Çevre ve Toplum

35 soru

Soru 21Soru

Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla afet öncesinde, esnasında ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması ve uygulanması sürecidir. Bu sürecin en kritik aşamalarından biri olan zarar azaltma (risk yönetimi) aşamasında, her bölgenin maruz kaldığı baskın afet türüne göre özel önlemler alınması gerekir.

Aşağıdaki haritada bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen alanlarda meydana gelebilecek olası doğal afetlerin zararlarını azaltmak amacıyla uygulanacak aşağıdaki planlamalardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V numaralı alanda, okyanus tabanındaki sismik hareketler sonucu oluşabilecek tsunami riskini azaltmak amacıyla kıyı kuşağında rüzgar hızını kesen ağaçlandırma çalışmalarının yapılması

Cevap

V numaralı alanda tsunami riskine karşı rüzgar hızını kesen ağaçlandırma çalışmalarının planlanması ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap, tsunami dalgalarının oluşum mekanizması ile meteorolojik kökenli rüzgarlar arasında kurulan yanlış ilişkiyi tespit eden ifadedir. Tsunami, okyanus tabanındaki sismik (deprem), volkanik ya da heyelan gibi jeolojik kökenli olaylar sonucunda meydana gelen devasa dalgalardır. Bu dalgalar rüzgar etkisiyle oluşmadığı gibi, kıyıda rüzgar hızını kesmeye yönelik ağaçlandırma faaliyetleriyle engellenemez. Dolayısıyla bu alanda önerilen önlem, afetin kökeni ve karakteriyle uyuşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki numaralı alanların coğrafi özelliklerini ve bu alanlarda etkili olan baskın doğal afet türlerini belirlemek.
I numaralı alan deprem (San Andreas Fayı), II numaralı alan kuraklık (Sahra Çölü), III numaralı alan sel ve taşkın (Muson Asyası), IV numaralı alan heyelan (And Dağları), V numaralı alan ise deprem ve tsunami (Endonezya/Güneydoğu Asya) riski taşımaktadır.
Afet yönetiminde zarar azaltma önlemlerinin belirlenebilmesi için öncelikle coğrafi alanın afet risk profilinin doğru analiz edilmesi gerekir.
2
Her alan için önerilen afet zarar azaltma planlamalarının, o afetin kökeni (jeolojik, klimatolojik, hidrolojik vb.) ve doğasıyla uyumlu olup olmadığını incelemek.
I, II, III ve IV numaralı alanlar için önerilen önlemler (yapı stoğu güçlendirme, damlama sulama/ürün seçimi, yatak ıslahı/erken uyarı, drenaj/istinat duvarı) afetlerin doğasıyla tamamen uyumludur. Ancak V numaralı alan için önerilen rüzgar perdesi/ağaçlandırma önlemi tsunami dalgalarını engellemede yetersiz ve ilgisizdir.
Afetlerin oluşum mekanizmaları (kökenleri), bunlara karşı alınacak önlemlerin niteliğini belirler.
3
V numaralı alandaki planlamanın hatalı olma nedenini detaylandırmak.
Tsunami jeolojik kökenli (sismik/tektonik) bir afettir; rüzgar ve fırtına gibi klimatolojik/meteorolojik olaylarla ilgisi yoktur. Rüzgar kesici ağaçlar tsunamiyi engelleyemez.
Soruda istenen yanlış planlamanın bilimsel gerekçesini ortaya koyarak doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Kökenleri ve Afet Öncesi Zarar Azaltma Yöntemleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 22Soru

A��ağıda verilen coğrafi bölgelerdeki doğal kaynak kullanım faaliyetleri ile bu faaliyetlerin doğrudan neden olduğu çevre sorunlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Konya Havzası'nda tarımsal sulama ihtiyacını karşılamak amacıyla yer altı sularının aşırı derecede t��ketilmesi
Mısır'da Nil Nehri üzerinde inşa edilen Asuan Barajı ile nehir sularının büyük oranda kontrol altına alınması
Amazon Havzası'nda geniş yağmur ormanı alanlarının kereste üretimi ve yeni tarım-hayvancılık alanları açılması amacıyla tahrip edilmesi
Almanya'nın Ruhr Havzası'nda taş kömürünün yoğun şekilde çıkarılması ve demir-çelik sanayisinde enerji kaynağı olarak kullanılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Konya Havzası'ndaki yer altı suyu kullanımı karstik çöküntüler ve obruk oluşumuyla; Nil Nehri üzerindeki Asuan Barajı alüvyon akışının kesilmesi ve kıyı çizgisi erozyonuyla; Amazon ormanlarının tahribi karbon yutağı kaybı ve biyoçeşitlilik azalmasıyla; Ruhr Havzası'nda taş kömürü kullanımı ise asit yağmurları ve hava kirliliğiyle eşleşir.
Faaliyetler ve yarattıkları doğrudan çevre sorunları doğru şekilde eşleştirildiğinde; Konya Havzası'ndaki aşırı yer altı suyu tüketimi karstik çökmelere ve obruklara yol açar. Nil üzerindeki Asuan Barajı alüvyonları tutarak delta erozyonuna neden olur. Amazon ormanlarının tahribi küresel karbon yutağını daraltarak iklim değişikliğini hızlandırır ve biyoçeşitliliği azaltır. Ruhr Bölgesi'nde taş kömürü kullanımı ise kükürt salınımı nedeniyle hava kirliliği ve asit yağmurları oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Konya Havzası'ndaki yer altı suyu tüketiminin jeolojik ve jeomorfolojik çevre etkilerini analiz etmek.
Havzada aşırı su çekilmesi yer altı su seviyesini düşürür, kireç taşlarının çözünmesiyle oluşan yeraltı galerilerinin tavanı çöker ve obruklar oluşur. Bu durum karstik boşlukların çökmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Yer altı suyu kullanımı ile jeolojik yapı arasındaki neden-sonuç bağını kurmak.
2
Nil Nehri üzerindeki Asuan Barajı'nın sediment transferi ve kıyı ekolojisi üzerindeki etkisini incelemek.
Barajın arkasında biriken sedimentler nehir ağzındaki deltaya ulaşamaz, beslenemeyen delta kıyıları deniz dalgalarının aşındırmasıyla geriler ve kıyı erozyonu hızlanır.
Akarsuların üzerine inşa edilen büyük hidrolik yapıların nehir morfolojisi ve kıyı çizgisi üzerindeki etkisini belirlemek.
3
Amazon Havzası'ndaki orman tahribatının küresel iklim ve ekosistem üzerindeki etkilerini değerlendirmek.
Ormanların yok edilmesi atmosferdeki karbonu bağlayan yutak alanları azaltır. Fotosentez kapasitesi düşerken karbon birikimi artar ve zengin bitki/hayvan türlerinin yaşam alanları yok olur.
Biyolojik kaynakların tahribinin küresel karbon döngüsü ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini anlamak.
4
Ruhr Havzası'nda taş kömürü kullanımının kimyasal ve atmosferik çevre etkilerini incelemek.
Kömür gibi kükürt oranı yüksek fosil yakıtların yakılması havaya zehirli gazlar salar, bu gazlar su buharı ile birleşerek asit yağmurlarını oluşturur ve hava kirliliğine neden olur.
Enerji kaynağı olarak fosil yakıt kullanımının atmosfer üzerindeki olumsuz etkilerini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların türüne, kullanım biçimine ve coğrafi özelliklerine göre ortaya çıkan çevre sorunları çeşitlilik gösterir. Yanlış arazi kullanımı jeomorfolojik, biyolojik veya kimyasal dengesizliklere neden olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Bütünleşik afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması ve koordine edilmesini kapsayan çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreçte uygulanacak stratejiler, afetin kökenine (jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik) ve meydana geldiği bölgenin coğrafi özelliklerine göre farklılık gösterir.

Aşağıdaki haritada, yeryüzünde farklı doğal afet risklerinin yüksek olduğu beş bölge numaralandırılarak gösterilmiştir.

[Harita]

Buna göre, haritada numaralandırılmış bölgelerde yürütülen afet yönetimi çalışmalarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. Bölge'de deniz tabanında oluşabilecek depremlerin tetikleyebileceği tsunami riskine karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması, jeolojik kökenli bir afetin zararlarını azaltmaya yönelik afet öncesi (hazırlık) aşamasına örnektir.

Cevap

Güneydoğu Asya adalarında (V. Bölge) tsunami riskine karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması, jeolojik kökenli bir afetin zararlarını azaltmaya yönelik afet öncesi hazırlık çalışmasıdır.
Güneydoğu Asya adalarında (Endonezya çevresi) levha sınırlarının varlığı nedeniyle deniz tabanında sıkça depremler meydana gelir ve bu depremler tsunamiye yol açar. Tsunami jeolojik kökenli bir afettir. Afet gerçekleşmeden önce erken uyarı sistemlerinin devreye sokulması ve kıyı bentlerinin yapılması ise zararları azaltmaya yönelik afet öncesi hazırlık çalışmaları kapsamındadır. Bu nedenle bu değerlendirme tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki bölgelerin ve bu bölgelerde etkili olan afetlerin belirlenmesi
I. Bölge (California kıyıları - deprem), II. Bölge (Sahel - kuraklık), III. Bölge (Güney Asya - sel/taşkın), IV. Bölge (İtalya/Akdeniz - deprem/volkanizma), V. Bölge (Endonezya - deprem/tsunami) olarak tespit edilir.
Afet yönetim stratejilerinin coğrafi uygunluğunu denetlemek.
2
Afetlerin köken sınıflandırmasının analiz edilmesi
Tsunaminin jeolojik; kuraklık, sel ve taşkınların klimatolojik/meteorolojik/hidrolojik; volkanizmanın ise jeolojik kökenli oldu��u ayırt edilir.
Seçeneklerdeki köken karıştırma yanılgılarını (jeolojik-klimatolojik ayrımı) belirlemek.
3
Afet yönetimi aşamalarının (risk azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme) değerlendirilmesi
Erken uyarı sistemleri ve bentlerin afet öncesi (risk azaltma/hazırlık); barınma merkezlerinin afet sırası/sonrası (müdahale); altyapı onarımlarının ise afet sonrası (iyileştirme) aşamalarına ait olduğu saptanır.
Eylemlerin bütünleşik afet yönetimi aşamalarıyla doğru eşleşip eşleşmediğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Bütünleşik Afet Yönetimi ve Afetlerin Köken Sınıflandırması
Soru 24Soru

Doğal kaynakların kullanımı ve bunların çevre üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, verilen beşeri müdahaleler ile bu müdahalelerin yol açtığı baskın çevre sorunlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fosil yakıtlara (özellikle linyit ve taş kömürüne) dayalı termik enerji üretiminin yoğunlaşması
Akarsu havzaları üzerinde akış rejimini kesintiye uğratan büyük baraj projelerinin hayata geçirilmesi
Yarı kurak bölgelerdeki tarım arazilerinde aşırı ve kontrolsüz yeraltı suyu çekiminin yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fosil yakıtlara dayalı termik üretim asit yağışları ile, baraj projeleri alüvyon birikiminin kesintiye uğraması ve delta gerilemesi ile, yeraltı suyu çekimi ise obruk oluşumu ile eşleşmektedir.
Kömürle çalışan termik santrallerin atmosfere kükürt salarak asit yağmurlarına yol açtığı, akarsular üzerine kurulan barajların sediment akışını durdurarak delta ovalarında gerilemeye neden olduğu ve yeraltı sularının aşırı çekilmesinin obruk oluşumunu tetiklediği bilinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kömür tüketiminin etkilerini analiz etmek.
Kömür yandığında havaya salınan kükürt bileşikleri asit yağmurları olarak geri döner ve bitki örtüsüne zarar verir.
Enerji üretiminde kullanılan fosil kaynakların atmosferik etkilerini tespit etmek.
2
Baraj setlerinin sediment taşınımına etkisini incelemek.
Baraj göllerinde biriken sediment kıyıya ulaşamaz, bu da kıyılarda birikim yerine aşınımı (erozyonu) tetikler.
Hidrolojik müdahalelerin kıyı ekosistemleri ve jeomorfolojisi üzerindeki etkisini açıklamak.
3
Yeraltı suyunun aşırı tüketiminin yer şekillerine etkisini belirlemek.
Boşalan akifer yataklarının üstündeki toprak tabakası çöker ve obruk adı verilen çukurlar oluşur.
Aşırı sulama faaliyetlerinin litosfer üzerindeki mekanik etkisini kavramak.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynakların Kullanımı ve Çevre Etkileri
Soru 25Soru

Aşağıda verilen çevre sorunlarını, bu sorunların ortaya çıkış nedenleri ve etki alanlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Küresel İklim Değişikliği
��trofikasyon
Asit Yağmurları
Fotokimyasal Sis

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Küresel İklim Değişikliği - sera gazlarının yer radyasyonunu tutarak yerkürenin ısınması; Ötrofikasyon - sularda azot ve fosfor artışı ile alg çoğalması ve oksijen tükenmesi; Asit Yağmurları - kükürt dioksit (SO2SO_2) ve azot oksit (NOxNO_x) gazlarının yağışlarla birleşerek yeryüzüne inmesi; Fotokimyasal Sis - egzoz gazlarının güneş ışığı altında reaksiyona girerek kentsel kirlilik oluşturması eşleştirmeleri doğrudur.
Doğru eşleştirmeler, çevre sorunlarının ortaya çıkış nedenleri ve etki ölçekleri (küresel, bölgesel, yerel) temel alınarak yapılmıştır. Küresel İklim Değişikliği küresel boyutta sera etkisiyle; Ötrofikasyon su ekosistemlerinde yerel/bölgesel oksijen tükenmesiyle; Asit Yağmurları kükürt ve azot bileşiklerinin bölgesel asit birikimiyle; Fotokimyasal Sis ise kentsel egzoz gazlarının güneş ışığıyla tepkimesi sonucu yerel hava kirliliğiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Küresel İklim Değişikliği kavramının tanımını arayınız.
Sera gazlarının birikimi ve küresel ölçekteki etki sağ tarafta belirtilen küresel çevre sorunu tanımıyla örtüşmektedir.
Küresel çevre sorunları geniş bir coğrafi etki alanına sahiptir.
2
Ötrofikasyon terimini analiz ediniz.
Bu süreç, su kaynaklarında azot ve fosfor artışına bağlı alg patlamasını ve buna bağlı oksijen tükenmesini ifade ettiğinden su kirliliği tanımıyla eşleşmektedir.
Ötrofikasyon su kaynaklarındaki yerel bir kirlilik problemidir.
3
Asit Yağmurları sürecini inceleyiniz.
Fosil yakıtların yanmasıyla atmosfere salınan kükürt dioksit (SO2SO_2) ve azot oksit (NOxNO_x) gazlarının su buharı ile birleşerek yeryüzüne asidik yağışlar olarak inmesi tanımıyla eşleşmektedir.
Asit yağmurları sanayi bölgelerini ve yakın çevresini etkileyen bölgesel bir sorundur.
4
Fotokimyasal Sis kavramını değerlendiriniz.
Egzoz gazları ve güneş ışığının reaksiyona girmesiyle kentlerde oluşan hava kirliliği tanımıyla eşleşmektedir.
Fotokimyasal sis kentsel yerleşmelerde ortaya çıkan yerel bir hava kirliliğidir.

Anahtar Kavram

Küresel ve yerel çevre sorunlarının nedenleri, süreçleri ve etki ölçekleri arasındaki farklar.
Soru 26Soru

Çevre sorunları, oluştukları alanın genişliğine ve etkiledikleri nüfusun büyüklüğüne göre küresel veya yerel/bölgesel ölçekli olarak sınıflandırılabilir. Küresel çevre sorunları tüm dünyayı etkileyen ve uluslararası iş birliği gerektiren nitelikteyken, yerel çevre sorunları belirli bir bölgeyle sınırlıdır ancak zamanla küresel sorunlara zemin hazırlayabilir.

Buna göre, çevre sorunları ve özellikleri ile ilgili;

I. Termik santrallerde linyit yerine doğal gaz kullanılması karbon yutağı hacmini artırarak küresel ısınmayı yavaşlatır.
II. Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi etki alanı sınır tanımayan küresel çevre sorunlarıdır.
III. Sulak alanların korunması ve bu alanlardaki biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği amacıyla yürütülen faaliyetler Kyoto Protokolü kapsamında yasal zorunluluğa bağlanmıştır.
IV. Katı atıklar, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği, oluştukları yakın çevrede hissedilmelerinden dolayı yerel çevre sorunları sınıfında değerlendirilir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi küresel çevre sorunlarıyken; katı atıklar, toprak ve gürültü kirliliği yerel çevre sorunlarıdır. Dolayısıyla doğru yargılar ikinci ve dördüncü öncülleri içeren seçenektir.
Küresel çevre sorunları sınır tanımayan ve geniş ölçekte etkili olan (asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi gibi) sorunlarken; yerel sorunlar (katı atıklar, toprak ve gürültü kirliliği) oluştukları yakın çevreyi etkiler. Bu sebeple ikinci ve dördüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki karbon yutağı kavramını analiz edin.
Termik santrallerde linyit yerine doğal gaz kullanılması karbon salınım hızını azaltsa da karbon yutağı kapasitesini artırmaz; karbon yutakları (ormanlar, okyanuslar vb.) atmosferden karbon emen sistemlerdir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Karbon döngüsündeki kaynak (salınım) ve yutak (tüketim/depolama) mekanizmaları arasındaki farkın ayırt edilmesi gerekir.
2
İkinci öncüldeki çevre sorunlarının etki alanını değerlendirin.
Asit yağmurları, ozon tabakasının seyrelmesi ve küresel iklim değişimi ülke sınırlarını aşarak tüm dünyayı etkileyen küresel çevre sorunlarıdır. İkinci öncül doğrudur.
Çevre sorunlarının küresel ölçekli etki mekanizmalarının doğrulanması gerekir.
3
Üçüncü öncüldeki uluslararası sözleşme ve kapsam eşleşmesini kontrol edin.
Sulak alanların korunması Kyoto Protokolü ile değil, Ramsar Sözleşmesi ile yasal çerçeveye kavuşturulmuştur. Kyoto Protokolü ise sera gazı azaltımını hedefler. Üçüncü öncül yanlıştır.
Çevre sözleşmelerinin amaç ve kapsamlarının doğru bilinmesi gerekir.
4
Dördüncü öncüldeki yerel çevre sorunlarını sınıflandırın.
Katı atıklar, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği öncelikle oluştukları dar çevrede etki gösterdiklerinden yerel çevre sorunlarıdır. Dördüncü öncül doğrudur.
Yerel/bölgesel ve küresel çevre sorunlarının mekansal sınırlarının ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Küresel ve yerel çevre sorunlarının etki alanları, karbon döngüsünün kaynak/yutak özellikleri ve küresel çevre anlaşmalarının kapsamları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

Orta Asya'da 1960'lı yıllara kadar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü, bu tarihten itibaren kendisini besleyen Amuderya ve Siriderya nehir sularının pamuk tarımı sulaması amacıyla aşırı ve plansız şekilde kullanılması sonucu neredeyse tamamen kurumuş ve günümüzde büyük ölçüde 'Aralkum Ç��lü' adını almıştır. Gölün kurumasıyla ortaya çıkan tuzlu ve tozlu rüzgarlar çevre bölgelerdeki tarım alanlarını verimsizleştirmiş ve geniş çaplı solunum yolu hastalıklarına yol a��mıştır. Bu çevre felaketi ve sonuçları dikkate alındığında, doğal kaynakların kullanımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal kaynakların yenilenebilme kapasitesi ve ekolojik sınırlar aşılacak şekilde kullanılması, zincirleme çevre sorunlarına yol açar.

Cevap

Doğal kaynakların yenilenebilme kapasitesi ve ekolojik sınırlar aşılacak şekilde kullanılması, zincirleme çevre sorunlarına yol açar.
Doğal kaynakların aşırı ve plansız kullanımı, ekosistemin kendini yenileme hızını aşarak çevre felaketlerine ve zincirleme olumsuz etkilere yol açar. Aral Gölü örneğinde, nehir sularının aşırı tüketilmesi gölün kurumasına, bu durum da iklimin değişmesine, tarım alanlarının verimsizleşmesine ve sağlık sorunlarına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Aral Gölü'nün kuruma nedenini ve nehir sularının tarımdaki aşırı kullanımını analiz etmek.
Gölü besleyen kaynakların kapasitesinin üzerinde ve kontrolsüz tüketildiği belirlenir.
Sorunun kökenindeki beşeri müdahalenin niteliğini saptamak.
2
Gölün kurumasının ortaya çıkardığı ekolojik ve insani sonuçları değerlendirmek.
Tuz fırtınaları, tarım alanlarının verimsizleşmesi ve solunum yolu hastalıkları gibi zincirleme etkiler saptanır.
Çevre sorununun etki boyutunu ve diğer sistemlerle ilişkisini anlamak.
3
Bulguları doğal kaynak kullanımı ilkeleriyle karşılaştırarak doğru genel yargıya ulaşmak.
Doğal kaynakların yenilenebilme sınırlarını aşan tüketimin zincirleme çevre felaketlerine yol açtığı sonucuna varılır.
Sürdürülebilir kaynak yönetimi ilkesini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Doğal Kaynak Kullanımı ve Çevre İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Çevre sorunlarının küreselleşmesi, ülkeleri ortak adımlar atmaya ve uluslararası düzeyde iş birliği yapmaya yöneltmiştir. Bu doğrultuda farklı dönemlerde, belirli çevre sorunlarının çözümüne odaklanan çeşitli uluslararası sözleşmeler yürürlüğe girmiştir.

Aşağıda verilen uluslararası çevre sözleşmelerini, bu sözleşmelerin hazırlanmasına zemin hazırlayan temel çevre sorunları ve öncelikli hedefleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Paris Anlaşması
CITES Sözleşmesi
Barselona Sözleşmesi
Montreal Protokolü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5 C1,5\ ^\circ\text{C} ile 2 C2\ ^\circ\text{C} sınırında tutma hedefiyle; CITES Sözleşmesi, yaban hayatı türlerinin uluslararası ticaretini denetleme amacıyla; Barselona Sözleşmesi, Akdeniz'in kirlenmesini önleme hedefiyle; Montreal Protokolü ise ozon tabakasını korumak için zararlı gazların salınımını azaltma amacıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Paris Anlaşması küresel ısınma ve sıcaklık artış sınırları ile, CITES nesli tehlike altındaki yabani türlerin ticaretiyle, Barselona Sözleşmesi Akdeniz'in kirlilikten korunmasıyla ve Montreal Protokolü ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Anlaşması'nın amacını belirleme.
Paris Anlaşması'nın küresel iklim kriziyle mücadelede küresel sıcaklık artış limitini 1,5 C1,5\ ^\circ\text{C} ile sınırlandırma hedefini koyduğu tespit edilir.
Anlaşmanın temel çıkış noktası sera gazı salınımını azaltmak ve küresel ısınmayı sınırlamaktır.
2
CITES Sözleşmesi'nin kapsamını belirleme.
CITES'in yaban hayatı ticareti üzerindeki uluslararası denetimleri içerdiği saptanır.
Sözleşmenin temel amacı, yabani hayvan ve bitki türlerinin ticaretinin bu türlerin neslini tehlikeye atmasını engellemektir.
3
Barselona Sözleşmesi'nin bölgesel odağını belirleme.
Barselona Sözleşmesi'nin Akdeniz'in denizel ortamının kirliliğe karşı korunmasını hedeflediği belirlenir.
Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin katılımıyla bölgesel deniz korumayı amaçlayan bir sözleşmedir.
4
Montreal Protokolü'nün hedefini saptama.
Montreal Protokolü'nün ozon tabakasını incelten kloroflorokarbon (CFC) gazlarının kısıtlanmasını sağladığı görülür.
Stratosferdeki ozon seyrelmesini engellemeye yönelik en önemli küresel adımlardan biridir.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre sözleşmelerinin odaklandığı spesifik çevre sorunları ve küresel/bölgesel koruma amaçları
Soru 29Soru

Türkiye, kültürel ve doğal değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla birçok uluslararası sözleşmeye taraf olmuş ve kendi sınırları içindeki önemli varlıkları koruma altına almıştır. Bu koruma statülerinden biri olan UNESCO Dünya Miras Listesi'nde, hem beşerî (kültürel) hem de fiziki (doğal) değerleri bir arada barındıran alanlar 'karma miras alanı' olarak adlandırılmaktadır.

Aşağıdaki haritada Türkiye'de yer alan bazı koruma ve miras alanlarının coğrafi konumları numaralandır��larak gösterilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılmış alanların hangisinde bulunan varlık, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde 'karma miras alanı' statüsüyle korunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

Haritada II numara ile gösterilen ve hem doğal (travertenler) hem de kültürel (Hierapolis antik kenti) değerleri bünyesinde barındıran alan
Haritada II numara ile gösterilen Denizli'deki Hierapolis-Pamukkale alanı, hem kalsiyum oksit içeren termal suların oluşturduğu benzersiz Pamukkale travertenlerini (doğal miras) hem de bu travertenlerin hemen yanında kurulmuş olan Hierapolis antik kenti kalıntılarını (kültürel miras) bünyesinde barındırır. Bu iki farklı özelliğin bir arada bulunması nedeniyle UNESCO Dünya Miras Listesi'nde 'karma miras alanı' olarak kabul edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki 'karma miras alanı' tanımı çözümlenir.
Karma miras alanlarının hem insan eliyle yapılmış kültürel/tarihî değerleri hem de doğanın oluşturduğu eşsiz fiziki/jeomorfolojik unsurları bir arada barındırması gerektiği saptanır.
Sorunun bizden istediği koruma statüsünün sınırlarını belirlemek amacıyla bu tanım yapılır.
2
Haritada numaralandırılmış alanların coğrafi konumları ve buralardaki miras varlıkları eşleştirilir.
I numaralı alan Çanakkale (Truva), II numaralı alan Denizli (Hierapolis-Pamukkale), III numaralı alan Çorum (Hattuşa), IV numaralı alan Adıyaman (Nemrut Dağı) ve V numaralı alan Şanlıurfa (Göbeklitepe) olarak belirlenir.
Harita üzerindeki coğrafi dağılışı doğru yorumlayarak hangi alanların hedeflendiğini anlamak için bu eşleştirme gereklidir.
3
Eşleştirilen alanların UNESCO koruma kriterleri değerlendirilir.
Truva, Hattuşa, Nemrut Dağı ve Göbeklitepe'nin yalnızca beşerî ve arkeolojik (kültürel) değerleriyle listede yer aldığı; buna karşın Denizli'deki alanın hem eşsiz traverten oluşumları (doğal) hem de antik kent kalıntıları (kültürel) ile karma kategoride yer aldığı tespit edilir.
Miras alanlarının tek yönlü mü yoksa çok yönlü mü koruma kriterlerine sahip olduğunu ayırt etmek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

Bütünleşik afet yönetimi; zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarından oluşan bir döngüdür. Afet yönetiminde başarılı sonuçlar elde edebilmek için afetin kökeni (jeolojik/jeomorfolojik ya da meteorolojik/hidrolojik) doğru analiz edilmeli ve bu doğrultuda önlemler alınmalıdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi meteorolojik veya hidrolojik kökenli afetlerin zararını azaltmaya yönelik afet öncesi (zarar azaltma ve hazırlık) faaliyetleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif fay hatlarının geçtiği bölgelerde bulunan konutların deprem yönetmeliğine uygun olarak güçlendirilmesi

Cevap

Aktif fay hatlarının geçti��i bölgelerde bulunan konutların deprem yönetmeliğine uygun olarak güçlendirilmesini içeren seçenek doğrudur.
Doğru cevap, aktif fay hatlarındaki konutların güçlendirilmesini içeren seçenektir. Deprem, yer kabuğundaki tektonik hareketlere bağlı olarak gelişen tamamen jeolojik kökenli bir afettir. Soru kökünde ise meteorolojik veya hidrolojik kökenli afetlerin zararlarını azaltmaya yönelik faaliyetler sorulmuştur. Depreme yönelik tedbirler jeolojik afet yönetimi kapsamında yer aldığından, bu faaliyet sınıflandırma dışında kalmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde sunulan önlemlerin hedeflediği doğal afetlerin kökenlerini (jeolojik/jeomorfolojik ve meteorolojik/hidrolojik) sınıflandırın.
Deprem jeolojik kökenlidir; taşkın, kasırga, kuraklık ve çığ ise meteorolojik/hidrolojik/klimatolojik kökenlidir.
Kökenlerine göre afetlerin ayırt edilmesi, afet yönetim planlamasında uygulanacak yöntemlerin belirlenmesi için gereklidir.
2
Belirtilen önlemlerin bütünleşik afet yönetimi döngüsündeki aşamalarını (afet öncesi zarar azaltma ve hazırlık) analiz edin.
Tüm seçeneklerde yer alan çalışmalar afet öncesi (hazırlık ve zarar azaltma) dönemine aittir.
Önlemlerin zamanlamasını ve yönetim aşamalarındaki rolünü doğrulamak.
3
Seçenekler arasından, afet öncesi aşamada yer alan ancak jeolojik kökenli bir afet olan depreme karşı planlanan faaliyeti tespit edin.
Deprem yönetmeliğine uygun güçlendirme çalışmasının jeolojik kökenli afet yönetimine dahil olduğu belirlenir.
Meteorolojik veya hidrolojik kökenli olmayan önlemin doğru seçeneği temsil ettiğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal Afetler ve Afet Yönetimi
Soru 31Soru

Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gereken çalı��maların bütününü kapsar. Afet yönetiminde başarıya ulaşılması, afete neden olan doğa olayının kökeninin (jeolojik/jeomorfolojik veya meteorolojik/klimatolojik) ve gelişim özelliklerinin doğru analiz edilmesine bağlıdir.

Buna göre, aşağıdaki afet yönetim uygulamalarından hangisi, kökeni itibarıyla diğerlerinden farklı bir doğal afetin risklerini azaltmaya yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu havzalarında aşırı yağışlar sonucu oluşabilecek su taşkınlarını önlemek amacıyla dere yataklarının ıslah edilmesi ve sel kapanlarının yapılması

Cevap

Akarsu havzalarında aşırı yağışlar sonucu oluşabilecek su taşkınlarını önlemek amacıyla dere yataklarının ıslah edilmesi ve sel kapanlarının yapılması
Doğru yanıt olan akarsu yataklarının ıslahı ve sel kapanlarının yapılması uygulaması, kökeni meteorolojik/klimatolojik (aşırı yağış ve kar erimeleri) olan taşkın ve sel afetine yöneliktir. Diğer seçeneklerde yer alan kaya düşmesi, tsunami, deprem ve heyelan afetlerinin tümü ise jeolojik ve jeomorfolojik (yer kabuğu ve yer şekilleri) kökenli afetlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulamalarda hedef alınan doğal afetlerin belirlenmesi ve sınıflandırılması.
Kaya düşmesi, tsunami, deprem ve heyelan jeolojik/jeomorfolojik kökenlidir; taşkın ise meteorolojik/klimatolojik/hidrolojik kökenlidir.
Afetlerin kökenlerini ayırmak, yönetim planlarının temelini oluşturur.
2
Jeolojik ve jeomorfolojik kökenli afetlere yönelik önlemlerin gruplandırılması.
Kaya düşmesi, tsunami, deprem ve heyelan önlemlerinin yer kabuğu ve yer şekilleri süreçleriyle ilişkisini analiz etmek.
Farklı olan seçeneği ayırt etmek için ortak kökenli olanları gruplandırmak gerekir.
3
Meteorolojik kökenli afete yönelik önlemin tespit edilmesi.
Dere yataklarının ıslahı ve sel kapanları, hava olayları ve iklim koşullarına bağlı gelişen taşkınları önlemeyi amaçlar.
Farklı kökene sahip olan tek önlemin taşkın önlemi olduğunu belirleyip doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Kökenlerine Göre Sınıflandırılması ve Afet Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

Sürdürülebilirlik, doğal kaynakların gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da karşılayacak biçimde korunmasını ve verimli kullanılmasını hedefleyen geniş kapsamlı bir yaklaşımdır. Geri dönüşüm ise atıkların ikincil hammadde olarak yeniden üretim sürecine dahil edilmesidir. Sürdürülebilirlik ile geri dönüşüm kavramları sıklıkla birbiriyle karıştırılmakta veya eş değer görülmektedir.

Buna göre bir ülkede gerçekleştirilen;
I. Kentsel katı atıklar içerisinde yer alan cam ve metallerin eritilerek yeni ürünlerin imalatında kullanılması,
II. Akarsu havzalarında suyun aşırı kullan��mını önlemek amacıyla sanayide geri kazanılmış suyun tercih edilmesi ve tatlı su kaynaklarının korunması,
III. Tarımsal arazilerde aşırı gübreleme ve nadas uygulamalarının önüne geçilerek toprak verimlili��inin gelecek nesiller için korunması

uygulamalarından hangileri, sürdürülebilir kalkınmanın sadece atıkların geri dönüştürülmesi boyutuyla sınırlandırılamayacağını, doğrudan do��al kaynak varlığının gelecek nesillere aktarılmasını da hedefleyen yönünü doğrudan ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

II ve III
Doğru cevap, doğal kaynakların (su ve toprak) verimli kullanılarak gelecek nesillere aktarılmasını doğrudan hedefleyen ikinci ve üçüncü öncülleri içerir. Bu uygulamalar sürdürülebilirliğin geri dönüşümü aşan geniş kapsamlı doğal kaynak koruma ilkesini ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde yer alan uygulamaların niteliğini belirlemek.
Birinci öncül doğrudan bir geri dönüşüm (eritme ve yeniden imalat) faaliyetidir. İkinci ve üçüncü öncüller ise su ve toprak gibi doğal kaynakların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına odaklanmaktadır.
Sürdürülebilirlik ile geri dönüşüm arasındaki kavramsal farkı ayırt etmek için uygulamaların doğrudan amaçlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Sürdürülebilirliğin tanımı doğrultusunda öncülleri analiz etmek.
Geri kazanılmış su kullanımıyla tatlı su kaynaklarının korunması (II) ve toprak verimliliğinin korunması (III), ekolojik dengenin korunması ve gelecek nesillerin kaynak ihtiyacının güvence altına alınması hedefine doğrudan hizmet eder.
Bu uygulamalar, ham madde dönüşümünün ötesinde doğal varlıkların korunmasını amaçlar.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru kombinasyonu bulmak.
Yalnızca geri dönüşüm olan birinci öncül dışarıda bırakıldığında, sürdürülebilir kalkınmanın geniş kapsamını gösteren uygulamaların ikinci ve üçüncü öncüller olduğu görülür.
Sürdürülebilirliğin sadece geri dönüşümden ibaret olmadığını göstermek için geri dönüşüm dışındaki kaynak koruma odaklı eylemler seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilirlik ve Geri Dönüşüm Arasındaki Kavramsal Farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 33Soru

Bütünleşik afet yönetimi; afet öncesinde risklerin belirlenmesi ve önlenmesi (zarar azaltma, hazırlık), afet sırasında hızlı ve etkili müdahale yapılması, afet sonrasında ise iyileştirme çalışmalarının yürütülmesini kapsayan dinamik bir süreçtir. Bu süreçte başarılı olabilmek için afetlerin oluşum kökenlerinin (jeolojik, jeomorfolojik, meteorolojik, hidrolojik) ve bunları tetikleyen unsurların doğru analiz edilmesi hayati önem taşır.

Buna göre, afet yönetimi ve planlaması kapsamında yürütülen aşağıdaki çalışmalardan hangisi, afetlerin kökeni ve tetiklenme mekanizmaları dikkate alınarak hazırlanmış, coğrafi açıdan doğru ve tutarlı bir uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğimli ve killi yamaçların bulunduğu Doğu Karadeniz'deki bir yerleşim yerinde, aşırı yağışlar sonucu toprağın suya doygun hale gelerek heyelanı tetikleyeceğini öngörüp drenaj kanalları açmak ve yamaç dengesini koruyucu istinat duvarları inşa etmek

Cevap

Eğimli ve killi yamaçların bulunduğu Doğu Karadeniz'deki bir yerleşim yerinde, aşırı yağışlar sonucu toprağın suya doygun hale gelerek heyelanı tetikleyeceğini öngörüp drenaj kanalları açmak ve yamaç dengesini koruyucu istinat duvarları inşa etmek
Doğu Karadeniz'de eğimli ve killi yamaçların bulunması ile aşırı yağışlar heyelan oluşumunu tetikleyen temel doğal faktörlerdir. Heyelan riskini azaltmak amacıyla drenaj kanallarının açılması ve istinat duvarlarının yapılması, afetin kökeni (jeomorfolojik ve meteorolojik) ile doğru ilişkilendirilmiş bilimsel bir zarar azaltma faaliyetidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen afetlerin oluşum kökenlerini (jeolojik, klimatolojik, jeomorfolojik) ve bunları tetikleyen unsurları analiz etmek.
Seçeneklerin dördünde jeolojik afetler ile klimatolojik olaylar veya klimatolojik afetler ile jeolojik veriler arasında yanlış bir tetiklenme ilişkisi kurulduğunu belirlemek.
Afet yönetimi planlamasında, afetin kökeni ile izleme/önleme yöntemlerinin uyumlu olması gerekir.
2
Doğu Karadeniz örneğindeki heyelan afeti ile uygulanan önlemlerin coğrafi tutarlılığını değerlendirmek.
Heyelanların eğim, killi yapı ve aşırı yağış etkisiyle oluştuğu bilgisiyle drenaj kanalları ve istinat duvarlarının bu riski azaltacak doğru yöntemler olduğunu doğrulamak.
Heyelan riskini azaltmaya yönelik bu uygulamaların doğrudan heyelanın tetikleyicisi olan suyun tahliyesini ve yamaç dengesini hedeflediğini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin kökenlerine göre sınıflandırılması ve bütünleşik afet yönetimi planlaması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 34Soru

Afet yönetimi sürecinde, afetlerin türüne ve oluşum kökenine (jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik) göre planlanacak zarar azaltma ve hazırlık çalışmaları farklılık gösterir. Örneğin yer kökenli afetlerde zemin etütleri ve arazi eğimi dikkate alınırken, atmosfer kökenli afetlerde iklim ve hava koşullarına yönelik tedbirler ön plana çıkar.

Buna göre, afet öncesinde alınacak aşağıdaki tedbirlerden hangisi, ilişkili olduğu doğal afetin oluşum kökeni bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım alanlarında damla sulama yönteminin yaygınlaştırılarak su kaynaklarının korunması

Cevap

Tarım alanlarında damla sulama yönteminin yaygınlaştırılarak su kaynaklarının korunması
Damla sulama sistemlerinin uygulanması kuraklık afetiyle ilgilidir. Kuraklık, klimatolojik (atmosfer) kökenli bir afet iken; deprem, tsunami, heyelan ve volkanizma gibi diğer seçeneklerdeki önlemler jeolojik veya jeomorfolojik (yer) kökenli afetlerle ilgilidir. Bu nedenle doğru seçenek klimatolojik kökenli olan kuraklık önlemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen afet önlemlerinin hangi doğal afetlerle ilişkili olduğunu belirlemek.
Sismik izolatör depremle, dalgakıran tsunamiyle, drenaj kanalları heyelanla, sismograf ile gaz takibi volkanizmayla, damla sulama ise kuraklıkla ilgilidir.
Her önlemin hedef aldığı afeti saptamak, sınıflandırma yapabilmek için gereklidir.
2
Belirlenen afetleri oluşum kökenlerine göre gruplandırmak.
Deprem, tsunami, heyelan ve volkanizma yer kökenli (jeolojik/jeomorfolojik) afetlerdir. Kuraklık ise atmosfer kökenli (klimatolojik) bir afettir.
Afetlerin oluşum kökenlerini ayırt etmek sorunun temel çözüm basamağıdır.
3
Farklı grupta yer alan afeti ve buna yönelik tedbiri tespit etmek.
Klimatolojik kökenli kuraklığa karşı alınan damla sulama önlemi diğerlerinden ayrışmaktadır.
Köken bakımından farklı olan seçeneğin bulunması istenmiştir.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin oluşum kökenlerine göre sınıflandırılması ve afet yönetimi önlemleri
Soru 35Soru

Sanayi Devrimi'nden günümüze fosil yakıt kullanımının aşırı artması, atmosferdeki sera gazı birikimini ve buna bağlı olarak küresel iklim değişimini hızlandırmıştır. Bu durum, yeryüzündeki ekosistemleri ve insan yaşamını tehdit eden küresel ölçekli çevre sorunlarına yol açmaktadır. Bazı çevre sorunları ise küresel iklim değişiminin doğrudan bir sonucu olmayıp, yerel veya bölgesel ölçekli beşerî faaliyetlerin doğrudan kirletici etkisiyle ortaya çıkmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen çevre sorunlarından hangisinin ortaya çıkmasında küresel iklim değişimi ve atmosferdeki karbon birikiminin artışı doğrudan bir etken değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi ve evsel atık suların döküldüğü göllerde azot ve fosfor birikimine bağlı olarak sudaki oksijen miktarının tükenmesi ve ötrofikasyon oluşması

Cevap

Sanayi ve evsel atık suların döküldüğü göllerde azot ve fosfor birikimine bağlı olarak sudaki oksijen miktarının tükenmesi ve ötrofikasyon oluşması
Göllerin kimyasal atıklar nedeniyle azot ve fosfor yönünden zenginleşip ötrofikasyona uğraması, doğrudan yerel veya bölgesel ölçekli beşerî kirliliğin bir sonucudur ve atmosferdeki karbon birikiminin artışına bağlı küresel iklim değişimi süreçleriyle doğrudan bir ilişkisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kökündeki temel ayrımı analiz etmek.
Küresel iklim değişimi ve karbon birikiminin doğrudan sonuçları ile doğrudan yerel kirleticilerden kaynaklanan çevre sorunları birbirinden ayrılmalıdır.
Çevre sorunlarının küresel ya da yerel/bölgesel ölçekli olması, oluşum mekanizmalarının ve etki alanlarının farklılığından kaynaklanır.
2
Verilen seçenekleri karbon birikimi ve sera etkisi süreçleriyle ilişkilendirmek.
Mercanların beyazlaşması, buzulların erimesi, çölleşme ve permafrost erimesi gibi olaylar doğrudan atmosferdeki sera gazı (karbon) artışı ve küresel sıcaklık artışıyla bağlantılıdır. Göllerdeki ötrofikasyon ise doğrudan yerel atık suların göle deşarj edilmesiyle ilgilidir.
Doğru seçeneği belirlemek için her seçenekteki olayın neden-sonuç zincirini incelemek gerekir.

Anahtar Kavram

Küresel ve Yerel Çevre Sorunlarının Ölçek ve Neden-Sonuç İlişkisi
ÖncekiSayfa 2 / 2
Çevre ve Toplum Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 2 | Examkin