Genel Patoloji

328 soru

Soru 181Soru

Uzun süredir Tip 22 Diabetes Mellitus tanısıyla takip edilen 7070 yaşındaki bir hastanın otopsisinde, pankreasın histopatolojik incelemesinde Langerhans adacıklarında kapiller çevrelerinde ve endokrin hücreler arasında eozinofilik, amorf madde birikimleri saptanmıştır. Bu birikimlerin Kongo kırmızısı ile boyandığı ve polarize ışıkta elma yeşili refle verdiği görülmüştür. Bu hastadaki lokalize amiloid birikimlerinden sorumlu olan prekürsör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amilin (İzlet amiloid polipeptidi)

Cevap

Tip 2 diyabetli hastaların pankreas adacıklarında biriken amiloidin prekürsörü Amilin (İzlet amiloid polipeptidi) proteinidir.
Tip 22 Diabetes Mellitus hastalarında Langerhans adacıklarında görülen lokalize amiloid birikimleri, 'İzlet Amiloid Polipeptidi' (IAPP) olarak da bilinen Amilin proteininden köken alır. Bu durum, adacık hücrelerinin fonksiyon kaybına katkıda bulunan karakteristik bir morfolojik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve organ tutulumunu analiz et.
Hasta yaşlı, uzun süreli Tip 2 DM tanılı ve amiloid birikimi pankreastaki Langerhans adacıklarıyla sınırlı.
Amiloidozun tipi (sistemik vs lokalize) tutulan organ ve klinik tabloya göre belirlenir.
2
Lokalize amiloid tipleri ile prekürsör proteinleri eşleştir.
Pankreas adacık amiloidi Amilin ile ilişkilidir.
Her lokalize amiloid tipinin kendine özgü bir prekürsör proteini vardır.

Anahtar Kavram

Tip 2 Diabetes Mellitus'ta pankreas adacıklarında görülen lokalize amiloidozun prekürsör proteini Amilin (Islet Amyloid Polypeptide - IAPP) proteinidir.
Tahmini Süre:50s
Soru 182Soru

3232 yaşında bir kadın hasta, halsizlik ve karın sol üst kadranda dolgunluk hissi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde masif splenomegali ve hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde pansitopeni belirleniyor. Kemik iliği biyopsisinde; sitoplazması ipek ipliği veya buruşturulmuş kağıt görünümünde olan, PAS (Periodic Acid-Schiff) pozitif boyanan makrofaj birikimleri izleniyor. Bu hastada görülen klinik tablonun temelindeki moleküler bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukoserebrosidaz enzim eksikliği

Cevap

Gaucher hastalığının temelinde yatan bozukluk glukoserebrosidaz (asit beta-glukozidaz) enzim eksikliğidir.
Vakada tanımlanan masif splenomegali, pansitopeni ve histopatolojik olarak izlenen 'buruşturulmuş kağıt' (wrinkled tissue paper) görünümlü makrofajlar, en sık görülen lizozomal depolama hastalığı olan Gaucher hastalığının tipik bulgularıdır. Bu hastalığın nedeni glukoserebrosidaz (asit beta-glukozidaz) enziminin eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir
Masif splenomegali ve 'buruşturulmuş kağıt' görünümlü makrofajlar Gaucher hastalığını işaret eder.
Bu spesifik morfolojik bulgu, glukoserebrosid birikmiş makrofajlar (Gaucher hücreleri) için karakteristiktir.
2
Hastalığa özgü enzim eksikliğini belirle
Gaucher hastalığında glukoserebrosidaz enzimi eksiktir.
Lizozomal bir depolama hastalığı olan Gaucher'de bu enzimin eksikliği, substratın makrofajlarda birikmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Lizozomal depolama hastalıkları ve Gaucher hastalığı histopatolojisi
Soru 183Soru

6262 yaşında Tip 2 Diyabet tanısı olan erkek hastada, sol ayak tabanında 33 aydır devam eden, kenarları belirgin ancak tabanı soluk ve iyileşme belirtisi göstermeyen kronik bir ülser mevcuttur. Yapılan biyokimyasal analizlerde yara yatağında büyüme faktörlerinin (PDGF, EGF) yarı ömürlerinin belirgin derecede kısaldığı ve ekstrasellüler matriks (ECM) sentezinin yıkımı dengeleyemediği saptanmıştır. Bu hastadaki iyileşme kusurunun altında yatan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matriks metalloproteinazların (MMP) artmış aktivitesi ve doku proteinaz inhibitörleri (TIMP) ile olan dengenin bozulması

Cevap

Kronik yara ortamındaki temel moleküler kusur, matriks metalloproteinazların (MMP) aşırı aktivitesi ve büyüme faktörlerinin proteolitik yıkımıdır.
Diyabetik ayak ülserleri gibi kronik yaralarda onarım sürecinin duraklamasının temel nedeni, yara ortamındaki proteinaz (MMP) ve inhibitör (TIMP) dengesinin bozulmasıdır. Artmış MMP aktivitesi, fibroblastlar tarafından yeni sentezlenen ekstrasellüler matriks bileşenlerini yıktığı gibi, onarımı tetikleyecek PDGF ve EGF gibi büyüme faktörlerini de proteolitik olarak inaktive eder. Bu durum yaranın proliferatif faza geçmesini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Diyabetik hastada iyileşmeyen kronik bir ülser (kronik yara) varlığı saptandı.
Kronik yaraların patofizyolojisi normal onarım sürecinden farklı moleküler dinamiklere sahiptir.
2
Büyüme faktörü ve ECM dengesinin değerlendirilmesi
Büyüme faktörlerinin hızla yıkıldığı ve ECM birikiminin yetersiz olduğu görüldü.
Bu durum, sentez kusurundan ziyade bir yıkım fazlasına (proteoliz) işaret eder.
3
MMP/TIMP dengesinin incelenmesi
MMP'lerin (proteinazlar) arttığı ve TIMP'lerin (inhibitörler) bu artışı dengeleyemediği sonucuna varıldı.
Yara yatağındaki yüksek MMP düzeyleri, yeni oluşan kollajeni ve aktif büyüme faktörlerini parçalayarak iyileşme döngüsünü bozar.

Anahtar Kavram

Kronik yaralarda (diyabetik ülserler, venöz ülserler vb.) MMP/TIMP dengesi MMP lehine bozulmuştur, bu da doku onarımının biyokimyasal iskelesini ve sinyal moleküllerini yok eder.

İpuçları

1
İyileşmeyen yaralarda yapım ve yıkım dengesini düşünün.

Daha Fazla Pratik

MMP'lerin aktivasyonunu sağlayan plazmin ve çinko bağımlılığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 184Soru

88 yaşında bir kız çocuğu; boyun ve koltuk altında ele gelen şişlikler ve karında dolgunluk hissi şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve belirgin splenomegali saptanmıştır. Laboratuvar incelemelerinde lökositoz izlenirken, akım sitometrisinde (flow cytometry) CD3+CD3^+ olup CD4CD4 ve CD8CD8 eksprese etmeyen (CD4/CD8CD4^- / CD8^-) T lenfosit popülasyonunda belirgin artış olduğu saptanmıştır. Bu hastadaki temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fas-Fas ligand etkileşimi üzerinden gerçekleşen apoptozun bozulması

Cevap

Fas-Fas ligand etkileşimi üzerinden gerçekleşen apoptozun bozulması
Vakada tanımlanan çocukta yaygın lenfadenopati, splenomegali ve akım sitometrisinde saptanan 'çift negatif' (CD4/CD8CD4^- / CD8^-) T hücreleri, Otoimmün Lenfoproliferatif Sendrom (ALPS) tanısını koydurur. ALPS patogenezinde Fas reseptörü veya Fas ligandı mutasyonları bulunur. Bu mutasyonlar, self-reaktif T lenfositlerin aktivasyonla uyarılan hücre ölümü (AICD - apoptoz) yoluyla yok edilmesini (periferik toleransın delesyon mekanizması) engeller. Sonuçta bu hücreler periferde birikir ve lenfoproliferasyona/otoimmüniteye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Çocuk yaşta yaygın lenfadenopati ve splenomegali (lenfoproliferasyon) varlığı.
Otoimmünite ve lenfoproliferasyonun bir arada olduğu durumları daraltmak gerekir.
2
Laboratuvar verisini yorumla
Akım sitometrisinde 'çift negatif' (CD3+CD4CD8CD3^+ CD4^- CD8^-) T hücre artışı saptanmıştır.
Bu bulgu Otoimmün Lenfoproliferatif Sendrom (ALPS) için patognomoniktir.
3
Patogenezi tanı ile eşleştir
ALPS, Fas (CD95) reseptörü veya Fas ligandı mutasyonları sonucu gelişen bir periferik tolerans (delesyon) kusurudur.
Self-reaktif lenfositlerin aktivasyonla uyarılan hücre ölümü (AICD) mekanizması bozulur.

Anahtar Kavram

Periferik toleransın 'delesyon' (apoptoz) mekanizması ve ALPS patogenezi.

Daha Fazla Pratik

Periferik toleransın üç temel ayağını (anerji, supresyon, delesyon) ve bunları kontrol eden molekülleri (CTLA-4, FOXP3, Fas) karşılaştırmalı olarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 185Soru

5555 yaşında erkek hasta, 66 aydır giderek artan ses kısıklığı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan laringoskopik muayenede sol vokal kord üzerinde 1.5 cm1.5\text{ cm} çapında, üzeri sağlam mukoza ile örtülü, nodüler bir kitle izleniyor. Kitleden alınan biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde mukoza altında, damar duvarları çevresinde ve interstisyel alanda amorf, eozinofilik birikimler saptanıyor. Bu birikimlerin Kongo kırmızısı boyası ile boyandığı ve polarize ışık mikroskobunda elma yeşili çift kırınım verdiği görülüyor. Bu klinik ve histopatolojik tabloya göre, biriken amiloidin en olası prekürsör proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünglobulin hafif zincirleri

Cevap

Vokal kordlarda görülen bu tip lokalize amiloid birikimlerinde en olası prekürsör protein immünglobulin hafif zincirleridir (ALAL tipi).
Vokal kord, akciğer, deri ve mesane gibi organlarda görülen ve 'amiloidoma' olarak adlandırılan lokalize nodüler amiloid birikimleri, sıklıkla bu bölgedeki plazma hücrelerinden salınan immünglobulin hafif zincirlerinden (ALAL tipi) köken alır. Bu durum, hastada sistemik bir plazma hücre diskrazisi (Multiple Miyelom gibi) olmaksızın sadece lokalize bir süreç olarak ortaya çıkabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir.
Ses kısıklığı, laringeal kitle ve Kongo kırmızısı ile elma yeşili refle veren eozinofilik materyal.
Bu bulgular laringeal lokalize amiloidoz (amiloidoma) tanısını doğrular.
2
Amiloidozun tipini (lokalize vs sistemik) belirle.
Vokal kord yerleşimli nodüler kitle, lokalize amiloidoz tipidir.
Sistemik tutulum bulgusu yoksa, kitle oluşturan amiloid birikimleri amiloidoma olarak adlandırılır.
3
Lokalize amiloidoz tiplerinin prekürsör proteinlerini hatırla.
Larenks, akciğer ve deri gibi bölgelerdeki lokalize birikimler genellikle lokal plazma hücreleri tarafından üretilen hafif zincirlerden oluşur.
Lokalize ALAL tipi amiloidoz, bu anatomik bölgelerde en sık görülen formdur.

Anahtar Kavram

Lokalize amiloid birikimlerinde (özellikle larenks, akciğer ve üriner sistemde) en sık saptanan protein tipi immünglobulin hafif zincirleridir (ALAL tipi).

Daha Fazla Pratik

Amiloid tiplerini ve klinik eşleşmelerini (örneğin Alzheimer-AβA\beta, Tip 22 DM-Amilin) bir tablo üzerinden tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 186Soru

Yirmi beş yaşında erkek hasta, diş çekimi sonrası gelişen ve yaklaşık 3636 saat süren şiddetli yüz ve boyun ödemi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden benzer atakların stresli dönemlerde de tekrarladığı, ancak döküntü (ürtiker) veya kaşıntının eşlik etmediği öğreniliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum C4C4 düzeyi düşük, C1qC1q düzeyi ise normal bulunuyor. Bu hastadaki klinik tablonun patogenezinde rol oynayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C1C1 inhibitörü (C1C1-INH) eksikliğine bağlı olarak kallikrein aktivitesinin kısıtlanamaması ve bradikinin artışı

Cevap

Klinik tablo ve laboratuvar bulguları Herediter Anjiyoödem ile uyumludur ve temel mekanizma C1C1 inhibitör eksikliğine bağlı kallikrein aktivasyonu ve bradikinin artışıdır.
Doğru yanıt, C1C1 inhibitör eksikliğinin bradikinin artışına yol açtığını belirtmektedir. C1C1 inhibitörü (C1C1-INH), kompleman sisteminin klasik yolunu regüle etmenin yanı sıra plazma kallikreini ve Faktör XIIaXIIa'yı da inhibe eder. Bu proteinin eksikliğinde (Herediter Anjiyoödem), kallikrein aktivitesi kısıtlanamaz ve prekallikreinden aşırı miktarda bradikinin üretilir. Bradikinin, damar geçirgenliğini artıran son derece güçlü bir mediyatördür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Ürtiker ve kaşıntı içermeyen, travma/stresle tetiklenen tekrarlayıcı anjiyoödem saptandı.
Bu tablo, histamin dışı bir mediyatörün (muhtemelen bradikinin) sorumlu olduğunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Düşük C4C4 ve normal C1qC1q düzeyleri bulundu.
Düşük C4C4, C1C1 enziminin aşırı aktivitesini; normal C1qC1q ise sorunun sonradan kazanılmış (SLE vb.) değil kalıtsal bir inhibitör eksikliği olduğunu gösterir.
3
Biyokimyasal yolağı hatırla
C1C1 inhibitörü (C1C1-INH); C1rC1r, C1sC1s, Faktör XIIaXIIa ve kallikreini inhibe eder.
Eksikliğinde bu enzimler baskılanamaz ve kallikrein üzerinden yüksek miktarda bradikinin sentezlenir.
4
Patofizyolojik sonucu belirle
Artan bradikinin, vasküler geçirgenliği artırarak ödeme yol açar.
Bradikinin, anjiyoödem ataklarından sorumlu olan temel vasküler mediyatördür.

Anahtar Kavram

İnflamasyon Mediyatörlerinin Regülasyonu ve Herediter Anjiyoödem

Daha Fazla Pratik

Kompleman regülatör proteinlerinden DAF (CD55) ve CD59 eksikliğinde görülen Paroksizmal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) mekanizmasını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 187Soru

Kronik alkol kullanımı öyküsü olan 4545 yaşındaki erkek hastada gelişen karın ağrısı ve sarılık şikayetleri sonrası yapılan karaciğer biyopsisinde; hepatositlerin sitoplazmasında düzensiz sınırlı, yoğun eozinofilik, 'ip yumağı' veya 'hizalanmış lifler' görünümünde inklüzyonlar saptanmıştır. Bu morfolojik bulgunun (Mallory-Denk cisimciği) oluşumunda yer alan temel bileşen ve mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ubikitin ile işaretlenmiş sitokeratin (intermediyer) filamentlerinin kümelenerek agregat oluşturması

Cevap

Doğru seçenek, ubikitin ile işaretlenmiş sitokeratin (intermediyer) filamentlerinin kümelenerek agregat oluşturduğunu belirten ifadedir.
Doğru cevap olan seçenek, Mallory-Denk cisimciklerinin sitokeratin (intermediyer) filamentlerinin agregasyonu ile oluştuğunu doğru bir şekilde açıklamaktadır. Bu birikim süreci, hasarlı proteinlerin ubikitin-proteozom sistemi tarafından tam olarak temizlenememesi sonucunda gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Kronik alkol kullanımı ve hepatositlerdeki eozinofilik 'ip yumağı' inklüzyonları Mallory-Denk cisimciği (alkolik hiyalen) olarak tanımlanır.
Vakadaki spesifik morfolojik tanımı (eosinophilic rope-like inclusions) teşhis etmek için gereklidir.
2
İnklüzyonun yapısını belirle
Bu cisimcikler ağırlıklı olarak sitokeratin 88 ve 1818 gibi intermediyer filamentlerden oluşur.
Hücre içi birikimlerin biyokimyasal içeriğini ayırt etmek için gereklidir.
3
Birikim mekanizmasını sorgula
Filamentler yanlış katlandığında veya hasar gördüğünde ubikitin ile işaretlenir ve proteozomda yıkılamayarak agregat oluştururlar.
Protein katlanma ve yıkım bozukluklarının patolojisini anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Mallory-Denk cisimcikleri (alkolik hiyalen), özellikle alkolik karaciğer hastalığında görülen, ubikitinlenmiş intermediyer (sitokeratin) filament agregatlarıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 188Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, belirgin öğrenme güçlüğü ve hiperaktivite şikayetleri ile pedagoji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın yüzünün uzun ve ince olduğu, kulak kepçelerinin dışa doğru belirginleştiği, damak yapısının yüksek olduğu ve pubertal dönem öncesinde olmasına rağmen testis hacminin normalden belirgin derecede büyük (makroorşidizm) olduğu saptanıyor. Bu hastada klinik tabloya neden olan en olası genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FMR1FMR1 geninde CGGCGG trinükleotid tekrar artışı

Cevap

Klinik bulgular Fragile X sendromu ile uyumludur ve bu durum FMR1FMR1 genindeki CGGCGG üçlü tekrar artışı ile karakterizedir.
Vakada tanımlanan uzun yüz, büyük kulaklar ve makroorşidizm triadına zihinsel geriliğin eşlik etmesi tipik Fragile X sendromu tablosudur. Bu hastalığın altında yatan mekanizma FMR1FMR1 geninin 55' transkripsiyon bölgesindeki CGGCGG tekrarlarının sayısının dramatik şekilde artmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Uzun yüz, belirgin kulaklar ve makroorşidizm kombinasyonu tespit edildi.
Bu fenotipik özellikler, erkek çocuklarda kalıtsal zihinsel geriliğin en yaygın nedeni olan Fragile X sendromu için patognomoniktir.
2
Genetik mekanizmanın belirlenmesi
Fragile X sendromu, trinükleotid tekrar artış hastalıkları grubunda yer alır.
Xq27.3 bölgesindeki FMR1 geninde 200'ün üzerindeki CGG tekrarları (tam mütasyon) genin hipermetilasyonuna ve FMRP proteininin üretilememesine yol açar.

Anahtar Kavram

Trinükleotid Tekrar Artış Hastalıkları (Fragile X Sendromu)

Daha Fazla Pratik

Fragile X sendromunda tekrarların anneden geçişte (oogenez) artış eğiliminde olduğunu ve genetik antisipasyon fenomenini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 189Soru

Sağ kalp yetmezliği tanısıyla takip edilen bir hastanın postmortem incelemesinde; karaciğer parankiminde sentrilobüler konjesyona bağlı kırmızı-kahverengi alanlar ile periferik steatoza bağlı sarı alanların bir arada bulunmasıyla karakterize "muskat cevizi" (nutmeg liver) görünümü saptanmıştır. Bu makroskobik bulguya yol açan temel hemodinamik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz geri dönüşün bozulması sonucu gelişen kronik pasif konjesyon

Cevap

Venöz geri dönüşün bozulması sonucu gelişen kronik pasif konjesyon
Karaciğerde görülen 'muskat cevizi' manzarası, kronik sağ kalp yetmezliği gibi durumlarda venöz geri dönüşün engellenmesiyle kanın pasif olarak karaciğer parankiminde (özellikle sentrilobüler bölgede) birikmesi sonucu oluşur. Bu durum kronik pasif konjesyon olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Hastada sağ kalp yetmezliği ve karaciğerde 'muskat cevizi' görünümü mevcut.
Bu bulgular tipik olarak sistemik venöz dolgunluğun karaciğere yansımasını işaret eder.
2
Makroskobik bulgunun mekanizmasını açıkla
Sentrilobüler bölge (Zon 33) venöz drenaja en uzak ve hipoksiye en duyarlı bölgedir; burada konjesyon ve nekroz gelişirken, periferde (Zon 11) yağlanma izlenir.
Pasif süreç olan konjesyon, aktif olan hiperemiden ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Kronik Pasif Konjesyon
Tahmini Süre:45s
Soru 190Soru

5858 yaşında erkek hastada, geniş bir abdominal insizyonun iyileşme süreci takip edilmektedir. Yaralanmayı takip eden 3.3. haftada, yara dudaklarının tamamen kapandığı ancak doku gerilme direncinin henüz orijinal dokunun yaklaşık %2030\%20-30'una ulaştığı gözlenmektedir. Bu evrede, ekstrasellüler matriksin (ECM) stabilitesini artırarak doku direncini güçlendiren ve fibrozisi indükleyen temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TGF-beta aracılığıyla fibroblastlardan kollajen sentezinin artırılması ve matriks metalloproteinaz (MMP) aktivitesinin baskılanması

Cevap

Doku onarımının geç evresinde direnç artışı, TGF-beta aracılığıyla artan kollajen sentezi ve MMP'lerin baskılanmasıyla sağlanan matriks stabilizasyonu sonucudur.
Doku onarımı sürecinde TGF-beta (Transforming Growth Factor beta), en güçlü fibrojenik ajan olarak kabul edilir. Fibroblastların yara bölgesine göçünü, çoğalmasını ve özellikle Tip I kollajen sentezlemelerini sağlar. Aynı zamanda, matriks metalloproteinazların (MMP) sentezini baskılayıp, doku inhibitörlerinin (TIMP) sentezini artırarak ekstrasellüler matriksin yıkımını engeller. Bu çift yönlü etki, yara bölgesinde kollajen birikimine ve dolayısıyla doku gerilme direncinin artmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşmesinin evresini belirle.
3.3. hafta, remodeling (yeniden şekillenme) ve matürasyon evresinin başlangıcını temsil eder.
Gerilme direncinin artışı bu evredeki en kritik olaydır.
2
Doku direncinden sorumlu moleküler faktörleri analiz et.
TGF-beta, fibroblastları uyararak Tip I kollajen üretimini artırır ve ECM yıkımını önler.
TGF-beta hem sentezi artırır hem de yıkımı (MMP inhibisyonu yoluyla) azaltarak fibrozisi sağlar.
3
Kollajen tip değişimini kontrol et.
Tip III kollajen (erken/zayıf), Tip I kollajen (geç/güçlü) ile yer değiştirir.
Gerilme direncinin asıl kaynağı Tip I kollajen liflerinin organizasyonudur.

Anahtar Kavram

Yara İyileşmesinde TGF-beta ve Remodeling Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 191Soru

2626 yaşında profesyonel bir futbolcu, uyluk bölgesine aldığı şiddetli bir künt travmadan yaklaşık 44 hafta sonra, aynı bölgede giderek sertleşen ve ağrılı hale gelen bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan radyolojik incelemede kas dokusu içerisinde düzensiz kalsifikasyonlar ve kemikleşme alanları izleniyor. Eksizyonel biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde, iskelet kası lifleri arasında matür kemik trabekülleri ve osteoid doku oluşumu saptanıyor. Bu hastadaki patolojik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağ dokusunda yer alan mezankimal kök hücrelerin genetik olarak yeniden programlanması sonucu oluşur.

Cevap

Doğru yanıt, bağ dokusundaki kök hücrelerin (mezankimal hücreler) genetik olarak yeniden programlanması sonucu oluştuğunu belirten seçenektir.
Metaplazi süreci, farklılaşmış (matür) bir hücrenin doğrudan başka bir tipe dönüşmesiyle değil, dokuda bulunan kök hücrelerin (epitellerde bazal hücreler, bağ dokusunda mezankimal hücreler) sitokinler, büyüme faktörleri ve ekstraselüler matris bileşenleri aracılığıyla genetik olarak yeniden programlanmasıyla gerçekleşir. Myositis ossificans, bağ dokusundaki mezankimal hücrelerin kemik dokusu (osteoblastlar) yönünde farklılaşmasıyla karakterize tipik bir mezenkimal metaplazi örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Travma sonrası kas içinde kemik oluşumu saptanması 'Myositis Ossificans' tablosunu düşündürür.
Vakadaki semptomlar ve histopatolojik bulgular bağ dokusu metaplazisine işaret etmektedir.
2
Adaptasyon tipini belirle
Bir matür dokunun (bağ dokusu) yerini başka bir matür dokunun (kemik) alması 'Metaplazi' olarak tanımlanır.
Metaplazi, kronik irritasyon veya hasara karşı hücrelerin verdiği bir adaptasyon yanıtıdır.
3
Hücresel mekanizmayı sorgula
Metaplazi, matür hücrelerin doğrudan dönüşümü (transdiferansiyasyon) değil, kök hücrelerin yeniden programlanmasıdır.
Robbins Patolojiye göre metaplazi, dokudaki kök hücrelerin genetik ekspresyonlarındaki değişikliklerle yeni bir yöne farklılaşmasıdır.

Anahtar Kavram

Metaplazi Mekanizması ve Bağ Dokusu Metaplazisi (Myositis Ossificans)

Daha Fazla Pratik

Bağ dokusu metaplazisinin diğer örneklerini ve epitel metaplazisindeki moleküler yolakları (örneğin Barrett özofagusunda CDX2 ekspresyonu) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 192Soru

6262 yaşında erkek hasta, akut miyokard enfarktüsü tanısıyla koroner yoğun bakım ünitesine yatırılıyor ve başarılı bir perkütan koroner girişimle tıkalı olan sol ön inen arter (LADLAD) lümeni açılıyor. Ancak reperfüzyon sonrası hastada kardiyak enzimlerin beklenenden daha fazla yükseldiği ve hücre hasarının arttığı gözleniyor. Bu "iskemi-reperfüzyon hasarı" sürecinde, mitokondriyal permeabilite geçiş porunun (MPTPMPTP) açılmasına neden olarak geri dönüşsüz hücre hasarını ve nekrozu tetikleyen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mitokondri matriksinde kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) ve reaktif oksijen türlerinin (ROSROS) artışı

Cevap

İskemi-reperfüzyon hasarı sürecinde MPTP açılmasını tetikleyen temel faktör, mitokondri matriksindeki kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) ve reaktif oksijen türlerinin (ROSROS) artışıdır.
İskemi sonrası dokunun tekrar kanlanması (reperfüzyon), hücreye bol miktarda oksijen ve kalsiyum taşır. Hasarlı mitokondrilerde biriken kalsiyum ve oksijenin etkisiyle oluşan reaktif türler (ROSROS), mitokondriyal permeabilite geçiş porunun (MPTPMPTP) açılmasına neden olur. Bu porun açılması, mitokondriyal membran potansiyelinin kaybına ve ATPATP sentezinin imkansız hale gelmesine yol açarak nekrozu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Hastada başarılı bir reperfüzyon (damar açılması) sonrası hasarın artması, 'reperfüzyon hasarı' fenomenine işaret eder.
Reperfüzyon sırasında dokuya gelen oksijen ve kalsiyum, zaten hasarlı olan hücrelerde ek yıkıma neden olur.
2
MPTP (Mitokondriyal Permeabilite Geçiş Poru) mekanizmasını hatırla
MPTP, mitokondri iç membranında bulunan yüksek iletkenlikli bir kanaldır; açılması durumunda ATPATP üretimi durur ve nekroz başlar.
Bu porun açılması geri dönüşsüz hücre hasarının en kritik basamaklarından biridir.
3
Porun açılmasını tetikleyen biyokimyasal faktörleri eşleştir
Porun açılmasını tetikleyen en önemli üç faktör: matriks kalsiyum artışı, ROS birikimi ve inorganik fosfat artışıdır.
Reperfüzyon sırasında kalsiyum yüklenmesi ve serbest radikal fırtınası bu faktörleri maksimize eder.

Anahtar Kavram

İskemi-reperfüzyon hasarında geri dönüşsüz hasarın moleküler kapısı Mitokondriyal Permeabilite Geçiş Poru (MPTPMPTP)'dur ve temel tetikleyicileri kalsiyum ile ROSROS artışıdır.

Daha Fazla Pratik

Reperfüzyon hasarında rol oynayan diğer mekanizmalar olan 'kompleman aktivasyonu' ve 'lökosit infiltrasyonu' konularına göz atılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 193Soru

22 yaşında erkek hasta, her iki Achilles tendonunda ağrısız şişlikler (ksantom) ve erken yaşta geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum LDL-kolesterol düzeyi 550mg/dL550 \, mg/dL saptanıyor. Hastadan alınan deri fibroblastlarında yapılan moleküler çalışmalarda, LDL reseptör proteininin granüllü endoplazmik retikulumda sentezlendiği ancak Golgi aygıtına taşınamadığı (transport defekti) belirleniyor.

Bu hastada görülen LDL reseptör mutasyonu, fonksiyonel sınıflandırmaya göre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıf II mutasyon

Cevap

Sınıf II mutasyon, LDL reseptörünün sentezlendiği ancak endoplazmik retikulumdan Golgi aygıtına taşınamadığı transport kusurunu tanımlar.
Sınıf II mutasyonları, LDL reseptör proteininin sentezlendiği ancak granüllü endoplazmik retikulumda (GER) takılıp kaldığı, Golgi aygıtına taşınamadığı durumları kapsar. Bu, Ailesel Hiperkolesterolemide görülen en yaygın mutasyon grubudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Genç yaşta miyokard enfarktüsü, tendon ksantomları ve çok yüksek LDL seviyeleri Ailesel Hiperkolesterolemi (Tip IIa) tanısını düşündürür.
Bu tablo klasik olarak LDL reseptör defektine bağlıdır.
2
Moleküler mekanizmayı analiz et
Proteinin sentezlenip Golgi'ye gidememesi bir 'transport' (taşıma) defektidir.
LDL reseptör mutasyonları fonksiyonel olarak 5 sınıfa ayrılır ve transport kusuru Sınıf II'dir.

Anahtar Kavram

Ailesel Hiperkolesterolemide LDL reseptör mutasyon sınıfları

Daha Fazla Pratik

Kistik fibrozisteki en yaygın mutasyon olan ΔF508\Delta F508 mutasyonunun da benzer şekilde bir Sınıf II (yanlış katlanma ve ER'de tutulma) defekti olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 194Soru

6262 yaşında, 1515 yıldır sistemik hipertansiyon tanısı olan ve tedaviye uyum göstermeyen bir erkek hastanın yapılan kontrollerinde sol ventrikül hipertrofisi saptanmıştır. Bu hastadaki miyokardiyal adaptasyonun moleküler mekanizması incelendiğinde, süreci fizyolojik hipertrofiden (sporcu kalbi) ayıran temel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atriyal natriüretik peptid (ANPANP) ve β\beta-miyozin ağır zincir gibi fetal genlerin ekspresyonunun indüklenmesi

Cevap

Patolojik hipertrofide fetal gen programının (ANP, β\beta-MHC) indüklenmesi görülür.
Doğru seçenek olan fetal gen ekspresyonu, patolojik hipertrofiyi fizyolojik süreçlerden ayıran en önemli biyokimyasal değişikliktir. Basınç yükü altındaki miyositler, daha az enerji tüketen ve fetal hayatta baskın olan protein izoformlarını (örneğin α\alpha-miyozin yerine β\beta-miyozin ağır zincir) sentezleyerek strese uyum sağlamaya çalışırlar. Ayrıca ANPANP sentezinin artışı, hemodinamik yükün azaltılmasına yönelik bir yanıt oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik durumun tanımlanması
Kronik hipertansiyona bağlı sol ventrikül hipertrofisi (Patolojik Hipertrofi)
Hipertansiyon miyokard üzerinde patolojik bir art yük (afterloadafterload) oluşturarak hücrelerin boyut olarak büyümesine neden olur.
2
Patolojik ve fizyolojik hipertrofi arasındaki sinyal yollarının karşılaştırılması
Patolojik: GPCR/GqGPCR/Gq yolağı; Fizyolojik: IGF1/PI3K/AktIGF-1/PI3K/Akt yolağı
Hipertansiyon gibi stres faktörleri anjiyotensin IIII ve endotelin-11 gibi agonistler üzerinden GPCRGPCR aktivasyonuna yol açar.
3
Moleküler markerların belirlenmesi
Fetal gen programının aktivasyonu
Patolojik hipertrofide hücreler embriyonik döneme ait ANPANP ve β\beta-miyozin ağır zincir gibi proteinleri sentezlemeye başlar, bu da patolojik sürecin karakteristik bir özelliğidir.

Anahtar Kavram

Patolojik hipertrofi ile fizyolojik hipertrofi arasındaki temel moleküler fark, fetal gen programının (ANP ve β\beta-MHC) aktivasyonu ve kullanılan baskın sinyal yoludur (GPCRGPCR vs PI3K/AktPI3K/Akt).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 195Soru

Akut inflamasyon sürecinde lökositlerin damar endoteline sıkıca tutunabilmesi (firm adhesion), lökosit yüzeyindeki integrinlerin düşük afiniteli konformasyondan yüksek afiniteli konformasyona geçmesini gerektirir. Lökosit integrinlerinde bu 'içten-dışa' (inside-out) sinyal iletimini ve afinite artışını başlatan temel olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endotel yüzeyindeki proteoglikanlara bağlı kemokinlerin lökosit reseptörleri ile etkileşimi

Cevap

Lökosit integrinlerinin aktivasyonu ve afinite artışı, endotel yüzeyindeki proteoglikanlara bağlı kemokinlerin lökosit reseptörlerine bağlanmasıyla gerçekleşir.
Doğru yanıt olan seçenek, integrinlerin afinite artış mekanizmasını açıklar. Robbins patoloji kriterlerine göre, lökositlerin endotel yüzeyinde yuvarlanırken maruz kaldıkları kemokinler, integrinlerin konformasyonunu değiştirerek ligandlarına (ICAM-1 gibi) çok daha sıkı bağlanmalarını sağlar. Bu sürece 'inside-out' (içten dışa) sinyal iletimi denir.

Adım Adım Çözüm

1
Lökosit adhezyon kaskadındaki 'sıkı adhezyon' basamağını analiz etmek.
Sıkı adhezyon için lökositlerdeki integrinlerin (LFA-1, VLA-4 vb.) yüksek afiniteli forma geçmesi gerektiği belirlendi.
Dolaşımdaki lökositlerde integrinler düşük afiniteli formdadır; aksi takdirde kontrolsüz yapışmalar meydana gelirdi.
2
İntegrin konformasyonel değişimini tetikleyen moleküler sinyali belirlemek.
Yuvarlanma sırasında endotel yüzeyindeki kemokinlerin lökosit reseptörlerini uyarmasının bu değişimi başlattığı saptandı.
Kemokinler, G-protein kenetli reseptörler aracılığıyla lökosit içine sinyal göndererek integrin sitoplazmik kuyruğunda değişiklik yapar (inside-out signaling).
3
Endotel yüzeyindeki kemokinlerin sunum şeklini değerlendirmek.
Kemokinlerin endotel yüzeyinde heparan sülfat gibi proteoglikanlara bağlı olarak yüksek konsantrasyonda tutulduğu anlaşıldı.
Bu durum, lökositlerin yuvarlanırken kemokinlerle etkileşime girmesini garantiler.

Anahtar Kavram

Lökosit integrin aktivasyonu (Inside-out signaling)

Alternatif Yöntem

Klinik ipucu: Lökosit adhezyon mekanizmasındaki bozukluklar (LAD-1), kanda lökositoz olmasına rağmen dokuda inflamasyonun ve cerahatin (irin) oluşamamasıyla karakterize klinik tablolar oluşturur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 196Soru

28 yaşında erkek hasta, ani başlayan sağ alt kadran ağrısı, bulantı ve ateş şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkiklerde lökositoz saptanıyor ve akut apandisit ön tanısıyla apendektomi yapılıyor. Apendiks materyalinin histopatolojik incelemesinde muskularis propria tabakasında yoğun nötrofil lökosit infiltrasyonu ve ödem izleniyor. Bu akut inflamatuar süreçte lökositlerin damar endotelindeki ICAM-1 ve VCAM-1 gibi ligandlara bağlanarak damar duvarına sıkı yapışmasını (firm adhesion) sağlayan molekül grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntegrinler

Cevap

İntegrinler, lökosit adhezyon kaskadında endotel üzerindeki ICAM-1 ve VCAM-1 ile etkileşime girerek sıkı yapışmayı (firm adhesion) gerçekleştiren moleküllerdir.
İntegrinler, lökositlerin yüzeyinde bulunan ve inflamatuar sitokinler (TNF, IL-1) etkisiyle aktive olan glikoproteinlerdir. Endotel hücreleri üzerindeki ICAM-1 (LFA-1 ve Mac-1 için ligand) ve VCAM-1 (VLA-4 için ligand) moleküllerine bağlanarak lökositlerin damar duvarına sıkıca tutunmasını sağlarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve inflamasyon tipini belirle.
Akut apandisit, nötrofil infiltrasyonu ile karakterize bir akut inflamasyon sürecidir.
Soruda sorulan mekanizmanın hangi patolojik süreçte gerçekleştiğini anlamak için gereklidir.
2
Lökosit ekstravazasyonu (damar dışına çıkış) basamaklarını gözden geçir.
Basamaklar sırasıyla: Marjinasyon, Yuvarlanma (Selektinler), Sıkı Yapışma (İntegrinler), Transmigrasyon (PECAM-1) ve Kemotaksi.
Doğru molekül-basamak eşleşmesini yapmak için kaskadın hiyerarşisini bilmek gerekir.
3
Soruda vurgulanan 'sıkı yapışma' (firm adhesion) basamağına odaklan.
Bu basamakta lökositlerdeki integrinler, TNF ve IL-1 ile uyarılmış endoteldeki integrin ligandlarına (ICAM-1, VCAM-1) yüksek afinite ile bağlanır.
Sıkı yapışmanın moleküler temelini belirlemek sorunun çözümüdür.

Anahtar Kavram

Lökosit Adhezyon Kaskadı: Sıkı Yapışma (Firm Adhesion)

Daha Fazla Pratik

Lökosit adhezyon eksikliği (LAD Tip 1 ve 2) hastalıklarının moleküler defektlerini ve klinik bulgularını (geç göbek düşmesi gibi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 197Soru

4242 yaşında, kronik pankreatit nedeniyle takip edilen ve ciddi malabsorpsiyon bulguları olan bir erkek hastanın bronş biyopsisinde, normal psödostratifiye silyalı kolumnar epitelin yerini çok katlı yassı epitelin aldığı gözlenmiştir. A vitamini eksikliğinin bu süreci tetiklediği bilindiğine göre, skuamöz metaplazi olarak adlandırılan bu morfolojik değişikliğin gelişimindeki temel hücresel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku kök hücrelerinin veya undiferansiye hücrelerin genetik olarak yeniden programlanması

Cevap

Doku kök hücrelerinin veya undiferansiye hücrelerin genetik olarak yeniden programlanması
Doğru yanıt olan doku kök hücrelerinin yeniden programlanması, metaplazinin Robbins Patoloji gibi temel kaynaklarda tanımlanan standart mekanizmasıdır. Metaplazi sürecinde, epitelde bulunan bazal/kök hücreler veya bağ dokusundaki undiferansiye hücreler, çevresel uyaranlar (sitokinler, büyüme faktörleri veya A vitamini eksikliği gibi durumlar) etkisiyle farklı transkripsiyon faktörlerini aktive ederek orijinal hücre tipi yerine yeni bir hücre tipine farklılaşırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kronik pankreatit ve malabsorpsiyon, A vitamini (retinoik asit) gibi yağda eriyen vitaminlerin eksikliğine yol açar.
A vitamini epitelyal dokuların sağlıklı diferansiyasyonu için kritiktir.
2
Morfolojik değişikliği tanımla
Kolumnar epitelin yerini skuamöz epitelin alması 'Skuamöz Metaplazi'dir.
Metaplazi, bir erişkin hücre tipinin yerini başka bir erişkin hücre tipinin almasıdır.
3
Hücresel mekanizmayı belirle
Metaplazi, mevcut matür hücrelerin dönüşümü ile değil, doku kök hücrelerinin veya mezenkimal hücrelerin genetik olarak yeniden programlanması (reprogramming) ile gerçekleşir.
Kök hücreler, sitokinler ve transkripsiyon faktörleri (örneğin retinoik asit reseptörleri) aracılığıyla yeni bir farklılaşma yoluna yönlendirilir.

Anahtar Kavram

Metaplazinin moleküler mekanizması, halihazırda farklılaşmış hücrelerin dönüşümü değil, kök hücrelerin 'yeniden programlanması'dır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 198Soru

6565 yaşında bir erkek hasta, perfore divertikülit zemininde gelişen "septik şok" tablosu ile yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Hastanın ateşi 39.2C39.2^{\circ}C, kan basıncı 75/4575/45 mmHg ve kalp hızı 120120/dakika olarak saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde laktik asidoz, hiperglisemi (255255 mg/dL), trombositopeni (45,000/μL45,000/\mu L) ve uzamış PT/aPTT değerleri saptanmıştır.

Bu hastada gelişen "yaygın damar içi pıhtılaşma" (DIC) ve mikrovasküler trombozların patogenezinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endotel hücreleri ve monositlerde doku faktörü (TF) ekspresyonunun artışı ile birlikte PAI-1 aracılı fibrinoliz inhibisyonu

Cevap

Endotel hücreleri ve monositlerde doku faktörü ekspresyonunun artışı ve PAI-1 aracılı fibrinoliz inhibisyonu
Septik şokta makrofajlar ve endotel hücrelerinden salınan TNF ve IL-1 gibi sitokinler, endotel üzerinde doku faktörü (TF) ekspresyonunu artırarak pıhtılaşma kaskadını tetikler. Aynı zamanda anti-koagülan mekanizmalar (trombomodulin azalması) zayıflarken, PAI-1 artışıyla fibrinoliz inhibe edilir. Bu pro-koagülan ve anti-fibrinolitik shift, yaygın mikrovasküler trombozlara (DIC) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunun değerlendirilmesi
Hipotansiyon, ateş, laktik asidoz ve laboratuvar bulguları (trombositopeni, PT/aPTT uzaması) hastanın septik şoka bağlı DIC (yaygın damar içi pıhtılaşma) tablosunda olduğunu gösterir.
Vakanın progresif şok evresinde olduğunu ve mikrovasküler komplikasyonların geliştiğini saptamak için gereklidir.
2
Sepsiste koagülasyon tetikleyicilerinin analizi
Sitokinlerin (TNF, IL-1) monositlerde ve endotelde doku faktörü (TF) ekspresyonunu indüklediği saptanır.
DIC'in başlangıç basamağını (ekstrensek yolun aktivasyonu) belirlemek için temel mekanizmadır.
3
Fibrinolitik sistemin durumunun değerlendirilmesi
PAI-1 (Plazminojen Aktivatör İnhibitörü-1) düzeylerinin artarak fibrinolizi baskıladığı ve oluşan mikrotrombusların çözülmesini engellediği görülür.
DIC'teki trombozların kalıcılığını ve mikrovasküler hasarın nedenini açıklamak için kritiktir.

Anahtar Kavram

Septik şokta endotelyal fenotip değişikliği ve DIC patogenezi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 199Soru

3838 yaşında, nefrotik düzeyde proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) saptanan bir erkek hastanın böbrek biyopsisinde, proksimal tübül epitel hücrelerinin sitoplazmasında çok sayıda eozinofilik, parlak ve PAS pozitif damlacıklar saptanmıştır. Bu morfolojik değişiklik ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu damlacıklar, glomerüllerden sızan proteinlerin proksimal tübül hücreleri tarafından endositoz yoluyla geri emilmesi ve fago-lizozomlarda toplanması sonucu oluşur.

Cevap

Proksimal tübül epitelinde görülen bu hyalen damlacıklar, glomerüler filtrattan endositozla geri emilen proteinlerin fago-lizozomlarda birikmesiyle oluşur.
Nefrotik sendrom gibi durumlarda glomerüllerden aşırı protein sızar. Proksimal tübül hücreleri bu proteinleri geri emmek için endositoz yapar. Bu endositik veziküller lizozomlarla birleşerek 'hyalen damlacıklar' adı verilen eozinofilik sitoplazmik birikimleri oluşturur. Bu, hücre içi protein birikiminin klasik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Nefrotik düzeyde proteinüri, glomerüllerden aşırı miktarda protein sızdığını gösterir.
Böbrek tübüllerine gelen protein yükünü anlamak için proteinüri seviyesi kritiktir.
2
Morfolojik bulguyu tanımla
Proksimal tübüldeki eozinofilik, PAS pozitif damlacıklar 'hyalen damlacık birikimi' olarak adlandırılır.
Birikimin yeri ve boyanma özelliği protein reabsorpsiyonuna işaret eder.
3
Hücresel mekanizmayı belirle
Tübül hücreleri filtre edilen proteinleri endositozla geri alır, bu veziküller lizozomlarla birleşir.
Hücre içi birikimlerin oluşum mekanizmasını (endositoz ve lizozomal füzyon) ayırt etmek gerekir.
4
Hasarın niteliğini değerlendir
Bu süreç geri dönüşümlüdür (reversible) ve hücre ölümü anlamına gelmez.
Adaptasyon ve birikimlerin geri dönüşümlü doğasını vurgulamak önemlidir.

Anahtar Kavram

Hücre içi protein birikimi (Hyalen Damlacıklar)

Daha Fazla Pratik

Karaciğerdeki protein birikimi örnekleri (A1AT eksikliği ve Russell cisimcikleri) ile karşılaştırma yapınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 200Soru

Doksan yaşında, doğal nedenlerle ölen bir hastanın otopsisinde kalp ve karaciğerin boyutlarında belirgin küçülme ve makroskobik olarak koyu kahverengi bir renk değişikliği saptanmıştır. Histopatolojik incelemede, kardiyomiyositlerin nükleus komşuluğunda, sitoplazmada ince granüler yapıda, sarı-kahverengi pigment birikimi izlenmiştir. Bu pigmentin oluşum mekanizmasını en iyi açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subsellüler membran lipidlerinin serbest radikal aracılı peroksidasyonu sonucu oluşan polimerlerdir

Cevap

Subsellüler membran lipidlerinin serbest radikal aracılı peroksidasyonu sonucu oluşan polimerlerdir
Soruda tarif edilen tablo 'esmer atrofi' (brown atrophy) olarak bilinir. İleri yaşta veya kronik hastalıklarda, hücrelerin (özellikle kalp ve karaciğer) kendi organellerini sindirmesi (otofaji) sonucu sindirilemeyen artık materyaller 'lipofusin' pigmenti olarak birikir. Lipofusin, subsellüler membranlardaki çoklu doymamış lipidlerin serbest radikal hasarı (peroksidasyonu) sonucu proteinlerle kompleks oluşturmasıyla meydana gelir. Zararsızdır ancak hücresel yaşlanmanın ve geçmiş serbest radikal hasarının bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
İleri yaş (90 yaş), organlarda küçülme (atrofi) ve kahverengi renk değişikliği ('esmer atrofi') lipofusin birikimini işaret eder.
Lipofusin, yaşlanma ve atrofi ile karakterize 'yıpranma pigmentidir'.
2
Pigmentin mikroskobik özelliklerini değerlendir
Nükleus çevresinde (perinükleer), sarı-kahverengi granüler birikim, lipofusinin tipik görünümüdür.
Hemosiderin de sarı-kahverengidir ancak genellikle sitoplazmada yaygındır ve demir içerir (Prusya mavisi pozitiftir); lipofusin ise demir içermez.
3
Oluşum mekanizmasını belirle
Lipofusin, hücre içi organel membranlarındaki doymamış yağ asitlerinin serbest radikallerle peroksidasyonu sonucu oluşur.
Otofoji vakuollerinde sindirilemeyen lipid-protein kompleksleri (artık cisimler) zamanla birikerek bu pigmenti oluşturur.

Anahtar Kavram

Lipofusin (Yıpranma Pigmenti) ve Esmer Atrofi
ÖncekiSayfa 10 / 17Sonraki