Soru

Zorluk: ZorMÖ 6. Yüzyıl - MS 2. Yüzyıl Felsefesi: Sofistler, Sokrates, Platon ve Aristoteles

Sofistler yasa (nomos) ile doğa (physis) arasında aşılmaz bir ayrım yaparak devletin ve toplumsal kuralların, insanların kendi çıkarlarını korumak adına sonradan uzlaşarak oluşturdukları yapay sözleşmelere dayandığını savunmuşlardır. Buna karşın Aristoteles, *Politika* adlı eserinde insanın doğası gereği toplumsal bir canlı (zoon politikon) olduğunu ve devletin de bu doğal gelişimin en üst, kendi kendine yeten (autarkeia) aşaması olduğunu ileri sürer. Ona göre aile ve köy gibi küçük topluluklar insanın yalnızca biyolojik ve gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilirken, insan ancak devletin adaletle yönetilen ahlaki ortamında tam anlamıyla bir 'insan' olabilir ve iyi yaşama (eudaimonia) ulaşabilir.

Bu parçadan yola çıkılarak Aristoteles’in insan ve devlet anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

  1. Devlet, insanın ahlaki potansiyelini gerçekleştirmesini ve erdemli bir yaşama ulaşmasını sağlayan doğal ve zorunlu bir kurumdur.Cevap
  2. B
    Devletin varlığı, zihindeki doğruluk kriterlerinin dış dünyadaki nesnel gerçeklikle tam olarak örtüşmesiyle temellenen zihinsel bir tasarımdır.
  3. C
    İnsanın devlet içindeki ahlaki eylemleri, dış dünyadan edinilen tüm deneyimlerden bağımsız olarak yalnızca doğuştan getirilen rasyonel ilkelerle belirlenir.
  4. D
    Toplumsal yaşamın kuralları, bireylerin kendi aralarında yaptıkları mantıksal tümdengelimsel çıkarımlarla kurulan ve çelişki barındırmayan argümanların bir ürünüdür.
  5. E
    Devletin nihai amacı, felsefi sorgulamanın ötesine geçerek tüm vatandaşlarını eksiksiz ve mutlak bir bilgi durumu olan hikmet düzeyine ulaştırmaktır.

Cevap

Devlet, insanın ahlaki potansiyelini gerçekleştirmesini ve erdemli bir yaşama ulaşmasını sağlayan doğal ve zorunlu bir kurumdur.
Aristoteles'in siyaset ve ahlak felsefesinin kesişim noktasında yer alan görüşe göre, devlet yapay bir sözleşmenin ürünü değil, insan doğasının zorunlu bir devamıdır. İnsan ancak devletin adaletli yapısı içinde ahlaki potansiyelini en üst düzeye çıkarabilir ve erdemli bir hayata (eudaimonia) kavuşabilir. Parçada da küçük toplulukların yalnızca maddi ihtiyaçları karşıladığı, insanın özünü gerçekleştirmesinin ise ancak devlet içinde mümkün olduğu vurgulanarak bu durum doğrulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi tartışmayı tespit etme.
Sofistlerin yasaları yapay ve uzlaşımsal (nomos) görmesine karşın, Aristoteles'in devleti insanın doğasından (physis) kaynaklanan organik bir yapı olarak gördüğü belirlenir.
Aristoteles'in toplumsal kurumları ele alışındaki temel yöntemi kavramak.
2
Aristoteles'in insan doğası ve devlet ilişkisini analiz etme.
İnsanın yalnızca biyolojik varlığını sürdürmesinin (aile ve köy) yetmediği, gerçek anlamda erdemli ve iyi bir yaşama (eudaimonia) ancak devletin sağladığı adalet düzeninde ulaşılabileceği anlaşılır.
Devletin insan ahlakının gerçekleşmesindeki teleolojik amacını belirlemek.
3
Doğru seçeneği belirleme ve çeldiricileri eleme.
Devletin ahlaki potansiyeli gerçekleştiren doğal ve zorunlu bir kurum olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu, diğer seçeneklerin ise epistemoloji, mantık ve felsefe tanımlarına ait kavramsal hatalar içerdiği saptanır.
Parçadaki çıkarımı tam olarak yansıtan yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in teleolojik devlet anlayışı ve 'zoon politikon' kavramı
Bu soruyu puanla