Hipersensitivite Reaksiyonları

56 soru

Soru 41Soru →

Otuz iki yaşında bir erkek hasta, geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlandıktan on gün sonra yaygın ürtikeryal döküntü, yüksek ateş, diz ve el bileklerinde ağrı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede lenfadenopati saptanırken, laboratuvar incelemesinde serum C3C3 ve C4C4 düzeylerinin anlamlı derecede düşük olduğu görülüyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip III aşırı duyarlılık (İmmün kompleks aracılı tip)

Cevap

Dolaşan antijen-antikor komplekslerinin dokularda birikerek kompleman sistemini aktive ettiği Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonu
Hastada tarif edilen klinik tablo klasik bir 'Serum Hastalığı' örneğidir. İlaç (antijen) vücuda girdikten sonra ona karşı IgG/IgM yapısında antikorlar oluşur. Bu antikorlar dolaşımda antijenlerle birleşerek çözünür immün kompleksler meydana getirir. Bu kompleksler küçük damar duvarlarında, eklemlerde ve böbrek glomerüllerinde birikir. Biriken kompleksler kompleman sistemini aktive eder (bu yüzden C3C3 ve C4C4 düşer), nötrofilleri bölgeye çeker ve doku hasarına yol açar. Bu mekanizma Tip III aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları analiz et
İlaç kullanımı sonrası 7-14. günlerde çıkan döküntü, ateş ve artralji 'Serum Hastalığı' tanısını düşündürür.
Serum hastalığı, eksojen bir antijene karşı gelişen sistemik bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Düşük C3C3 ve C4C4 düzeyleri, kompleman sisteminin klasik yoldan aktive olduğunu ve tüketildiğini gösterir.
Oluşan immün kompleksler kompleman sistemini bağlayarak serum düzeylerini düşürür.
3
Mekanizmayı sınıflandır
Dolaşan immün komplekslerin doku birikimi Coombs ve Gell sınıflamasında Tip III reaksiyonuna karşılık gelir.
Tip III reaksiyonların temel özelliği antijen ve antikorun dolaşımda birleşip damar duvarı gibi bölgelerde çökelmesidir.

Anahtar Kavram

Serum Hastalığı ve Tip III Hipersensitivite Mekanizması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru →

4545 yaşında çiftçilik yapan bir erkek hasta; samanla temasından yaklaşık 66 saat sonra gelişen ateş, titreme, kuru öksürük ve nefes darlığı yakınmalarıyla başvuruyor. Hastanın serumunda ilgili mantar antijenlerine karşı yüksek titrede presipitan antikorlar saptanıyor. Akciğer biyopsisinde ise alveolar duvarlarda kalınlaşma ve non-kazeifiye granülom yapıları izleniyor. Bu hastadaki immünopatolojik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijen-antikor komplekslerinin dokularda birikmesi sonucu kompleman aktivasyonu ve granülomatöz inflamasyonun eşlik ettiği mikst bir hipersensitivite reaksiyonudur.

Cevap

Antijen-antikor komplekslerinin dokularda birikmesi sonucu kompleman aktivasyonu ve granülomatöz inflamasyonun eşlik ettiği mikst bir hipersensitivite reaksiyonudur.
Klinik senaryo Hipersensitivite Pnömonisi (Çiftçi Akciğeri) ile tam uyumludur. Semptomların antijen maruziyetinden 44-88 saat sonra başlaması ve serumda presipitan antikorların (IgG) bulunması Tip III hipersensitivite mekanizmasını (immün kompleks çökmesi ve kompleman aktivasyonu) destekler. Diğer yandan, doku biyopsisinde görülen non-kazeifiye granülomlar, antijenin temizlenemediği durumlarda aktive T hücreleri ve makrofajlar aracılığıyla gelişen Tip IV hipersensitivite reaksiyonunun göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Çiftçilik öyküsü, samanla temas sonrası 66. saatte başlayan semptomlar ve 'presipitan antikorlar' varlığı belirlendi.
Zamanlama ve presipitan IgG antikorları, lokalize bir immün kompleks reaksiyonunu (Tip III) işaret eder.
2
Patolojik bulguları analiz et
Biyopsi sonucunda 'non-kazeifiye granülom' ve interstisyel lenfositik infiltrasyon saptandı.
Granülom oluşumu, makrofaj ve T-hücre etkileşimine dayanan gecikmiş tipte aşırı duyarlılık (Tip IV) mekanizmasının sonucudur.
3
Tanıyı ve mekanizmayı birleştir
Hastaya Hipersensitivite Pnömonisi (Dışsal Alerjik Alveolit) tanısı konuldu.
Bu hastalık Coombs ve Gell sınıflandırmasında hem Tip III (erken/akut evre) hem de Tip IV (kronik evre) bileşenlerini içeren mikst bir tablo olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite pnömonisi, inhale edilen organik antijenlere karşı gelişen, presipitan antikorlar (Tip III) ve granülomatöz yanıtın (Tip IV) birlikte görüldüğü mikst bir reaksiyondur.
Soru 43Soru →

2626 yaşında erkek hasta; son bir haftadır devam eden öksürük, ağızdan kan gelmesi (hemoptizi) ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHgmmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.23.2 mg/dLmg/dL ve idrar analizinde mikroskobik hematüri ile dismorfik eritrositler izleniyor. Böbrek biyopsisi sonrası yapılan immünfloresan incelemede glomerül bazal membranları boyunca kesintisiz çizgisel (lineer) tarzda IgGIgG ve C3C3 birikimi saptanıyor.

Bu hastadaki patolojik süreçten sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokuya fikse antijenlere bağlanan antikorların kompleman ve lökosit aracılı hasar oluşturması

Cevap

Doğru cevap, dokuya fikse antijenlere bağlanan antikorların kompleman ve lökosit aracılı hasar oluşturmasıdır.
Kesintisiz çizgisel (lineer) patern, antikorların dokuda sabit (fikse) bulunan glomerül bazal membran antijenlerine (Tip IV kollajenin alfa-3 zinciri) karşı doğrudan bağlandığını kanıtlar. Bu bağlanma, kompleman sistemini aktive ederek ve FcFc reseptörleri aracılığıyla nötrofilleri/makrofajları bölgeye çekerek doku hasarına (Tip II hipersensitivite) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada hemoptizi (akciğer) ve hematüri/böbrek yetmezliği (böbrek) birlikteliği saptanmıştır.
Bu tablo 'pulmoner-renal sendrom' olarak bilinir ve ayırıcı tanıda Goodpasture sendromu, Wegener granülomatozu ve SLE gibi hastalıklar yer alır.
2
İmmünfloresan (IF) bulgusunun yorumlanması
Glomerül bazal membranında (GBM) 'lineer' (çizgisel) IgGIgG birikimi izlenmiştir.
Lineer patern, antikorların dokuda homojen şekilde dağılmış sabit bir antijene (Goodpasture'da Tip IV kollajen) karşı oluştuğunun kesin göstergesidir.
3
Tanı ve hipersensitivite tipinin belirlenmesi
Tanı Goodpasture Sendromu, mekanizma Tip II hipersensitivitedir.
Antikorların dokudaki hedef antijene bağlanıp komplemanı aktive ederek inflamasyon ve lökosit hasarı (sitotoksisite) oluşturması Tip II reaksiyonun temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite ve Goodpasture Sendromu'nda Lineer İmmünfloresan Patern
Soru 44Soru →

32 yaşında kadın hasta; çarpıntı, sinirlilik, ısı intoleransı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral ekzoftalmi ve tiroid bezinde diffüz büyüme (guatr) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH<0.01TSH < 0.01 mU/LmU/L, serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 düzeyleri referans aralığının oldukça üzerinde bulunuyor. Hastanın serumunda TSH reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive eden stimülan antikorlar (TRAb) pozitif saptanıyor. Buna göre, hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikorların hücre yüzey reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive etmesi

Cevap

Antikorların hücre yüzey reseptörlerine bağlanarak reseptörü aktive etmesi
Graves hastalığında, TSH reseptörlerine karşı oluşan IgG yapısındaki antikorlar reseptöre bağlanarak TSH'ın etkisini taklit eder. Bu durum folikül hücrelerinde adenilat siklazı uyararak tiroid hormonlarının aşırı sentezine yol açar. Hücre yüzeyindeki bir yapıya karşı gelişen antikor aracılı bu süreç, Tip II hipersensitivitenin stimülan (non-sitotoksik) tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Çarpıntı, ekzoftalmi, düşük TSH ve yüksek tiroid hormonları Graves hastalığına işaret eder.
Hastanın klinik tablosu klasik bir hipertiroidizm ve otoimmün tiroid hastalığı görünümündedir.
2
Patofizyolojik aracının belirlenmesi
Hastalığın sorumlusu TSH reseptörlerine karşı gelişen stimülan antikorlardır (TRAb).
Otoimmünitede antikorun hedefinin bilinmesi, reaksiyon tipini sınıflandırmak için gereklidir.
3
Coombs ve Gell sınıflamasına göre eşleştirme
Hücre yüzeyindeki bir reseptöre karşı gelişen antikor yanıtı Tip II hipersensitivite kapsamındadır.
Tip II reaksiyonlar dokuya özgü antijenlere veya reseptörlere karşı gelişen antikorları (IgG/IgM) içerir.
4
Fonksiyonel sonucun analizi
Antikorlar reseptörü bloke etmek veya hücreyi parçalamak yerine aktive etmektedir (Stimülasyon).
Graves hastalığı, Tip II reaksiyonların 'antikor aracılı hücresel disfonksiyon' veya 'stimülan tip' örneğidir.

Anahtar Kavram

Tip II Hipersensitivite (Non-sitotoksik/Stimülan Varyant)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 45Soru →

Cerrahi operasyon sırasında yanlışlıkla kan grubu uyumsuz transfüzyon yapılan bir hastada, eritrositlerin intravasküler yıkımıyla karakterize akut hemolitik reaksiyon gelişmiştir. Bu klinik tablodan sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikorların hücre yüzeyindeki antijenlere bağlanarak komplemanı aktive etmesi

Cevap

Doğru yanıt, antikorların hücre yüzeyindeki antijenlere bağlanarak kompleman sistemini aktive etmesi ve sitolize yol açmasıdır.
Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu, klasik bir Tip II (sitotoksik) hipersensitivite örneğidir. Alıcının plazmasında bulunan doğal veya kazanılmış antikorlar (genellikle IgM veya IgG), verici eritrositlerinin yüzeyindeki antijenlere (ABO gibi) bağlanır. Bu bağlanma sonucunda kompleman sistemi klasik yoldan aktive olur ve 'Membran Atak Kompleksi' oluşumuyla eritrositlerin intravasküler parçalanmasına (sitoliz) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Uyumsuz kan transfüzyonu sonrası gelişen akut intravasküler hemoliz belirlendi.
Tanı için semptomların transfüzyonla ilişkisi ve yıkım hızı kritiktir.
2
Hipersensitivite tipini belirle
Hücre yüzeyine bağlı antijenlere karşı gelişen bu yanıt Tip II hipersensitivitedir.
Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre sitotoksik (Tip II) reaksiyonlar hücre yüzeyindeki antijenleri hedefler.
3
Efektör mekanizmayı açıkla
IgM/IgG antikorları komplemanı aktive eder ve Membran Atak Kompleksi (MAC) oluşur.
Akut hemolizde eritrositlerin parçalanmasından doğrudan kompleman aktivasyonu sorumludur.

Anahtar Kavram

Tip II (Sitotoksik) Hipersensitivite

İpuçları

1
Transfüzyon reaksiyonlarında antijenler eritrositlerin yüzeyinde bulunur.

Daha Fazla Pratik

Diğer Tip II hipersensitivite örneklerini (örn. Yeni doğanın hemolitik hastalığı, Goodpasture sendromu) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru →

2828 yaşında kadın hasta, yeni aldığı metal kordonlu kol saatini kullanmaya başladıktan yaklaşık 4848 saat sonra, saatin temas ettiği deri bölgesinde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve küçük veziküller oluşması nedeniyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden benzer bir durumun daha önce imitasyon küpe kullanımı sonrası da geliştiği öğreniliyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyarlı T lenfositlerden salınan sitokinler aracılığıyla makrofajların aktivasyonu ve doku hasarı

Cevap

Duyarlı T lenfositlerden salınan sitokinler aracılığıyla makrofajların aktivasyonu ve doku hasarı
Vakadaki klinik tablo tipik bir nikel kontakt dermatitidir. Bu durum Tip IV (gecikmiş tip) hipersensitivite reaksiyonudur. Bu reaksiyonda antijenle duyarlı hale gelmiş T lenfositler (özellikle CD4+ Th1 hücreleri), antijenle tekrar karşılaştıklarında interferongama (IFN-γ) gibi sitokinler salgılayarak makrofajları aktive ederler. Aktive makrofajlar ve sitotoksik T hücreleri (CD8+), derideki ekzematöz değişikliklerden ve doku hasarından sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu ve zamanlamayı analiz etme
Temas bölgesinde sınırlı (metal saat/küpe), gecikmiş (48 saat) veziküler döküntü kontakt dermatiti işaret eder.
Tip IV reaksiyonlar 'gecikmiş' karakterdedir ve genellikle 24-72 saatte pik yapar.
2
Hipersensitivite tipini belirleme
Kontakt dermatit, Coombs ve Gell sınıflandırmasına göre Tip IV hipersensitivitedir.
Hücresel immünite (T-hücreleri) rol oynar, antikorlar (IgE, IgG vb.) bu tabloda birincil rolü üstlenmez.
3
Efektör mekanizmayı tanımlama
Antijenle (nikel vb.) duyarlılaşmış Th1 hücrelerinin IFN-γ salgılayarak makrofajları aktive etmesi sonucu inflamasyon oluşur.
Tip IV reaksiyonların temel efektörleri duyarlı T lenfositler ve makrofajlardır.

Anahtar Kavram

Kontakt dermatit, Tip IV (gecikmiş tip) hipersensitivite reaksiyonudur ve T lenfosit-makrofaj aksı üzerinden gerçekleşir.

Alternatif Yöntem

Süre analizi yapmak: 24-72 saatlik gecikme her zaman Tip IV reaksiyonları akla getirmelidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 47Soru →

2424 yaşında bir kadın hasta, yeni aldığı metal kol saatini taktıktan yaklaşık 4848 saat sonra saatin temas ettiği bilek bölgesinde kaşıntılı döküntü, kızarıklık ve vezikül oluşumu şikayetiyle başvuruyor. Yapılan dermatolojik muayenede temas dermatiti tanısı konuluyor.

Buna göre, bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel immünopatolojik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyarlı T lenfositlerin sitokin salınımı ve makrofaj aktivasyonu

Cevap

Duyarlı T lenfositlerin sitokin salınımı ve makrofaj aktivasyonu yoluyla gerçekleşen Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur.
Hastadaki tablo, tipik bir temas dermatiti (Tip IV hipersensitivite) vakasıdır. Bu reaksiyonda, nikel gibi küçük moleküller (haptenler) deri proteinlerine bağlanarak tam antijen oluşturur. Önceden duyarlı hale gelmiş T lenfositler, bu antijenle tekrar karşılaştığında sitokinler salgılayarak makrofajları aktive eder ve bölgesel inflamasyona (egzama benzeri lezyonlara) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve zamanlamayı analiz et.
Nikel/metal teması sonrası 4848 saatte gelişen lezyonlar, gecikmiş tip bir yanıtı işaret eder.
Temas dermatiti, antijenle karşılaştıktan 4848-7272 saat sonra ortaya çıkan klasik bir gecikmiş tip yanıtıdır.
2
Tanımlanan klinik durumun Coombs ve Gell sınıflandırmasındaki karşılığını belirle.
Temas dermatiti, Tip IV (hücresel/gecikmiş tip) hipersensitivitedir.
Tip IV reaksiyonlar antikor aracılı değil, T hücresi aracılıdır.
3
Tip IV reaksiyonun hücresel düzeydeki mekanizmasını hatırla.
Duyarlı Th1 hücrelerinden salınan sitokinlerin (özellikle IFN-gamma) makrofajları aktive etmesi.
Hücresel yanıtta ana efektör hücreler duyarlı T lenfositler ve onların aktive ettiği makrofajlardır.

Anahtar Kavram

Temas dermatiti, antijen sunumu sonrası aktive olan T hücrelerinin (Th1/Th17) ve makrofajların aracılık ettiği Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur.
Soru 48Soru →

3232 yaşında bir erkek hastaya, tarama amaçlı tüberkülin saflaştırılmış protein türevi (PPD) testi uygulanıyor. Uygulamadan 4848 saat sonra enjeksiyon bölgesinde 1515 mm çapında bir endürasyon ve eritem saptanıyor. Bu klinik tablodan sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyarlı T lenfositlerin sitokin salınımı ve makrofaj aktivasyonu

Cevap

PPD testindeki endürasyon yanıtı, duyarlı T lenfositlerin (özellikle Th1Th1) antijenle karşılaştığında salgıladığı sitokinler ve buna bağlı gelişen makrofaj aktivasyonu ile karakterize Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur.
Tüberkülin (PPD) deri testi, Tip IV hipersensitivite reaksiyonunun prototipidir. Bu reaksiyonda antijen sunan hücreler tarafından sunulan antijene yanıt olarak duyarlı CD4+CD4^+ Th1 hücreleri aktive olur. Bu hücreler IFN−γIFN-\gamma, IL−2IL-2 ve TNF−βTNF-\beta gibi sitokinler salgılayarak makrofajları bölgeye toplar ve onları aktive ederler. Aktive makrofajlar ve inflamatuar yanıt, enjeksiyon bölgesinde karakteristik sertlik (endürasyon) ve kızarıklığa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların süresini değerlendir
Reaksiyonun 4848 saatte gelişmesi, bunun 'gecikmiş' tip bir yanıt olduğunu gösterir.
Tip I reaksiyonlar dakikalar, Tip IV reaksiyonlar ise genellikle 24−7224-72 saat içinde pik yapar.
2
Uygulanan testi ve patolojiyi belirle
PPD testi, hücresel bağışıklığı (T hücresi yanıtını) ölçen klasik bir Tip IV hipersensitivite örneğidir.
Deri içine verilen antijen, daha önce duyarlılaşmış bellek T hücreleri tarafından tanınır.
3
Efektör hücreleri ve mekanizmayı tanımla
CD4+CD4^+ Th1 hücreleri IFN−γIFN-\gamma salgılar ve bu da makrofajları bölgeye çekerek aktive eder.
Tip IV reaksiyonlarda antikorlar değil, hücresel elemanlar (T hücreleri ve makrofajlar) doku yanıtından sorumludur.

Anahtar Kavram

Tip IV (Hücresel/Gecikmiş) Hipersensitivite

İpuçları

1
Reaksiyonun gelişim süresine (4848 saat) odaklanın; bu süre hangi hipersensitivite tipi için tipiktir?
2
Coombs-Gell sınıflandırmasında hücresel (antikor bağımsız) olan tek tip hangisidir?
3
Th1 hücrelerinden salınan IFN−γIFN-\gamma'nın makrofajlar üzerindeki etkisini düşünün.
Tahmini Süre:50s
Soru 49Soru →

Anamnezinde çocukluk çağından itibaren sık tekrarlayan otitis media ve diyare atakları bildiren, laboratuvar verilerinde selektif IgAIgA eksikliği tanısı kesinleşmiş olan bir bireye, geçirdiği operasyon sırasında tam kan transfüzyonu yapılmaktadır. Transfüzyonun başlamasından yaklaşık 55 dakika sonra hastada ani gelişen hışıltılı solunum (wheezing), yaygın eritemli ürtiker plakları, laringeal ödem ve sistolik kan basıncının 65 mmHg65\text{ mmHg}'ye gerilemesiyle karakterize bir tablo gelişiyor. Bu klinik tablonun patogenezinden sorumlu olan temel immünolojik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Donör kanındaki IgA proteinine karşı hastada önceden oluşmuş IgE tipi antikorların mast hücrelerinden vazoaktif mediyatör salınımını tetiklemesi

Cevap

Donör kanındaki IgA proteinine karşı hastada önceden oluşmuş IgE tipi antikorların mast hücrelerinden vazoaktif mediyatör salınımını tetiklemesi
Selektif IgAIgA eksikliği olan bireyler, kendi vücutlarında bulunmayan IgAIgA proteinini yabancı bir antijen olarak algılarlar. Bu bireylerin bir kısmında IgAIgA'ya karşı önceden gelişmiş olan IgEIgE tipi antikorlar (anti-IgAIgA) mevcuttur. Transfüzyonla IgAIgA verildiğinde, bu antikorlar mast hücreleri üzerindeki reseptörlerine bağlı haldedir ve antijenle karşılaşınca degranülasyon gerçekleşir. Histamin ve lökotrien gibi mediyatörlerin salınımı sonucunda vazoaktif ve bronkokonstriktör etkilerle anafilaktik şok tablosu oluşur. Bu durum Coombs ve Gell sınıflamasına göre Tip I hipersensitivite reaksiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Tekrarlayan enfeksiyonlar ve düşük IgAIgA düzeyi 'Selektif IgAIgA Eksikliği' tanısını koydurur.
Hastanın immunolojik zeminini anlamak için tanı kriterleri değerlendirilmelidir.
2
Reaksiyon zamanlamasının ve tipinin belirlenmesi
Transfüzyonun ilk dakikalarında gelişen ürtiker, hipotansiyon ve dispne bir 'anafilaktik reaksiyon'dur.
Hızlı gelişen sistemik yanıtlar genellikle IgE bağımlı Tip I mekanizmayı işaret eder.
3
Selektif IgA eksikliği ile anafilaksi ilişkisinin kurulması
Bu hastalarda donör kanındaki IgAIgA proteinine karşı önceden oluşmuş anti-IgAIgA IgEIgE antikorları bulunur.
Vücudun tanımadığı bir proteine karşı duyarlılaşması sonucunda anafilaktik şok gelişebilir.
4
Coombs-Gell sınıflamasına eşleme
IgEIgE aracılı mast hücre degranülasyonu Tip I (Anlık) hipersensitivitedir.
Mekanizma mediyatör salınımı üzerinden ilerlediği için Tip I olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Selektif IgA eksikliği olan hastalarda transfüzyona bağlı anafilaksi gelişimi (Tip I Hipersensitivite)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru →

1919 yaşında bir üniversite öğrencisi, fındıklı kurabiye yedikten dakikalar sonra yaygın ürtiker, dilde şişme ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg, nabız 120/dakika120/dakika ve bilateral ekspiratuar wheezing saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablonun patogenezinden sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mast hücre yüzeyindeki IgEIgE antikorlarının antijen tarafından çapraz bağlanması sonucu mediyatör salınımı

Cevap

Mast hücre yüzeyindeki IgE antikorlarının antijen tarafından çapraz bağlanması sonucu mediyatör salınımı
Hastada görülen tablo tipik bir anafilaksidir. Tip I hipersensitivite reaksiyonunda, antijen (allerjen) mast hücreleri ve bazofillerin yüzeyindeki yüksek afiniteli FcϵRIFc\epsilon RI reseptörlerine bağlı olan spesifik IgEIgE moleküllerini çapraz bağlar. Bu çapraz bağlanma hücre içi kalsiyum artışına ve granüllerden histamin, lökotrienler ve prostaglandinler gibi vazoaktif mediyatörlerin salınımına neden olur. Bu mediyatörler damar geçirgenliğini artırarak ödeme (anjiyoödem, ürtiker), düz kas kasılmasına (wheezing) ve yaygın vazodilatasyona (hipotansiyon) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hızlı başlangıçlı ürtiker, anjiyoödem, hipotansiyon ve bronkospazm tablosu anafilaktik şoku işaret eder.
Tip I hipersensitivite reaksiyonları dakikalar içinde gelişen sistemik veya lokal reaksiyonlardır.
2
Hipersensitivite tipinin belirlenmesi
Coombs ve Gell sınıflamasına göre bu tablo Tip I (Hemen oluşan) hipersensitivitedir.
Allerjene maruziyet sonrası mast hücrelerinden hızlı mediyatör salınımı bu sınıfa girer.
3
Hücresel mekanizmanın tanımlanması
Daha önce duyarlı hale gelmiş mast hücreleri üzerindeki IgE'lerin çapraz bağlanması (cross-linking) degranülasyonu tetikler.
Antijenin iki IgE molekülünü birbirine bağlaması, hücre içi sinyal yollarını aktif hale getirir.

Anahtar Kavram

Tip I Hipersensitivite ve Mast Hücre Degranülasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru →

4848 yaşında bir marangoz; iş yerinde ahşap tozlarına maruz kaldıktan yaklaşık 4−84-8 saat sonra başlayan ateş, titreme, öksürük ve nefes darlığı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde ince raller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serumda spesifik "presipite edici" IgGIgG antikorları pozitif bulunuyor. Hastanın akciğer biyopsisinde ise interstisyel alanda lenfositik infiltrasyon ve non-kazeifiye granülomlar saptanıyor.

Buna göre, bu hastadaki patolojik süreçlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut fazdaki inflamasyon, alveollerde oluşan immün komplekslerin kompleman sistemini aktive etmesiyle gelişir.

Cevap

Akut fazdaki inflamasyonun alveollerde oluşan immün kompleksler ve kompleman aktivasyonu ile geliştiğini belirten ifade doğrudur.
Akut fazdaki inflamasyonun immün kompleksler ve kompleman aktivasyonu ile gerçekleştiği ifadesi doğrudur. Hipersensitivite pnömonisinde, solunan antijenlere karşı önceden oluşmuş yüksek düzeydeki IgGIgG antikorları, alveol düzeyinde antijenle birleşerek immün kompleksler oluşturur (Tip III). Bu kompleksler kompleman sistemini (C3aC3a, C5aC5a) aktive ederek nötrofilleri bölgeye çeker ve akut alveolit tablosuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Marangozluk öyküsü, antijen maruziyetinden 4-8 saat sonra gelişen belirtiler ve spesifik IgG (presipitan) varlığı hipersensitivite pnömonisine (çiftçi akciğeri/marangoz akciğeri) işaret eder.
Zamanlama ve antikor tipi akut fazın Tip III hipersensitivite olduğunu doğrular.
2
Biyopsi bulgularını yorumlama
Lenfositik infiltrasyon ve non-kazeifiye granülomlar, gecikmiş tipte (Tip IV) hipersensitivite reaksiyonunun varlığını gösterir.
T hücre aracılı bu yanıt, hastalığın subakut ve kronik evrelerinden sorumludur.
3
Seçenekleri mekanizmalarla eşleştirme
Akut fazın immün kompleks (Tip III) aracılı olduğu bilgisinin doğruluğu onaylanır.
Tip III mekanizmasında IgG-antijen kompleksleri komplemanı aktive ederek nötrofil kemotaksisine ve doku hasarına yol açar.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite pnömonisi, akut dönemde Tip III, kronik dönemde Tip IV hipersensitivite mekanizmalarının birlikte görüldüğü miks bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

ABPA (Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis) ile Hipersensitivite Pnömonisi arasındaki immünolojik farkları (Tip I+III vs Tip III+IV) karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru →

5252 yaşında, uzun yıllardır hobi amaçlı kuş besleyen erkek hasta; son bir yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden, kuş kümeslerini temizlediği günlerin akşamında genellikle üşüme, titreme, ateş ve nefes darlığı yaşadığı, bu şikayetlerin ertesi gün kendiliğinden gerilediği öğreniliyor. Akciğer biyopsisinde non-kazeifiye granülomlar saptanan bu hastada; akut ataklardan ve kronik interstisyel süreçten sorumlu olan temel immünolojik mekanizmalar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dolaşan immün komplekslerin depolanması (Tip III) — TT lenfosit aracılı gecikmiş tip yanıt (Tip IV)

Cevap

Dolaşan immün komplekslerin depolanması (Tip III) ve TT lenfosit aracılı gecikmiş tip yanıt (Tip IV)
Vaka hipersensitivite pnömonisidir (HP). HP'nin patogenezi kompleks olup; akut fazda (4−84-8 saat sonra) antijenle karşılaşan presipitan IgGIgG antikorlarının oluşturduğu immün kompleksler ve kompleman aktivasyonu (Tip III) sorumludur. Süreç kronikleştikçe (TT hücre aktivasyonu ve granülom oluşumu), tabloya Tip IV hipersensitivite yanıtı hakim olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hipersensitivite Pnömonisi (Kuşçu Akciğeri)
Kuş besleme öyküsü, maruziyet sonrası 4−84-8 saatte gelişen akut ataklar ve biyopsiden granülom varlığı bu tanıyı koydurur.
2
Akut faz mekanizmasını belirle
Tip III Hipersensitivite
Maruziyet sonrası gelişen akut belirtiler, serumda bulunan spesifik IgGIgG yapısındaki presipitan antikorların antijenle birleşerek alveollerde immün kompleksler oluşturması ve komplemanı aktive etmesiyle (Arthus benzeri reaksiyon) ilişkilidir.
3
Kronik faz mekanizmasını belirle
Tip IV Hipersensitivite
Kronik dönemde izlenen non-kazeifiye granülom oluşumu, duyarlı TT lenfositler ve makrofajlar arasındaki sitokin etkileşimine dayanan gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtıdır.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite Pnömonisi (Ekstrinsik Alerjik Alveolit), hem Tip III hem de Tip IV hipersensitivite mekanizmalarının birlikte rol oynadığı miks bir immünolojik tablodur.
Soru 53Soru →

2626 yaşında erkek hasta, her bahar döneminde tekrarlayan hapşırık, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan deri prick testinde polen duyarlılığı saptanıyor. Hasta, polen maruziyetinden yaklaşık 2020 dakika sonra semptomlarının başladığını, antihistaminik kullanımıyla kısa sürede rahatladığını; ancak maruziyetten yaklaşık 88 saat sonra, yeni bir antijen teması olmamasına rağmen burun tıkanıklığının ve nefes darlığının ilkinden daha şiddetli bir şekilde geri döndüğünü belirtiyor. Bu hastada 88. saatte gelişen semptomların immunopatogenezinden sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Th2Th2 lenfositlerden salınan ILIL-55 aracılığıyla eozinofillerin dokuya göçü ve aktivasyonu

Cevap

Tip I hipersensitivitenin geç faz reaksiyonunda temel mekanizma, Th2Th2 lenfositlerden salınan ILIL-55 gibi sitokinlerin etkisiyle eozinofillerin dokuya göç etmesi ve aktive olmasıdır.
Doğru seçenek, Tip I hipersensitivitenin geç faz reaksiyonunun immunopatolojisini tam olarak açıklar. Geç fazda mast hücrelerinden ve Th2Th2 lenfositlerden salınan kemokinler ve sitokinler (ILIL-55, eotaksin vb.) eozinofilleri bölgeye çeker. Eozinofillerin aktivasyonu sonucunda salınan mediyatörler (major basic protein gibi) mukozal ödem ve bronş daralmasına neden olarak semptomların daha şiddetli dönmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi ve faz ayrımı
Hastada Tip I hipersensitiviteye (allerjik rinit) bağlı iki fazlı (bifazik) bir yanıt mevcuttur.
İlk yanıtın polen sonrası 2020. dakikada olması 'erken fazı', 88. saatteki tekrarlayan şiddetli semptomlar ise 'geç fazı' işaret eder.
2
Geç faz mekanizmasının belirlenmesi
Geç fazın hücresel ve sitokin temelli olduğu belirlenir.
Erken faz mast hücresi degranülasyonu ve histamin ile gerçekleşirken, geç faz inflamatuar hücre (özellikle eozinofil) infiltrasyonu ile karakterizedir.
3
Efektör hücre ve sitokin eşleştirmesi
Th2Th2 hücreleri, ILIL-44, ILIL-55 ve eozinofillerin sürece dahil olduğu sonucuna varılır.
ILIL-55 eozinofilleri aktive ederken, eozinofillerden salınan ana bazik protein ve eozinofilik katyonik protein doku hasarına yol açar.

Anahtar Kavram

Tip I hipersensitivitede geç faz reaksiyonu, antijen maruziyetinden 22-2424 saat sonra ortaya çıkan, histamin dışı sitokinler (ILIL-44, ILIL-55, TNFTNF) ve eozinofillerin rol oynadığı inflamatuar bir süreçtir.

Daha Fazla Pratik

Allerjik astımda geç faz yanıtını önlemek için neden antihistaminiklerin değil de kortikosteroidlerin daha etkili olduğunu bu mekanizma üzerinden değerlendiriniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 54Soru →

6060 yaşında bir kadın hasta, şiddetli bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası başlanan seftriakson tedavisinin ilk gününde aniden başlayan yüksek ateş ve gövdede eritematöz zeminde gelişen, birleşme eğilimi gösteren yüzlerce steril, non-folliküler püstül ile acil servise başvuruyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde belirgin nötrofili (15.000/mm315.000/mm^3) saptanıyor. Bu hastadaki immünopatolojik süreçte, antijene spesifik T hücrelerinden salınarak nötrofillerin dokuya migrasyonunu ve püstül oluşumunu sağlayan temel kemokin ile reaksiyonun Coombs-Gell (Pichler modifikasyonu) sınıflandırmasındaki tipi aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CXCL8CXCL8 (IL−8IL-8) - Tip IVdIVd

Cevap

CXCL8CXCL8 (IL−8IL-8) salınımı ile karakterize Tip IVdIVd reaksiyonu
Vakada sunulan Akut Generalize Ekzantematöz Püstüloz (AGEP), ilaçlara bağlı gelişen özel bir Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur. Bu tabloda, ilaca spesifik T hücreleri (hem CD4+ hem CD8+) tarafından salınan CXCL8 (IL-8) kemokini, nötrofilleri dokuya çekerek steril püstüllerin oluşmasına neden olur. Bu spesifik nötrofilik yolak, modern immunolojide Tip IVd olarak sınıflandırılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Akut Generalize Ekzantematöz Püstüloz (AGEP)
İlaç kullanımı (seftriakson) sonrası hızla gelişen ateş, steril non-folliküler püstüller ve nötrofili tipik AGEP bulgularıdır.
2
Hipersensitivite tipinin belirlenmesi
Tip IVdIVd
Gell-Coombs sınıflandırmasının modern modifikasyonuna göre, nötrofilik inflamasyonla seyreden T hücre aracılı reaksiyonlar Tip IVd olarak adlandırılır.
3
Sorumlu mediyatörün saptanması
CXCL8CXCL8 (IL−8IL-8)
AGEP patogenezinde ilaç spesifik T hücrelerinden salınan en kritik kemokin, nötrofil kemotaksisini sağlayan IL-8'dir.

Anahtar Kavram

T hücre aracılı hipersensitivite reaksiyonlarının (Tip IV) efektör hücre ve sitokin profiline göre alt tiplere ayrılması (Pichler Sınıflandırması).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru →

4242 yaşında bir kadın hastaya, jinekolojik operasyon sırasında kan transfüzyonu başlanıyor. Transfüzyonun 1010. dakikasında hastada şiddetli bel ağrısı, ateş, titreme ve hipotansiyon gelişiyor. İdrar sondasından gelen idrarın koyu renkli (hemoglobinüri) olduğu fark ediliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde hastanın serumunda serbest hemoglobin artışı ve direkt Coombs testi pozitifliği saptanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan hipersensitivite reaksiyonunun patogenezinde rol oynayan temel efektör mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikor bağımlı kompleman aktivasyonu ve membran atak kompleksi oluşumu

Cevap

Antikor bağımlı kompleman aktivasyonu ve membran atak kompleksi oluşumu
Doğru cevap, Tip II hipersensitivite mekanizmasını tam olarak tanımlamaktadır. Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonunda, alıcıdaki önceden oluşmuş antikorlar (genellikle IgM yapısındaki anti-A veya anti-B), transfüze edilen eritrositlerin yüzeyindeki antijenlere bağlanır. Bu bağlanma klasik kompleman yolunu aktive eder, C5-C9 arası proteinlerin birleşmesiyle 'membran atak kompleksi' (MAC) oluşur ve eritrositlerde porlar (delikler) açarak intravasküler hemolize yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Transfüzyon sırasında gelişen ateş, bel ağrısı ve hemoglobinüri 'Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu'nu (AHTR) düşündürür.
Kısa sürede gelişen intravasküler hemoliz bulguları bu tanı için karakteristiktir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Direkt Coombs testi pozitifliği, eritrosit yüzeyinde antikor/kompleman varlığını kanıtlar.
AHTR, alıcının plazmasında bulunan (genellikle ABO grubuna karşı) antikorların verici eritrositlerine saldırması sonucu oluşur.
3
Hipersensitivite tipinin ve efektör mekanizmanın belirlenmesi
Tablo Tip II (sitotoksik) hipersensitivite reaksiyonudur; ana efektör mekanizma kompleman aktivasyonu ve MAC oluşumudur.
Antikorlar hedef hücreye bağlandığında klasik kompleman yolunu aktive ederek hücre lizisine (hemoliz) neden olur.

Anahtar Kavram

Tip II hipersensitivite reaksiyonlarında antikor aracılı kompleman aktivasyonu ve hedef hücre lizisi (Akut Hemolitik Transfüzyon Reaksiyonu mekanizması).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 56Soru →

3232 yaşında bir kadın hasta, mevsimsel alerjik rinit şikayetiyle alerji polikliniğine başvuruyor. Uygulanan deri çizme (prick) testinde spesifik bir polen antijenine karşı 1515-2020 dakika içinde belirgin bir eritem ve ödem (wheal and flare) gözleniyor. Bu reaksiyon geriledikten sonra, yaklaşık 66 saat sonra aynı test bölgesinde bu kez daha yaygın, sert (indüre) ve ağrılı bir inflamatuar şişlik geliştiği saptanıyor. Bu hastada 66. saatte ortaya çıkan klinik tablonun (geç faz reaksiyonu) gelişiminden sorumlu olan temel immünolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mast hücrelerinden sentezlenen sitokinler (IL−4,IL−5,TNF−αIL-4, IL-5, TNF-\alpha) aracılığıyla eozinofillerin ve Th2Th2 hücrelerinin bölgeye göçü

Cevap

Mast hücrelerinden sentezlenen sitokinler aracılığıyla eozinofillerin ve Th2 hücrelerinin bölgeye göçü
Tip I hipersensitivite reaksiyonları bifazik özellik gösterebilir. Erken faz (1515-3030 dakika), mast hücrelerindeki hazır granüllerden salınan histamin gibi mediyatörlerle damar geçirgenliğinin artması (ödem) ve vazodilatasyon (eritem) ile karakterizedir. Geç faz (22-2424 saat) ise, mast hücreleri ve bazofillerden sentezlenen sitokinlerin (özellikle eozinofilleri aktive eden IL−5IL-5) etkisiyle bölgeye inflamatuar hücrelerin (eozinofiller, nötrofiller, Th2Th2 lenfositler) göç etmesi sonucu oluşur. Bu fazda dokuda indürasyon (sertlik) ve inflamasyon baskındır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun evrelerini analiz et
İlk 15-20 dakikadaki reaksiyon 'erken faz', 6. saatteki reaksiyon 'geç faz' Tip I hipersensitivitedir.
Tip I reaksiyonlar sıklıkla bifazik seyir gösterir; erken faz vasküler, geç faz inflamatuardır.
2
Geç fazın mediyatörlerini belirle
Erken fazda histamin/lökotrienler hakimken, geç fazda yeni sentezlenen sitokinler (IL-4, IL-5, TNF-alfa) rol oynar.
Mast hücreleri degranülasyon sonrası sitokin transkripsiyonunu başlatarak inflamasyonu sürdürür.
3
Efektör hücre göçünü değerlendir
IL-5 etkisiyle eozinofiller, IL-4/IL-13 etkisiyle Th2 hücreleri bölgeye gelir.
Geç fazdaki doku hasarı ve indürasyonun temel sebebi bu inflamatuar hücre birikimidir.

Anahtar Kavram

Tip I Hipersensitivite Reaksiyonunda Erken Faz vs. Geç Faz Farkı

Daha Fazla Pratik

Tip I hipersensitivitede mast hücresinden salınan sitokinlerin sadece inflamasyonu değil, aynı zamanda B hücrelerinde IgE sınıf değişimini (class switching) nasıl indüklediğini (IL-4 ve IL-13 rolü) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Hipersensitivite Reaksiyonları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin