Genel Patoloji

328 soru

Soru 201Soru

60 yaşında bir erkek hastada akciğer karsinomu tanısıyla uygulanan radyoterapi sonrası tümör hücrelerinde şiddetli DNA hasarı indüklenmiş ve p53p53 proteini akümülasyonu saptanmıştır. Bu hücrelerde p53p53 aracılığıyla transkripsiyonu artırılan ve mitokondriyal dış membran geçirgenliğinin (MOMPMOMP) artmasına neden olarak sitokrom cc salınımını tetikleyen temel pro-apoptotik efektör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BAX

Cevap

BAX proteini, p53 tarafından transkripsiyonu artırılan ve mitokondriyal dış membran geçirgenliğini sağlayan temel pro-apoptotik efektördür.
BAX, p53p53 aktivasyonu sonrası sentezi artan ve mitokondri dış membranında kanallar açarak apoptozu tetikleyen temel pro-apoptotik efektör proteindir.

Adım Adım Çözüm

1
DNA hasarı sonrası hücresel yanıtın belirlenmesi.
Radyoterapiye bağlı DNA hasarı p53p53 proteinini aktive eder.
p53p53, genom koruyucu olarak hasar saptandığında hücreyi ya onarıma ya da ölüme (apoptoz) yönlendirir.
2
Apoptoz yolağının ve ilgili proteinlerin saptanması.
p53p53, pro-apoptotik BCL2BCL-2 ailesi üyelerinin (BAXBAX ve BAKBAK) sentezini artırır.
İntrinsik yolakta BAXBAX ve BAKBAK, mitokondri dış membranında kanallar oluşturarak pro-apoptotik faktörlerin (sitokrom cc gibi) sızmasını sağlar.
3
Seçenekler arasından efektör proteinin ayırt edilmesi.
BAXBAX doğru seçenek olarak belirlenir.
BCL2BCL-2 ve BCLXLBCL-X_L anti-apoptotik, Kaspaz-9 ve APAF1APAF-1 ise membran geçirgenliği sonrası aşamalarda görev alan bileşenlerdir.

Anahtar Kavram

İntrinsik (mitokondriyal) apoptoz yolağında p53p53 kontrolündeki pro-apoptotik BAX/BAKBAX/BAK efektör mekanizması.
Soru 202Soru

1212 yaşında bir kız hasta; çocukluk çağından itibaren tekrarlayan oral kandidiyazis, hipokalsemiye bağlı tetani atakları ve hiperpigmentasyon ile seyreden adrenal yetmezlik bulguları nedeniyle izlenmektedir. Yapılan genetik analizde 21q22.321q22.3 lokusunda yer alan bir gende mutasyon saptanmıştır. Bu hastadaki immünopatolojik süreçte aşağıdakilerden hangisinin eksikliği temel rol oynar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timik medüllada periferik organlara özgü proteinlerin ektopik ekspresyonu

Cevap

Timik medüllada periferik organlara özgü proteinlerin ektopik ekspresyonu
Vakada tanımlanan klinik tablo (APS Tip 1/APECED), AIRE gen mutasyonu sonucu gelişir. AIRE proteini, timik medüller epitelyal hücrelerde (mTEC) 'periferik doku-spesifik antijenlerin' (TRA) eksprese edilmesini sağlar. Bu sayede, bu antijenlere karşı afinitesi yüksek olan self-reaktif T hücreleri timusta negatif seleksiyonla elenir. Bu mekanizmanın eksikliği, merkezi toleransın bozulmasına ve çoklu otoimmün endokrinopatilere yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanımla
Kronik mukokutanöz kandidiyazis, hipoparatiroidizm ve Addison hastalığı birlikteliği APECED (APS Tip 1) sendromuna işaret eder.
Vakadaki semptomlar ve 21q2221q22 lokusu bu sendrom için karakteristiktir.
2
Genetik kusuru belirle
APECED sendromunda AIRE (Autoimmune Regulator) geninde mutasyon izlenir.
AIRE geni, timik medüller epitelyal hücrelerde (mTEC) kritik bir transkripsiyon faktörünü kodlar.
3
Patofizyolojik mekanizmayı analiz et
AIRE proteini, normalde timusta bulunmayan periferik doku antijenlerinin (örneğin insülin, tiroglobulin) timik medüllada ekspresyonunu sağlar.
Bu ektopik ekspresyon, gelişmekte olan T hücrelerinin bu antijenlerle karşılaşıp 'self-reaktif' olanların negatif seleksiyon ile elenmesini sağlar.
4
Sonucu seç
AIRE eksikliğinde merkezi tolerans bozulur, self-reaktif T hücreleri dolaşıma katılır ve çoklu organ otoimmünitesi gelişir.
Mekanizma merkezi toleransın (central tolerance) iflasıdır.

Anahtar Kavram

Merkezi toleransın sağlanmasında AIRE proteininin timik negatif seleksiyon üzerindeki rolü.
Soru 203Soru

3535 yaşında bir kadın hastanın sezaryen operasyonu sonrası 4.4. haftada cerrahi skar bölgesindeki iyileşme süreci incelenmektedir. Histolojik analizlerde tip IIIIII kollajen liflerinin yerini tip II kollajen liflerine bıraktığı ve ekstraselüler matriksin yeniden şekillendiği (remodeling) gözlenmektedir. Bu aşamada, matriks metalloproteinazların (MMP) sentezini baskılayıp doku metalloproteinaz inhibitörlerini (TIMP) uyararak çekme direncinin artmasını ve fibrozisi sağlayan en temel mediyatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta)

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), yara iyileşmesinin yeniden şekillenme evresinde MMP'leri baskılayıp TIMP'leri uyararak çekme direncini artıran temel faktördür.
Doğru yanıt olan Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), yara iyileşmesinin geç evrelerinde (remodeling) temel düzenleyicidir. TGF-β\beta, fibroblastları uyararak kollajen sentezini artırmanın yanı sıra, matriks metalloproteinazların (MMP) üretimini azaltır ve doku metalloproteinaz inhibitörlerinin (TIMP) üretimini artırır. Bu çift yönlü etki, ekstraselüler matriksin yıkımını engelleyerek tip II kollajen birikimine ve yara çekme direncinin (tensile strength) maksimuma çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşmesinin kronolojik evresini tanımlamak.
Yaralanmadan 44 hafta sonrası, granülasyon dokusunun yerini stabil skar dokusuna bıraktığı ve çekme direncinin (tensile strength) arttığı matürasyon/remodeling evresidir.
Bu evre, iyileşmenin en uzun süren ve doku mimarisinin güçlendiği aşamadır.
2
Kollajen tip değişimini ve yeniden şekillenmeyi analiz etmek.
Bu evrede ince tip IIIIII kollajen lifleri, daha dayanıklı olan tip II kollajen lifleri ile yer değiştirir.
Gerilme direncindeki artış, kollajen sentezi ile yıkımı (MMP'ler aracılığıyla) arasındaki dengeye ve kollajen tiplerinin değişimine bağlıdır.
3
Düzenleyici büyüme faktörünü ve mekanizmasını saptamak.
TGF-β\beta, hem kollajen ve fibronektin sentezini uyarır hem de MMP sentezini inhibe ederken TIMP aktivitesini artırarak ekstraselüler matriks birikimini (fibrozis) maksimize eder.
TGF-β\beta, doku onarımı ve skar oluşumunda en güçlü fibrojenik ajan olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Yara iyileşmesinin yeniden şekillenme (remodeling) evresinde TGF-β\beta'nın MMP/TIMP dengesi üzerindeki rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 204Soru

7272 yaşında, ileri evre akciğer adenokarsinomu ve yaygın kemik metastazları olan bir erkek hastada, son 33 ayda belirgin kilo kaybı (kaşeksi) ve ekstremitelerde yaygın kas kütlesi azalması gelişmiştir. Bu hastanın iskelet kası hücrelerinde gözlenen hacim azalmasının (atrofi) temelinde yatan ana moleküler yıkım mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ubiquitin ligazların (atroginsatrogins) aktivasyonu ile yapısal proteinlerin proteazomlarda yıkımı

Cevap

Kas atrofisinde yapısal proteinlerin yıkımından sorumlu temel mekanizma, ubiquitin ligazların (atrogins) uyarılmasıyla gerçekleşen ubiquitin-proteazom yolağıdır.
Kaşeksi ve diğer patolojik kas atrofisi durumlarında, kas liflerindeki proteinlerin büyük bir kısmı ubiquitin-proteazom yolağı ile parçalanır. Bu süreçte 'atrogin-1' gibi E3 ubiquitin ligazlar proteinlere ubiquitin molekülleri ekleyerek onları 26S proteazom kompleksine yönlendirir. Bu, atrofideki hacim kaybının en temel moleküler mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
İleri evre kansere bağlı kaşeksi ve kas atrofisi saptandı.
Atrofi, hücrenin besin desteği azaldığında veya metabolik stres durumunda boyutlarını küçülterek hayatta kalma çabasıdır.
2
Kas proteinlerinin yıkım yollarını değerlendirme
Proteazomlar ve lizozomlar ana yıkım merkezleridir.
Atrofide protein sentezi azalırken yıkım (katabolizma) artar.
3
Atrofiye özgü moleküler sinyalleri belirleme
Ubiquitin-proteazom yolağının ve 'atrogins' (atrofiye özgü ubiquitin ligazlar) proteinlerinin baskın olduğu görüldü.
Robbins Patolojiye göre kas atrofisinde hacim kaybının en önemli sorumlusu proteazomal protein yıkımıdır.

Anahtar Kavram

Hücre Atrofisi ve Ubiquitin-Proteazom Yolağı

Daha Fazla Pratik

Kas hipertrofisinde rol oynayan PI3K/Akt yolağının, atrofi sürecindeki proteazomal yıkımı nasıl inhibe ettiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 205Soru

45 yaşında erkek hastaya renal transplantasyon yapılıyor. Cerrahi işlem sırasında vasküler anastomozlar tamamlanıp klempler kaldırıldıktan birkaç dakika sonra greftin siyanotikleştiği, ödemli hale geldiği ve idrar çıkışının olmadığı gözleniyor. Bu hastada gelişen tablo ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alıcıda önceden oluşmuş donör spesifik antikorlar vasküler endotel hasarından sorumludur.

Cevap

Alıcıda önceden oluşmuş donör spesifik antikorların vasküler endotel hasarından sorumlu olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Vakada tanımlanan tablo, cerrahi işlem sırasında dakikalar içinde gelişen hiperakut rejeksiyondur. Bu durumun temel nedeni, alıcının kanında donörün HLA veya ABO antijenlerine karşı önceden oluşmuş (pre-formed) antikorların bulunmasıdır. Klempler kaldırılıp greft kanlandığında bu antikorlar endotel hücrelerine bağlanarak komplemanı aktive eder, vasküler tromboza ve fibrinoid nekroza yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamayı değerlendir
Dakikalar içinde (cerrahi sırasında) gelişen greft yetmezliği tespit edildi.
Rejeksiyon tiplerini birbirinden ayıran en kritik faktör klinik başlangıç süresidir; bu kadar hızlı tablo hiperakut reddi düşündürür.
2
Patolojik bulguları analiz et
Siyanoz, ödem ve idrar çıkışının olmaması vasküler tıkanıklığa işaret eder.
Hiperakut rejeksiyonda endotel hasarı, yaygın tromboz ve fibrinoid nekroz baskındır.
3
İmmünolojik mekanizmayı belirle
Önceden oluşmuş antikorlar (Tip II hipersensitivite) sorumlu bulundu.
Bu hızdaki bir reaksiyon ancak hazır antikorların kompleman sistemini aktive ederek endoteli hedef almasıyla açıklanabilir.

Anahtar Kavram

Hiperakut Transplant Reddi Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 206Soru

7070 yaşında bir erkek hasta, ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan cerrahi eksplorasyonda mezenterik ven trombozuna bağlı olarak ince bağırsağın bir segmentinin enfarkte olduğu ve makroskobik olarak koyu kırmızı-mor renk aldığı saptanıyor. Bu hastada saptanan enfarktüsün hemorajik (kırmızı) morfolojide olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz drenajın tıkanması

Cevap

İnce bağırsakta mezenterik ven trombozu sonucu gelişen enfarktüsün hemorajik (kırmızı) olmasının temel nedeni venöz drenajın tıkanmasıdır.
Hemorajik (kırmızı) enfarktüsler tipik olarak venöz tıkanıklıklarda (testis torsiyonu, volvulus, ven trombozu), gevşek yapılı dokularda (akciğer), çift kan akımı olan organlarda (akciğer, ince bağırsak) ve reperfüzyon sonrasında görülür. Mezenterik ven trombozu, venöz dönüşü engelleyerek kanın doku içinde hapsolmasına ve morfolojik olarak kırmızı bir görünüm oluşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik vakayı analiz et
Mezenterik ven trombozu ve ince bağırsak tutulumu saptanmıştır.
Mezenterik ven trombozu, kanın dokudan uzaklaşmasını engelleyen bir patolojidir.
2
Enfarktüs tipini belirle
Koyu kırmızı-mor renk, hemorajik (kırmızı) enfarktüsü işaret eder.
Hemorajik enfarktüsler, doku içine kan sızmasının veya hapsolmasının mümkün olduğu durumlarda görülür.
3
Kırmızı enfarktüs mekanizmalarını hatırla
Venöz tıkanıklık, gevşek doku, çift kan akımı, konjesyon ve reperfüzyon.
Bu faktörler, enfarkte olan alana eritrositlerin girmesine veya orada kalmasına izin verir.
4
Doğru mekanizmayı seç
Mezenterik ven trombozu venöz tıkanıklığa yol açar.
Venöz drenajın engellenmesi, arteryel girişin bir süre devam etmesiyle doku boşluklarının kanla dolmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Hemorajik (Kırmızı) Enfarktüs Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 207Soru

Akut inflamasyon sürecinde, doku zedelenmesini takip eden ilk 6-24 saatlik süre zarfında inflamasyon odağına en erken göç eden ve bu zaman diliminde sayıca baskın olan lökosit tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötrofiller

Cevap

Nötrofiller
Nötrofiller, kandaki lökositler arasında sayıca en fazla olmaları, selektin ve integrin aracılı adezyon mekanizmalarına çok hızlı yanıt vermeleri ve yüksek mobiliteleri sayesinde akut inflamasyonun ilk 6-24 saatinde dokuya ilk göç eden ve baskın hale gelen hücrelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun evrelerini ve zaman çizelgesini belirle.
Soru 6-24 saatlik 'akut' evreyi sormaktadır.
Hücre göçü zamanla değişen dinamik bir süreçtir.
2
Hücrelerin kandaki oranlarını ve mobilitelerini karşılaştır.
Nötrofiller kanda en bol bulunan ve kemotaktik uyaranlara en hızlı yanıt veren lökositlerdir.
Nötrofiller endotel üzerindeki adezyon moleküllerine makrofajlardan daha hızlı bağlanır.
3
İlk 24 saatteki baskın hücreyi seç.
Doğru yanıt nötrofillerdir.
Makrofajlar 24-48 saat sonra baskın hale gelir.

Anahtar Kavram

Akut inflamasyonda lökosit infiltrasyonunun kronolojik sırası
Tahmini Süre:45s
Soru 208Soru

Diyabetik bir hastada ayak parmaklarında gelişen vasküler tıkanıklık sonucu ortaya çıkan, birden fazla doku katmanını içeren ve histolojik olarak koagülasyon nekrozu zemininde gelişen tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gangrenöz nekroz

Cevap

Diyabetik ayak gibi iskemik durumlarda birden fazla doku katmanını tutan tablo gangrenöz nekrozdur.
Gangrenöz nekroz, klinik pratikte özellikle alt ekstremite iskemilerinde birden fazla doku katmanını (cilt, kas, kemik) tutan nekroz tablosu için kullanılır. Histolojik olarak temelinde koagülasyon nekrozu yatar. Üzerine bakteriyel enfeksiyon eklenirse sıvılaşma (likefaksiyon) komponenti de eklenir ve bu duruma 'yaş gangren' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı tanımlayın
Diyabetik hastada vasküler tıkanıklığa bağlı ayak parmağı nekrozu.
Vasküler tıkanıklık iskemiye, iskemi ise doku ölümüne yol açar.
2
Nekrozun mikroskobik paternini belirleyin
Koagülasyon nekrozu.
İskemi sonucu gelişen hücre ölümü, protein denatürasyonu baskın olduğu için koagülasyon nekrozu ile başlar.
3
Klinik terimi eşleştirin
Gangrenöz nekroz.
Bir ekstremitede, birden fazla doku planını etkileyen iskemik koagülasyon nekrozu için 'gangren' terimi kullanılır.

Anahtar Kavram

Gangrenöz nekroz, klinik bir terim olup özellikle alt ekstremitede gelişen iskemik koagülasyon nekrozunu tanımlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 209Soru

6262 yaşında yaygın aterosklerozu bulunan bir hastada, renal arter darlığına sekonder olarak böbrekte parankimal atrofi geliştiği izleniyor. Elektron mikroskobik incelemede, atrofik hücrelerin sitoplazmasında çift membranla çevrili, içinde organel kalıntıları barındıran vakuoller saptanıyor. Bu süreçte fagozoforun (başlangıç membranı) uzamasını ve otofajik vezikül matürasyonunu sağlayan, aynı zamanda deneysel çalışmalarda otofaji aktivitesinin en spesifik belirteci olarak kullanılan molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LC3 (Mikrotübül ilişkili protein 11 hafif zincir 33)

Cevap

Otofajik vezikül matürasyonunu sağlayan ve süreç için spesifik bir marker olan LC3 (Mikrotübül ilişkili protein 11 hafif zincir 33)
Otofaji, hücrenin besin eksikliği veya stres durumlarında kendi organellerini çift membranlı veziküller (otofagozom) içinde hapsederek lizozomlarda yıkması sürecidir. Bu sürecin uzama ve matürasyon evresinde, sitoplazmik LC3-I proteini fosfatidiletanolamin ile birleşerek LC3-II formuna dönüşür ve fagozofor membranına tutunur. LC3-II, otofajik aktivitenin en spesifik göstergesi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Kronik iskemi ve besin eksikliği durumunda hücrelerin atrofiye uğradığı ve otofaji mekanizmasını başlattığı belirlendi.
Atrofi sırasında hücreler, hayatta kalmak için kendi bileşenlerini sindirdikleri otofajik vakuoller oluşturur.
2
Otofaji sürecindeki moleküler basamakları değerlendir
Vezikül oluşumu (nükleasyon) ve uzama (elongasyon) evrelerinde spesifik proteinlerin görev aldığı hatırlandı.
Otofajik membranların (fagozofor) büyümesi için belirli protein komplekslerinin lipidasyonu gereklidir.
3
Spesifik belirteci (markeri) tanımla
LC3 proteininin sitoplazmik formdan (LC3-I), membrana bağlanan lipidlenmiş forma (LC3-II) dönüşerek matürasyonu sağladığı saptandı.
LC3-II, otofajik membran üzerinde kalan tek proteindir ve bu nedenle otofaji hızını ölçmek için altın standart markerdir.

Anahtar Kavram

Atrofi sırasında aktive olan otofaji mekanizmasında, otofajik membran oluşumu ve matürasyonu LC3 (Light Chain 3) proteini aracılığıyla gerçekleşir.

Alternatif Yöntem

Otofajiyi inhibe eden (mTOR) ve indükleyen (AMPK) yolları hatırlayarak, soru kökündeki 'membran oluşumunu sağlayan ve marker olan' ifadesine odaklanmak.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 210Soru

44 aylık bir erkek bebek; tekrarlayan oral kandidiyazis, dirençli akciğer enfeksiyonları ve hipokalsemiye bağlı jeneralize konvülsiyonlar nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Fizik muayenesinde düşük yerleşimli kulaklar ve mikrognati saptanan hastanın ekokardiyografik incelemesinde "kesintili aort yayı" (interrupted aortic arch) izleniyor. Bu hastanın periferik lenfoid dokularının histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenf düğümü parakortikal bölgelerinde ve dalak periarteriyel lenfatik kılıflarında (PALS) lenfosit azlığı

Cevap

DiGeorge sendromunda timus aplazisine bağlı T-lenfosit eksikliği görüldüğünden, lenfoid organlarda T-hücre bağımlı bölgeler olan parakortikal alan ve periarteriyel lenfatik kılıfta (PALS) lenfosit azlığı beklenir.
Vakada tanımlanan bulgular (kandidiyazis, hipokalsemi, yüz anomalileri ve aortik ark defekti) DiGeorge sendromu için tipiktir. Bu hastalıkta timus gelişemediği için matür T-lenfosit popülasyonu oluşamaz. Histopatolojik olarak lenf düğümlerinde T-hücrelerinin yoğunlaştığı parakortikal bölge ile dalak beyaz pulpasında santral arter çevresini saran periarteriyel lenfatik kılıf (PALS) hipoplazik kalır veya lenfositlerden fakirleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezi
Dirençli kandidiyazis (T-hücre kusuru), hipokalsemi (paratiroid yokluğu) ve kesintili aort yayı (kardiyovasküler kusur) birlikteliği saptandı.
Bu triad 22q11.222q11.2 delesyonu ile karakterize DiGeorge sendromunu işaret eder.
2
Embriyolojik kusurun belirlenmesi
3.3. ve 4.4. faringeal poşların gelişme kusuruna bağlı timus ve paratiroid aplazisi/hipoplazisi.
Sendromun patogenezindeki temel defekt bu poşlardan köken alan yapıların yokluğudur.
3
İmmünolojik ve morfolojik korelasyon
Timus yokluğu matür T-lenfositlerin üretilememesine yol açar.
T-hücre eksikliği, periferik lenfoid dokulardaki T-hücre bağımlı zonlarda hipoplaziye neden olur.
4
Anatomik bölgelerin eşleştirilmesi
Lenf düğümünde parakorteks ve dalakta PALS, T-hücre bağımlı bölgelerdir.
Bu bölgelerin lenfositlerden fakir olması hücresel immün yetmezliğin histopatolojik kanıtıdır.

Anahtar Kavram

DiGeorge Sendromunda Periferik Lenfoid Organ Morfolojisi

Daha Fazla Pratik

Wiskott-Aldrich sendromu ve Şiddetli Kombine İmmün Yetmezlik (SCID) durumlarındaki lenf düğümü değişikliklerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 211Soru

Romatoid artrit veya kronik osteomiyelit gibi kronik inflamatuar hastalıkların seyrinde gelişen sekonder amiloidoz tablosunda, dokularda biriken amiloid fibrillerinin öncül (prekürsör) proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum amiloid A (SAA)

Cevap

Sekonder amiloidozun öncül proteini Serum amiloid A (SAA) proteinidir.
Serum amiloid A (SAA), kronik inflamasyon durumlarında karaciğerden sentezlenen bir akut faz proteinidir. Bu proteinin aşırı üretimi ve kısmi yıkımı sonucu oluşan AA amiloid fibrilleri, sekonder amiloidozun temel bileşenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı tanımlayın.
Romatoid artrit ve kronik osteomiyelit, vücutta kronik bir inflamasyon ve sitokin (özellikle IL-1, IL-6) artışı yaratır.
Sekonder amiloidozun etiyolojisini anlamak için kronik inflamasyonun varlığını saptamak gerekir.
2
Hücresel ve biyokimyasal yanıtı belirleyin.
İnflamatuar sitokinler karaciğeri uyararak bir akut faz reaktanı olan Serum Amiloid A (SAA) sentezini artırır.
Amiloid fibrillerinin oluşması için kanda yüksek düzeyde öncül protein bulunması şarttır.
3
Protein dönüşümünü analiz edin.
SAA proteini makrofajlar tarafından sınırlı proteolize uğratılarak AA amiloid fibrillerine dönüştürülür ve dokularda birikir.
Amiloidozis tanımı, bu proteinlerin çözünmez beta-kırmalı tabaka yapısında doku dışında birikmesini ifade eder.

Anahtar Kavram

Sekonder amiloidozda (AA tipi) amiloid fibrilleri, karaciğerde sentezlenen Serum Amiloid A (SAA) proteininden köken alır.

Daha Fazla Pratik

AA amiloidozun en sık tuttuğu organ olan böbreklerdeki histopatolojik bulguları (glomerül tutulumu) incelemek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 212Soru

22 yaşında erkek çocuk, tekrarlayan piyojenik bakteriyel enfeksiyonlar ve PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii pnömonisi nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum IgMIgM düzeyi belirgin olarak yüksek bulunurken; IgGIgG, IgAIgA ve IgEIgE düzeylerinin çok düşük olduğu saptanıyor. B hücre sayısının normal olduğu belirlenen bu hastadan alınan lenf nodu biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germinal merkezlerin (sekonder foliküllerin) gelişmemiş olması

Cevap

Germinal merkezlerin gelişmemiş olması, Hiper IgMIgM sendromunun karakteristik lenf nodu bulgusudur.
Germinal merkezlerin gelişmemiş olması bulgusu doğrudur çünkü Hiper IgMIgM sendromunda, özellikle en sık görülen CD40LCD40L (CD154) mutasyonuna bağlı formda, yardımcı TT hücreleri BB hücrelerindeki CD40CD40 reseptörünü aktive edemez. Bu aktivasyon eksikliği, BB hücrelerinin izotip değişimini (IgM'den IgG, IgA veya IgE'ye geçiş) ve germinal merkezlerin organizasyonunu engeller. Sonuç olarak lenf nodlarında foliküller bulunsa da içlerinde açık renkli germinal merkezler izlenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Tekrarlayan piyojenik enfeksiyonlar + P.jiroveciiP. jirovecii + Yüksek IgMIgM + Düşük diğer IgIg değerleri = Hiper IgMIgM Sendromu tanısı konur.
Bu kombinasyon, antikor sınıf değişiminde (isotype switching) bir kusur olduğunu gösterir.
2
Moleküler mekanizmanın patolojik karşılığının belirlenmesi
En yaygın form olan XX'e bağlı Hiper IgMIgM sendromunda (CD40LCD40L mutasyonu), TT hücreleri BB hücrelerine yardım edemez.
CD40CD40LCD40-CD40L etkileşimi germinal merkez oluşumu ve afinite maturasyonu için zorunludur.
3
Histopatolojik bulgunun seçilmesi
Germinal merkezlerin yokluğu saptanır.
Antijenik uyarana rağmen BB hücreleri folikül içinde organize olup germinal merkez yapılarını oluşturamazlar.

Anahtar Kavram

Hiper IgMIgM sendromunda lenf nodlarında BB hücre folikülleri bulunmasına rağmen, TBT-B hücre etkileşim kusuru nedeniyle germinal merkezler oluşmaz.
Soru 213Soru

Elli beş yaşında, 1515 yıldır düzenli ilaç kullanmayan hipertansiyon hastası bir erkeğin ekokardiyografisinde sol ventrikül duvar kalınlığında belirgin artış saptanıyor. Karşılaştırma amacıyla incelenen 2525 yaşındaki elit bir maraton koşucusunda da benzer derecede sol ventrikül hipertrofisi izleniyor. Bu iki farklı hipertrofi gelişim süreci moleküler düzeyde incelendiğinde, hipertansif hastadaki kardiyomiyositlerde aşağıdaki sinyal yolaklarından veya hücresel değişikliklerden hangisinin fizyolojik hipertrofiye kıyasla çok daha belirgin olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) uyarılması ve fetal dönem genlerinin yeniden eksprese edilmesi

Cevap

Hipertansiyona bağlı patolojik hipertrofide G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) aktivasyonu ve atriyal natriüretik faktör (ANF) gibi fetal dönem genlerinin yeniden eksprese edilmesi görülür.
Kardiyak hipertrofi temelde iki farklı moleküler yolakla gerçekleşir. Hipertansiyon, kapak hastalıkları gibi durumlara bağlı gelişen patolojik hipertrofi; anjiyotensin II, endotelin ve katekolaminlerin G-protein kenetli reseptörleri (GPCR) uyarmasıyla başlar. Bu kaskad kalsinörin-NFAT gibi transkripsiyon faktörlerini aktive ederek normalde erişkinde sessiz olan embriyonik/fetal genlerin (Atriyal Natriüretik Faktör [ANF], b-MHC) yeniden eksprese edilmesine yol açar. Atletlerde görülen fizyolojik hipertrofi ise IGF-1 reseptörlerinin uyarılmasıyla PI3K/AKT yolağı üzerinden gelişir ve fetal gen ekspresyonu eşlik etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki hipertrofi tiplerini tanımla.
Hipertansiyon hastasındaki durum 'patolojik hipertrofi', maraton koşucusundaki durum ise 'fizyolojik hipertrofi'dir.
Hipertansiyon kronik hemodinamik aşırı yüklenme yaratarak patolojik adaptasyona, egzersiz ise fizyolojik adaptasyona neden olur.
2
Patolojik ve fizyolojik hipertrofinin moleküler yolaklarını karşılaştır.
Patolojik hipertrofi G-protein kenetli reseptörler (GPCR) ile tetiklenirken, fizyolojik hipertrofi IGF-1 ve PI3K/AKT yolağı üzerinden ilerler.
Bu iki yolak kardiyomiyositlerdeki büyüme sinyallerini birbirinden ayıran en temel biyokimyasal farklılıktır.
3
Patolojik hipertrofinin genetik sonuçlarını belirle.
Patolojik yolak, GATA4, NFAT ve MEF2 gibi transkripsiyon faktörlerini aktive ederek embriyonik/fetal dönem genlerinin (ANF, beta-Miyozin ağır zinciri) tekrar sentezlenmesine neden olur.
Hücre, artan stresle başa çıkabilmek için daha az enerji harcayan ancak daha yavaş kasılan fetal tip proteinlere geri döner.

Anahtar Kavram

Fizyolojik ve Patolojik Hipertrofi Moleküler Mekanizmaları
Soru 214Soru

Deneysel bir modelde, akut inflamatuar yanıtın ilerleyen saatlerinde nötrofil infiltrasyonunun azaldığı ve dokunun aktif olarak iyileşme fazına girdiği saptanmıştır. Bu süreçte araşidonik asit metabolizmasında pro-inflamatuar lökotrienlerden anti-inflamatuar mediyatörlere doğru bir "sınıf değişikliği" (class switching) gerçekleşmektedir. Buna göre; nötrofillerin damar duvarına yapışmasını ve kemotaksisini inhibe ederek rezolüsyon fazını başlatan, nötrofiller ve trombositler arasındaki trans-selüler etkileşimle üretilen temel mediyatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipoksin A4 (LXA4LXA_4)

Cevap

İnflamasyonun rezolüsyon fazında üretilen ve nötrofil kemotaksisini inhibe eden temel anti-inflamatuar mediyatör Lipoksin A4 (LXA4LXA_4)'tür.
İnflamasyonun rezolüsyonu (sonlanması), pro-inflamatuar mediyatörlerin yerini aktif olarak üretilen anti-inflamatuar mediyatörlerin almasıyla gerçekleşir. Lipoksin A4 (LXA4LXA_4) ve Lipoksin B4 (LXB4LXB_4), araşidonik asit metabolizmasının lipooksijenaz kolundan üretilirler. Üretimleri için iki farklı hücrenin iş birliği (trans-selüler biyosentez) gereklidir: Nötrofiller ara ürünleri üretir, bu ürünler olay yerindeki trombositler tarafından lipoksinlere dönüştürülür. Lipoksinlerin temel görevi, nötrofillerin damar duvarına yapışmasını ve kemotaksisini inhibe ederek yeni nötrofil katılımını engellemektir.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun evresini analiz et
Doku iyileşme (rezolüsyon) fazına girmektedir.
Soruda nötrofil infiltrasyonunun azaldığı ve dokunun iyileşmeye başladığı belirtilmiştir.
2
Mediyatör profilindeki değişimi (class switch) değerlendir
Pro-inflamatuar mediyatörlerin yerini anti-inflamatuar mediyatörler almaktadır.
Rezolüsyon pasif bir süreç değil, biyokimyasal bir sınıf değişikliği gerektiren aktif bir süreçtir.
3
Hücreler arası etkileşimi ve spesifik mediyatörü tanımla
Nötrofil ve trombosit etkileşimiyle üretilen Lipoksinler.
Nötrofillerdeki 5-LOX ile oluşan ara ürünler, trombositlerdeki 12-LOX ile Lipoksinlere (LXA4LXA_4 ve LXB4LXB_4) dönüştürülür.

Anahtar Kavram

İnflamasyonun Rezolüsyonu ve Lipoksinlerin Trans-selüler Biyosentezi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 215Soru

Alzheimer hastalığının karakteristik patolojik bulgularından olan senil plakların ve serebral kan damarlarının duvarlarında birikerek amiloid anjiyopatiye neden olan temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amiloid β\beta (AβA\beta)

Cevap

Alzheimer hastalığındaki plakların temel bileşeni Amiloid β\beta (AβA\beta) proteinidir.
Doğru cevap olan amiloid β\beta (AβA\beta), amiloid prekürsör proteininden (APP) enzimatik yıkım sonucu köken alır ve Alzheimer hastalığında izlenen nöritik plakların ve serebral amiloid anjiyopatinin temel yapı taşıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun ve birikim bölgesinin tanımlanması
Alzheimer hastalığı ve serebral doku/damar tutulumu belirlendi.
Amiloidoz tipi, biriken proteinin prekürsörüne ve klinik tabloya göre değişir.
2
Hastalığa özgü protein prekürsörünün hatırlanması
Alzheimer plaklarının APP kökenli AβA\beta proteini içerdiği belirlendi.
Merkezi sinir sistemine özgü amiloid formlarını sistemik formlardan ayırmak gerekir.
3
Seçenekler arasında ayırıcı tanı yapılması
Doğru protein türü olan AβA\beta seçildi.
ATTR, AA, AL ve β2\beta_2-mikroglobulin farklı klinik senaryolarda görülen diğer amiloid tipleridir.

Anahtar Kavram

Hastalığa özgü amiloid protein tipleri (Alzheimer - AβA\beta)
Tahmini Süre:45s
Soru 216Soru

Kronik granülomatöz inflamasyonun patogenezinde görev alan sitokinlerin her birinin özgül fonksiyonları bulunmaktadır. Epitelyoid histiyosit birikimi ile karakterize bu yanıtta, granülomun yapısal bütünlüğünün (structural integritystructural\ integrity) sürdürülmesinde anahtar rol oynayan ve yokluğunda veya tıbbi olarak baskılandığında granülomun parçalanarak enfeksiyonun yayılmasına (disseminasyondisseminasyon) yol açan en kritik mediatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör Nekroz Faktörü (TNF)

Cevap

Granülomun yapısal bütünlüğünün sürdürülmesinde en kritik mediatör Tümör Nekroz Faktörü (TNF)'dir.
Tümör Nekroz Faktörü (TNF), granülomların hem oluşumunda hem de yapısal bütünlüğünün sürdürülmesinde anahtar rol oynar. TNF'nin varlığı, makrofajların ve lenfositlerin lezyon odağında sıkıca bir arada kalmasını sağlar. Romatoid artrit veya Crohn hastalığı gibi durumlarda kullanılan anti-TNF ajanlar, bu yapısal bütünlüğü bozarak hapsedilmiş (latent) tüberküloz basillerinin serbest kalmasına ve hastalığın yayılmasına yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Granülomatöz inflamasyonun bileşenlerini analiz etme
Lezyonun T lenfositler ve makrofajlar arasındaki etkileşimle oluştuğu belirlendi.
Granülom oluşumu hücresel immün yanıtın bir parçasıdır.
2
Sitokinlerin spesifik rollerini ayırt etme
IL-12'nin Th1 farklılaşmasını, IFN-γ\gamma'nın makrofaj aktivasyonunu, TNF'nin ise yapısal korunmayı sağladığı hatırlandı.
TUS sınavında sitokinlerin oluşum (indüksiyon) ve sürdürülme (bakım) rolleri sıkça sorgulanır.
3
Klinik korelasyon kurma
Anti-TNF ilaçların latent tüberkülozu reaktive etme riski, granülom bütünlüğünün bozulmasıyla açıklandı.
Klinik uygulamadaki yan etkiler, patolojik mekanizmaların en somut kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Granülom yapısının korunmasında TNF-alfa'nın kritik rolü.

Daha Fazla Pratik

Anti-TNF tedavi öncesi PPD veya IGRA testi yapılmasının patolojik gerekçesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

Akut inflamasyonun gelişim sürecinde, doku hasarını takiben ilk 6246-24 saatlik zaman diliminde vasküler yataktan interstisyel alana en erken göç eden ve bu evrede baskın olan lökosit tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nötrofiller

Cevap

Akut inflamatuar yanıtta dokuya ilk göç eden ve erken dönemde baskın olan hücreler nötrofillerdir.
Nötrofiller, akut inflamasyonda damardan dokuya göç eden ilk hücre grubudur. Kanda yüksek konsantrasyonda bulunmaları, endoteldeki adezyon moleküllerine (seçtinler ve integrinler) hızlı bağlanma yetenekleri ve kemotaktik faktörlere olan duyarlılıkları sayesinde ilk 6246-24 saatte dokuda hakimiyet kurarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Akut inflamasyonun hücresel fazındaki kronolojik sıralamayı hatırla.
Hücre göçü nötrofillerle başlar ve monositlerle devam eder.
Nötrofiller kanda daha boldur, kemotaktik uyarılara daha hızlı yanıt verirler ve endotel adezyon moleküllerine daha kolay bağlanırlar.
2
Verilen zaman dilimini (6246-24 saat) analiz et.
Bu zaman dilimi akut yanıtın en erken fazıdır.
Nötrofiller genellikle 2424 saatten sonra apoptoza uğrar ve yerlerini monosit/makrofajlara bırakır.

Anahtar Kavram

Akut inflamasyonda lökosit ekstravazasyonunun kinetiği.
Tahmini Süre:45s
Soru 218Soru

35 yaşında bir erkek hasta, sağ ön kolda oluşan derin bir laserasyon nedeniyle dikişleri atıldıktan iki hafta sonra kontrole gelmiştir. Muayenede yara yatağının parlak kırmızı, nemli ve granüler bir görünümde olduğu saptanmıştır. Bu granülasyon dokusunun ilerleyen süreçte fibroblast birikimi ve yoğun hücre dışı matriks senteziyle mat, beyaz bir bağ dokusuna (skar) dönüşmesinde; hem kollajen sentezini uyararak hem de matriks metalloproteinazlarını (MMP) inhibe ederek fibrozisi indükleyen en temel büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta)

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), skar oluşumunda kollajen sentezini artırıp degradasyonunu engelleyen temel mediyatördür.
Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), iyileşen yaralarda fibroblastlardan kollajen, fibronektin ve proteoglikan sentezini artırır. Aynı zamanda matriks metalloproteinazlarını (MMP) baskılayıp, doku metalloproteinaz inhibitörlerini (TIMP) uyararak yeni sentezlenen matriksin yıkımını engeller. Bu ikili etkisi onu skarla sonuçlanan fibrozis sürecindeki en kritik büyüme faktörü yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun tanımlanması
2. haftadaki 'parlak kırmızı, granüler' doku, granülasyon dokusudur.
Yara iyileşmesinin proliferasyon fazında anjiyogenez ve fibroblast göçü baskındır.
2
Doku dönüşüm mekanizmasının belirlenmesi
Granülasyon dokusunun skara (fibrozis) dönüşmesi için matriks birikimi gereklidir.
Skar dokusu, azalan damarlanma ve artan Tip I kollajen ile karakterizedir.
3
Moleküler mediyatörün seçilmesi
TGF-β\beta, fibrozisin 'ana düzenleyicisi' (master regulator) olarak tanımlanır.
TGF-β\beta hem kollajen gen ekspresyonunu uyarır hem de MMP inhibisyonu yoluyla yıkımı durdurur.

Anahtar Kavram

Doku onarımı sürecinde TGF-β\beta'nın fibrotik etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 219Soru

Yeni doğan bir bebekte yapılan fizik muayenede; epikantus, basık burun kökü, klinodaktili, simian çizgisi ve kardiyak üfürüm saptanıyor. Klinik olarak Down sendromu ön tanısı alan bu hastada, etiyolojide yer alan en yaygın sitogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meiyotik non-disjunction (ayrılmama)

Cevap

Down sendromunun en yaygın sitogenetik nedeni meiyotik non-disjunction (ayrılmama) sonucunda oluşan serbest trizomi 21'dir.
Down sendromu (Trizomi 21) olgularının %95'i, mayoz bölünme (genellikle maternal oosit oluşumu) sırasında 21. kromozom çiftinin birbirinden ayrılmaması sonucu ortaya çıkan serbest trizomi ile karakterizedir. Bu durum meiyotik non-disjunction (ayrılmama) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Epikantus, simian çizgisi ve kardiyak üfürüm Down sendromunu (Trizomi 21) işaret eder.
Tanının doğru konulması etiyolojik mekanizmanın belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Trizomi 21'in sitogenetik tiplerini hatırla
Trizomi 21; %95 non-disjunction, %4 translokasyon ve %1-2 mozaisizm şeklinde görülür.
Farklı mekanizmaların görülme sıklığını bilmek en yaygın olanı seçmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Down sendromunun (Trizomi 21) en yaygın nedeni, genellikle maternal mayoz sırasında gerçekleşen 21. kromozomun ayrılmamasıdır.

İpuçları

1
Down sendromu vakalarının büyük bir çoğunluğu ailesel değildir ve rastlantısal bir bölünme hatasına bağlıdır.

Daha Fazla Pratik

İleri anne yaşının hangi sitogenetik mekanizma ile doğrudan ilişkili olduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 220Soru

4848 yaşında kadın hasta, son 55 yıldır devam eden kronik mide yanması (pirozis) ve ağza acı su gelmesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde, gastroözofageal bileşkenin üzerinde normal soluk pembe renkli mukoza yerine kadifemsi kırmızı (somon pembesi) renkli mukoza adacıkları izleniyor. Bu bölgelerden alınan biyopside, normalde bulunması gereken çok katlı yassı epitelin yerini goblet hücreleri içeren kolumnar epitelin aldığı saptanıyor. Bu hastada izlenen hücresel adaptasyon süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metaplazi

Cevap

Hücre tipinin değişmesiyle karakterize olan süreç Metaplazi olarak tanımlanır.
Metaplazi, bir erişkin hücre tipinin (epitelyal veya mezenşimal), stres karşısında daha dayanıklı olan başka bir erişkin hücre tipine dönüşmesidir. Barrett özofagusunda asit reflüsüne dayanıksız olan skuamöz epitel, asit direncine sahip goblet hücreli intestinal kolumnar epitele dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Kronik asit reflüsü (GERD) ve endoskopide 'kadifemsi kırmızı' mukoza varlığı tespit edildi.
Vaka analizi için başlangıç noktası oluşturmak.
2
Histopatolojik değişikliği yorumla
Çok katlı yassı epitelin (normal özofagus) yerini kolumnar epitelin (barsak tipi) aldığı anlaşıldı.
Hücreler arasındaki tip dönüşümünü saptamak.
3
Adaptasyon tipini belirle
Bir erişkin hücre tipinin başka bir erişkin hücre tipine dönüşmesi 'Metaplazi' tanımına uymaktadır (Barrett Özofagusu).
Tanımı klinik bulguyla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Metaplazi, kronik irritasyona (örneğin asit reflüsü) yanıt olarak hücrelerin daha dayanıklı bir tipe dönüşmesidir.

Daha Fazla Pratik

Metaplazinin köken aldığı hücre mekanizmasını (kök hücrelerin yeniden programlanması) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 11 / 17Sonraki
Genel Patoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin