Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 soru

Soru 321Soru

Mide adenokarsinomlarının Lauren sınıflandırmasında yer alan "diffüz tip" karsinomun en tipik mikroskobik özelliği olan; hücre içinde biriken yoğun müsinin çekirdeği hücre kenarına itmesiyle karakterize hücre morfolojisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşlı yüzük hücreleri

Cevap

Taşlı yüzük hücreleri
Lauren sınıflandırmasında mide kanserleri intestinal ve diffüz tip olarak ikiye ayrılır. Diffüz tip karsinomda hücreler arası kohezyon (bağlantı) kaybı vardır (genellikle E-kadherin mutasyonu/kaybı ile ilişkilidir). Bu hücrelerde müsin glandüler lümen oluşturmak yerine hücre içinde birikir. Büyük bir müsin vakuolü çekirdeği hücrenin bir kenarına iterek "taşlı yüzük hücresi" (signet ring cell) görünümünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Karsinom tipini belirle
Lauren sınıflamasına göre diffüz tip karsinom
Soruda diffüz tip karsinomun morfolojik özelliği sorulmaktadır.
2
Hücresel özellikleri analiz et
Hücre içi müsin birikimi ve çekirdek itilmesi
Diffüz tip karsinomda hücreler arası bağlantılar (E-kadherin kaybı gibi) zayıftır ve müsin hücre içinde toplanır.
3
Morfolojik terimi tanımla
Taşlı yüzük hücresi görünümü
Müsin vakuolünün çekirdeği perifere itmesi yüzük benzeri bir görüntü oluşturur.

Anahtar Kavram

Lauren sınıflamasında Diffüz Tip Mide Karsinomu ve Taşlı Yüzük Hücresi morfolojisi
Tahmini Süre:45s
Soru 322Soru

6464 yaşında kadın hastaya yapılan tarama kolonoskopisinde çekumda, üzeri mukusla kaplı, 1.21.2 cm çapında, düz (flat) yerleşimli bir lezyon saptanıyor. Biyopsi örneğinde kript tabanına kadar uzanan serrat (testeredişi) görünüm, kript tabanlarında lateral büyüme (LL ve TT şeklinde dallanmalar) ve genişleme izleniyor; ancak konvansiyonel sitolojik displazi saptanmıyor. Bu lezyonun karsinom gelişim sürecindeki en olası moleküler mekanizma aşağıdakileceklerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BRAFBRAF mutasyonu zemininde CpG ada metilatör fenotipi (CIMP) ile MLH1MLH1 promotör hipermetilasyonu

Cevap

Sesil serrat lezyonun karsinoma progresyonunda BRAFBRAF mutasyonu, CpG ada metilatör fenotipi (CIMP) ve MLH1MLH1 promotör hipermetilasyonu temel rol oynar.
Vakada tanımlanan histolojik bulgular (kript tabanında serrasyon, lateral büyüme, L/TL/T şekilli kriptler) Sesil Serrat Lezyon (SSL) için karakteristiktir. Bu lezyonlar moleküler olarak BRAFBRAF mutasyonu ve CpG ada metilatör fenotipi (CIMP) ile ilişkilidir. CIMP aracılığıyla MLH1MLH1 geninin susturulması, DNA yanlış eşleşme tamir (MMR) eksikliğine ve mikrosatellit instabilitesine yol açarak karsinom gelişimini tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik verileri sentezlemek.
Sağ kolon yerleşimi (çekum), düz (flat) görünüm ve histolojideki bazal serrasyon ile lateral kript büyümesi (LL ve TT şekilli kriptler) lezyonun Sesil Serrat Lezyon (SSL) olduğunu kanıtlar.
SSL'yi hiperplastik poliplerden ayıran en önemli özellik serrasyonun kript tabanına kadar inmesi ve bazal genişlemedir.
2
Moleküler patogenezi belirlemek.
SSL'lerin neredeyse tamamında BRAFBRAF (V600E) mutasyonu bulunur ve bu lezyonlar sıklıkla CIMP (CpG Island Methylator Phenotype) sergiler.
Serrat neoplazi yolağında BRAFBRAF mutasyonu, hücrelerin apoptozdan kaçmasını ve yaşlanmasını sağlayan temel itici güçtür.
3
Karsinoma ilerleme mekanizmasını tanımlamak.
CIMP fenotipi nedeniyle MLH1MLH1 geninin promotör bölgesi hipermetile olur ve gen susturulur, bu da mikrosatellit instabilitesine (MSI-H) yol açar.
Bu süreç, klasik adenom-karsinom dizisinden farklı olarak mikrosatellit instabilitesi gösteren sporadik sağ kolon karsinomlarının ana gelişim yoludur.

Anahtar Kavram

Sesil Serrat Lezyon (SSL) ve Serrat Neoplazi Yolağı

Daha Fazla Pratik

Serrat poliplerin (Hiperplastik, SSL, TSA) histolojik ayırıcı tanısını ve BRAFBRAF vs KRASKRAS mutasyon dağılımlarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

7070 yaşında, uzun süreli pirozipirozi (mide yanması) ve obezite öyküsü olan bir erkek hastada, son aylarda gelişen ilerleyici disfajidisfaji (yutma güçlüğü) nedeniyle yapılan endoskopik incelemede, distal özofagusta gastroözofageal bileşkeyi tutan ülserovejetan bir kitle saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinde Barrett özofagusu zemininde gelişmiş invaziv adenokarsinom tanısı doğrulanıyor. Bu tümörün patogenezi, morfolojisi ve moleküler özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenokarsinomların yaklaşık %153015-30’unda ERBB2ERBB2 (HER2HER2) gen amplifikasyonu saptanır ve bu durum hedefe yönelik Trastuzumab tedavisi için temel oluşturur.

Cevap

Özofagus adenokarsinomlarında yaklaşık %153015-30 oranında izlenen ERBB2ERBB2 (HER2HER2) gen amplifikasyonu, Trastuzumab gibi biyolojik ajanlarla tedaviye olanak sağlayan önemli bir moleküler özelliktir.
Özofagus adenokarsinomları, Barrett özofagusu-displazi-karsinom sekansı üzerinden gelişir. Bu süreçte p16p16 (CDKN2ACDKN2A) kaybı ve TP53TP53 mutasyonları erken dönemde (invazyon öncesi) gözlenirken, vakaların yaklaşık %153015-30’unda saptanan ERBB2ERBB2 (HER2HER2) amplifikasyonu Trastuzumab tedavisi için endikasyon oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu değerlendir
Obezite ve kronik reflü (GÖRH) öyküsü olan yaşlı bir erkek hastada, distal özofagusta Barrett özofagusu zemininde gelişen adenokarsinom tespit edilmiştir.
Tümör tipini (Adeno vs Skuamöz) netleştirmek için klinik risk faktörleri ve lokalizasyon kritiktir.
2
Adenokarsinomun moleküler patogenezini hatırla
TP53TP53 ve p16p16 (CDKN2ACDKN2A) kaybı erken dönemdedir; HER2HER2 (ERBB2ERBB2) ve METMET amplifikasyonları ise terapötik öneme sahip geçiş basamaklarıdır.
TUS sınavında tümörlerin moleküler sürücüleri ve tedavi edilebilir hedefleri (HER2 gibi) sıkça sorgulanır.
3
Ayırıcı tanıdaki yanlış seçenekleri ele
Lökoplaki, skuamöz displazi, SOX2SOX2 ve NOTCH1NOTCH1 değişiklikleri skuamöz hücreli karsinom (SCC) ile ilişkilidir.
SCC ve Adenokarsinomun patogenez ve prekürsör lezyon ayrımını yapmak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Barrett özofagusu zemininde gelişen adenokarsinomlarda ERBB2ERBB2 (HER2HER2) amplifikasyonu önemli bir moleküler hedef olup, patogenezde p16p16 ve p53p53 değişiklikleri erken evrelerde izlenir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 324Soru

Akut karın ön tanısıyla acil operasyona alınan bir hastada, cerrah peripankreatik bölgede ve omentum üzerinde yaygın, sert, tebeşir beyazı (chalky white) renkli küçük odaklar gözlemliyor. Bu odakların mikroskobik incelemesinde amorf, bazofilik kalsiyum birikimleri ve nükleusu kaybolmuş "gölge hücreler" (shadow cells) izleniyor. Bu hastadaki temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enzimatik yağ nekrozu

Cevap

Enzimatik yağ nekrozu, akut pankreatit seyrinde aktive olan lipazların adipositleri parçalaması ve açığa çıkan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşma (saponifikasyon) oluşturması sürecidir.
Doğru seçenek olan enzimatik yağ nekrozu, pankreastan sızan lipazların yağ dokusundaki trigliseridleri serbest yağ asitlerine parçalamasıyla başlar. Bu yağ asitleri kalsiyum ile reaksiyona girerek makroskopik olarak 'tebeşir beyazı' odaklara (sabunlaşma/saponifikasyon) neden olur. Mikroskobik olarak ise nükleusu kaybolmuş yağ hücreleri (gölge hücreler) ve amorf kalsiyum birikimleri tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Peripankreatik alanda 'tebeşir beyazı' odaklar saptandı.
Bu makroskopik tanım, tıpta kalsiyum sabunlaşması için kullanılan klasik bir belirteçtir.
2
Mikroskobik özellikleri değerlendir
Gölge hücreler ve bazofilik kalsiyum birikimleri izlendi.
Yağ nekrozunda hücre sınırları korunsa da çekirdekler kaybolur (gölge hücre) ve kalsiyum tuzları bazofilik (mavi-mor) boyanır.
3
Tanıyı koy
Enzimatik yağ nekrozu.
Pankreas enzimlerinin (özellikle lipaz) tetiklediği bu süreç, tanımlanan tüm bulguları açıklar.

Anahtar Kavram

Akut pankreatitte pankreas enzimlerinin sızması sonucu peripankreatik yağ dokusunda enzimatik yağ nekrozu ve sabunlaşma (saponifikasyon) gelişir.

Daha Fazla Pratik

Pankreas başı karsinomlarında görülen Trousseau sendromu (gezici tromboflebit) ve genetik mutasyonları (KRAS, SMAD4) gözden geçirmek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 325Soru

Vu¨cut Kitle I˙ndeksi (VKI˙33 kg/m2\text{Vücut Kitle İndeksi (VKİ) } 33 \text{ kg/m}^2 olan ve tip 2 diabetes mellitus tanısıyla takip edilen 5252 yaşında erkek hastada, rutin kontrollerde karaciğer enzimlerinde hafif yükseklik saptanıyor. Hastadan alınan karaciğer iğne biyopsisinde; hepatositlerde belirgin balonlaşma dejenerasyonu, makroveziküler yağlanma ve özellikle santrilobüler bölgede (Zon 33) sinüzoidler çevresinde 'tel örgü' (chicken-wire) görünümünde fibrozis saptanıyor.

Bu hastada izlenen patolojik bulguların en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin direnci ve metabolik sendrom

Cevap

İnsülin direnci ve metabolik sendrom ile ilişkili non-alkolik steatohepatit (NASH)
İnsülin direnci ve metabolik sendrom seçeneği doğrudur çünkü hastadaki klinik tablo (obezite, diyabet) ve biyopsi bulguları (steatoz, balonlaşma ve Zon 33 perisinüzoidal fibrozis) non-alkolik steatohepatiti (NASH) tam olarak tanımlar. 'Tel örgü' (chicken-wire) fibrozis, sinüzoidler etrafında kollajen birikimiyle oluşur ve steatohepatitler için tanısal öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Obezite (33 kg/m233 \text{ kg/m}^2) ve diyabet varlığı metabolik sendromu işaret eder.
Metabolik sendrom, non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) için en önemli risk faktörüdür.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Balonlaşma dejenerasyonu, steatoz ve Zon 33 perisinüzoidal fibrozis saptandı.
Bu triad (steatoz + balonlaşma + perisinüzoidal fibrozis), steatohepatit (NASH veya alkolik) tanısı için karakteristiktir.
3
Etiyolojik eşleştirme yap
Alkol öyküsü belirtilmeyen ve metabolik sendromu olan hastada tanı NASH'tir.
NASH'in temel fizyopatolojisi insülin direnci ve buna bağlı gelişen hepatik yağ birikimidir.

Anahtar Kavram

Non-alkolik Steatohepatit (NASH) Histopatolojisi

İpuçları

1
Hastanın metabolik risk faktörlerine (VKİ ve diyabet) ve karaciğerdeki yağlanmaya odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Alkolik steatohepatit ile NASH arasındaki histolojik benzerlikleri ve klinik ayırıcı tanıyı gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 326Soru

6868 yaşında bir erkek hasta, son 33 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde hemoglobin değeri 8.28.2 g/dLg/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV) 7272 fLfL ve serum ferritin düzeyi düşük saptanıyor. Kolonoskopik incelemede çekumda, lümene doğru büyüyen, frajil yüzeyli, polipoid bir kitle izleniyor. Bu klinik tablo ve saptanan lezyonun özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu lokalizasyondaki tümörler sıklıkla gizli kanama yoluyla derin demir eksikliği anemisine neden olur.

Cevap

Sağ kolon (çekum) yerleşimli tümörler genellikle ekzofitik büyüme yapar ve obstrüksiyon bulgusu vermeden önce kronik gizli kanama yoluyla demir eksikliği anemisine yol açar.
Çekum ve sağ kolon tümörleri genellikle lümene doğru ekzofitik bir kitle oluşturacak şekilde büyürler. Bu lokalizasyonun lümen genişliği fazla olduğundan tıkanıklık bulguları çok geç evreye kadar ortaya çıkmaz. Bunun yerine yüzeyel ülserasyonlardan kaynaklanan kronik gizli kanama, hastada progresif bir demir eksikliği anemisine ve buna bağlı halsizlik şikayetlerine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Hastada mikrositer anemi (MCVMCV düşük) ve demir eksikliği saptanmış.
Yaşlı bir hastada yeni gelişen demir eksikliği anemisi, aksine kanıtlanmadıkça gastrointestinal sistem malignitesi olarak kabul edilmelidir.
2
Lokalizasyon ve morfoloji ilişkisini kurma
Çekumda polipoid/ekzofitik kitle izlenmiş.
Sağ kolon lümeni geniş olduğu için kitleler tıkanıklık yapmadan büyük boyutlara ulaşabilir ve yüzeyden sızıntı şeklinde kanama yapabilir.

Anahtar Kavram

Sağ kolon kanserleri (çekum) tipik olarak obstrüksiyon yerine demir eksikliği anemisi ile prezante olurken, sol kolon kanserleri obstrüksiyon (peçete halkası darlığı) ve dışkılama alışkanlığı değişikliği ile prezante olur.

Daha Fazla Pratik

Sol kolon tümörlerinin klinik prezantasyonu ve mikrosatellit instabilitesi (MSI) yolağı ile gelişen serrated poliplerin özelliklerini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 327Soru

6262 yaşında kronik Hepatit C tanılı sirotik hastanın rutin takibinde karaciğer sağ lobunda 1.51.5 cmcm çapında, arteriyel fazda kontrast tutan ancak venöz fazda belirgin "wash-out" (yıkama) göstermeyen atipik bir nodül saptanıyor. Yapılan iğne biyopsisi örneğinde artmış hücresel dansite ve küçük hücreli değişiklikler (small cell change) izlenmesine rağmen portal traktusların korunduğu ve stromal invazyonun net değerlendirilemediği görülüyor. Bu lezyonun "Erken Hepatosellüler Karsinom" (Early HCC) olarak tanımlanabilmesi için en duyarlı ve özgül kabul edilen immünohistokimyasal panel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glypican-3, Isı Şok Proteini 70 (HSP70) ve Glutamin Sentetaz

Cevap

Erken hepatosellüler karsinom tanısında en güvenilir immünohistokimyasal panel Glypican-3, HSP70 ve Glutamin Sentetaz kombinasyonudur.
Erken evre hepatosellüler karsinom (Early HCC), morfolojik olarak yüksek gradlı displastik nodüllere (HGDN) çok benzer. Stromal invazyonun gösterilemediği durumlarda; Glypican-3 (onkofetal protein), HSP70 (stres proteini) ve Glutamin Sentetaz (Wnt/beta-katenin yolu hedefi) belirteçlerinden en az ikisinin pozitif olması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Sirotik zeminde 22 cmcm altı nodül ve atipik radyoloji (wash-out yokluğu) erken HCC şüphesini artırır.
Erken HCC'ler klasik HCC'lerin aksine genellikle radyolojik olarak tipik bulgu vermezler.
2
Histopatolojik zorlukların değerlendirilmesi
Portal traktusların korunması ve stromal invazyonun izlenememesi, yüksek gradlı displastik nodül (HGDN) ile ayırıcı tanıyı zorlaştırır.
Küçük biyopsi örneklerinde stromal invazyon (en özgül bulgu) genellikle örnekleme hatası nedeniyle görülmez.
3
Tanısal panelin uygulanması
Uluslararası konsensüse göre Glypican-3, HSP70 ve Glutamin Sentetaz (GS) paneli uygulanır.
Bu üç belirteçten en az ikisinin pozitif olması, erken HCC tanısı için %100\%100 özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Erken HCC ile Displastik Nodül Ayırıcı Tanısında İmmünohistokimyasal Belirteçler
Soru 328Soru

3232 yaşında erkek hasta, son bir yıldır artan nefes darlığı ve hafif sarılık şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın sigara öyküsü bulunmamaktadır. Yapılan fizik muayenede karaciğerin kosta kenarını 22 cmcm geçtiği saptanıyor. Karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerin sitoplazmasında belirgin eozinofilik, yuvarlak inklüzyonlar izleniyor. Bu inklüzyonların periyodik asit-Schiff (PASPAS) boyası ile boyandığı ve diastaz sindirimi sonrası boyanma özelliğini koruduğu saptanıyor. Bu hastada izlenen karaciğer patolojisinin gelişiminden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutasyona uğramış proteinlerin endoplazmik retikulumda polimerize olarak birikmesi

Cevap

Karaciğer hasarının temel mekanizması, mutasyona uğramış proteinlerin endoplazmik retikulumda polimerize olarak birikmesidir.
Doğru cevap, mutasyona uğramış proteinlerin endoplazmik retikulumda birikmesini belirten ifadedir. Alfa-1 antitripsin eksikliği olan bireylerde (özellikle homozigot PiZZPiZZ), sentezlenen proteinin katlanması bozulur ve karaciğerden salınamaz. Bu 'yanlış katlanmış' proteinlerin hepatositlerin endoplazmik retikulumunda polimerize olması, hücre içi stres yollarını aktive ederek hepatoselüler hasara ve siroza yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Genç yaşta sigara öyküsü olmadan dispne ve karaciğer büyümesi Alfa-1 antitripsin (A1AT) eksikliğini düşündürür.
A1AT eksikliği hem akciğeri (amfizem) hem de karaciğeri etkileyen metabolik bir hastalıktır.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Periportal hepatositlerde PASPAS pozitif ve diastaz dirençli inklüzyonlar A1AT eksikliği için patognomoniktir.
Bu inklüzyonlar, salınamayan ve endoplazmik retikulumda (ER) hapsolan mutasyonlu proteinleri temsil eder.
3
Patogenetik mekanizmayı ayırt et.
Karaciğerde hasar 'toksik fonksiyon kazanımı' (protein birikimi), akciğerde ise 'fonksiyon kaybı' (proteaz inhibisyonu yokluğu) ile oluşur.
Soruda karaciğer patolojisinin mekanizması sorulduğu için ER'deki protein polimerizasyonu ve birikimi doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Alfa-1 antitripsin eksikliğinde karaciğer hasarı, mutasyonlu proteinin (PiZPiZ) hepatositlerin endoplazmik retikulumunda birikerek stres yanıtı ve apoptozu tetiklemesiyle oluşur.
Soru 329Soru

6262 yaşında, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 3434 kg/m2kg/m^2 olan ve tip 22 diyabeti bulunan kadın hastanın rutin kontrollerinde ALT:85ALT: 85 U/LU/L ve AST:60AST: 60 U/LU/L (Normal<40Normal < 40 U/LU/L) saptanıyor. Viral hepatit belirteçleri negatif bulunan hastaya yapılan karaciğer iğne biyopsisinde makroveziküler steatoz, lobüler inflamasyon ve "hepatosit balonlaşması" (ballooning) izleniyor. Bu hastadaki "hepatosit balonlaşması" bulgusunun histopatolojik temeli ve diğer karaciğer patolojilerinden ayırıcı tanısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoskeletal (keratin) hasarı sonucu gelişen sitoplazmik şişme ve sıklıkla eşlik eden Mallory-Denk cisimcikleri

Cevap

Hepatosit balonlaşması, sitoskeletal keratin hasarı sonucu gelişen sitoplazmik şişme ve sıklıkla eşlik eden Mallory-Denk cisimcikleri ile karakterizedir.
Doğru olan seçenekte belirtildiği gibi, hepatosit balonlaşması (ballooning) sitoskeletal bir hasarı yansıtır. Hücre içi ara filamentlerin (sitokeratin 8 ve 18) düzensizleşmesi sonucu suyun hücre içine girişiyle hepatosit yuvarlaklaşır ve şişer. Bu hücrelerin içinde bazen kümeleşmiş keratin liflerinden oluşan eozinofilik Mallory-Denk cisimcikleri de görülebilir. Bu bulgu, steatohepatiti (NASH veya alkolik) basit yağlanmadan ayıran en önemli histolojik özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Obezite, tip 2 diyabet ve hafif transaminaz yüksekliği olan hastada non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) ön plandadır.
Metabolik sendrom bileşenleri NAFLD için en önemli risk faktörleridir.
2
Biyopsi bulgularının yorumlanması
Steatoz + Balonlaşma + İnflamasyon triadının varlığı, tabloyu basit steatozdan çıkarıp non-alkolik steatohepatit (NASH) aşamasına taşır.
Balonlaşma, hepatosit hasarının (hücre ölümü öncesi geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz hasar) göstergesidir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Balonlaşma bulgusu, sitokeratinlerin (özellikle keratin 8 ve 18) kaybı ve kümeleşmesi (Mallory-Denk) ile karakterize bir hücre şişmesidir.
Diyabet ve obezite zemininde bu histolojik özellik NASH tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Hepatosteatoz ve Steatohepatit ayrımı: NASH tanısı için hepatosit balonlaşması (ballooning) temel kriterlerden biridir.

Daha Fazla Pratik

Steatohepatit ile basit steatozu ayıran fibrozis paternlerine (perisinüzoidal 'tavuk teli' fibrozis) çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 330Soru

6060 yaşında kadın hasta, son aylarda giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve ellerinde uyuşma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde makrositer anemi saptanıyor. Mide korpus ve fundusundan alınan biyopsilerin histopatolojik incelemesinde; pariyetal hücrelerde belirgin kayıp, mukozal atrofi ve yoğun lenfositik infiltrasyon izleniyor.

Bu hastada pariyetal hücrelerin kaybına bağlı olarak gelişmesi beklenen temel laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aklorhidri (Mide asit salgısının durması)

Cevap

Pariyetal hücre kaybı sonucu mide asit salgısının durması (aklorhidri) gözlenir.
Otoimmün gastrit tablosunda pariyetal hücrelerin immün aracılı yıkımı gerçekleşir. Bu hücreler mide asidi üretiminden sorumlu olduğu için, yıkımları sonucunda mide asit salgısı tamamen durur ve bu duruma aklorhidri adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir.
Makrositer anemi, korpus/fundus yerleşimli pariyetal hücre kaybı ve lenfositik infiltrasyon 'Otoimmün Gastrit' tanısını doğrular.
Otoimmün gastrit, pariyetal hücrelere karşı gelişen antikorlarla karakterizedir.
2
Pariyetal hücrelerin fonksiyonunu hatırla.
Pariyetal hücreler mide asidi (hidroklorik asit) ve intrinsik faktör salgılar.
Bu hücrelerin kaybı, bu salgıların eksikliğine yol açar.
3
Sonuçları seçeneklerle eşleştir.
Asit salgısının durması (aklorhidri) pariyetal hücre kaybının doğrudan sonucudur.
Fonksiyonel hücre kaybı, o hücrenin ürünü olan asidin yokluğuyla sonuçlanır.

Anahtar Kavram

Otoimmün gastritin en temel özelliği, korpus ve fundustaki pariyetal hücrelerin kaybına bağlı olarak gelişen aklorhidri ve intrinsik faktör eksikliğidir.

İpuçları

1
Pariyetal hücrelerin midedeki temel görevi nedir?

Daha Fazla Pratik

İntrinsik faktör eksikliğinin Vitamin B12 emilimi üzerindeki etkisini ve Pernisiyöz anemi gelişimini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 331Soru

6262 yaşında erkek hastada yapılan tarama kolonoskopisinde sigmoid kolonda 1,81,8 cm çapında, pedinküllü (saplı) bir polip saptanıyor. Lezyonun histopatolojik incelemesinde; villiform büyüme paternine ek olarak, ana kript ekseni ile bağlantısı olmayan ve muskularis mukozaya paralel yerleşim gösteren "ektopik kript odakları" (ECFECF) izleniyor. Sitoplazmanın belirgin eozinofilik olduğu ve sitolojik displazinin eşlik ettiği saptanıyor. Bu lezyon için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel serrat adenom (TSA) olup, sıklıkla distal kolonda yerleşim gösterir.

Cevap

Geleneksel serrat adenom (TSA) olup, sıklıkla distal kolonda yerleşim gösterir.
Geleneksel serrat adenom (TSA), kolonun serrat poliplerinin en nadir görülen tipidir ve tipik olarak distal (sol) kolonda pedinküllü polipler şeklinde karşımıza çıkar. En karakteristik histopatolojik bulgusu, kriptlerin bazalden ayrılarak muskularis mukozaya paralel veya ana eksene dik şekilde yerleşmesiyle oluşan "ektopik kript odakları" (ECFECF) dır. Ayrıca bu lezyonlar belirgin eozinofilik sitoplazma ve sitolojik displazi gösterirler.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik ve histolojik anahtar bulguları tanımla.
Pedinküllü polip, serrat mimari ve ektopik kript odakları (ECFECF) saptandı.
Bu bulgular serrat polip alt tipleri arasında ayırıcı tanı yapılmasını sağlar.
2
Serrat polip alt tiplerini (SSL vs TSA) karşılaştır.
SSL genellikle sağ kolonda ve sesil iken; TSA distal (sol) kolonda, pedinküllü ve ektopik kript odaklıdır.
Ektopik kript odakları TSA için patognomonik bir bulgudur.
3
Moleküler ve klinik korelasyonu doğrula.
Geleneksel serrat adenomların distal yerleşimi ve neoplastik doğası vaka ile uyumludur.
TSA, konvansiyonel adenomlar gibi displazi içerir ve malignite potansiyeli taşır.

Anahtar Kavram

Ektopik Kript Odakları (ECF) ve Geleneksel Serrat Adenom (TSA) Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 332Soru

68 yaşında erkek hasta, son 4 aydır katı gıdalara karşı belirginleşen ve giderek artan yutma güçlüğü (disfaji) ile birlikte yaklaşık 10 kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 45 paket-yıl sigara ve uzun süreli alkol kullanım öyküsü saptanıyor. Yapılan özofagoskopide özofagusun orta 1/3 kesiminde lümeni daraltan, frajil ve ülsere bir kitle gözleniyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde saptanması en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keratin incileri ve belirgin hücreler arası köprüler içeren malign epitelyal adacıklar

Cevap

Keratin incileri ve belirgin hücreler arası köprüler içeren malign epitelyal adacıklar
Hastanın ileri yaşı, yoğun sigara/alkol kullanımı ve kitle yerleşiminin özofagusun orta 1/3 kesiminde olması, tanıyı skuamöz hücreli karsinoma (SHK) yönlendirir. SHK'nın en tipik mikroskobik özelliği keratinizasyon ve hücreler arası köprülerin varlığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
68 yaş, erkek, ileri derece sigara ve alkol kullanımı, ilerleyici disfaji ve kilo kaybı.
Risk faktörleri ve semptomlar özofagusun malignitelerini düşündürür.
2
Lezyon lokalizasyonunu değerlendir
Özofagusun orta 1/3 kesimi.
Dünya genelinde özofagusun orta 1/3 kesimindeki en sık malignite skuamöz hücreli karsinomdur (SHK).
3
Histopatolojik korelasyonu yap
Skuamöz hücreli karsinomun histolojik özellikleri.
Yassı epitel hücrelerinden köken alan bu tümörde keratinizasyon (keratin incileri) ve hücreler arası köprüler (desmozomlar) karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Özofagus Skuamöz Hücreli Karsinomu Etiyolojisi ve Patolojisi

Daha Fazla Pratik

Özofagus adenokarsinomu ile skuamöz hücreli karsinomun risk faktörlerini (GÖRH/Barrett vs. Sigara/Alkol) karşılaştıran bir tabloyu inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 333Soru

3939 yaşında erkek hasta; son 66 aydır devam eden halsizlik, kaşıntı ve hafif karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede hepatosplenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde alkalen fosfataz (ALP): 480480 U/L ve gama-glutamil transferaz (GGT): 195195 U/L saptanıyor. Hastaya yapılan kolonoskopide çekumdan başlayarak inen kolon ortalarına kadar devam eden, vasküler paternin kaybolduğu granüler ve eritematöz mukoza izleniyor; ancak sigmoid kolon ve rektumun hem endoskopik hem de histopatolojik olarak tamamen normal olduğu (rektal korunma) saptanıyor. Çekumdan alınan biyopsilerde yaygın kript distorsiyonu, bazal plazmositoz ve nötrofilik kript apseleri gözleniyor. Bu hastadaki kolit tablosu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer sklerozan kolanjit ile ilişkili ülseratif kolit

Cevap

Primer sklerozan kolanjit ile ilişkili ülseratif kolit (B seçeneği), hastadaki kolestatik enzim yüksekliği ve rektal korunma gösteren sürekli kolit tablosuyla en uyumlu tanıdır.
Doğru seçenek olan Primer sklerozan kolanjit (PSK) ile ilişkili ülseratif kolit, hastanın laboratuvarındaki kolestaz bulguları (ALP ve GGT yüksekliği) ile kolonoskopideki atipik dağılımlı (sağ kolon ağırlıklı, rektum koruyan) ancak kesintisiz seyreden kolit tablosunu tam olarak açıklar. PSK'lı hastaların çoğunda ÜK eşlik eder ve bu hastalarda rektal korunma oranı %50'nin üzerindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Halsizlik, kaşıntı ve yüksek ALP/GGT düzeyleri Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) olasılığını güçlü şekilde destekler.
PSK, %70-80 oranında İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH) ile birliktelik gösterir.
2
Endoskopik patern analizi yap
Çekumdan başlayan kesintisiz tutulum ancak rektumun korunması söz konusudur.
Klasik ülseratif kolit rektumdan başlar, ancak PSK ile ilişkili varyantta 'rektal korunma' ve 'sağ kolon baskınlığı' tipik bir istisnadır.
3
Histopatolojik bulguları değerlendir
Kript distorsiyonu, bazal plazmositoz ve kript apseleri saptanmıştır.
Bu bulgular sürecin kronik bir kolit (İBH) olduğunu, akut bir enfeksiyon veya iskemik hasar olmadığını gösterir.
4
Ayırıcı tanı yap
Rektal korunma nedeniyle Crohn hastalığına benzese de, tutulumun atlamalı (skip) değil kesintisiz olması PSK-ÜK tanısını doğrular.
Crohn hastalığında transmural tutulum ve granülomlar beklenirken, burada mukoza odaklı kronik hasar bulguları ön plandadır.

Anahtar Kavram

Primer sklerozan kolanjit (PSK) ile ilişkili ülseratif kolit (ÜK), klasik ÜK'den farklı olarak sıklıkla 'rektal korunma' (rectal sparing) ve 'sağ kolon tutulumu' (right-sided predominance) ile prezente olur.

Daha Fazla Pratik

Ülseratif kolit hastalarında kolorektal kanser riskinin PSK varlığında nasıl değiştiğini ve sürveyans protokollerini inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 334Soru

Kronik gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) öyküsü olan 5555 yaşındaki erkek hastaya yapılan endoskopide, özofagus distaline uzanan somon pembesi renkli mukozal diller izlenmiştir. Bu hastada 'Barrett özofagusu' tanısı için histopatolojik incelemede saptanması gereken karakteristik hücre tipi ve bu zeminde gelişebilecek yüksek dereceli displazi/adenokarsinom progresyonu ile en güçlü ilişkili genetik değişiklik aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Goblet hücreleri - TP53TP53 mutasyonu

Cevap

Barrett özofagusu tanısı için intestinal metaplaziyi simgeleyen 'goblet hücreleri' görülmeli ve bu süreçte karsinom gelişimini öngören en kritik genetik değişiklik 'TP53TP53 mutasyonu' olmalıdır.
Endoskopik olarak somon pembesi diller izlenen bir hastada Barrett özofagusu tanısı koyabilmek için biyopside 'goblet hücreleri' görülmelidir. Bu zeminde adenokarsinom gelişiminde en önemli moleküler basamak ise TP53TP53 mutasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguyu yorumla
Gastroözofageal bileşkeden yukarı uzanan somon pembesi mukoza, Barrett özofagusu (intestinal metaplazi) lehinedir.
Normal özofagus mukozası yassı epitel nedeniyle gri-beyazdır; somon pembesi görünüm kolumnar metaplaziyi işaret eder.
2
Tanısal histolojik kriteri belirle
Işık mikroskobunda silindirik epitel arasında vakuollü 'goblet hücreleri' aranmalıdır.
Robbins ve güncel patoloji kriterlerine göre intestinal metaplazinin (Barrett) kesin tanısı için goblet hücresi varlığı şarttır.
3
Moleküler progresyon basamaklarını hatırla
Düşük dereceli displaziden yüksek dereceli displazi ve adenokarsinoma geçişte TP53TP53 mutasyonu en kritik adımdır.
CDKN2ACDKN2A (p16p16) kaybı genellikle erken bir olayken, TP53TP53 mutasyonu malign transformasyon riskinin en yüksek olduğu aşamada ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Barrett özofagusu, kronik reflüye bağlı olarak gelişen ve intestinal metaplazi (goblet hücreleri) ile karakterize prekanseröz bir lezyondur; TP53TP53 anormallikleri malign progresyonun en önemli göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

Özofagusun skuamöz hücreli karsinomu ile adenokarsinomu arasındaki risk faktörü (sigara/alkol vs obezite/GÖRH) farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 335Soru

Altmış dört yaşında erkek hasta, son bir aydır bacaklarında oluşan ağrılı deri altı nodülleri ve her iki el bileğinde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde eritema nodozum benzeri lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum lipaz düzeyi >10.000 U/L olarak ölçülürken, serum amilaz, CEA ve CA 19-9 düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Abdominal tomografide pankreas başında 5 cm çapında, santralinde nekrotik alanlar içeren kitle izleniyor. Biyopsi örneğinde tümör hücrelerinin tripsin ve BCL10 ile pozitif boyandığı görülüyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asiner hücreli karsinom

Cevap

Asiner hücreli karsinom
Bu vaka, Asiner Hücreli Karsinom için karakteristik olan paraneoplastik bir tablo sunmaktadır. Tümör hücrelerinin salgıladığı aşırı miktardaki lipaz, sistemik dolaşıma karışarak cilt altı yağ dokusunda (pannikülit) ve eklem çevresinde yağ nekrozuna yol açar. İmmünohistokimyasal olarak Tripsin, Kimotripsin ve BCL10 pozitifliği, tümörün asiner (enzim üreten) kökenli olduğunu kanıtlar. Duktal adenokarsinomdan farklı olarak genetik zeminde KRAS mutasyonu nadirdir; APC/beta-katenin yolağı bozuklukları görülebilir ancak SPN'den farklıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Deri altı yağ nekrozu (pannikülit) ve poliartralji bulguları, paraneoplastik 'Lipaz Hipersekresyon Sendromu'nu (Schmid Triadı) işaret etmektedir.
Bu sendrom, sistemik dolaşıma geçen yüksek miktardaki pankreatik enzimlerin (özellikle lipaz) uzak dokulardaki yağ dokusunu yıkması sonucu oluşur.
2
Laboratuvar ve immünohistokimyasal bulguları değerlendir
Aşırı yüksek lipaz düzeyi ve Tripsin/BCL10 pozitifliği, tümörün enzim üreten asiner hücrelerden köken aldığını gösterir.
Duktal adenokarsinomlar enzim üretmezken, asiner hücreli karsinomlar zimojen granülleri içerir ve pankreatik enzim markırları ile boyanır.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Normal CA 19-9 ve duktal markırların (CK19, CEA) negatif olması beklenir; bu da duktal adenokarsinomu dışlar.
Asiner hücreli karsinom nadirdir ancak bu spesifik paraneoplastik sendrom tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Asiner hücreli karsinomun paraneoplastik bulguları (pannikülit, eozinofili, poliartralji) ve immünohistokimyasal profili (Tripsin+, BCL10+, Kimotripsin+).
Soru 336Soru

6565 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan yorgunluk ve dilde yanma şikayeti ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde makrositer anemi ve serum B12B_{12} vitamini düzeyinde belirgin düşüklük saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundus mukozasının incelmiş olduğu, pilili yapının kaybolduğu; antrum mukozasının ise doğal göründüğü izleniyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antral mukoza biyopsisinde yoğun nötrofil infiltrasyonu ve H.pyloriH. pylori varlığı

Cevap

Antral mukoza biyopsisinde yoğun nötrofil infiltrasyonu ve H.pyloriH. pylori varlığı
Otoimmün gastrit (A tipi), mide korpus ve fundusundaki paryetal hücrelerin otoimmün yıkımı ile karakterizedir. Bu hastalıkta antrum mukozası tipik olarak korunur ve endoskopik olarak doğal görünür. Yoğun nötrofil infiltrasyonu ve H.pyloriH. pylori varlığı, antrumu öncelikli tutan 'aktif kronik' H.pyloriH. pylori gastritine (B tipi) özgü bulgulardır ve bu vakadaki otoimmün tabloyla çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini sentezle
Makrositer anemi, B12B_{12} eksikliği, dilde yanma (glossit) ve fundus/korpus atrofisi bulguları mevcuttur.
Bu tablo, klasik bir otoimmün gastrit (A tipi gastrit) ve buna bağlı gelişen pernisiyöz anemi vakasını tanımlar.
2
Otoimmün gastritin topografisini ve hücresel hedeflerini hatırla
Hastalık fundus ve korpustaki paryetal hücreleri hedef alır; antrum ise genellikle korunur.
Antrumun korunduğu bilgisi, antral nötrofilik infiltrasyonun bu tabloyla uyumsuz olduğunu gösterir.
3
İkincil fizyolojik ve morfolojik yanıtları değerlendir
Asit yokluğu hipergastrinemiye, o da antrumda G-hücre, korpusta ECL hücre hiperplazisine yol açar.
Bu yanıtlar, otoimmün gastritin beklenen histopatolojik sonuçlarıdır.

Anahtar Kavram

Otoimmün gastritin (A tipi) H.pyloriH. pylori gastritinden (B tipi) klinik, topografik ve histopatolojik farkları.
Soru 337Soru

4545 yaşında kadın hasta, uzun süredir devam eden gastroözofageal reflü şikayeti nedeniyle endoskopiye alınıyor. Endoskopide mide korpus ve fundusunda yerleşmiş, çok sayıda, 151-5 mm boyutlarında, düzgün yüzeyli polipler saptanıyor. Bu poliplerden alınan biyopsilerin mikroskobik incelemesinde; lümeni pariyetal ve esas hücreler ile döşeli, kistik genişlemiş gland yapıları izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fundik gland polibi

Cevap

Fundik gland polibi, mide korpus ve fundusunda yerleşen, histolojik olarak pariyetal ve esas hücrelerle döşeli kistik genişlemiş glandlar içeren benign bir lezyondur.
Vakada tanımlanan korpus/fundus yerleşimi, çok sayıda küçük polip varlığı ve pariyetal/esas hücrelerle döşeli kistik gland yapısı fundik gland polibi tanısını koydurur. Bu polipler sporadik olarak PPİ kullananlarda sık görülürken, sendromik olarak Familyal Adenomatöz Polipozis (FAP) ile de ilişkili olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Lezyonun yerleşim yerini analiz et.
Polipler korpus ve fundus yerleşimlidir.
Fundik gland polipleri spesifik olarak oksintik mukoza bölgelerinde (korpus ve fundus) görülür.
2
Mikroskobik bulguları değerlendir.
Kistik genişlemiş glandlar, pariyetal ve esas hücreler ile döşelidir.
Bu morfoloji, normal fundik glandların kistik dilatasyonu ile karakterize olan fundik gland polibini tanımlar.
3
Klinik bağlamla (reflü öyküsü) ilişkilendir.
Proton pompası inhibitörü (PPİ) kullanımı ile ilişki saptanmıştır.
PPİ kullanımı gastrin artışına ve gland sekresyonunun engellenmesine bağlı olarak fundik gland poliplerinin insidansını artırır.

Anahtar Kavram

Fundik gland polipleri, midenin en sık görülen polip tipidir ve sporadik vakalarda genellikle uzun süreli proton pompası inhibitörü (PPİ) kullanımı ile ilişkilidir.

İpuçları

1
Poliplerin midedeki yerleşim yeri ve döşeyici epitel hücrelerinin tipi tanıda en önemli ipucudur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 338Soru

6868 yaşında erkek hasta; epigastrik bölgede sırta vuran künt ağrı, iştahsızlık ve belirgin kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan MRCP incelemesinde pankreas baş kesiminde ana pankreatik kanal ile geniş bir ağızlaşma gösteren, multilocular kistik bir kitle saptanıyor. Ana pankreatik kanalın çapı proksimalde 1.8 cm1.8 \text{ cm} olarak ölçülüyor. Cerrahi eksizyon materyalinin mikroskobik incelemesinde; genişlemiş duktus lümenleri içerisinde papiller yapılar oluşturan, atipi gösteren ve bol müsin üreten kolumnar epitel saptanıyor. Bu neoplazinin moleküler analizinde saptanan aşağıdaki değişikliklerden hangisi, morfolojik olarak benzerlik gösteren ancak tipik olarak pankreas kuyruğunda yerleşen ve ana kanalla ilişkisi bulunmayan müsinöz kistik neoplazmlardan (MCNMCN) ayrımında en değerlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GNASGNAS onkogeninde saptanan aktive edici mutasyonlar

Cevap

İntraduktal papiller müsinöz neoplazm (IPMNIPMN) tanısında GNASGNAS mutasyonu saptanması, bu lezyonu müsinöz kistik neoplazmdan (MCNMCN) ayıran en önemli moleküler bulgudur.
İntraduktal papiller müsinöz neoplazmlar (IPMNIPMN), özellikle ana kanalla ilişkili olanlar, patogenezlerinde karakteristik olarak GNASGNAS onkogen mutasyonlarını barındırırlar. Müsinöz kistik neoplazmlar (MCNMCN) ise morfolojik olarak benzer papiller yapılar içerebilse de, ana kanalla ilişkisiz olmaları, over-benzeri stroma içermeleri ve GNASGNAS mutasyonu taşımamaları ile IPMNIPMN'den net bir şekilde ayrılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz etme
Hasta erkek, yaşlı ve kitle pankreas başında yerleşip ana kanalla ilişkilidir. Bu özellikler IPMNIPMN için tipiktir.
IPMNIPMN erkeklerde daha sık görülür ve ana kanalla bağlantılıdır; MCNMCN ise neredeyse tamamen kadınlarda görülür ve pankreas kuyruğunda yerleşip ana kanalla bağlantı kurmaz.
2
Moleküler profilin karşılaştırılması
IPMNIPMN patogenezinde KRASKRAS ve GNASGNAS mutasyonları anahtardır.
GNASGNAS mutasyonu IPMNIPMN'e özgüdür ve benzer kistik müsinöz tümörlerde bulunmaz.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi
GNASGNAS aktive edici mutasyonları.
MCNMCN olgularında RNF43RNF43 ve KRASKRAS mutasyonları görülse de GNASGNAS görülmemesi temel ayırıcıdır.

Anahtar Kavram

Pankreasın kistik neoplazmlarında IPMNIPMN ve MCNMCN ayrımında GNASGNAS onkogen mutasyonunun spesifik kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 17 / 17
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin