Hücre Fizyolojisi

219 soru

Soru 121Soru

Hücre içi sinyal iletiminde G-proteini kenetli reseptörlerin (GPCRGPCR) aktivasyonunu takiben, uyarılmış olan GG-protein kompleksinin tekrar inaktif heterotrimerik (αβγ\alpha\beta\gamma) yapıya dönmesini ve sinyalin sonlanmasını sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α\alpha-alt biriminin sahip olduğu intrinsik GTPGTP az aktivitesi ile bağlı olan GTPGTP'yi GDPGDP'ye hidroliz etmesi

Cevap

Sinyalin sonlanması için alfa alt biriminin kendi üzerindeki GTP'yi intrinsik GTPaz aktivitesi ile GDP'ye hidroliz etmesi gerekir.
Doğru cevap, sinyalin sonlanmasının α\alpha-alt biriminin intrinsik GTPGTP az aktivitesine bağlı olduğunu belirtir. Bu aktivite sayesinde GTPGTP, GDPGDP'ye hidroliz edilir ve α\alpha birimi tekrar βγ\beta\gamma ile birleşerek inaktif hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
G-proteini aktivasyon durumunun belirlenmesi
Aktif formda α\alpha alt birimi GTPGTP'ye bağlıdır ve βγ\beta\gamma dimerinden ayrıdır.
Sinyalin nasıl başladığını anlamak, nasıl sonlanacağını belirlemek için gereklidir.
2
İnaktivasyon mekanizmasının analizi
α\alpha alt birimi doğal bir enzim gibi davranarak bağlı olduğu nükleotidi parçalar (GTPGDP+PiGTP \rightarrow GDP + P_i).
Bu 'moleküler saat' mekanizması sinyalin süresini belirler.
3
Reasosyasyon (tekrar birleşme) sürecinin gözlenmesi
αGDP\alpha-GDP formu efektörden ayrılır ve βγ\beta\gamma ile tekrar birleşerek inaktif trimeri oluşturur.
Heterotrimerik yapıya dönüş sinyalin moleküler düzeyde tamamen durması anlamına gelir.

Anahtar Kavram

G-proteinlerinde intrinsik GTPaz aktivitesi, sinyal iletiminin sonlanmasından sorumlu temel moleküler saat mekanizmasıdır.
Soru 122Soru

Heterotrimerik GG-proteinleri, hücre zarındaki reseptörler ile hücre içi efektör sistemler arasında köprü görevi görürler. Bu proteinlerin alfa (α\alpha) alt birimlerine göre yapılan sınıflandırmada; Rho-guanin nükleotid değişim faktörlerini (RhoGEFRhoGEF) aktive ederek aktin sitoplazmik iskeletinin düzenlenmesini ve hücre hareketlerini kontrol eden grup aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: G12/13G_{12/13}

Cevap

G12/13G_{12/13} protein ailesi, RhoGEFRhoGEF aktivasyonu aracılığıyla hücre iskeleti reorganizasyonunu ve göçünü düzenleyen birincil yoldur.
G12/13G_{12/13} ailesi, diğer klasik G-protein yollarından farklı olarak Adenilat Siklaz veya Fosfolipaz C yerine doğrudan RhoGEFRho-GEF (guanin nükleotid değişim faktörü) proteinlerini aktive eder. Bu aktivasyon, küçük bir GTPGTP az olan RhoARhoA'nın uyarılmasına, bu da aktin flamanlarının reorganizasyonuna, hücre şekil değişikliğine ve göçüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Efektör mekanizmanın belirlenmesi
RhoGEFRhoGEF aktivasyonu ve RhoARhoA uyarımı belirlendi.
Soru kökünde spesifik olarak RhoGEFRhoGEF aktivasyonu ile ilişkili protein sorulmaktadır.
2
G-protein ailelerinin karşılaştırılması
GsG_s, GiG_i, GqG_q ve GtG_t ailelerinin temel efektörleri elendi.
Bu aileler sırasıyla Adenilat Siklaz (ACAC), Fosfolipaz C (PLCPLC) ve Fosfodiesteraz (PDEPDE) üzerinden etki ederler.
3
Doğru eşleşmenin yapılması
G12/13G_{12/13} ailesi seçildi.
G12/13G_{12/13} ailesinin α\alpha alt birimleri, sitoplazmik bir GTPGTP değişim faktörü olan RhoGEFRhoGEF ile doğrudan etkileşime girer.

Anahtar Kavram

Heterotrimerik G-protein aileleri ve özgül efektör sistemleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 123Soru

Hücrede marker enzim olarak katalaz bulunduran, çok uzun zincirli yağ asitlerinin (VLCFA\text{VLCFA}) β\beta-oksidasyonundan sorumlu olan ve biyogenezindeki bir kusur sonucu Zellweger sendromu gibi ağır nörolojik tabloların ortaya çıkmasına neden olan organel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peroksizom

Cevap

Peroksizomlar, çok uzun zincirli yağ asitlerinin oksidasyonundan sorumlu olan ve marker enzim olarak katalaz içeren organellerdir.
Peroksizomlar, oksidatif reaksiyonların gerçekleştiği, marker olarak katalaz enzimi içeren ve VLCFA\text{VLCFA}'ların parçalanmasında görev alan organellerdir. Zellweger sendromu bu organelin biyogenezinin bozulmasıyla ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Zellweger sendromu peroksizomal biyogenez bozukluğudur.
Hastalık-organel ilişkisini kurmak için spesifik patolojileri tanımak gerekir.
2
Metabolik yolağı analiz et
VLCFA\text{VLCFA} β\beta-oksidasyonu peroksizomlara özgüdür.
Mitolondriyal β\beta-oksidasyon ile peroksizomal β\beta-oksidasyonun substrat farkını ayırt etmek gerekir.
3
Marker enzimi doğrula
Katalaz, peroksizomların en tipik marker enzimidir.
Hücre içi organellerin biyokimyasal kimliğini belirlemek için marker enzimler kullanılır.

Anahtar Kavram

Peroksizomal Fonksiyonlar ve Klinik İlişkiler
Tahmini Süre:50s
Soru 124Soru

Bir sinir lifinde aksiyon potansiyelinin repolarizasyon fazının sonuna doğru ortaya çıkan "rölatif refrakter dönem" (görece dirençli evre) sırasında, hücrenin tekrar uyarılabilmesi için normalden daha güçlü bir uyarana ihtiyaç duyulmasının temel elektrofizyolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj bağımlı sodyum (Na+Na^+) kanallarının bir kısmının dinlenim (uyarılabilir) konumuna dönmesi, ancak açık kalan potasyum (K+K^+) kanalları nedeniyle membranın hiperpolarize olması

Cevap

Rölatif refrakter dönemin nedeni, sodyum kanallarının bir kısmının tekrar uyarılabilir (dinlenim) durumuna geçmesi ancak devam eden potasyum çıkışı nedeniyle membranın hiperpolarize kalarak eşik değerden uzaklaşmış olmasıdır.
Rölatif refrakter dönemde, voltaj bağımlı sodyum kanallarının bir kısmı inaktivasyon kapılarını (h kapısı) açarak dinlenim durumuna geçmiştir. Ancak voltaj bağımlı potasyum kanalları yavaş kapandığı için membran potansiyeli dinlenim düzeyinin altına (hiperpolarizasyon) iner. Bu durum, membranı eşik potansiyelden daha uzak bir noktaya taşıdığı için hücreyi uyarmak için normalden daha büyük bir sodyum girişi, dolayısıyla daha güçlü bir uyaran gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Mutlak ve rölatif refrakter dönem ayrımı yapılır.
Mutlak dönemde Na+ kanalları inaktiftir (h kapısı kapalı). Rölatif dönemde ise h kapıları açılmaya başlamış, m kapıları kapanmıştır (dinlenim hali).
Hangi evrede uyarının cevap oluşturabileceğini belirlemek için kanal durumları kritiktir.
2
Membran potansiyelinin eşik değerle olan ilişkisi analiz edilir.
Repolarizasyonun sonundaki hiperpolarizasyon (after-hyperpolarization), membran potansiyelini eşikten uzaklaştırır.
Uyarılma için gerekli olan 'driving force' ve gereken minimum voltaj değişikliği hiperpolarize durumda artar.

Anahtar Kavram

Rölatif refrakter dönem, voltaj bağımlı sodyum kanallarının uyarılabilirliğinin kısmen geri dönmesi ve eş zamanlı hiperpolarizasyonun sonucudur.
Soru 125Soru

Böbrekte Henle kulpunun çıkan kalın kolunda, magnezyum (Mg2+Mg^{2+}) ve kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) gibi iki değerli katyonların paraseleer (hücreler arası) yolla geri emiliminde rol oynayan iyon seçici gözeneklerin yapısal temelini oluşturan proteinler, aşağıdaki bağlantı birimlerinden hangisinin bünyesinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonula occludens

Cevap

Zonula occludens
Zonula occludens (sıkı bağlantı), epitel hücrelerinin en apikalinde yer alan ve hücreler arası boşluğu (paraseleer aralık) denetleyen bağlantı birimidir. Bu yapı içerisinde yer alan 'Klaudin' ailesi proteinler (özellikle böbrekte Klaudin-16 ve 19), belirli iyonların geçişine izin veren gözenekler oluşturarak magnezyum ve kalsiyumun paraseleer emilimini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Fizyolojik bölgeyi ve transport mekanizmasını tanımla.
Henle kulpunun çıkan kalın kolunda katyonların hücre içi değil, hücreler arası (paraseleer) boşluktan geçtiği belirlendi.
Bu bölgedeki transport, lümen pozitif potansiyel farkı sayesinde pasif ama seçici bir paraseleer yolla gerçekleşir.
2
Paraseleer geçirgenliği denetleyen yapısal birimi hatırla.
Hücreler arası sızdırmazlığı sağlayan ve aynı zamanda seçici geçirgenlik gözeneklerini barındıran yapının zonula occludens (sıkı bağlantı) olduğu saptandı.
Zonula occludens, epitelyal bariyer fonksiyonunun ve paraseleer kanal oluşumunun temel merkezidir.
3
İlgili protein ailesini ve fonksiyonunu eşleştir.
Klaudin-16 (parasellin-1) proteinlerinin zonula occludens içinde bu katyon kanallarını oluşturduğu onaylandı.
Klaudinler, sıkı bağlantıların hem sızdırmazlık hem de seçici iyon geçirgenliği özelliklerini belirleyen temel proteinlerdir.

Anahtar Kavram

Zonula occludens (sıkı bağlantı) sadece bir bariyer değil, aynı zamanda klaudin proteinleri aracılığıyla iyon seçici paraseleer transportu yöneten dinamik bir yapıdır.
Soru 126Soru

Hücre içi veziküler trafiğin düzenlenmesi, organellerin spesifik lokasyonlarda tutulması ve hücre bölünmesi sırasında bu yapıların yeniden organize edilmesi hücre iskeleti elemanlarının koordineli çalışmasını gerektirir. Hücre iskeleti ve moleküler motorların fonksiyonel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Golgi aygıtının perinükleer bölgedeki (MTOC yakını) yerleşimi, mikrotübüllerin ()(-) ucuna yönelen sitoplazmik dinein motorları tarafından sağlandığından, dinein inhibisyonu Golgi'nin sitoplazmaya dağılmasına (fragmantasyon) neden olur.

Cevap

Golgi aygıtının perinükleer yerleşimi, mikrotübüllerin eksi (-) ucuna doğru hareket eden sitoplazmik dineinler tarafından korunur; bu sistemin bozulması organelin fragmante olarak dağılmasına yol açar.
Hücrelerde mikrotübüllerin eksi ()(-) uçları genellikle çekirdek yakınındaki mikrotübül organizasyon merkezinde (MTOC) toplanırken, artı (+)(+) uçları hücre periferine doğru uzanır. Golgi aygıtı, normal fizyolojik koşullarda MTOC çevresinde kümelenmiş haldedir. Bu perinükleer yerleşim, Golgi veziküllerinin mikrotübüllerin eksi ()(-) ucuna doğru hareket eden sitoplazmik dinein motor proteinleri tarafından merkeze doğru çekilmesiyle korunur. Dinein fonksiyonunun bozulması veya mikrotübüllerin depolimerize olması bu merkezi tutunmayı yok ederek Golgi'nin fragmantasyonuna ve sitoplazmaya dağılmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Golgi aygıtının hücre içindeki normal konumunun ve MTOC ile ilişkisinin belirlenmesi.
Golgi, çekirdek yakınındaki Mikrotübül Organizasyon Merkezi (MTOC) çevresinde kümelenmiştir.
Bu bölge, hücredeki mikrotübüllerin ()(-) uçlarının toplandığı yerdir.
2
Mikrotübül üzerinde hareket eden motor proteinlerin yönlerinin analiz edilmesi.
Kinezinler genellikle periferdeki (+)(+) uca, dineinler ise merkezdeki ()(-) uca doğru hareket eder.
Veziküllerin merkeze (Golgi'ye) veya periferden merkeze taşınması dinein işidir.
3
Organel bütünlüğünün bozulma mekanizmasının değerlendirilmesi.
Dinein motorları vezikülleri sürekli merkeze doğru çektiği için Golgi bir arada durur.
Dinein inhibe edilirse veya raylar (mikrotübüller) yok edilirse, bu merkezi çekim kaybolur ve organel sitoplazmaya dağılır.

Anahtar Kavram

Mikrotübül polaritesi ve moleküler motor proteinlerin (Kinezin vs Dinein) hücre içi organel organizasyonundaki rolü.

Daha Fazla Pratik

Mikrotübül stabilitesini etkileyen paklitaksel (taxol) gibi ilaçların hem mitoz hem de nöronal aksonal taşıma üzerindeki yan etkilerini inceleyin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 127Soru

Hücre içi sinyal iletiminde görev alan stimülatör GG-proteini (GsG_s), aktive olduğunda hücre zarındaki bir efektör enzimi uyararak ATPATP'nin ikincil haberci olan siklik AMPAMP (cAMPcAMP)'ye dönüşümünü sağlar.

Bu süreçte GsG_s tarafından doğrudan aktive edilen efektör enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenilat siklaz

Cevap

Adenilat siklaz
Hücre zarındaki stimülatör GG-proteini (GsG_s), uyarılmasını takiben doğrudan adenilat siklaz enzimini aktive eder. Bu enzim, sitozolik ATPATP'yi siklik AMPAMP (cAMPcAMP)'ye dönüştürerek sinyalin hücre içine iletilmesini ve protein kinaz A (PKA)'nın aktivasyonunu sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
GsG_s kenetli reseptör uyarımının sonucunu belirle.
Aktifleşen stimülatör GG proteini (GsG_s), efektör bir enzime bağlanır.
GG proteinleri reseptör ile hücre içi yanıt arasında köprüdür.
2
GsG_s proteininin spesifik hedef enzimini tanımla.
Adenilat siklaz enziminin aktivasyonu gerçekleşir.
GsG_s'in temel fonksiyonu adenilat siklazı uyarmaktır.
3
Enzimin katalizlediği reaksiyonu doğrula.
ATPcAMPATP \rightarrow cAMP dönüşümü sağlanır.
Adenilat siklaz, ikincil haberci olan cAMPcAMP üretiminden sorumludur.

Anahtar Kavram

Stimülatör GG proteinleri (GsG_s), adenilat siklazı aktive ederek hücre içi cAMPcAMP seviyesini artırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 128Soru

Hücre bölünmesinin (mitoz) son aşamasında sitoplazmanın boğumlanarak ikiye bölünmesini sağlayan "kontraktil halka" yapısında görev alan ve hücre iskeletinin en ince bileşeni olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrofilamentler (Aktin)

Cevap

Hücre bölünmesi sırasında kontraktil halkayı oluşturan ve hücre iskeletinin en ince bileşeni olan yapı mikrofilamentlerdir (aktin).
Mikrofilamentler (aktin), hücre iskeletinin en ince lifleridir ve hücre hareketliliği, fagositoz (psödopod oluşumu) ile hücre bölünmesinin sonunda gerçekleşen sitokinez (sitoplazma bölünmesi) gibi 'kontraktil' olaylarda temel rol oynarlar. Sitokinezde aktin lifleri, miyozin-II molekülleri ile birlikte hücre ekvatorunda bir halka oluşturarak daralır ve hücreyi ikiye böler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre iskeleti bileşenlerinin boyut ve işlevlerini karşılaştırın.
Mikrofilamentler (~7 nm) en ince, ara filamanlar (~10 nm) orta, mikrotübüller (~25 nm) ise en kalın bileşenlerdir.
Soru kökündeki 'en ince bileşen' ifadesi doğrudan mikrofilamentlere işaret eder.
2
Sitokinez (sitoplazma bölünmesi) mekanizmasını analiz edin.
Mitozun sonunda hücre zarı altında aktin ve miyozinden oluşan bir kontraktil halka daralarak hücreyi boğumlar.
Bu mekanizma kas kasılmasına benzer bir kontraktil süreçtir ve aktin-miyozin etkileşimi gerektirir.

Anahtar Kavram

Mikrofilamentlerin (Aktin) Hücre Bölünmesindeki Rolü

Daha Fazla Pratik

Kinezin ve dinein motor proteinlerinin taşıma yönlerini ve hangi mikrotübül ucuyla (pozitif/negatif) etkileşime girdiklerini tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 129Soru

Hücre zarında gerçekleşen bir madde taşınımı sürecinde; taşınan molekülün elektrokimyasal gradyanına zıt yönde (düşük konsantrasyondan yüksek konsantrasyona) hareket ettiği, ancak bu sırada taşıyıcı proteinin doğrudan ATP hidrolizi yapmadığı belirlenmiştir. Ayrıca deney ortamından sodyum (Na+Na^+) iyonları uzaklaştırıldığında bu taşıma işleminin tamamen durduğu gözlenmiştir.

Buna göre, tanımlanan taşıma mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder aktif taşıma

Cevap

Tanımlanan mekanizma Sekonder Aktif Taşıma'dır.
Soruda verilen özellikler sekonder aktif taşımanın (ko-transport veya zıt-transport) tipik tanımıdır. Sekonder aktif taşıma, bir maddenin elektrokimyasal gradyanına zıt yönde (uphill) taşınabilmesi için gerekli enerjiyi ATP hidrolizinden değil, eş zamanlı taşınan başka bir iyonun (burada Na+Na^+) gradyan enerjisinden sağlar. Na+Na^+ ortamdan uzaklaştırıldığında, sistemi çalıştıran 'itici güç' (driving force) ortadan kalktığı için taşıma durur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen taşıma özelliklerini analiz et
Madde konsantrasyon gradyanına zıt (azdan çoğa) taşınıyor. Bu durum 'Aktif Taşıma' olduğunu gösterir.
Pasif taşıma (difüzyon) türleri her zaman çoktan aza doğrudur.
2
Enerji kaynağını belirle
Doğrudan ATP kullanılmıyor, ancak Na+ iyonlarının varlığına bağımlı.
Doğrudan ATP kullansaydı 'Primer Aktif Taşıma' olurdu. Na+ gradyanını enerji olarak kullanması 'Sekonder Aktif Taşıma' tanımıdır.

Anahtar Kavram

Sekonder Aktif Taşıma (Kotrasport)
Soru 130Soru

Hücre zarında sinyal iletimi, protein trafiği ve endositoz gibi süreçlerde kritik rol oynayan "lipit salları" (lipid rafts), zarın diğer kısımlarından farklı biyokimyasal ve fiziksel özelliklere sahip mikrodomainlerdir. Lipit salları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sfingolipitlerin uzun ve doymuş yağ asidi zincirleri içermesi nedeniyle, çevrelerindeki sıvı-kristal fazdaki lipit tabakasına göre daha kalın ve daha az akışkan bir yapı sergilerler.

Cevap

Sfingolipitlerin uzun ve doymuş yağ asidi zincirleri içermesi nedeniyle, çevrelerindeki sıvı-kristal fazdaki lipit tabakasına göre daha kalın ve daha az akışkan bir yapı sergilemeleri doğrudur.
Lipit salları, zarın diğer kısımlarına göre daha yüksek oranda doymuş sfingolipit ve kolesterol içerir. Doymuş yağ asidi zincirleri, doymamış olanlara göre daha düz bir yapıya sahip olduğundan daha sıkı paketlenir ve zarın bu bölgesinin daha kalın, daha düzenli ve daha az akışkan olmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Lipit salları bileşenlerinin belirlenmesi
Lipit salları kolesterol, sfingolipitler ve belirli proteinlerden (GPI-çapalı proteinler gibi) oluşur.
Zarın spesifik fonksiyonel alanlarını anlamak için önce yapısal taşlarını tanımlamak gerekir.
2
Fiziksel özelliklerin analizi
Sfingolipitlerin doymuş zincirleri düzdür ve birbirine sıkıca kenetlenebilir; kolesterol ise bu boşlukları doldurarak yapıyı stabilize eder.
Doymuş yağ asitlerinin geometrik yapısı, zar kalınlığı ve akışkanlığı üzerindeki etkisini belirler.
3
Faz durumunun karşılaştırılması
Çevreleyen zar 'sıvı-düzensiz' fazdayken, sallar 'sıvı-sıralı' fazdadır ve daha kalındır.
Mikrodomainlerin zarın geri kalanından neden fiziksel olarak ayrıştığını açıklar.

Anahtar Kavram

Lipit Salları (Lipid Rafts) Organizasyonu
Soru 131Soru

Epitel hücrelerinde terminal barın (bağlantı kompleksi) yapısal bütünlüğü ve fonksiyonel organizasyonu incelendiğinde; hücreler arası bağlantı tipleri, bu yapılarda görev alan transmembran proteinler ve bu proteinlerin bağlandığı hücre iskeleti elemanları eşleşmeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonula adherens yapısında yer alan kalsiyum bağımlı E-kadherinler, sitoplazmik kuyrukları aracılığıyla katenin proteinlerine ve oradan da aktin mikrofilamanlarına bağlanır.

Cevap

Zonula adherens yapısında yer alan kalsiyum bağımlı E-kadherinler, sitoplazmik kuyrukları aracılığıyla katenin proteinlerine ve oradan da aktin mikrofilamanlarına bağlanır.
Zonula adherens (yapışıcı kuşak), hücreler arası yapışmayı kalsiyum bağımlı kadherinler ile sağlar. Kadherinlerin sitoplazmik uçları doğrudan aktine bağlanamaz; bu bağlantı β\beta-katenin ve α\alpha-katenin gibi adaptör proteinler üzerinden gerçekleştirilir. Bu yapı hücreye mekanik destek verir ve sinyal iletiminde rol oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Junctional complex (terminal bar) bileşenlerini tanımla.
Terminal bar; apikalden bazale doğru zonula occludens, zonula adherens ve macula adherens (desmozom) diziliminden oluşur.
Her bağlantı tipinin farklı transmembran proteinleri ve hücre iskeleti bağlantıları vardır.
2
Zonula adherens'in moleküler yapısını analiz et.
Transmembran protein: E-kadherin (Ca2+Ca^{2+} bağımlı). Adaptör proteinler: α\alpha, β\beta ve γ\gamma-katenin. Hücre iskeleti: Aktin mikrofilamanları.
Bu bağlantı, hücreleri birbirine bağlayan bir 'kememer' veya 'kuşak' (belt) görevi görür.
3
Diğer seçeneklerdeki protein-iskelet eşleşmelerini kontrol et.
Sıkı bağlantı \rightarrow Aktin; Desmozom \rightarrow Keratin; Hemidesmozom \rightarrow Keratin (İntegrin aracılı).
Yanlış eşleşmeler, bağlantı komplekslerinin fonksiyonel farklarının anlaşılmasını engeller.

Anahtar Kavram

Hücreler arası bağlantıların moleküler mimarisi (Transmembran protein - Adaptör - Hücre iskeleti)
Soru 132Soru

Uyarılabilir bir hücrede aksiyon potansiyeli döngüsü sırasında gözlenen rölatif refrakter dönem ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranın potasyum iyonlarına olan geçirgenliği istirahat değerinden daha yüksektir.

Cevap

Rölatif refrakter dönemde membranın potasyum iyonlarına olan geçirgenliği istirahat değerinden daha yüksektir.
Rölatif refrakter dönemde, voltaj bağımlı sodyum kanallarının bir kısmı inaktivasyondan çıkarak ( hh kapıları açılarak) tekrar aktive edilebilir duruma geçmiştir. Ancak bu sırada voltaj bağımlı potasyum kanalları hâlâ açık olduğu için membranın potasyum geçirgenliği (PKP_K) istirahat düzeyinden çok daha yüksektir. Bu yüksek iletkenlik membranı hiperpolarize yönde tutar ve sodyum kanalları üzerinden gelecek depolarize edici akımlara direnç gösterir. Bu nedenle, hücreyi uyarabilmek için normalden daha şiddetli (eşik üstü) bir uyaran gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aksiyon potansiyeli fazlarını ve refrakter dönemleri tanımla.
Repolarizasyonun sonu ve hiperpolarizasyon evresi rölatif refrakter döneme karşılık gelir.
Hücrenin tekrar uyarılabilir hale geçmeye başladığı ancak uyarılmanın zor olduğu evreyi belirlemek gerekir.
2
İyon kanallarının bu evredeki durumunu analiz et.
Sodyum kanallarının hh kapıları açılmaya başlamış, ancak potasyum kanalları hâlâ açık kalmıştır.
Rölatif refrakterliğin temel nedeni, açık kalan potasyum kanallarının yarattığı hiperpolarize edici akımdır.
3
Uyaran şiddeti gereksinimini değerlendir.
Artmış potasyum geçirgenliği nedeniyle yeni bir aksiyon potansiyeli için daha güçlü (eşik üstü) bir uyaran gerekir.
Açık potasyum kanalları, sodyum girişinin yaratacağı depolarizasyonu dengeler.

Anahtar Kavram

Rölatif refrakter dönemin iyonik temeli ve potasyum geçirgenliği (PKP_K).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 133Soru

Yenidoğanlarda vücut ısısının korunmasında (titreme dışı termogenez) kritik rol oynayan kahverengi yağ dokusu, çok sayıda mitokondri içermesiyle karakterizedir. Bu mitokondrilerin iç membranında yer alan ve proton gradientini ATP sentezine yönlendirmek yerine, protonların intermembran boşluktan matrikse kontrollü şekilde sızmasına izin vererek enerjiyi ısıya dönüştüren protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Termogenin (UCP1UCP1)

Cevap

Kahverengi yağ dokusunda proton sızıntısı yoluyla ısı üretimini sağlayan protein Termogenin (UCP1UCP1)'dir.
Termogenin (UCP1UCP1), kahverengi yağ dokusu mitokondrilerinin iç membranında bulunan bir proteindir. Elektron transport zinciri tarafından intermembran boşluğa pompalanan protonların, ATP sentaz üzerinden geçmek yerine doğrudan matrikse geri sızmasına (proton leak) izin verir. Bu durum oksidatif fosforilasyonun ATP sentezi ile olan 'eşleşmesini bozar' (uncoupling) ve açığa çıkan enerjinin ATP olarak depolanmak yerine ısı olarak salınmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kahverengi yağ dokusunun ve titreme dışı termogenezin fizyolojik temeli belirlenir.
Bu dokunun yüksek enerji tüketimi ve ısı üretimi için özelleşmiş mitokondriler içerdiği anlaşılır.
Yenidoğanlarda termoregülasyon için bu doku birincil ısı kaynağıdır.
2
Mitokondriyal oksidatif fosforilasyon ile ısı üretimi arasındaki ilişki analiz edilir.
Normalde ATP sentezi için kullanılan proton gradientinin, ATP sentezini baypas ederek (uncoupling) ısıya dönüşmesi gerektiği saptanır.
Protonlar ATP sentaz dışı bir yoldan matrikse dönerse enerji ATP olarak depolanmaz, ısı olarak salınır.
3
Bu süreci yürüten spesifik iç membran proteini teşhis edilir.
Termogenin (UCP1UCP1) proteini seçilir.
Termogenin, kahverengi yağ dokusu mitokondrilerine özgü 'uncoupler' proteindir.

Anahtar Kavram

Mitokondriyal Uncoupling (Eşleşmenin Bozulması) ve Termogenin (UCP1UCP1)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 134Soru

Gelişim geriliği, kaba yüz görünümü ve iskelet anomalileri saptanan bir çocuk hastanın fibroblast kültüründe yapılan incelemede, sitoplazmada yoğun inklüzyon cisimcikleri saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde lizozomal hidrolazların hücre içinde bulunmadığı, ancak hastanın plazmasında bu enzimlerin düzeyinin normalin çok üzerinde olduğu belirlenmiştir. Bu patofizyolojik tabloya neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lizozomal enzimlerin Golgi aygıtında mannoz-6-fosfat (M6P\text{M6P}) ile işaretlenememesi

Cevap

Lizozomal enzimlerin Golgi aygıtında mannoz-6-fosfat ile işaretlenememesi
Lizozomal enzimlerin doğru organele yönlendirilmesi için cis-Golgi'de mannoz rezidülerine bir fosfat grubu eklenerek mannoz-6-fosfat (M6P\text{M6P}) oluşturulması gerekir. I-hücresi hastalığında bu işlemi yapan fosfotransferaz enzimi eksiktir. İşaretlenemeyen lizozomal hidrolazlar lizozoma gidemez ve hücre dışına salgılanır, bu da plazma seviyelerinin yükselmesine ve lizozomlarda sindirilemeyen maddelerin birikerek inklüzyon cisimcikleri oluşturmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
I-hücresi hastalığı (Mukolipidoz II) tanısı konur.
Fibroblastlardaki inklüzyonlar ve lizozomal enzimlerin plazmada çok yüksek olması bu hastalık için patognomoniktir.
2
Lizozomal enzimlerin hücre içi trafiğini değerlendir
Enzimlerin lizozoma yönlendirilmesi için Golgi'de M6P\text{M6P} işareti alması gerekir.
Golgi aygıtındaki NN-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz enzimi bu işaretlemeyi yapar.
3
Defektin sonucunu belirle
İşaretlenemeyen enzimler 'varsayılan' yolak olan sekresyon yoluna girer.
Hücre lizozoma yönlendiremediği bu proteinleri yapısal sekresyonla hücre dışına atar.
4
Seçeneklerle eşleştir
Golgi'de işaretleme hatası olan seçenek seçilir.
Hastalığın temelindeki moleküler defekt budur.

Anahtar Kavram

Protein hedefleme ve lizozomal enzim trafiği

Daha Fazla Pratik

M6P reseptörlerinin geri dönüşümü ve lizozomal depo hastalıklarının diğer biyokimyasal temellerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 135Soru

Epitel dokusunda hücrelerin birbirine ve bazal laminaya tutunmasını sağlayan bağlantı kompleksleri (junctional complex), doku bütünlüğü ve hücreler arası iletişim için kritiktir. Bu bağlantı birimlerinin moleküler yapısı ve fonksiyonel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Macula adherens (desmosom) yapısında transmembran kadherinler olan desmoglein ve desmokollin, hücre sitoplazmasındaki keratin tipi ara filamanlara (intermediyer filamanlar) tutunarak mekanik direnç sağlar.

Cevap

Macula adherens (desmosom) yapısında desmoglein ve desmokollin gibi kadherin ailesi proteinlerinin hücre içi ara filamanlara (keratin) bağlanarak mekanik direnç sağladığı ifadesi doğrudur.
Macula adherens (desmosom), yoğun mekanik strese maruz kalan dokularda (deri, kalp kası) hücreleri birbirine perçinler. Bu yapıda desmoglein ve desmokollin gibi transmembran kadherinler, sitoplazmik plaklar üzerinden keratin tipi ara filamanlara tutunur. Bu organizasyon, dokunun gerilmelere karşı bütünlüğünü korumasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bağlantı birimlerinin hücre içi iskelet elemanları ile olan ilişkisini analiz et.
Zonula occludens ve zonula adherens aktin filamanları ile ilişkiliyken; desmozomlar ve hemidezmozomlar ara filamanlar (keratin) ile ilişkilidir.
Hücre iskeleti bağlantısı, bağlantının fonksiyonel gücünü ve tipini belirleyen temel unsurdur.
2
Transmembran protein ailelerini karşılaştır.
Hücre-hücre bağlantılarında (ZA, Desmozom) genellikle kadherinler kullanılırken, hücre-matriks bağlantılarında (Hemidezmozom) integrinler kullanılır.
Farklı ligand tiplerine (komşu hücre proteini vs. laminin/kollajen) özgü reseptör proteinlerin belirlenmesi gerekir.
3
Fonksiyonel sınırları (geçirgenlik ve boyut) değerlendir.
Sıkı bağlantıların dokuya özgü seçici geçirgenliği olduğu ve gap junction'ların moleküler ağırlık sınırı ( ~1 kDa) olduğu saptanır.
Hücreler arası taşıma ve iletişim mekanizmalarının sınırlarını anlamak yanlış seçenekleri elemeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Hücre bağlantı komplekslerinin protein-iskelet eşleşmesi ve fonksiyonel kapasitesi.

Daha Fazla Pratik

Bağlantı proteinlerine karşı gelişen otoantikorların neden olduğu hastalıkları (örn. Pemphigus Vulgaris - Desmoglein 3) incelemek, bu yapıların fizyolojik önemini pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 136Soru

Böbrek fonksiyonları normal olan bir hastada hücre dışı sıvı hacmini (ECF) saptamak amacıyla 12001200 mg inülin intravenöz yolla uygulanıyor. Dağılım dengesi sağlandığında plazma inülin düzeyi 55 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu süre zarfında idrarla atılan inülin miktarı 200200 mg olduğuna göre, hastanın hücre dışı sıvı hacmi kaç litredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20

Cevap

Hastanın hücre dışı sıvı hacmi 20 litredir.
Vücut sıvı bölmelerinin hacmi ölçülürken Hacim=MiktarKonsantrasyonHacim = \frac{Miktar}{Konsantrasyon} prensibi kullanılır. Ancak denge süresi boyunca vücuttan madde atılımı olmuşsa (örneğin idrarla), bu miktar toplam verilen miktardan çıkarılmalıdır. Vücutta kalan inülin miktarı 1200200=10001200 - 200 = 1000 mg'dır. Konsantrasyon ise 55 mg/dL = 5050 mg/L'dir. Buradan hacim 1000/50=201000 / 50 = 20 litre olarak bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Vücutta kalan madde miktarını hesapla (Verilen - Atılan).
12001200 mg - 200200 mg = 10001000 mg
Dilüsyon yöntemi, ölçüm anında vücut kompartmanında çözünmüş halde bulunan madde miktarını temel alır.
2
Plazma konsantrasyonu birimini litreye çevir (mg/dL -> mg/L).
55 mg/dL = 5×105 \times 10 = 5050 mg/L
Hacim litre cinsinden istendiği için konsantrasyon birimi uyumlu hale getirilmelidir.
3
Hacim formülünü uygula (V=M/CV = M / C).
V=1000V = 1000 mg / 5050 mg/L = 2020 Litre
Hacim = Kalan Miktar / Konsantrasyon

Anahtar Kavram

İndikatör Dilüsyon Prensibi ve Atılım Düzeltmesi

İpuçları

1
Ölçüm anında vücutta ne kadar inülin kaldığını hesaplayarak işe başlayın.
2
Enjekte edilen toplam miktardan idrarla kaybedilen miktarı çıkarmanız gerekir.
3
Konsantrasyonu mg/dL'den mg/L'ye çevirmeyi unutmayın (11 dL = 0.10.1 L).

Daha Fazla Pratik

İnülin yerine Evans mavisi kullanılsaydı hangi hacim ölçülürdü?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 137Soru

Hücre zarının dinamik organizasyonu; proteinlerin zara tutunma biçimleri, post-translasyonel modifikasyonlar ve bileşenlerin asimetrik dağılımı ile düzenlenir. Bu yapısal özellikler ve protein-lipid etkileşimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Palmitoilasyon (palmitoylation), proteinlerin sitoplazmik yüzdeki sistein kalıntılarına palmitik asit eklenmesini içerir ve bu modifikasyonun geri dönüşümlü (reversible) olması, proteinin zar ile sitozol arasındaki trafiğini düzenler.

Cevap

Palmitoilasyon, proteinlerin sitoplazmik yüzeydeki sistein kalıntılarına palmitik asit eklenmesiyle gerçekleşen ve sinyal iletimi sırasında proteinlerin zar ile sitozol arasındaki yerleşimini düzenleyen geri dönüşümlü bir modifikasyondur.
Palmitoilasyon, diğer birçok lipid modifikasyonunun aksine, hücre içindeki sinyal yollarına yanıt olarak dinamik olarak eklenip çıkarılabilir. Bu durum, proteinlerin hücre zarındaki lokalizasyonunu ve fonksiyonel aktivitelerini kontrol etmek için kullanılan temel bir fizyolojik mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Membran proteinlerinin lipid modifikasyonlarını (lipid anchors) sınıflandır.
GPI çapa, miristoilasyon, palmitoilasyon ve prenillenme temel modifikasyonlardır.
Proteinlerin zar üzerindeki topolojisini belirleyen kimyasal bağları anlamak gerekir.
2
Modifikasyonların konumsal ve dinamik özelliklerini analiz et.
GPI dış yaprakta, diğerleri genellikle iç yapraktadır. Palmitoilasyon tiyoester bağı ile kurulduğu için enzimler aracılığıyla geri döndürülebilir.
Dinamik sinyal iletim süreçlerinde proteinlerin zardan ayrılma yeteneği bu bağın niteliğine bağlıdır.
3
Seçeneklerdeki asimetri ve fiziksel özellik çelişkilerini belirle.
GPI'nın dış yaprakta olduğu, integral proteinlerin deterjan gerektirdiği ve kolesterolün geçirgenliği azalttığı bilgileriyle karşılaştır.
Doğru seçeneği yanlışlardan ayırmak için spesifik yapısal bilgilerin doğrulanması gerekir.

Anahtar Kavram

Hücre zarı proteinlerinin lipid modifikasyonları ve bu modifikasyonların (özellikle palmitoilasyonun) dinamik doğası.
Soru 138Soru

Hücre zarını oluşturan proteinler, zarın kuru ağırlığının yaklaşık yarısını oluşturur ve hücrenin dış ortamla olan iletişimini koordine ederler. Bu proteinlerin zardaki organizasyonları ve yapısal özellikleri dikkate alındığında, integral membran proteinleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genellikle hidrofobik amino asitlerden oluşan alfa-heliks yapıları ile lipit tabakasını kat ederek zarla güçlü hidrofobik etkileşimler kurarlar.

Cevap

İntegral proteinler, genellikle hidrofobik amino asitlerden zengin alfa-heliks yapıları aracılığıyla lipit çift katmanı ile güçlü etkileşimler kurarak zarı kat ederler.
İntegral proteinler amfipatik özellik gösterir. Zarı geçen kısımları genellikle alfa-heliks yapısındaki hidrofobik amino asitlerden oluşur ve bu bölgeler zarın iç kısmındaki yağ asidi kuyruklarıyla güçlü hidrofobik etkileşimler kurar.

Adım Adım Çözüm

1
Membran proteinlerinin sınıflandırılmasını hatırla.
Proteinler; integral (transmembran) ve periferik (yüzeyel) olarak ikiye ayrılır.
Zardan ayrılma biçimleri ve zardaki konumları temel ayrım noktasıdır.
2
İntegral proteinlerin yapısal özelliklerini analiz et.
Amfipatik yapıdadırlar; hidrofobik bölgeleri lipit kuyruklarıyla, hidrofilik bölgeleri ise sulu ortamla temas eder.
Zarın içindeki hidrofobik ortamda stabil kalabilmek için apolar amino asit dizilerine ihtiyaç duyarlar.
3
Zardan ayrılma yöntemlerini karşılaştır.
İntegral proteinler için deterjan (örneğin SDS) gerekirken, periferik proteinler için iyonik şiddet (tuz) değişimi yeterlidir.
Hidrofobik etkileşimleri kırmak iyonik bağları kırmaktan daha zordur ve zarın parçalanmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

İntegral membran proteinleri, lipit çift katmanına gömülü veya onu kat eden, amfipatik yapıya sahip ve ayrılması için deterjan gerektiren proteinlerdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 139Soru

Bir biyofizik laboratuvarında, özdeş iki hücre zarından geçebilen Madde XX ve Madde YY'nin taşınma hızları ile konsantrasyon gradiyentleri arasındaki ilişki bir grafik üzerinde incelenmiştir. Yapılan ölçümlerde Madde XX için taşınma hızının konsantrasyon gradiyenti ile doğrusal olarak arttığı (VΔCV \propto \Delta C), Madde YY için ise taşınma hızının başlangıçta hızlı artarken belirli bir konsantrasyondan sonra doygunluğa ulaştığı ve sabitlendiği (VmaxV_{max} noktası) saptanmıştır.

Buna göre, Madde YY'nin taşınma mekanizmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madde, hücre zarı üzerinde bulunan spesifik taşıyıcı proteinler aracılığıyla taşınmaktadır.

Cevap

Madde Y, bir doygunluk noktasına (Vmax) sahip olduğu için hücre zarındaki spesifik taşıyıcı proteinler aracılığıyla taşınmaktadır.
Madde Y'nin taşınma hızının belirli bir konsantrasyondan sonra sabitlenmesi (doygunluk/Vmax), bu maddenin zarın her yerinden değil, sadece belirli sayıda bulunan taşıyıcı proteinler (carrier) üzerinden geçtiğini kanıtlar. Bu durum taşıyıcı aracılı taşıma mekanizmalarının (kolaylaştırılmış difüzyon veya aktif taşıma) en karakteristik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Madde X ve Madde Y'nin kinetik özelliklerini karşılaştırın.
Madde X doğrusal (sınırsız) artarken, Madde Y bir üst sınıra (Vmax) ulaşmaktadır.
Bu fark, taşınma sırasında bir aracının (protein) kullanılıp kullanılmadığını belirler.
2
Vmax (doyurulabilirlik) kavramının hangi taşıma türlerine özgü olduğunu belirleyin.
Kolaylaştırılmış difüzyon, primer aktif taşıma ve sekonder aktif taşıma doyurulabilirdir.
Taşıyıcı proteinlerin sayısı sınırlıdır; tüm proteinler maddeyle bağlandığında hız artık artamaz.
3
Taşıyıcı aracılı taşımanın genel kuralını seçeneklerle eşleştirin.
Hangi spesifik tür (aktif vs. pasif) olduğu bilinmese de, hepsinde ortak olan 'taşıyıcı protein kullanımı' kesin bir çıkarımdır.
Kesinlik sorulduğu için sadece doygunluktan çıkarılabilecek temel özellik aranmalıdır.

Anahtar Kavram

Taşıyıcı aracılı taşınma (kolaylaştırılmış difüzyon ve aktif taşıma), basit difüzyondan farklı olarak doyurulabilirlik (Vmax), özgüllük ve rekabet özelliklerine sahiptir.

İpuçları

1
Grafikteki doğrusal artış (Madde X) ile doygunluk eğrisi (Madde Y) arasındaki farkın nedenini düşünün.
2
Eğer zar üzerinde sınırlı sayıda kapı/taşıyıcı varsa, madde miktarı çok arttığında ne olur?
3
Vmax kavramı enzimlerde olduğu gibi taşıyıcılarda da 'tüm bağlanma bölgelerinin dolu olması' anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Aktif taşıma ile kolaylaştırılmış difüzyonu birbirinden ayırt etmek için hangi ek bulguya (inhibisyon, yön vb.) ihtiyaç duyulacağını araştırın.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 140Soru

G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) sinyal iletim döngüsünde, aktif durumdaki GG-proteini α\alpha alt biriminin inaktivasyonu ve sinyalin sonlanma süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α\alpha alt biriminin intrinsik GTPaz aktivitesi fizyolojik olarak oldukça yavaştır; RGS proteinleri bu hızı binlerce kat artırarak sinyalin zamanında sonlanmasını sağlayan birer "GAP" (GTPaz aktive edici protein) gibi işlev görürler.

Cevap

α\alpha alt biriminin intrinsik GTPaz aktivitesinin yavaş olduğu ve RGS proteinlerinin bu hızı artırarak "GAP" işlevi gördüğü ifadesi doğrudur.
G-protein kenetli reseptör sistemlerinde sinyalin sonlanması, α\alpha alt birimine bağlı olan GTP'nin GDP'ye hidroliz edilmesine bağlıdır. Bu olay α\alpha alt biriminin kendi yapısındaki intrinsik GTPaz aktivitesi ile gerçekleşir. Ancak bu intrinsik hız fizyolojik ihtiyaçlar için yetersizdir. RGS (Regulators of G-protein Signaling) proteinleri, aktive olmuş α\alpha alt birimine bağlanarak bu hidroliz reaksiyonunu dramatik şekilde hızlandırırlar ve böylece sinyali sonlandırarak sistemin tekrar inaktif heterotrimerik yapıya (GαβγG\alpha\beta\gamma-GDP) dönmesini sağlarlar. Bu fonksiyonel yapıya GAP (GTPase-activating protein) adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
G-protein döngüsünün aşamalarını tanımla.
Döngü; GDP/GTP değişimi (aktivasyon), efektör uyarımı ve GTP hidrolizi (inaktivasyon) aşamalarından oluşur.
Sinyalin nasıl başladığını ve nasıl bittiğini anlamak için temel moleküler döngünün bilinmesi gerekir.
2
İnaktivasyon basamağındaki hız kısıtlayıcı faktörü analiz et.
α\alpha alt biriminin kendi başına GTP'yi GDP'ye çevirme hızı (intrinsik GTPaz) fizyolojik yanıtların hızıyla kıyaslandığında çok yavaştır.
Hücresel yanıtların milisaniyeler veya saniyeler içinde sonlanabilmesi için bu basamağın hızlandırılması gerektiğini saptamak gerekir.
3
RGS proteinlerinin rolünü belirle.
RGS (Regulator of G-protein Signaling) proteinleri, GTPaz Aktive Edici Protein (GAP) olarak görev yaparak hidroliz hızını binlerce kat artırır.
Sinyalin süresini ve şiddetini belirleyen ana regülatör proteinlerin fonksiyonunu tanımlamak için bu adım kritiktir.

Anahtar Kavram

G-protein döngüsünde sinyal süresini belirleyen ana mekanizma intrinsik GTPaz hızı ve bu hızı artıran RGS (GAP) proteinleridir.
ÖncekiSayfa 7 / 11Sonraki
Hücre Fizyolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 7 | Examkin