Hücre Fizyolojisi

219 soru

Soru 201Soru

Hücre içi veziküler trafikte, organellerin hücre içindeki özgül konumlarının sürdürülmesi mikrotübül dinamikleri ve moleküler motorların koordineli çalışmasına dayanır. Özellikle Golgi aygıtının çekirdek yakınında ve sentrozoma (mikrotübül organizasyon merkezi) komşu pozisyonda tutulması, veziküllerin sürekli olarak mikrotübüllerin eksi ()(-) ucuna doğru taşınmasını gerektirir. Dinein fonksiyonunun bozulduğu Kartagener sendromu gibi durumlarda siliyer hareket bozukluklarının yanı sıra hücre içi bu tip organel organizasyonunun da etkilenebildiği bilinmektedir. Bu taşınma sürecinde görev alan temel moleküler motor ve üzerinde hareket ettiği hücre iskeleti bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinein - Mikrotübül

Cevap

Golgi aygıtının sentrozom (eksi uç) yakınındaki konumunu korumak için mikrotübüller üzerinde eksi (-) uca doğru hareket eden Dinein motoru kullanılır.
Dinein motoru, ATP hidrolizinden elde ettiği enerjiyi kullanarak mikrotübüller üzerinde eksi ()(-) uca doğru hareket eder. Golgi aygıtı ve veziküllerin hücre merkezindeki (MTOC) konumlarını korumaları bu motorun aktivitesine bağlıdır. Mikrotübüller ise bu motorun ray sistemini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hedef organelin (Golgi aygıtı) hücre içindeki konumunu ve bu konumun mikrotübül polaritesi ile ilişkisini belirlemek.
Golgi aygıtı, mikrotübüllerin eksi ()(-) uçlarının toplandığı mikrotübül organizasyon merkezi (MTOC/sentrozom) yakınında lokalizedir.
Motor proteinin hangi yöne (artı mı eksi mi) hareket etmesi gerektiğini anlamak için referans noktasıdır.
2
Mikrotübüller üzerinde eksi ()(-) uca doğru hareket eden moleküler motoru tanımlamak.
Dinein motoru eksi ()(-) uca (merkeze), kinezin motoru ise artı (+)(+) uca (perifere) doğru hareket eder.
Organeli merkezde tutmak için merkeze yönelen motor seçilmelidir.
3
Motor proteinin hareket ettiği uygun hücre iskeleti elemanını doğrulamak.
Dinein ve kinezin mikrotübüller üzerinde; miyozin ise mikrofilamentler (aktin) üzerinde hareket eder.
Motor ve filament eşleşmesinin biyolojik doğruluğunu sağlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Moleküler motorların (dinein ve kinezin) mikrotübül üzerindeki hareket yönleri ve organel organizasyonundaki rolleri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 202Soru

Hücrenin enerji ihtiyacını karşılamak için oksijen tüketerek ATPATP sentezleyen, kendine ait DNADNA yapısı sayesinde anneden kalıtılan ve marker enzimi sitokrom c oksidaz olan organel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mitokondri

Cevap

Hücrenin enerji üretim merkezi olan, sitokrom c oksidaz marker enzimine ve maternal kalıtılan DNA'ya sahip organel mitokondridir.
Mitokondri, hücrenin 'enerji santrali' olarak tanımlanır ve aerobik solunum yoluyla ATP üretiminden sorumludur. Kendine ait dairesel DNA'sı (mtDNA) vardır ve bu DNA sadece anneden çocuklara aktarılır (maternal kalıtım). Ayrıca elektron taşıma zincirinin önemli bir parçası olan sitokrom c oksidaz, bu organelin en spesifik marker enzimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücrenin ana enerji kaynağı olan ATP sentez yerini belirlemek.
Oksidatif fosforilasyonun gerçekleştiği yer mitokondridir.
Mitokondri iç zarı (kristalar) üzerinde bulunan ETS elemanları ATP sentezini sağlar.
2
Marker enzim ve genetik özelliklerle eşleştirmek.
Sitokrom c oksidaz ve maternal DNA mitokondriye özgüdür.
Bu özellikler organelin bakteriyel kökeni ve özel fonksiyonları ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Mitokondri Fonksiyonu ve Marker Enzimleri

İpuçları

1
Hücrenin ana enerji kaynağı olan ATP'nin nerede üretildiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Maternal kalıtım gösteren diğer mitochondrial hastalıkları (örneğin LHON) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 203Soru

Fizyolojik koşullarda uyarılabilir bir hücrede aksiyon potansiyeli gelişimi sırasında gözlenen mutlak refrakter dönem (absült dirençli evre) boyunca, uyaran şiddetinden bağımsız olarak yeni bir aksiyon potansiyeli tetiklenememesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj bağımlı sodyum (Na+Na^+) kanallarının inaktivasyon kapılarının kapalı olması

Cevap

Voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının (h-kapısı) kapalı olması, hücrenin ikinci bir uyarana yanıt vermesini imkansız kılar.
Aksiyon potansiyelinin tepe noktasından repolarizasyonun yaklaşık 1/3'lük kısmına kadar olan süreçte voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyon kapıları (h kapıları) kapalıdır. Bu kapılar açılmadan (kanal tekrar istirahat formuna geçmeden) hücreye ne kadar güçlü bir uyaran verilirse verilsin sodyum kanalları tekrar açılamaz ve yeni bir aksiyon potansiyeli oluşamaz. Bu durum mutlak refrakter dönemin temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aksiyon potansiyeli evrelerini analiz et.
Depolarizasyon fazında sodyum kanalları hızla açılır, ardından inaktivasyon kapıları kapanır.
Refrakter dönemlerin hangi kanal dinamiklerine bağlı olduğunu belirlemek gerekir.
2
Mutlak ve rölatif refrakter dönem ayrımını yap.
Mutlak dönemde sodyum kanalları inaktiftir; rölatif dönemde ise kanalların bir kısmı istirahat formuna dönmüştür ancak K+ geçirgenliği yüksektir.
Hücrenin uyarana neden yanıt veremediğinin hücresel temelini bulmak.

Anahtar Kavram

Mutlak refrakter dönem, voltaj bağımlı Na+ kanallarının inaktivasyonu (h-kapısı kapalılığı) ile belirlenir.
Soru 204Soru

Epitel hücrelerinin lateral yüzeyinde, zonula occludens'in hemen altında yer alan zonula adherens (ara bağlantı) kompleksinde; transmembran kadherinleri aktin mikrofilamentlerine bağlayan ve aynı zamanda Wnt sinyal yolağında görev alarak çekirdeğe sinyal ileten sitoplazmik protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beta-katenin

Cevap

Zonula adherens yapısında kadherinleri aktine bağlayan ve sinyal iletiminde rol alan protein Beta-katenindir.
Doğru seçenek olan Beta-katenin, zonula adherens'te kadherin moleküllerini hücre içi aktin mikrofilamentlerine bağlayan kritik bir sitoplazmik proteindir. Ayrıca, Wnt sinyal yolağı aktive olduğunda sitoplazmada birikerek çekirdeğe geçer ve gen ekspresyonunu düzenleyerek hücre kaderini ve çoğalmasını kontrol eder.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlantı tipini tanımlama
Soru zonula adherens (ara bağlantı) kompleksini hedeflemektedir.
Zonula occludens'in hemen altında yer alan ve aktin filamentleri ile ilişkili olan yapı zonula adherens'tir.
2
Moleküler bileşenleri analiz etme
Zonula adherens'te kadherinler, sitoplazmik kateninler aracılığıyla hücre iskeletine bağlanır.
Kadherinlerin doğrudan aktine bağlanma yeteneği yoktur, bu bağlantı katenin (alfa ve beta) proteinleri üzerinden kurulur.
3
Sinyal iletim fonksiyonunu değerlendirme
Beta-katenin, hem adezyon kompleksinde görev yapar hem de Wnt yolağı aracılığıyla çekirdeğe sinyal iletir.
Bu çift fonksiyonlu rol, hücre çoğalması ve doku bütünlüğünün koordinasyonunu sağlar.

Anahtar Kavram

Zonula Adherens ve Kateninlerin Fonksiyonu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 205Soru

Hücre zarı, 'Sıvı Mozaik Zar Modeli'ne uygun olarak lipit, protein ve karbonhidratlardan oluşan dinamik ve asimetrik bir yapı sergiler. Zarın fiziksel özellikleri ve bileşenlerinin organizasyonu, hücrenin seçici geçirgenliğini ve sinyal iletim süreçlerini doğrudan etkiler. Buna göre, hücre zarı bileşenlerinin yapısal ve fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosfolipitlerin hidrofobik kuyruklarındaki doymamış yağ asidi oranı arttıkça, moleküller arası paketlenme zorlaşır ve zar akışkanlığı artar.

Cevap

Fosfolipitlerin hidrofobik kuyruklarındaki doymamış yağ asidi oranı arttıkça, moleküller arası paketlenme zorlaşır ve zar akışkanlığı artar.
Doymamış yağ asitleri içeren fosfolipitler, hidrokarbon zincirlerindeki çift bağlar nedeniyle doğrusal bir yapıya sahip değildir. Bu bükülmeler (kinks), fosfolipitlerin birbirine sıkıca yaslanmasını engeller. Sonuç olarak, moleküller arası çekim kuvvetleri azalır ve membran daha akışkan bir hal alır.

Adım Adım Çözüm

1
Fosfolipitlerin kimyasal yapısının akışkanlık üzerindeki etkisini değerlendir.
Doymamış yağ asitlerindeki ciscis çift bağlar, hidrokarbon zincirlerinde bükülmelere (kink) neden olur.
Bu bükülmeler, komşu fosfolipitlerin birbirine yaklaşmasını ve Van der Waals etkileşimleri kurmasını zorlaştırır.
2
Doymamışlık oranı ile fiziksel hal arasındaki ilişkiyi kur.
Paketlenme azaldığı için zar daha gevşek bir yapı alır ve akışkanlık artar.
Zarın donma noktası düşer ve daha düşük sıcaklıklarda bile sıvı faz korunur.

Anahtar Kavram

Hücre zarı akışkanlığını belirleyen temel faktörler yağ asidi doygunluğu ve kolesterol içeriğidir.
Soru 206Soru

Bir nöronda aksiyon potansiyeli oluştuktan kısa bir süre sonra, repolarizasyonun son aşamasında (ard-hiperpolarizasyon dönemi) uygulanan eşik üstü çok güçlü bir uyarının, normalden daha düşük genlikli (amplitüdlü) bir aksiyon potansiyeli tetiklediği gözlenmiştir. Ayrıca bu dönemde yeni bir yanıt oluşturmak için gereken akım şiddetinin istirahat dönemindekine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.

Bu nöronda gözlenen rölatif refrakter dönemin hücresel mekanizmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sodyum kanallarının bir kısmının inaktivasyondan kurtulmuş olması ve yüksek potasyum geçirgenliğinin (gK+gK^+) devam etmesidir.

Cevap

Sodyum kanallarının bir kısmının inaktivasyondan kurtulmuş olması ve yüksek potasyum geçirgenliğinin (gK+gK^+) devam etmesi.
Rölatif refrakter dönemde (RRP), voltaj bağımlı sodyum kanallarının bir kısmı inaktivasyondan kurtularak (hh kapıları açılarak) yeniden uyarılabilir hale gelmiştir; ancak gecikmeli doğrultucu potasyum kanalları halen açık olduğu için membran hiperpolarize durumdadır. Bu hiperpolarizasyon, hücreyi eşik değerden uzaklaştırarak daha güçlü bir uyaran gereksinimi yaratır. Ayrıca tüm sodyum kanalları henüz istirahat formuna dönmediği için oluşan aksiyon potansiyelinin genliği normalden düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin belirlenmesi
Repolarizasyonun sonu ve ard-hiperpolarizasyon dönemi 'rölatif refrakter dönem' (RRP) olarak tanımlanır.
Bu dönemde hücre henüz tam olarak istirahat düzeyine dönmemiş olsa da, çok güçlü bir uyaranla yeni bir aksiyon potansiyeli üretilebilir.
2
Sodyum kanallarının durumunun analizi
Voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyon (hh) kapılarının bir kısmı açılmıştır (inaktivasyondan çıkış).
ARP'den RRP'ye geçişi belirleyen temel olay, sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının yeniden açılmaya başlamasıdır. Ancak tüm kanallar henüz açılmadığı için oluşan aksiyon potansiyelinin amplitüdü düşüktür.
3
Potasyum kanallarının durumunun analizi
Gecikmeli doğrultucu potasyum kanalları halen açıktır ve membranı K+K^+ denge potansiyeline (EKE_K) doğru çeker.
Yüksek gK+gK^+ nedeniyle membran hiperpolarize durumdadır. Bu durum, hücreyi eşik değerden uzaklaştırır ve yeni bir aksiyon potansiyeli başlatmak için normalden daha fazla içe yönelik akım (daha güçlü uyaran) gerektirir.

Anahtar Kavram

Rölatif refrakter dönemde uyarılabilirliğin azalması, hem sodyum kanallarının tam toparlanmaması hem de yüksek potasyum iletkenliğine bağlı hiperpolarizasyon ile ilişkilidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 207Soru

Hücre zarından madde geçiş mekanizmalarının incelendiği bir çalışmada; taşınan maddenin konsantrasyonu artırıldığında taşıma hızının başlangıçta arttığı, ancak belirli bir konsantrasyondan sonra sabit kalarak bir plato çizdiği (VmaxV_{max}) saptanmıştır. Bu taşıma işleminin elektrokimyasal gradiyente uygun yönde gerçekleştiği ve doğrudan ATPATP enerjisi harcanmadığı bilindiğine göre, söz konusu mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolaylaştırılmış difüzyon

Cevap

Kolaylaştırılmış difüzyon
Kolaylaştırılmış difüzyon, maddelerin bir taşıyıcı protein aracılığıyla, enerji harcanmadan, yüksek konsantrasyondan düşük konsantrasyona doğru taşınmasıdır. Taşıyıcı proteinlerin sayısı sınırlı olduğundan, ortamdaki madde miktarı arttıkça tüm taşıyıcılar bağlanır ve taşıma hızı maksimuma (VmaxV_{max}) ulaşarak doygunluk gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Enerji ve gradiyent durumunu analiz et
Pasif taşıma
Maddenin elektrokimyasal gradiyente uygun yönde taşınması ve ATPATP harcanmaması sürecin pasif olduğunu gösterir.
2
Kinetik özellikleri (VmaxV_{max}) değerlendir
Taşıyıcı protein varlığı
Taşıma hızının plato çizmesi (doyurulabilirlik), sürecin bir taşıyıcı protein (carrier) aracılığıyla gerçekleştiğini kanıtlar.
3
Mekanizmayı tanımla
Kolaylaştırılmış difüzyon
Hem pasif olan hem de taşıyıcı protein gerektiren (doyurulabilir) tek mekanizma kolaylaştırılmış difüzyondur.

Anahtar Kavram

Kolaylaştırılmış difüzyon, taşıyıcı proteinler aracılığıyla gerçekleştirilen, enerji gerektirmeyen ve doygunluk (VmaxV_{max}) kinetiği gösteren bir pasif taşıma biçimidir.

Alternatif Yöntem

Grafik analizi: Eğer grafik orijinden başlayan düz bir çizgi ise 'Basit Difüzyon', eğer plato çizen bir hiperbol ise 'Kolaylaştırılmış Difüzyon' veya 'Aktif Taşıma'dır. Enerji yoksa cevap kolaylaştırılmış olandır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 208Soru

Hücreler arasında iyonların ve küçük moleküllerin geçişine izin vererek komşu hücrelerin elektriksel ve metabolik olarak eşlenmesini (coupling) sağlayan bağlantı komplekslerinde (gap junction) yer alan temel transmembran protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konneksin

Cevap

Hücreler arası elektriksel ve metabolik eşlenmeyi sağlayan gap junction kanallarını oluşturan temel protein konneksindir.
Konneksin proteini, gap junction (oluklu bağlantı) yapısının temel moleküler birimidir. Altı konneksin molekülü birleşerek bir 'konnekson' (hemikanal) oluşturur; komşu hücrelerin konneksonlarının uç uca gelmesiyle hücreler arası iyon ve küçük molekül (ATP, cAMP vb.) geçişine izin veren tam kanallar meydana gelir. Bu yapı, özellikle kalp kası ve düz kas gibi dokularda aksiyon potansiyelinin hücreden hücreye hızla yayılmasını (elektriksel eşlenmeyi) sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlantı tipini tanımlama
Soruda tarif edilen iyon geçişi ve elektriksel kenetlenme fonksiyonu 'gap junction' (oluklu bağlantı / nexus) tipine aittir.
Gap junction'lar, komşu hücrelerin sitoplazmaları arasında doğrudan bir kanal oluşturarak kimyasal ve elektriksel iletişime izin veren tek bağlantı tipidir.
2
Bağlantıya özgü proteini belirleme
Gap junction kanallarını (konnekson) oluşturan alt birimlerin konneksin proteinleri olduğu saptanır.
Her bir konnekson kanalı, 6 adet konneksin proteininin dairesel dizilimiyle oluşan silindirik bir yapıdır.

Anahtar Kavram

Hücreler Arası İletişim Kanalları ve Konneksinler

İpuçları

1
Bu bağlantı tipi, hücrelerin sitoplazmalarını doğrudan birleştiren kanallardan (konneksonlar) oluşur.
Tahmini Süre:45s
Soru 209Soru

Gelişmekte olan nöronlarda, hücre içi klor (ClCl^-) konsantrasyonunu artıran NKCC1NKCC1 taşıyıcılarının aktivitesinin yüksek olması nedeniyle klorun denge potansiyeli (EClE_{Cl}), istirahat membran potansiyeline göre daha pozitif bir değerdedir. Örneğin; istirahat membran potansiyelinin 70-70 mVmV, klorun denge potansiyelinin ise 50-50 mVmV olduğu bir hücrede GABAGABA reseptörlerinin aktivasyonu sonucu klor kanallarının açıldığı gözlenmiştir. Buna göre, klor iyonunun net hareket yönü ve membranda oluşacak elektriksel değişim aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre dışına çıkar - Depolarizasyon

Cevap

Klor iyonu hücre dışına çıkar ve hücrede depolarizasyon meydana gelir.
Hücrenin istirahat membran potansiyeli (70-70 mVmV), klorun denge potansiyelinden (50-50 mVmV) daha negatiftir. Bu durum, hücre içindeki negatif yüklerin klor iyonlarını dışarı doğru iten elektriksel kuvvetin, kloru içeri çekmeye çalışan konsantrasyon gradiyentinden daha baskın olduğu anlamına gelir. Sonuç olarak klor kanalları açıldığında klor iyonları hücre dışına çıkar. Hücreden negatif yük çıkışı, hücre içini daha pozitif yaparak depolarizasyona yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İyonun denge potansiyeli (EClE_{Cl}) ile mevcut membran potansiyeli (VmV_m) arasındaki ilişkiyi analiz et.
Vm=70V_m = -70 mVmV, ECl=50E_{Cl} = -50 mVmV olarak verilmiştir. Vm<EClV_m < E_{Cl} olduğu görülür.
Bir iyonun hareket yönünü belirleyen temel faktör, mevcut potansiyelin denge potansiyeline olan uzaklığı ve yönüdür.
2
Elektrokimyasal itici gücü (VmEClV_m - E_{Cl}) ve iyonun hareket yönünü belirle.
İtici güç = (70)(50)=20(-70) - (-50) = -20 mVmV. Anyonlar (ClCl^-) için negatif itici güç, iyonun hücre dışına çıkacağını gösterir.
Hücre içi (-70 mV), klorun dengede olmak istediği değerden (-50 mV) daha negatiftir. Bu fazla negatiflik, negatif yüklü kloru elektriksel olarak dışarı iter.
3
İyon hareketinin membran potansiyeli üzerindeki etkisini değerlendir.
Negatif yüklü klor iyonlarının hücre dışına çıkması, hücre içinin negatif yük kaybetmesine ve potansiyelin 70-70 mVmV'dan 50-50 mVmV'a doğru (daha pozitif) kaymasına neden olur.
Negatif yük kaybı hücreyi daha pozitif hale getirdiği için bu olay bir depolarizasyondur.

Anahtar Kavram

Nernst potansiyeli ve elektrokimyasal itici güç analizi

Alternatif Yöntem

İyonun 'dengeye ulaşma isteği' prensibi kullanılabilir: Klor kanalları açıldığında membran potansiyeli klorun denge potansiyeline (-50 mV) yaklaşmaya çalışır. -70'den -50'ye gidiş matematiksel olarak bir artış (depolarizasyon) demektir. Bu artışın sağlanması için negatif yüklerin dışarı çıkması gerekir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 210Soru

Hücre içi veziküler trafik ve organel organizasyonu, mikrotübül polaritesi ile moleküler motorların koordineli çalışmasına dayanır. Bu sistemlerin fonksiyonel özellikleri, yardımcı protein kompleksleri ile olan etkileşimleri ve klinik yansımalarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinein motor proteinleri, mikrotübüllerin (-) ucuna doğru kargo taşırken genellikle 'dinaktin' kompleksi ile iş birliği yapar; bu motorun aksonemal formu Kartagener sendromundaki siliyer disfonksiyonun temel nedenidir.

Cevap

Dinein motorlarının (-) uç yönlü hareketi, dinaktin kompleksi ile olan ilişkisi ve aksonemal formunun Kartagener sendromundaki rolünü belirten ifade doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, dinein motorunun hem moleküler çalışma prensibini ((-) uç yönlü hareket ve dinaktin gereksinimi) hem de klinik önemini (Kartagener sendromu ve aksonemal dinein) hatasız bir şekilde birleştirmektedir. Dinein, retrograd transportun (terminalden somaya) ana sorumlusudur ve sil yapısındaki defektleri primer siliyer diskinezi kliniğine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Mikrotübül polaritesini belirle.
(-) uç MTOC (merkez), (+) uç periferdir.
Motor proteinlerin yönünü tayin etmek için referans noktasıdır.
2
Motor protein yönelimini analiz et.
Kinezin (+) uca (anterograd), Dinein (-) uca (retrograd) hareket eder.
Aksonal transportun yönünü ve hangi proteinin sorumlu olduğunu anlamak için gereklidir.
3
Dinein tiplerini ayırt et.
Sitoplazmik dinein kargo taşır (dinaktin gerekir), aksonemal dinein sil hareketini sağlar.
Kartagener sendromu gibi klinik durumların moleküler temelini belirlemek için kritiktir.
4
Farmakolojik etkileri değerlendir.
Paklitaksel stabilize eder (dondurur), vinkristin polimerizasyonu engeller (eritir).
Kemoterapötiklerin hücre iskeleti üzerindeki etkisini ve yan etkilerini (nöropati) açıklamak için lazımdır.

Anahtar Kavram

Hücre içi moleküler motorların yön bağımlılığı ve kargo özgüllüğü
Soru 211Soru

Klinik muayene sırasında plazma potasyum (K+K^+) konsantrasyonu 44 mEq/LmEq/L'den 88 mEq/LmEq/L'ye yükselen (orta dereceli hiperkalemi) bir hastada, uyarılabilir hücrelerin membran potansiyellerinde ve iyonik gradiyentlerinde meydana gelen değişimlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (log(2)0.3\log(2) \approx 0.3 ve Nernst katsayısı 6161 olarak kabul edilecektir.)

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Potasyumun denge potansiyeli (EKE_K) yaklaşık olarak 1818 mVmV daha pozitif (daha az negatif) bir değere kayar.

Cevap

Potasyumun denge potansiyeli (EKE_K) yaklaşık olarak 1818 mVmV daha pozitif (daha az negatif) bir değere kayar.
Nernst denklemine (E=61×log([K]dıs\c/[K]ic\c)E = 61 \times \log([K]_{dış}/[K]_{iç})) göre, dış konsantrasyonun 44 mEq/LmEq/L'den 88 mEq/LmEq/L'ye çıkması oranı iki katına çıkarır. log(2)0.3\log(2) \approx 0.3 olduğu için bu durum denge potansiyelini 61×0.318.361 \times 0.3 \approx 18.3 mVmV kadar değiştirir. Logaritma içindeki pay (dış konsantrasyon) arttığı için sonuç daha pozitif (daha az negatif) bir değere kayar.

Adım Adım Çözüm

1
Nernst denklemi kullanılarak potasyumun denge potansiyelindeki (EKE_K) değişim hesaplanır.
ΔEK=61×log(8/4)=61×log(2)61×0.3=18.3\Delta E_K = 61 \times \log(8/4) = 61 \times \log(2) \approx 61 \times 0.3 = 18.3 mVmV.
Bir iyonun hücre dışı/içi konsantrasyon oranındaki değişim, o iyonun denge potansiyelini logaritmik olarak etkiler.
2
Hücre dışı iyon artışının denge potansiyelinin yönü üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Denge potansiyeli sıfıra yaklaşır, yani yaklaşık 94-94 mVmV değerinden yaklaşık 76-76 mVmV düzeyine çıkar (daha pozitif olur).
Hücre dışı potasyum arttığında, iyonun hücre dışına çıkma eğilimi azalır ve onu dengede tutmak için gereken elektriksel çekim (içerinin negatifliği) azalır.
3
Membran potansiyeli ve iyon kanalları üzerindeki ikincil etkiler analiz edilir.
İstirahatte potasyum geçirgenliği yüksek olduğu için membran depolarize olur; bu durum sodyum kanallarının hh kapılarını kapanma (inaktivasyon), mm kapılarını ise açılma eğilimine sokar.
Membran potansiyeli, geçirgenliği en yüksek olan iyonun denge potansiyelini takip eder.

Anahtar Kavram

Nernst Denklemi ve İyonik Denge Potansiyeli
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 212Soru

Hücre yüzeyindeki bazı reseptörler, yapısal olarak enzim aktivitesine sahip olmayıp, ligand bağlanmasıyla birlikte sitoplazmik bölgelerine Janus Kinaz (JAKJAK) enzimlerini dahil ederler. Aktive olan bu kinazlar, reseptörü ve ardından sitoplazmadaki belirli efektör proteinleri fosforiller. Fosforillenen bu efektör proteinler dimerleşerek çekirdeğe geçer ve gen ekspresyonunu düzenleyen transkripsiyon faktörleri olarak görev yaparlar.

Eritropoietin ve leptin gibi hormonların kullandığı bu sinyal iletim yolunda, sitoplazmada fosforillendikten sonra çekirdeğe göç eden transkripsiyon faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: STAT proteinleri

Cevap

JAK-STAT sinyal yolunda çekirdeğe göç ederek gen transkripsiyonunu başlatan molekül STAT proteinidir.
STAT (Signal Transducers and Activators of Transcription) proteinleri, sitokin ve eritropoietin gibi reseptörlerde JAK kinazlar tarafından fosforillendikten sonra dimerleşerek doğrudan çekirdeğe geçer ve gen transkripsiyonunu başlatır. Bu mekanizma 'sitoplazmadan çekirdeğe doğrudan iletişim'in tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Reseptörün uyarılma tipini analiz et.
Eritropoietin ve leptin gibi sitokin ailesi reseptörlerinin kendinden enzim aktivitesi yoktur, sitoplazmik JAK kinazlarını kullanırlar.
Sinyal yolunun tipini (JAK-STAT) belirlemek için gereklidir.
2
Adım 2: İlgili yolun sitoplazmik efektörünü tanımla.
JAK'lar tarafından fosforillenen protein STAT (Signal Transducer and Activator of Transcription) proteinidir.
Bu yolun en karakteristik transkripsiyon faktörünü diğer yollardan ayırt etmek için gereklidir.
3
Adım 3: Proteinlerin son işlevini ve yerleşimini kontrol et.
Fosforillenen STAT'lar dimerleşir ve çekirdeğe girerek gen ifadesini değiştirir.
Molekülün transkripsiyon faktörü özelliğini doğrulamak için son adımdır.

Anahtar Kavram

JAK-STAT sinyal iletim yolu ve transkripsiyonel regülasyon
Soru 213Soru

G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) agonist ile uyarılmasından kısa bir süre sonra gelişen "homolog desensitizasyon" sürecinde, reseptörün aktif konformasyonuna bağlanan G-protein kenetli reseptör kinazlar (GRK) tarafından gerçekleştirilen serin/treonin fosforilasyonu, aşağıdaki proteinlerden hangisinin reseptöre bağlanması için yüksek afiniteli bir bölge oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-arrestin

Cevap

GPCR desensitizasyonunda GRK fosforilasyonu sonrası reseptöre bağlanan ve sinyali durduran protein β\beta-arrestin'dir.
Sürekli uyarılan bir GPCR'ın yanıtını azaltmak için (desensitizasyon), GRK enzimleri reseptörün stoplazmik kuyruğunu fosforiller. Bu fosfat grupları β\beta-arrestin için bir bağlanma bölgesi oluşturur. β\beta-arrestin bağlandığında, reseptörün G-proteinlerini aktive etme yeteneği kaybolur ve reseptör internalizasyon sürecine girer.

Adım Adım Çözüm

1
Reseptör aktivasyonunun belirlenmesi
Agonist bağlanması reseptörde konformasyonel değişikliğe yol açar.
GRK'lar sadece reseptörün aktif formunu tanıyabilir (homolog desensitizasyon).
2
Reseptör kuyruğunun modifikasyonu
GRK, reseptörün CC-terminalindeki serin ve treonin kalıntılarını fosforiller.
Fosforilasyon, inhibitör proteinlerin bağlanması için kimyasal bir sinyal oluşturur.
3
İnhibitör proteinin bağlanması
β\beta-arrestin proteini fosforillenmiş bölgeye yüksek afiniteyle bağlanır.
Bu bağlanma, heterotrimerik G-proteininin reseptöre tekrar erişmesini sterik olarak engeller.
4
Sinyalin sonlandırılması ve internalizasyon
Sinyal iletimi durur ve reseptör klatrin aracılı endositozla hücre içine alınır.
β\beta-arrestin aynı zamanda klatrin adaptör proteinleri ile etkileşime girerek endositozu başlatır.

Anahtar Kavram

GPCR Desensitizasyonu ve β\beta-Arrestin Mekanizması

Daha Fazla Pratik

β\beta-arrestin'in sadece sinyali durdurmakla kalmayıp, G-proteininden bağımsız olarak MAPK (mitojenle aktive olan protein kinaz) yolaklarını uyarabildiğini (sinyal kayması - biased signaling) unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 214Soru

Hücre iskeleti bileşenlerinden ara filamentlerin (intermediate filaments), mikrotübüller ve mikrofilamentlerden farklı olarak yapısal bir polariteye (artı/eksi uç farkı) sahip olmadığı bilinmektedir. Bu özellik, kinezin ve dynein gibi motor proteinlerin ara filamentler üzerinde yönlü hareket edememesinin temel nedenidir. Buna göre, ara filamentlerin oluşum sürecinde polaritenin kaybolmasına neden olan kritik basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki dimerin zıt yönde (antiparalel) yan yana gelerek tetramer oluşturması

Cevap

İki dimerin zıt yönde (antiparalel) yan yana gelerek tetramer oluşturması
Ara filamentlerin temel yapı taşı olan polipeptit monomerleri, önce paralel bir sarmal oluşturarak dimerleri meydana getirir. Bu aşamada amino ve karboksil uçları hala belirgin bir yönelim (polarite) sergiler. Ancak, iki dimer birleşerek tetrameri oluştururken birbirlerine göre zıt yönde (antiparalel) dizilirler. Bu zıt yönlü paketlenme, tetramerin her iki ucunun da kimyasal olarak özdeşleşmesine yol açar. Sonuç olarak, bu tetramerlerden inşa edilen tam ara filament yapısı polarite göstermez. Kinezin ve dynein gibi motor proteinler sadece polar yapılar (mikrotübül ve aktin) üzerinde yönlü hareket edebildiği için ara filamentler üzerinde taşınım yapamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ara filament organizasyon hiyerarşisini hatırla.
Monomer -> Dimer -> Tetramer -> Protofilament -> Filament.
Hangi basamakta simetrinin oluştuğunu belirlemek için gereklidir.
2
Dimerlerin dizilim yönünü analiz et.
Dimerler 'paralel' dizilir, yani polarite korunur.
Monomerler yan yana gelirken uçları aynı yöne bakar.
3
Tetramer oluşumundaki kritik farkı belirle.
Dimerler birbirine 'antiparalel' (zıt yönlü) bağlanır.
Bu zıt yönlü birleşme, filamentin her iki ucunu kimyasal olarak farksız kılar.
4
Polarite yokluğunun motor proteinlerle ilişkisini kur.
Motor proteinler (kinezin/dynein) yön tayin edemez.
Moleküler motorlar sadece artı/eksi uç farkı olan (polar) raylarda hareket edebilir.

Anahtar Kavram

Ara filamentlerin (IF) antiparalel tetramer yapısı nedeniyle polarite göstermemesi
Soru 215Soru

Epitel dokularında hücreler arası paracellular (parasellüler) transportun hızı ve iyon seçiciliği, sıkı bağlantıların (zonula occludens) moleküler mimarisi tarafından dinamik olarak düzenlenir. Bazı bağlantı proteinleri bariyer oluşturarak geçişi engellerken, bazıları ise spesifik iyonlar için gözenek (por) oluşturarak epitelin elektriksel direncini düşürür. Buna göre; böbrek proksimal tübülü gibi "sızıntılı" (leaky) epitellerde eksprese edilen, Na+Na^+ iyonları ve suyun paracellular reabsorpsiyonunu sağlayan temel por oluşturucu claudin tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Claudin-2

Cevap

Proksimal tübülde Na+Na^+ ve suyun paracellular geçişini sağlayan temel por oluşturucu protein Claudin-2'dir.
Claudin-2, epitel hücreleri arasındaki sıkı bağlantılarda özelleşmiş su ve katyon kanalları (porlar) oluşturarak paracellular direnci düşürür. Böbrek proksimal tübülünde yoğun olarak bulunması, bu bölgedeki yüksek hacimli Na+Na^+ ve su reabsorpsiyonunu mümkün kılan temel mekanizmalardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Sıkı bağlantıların (zonula occludens) paracellular transporttaki moleküler rolünü belirle.
Claudinlerin paracellular yolda iyon seçiciliğini ve geçirgenliği belirleyen en kritik moleküller olduğu saptanır.
Claudinler, iyonların geçebileceği yüklü gözenekler (kanallar) veya sızdırmaz bariyerler oluşturma kapasitesine sahiptir.
2
Böbrek proksimal tübülünün fizyolojik özelliklerini ve transport gereksinimini analiz et.
Proksimal tübülün 'sızıntılı' (leaky) bir epitel olduğu ve izoozmotik geri emilim için yüksek Na+Na^+ ve su geçirgenliğine ihtiyaç duyduğu belirlenir.
Böbrekte filtrelenmiş yükün büyük bir kısmı bu bölgede düşük dirençli yollarla geri emilmelidir.
3
Claudin tiplerini fonksiyonel özelliklerine göre ayırt et.
Claudin-2'nin katyon (özellikle Na+Na^+) ve su için paracellular por oluşturduğu, Claudin-1 ve Claudin-4'ün ise bariyer özelliği taşıdığı ayırt edilir.
Spesifik claudin ekspresyonu, dokuya özgü paracellular geçirgenlik profilini belirler.

Anahtar Kavram

Claudin proteinlerinin paracellular por oluşturma yeteneği ve Claudin-2'nin 'leaky' epitellerdeki spesifik fonksiyonu.

Daha Fazla Pratik

Claudin-16 ve Claudin-19 mutasyonlarının yol açtığı 'Ailesel Hipomagnezemi, Hiperkalsiüri ve Nefrokalsinozis' tablosunu inceleyerek claudinlerin klinik önemini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

Hücreler arası bağlantı kompleksleri (junctional complex), epitel dokusunun yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünü sağlayan, aynı zamanda hücre içi sinyal iletimi ve madde taşınmasını düzenleyen özelleşmiş yapılardır. Bu bağlantı birimlerinin moleküler mimarisi ve fizyolojik regülasyonu dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıkı bağlantılarda (zonula occludens) yer alan klandin ailesi proteinler, paraseleer (hücreler arası) yoldan geçecek iyonların selektivitesini ve miktarını belirleyen gözenekleri oluşturur.

Cevap

Sıkı bağlantılarda bulunan klandin proteinlerinin paraseleer iyon selektivitesini belirlediği ifadesi doğrudur.
Sıkı bağlantılar (zonula occludens), klandin ve okludin gibi transmembran proteinlerden oluşur. Bu yapılardaki klandin ailesi proteinler, paraseleer (hücreler arası) aralıkta iyonların geçebileceği seçici gözenekler oluşturarak dokuya özgü iyon selektivitesini (örneğin böbrekte magnezyum geçişi) belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre bağlantı komplekslerinin moleküler bileşenlerini gözden geçir.
Sıkı bağlantıların (Zonula occludens) klandin ve okludinlerden; Ara bağlantıların (Zonula adherens) kaderin ve kateninlerden oluştuğu belirlendi.
Bağlantı birimlerini birbirinden ayıran temel proteinleri bilmek, fonksiyonel farkları anlamak için gereklidir.
2
Sıkı bağlantıların bariyer ve selektivite fonksiyonunu analiz et.
Klandin proteinlerinin, hücreler arası boşlukta iyonların geçişini düzenleyen spesifik gözenekler oluşturduğu saptandı.
Klandinlerin doku özgüllüğü, böbrek tübülleri gibi bölgelerde paraseleer transportun seçiciliğini açıklar.
3
Oluklu bağlantıların (Gap junction) regülasyon mekanizmasını kontrol et.
Hücre içi asidoz (düşük pH) ve yüksek Ca2+Ca^{2+} seviyelerinin koneksin kanallarını kapattığı doğrulandı.
Bu mekanizma, hasarlı bir hücrenin toksik içeriğinin komşu sağlıklı hücrelere yayılmasını engeller.
4
Sitoskelet bağlantılarını doğrula.
Zonula adherens'in aktin kuşağına, desmozomların ise keratin (ara filaman) ağlarına tutunduğu kesinleştirildi.
Mekanik direncin hangi lifler üzerinden sağlandığını bilmek, doku biyomekaniği için kritiktir.

Anahtar Kavram

Hücreler arası bağlantı birimlerinin protein yapısı ve fonksiyonel regülasyonu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

Kronik böbrek yetmezliği tanısıyla takip edilen bir hastada plazma potasyum düzeyi 7,5mEq/L7,5 \, mEq/L (Normal:3,55,0mEq/LNormal: 3,5 - 5,0 \, mEq/L) olarak ölçülmüştür. Bu hastada istirahat membran potansiyeli normalden daha pozitif (hipopolarize) olup eşik değere yaklaşmasına rağmen, çizgili kaslarda halsizlik ve paralizi görülmesinin temel elektrofizyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj bağımlı sodyum (Na+Na^+) kanallarının inaktivasyon kapılarının (h-kapıları) kapalı kalması

Cevap

İstirahat membran potansiyelinin sürekli depolarize durumda kalması sonucunda voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının (h-kapıları) kapalı kalmasıdır.
Şiddetli hiperkalemide istirahat membran potansiyeli depolarize olur. Normalde bu durumun uyarılabilirliği artırması beklenir (eşik değere yaklaşma). Ancak membran potansiyeli sürekli olarak eşik değer civarında veya üzerinde kalırsa, voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyon (h) kapıları kapanır ve yeni bir aksiyon potansiyeli başlatılamaz. Bu duruma depolarizasyon bloğu denir ve klinik olarak paralizi ile sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperkaleminin istirahat membran potansiyeli (İMP) üzerindeki etkisini değerlendir.
Hücre dışı K+K^+ artışı, Nernst denklemine (EK=61log([K]dıs\c/[K]ic\c)E_K = 61 \cdot \log([K]_{dış}/[K]_{iç})) göre EKE_K değerini daha pozitif yapar, bu da İMP'yi eşik değere yaklaştırır (depolarizasyon).
Membran potansiyeli istirahatte potasyum geçirgenliğine bağlı olarak potasyum denge potansiyeli tarafından belirlenir.
2
Sürekli depolarizasyonun voltaj bağımlı sodyum kanalları üzerindeki etkisini analiz et.
Sodyum kanallarının tekrar uyarılabilir hale gelmesi için membranın repolarize olması gerekir. Sürekli depolarizasyon, inaktivasyon (h) kapılarının kapalı kalmasına neden olur.
Aksiyon potansiyeli tetiklenmesi için sodyum kanallarının 'kapalı ama uyarılabilir' (m kapalı, h açık) durumda olması şarttır.
3
Klinik belirti ile hücresel mekanizmayı ilişkilendir.
Sodyum kanalları inaktif kaldığı için yeni aksiyon potansiyeli oluşamaz, bu da kasta paraliziye yol açar.
Buna elektrofizyolojide 'depolarizasyon bloğu' veya 'akomodasyon' denir.

Anahtar Kavram

Depolarizasyon Bloğu ve Sodyum Kanal İnaktivasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 218Soru

Bağırsak epitel hücrelerinde glukozun lümenden hücre içine alınmasını sağlayan SGLT1SGLT1 (Na+Na^+-Glukoz eş-taşıyıcısı) sisteminin kinetik özellikleri incelenmektedir. Deney sırasında hücre dışı (lümen) sodyum (Na+Na^+) konsantrasyonu fizyolojik düzeylerden (yaklaşık 140140 mMmM), daha düşük bir seviyeye (7070 mMmM) indirilmiştir.

Bu müdahalenin, glukozun taşınma kinetiği üzerindeki en olası etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukozun yarı doygunluk sabiti (KmK_m) artarken, maksimum taşıma hızı (VmaxV_{max}) değişmez.

Cevap

Sodyum konsantrasyonunun azalması durumunda glukozun yarı doygunluk sabiti (KmK_m) artar, ancak maksimum taşıma hızı (VmaxV_{max}) değişmez.
Sodyum bağımlı glukoz taşıyıcılarında (SGLTSGLT), sodyum iyonu taşıyıcıya bağlandığında glukozun bağlanma bölgesinin şekli değişir ve glukoza olan afinite artar. Ortamda sodyum konsantrasyonu azaldığında, taşıyıcının glukozu bağlama olasılığı düşer, bu da glukozun taşıyıcıyı yarı doygunluğa ulaştırması için daha fazla konsantrasyona ihtiyaç duyulması anlamına gelir (Artmış KmK_m). Ancak sistemdeki toplam taşıyıcı sayısı ve taşıyıcıların en yüksek çalışma hızı etkilenmediği için maksimum taşıma hızı (VmaxV_{max}) değişmeden kalır.

Adım Adım Çözüm

1
SGLT1SGLT1 taşıma mekanizmasını analiz etme.
SGLT1SGLT1, 22 Na+Na^+ iyonu ile 11 glukoz molekülünü aynı yönde taşıyan bir sekonder aktif taşıma (symport) sistemidir.
Taşıyıcının çalışması için sodyumun taşıyıcıya bağlanması, glukoza olan afiniteyi artıran bir konformasyonel değişikliğe yol açar.
2
Sodyum konsantrasyonu değişiminin bağlanma kinetiğine etkisini değerlendirme.
Hücre dışı [Na+][Na^+] azaldığında, taşıyıcının glukoz bağlama bölgesinin afinitesi azalır.
Sodyum, glukozun bağlanması için 'ko-aktivatör' gibi davranır; sodyum azlığı glukozun taşıyıcıya tutunmasını zorlaştırır.
3
Kinetik parametreleri (KmK_m ve VmaxV_{max}) belirleme.
Afinitenin azalması KmK_m değerinin artması demektir. Sistemde taşıyıcı sayısı değişmediği için çok yüksek glukoz konsantrasyonlarında tüm taşıyıcılar doyurulabilir ve VmaxV_{max}'a ulaşılabilir.
Michaelis-Menten kinetiğine göre KmK_m afinite ile ters orantılıdır, VmaxV_{max} ise taşıyıcı kapasitesini temsil eder.

Anahtar Kavram

İkincil Aktif Taşımada İyon Bağımlı Kinetik Değişiklikler

Daha Fazla Pratik

Farklı bir iyonun (örneğin klorür) sodyum-potasyum-klorür ko-transportu (NKCC2NKCC2) üzerindeki benzer kinetik etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 219Soru

Hücreler arası bağlantı kompleksleri (junctional complex) içerisinde yer alan ve komşu hücre sitoplazmaları arasında iyonların, suyun ve küçük moleküllerin serbestçe geçişine olanak sağlayan 'konneksin' proteinlerinden oluşmuş yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gap junction (Oluklu bağlantı)

Cevap

Gap junction (Oluklu bağlantı), konneksin proteinlerinden oluşan kanallar aracılığıyla hücreler arası elektriksel ve kimyasal eşleşmeyi sağlar.
Konneksin proteinleri, altı adet alt birimin birleşmesiyle 'konnekon' adı verilen kanalları oluşturur. Bu kanallar iki komşu hücrenin membranları arasında hizalanarak 'Gap Junction' (oluklu bağlantı/neksus) yapısını kurar. Bu yapı, hücreler arası iyon (elektriksel eşleşme) ve küçük metabolitlerin geçişine izin verir.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlantı biriminin protein yapısını tanımla
Konneksin proteinleri
Soruda spesifik olarak konneksin proteinlerinden oluşan yapı sorulmaktadır.
2
Fonksiyonel özelliği belirle
İyon ve küçük molekül geçişi (elektriksel/metabolik eşleşme)
Hücreler arası doğrudan kanal oluşturan tek bağlantı birimi gap junction'dır.

Anahtar Kavram

Hücreler arası iletişimde gap junction ve konneksin proteinlerinin rolü.

İpuçları

1
Bu bağlantı birimi kalp kasında elektriksel uyarının hızla yayılmasını sağlar.

Daha Fazla Pratik

Konneksin mutasyonlarının hangi klinik tablolarla (örneğin sağırlık) ilişkili olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 11 / 11
Hücre Fizyolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin