Aristoteles'e göre bir heykelin varlığa gelmesi için hem tuncun (madde) hem de heykele verilen şeklin (form) bir arada bulunması gerekir. Tunç, heykel olma potansiyeline sahiptir; sanatçı ona formu kazandırdığında bu potansiyel aktüel hale gelir. Ona göre formlar, Platon'un savunduğu gibi nesneler dünyasından ayrı, aşkın bir İdealar evreninde değil; duyulur dünyadaki nesnelerin bizzat içinde, onlara özünü veren bir ilke olarak yer alır.
Aristoteles'in bu parçada dile getirdiği madde-form ilişkisine yönelik görüşleri, onun Platon'un varlık anlayışından hangi temel açıdan ayrıldığını gösterir?
- AGerçekliğin zihinden bağımsız dış dünyada var olduğunu, doğruluğun ise bu gerçekliğe dair zihinsel yargıların tutarlılığı olduğunu savunmasıyla
- BVarlığı olgusal ve deneylenebilir sınırlarla ele alıp, metafiziksel açıklamaların felsefenin değil bilimin konusu olduğunu iddia etmesiyle
- Formun (özün) duyulur dünyadaki nesnelerden bağımsız ve aşkın bir alanda değil, nesnelerin bizzat yapısında içkin olarak bulunduğunu savunmasıylaCevap
- DEvrenin ilk nedeni olan 'arkhe' arayışını nihai bir bilgelik durumu olarak tan��mlayıp sorgulamayı sonlandırmasıyla
- EÖncüllerden hareket ederek tekil nesnelerin bilgisine ulaşırken tümevarımsal bir argümantasyon yöntemi kullanmasıyla
Cevap
Formun (özün) duyulur dünyadaki nesnelerden bağımsız ve aşkın bir alanda değil, nesnelerin bizzat yapısında içkin olarak bulunduğunu savunmasıyla
Aristoteles, Platon'un idealar kuramındaki 'aşkın form' anlayışını eleştirerek formların duyusal nesnelerin bizzat yapısında, onlara içkin (potansiyeli aktüelleştiren ilke) olarak bulunduğunu savunur. Bu bakış açısıyla nesnelerin özü, duyulur dünyadaki somut varlıklardan ayrılamaz.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Aristoteles'in Madde-Form (Hylomorphism) Kuramı ve Platon'un İdealar Kuramı ile Karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s