Temel İmmünoloji

642 soru

Soru 501Soru

Sistemik bir inflamatuar yanıt sırasında karaciğerdeki hepatositleri uyararak CC-reaktif protein (CRPCRP), fibrinojen ve serum amiloid AA gibi proteinlerin plazma konsantrasyonlarının artmasına (akut faz yanıtı) neden olan temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IL6IL-6

Cevap

Hepatositlerden akut faz proteinlerinin (CRP, fibrinojen vb.) sentezini birincil olarak uyaran sitokin IL6IL-6'dır.
Karaciğer hepatositleri üzerinde spesifik reseptörleri aracılığıyla en güçlü akut faz protein (özellikle CRPCRP ve fibrinojen) sentez uyaranı IL6IL-6'dır. Bu durum klinik pratikte inflamasyonun takibinde kullanılan laboratuvar parametrelerinin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamatuar uyaran karşısında makrofaj ve endotel hücrelerinin tepkisini analiz et.
Enfeksiyon veya hasar durumunda bu hücrelerden IL1IL-1, IL6IL-6 ve TNFαTNF-\alpha gibi pro-inflamatuar sitokinler salınır.
Sistemin tehdit altında olduğunu vücuda yaymak için bu haberci moleküllere ihtiyaç vardır.
2
Bu sitokinlerin karaciğer üzerindeki spesifik etkilerini karşılaştır.
IL6IL-6, sistemik dolaşımla ulaştığı karaciğerdeki hepatosit reseptörlerine bağlanır.
Hepatositler, gen ekspresyonunu akut faz proteinleri lehine değiştirmek için en duyarlı yanıtı IL6IL-6 sinyaline verir.
3
Akut faz yanıtının sonucunu belirle.
CRPCRP, fibrinojen, haptoglobin ve serum amiloid AA seviyeleri kanda hızla yükselir.
Bu proteinler opsonizasyon, pıhtılaşma ve hasar sınırlama gibi savunma mekanizmalarında görev alır.

Anahtar Kavram

Sitokinlerin sistemik etkileri ve IL-6'nın hepatik akut faz yanıtındaki merkezi rolü.

Daha Fazla Pratik

İnterlökin-1'in (IL-1) hipotalamus üzerindeki ateş yapıcı etkisini ve TNF-alfa'nın kaşeksi (zayıflama) mekanizmasını incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:50s
Soru 502Soru

4545 yaşında çiftçilik yapan bir erkek hasta; samanla temasından yaklaşık 66 saat sonra gelişen ateş, titreme, kuru öksürük ve nefes darlığı yakınmalarıyla başvuruyor. Hastanın serumunda ilgili mantar antijenlerine karşı yüksek titrede presipitan antikorlar saptanıyor. Akciğer biyopsisinde ise alveolar duvarlarda kalınlaşma ve non-kazeifiye granülom yapıları izleniyor. Bu hastadaki immünopatolojik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijen-antikor komplekslerinin dokularda birikmesi sonucu kompleman aktivasyonu ve granülomatöz inflamasyonun eşlik ettiği mikst bir hipersensitivite reaksiyonudur.

Cevap

Antijen-antikor komplekslerinin dokularda birikmesi sonucu kompleman aktivasyonu ve granülomatöz inflamasyonun eşlik ettiği mikst bir hipersensitivite reaksiyonudur.
Klinik senaryo Hipersensitivite Pnömonisi (Çiftçi Akciğeri) ile tam uyumludur. Semptomların antijen maruziyetinden 44-88 saat sonra başlaması ve serumda presipitan antikorların (IgG) bulunması Tip III hipersensitivite mekanizmasını (immün kompleks çökmesi ve kompleman aktivasyonu) destekler. Diğer yandan, doku biyopsisinde görülen non-kazeifiye granülomlar, antijenin temizlenemediği durumlarda aktive T hücreleri ve makrofajlar aracılığıyla gelişen Tip IV hipersensitivite reaksiyonunun göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Çiftçilik öyküsü, samanla temas sonrası 66. saatte başlayan semptomlar ve 'presipitan antikorlar' varlığı belirlendi.
Zamanlama ve presipitan IgG antikorları, lokalize bir immün kompleks reaksiyonunu (Tip III) işaret eder.
2
Patolojik bulguları analiz et
Biyopsi sonucunda 'non-kazeifiye granülom' ve interstisyel lenfositik infiltrasyon saptandı.
Granülom oluşumu, makrofaj ve T-hücre etkileşimine dayanan gecikmiş tipte aşırı duyarlılık (Tip IV) mekanizmasının sonucudur.
3
Tanıyı ve mekanizmayı birleştir
Hastaya Hipersensitivite Pnömonisi (Dışsal Alerjik Alveolit) tanısı konuldu.
Bu hastalık Coombs ve Gell sınıflandırmasında hem Tip III (erken/akut evre) hem de Tip IV (kronik evre) bileşenlerini içeren mikst bir tablo olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite pnömonisi, inhale edilen organik antijenlere karşı gelişen, presipitan antikorlar (Tip III) ve granülomatöz yanıtın (Tip IV) birlikte görüldüğü mikst bir reaksiyondur.
Soru 503Soru

Özellikle peritoneal ve plevral boşluklarda yoğun olarak yerleşim gösteren, yüzeyinde CD5CD5 molekülü eksprese eden ve polisakkarit yapılı antijenlere karşı TT hücre yardımına ihtiyaç duymadan hızlıca düşük afiniteli doğal antikorlar (IgMIgM) üretebilen hücre grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B1B-1 hücreleri

Cevap

B1B-1 hücreleri, peritoneal/plevral boşluklarda yerleşen ve CD5CD5 pozitifliği ile karakterize olan B hücresi alt grubudur.
B1B-1 hücreleri, bağışıklık sisteminde seröz boşluklarda yerleşen, yüzeyinde CD5CD5 taşıyan ve polisakkarit antijenlere karşı TT hücresi yardımı olmadan hızlıca doğal antikor (polispesifik IgMIgM) üretebilen özel bir lenfosit popülasyonudur. Bu özellikleri onları 'doğal bağışıklığa benzeyen edinsel bağışıklık elemanları' kategorisine sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Hücrenin anatomik yerleşimini analiz et.
Peritoneal ve plevral boşluklar, B1B-1 hücrelerinin ana rezervuarlarıdır.
B-2 hücreleri gibi lenf düğümü foliküllerinde değil, seröz boşluklarda yoğunlaşırlar.
2
Yüzey belirtecini ve fonksiyonu değerlendir.
CD5CD5 ekspresyonu ve TT-bağımsız IgMIgM üretimi.
B1B-1 hücreleri, polisakkaritlere karşı doğal antikor üretiminde (innateinnate-likelike) kritik role sahiptir.

Anahtar Kavram

B1B-1 hücreleri, CD5CD5 belirteci ve seröz boşluklardaki yerleşimi ile konvansiyonel B2B-2 hücrelerinden ayrılır.
Soru 504Soru

İnsan bağışıklık sisteminde sekonder lenfoid organların germinal merkezlerinde yerleşen, hümoral immün yanıtın matürasyonu ve B hücre hafızasının oluşumunda kritik rol oynayan foliküler dendritik hücreler (FDHFDH) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezenşimal kökenli olup, gelişimleri için B hücrelerinden sağlanan lenfotoksin (α1β2\alpha_1\beta_2) sinyaline ihtiyaç duyarlar.

Cevap

Foliküler dendritik hücreler mezenşimal kökenlidir ve gelişimleri için lenfotoksin (α1β2\alpha_1\beta_2) sinyaline ihtiyaç duyarlar.
Foliküler dendritik hücreler (FDHFDH), bağışıklık sistemindeki diğer dendritik hücrelerin aksine kemik iliğindeki hematopoetik kök hücrelerden değil, mezenşimal hücrelerden köken alırlar. Bu hücrelerin matürasyonu ve germinal merkez yapısının idamesi için B hücreleri tarafından eksprese edilen lenfotoksin (α1β2\alpha_1\beta_2) ve TNFTNF sinyalleri şarttır. FDH'ler antijenleri endositozla alıp işlemezler; bunun yerine yüzeylerindeki kompleman (CR1,CR2,CR3CR1, CR2, CR3) ve FcFc reseptörleri (CD32CD32) aracılığıyla antijenleri immün kompleksler halinde aylarca yüzeylerinde tutabilir ve B hücrelerine sunabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Foliküler dendritik hücrelerin (FDHFDH) ontogenetik kökenini değerlendir.
FDH'lerin kemik iliği kökenli (hematopoetik) değil, lenfoid organ stromasındaki mezenşimal hücrelerden geliştiği saptanır.
Bu hücreler, diğer dendritik hücrelerden (cDC, pDC) tamamen farklı bir soyağacına sahiptir.
2
FDH'lerin gelişimi ve foliküler yapının korunması için gerekli olan moleküler sinyalleri analiz et.
Gelişim sürecinde B hücreleri tarafından sunulan lenfotoksin (α1β2\alpha_1\beta_2) ve TNFTNF sinyallerinin zorunlu olduğu belirlenir.
B hücresi olmayan canlılarda veya bu sinyal yolakları bozuk olduğunda FDH'ler gelişemez ve germinal merkezler oluşamaz.
3
FDH'lerin antijen sunum mekanizmasını diğer profesyonel antijen sunan hücrelerle (APCAPC) karşılaştır.
FDH'lerin antijeni işlemediği, bunun yerine yüzeyindeki CR1,CR2CR1, CR2 ve FcγRIIBFc\gamma RIIB reseptörleri ile antijen-antikor-kompleman komplekslerini (immün kompleksler) yakalayıp B hücrelerine sunduğu görülür.
B hücreleri, antijenin doğal yapısını tanıdığı için FDH'lerin bu 'işlenmemiş antijen' sunumu hümoral yanıtın kalitesi (afinite matürasyonu) için kritiktir.

Anahtar Kavram

Foliküler dendritik hücrelerin (FDHFDH) mezenşimal kökeni ve antijen işleme yapmadan immün kompleksler üzerinden sunduğu benzersiz fonksiyonel profil.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 505Soru

Viral RNA'ların sitoplazmada tanınmasını sağlayan RIG-I-benzeri reseptörler (RLR), özgül ligand etkileşimi sonrası uygun adaptör moleküller aracılığıyla Tip I interferon (IFNIFN) yanıtını başlatır. Buna göre, MDA5 (Melanoma DifferentiationAssociated gene 5Melanoma\ Differentiation-Associated\ gene\ 5) reseptörünün tanıdığı ligand ve sinyal iletiminde görev alan adaptör molekül aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzun çift iplikli RNA (dsRNAdsRNA) — MAVSMAVS (IPS1IPS-1)

Cevap

MDA5 reseptörü uzun çift iplikli RNA (dsRNAdsRNA) moleküllerini ligand olarak tanır ve sinyal iletiminde MAVSMAVS (IPS1IPS-1) adaptörünü kullanır.
Doğru yanıt olan seçenek, MDA5'in uzun çift iplikli RNA (dsRNAdsRNA) moleküllerini tanıdığını ve bu sinyali mitokondriyal MAVSMAVS (IPS1IPS-1) adaptörü aracılığıyla ilettiğini belirtmektedir. Bu mekanizma, özellikle pikornavirüsler gibi uzun dsRNA üreten virüslere karşı Tip I interferon yanıtının oluşturulmasında temeldir.

Adım Adım Çözüm

1
Reseptörün yerleşimini ve ailesini belirle.
MDA5, bir RIG-I-benzeri reseptördür (RLR) ve sitoplazmada yerleşiktir.
RLR'lar, hücre içine giren veya orada replike olan viral nükleik asitleri saptayan sitozolik sensörlerdir.
2
Ligand özgüllüğünü ayırt et.
MDA5 uzun dsRNAdsRNA moleküllerini (>1000 bp), RIG-I ise 5'-trifosfat/difosfat uçlu kısa dsRNAdsRNA moleküllerini tanır.
Farklı RLR üyeleri, viral replikasyon ürünlerinin yapısal özelliklerine göre özelleşmiş ligand seçiciliğine sahiptir.
3
Kullanılan adaptör molekülü tanımla.
Hem RIG-I hem de MDA5, sinyal iletimi için mitokondri dış membranında bulunan MAVS (IPS1IPS-1) molekülünü kullanır.
MAVS, RLR sinyallerini birleştirerek IRF3/7 ve NF-κB aktivasyonuna, dolayısıyla Tip I IFN ve pro-inflamatuar sitokin üretimine yol açar.

Anahtar Kavram

MDA5 ve RIG-I gibi sitozolik RNA sensörleri (RLR), ligand boyutuna göre ayrışır ancak ortak adaptör olan MAVS üzerinden antiviral yanıtı (Tip I IFN) başlatırlar.

Daha Fazla Pratik

RLR ve TLR3 sinyal yolaklarının sonunda aktifleşen IRF3 ve IRF7 transkripsiyon faktörlerinin Tip I IFN sentezindeki rollerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 506Soru

Kompleman sisteminin kontrolsüz aktivasyonunu önleyen regülatör mekanizmalar ve bu sistemdeki eksikliklerin klinik sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membran kofaktör proteini (MCPMCP; CD46CD46), hem C3bC3b hem de C4bC4b moleküllerine bağlanıp 'Faktör I' için kofaktörlük yaparak her üç aktivasyon yolağını da membrana bağlı aşamada inhibe eder.

Cevap

Membran kofaktör proteini (MCPMCP; CD46CD46), hem C3bC3b hem de C4bC4b molekülleri için 'Faktör I' kofaktörü olarak işlev görerek kompleman aktivasyonunu baskılar.
Doğru olan seçenek, membrana bağlı kofaktör proteini (MCPMCP; CD46CD46)’nin işlevini açıklar. MCPMCP, konak hücre membranında kompleman aktivasyonunu durdurmak için hem klasik/lektin yolakta oluşan C4bC4b'ye hem de alternatif yolakta oluşan C3bC3b'ye bağlanır. Bu bağlanma, plazmadaki 'Faktör I' enziminin bu proteinleri proteolitik olarak parçalamasını sağlar, böylece konvertaz oluşumu engellenir.

Adım Adım Çözüm

1
Kompleman regülatörlerinin etki ettiği basamakları belirle.
Regülatörler konvertaz aşamasında (C3/C5C3/C5) veya terminal aşamada (MACMAC) etki eder.
Yolakların nerede durdurulduğunu anlamak doğru mekanizmayı saptamak için gereklidir.
2
Membran kofaktör proteini (MCPMCP) ve 'Faktör I' ilişkisini analiz et.
MCPMCP, membrana bağlı bir proteindir ve serin proteaz olan 'Faktör I' (CFI) ile birlikte çalışarak C3bC3b ve C4bC4b'yi parçalar.
MCPMCP'nin hem klasik hem alternatif yolak elemanlarını etkilediği bilgisini doğrular.
3
Diğer regülatörlerin (CD59CD59, S proteini, Faktör H) spesifik mekanizmalarını karşılaştır.
CD59CD59 ve S proteini terminal yolağı (MACMAC) etkilerken, Faktör H alternatif yolağa özgü bir inhibitördür.
Çeldiricilerdeki mekanizma hatalarını (C8 vs C9, konvertaz vs MAC) ayırt etmeyi sağlar.
4
Klinik korelasyonu değerlendir.
Terminal eksiklikler (C5C9C5-C9) MACMAC oluşumunu engellediği için özellikle *Neisseria* türlerine yatkınlık yaratır.
Seçeneklerdeki klinik yanlış eşleştirmeyi ekarte eder.

Anahtar Kavram

Kompleman regülatörleri, membrana bağlı (DAF, MCP, CD59, CR1) veya sıvı fazda (Faktör H, C4BP, C1-INH, S proteini) bulunarak sistemi farklı basamaklarda baskılar; MCPMCP hem C3bC3b hem C4bC4b üzerinde 'Faktör I' kofaktörü olarak görev yapar.
Soru 507Soru

2626 yaşında erkek hasta; son bir haftadır devam eden öksürük, ağızdan kan gelmesi (hemoptizi) ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHgmmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.23.2 mg/dLmg/dL ve idrar analizinde mikroskobik hematüri ile dismorfik eritrositler izleniyor. Böbrek biyopsisi sonrası yapılan immünfloresan incelemede glomerül bazal membranları boyunca kesintisiz çizgisel (lineer) tarzda IgGIgG ve C3C3 birikimi saptanıyor.

Bu hastadaki patolojik süreçten sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokuya fikse antijenlere bağlanan antikorların kompleman ve lökosit aracılı hasar oluşturması

Cevap

Doğru cevap, dokuya fikse antijenlere bağlanan antikorların kompleman ve lökosit aracılı hasar oluşturmasıdır.
Kesintisiz çizgisel (lineer) patern, antikorların dokuda sabit (fikse) bulunan glomerül bazal membran antijenlerine (Tip IV kollajenin alfa-3 zinciri) karşı doğrudan bağlandığını kanıtlar. Bu bağlanma, kompleman sistemini aktive ederek ve FcFc reseptörleri aracılığıyla nötrofilleri/makrofajları bölgeye çekerek doku hasarına (Tip II hipersensitivite) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada hemoptizi (akciğer) ve hematüri/böbrek yetmezliği (böbrek) birlikteliği saptanmıştır.
Bu tablo 'pulmoner-renal sendrom' olarak bilinir ve ayırıcı tanıda Goodpasture sendromu, Wegener granülomatozu ve SLE gibi hastalıklar yer alır.
2
İmmünfloresan (IF) bulgusunun yorumlanması
Glomerül bazal membranında (GBM) 'lineer' (çizgisel) IgGIgG birikimi izlenmiştir.
Lineer patern, antikorların dokuda homojen şekilde dağılmış sabit bir antijene (Goodpasture'da Tip IV kollajen) karşı oluştuğunun kesin göstergesidir.
3
Tanı ve hipersensitivite tipinin belirlenmesi
Tanı Goodpasture Sendromu, mekanizma Tip II hipersensitivitedir.
Antikorların dokudaki hedef antijene bağlanıp komplemanı aktive ederek inflamasyon ve lökosit hasarı (sitotoksisite) oluşturması Tip II reaksiyonun temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite ve Goodpasture Sendromu'nda Lineer İmmünfloresan Patern
Soru 508Soru

Laboratuvar incelemelerinde klasik kompleman yolağı fonksiyonları normal bulunan bir kişide, alternatif yolak aktivasyonunun ileri derecede bozulduğu saptanmıştır. Yapılan çalışmalarda, alternatif yolak C3C3 konvertazının (C3bBbC3bBb) oluşmasına rağmen bu kompleksin yarı ömrünün çok kısa olduğu ve hızla parçalandığı (dissosiye olduğu) belirlenmiştir. Bu durum, aşağıdaki kompleman bileşenlerinden hangisinin eksikliği ile en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Properdin

Cevap

Properdin (Faktör P), alternatif yolak C3C3 konvertazını (C3bBbC3bBb) stabilize ederek yolağın devamlılığını sağlar.
Properdin (Faktör P), kompleman sisteminin bilinen tek pozitif düzenleyicisidir. Alternatif yolağın aktivasyonu sırasında oluşan C3bBbC3bBb kompleksine bağlanarak bu enzimin parçalanmasını engeller ve yarı ömrünü yaklaşık 10 kat artırır. Properdin eksikliğinde, alternatif yolak aktivasyonu C3C3 düzeyinde takılı kalır ve sistem verimli çalışamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki patolojinin hangi yolakta olduğunu belirle.
Klasik yolak normal, alternatif yolak bozuk olduğu için sorun alternatif yolak bileşenlerindedir.
Yolaklar arası ayrım yapmak eksik olan proteini daraltmayı sağlar.
2
Alternatif yolaktaki özgül defekti analiz et.
C3C3 konvertazın (C3bBbC3bBb) oluştuğu ancak 'stabil olmadığı' (hızla dissosiye olduğu) saptanmıştır.
Bu bilgi, sorunun bir 'oluşum' sorunu değil, bir 'stabilizasyon' sorunu olduğunu gösterir.
3
Alternatif yolak konvertazını stabilize eden proteini hatırla.
Properdin, C3bBbC3bBb kompleksine bağlanarak onun yarı ömrünü uzatan tek pozitif düzenleyicidir.
Properdin eksikliğinde C3C3 konvertaz kararsız kalır ve kompleman aktivasyonu durur.

Anahtar Kavram

Properdin, kompleman sisteminin tek pozitif düzenleyicisi olup alternatif yolak C3C3 konvertazını stabilize eder.

Daha Fazla Pratik

Faktör H ve Faktör I'nın alternatif yolak üzerindeki negatif düzenleyici etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 509Soru

Patojenle ilişkili moleküler paternlerin (PAMPPAMP) tanınmasında görev alan Toll-benzeri reseptörlerin (TLRTLR) ligand spesifitesi, oluşturdukları dimerik yapılara göre değişkenlik gösterir. Buna göre, Gram-pozitif bakterilere ait diaçil lipopeptid yapılarının (o¨rn.lipoteikoikasitörn. lipoteikoik asit) tanınmasından sorumlu olan ve hücre yüzeyinde yer alan reseptör kompleksi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TLR2/TLR6TLR2 / TLR6 heterodimeri

Cevap

TLR2/TLR6TLR2 / TLR6 heterodimeri, Gram-pozitif bakterilere ait diaçil lipopeptidlerin temel reseptör kompleksidir.
Doğal bağışıklık sisteminde TLR2TLR2, ligand çeşitliliğini artırmak için diğer TLRTLR üyeleriyle heterodimerler oluşturur. TLR2TLR2'nin TLR6TLR6 ile oluşturduğu kompleks, Gram-pozitif bakterilere özgü diaçil lipopeptidleri ve lipoteikoik asiti (LTALTA) tanımada birincil sorumludur. Bu tanıma işlemi hücre yüzeyinde gerçekleşir ve sinyal iletiminde sadece MyD88MyD88 adaptör proteinini kullanır.

Adım Adım Çözüm

1
Ligandın kimyasal yapısının belirlenmesi
Soruda belirtilen molekül 'diaçil lipopeptid' (iki yağ asidi zinciri içeren) yapısındadır.
Farklı lipopeptid türleri, farklı TLRTLR kombinasyonları tarafından tanınır.
2
Reseptörün hücre içi/dışı yerleşiminin kontrolü
Lipopeptidler hücre duvarı bileşenleri olduğundan, plazma membranında yer alan reseptörler (TLR1,2,4,5,6TLR1, 2, 4, 5, 6) tarafından tanınmalıdır.
Endozomal TLRTLR'ler (3,7,8,93, 7, 8, 9) nükleik asitleri tanımak için özelleşmiştir.
3
TLR2TLR2 heterodimer spesifitesinin ayırt edilmesi
TLR2/TLR1TLR2 / TLR1 triaçil, TLR2/TLR6TLR2 / TLR6 ise diaçil yapıları tanır.
Heterodimerizasyon, doğal bağışıklık sisteminin tanıdığı PAMPPAMP yelpazesini genişletir.

Anahtar Kavram

Toll-benzeri reseptörlerin (TLRTLR) ligand spesifitesi ve dimerizasyon gereksinimleri.

Daha Fazla Pratik

Tüm TLRTLR'lerin ortak sinyal yolağı olan MyD88MyD88 dışında, TLR3TLR3 ve TLR4TLR4'ün kullandığı TRIFTRIF bağımlı yolağı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 510Soru

Gram-negatif bakterilerin dış membran bileşeni olan lipopolisakkarit (LPSLPS), doğal bağışıklık hücreleri tarafından Toll-benzeri reseptör 4 (TLR4TLR4) aracılığıyla tanınır. TLR4TLR4'ün sinyal iletim mekanizmaları ve hücresel yanıtları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TLR4TLR4, plazma membranında yerleşikken MyD88MyD88 üzerinden NFκBNF-\kappa B aktivasyonu yaparken, endozoma internalize olduktan sonra TRIFTRIF üzerinden IRF3IRF3 aktivasyonu ile Tip I interferon yanıtını başlatır.

Cevap

TLR4, plazma membranında yerleşikken MyD88 üzerinden NF-kappaB aktivasyonu yaparken, endozoma internalize olduktan sonra TRIF üzerinden IRF3 aktivasyonu ile Tip I interferon yanıtını başlatır.
Doğru ifade, TLR4'ün sinyal iletiminin hücredeki konumuna göre değiştiğini belirtir. Hücre yüzeyinde LPS ile uyarılan TLR4, MyD88 bağımlı yolak üzerinden pro-inflamatuar genleri tetikler. Ancak reseptör kompleksi endositozla hücre içine (endozoma) alındığında, sinyal iletimi TRIF adaptörüne kayar ve bu da antiviral etkili Tip I interferonların sentezini sağlayan IRF3'ü aktive eder.

Adım Adım Çözüm

1
TLR4'ün LPS tanıma kompleksini belirle.
TLR4, MD-2 ve CD14 ile bir kompleks oluşturarak LPS'yi tanır.
LPS'nin etkili bir şekilde bağlanması ve sinyal başlatması için bu yardımcı proteinler şarttır.
2
Yüzeydeki sinyal yolunu analiz et.
Hücre yüzeyinde MyD88 adaptörü üzerinden NF-kB aktivasyonu ve pro-inflamatuar sitokin (TNF, IL-1 vb.) üretimi gerçekleşir.
MyD88 yolu hızlı inflamatuar yanıt için birincil yoldur.
3
Internalizasyon sonrası sinyal değişikliğini incele.
Reseptör endozoma girdiğinde TRIF adaptörü devreye girer, IRF3 aktive olur ve Tip I IFN üretilir.
TLR4, iki farklı adaptör molekülü (MyD88 ve TRIF) kullanabilen tek TLR olmasıyla karakterizedir.

Anahtar Kavram

TLR4'ün spatial (uzamsal) sinyal regülasyonu: Yüzey-MyD88-İnflamasyon vs Endozom-TRIF-İnterferon.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 511Soru

Tümör antijenleri, konak immün sistemi tarafından tanınma özelliklerine göre 'tümör-spesifik antijenler (TSA)' ve 'tümör-ilişkili antijenler (TAA)' olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi sadece tümör hücrelerine özgü olan bir tümör-spesifik antijen (TSA) örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutasyona uğramış p53 veya RAS proteinleri

Cevap

Mutasyona uğramış p53 veya RAS proteinleri, sadece tümör hücrelerinde bulunan tümör-spesifik antijenlere (TSA) örnektir.
Tümör-spesifik antijenler (TSA), genetik mutasyonlar (nokta mutasyonları, delesyonlar, translokasyonlar) sonucunda yeni oluşan ve normal hücrelerde asla bulunmayan antijenlerdir. Mutasyona uğramış p53 veya RAS proteinleri bu grubun en tipik örnekleridir. Ayrıca onkojenik virüslerin (örn. HPV, EBV) viral proteinleri de TSA olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümör antijenlerinin sınıflandırılmasını hatırla.
TSA sadece tümörde bulunur; TAA ise normal hücrelerde de (farklı miktar veya dönemde) bulunur.
Soruda istenen 'spesifik' (özgü) olma kriterini karşılayan grubu belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki antijenlerin normal dokudaki varlığını kontrol et.
Mutasyonel proteinler (p53, RAS) dışındaki tüm seçenekler (CEA, PSA, HER2, tirozinaz) normal veya fetal dokularda da mevcuttur.
Diferansiyasyon, onkofetal veya aşırı eksprese edilen proteinler TAA (Tümör-İlişkili Antijen) kabul edilir.

Anahtar Kavram

Tümör-spesifik antijenler (TSA), mutasyonlar sonucu oluşan ve sadece tümör dokusuna özgü proteinlerdir.
Tahmini Süre:50s
Soru 512Soru

Transplantasyon immünolojisinde alojenik antijenlerin tanınması, graft reddinin başlamasında temel basamaktır. Alıcıya ait dendritik hücrelerin, donör hücrelerinden trogositoz veya eksozomlar aracılığıyla intakt (bozulmamış) donör MHCMHC-peptid komplekslerini kendi yüzeylerine transfer etmesi ve bu kompleksleri alıcı CD8+CD8^+ T lenfositlerine sunarak efektör süreci başlatması ile karakterize olan mekanizma ve bu süreçte baskın olan aşırı duyarlılık reaksiyon tipi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Semi-direkt tanınma - Tip IV hipersensitivite

Cevap

Semi-direkt tanınma ve Tip IV hipersensitivite reaksiyonu
Tanımlanan süreçte alıcıya ait antijen sunan hücreler (APC), donör hücrelerinden 'trogositoz' (hücre zarı parçalarının koparılması) veya 'eksozomlar' yoluyla bozulmamış donör MHCMHC moleküllerini alır. Bu intakt MHCMHC moleküllerinin alıcı APC yüzeyinde sergilenerek CD8+CD8^+ T hücrelerine sunulması 'semi-direkt yol' (yarı-direkt yol) olarak adlandırılır. Bu yol, alıcı T hücrelerinin donörün intakt antijenlerini tanıması bakımından direkt yola, sunumun alıcı APC tarafından yapılması bakımından indirekt yola benzer. Sonuçta gelişen doku hasarı hücresel immünite aracılı olup Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Antijen sunum şeklinin analizi
Alıcı APC'sinin donörden intakt (işlenmemiş) MHC transferi yaptığı saptandı.
Trogositoz veya eksozom transferi, peptid işleme gerektiren indirekt yoldan ayrılır.
2
Tanınma yolunun isimlendirilmesi
Mekanizma 'Semi-direkt yol' olarak tanımlandı.
Alıcı APC'sinin donör MHC'sini kullanması direkt ve indirekt yolların hibrit bir formudur.
3
Graft hasar mekanizmasının belirlenmesi
T hücresi aracılı sitotoksisite ve sitokin salınımı (Tip IV reaksiyon) belirlendi.
Allojenik MHC tanınması primer olarak hücresel immün yanıtı (Gecikmiş Tip Aşırı Duyarlılık) tetikler.

Anahtar Kavram

Semi-direkt Allotanınma Yolu

Daha Fazla Pratik

Akut reddi sırasında CD4+ T hücrelerinin 'help' fonksiyonu ile CD8+ T hücrelerinin aktivasyonunun aynı APC üzerinde gerçekleşmesini sağlayan bu yolu şekil üzerinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 513Soru

Bakteriyel peptidoglikan yıkım ürünü olan muramil dipeptit (MDPMDP) molekülünü sitozolde tanıyan, aktivasyonu sonucunda RIP2RIP2 (RICKRICK) kinaz aracılığıyla NFκBNF-\kappa B yolağını tetikleyen ve polimorfizmleri Crohn hastalığı ile ilişkilendirilen doğal bağışıklık reseptörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NOD2

Cevap

Sitozolde bulunan, MDPMDP molekülünü tanıyan ve Crohn hastalığı ile ilişkili olan reseptör NOD2'dir.
NOD2 (Nucleotide-binding oligomerization domain-containing protein 2), hem Gram-pozitif hem de Gram-negatif bakterilerin hücre duvarındaki peptidoglikan tabakasının ortak bir bileşeni olan muramil dipeptiti (MDPMDP) sitoplazmada saptayan bir reseptördür. Aktivasyonu, RIP2RIP2 (RICKRICK) adı verilen bir adaptör kinazın katılımıyla gerçekleşir ve sonuçta NFκBNF-\kappa B transkripsiyon faktörü aktive olur. Ayrıca NOD2 genindeki mutasyonlar Crohn hastalığına yatkınlıkta bilinen en güçlü genetik risk faktörlerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Ligandın ve lokasyonun belirlenmesi
Muramil dipeptit (MDPMDP) peptidoglikan kaynaklıdır ve sitozolde tanınmaktadır.
Bu bilgi bizi NLR (NOD benzeri reseptör) ailesine yönlendirir çünkü TLR'ler hücre yüzeyi veya endozomdadır.
2
Spesifik NLR tipinin ayırt edilmesi
NOD2 reseptörü MDPMDP'yi, NOD1 ise iEDAPiE-DAP'ı tanır.
NOD1 ve NOD2 arasındaki temel fark tanıdıkları peptidoglikan fragmanıdır.
3
Klinik ilişkinin doğrulanması
NOD2 polimorfizmleri Crohn hastalığı riskini artırır.
Bağırsak epitelinde ve Paneth hücrelerinde yoğun bulunan NOD2'nin hatalı çalışması mukozal bariyer bozukluğuna yol açar.

Anahtar Kavram

NOD2, sitozolik bir PAMP sensörü olup MDP tanır ve RIP2-NFkB yoluyla inflamasyonu başlatır.
Soru 514Soru

B lenfositlerin kemik iliğindeki antijenden bağımsız gelişim evreleri ve periferik dokulardaki antijene bağımlı aktivasyon süreçleri göz önüne alındığında, bu hücrelerin yüzey belirteçleri ve fonksiyonel değişimleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matür B hücrelerinin antijenle uyarılması sonrası efektör plazma hücrelerine farklılaşması sürecinde yüzeydeki CD20 ekspresyonu kaybolur.

Cevap

Matür B hücrelerinin efektör plazma hücrelerine farklılaşması sürecinde, CD19 ve CD20 gibi karakteristik yüzey belirteçleri kaybedilir.
B lenfosit gelişimi sırasında CD20, pre-B hücresinden itibaren eksprese edilmeye başlanan ve matür B hücreleri boyunca devam eden bir yüzey molekülüdür. Ancak B hücreleri antijenle karşılaşıp plazma hücresine dönüştüklerinde, artık yüzey reseptörlerine ihtiyaç duymadıkları için CD20 ve yüzeyel immünglobulin ekspresyonunu kaybederler. Bu durum, rituksimab gibi anti-CD20 monoklonal antikorların plazma hücrelerini (ve dolayısıyla antikor üretimini) doğrudan etkilememesinin de nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
B hücresi gelişim basamaklarındaki yüzey belirteçlerini analiz et.
CD19 ve CD20, B hücre serisinin en önemli belirteçleridir.
Bu belirteçlerin hangi evrede ortaya çıktığını ve hangi evrede kaybolduğunu bilmek diferansiyasyonu anlamak için kritiktir.
2
Plazma hücresi farklılaşmasını değerlendir.
Plazma hücreleri antikor salgılayan son evre hücreleridir ve yüzey immünglobulinlerini ve CD20 gibi belirteçleri kaybederler.
Plazma hücreleri CD138 gibi spesifik belirteçleri kazanırken, önceki evrelere ait pan-B işaretleyicilerini yitirir.

Anahtar Kavram

B Hücre Diferansiyasyonu ve Yüzey Belirteç Değişimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 515Soru

İnterlökin-12 (IL12IL-12) ailesinin bir üyesi olan; naif CD4+CD4^+ T hücrelerinde TbetT-bet ekspresyonunu uyararak Th1Th1 farklılaşmasını başlatabilen, ancak eş zamanlı olarak RORγtROR\gamma t ekspresyonunu baskılayarak Th17Th17 yanıtını inhibe eden ve IL10IL-10 üreten tip 1 düzenleyici T hücrelerinin (Tr1Tr1) gelişimini indükleyen sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IL27IL-27

Cevap

İnterlökin-27 (IL27IL-27)
Doğru cevap olan sitokin, IL12IL-12 ailesinin bir üyesidir ve p28p28 ile EBI3EBI3 alt birimlerinden oluşur. Naif T hücrelerinde STAT1STAT1 ve STAT3STAT3 yolaklarını aktive ederek Th1Th1 farklılaşmasını indüklerken, aynı zamanda Th17Th17 farklılaşmasını (antagonistik etki) baskılar ve immün toleransın sağlanmasında kritik olan IL10IL-10 salgılayan Tr1Tr1 hücrelerinin gelişimini uyarır.

Adım Adım Çözüm

1
Sitokin ailesinin belirlenmesi
IL12IL-12 ailesi üyeleri (IL12IL-12, IL23IL-23, IL27IL-27, IL35IL-35) gözden geçirilir.
Soruda sitokinin IL12IL-12 ailesine ait olduğu belirtilmiştir.
2
Th1Th1 ve Th17Th17 üzerindeki zıt etkilerin analizi
IL27IL-27'nin TbetT-bet üzerinden Th1Th1'i uyardığı, RORγtROR\gamma t üzerinden Th17Th17'yi baskıladığı belirlenir.
IL27IL-27, hem efektör yanıtı başlatır hem de aşırı enflamasyonu önlemek için düzenleyici roller üstlenir.
3
Düzenleyici T hücre (Tr1Tr1) ilişkisinin kurulması
IL27IL-27'nin IL10IL-10 üreten Tr1Tr1 hücrelerini indüklediği bilgisiyle eşleştirme yapılır.
Tr1Tr1 hücreleri, FOXP3 negatif olup IL10IL-10 aracılı baskılama yapan hücrelerdir ve IL27IL-27 temel uyarıcılarından biridir.

Anahtar Kavram

IL-12 ailesi sitokinlerinin (IL-12, IL-23, IL-27, IL-35) yapısal benzerliklerine rağmen sahip oldukları zıt immünomodülatör fonksiyonlar.

Daha Fazla Pratik

İnterlökin-12 ailesindeki alt birimlerin (p40, p35, p19, p28, EBI3) hangi sitokinleri oluşturduğunu gösteren bir tabloyu incelemek, bu tür karmaşık soruların çözümünü kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 516Soru

Gram-negatif bakterilere karşı gelişen immün yanıtta makrofajlardan salınan; sistemik dolaşımda yüksek konsantrasyonlara ulaştığında miyokardiyal kontraktiliteyi baskılayıp vasküler direnci düşürerek septik şoka yol açan, ayrıca lipoprotein lipazı inhibe ederek kaşeksiden (aşırı zayıflama) sorumlu olan temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TNFαTNF-\alpha

Cevap

Septik şok ve kaşeksiden sorumlu temel sitokin TNFαTNF-\alpha'dır.
Tümör Nekroz Faktör-alfa (TNFαTNF-\alpha), makrofajların LPS'ye yanıt olarak ürettiği temel sitokindir. Düşük miktarlarda lokal inflamasyonu yönetirken, yüksek sistemik konsantrasyonlarda kalp debisini düşürür, damar düz kaslarını gevşeterek (vazodilatasyon) septik şoka yol açar ve yağ dokusunda lipoprotein lipazı inhibe ederek kronik hastalıklarda kaşeksiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen klinik ipuçlarını (septik şok, kaşeksi) ve kaynak hücreyi (makrofaj) tanımla.
Pro-inflamatuar sitokinler (TNFαTNF-\alpha, IL1IL-1, IL6IL-6) üzerinde yoğunlaşıldı.
Bu belirtiler makrofaj kaynaklı sitokinlerin sistemik etkilerine işaret eder.
2
Lipoprotein lipaz inhibisyonu ve miyokardiyal baskılanma gibi özgün etkileri değerlendir.
Bu etkilerin TNFαTNF-\alpha (Tu¨mo¨rTümör NekrozNekroz Fakto¨rFaktör-α\alpha) için karakteristik olduğu belirlendi.
TNFαTNF-\alpha, adını ilk olarak tümör nekrozu yapmasından alsa da, en önemli sistemik etkileri şok ve metabolik baskılanmadır.

Anahtar Kavram

TNFαTNF-\alpha'nın sistemik ve metabolik etkileri
Soru 517Soru

32 yaşında kadın hasta; çarpıntı, sinirlilik, ısı intoleransı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ekzoftalmi ve tiroid bezinde diffüz büyüme (guatr) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH<0.01TSH < 0.01 mU/LmU/L, serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 düzeyleri referans aralığının oldukça üzerinde bulunuyor. Hastanın serumunda TSH reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive eden stimülan antikorlar (TRAb) pozitif saptanıyor. Buna göre, hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikorların hücre yüzey reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive etmesi

Cevap

Antikorların hücre yüzey reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive etmesi
Graves hastalığında, TSH reseptörlerine karşı oluşan IgG yapısındaki antikorlar reseptöre bağlanarak TSH'ın etkisini taklit eder. Bu durum folikül hücrelerinde adenilat siklazı uyararak tiroid hormonlarının aşırı sentezine yol açar. Hücre yüzeyindeki bir yapıya karşı gelişen antikor aracılı bu süreç, Tip II hipersensitivitenin stimülan (non-sitotoksik) tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Çarpıntı, ekzoftalmi, düşük TSH ve yüksek tiroid hormonları Graves hastalığına işaret eder.
Hastanın klinik tablosu klasik bir hipertiroidizm ve otoimmün tiroid hastalığı görünümündedir.
2
Patofizyolojik aracının belirlenmesi
Hastalığın sorumlusu TSH reseptörlerine karşı gelişen stimülan antikorlardır (TRAb).
Otoimmünitede antikorun hedefinin bilinmesi, reaksiyon tipini sınıflandırmak için gereklidir.
3
Coombs ve Gell sınıflamasına göre eşleştirme
Hücre yüzeyindeki bir reseptöre karşı gelişen antikor yanıtı Tip II hipersensitivite kapsamındadır.
Tip II reaksiyonlar dokuya özgü antijenlere veya reseptörlere karşı gelişen antikorları (IgG/IgM) içerir.
4
Fonksiyonel sonucun analizi
Antikorlar reseptörü bloke etmek veya hücreyi parçalamak yerine aktive etmektedir (Stimülasyon).
Graves hastalığı, Tip II reaksiyonların 'antikor aracılı hücresel disfonksiyon' veya 'stimülan tip' örneğidir.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite (Non-sitotoksik/Stimülan Varyant)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 518Soru

Antikor molekülleri, özgül antijen tanıma kapasitelerinin yanı sıra, ağır polipeptit zincirlerinin sabit bölgeleri aracılığıyla çeşitli biyolojik efektör sistemleri aktive ederler. İnsan immünoglobulin izotiplerinin yapısal organizasyonu ve bu yapıların fonksiyonel karşılıkları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan IgGIgG izotipinde komplemanın C1q proteinine bağlanan bölge ağır zincirin CH2C_H2 domeninde yer alırken; dördüncü bir sabit domen içeren IgMIgM molekülünde bu fonksiyonel alan CH3C_H3 domeni üzerinde konumlanmıştır.

Cevap

İnsan IgGIgG izotipinde komplemanın C1q proteinine bağlanan bölge ağır zincirin CH2C_H2 domeninde yer alırken; dördüncü bir sabit domen içeren IgMIgM molekülünde bu fonksiyonel alan CH3C_H3 domeni üzerinde konumlanmıştır.
Doğru ifade, IgGIgG ve IgMIgM molekülleri arasındaki yapısal homolojiyi vurgular. IgGIgG molekülünde menteşe bölgesinin altında yer alan CH2C_H2 domeni klasik kompleman aktivasyonunu (C1q bağlama) başlatırken, menteşe bölgesi olmayan ve dördüncü bir sabit domen barındıran IgMIgM molekülünde bu görev CH3C_H3 domeni tarafından gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
İnsan immünoglobulin izotiplerinin (IgG,IgM,IgEIgG, IgM, IgE) ağır zincir sabit domen organizasyonunun karşılaştırılması.
IgGIgG ve IgAIgA 3 sabit domen (CH1,CH2,CH3C_H1, C_H2, C_H3) ve bir menteşe bölgesine sahipken; IgMIgM ve IgEIgE menteşe bölgesi içermez, bunun yerine 4 sabit domen (CH1CH4C_H1-C_H4) içerir.
Domen sayısı ve menteşe bölgesinin varlığı, antikorun esnekliğini ve efektör fonksiyon bölgelerinin konumunu belirler.
2
Klasik kompleman yolunu başlatan C1q bağlanma bölgelerinin homolojisinin analiz edilmesi.
IgGIgG molekülünde C1q, menteşe bölgesinin hemen altındaki CH2C_H2 domenine bağlanır. IgMIgM pentamerinde ise bu işlev, yapısal olarak IgGIgG CH2C_H2 domenine karşılık gelen CH3C_H3 domeni tarafından yürütülür.
Domenler arası yapısal homoloji, farklı sınıflardaki antikorların benzer efektör proteinlerle (örneğin C1q) farklı numaralandırılmış domenler üzerinden etkileşime girmesine neden olur.

Anahtar Kavram

İmmünoglobulin domen homolojisi ve efektör fonksiyon bölgelerinin sınıf bazlı yerleşimi.
Soru 519Soru

Böbrek transplantasyonu sonrası gelişen akut hücresel rejeksiyon mekanizmasında, alıcının T lenfositlerinin greft içerisindeki vericiye ait "pasajör lökositler" (verici APC'leri) üzerindeki sağlam (intakt) MHC moleküllerini doğrudan tanıması (direkt yolak) ile ilgili aşağıdakilerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu yolağa yanıt veren alıcı T lenfositlerinin frekansı (%110\%1-10), tipik bir mikrobiyal antijene yanıt veren saf T lenfositlerinin frekansından çok daha yüksektir.

Cevap

Direkt yolakta donör MHC moleküllerine yanıt veren alıcı T lenfositlerinin frekansının mikrobiyal antijenlere göre çok daha yüksek olması doğrudur.
Direkt tanıma yolağında, alıcı T hücreleri vericiye ait MHC molekülünü herhangi bir işleme tabi tutulmadan doğrudan tanır. Birçok farklı T hücresi klonu, yabancı MHC'nin yüzeyindeki epitopları sanki kendi MHC'si ve spesifik bir peptitmiş gibi algıladığı için (çapraz reaksiyon), alloreaktif T hücrelerinin frekansı normal bir mikrobiyal antijene göre çok daha yüksektir (yaklaşık %1-10). Bu durum, akut rejeksiyonun neden bu kadar şiddetli gelişebildiğini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Akut hücresel rejeksiyondaki antijen sunum yolağını tanımla.
Soru kökünde 'direkt yolak' (verici APC'si üzerindeki sağlam MHC'nin tanınması) belirtilmiştir.
Rejeksiyonun hızını ve şiddetini belirleyen temel fark tanıma yolağıdır.
2
Direkt yolağın hücresel özelliklerini analiz et.
Alıcı T hücreleri, verici MHC molekülünü olduğu gibi tanır; bu durum yüksek afiniteli ve yüksek frekanslı bir yanıta yol açar.
Normal mikrobiyal yanıtta frekans 10510610^{-5}-10^{-6} iken, alloreaktivitede bu oran %110\%1-10 düzeyine çıkar.
3
Diğer rejeksiyon tipleri ve yolakları ile karşılaştırarak doğru seçeneği doğrula.
İndirekt yolak antijen işlemeyi gerektirir, hiperakut rejeksiyon antikor aracılıdır, kronik rejeksiyon ise geç dönem vasküler hasarla karakterizedir.
Seçenekler arasındaki mekanistik farklar, direkt yolağın benzersiz yüksek frekans özelliğini öne çıkarır.

Anahtar Kavram

Direkt Alloreaktivite ve T Hücresi Frekansı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 520Soru

İnsan immünoglobulin moleküllerinde antijen ile spesifik etkileşime giren ve 'paratop' olarak adlandırılan bölge, aşağıdaki yapısal domenlerin hangisi tarafından oluşturulur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VHV_H ve VLV_L domenleri

Cevap

Antikor moleküllerinde antijen bağlama bölgesi ağır zincirin değişken domeni (VHV_H) ile hafif zincirin değişken domeninin (VLV_L) birleşmesiyle oluşur.
İmmünoglobulin molekülünde antijenin bağlandığı yer olan paratop, ağır zincirin değişken domeni (VHV_H) ve hafif zincirin değişken domeninin (VLV_L) en uç (N-terminal) kısımları tarafından oluşturulur. Bu bölgelerdeki hipervariyabl kısımlar antijen epitopu ile tam uyum gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Antikorun temel yapısını analiz et
İmmünoglobulinler iki ağır ve iki hafif zincirden oluşan Y şeklinde moleküllerdir.
Her zincirin amino (N) ucunda değişken (VV) bölgeler, karboksi (C) ucunda ise sabit (CC) bölgeler bulunur.
2
Antijen bağlama bölgesini (paratop) belirle
Antijen bağlama bölgesi, hem ağır hem de hafif zincirin değişken domenlerindeki hipervariyabl bölgelerin birleşmesiyle şekillenir.
Bu bölgelerdeki amino asit dizisindeki aşırı çeşitlilik, antikorun çok farklı antijenleri tanımasına olanak sağlar.

Anahtar Kavram

İmmünoglobulinlerin değişken domenleri (VHV_H ve VLV_L) antijen spesifisitesini belirleyen paratopu oluşturur.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 26 / 33Sonraki
Temel İmmünoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 26 | Examkin