliyer drenaj sağlanmalıdır. ERCP, hem tanısal hem de terapötik (taş ekstraksiyonu ve stentleme) imkan sunduğu için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin değerlendirilmesi
Sağ üst kadran ağrısı, ateş ve sarılık varlığı 'Charcot Triadı' olarak tanımlanır.
Bu triad akut kolanjitin klasik klinik prezentasyonudur.
2
Laboratuvar ve görüntüleme bulgularının analizi
Lökositoz, kolestatik patern (Yüksek Bilirubin, ALP, GGT) ve USG'de dilate koledok saptanması.
Biliyer sistemde obstrüksiyon (koledokolitiazis) ve ikincil enfeksiyonu doğrular.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi (Tokyo Kılavuzları)
Grade II (Orta) akut kolanjit tanısı konulur ve acil ERCP planlanır.
Safra drenajı sağlanmadan antibiyotiklerin etkinliği sınırlıdır ve sepsis (Reynolds Pentadı) gelişme riski yüksektir.

Anahtar Kavram

Charcot Triadı ve Akut Kolanjit Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 422Soru

6262 yaşında kadın hasta, osteoartrit nedeniyle uzun süreli diklofenak kullanımı sonrası ani gelişen hematemez ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 105105/dk olarak ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda 1.51.5 cm çapında bir ülser ve ülser tabanından sızıntı şeklinde (oozingoozing) aktif kanama saptanıyor. Bu hasta için en olası Forrest evresi ve beklenen yaklaşık yeniden kanama (rebleedingre-bleeding) riski aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest Ib - %30\%30

Cevap

Ülser tabanından sızıntı şeklinde aktif kanama izlenen bu tablo Forrest Ib olarak sınıflandırılır ve beklenen yeniden kanama riski yaklaşık %30\%30 düzeyindedir.
Doğru cevap olan 'Forrest Ib - %30' seçeneği, endoskopide tarif edilen 'sızıntı şeklinde kanama' bulgusuyla tam örtüşmektedir. Forrest sınıflamasında aktif kanama bulguları tip 1 olarak adlandırılır. Tip 1a fışkırır tarzda (spurting) kanamayı, Tip 1b ise sızıntı şeklinde (oozing) kanamayı ifade eder. Forrest Ib evresinde endoskopik tedavi uygulanmadığı takdirde yeniden kanama riski yaklaşık %30-50 arasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
NSAİİ kullanımı öyküsü olan hastada hematemez ve hemodinamik instabilite (95/6095/60 mmHg) üst GİS kanamayı düşündürür.
Peptik ülser kanamaları NSAİİ kullanan yaşlı hastalarda en sık üst GİS kanama nedenidir.
2
Endoskopik bulguyu Forrest sınıflamasına göre değerlendir.
Sızıntı şeklinde (oozingoozing) aktif kanama = Forrest Ib.
Aktif kanamalar fışkıran (Ia) ve sızan (Ib) olarak ikiye ayrılır.
3
Prognostik riski belirle.
Forrest Ib evresinde yeniden kanama riski %1750\%17-50 arasındadır (ortalama %30\%30).
Forrest evresi, hastanın endoskopik tedaviye ihtiyacı olup olmadığını ve mortalite riskini belirler.

Anahtar Kavram

Forrest sınıflaması, peptic ülser kanamalarında hem kanamanın şiddetini hem de yeniden kanama riskini belirlemede kullanılan en önemli prognostik araçtır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 423Soru

7272 yaşında erkek hasta, geçirdiği majör abdominal cerrahi sonrası gelişen sepsis nedeniyle 22 haftadır yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatörde ve total parenteral nütrisyon (TPNTPN) desteği ile izlenmektedir. Hastada yatışının 1515. gününde yeni gelişen ateş ve sağ üst kadranda hassasiyet saptanması üzerine çekilen ultrasonografide; safra kesesi duvarında kalınlaşma (55 mm) ve perikolesistik sıvı saptanıyor; ancak safra kesesi lümeninde taş veya çamur izlenmiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut akalkülöz kolesistit

Cevap

Akut akalkülöz kolesistit
Doğru seçenek, hastanın klinik durumu (sepsis, TPN, yoğun bakım) ve ultrasonografi bulguları (duvar kalınlaşması ve sıvı varlığına rağmen taşın olmaması) ile tam uyumludur. Akut akalkülöz kolesistit, kritik hastalarda safra stazı ve splanknik hipoperfüzyona bağlı gelişen akut kolesistit formudur.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörlerinin belirlenmesi
Hastada sepsis, mekanik ventilasyon, majör cerrahi öyküsü ve TPN kullanımı mevcuttur.
Akut akalkülöz kolesistit (AAK) tipik olarak kritik durumdaki, uzun süre aç kalan hastalarda safra stazı ve iskemi sonucu gelişir.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığı 55 mm (normali <4<4 mm) ve perikolesistik sıvı saptanmıştır; ancak lümende taş izlenmemiştir.
AAK tanısı için ultrasonografide kolesistit bulgularının taş olmaksızın saptanması esastır.
3
Tanısal çıkarım
Klinik tablo ve görüntüleme bulguları birleştirildiğinde tanı Akut Akalkülöz Kolesistittir.
Bu tablo, kritik hastalarda yüksek mortalite riski taşıyan ve hızlı müdahale (kolesistektomi veya kolesistostomi) gerektiren bir durumdur.

Anahtar Kavram

Akut akalkülöz kolesistit, genellikle yoğun bakım hastalarında staz ve iskemi nedeniyle taşsız gelişen safra kesesi enflamasyonudur.

İpuçları

1
Hastanın yoğun bakımda olması ve uzun süreli TPN (damardan beslenme) alması safra stazına yol açar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 424Soru

3434 yaşında kadın hasta, 55 yıldır terminal ileum tutulumu ile seyreden Crohn hastalığı tanısıyla takip edilmektedir. Son zamanlarda özellikle yağlı yemeklerden sonra sağ üst kadran ağrısı tanımlayan hastanın yapılan batın ultrasonografisinde safra kesesinde multipl taşlar saptanmıştır. Bu hastada kolelitiazis gelişiminden sorumlu olan temel fizyopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Safra asitlerinin terminal ileumdan geri emiliminin bozulması sonucu safra asidi havuzunun azalması

Cevap

Safra asitlerinin terminal ileumdan geri emiliminin bozulması sonucu safra asidi havuzunun azalması
Crohn hastalığında inflamasyon veya rezeksiyon nedeniyle terminal ileum hasar gördüğünde, safra asitlerinin enterohepatik sirkülasyonu bozulur. Normalde %95 oranında geri emilen safra asitleri geri alınamaz ve havuz küçülür. Karaciğer bu kaybı sentezleyerek telafi edemediğinde, safrada kolesterolü misel yapısında tutacak yeterli safra asidi kalmaz. Sonuç olarak kolesterol çöker ve safra taşları (kolelitiazis) oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve tutulan bölgeyi analiz et.
Hastada terminal ileum tutulumu olan Crohn hastalığı mevcuttur ve safra kesesinde taş (kolelitiazis) gelişmiştir.
Terminal ileum, safra asitlerinin enterohepatik sirkülasyonunun %95'inden sorumludur.
2
Terminal ileum disfonksiyonunun safra içeriği üzerindeki etkisini değerlendir.
Terminal ileum hasarı veya rezeksiyonu nedeniyle safra asitleri geri emilemez ve dışkı ile atılır; bu da vücuttaki toplam safra asidi havuzunun azalmasına yol açar.
Safra asitleri, safradaki kolesterolün çözünürlüğünü sağlayan temel bileşenlerdir.
3
Taş oluşum mekanizmasını açıkla.
Azalan safra asidi miktarı, safranın kolesterolü çözme kapasitesini düşürür. Kolesterolce zengin (litojenik) safra oluşur ve kristalleşerek taşları meydana getirir.
Crohn hastalarında safra taşları genellikle kolesterol taşı karakterindedir.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında terminal ileum tutulumu, safra asitlerinin malabsorpsiyonuna ve buna bağlı olarak kolelitiazis (safra taşı) riskinin artmasına neden olur.

İpuçları

1
Terminal ileumun gastrointestinal sistemdeki spesifik emilim görevlerini hatırlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 425Soru

28 yaşında kadın hasta, son 6 aydır devam eden şişkinlik, kronik ishal ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 10.2 g/dL10.2 \text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 74 fL74 \text{ fL} olarak saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum ikinci kıtadan alınan biyopside villöz atrofi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışı izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çölyak hastalığı

Cevap

Çölyak hastalığı
Çölyak hastalığı, gluten alımı sonrası proksimal ince bağırsakta (duodenum ve jejunum) villöz atrofi, kript hiperplazisi ve lenfosit infiltrasyonuna yol açar. Bu durum demir gibi besinlerin emilimini bozarak mikrositer anemiye ve kronik ishale neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Kronik ishal, şişkinlik ve demir eksikliği anemisi (MCV<80 fLMCV < 80 \text{ fL}) malabsorpsiyon sendromunu işaret eder.
İnce bağırsak emilim bozuklukları sıklıkla besin eksiklikleri ve ishal ile prezente olur.
2
Histopatolojik biyopsi bulgularını analiz et.
Villöz atrofi, kript hiperplazisi ve artmış intraepitelyal lenfositler saptandı.
Bu üçlü bulgu, glutene duyarlı enteropati (Çölyak hastalığı) için patognomonik olmasa da oldukça karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı yaparak en olası sonuca ulaş.
Semptomlar ve biyopsi bulguları birleştiğinde en olası tanı Çölyak hastalığıdır.
Diğer seçenekler ya kalın bağırsak hastalığıdır ya da bu spesifik histolojik değişikliği açıklamaz.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığı; gluten duyarlılığı sonucu gelişen, ince bağırsak villuslarında atrofi ve malabsorpsiyon ile karakterize otoimmün bir enteropatidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 426Soru

Helicobacter pyloriHelicobacter\ pylori enfeksiyonuna bağlı gelişen kronik gastrit tablosunda (Tip B gastrit), bakteriyel kolonizasyon ve inflamasyonun başlangıçta en yoğun olarak izlendiği mide bölümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antrum

Cevap

Helicobacter pylori gastritinin (Tip B) en yoğun izlendiği bölüm antrumdur.
Kronik gastritin en sık formu olan Tip B gastrit, Helicobacter pyloriHelicobacter\ pylori enfeksiyonu sonucu oluşur. Bu bakterinin midedeki en yoğun kolonizasyon ve inflamasyon alanı antrumdur. Hastalık zamanla proksimale (korpusa) yayılıp pan-gastrite dönüşebilse de, tipik ve başlangıç yerleşimi antrumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni ve gastrit tipini belirle
Etken Helicobacter pyloriHelicobacter\ pylori, hastalık ise Tip B gastrittir.
Tip B gastrit, bakteriyel (bacterial) kökenli gastriti ifade eder.
2
H. pylori'nin midedeki tipik yerleşimini hatırla
Bakteri mide asidinden korunmak için mukus tabakası altında, özellikle antrumda yoğunlaşır.
Antrum, asit sekresyonunun korpus kadar yoğun olmadığı ve bakterinin kolonize olması için en uygun ortamı sağlayan bölgedir.
3
Doğru anatomik bölgeyi seç
Antrum seçeneği işaretlenmelidir.
Klinik pratikte biopsilerin öncelikle antrumdan alınmasının nedeni budur.

Anahtar Kavram

Tip B gastrit (H. pylori) yerleşimi
Soru 427Soru

3030 yaşında erkek hasta, son 33 aydır günde 686-8 kez olan kanlı-mukuslu ishal ve tenesmus şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 paket-yıl sigara içtiği, ancak 66 ay önce sigarayı bıraktığı ve şikayetlerinin bu dönemden kısa bir süre sonra başladığı öğreniliyor. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumdan itibaren transvers kolona kadar kesintisiz devam eden, vasküler paterni silinmiş, frajil ve granüler mukoza izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve hastalığın seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülseratif kolit; sigara kullanımı hastalık riskini azaltabilir ve klinik tablo sıklıkla sigara bırakıldıktan sonra tetiklenir.

Cevap

Ülseratif kolit; sigara kullanımı hastalık riskini azaltabilir ve klinik tablo sıklıkla sigara bırakıldıktan sonra tetiklenir.
Vakada tanımlanan kanlı ishal, tenesmus ve kolonoskopide saptanan rektumdan başlayan diffüz, kesintisiz mukozal tutulum tipik olarak Ülseratif Kolit'i işaret etmektedir. Bu hastalıkta sigara kullanımının koruyucu etkisi iyi bilinmektedir; hastalık sıklıkla sigarayı hiç içmeyenlerde veya sigarayı yeni bırakmış kişilerde (eski içicilerde) ortaya çıkmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Kanlı-mukuslu ishal, tenesmus ve rektumdan başlayan kesintisiz tutulum Ülseratif Kolit'i (ÜK) düşündürür.
Crohn hastalığında ishal genellikle kansızdır ve tutulum yamalıdır; tenesmus ise daha çok rektal tutulumun baskın olduğu ÜK'de görülür.
2
Epidemiyolojik verilerin değerlendirilmesi
Sigarayı bıraktıktan sonra semptomların başlaması ÜK tanısını destekler.
Sigara kullanımı ÜK için koruyucudur; sigaranın bırakılması hastalığın alevlenmesine veya ilk kez ortaya çıkmasına neden olabilir.
3
Ayırıcı tanı özelliklerinin kontrol edilmesi
Transmural tutulum ve granülom yokluğu ile sigara ilişkisi birleştirilerek tanı netleştirilir.
ÜK mukoza ve submukoza ile sınırlıdır, sigara koruyucudur; Crohn ise transmuraldir ve sigara risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ve Sigara İlişkisi

Alternatif Yöntem

Hastalık ayrımında serolojik belirteçler yardımcı olabilir: p-ANCA pozitifliği daha çok Ülseratif Kolit'te, ASCA pozitifliği ise Crohn hastalığında görülür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 428Soru

2828 yaşında kadın hasta, son 33 yıl içinde 44 kez tekrarlayan akut pankreatit atakları nedeniyle başvuruyor. Alkol kullanımı ve taş öyküsü olmayan hastanın yapılan laboratuvar incelemelerinde kalsiyum ve lipid düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Batın ultrasonografisinde safra kesesi ve yolları normal izleniyor. Yapılan MR kolanjiyopankreatografi (MRCP) tetkikinde; dorsal ve ventral pankreatik kanalların birleşmediği, ana pankreatik kanalın (Wirsung) sadece pankreas başını drene ederek majör papillaya açıldığı, pankreasın geri kalan gövde ve kuyruk kısımlarının ise aksesuar kanal (Santorini) aracılığıyla minör papillaya drene olduğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreas divizum

Cevap

Pankreas divizum
Pankreas divizum, pankreasın ventral ve dorsal tomurcuklarının embriyolojik gelişim sırasında birleşememesi sonucu ortaya çıkan en yaygın konjenital anomalidir. Vakada belirtildiği gibi, pankreasın büyük kısmının (gövde ve kuyruk) dar olan minör papilladan Santorini kanalı aracılığıyla drene olması, göreceli bir obstrüksiyon yaratarak tekrarlayan akut pankreatit ataklarına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç hastada tekrarlayan, etiyolojisi açıklanamayan (idiopatik) akut pankreatit atakları.
Konjenital anatomik anomaliler idiyopatik pankreatitlerin önemli bir nedenidir.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
MRCP'de dorsal ve ventral kanalların birleşmediği ve Santorini kanalının dominant drenaj yolu olduğu görülüyor.
Bu bulgular pankreas divizum için patognomoniktir.
3
Patofizyolojik ilişkiyi kur
Geniş bir doku hacminin dar olan minör papilladan drene olması kanal içi basıncı artırarak pankreatite yol açar.
Tanıyı doğrulamak ve tedavi planı (minör papilla sfinkterotomisi vb.) oluşturmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Pankreas divizum, en sık görülen konjenital pankreas anomalisidir ve ventral/dorsal tomurcukların füzyon hatası sonucu oluşur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 429Soru

4242 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan kaşıntı ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki göz kapağında ksantelazmalar ve cildinde yaygın ekskoriyasyon (kaşıma) izleri saptanıyor. Laboratuvar bulgularında; ALP: 520520 U/L (Normal: <120<120), GGT: 190190 U/L (Normal: <40<40), total bilirubin: 1.21.2 mg/dL, AST: 4848 U/L ve ALT: 5252 U/L olarak bulunuyor. Batın ultrasonografisinde intrahepatik ve ekstrahepatik safra yolları normal genişlikte izleniyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en duyarlı ve özgül tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antimitokondriyal antikor (AMA)

Cevap

Antimitokondriyal antikor (AMA) pozitifliği, orta yaşlı kadın hastada kaşıntı ve kolestaz bulgularıyla seyreden Primer Biliyer Kolanjit tanısında en duyarlı ve özgül testtir.
Hastanın klinik sunumu (orta yaşlı kadın, kaşıntı, ksantelazma) ve laboratuvarında saptanan kolestaz (yüksek ALP ve GGT, normal bilirubin) tipik bir Primer Biliyer Kolanjit (PBK) tablosudur. Ultrasonografide safra yollarının normal olması tıkayıcı nedenleri dışladığı için, tanıda bir sonraki ve en özgül adım Antimitokondriyal antikor (AMA) bakılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle
Orta yaşlı kadın, kaşıntı, halsizlik, ksantelazma ve izole ALP/GGT yüksekliği (kolestatik patern) saptandı.
Bu tablo klasik bir intrahepatik kolestaz sunumudur.
2
Görüntüleme sonuçlarını yorumla
Ultrasonografide safra yollarının normal olması, tıkanma sarılığını (ekstrahepatik kolestaz) dışlar.
Safra yolları geniş değilse odak intrahepatik küçük safra kanallarıdır.
3
Ayırıcı tanı yap ve özgül testi seç
Primer Biliyer Kolanjit (PBK) ön tanısı ile AMA testi istenir.
AMA, PBK için patognomonik sayılabilecek kadar yüksek özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Primer Biliyer Kolanjit (PBK), küçük intrahepatik safra kanallarının immun yıkımı ile giden, orta yaşlı kadınlarda sık görülen ve AMA pozitifliği ile karakterize bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 430Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan epigastrik ağrı, iştahsızlık ve bacaklarında şişlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede pretibial 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde albumin düzeyi 2.2 g/dL2.2\ g/dL ve total protein düzeyi 4.5 g/dL4.5\ g/dL olarak bulunuyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundusunda antrumu tamamen serbest bırakan, serebriform görünümde dev mukoza kıvrımları izleniyor. Biyopside foveolar hiperplazi, glandüler atrofi ve mukoza kalınlığında artış rapor ediliyor. Bu hastanın tanısı düşünüldüğünde, patogenezde rol oynayan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforming büyüme faktörü-alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonuna bağlı epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) aktivasyonu

Cevap

Ménétrier hastalığının patogenezinden sorumlu temel mekanizma, transforming büyüme faktörü-alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonuna bağlı EGFR sinyal yolağının aktivasyonudur.
Vakada tanımlanan klinik tablo (hipoproteinemi, ödem) ve endoskopik görünüm (antrumun korunduğu dev rugal kıvrımlar, foveolar hiperplazi) Ménétrier hastalığını işaret etmektedir. Bu hastalığın patogenezinde temel rolü, epidermal büyüme faktörü reseptörünü (EGFR) uyararak gastrik mukoza hücrelerinin aşırı büyümesine neden olan TGFαTGF-\alpha (transforming büyüme faktörü-alfa) aşırı ekspresyonu oynamaktadır. Tedavide bazen cetuximab (anti-EGFR antikor) bu nedenle kullanılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Epigastrik ağrı, iştahsızlık ve hipoalbüminemiye bağlı periferik ödem mevcuttur.
Hastanın klinik tablosu bir protein kaybeden enteropatiyi düşündürmektedir.
2
Endoskopik bulguları değerlendir
Antrumu koruyan, korpus ve fundusta yerleşen dev mukoza kıvrımları (serebriform görünüm).
Bu bulgular Ménétrier hastalığı için oldukça tipiktir (ZES'te antrum korunmaz ve asit artışı vardır).
3
Patolojik bulguları birleştir
Foveolar hiperplazi ve glandüler atrofi.
Bu histopatolojik özellikler Ménétrier hastalığının tanısını kesinleştirir.
4
Moleküler mekanizmayı belirle
TGFαTGF-\alpha aşırı salınımı ve EGFR aktivasyonu.
Ménétrier hastalığında mukozal hücrelerin aşırı çoğalmasının ve müsin salgılayan hücrelerin (foveolar hücreler) hiperplazisinin ana nedenidir.

Anahtar Kavram

Ménétrier hastalığı; dev gastrik kıvrımlar, protein kaybeden enteropati (hipoproteinemi/ödem) ve foveolar hiperplazi ile karakterize, TGFαTGF-\alpha aracılı bir hipertrofik gastropatidir.

Daha Fazla Pratik

Ménétrier hastalığının mide kanseri riskini artırdığını ve pediatrik vakaların sıklıkla sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu ile ilişkili olup spontan iyileşme gösterebildiğini unutmayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 431Soru

62 yaşında, tip 2 diyabet tanısıyla takip edilen erkek hasta; 24 saattir devam eden sağ üst kadran ağrısı, titreme ile yükselen ateş ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede ateş 39,2C39,2^\circ C ölçülüyor ve sağ üst kadranda palpasyonla şiddetli hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3 bulunuyor. Çekilen ayakta direkt karın grafisinde (ADKGADKG) safra kesesi lojunda safra kesesi duvarı boyunca lüsent (gaz) alanlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anfizemli kolesistit

Cevap

Anfizemli kolesistit
Anfizemli kolesistit, özellikle yaşlı, erkek ve diyabetik hastalarda görülen akut kolesistitin nadir fakat hayatı tehdit eden bir formudur. Tanı, radyolojik olarak (ADKG, USG veya BT) safra kesesi lümeninde veya duvarında gaz görülmesiyle konur. En sık izole edilen ajanlar Clostridium perfringens ve E. coli'dir. Tedavisi acil kolesistektomi ve geniş spektrumlu antibiyoterapidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin değerlendirilmesi
62 yaşında diyabetik bir erkekte akut başlayan sağ üst kadran ağrısı ve yüksek ateş (>39C>39^\circ C) saptandı.
Diyabet, ileri yaş ve erkek cinsiyet anfizemli kolesistit için temel risk faktörleridir.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Ayakta direkt karın grafisinde safra kesesi duvarında lüsent (gaz) imajı görüldü.
Kese duvarı içinde gaz görülmesi, gaz oluşturan mikroorganizmaların (örn. Clostridium, E. coli) varlığını gösteren patognomonik bir bulgudur.
3
Tanı koyma ve yönetim planı
Tablo anfizemli kolesistit ile uyumludur.
Bu tablo yüksek mortalite riski taşır ve acil cerrahi (kolesistektomi) gerektirir.

Anahtar Kavram

Anfizemli kolesistit; diyabetiklerde sık görülen, safra kesesi duvarında gaz varlığı ile karakterize ve acil cerrahi gerektiren bir kolesistit varyantıdır.

Daha Fazla Pratik

Anfizemli kolesistitte en sık izole edilen anaerob mikroorganizma olan Clostridium perfringens'in patogenezini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 22 / 22
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 22 | Examkin