Ekosistemlerin İşleyişi ve Biyoçeşitlilik

82 soru

Soru 21Soru

Aşağıda biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörler ile bu faktörlerin ekosistemler üzerindeki etkilerine dair ��rnek durumlar verilmiştir. Sol sütundaki faktörleri, sağ sütundaki doğru örnek durumlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yüksek engebeli dağlık alanlarda yükseltiye bağlı olarak sıcaklığın düzenli şekilde azalması
Toprak gözenekliliğinin az olması ve geçirimsiz killi tabakaların varlığı
Endüstriyel tarım faaliyetleri kapsamında tek bir ürün türünün geniş alanlarda yetiştirilmesi
Yıllık sıcaklık farkının az, nem ve yağış miktarının yıl boyunca çok yüksek olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 'yükseltiye bağlı sıcaklığın azalması' ifadesi sağ sütundaki 'bitki örtüsünün dikey yönde kuşaklar oluşturması' ile; 'geçirimsiz killi tabakaların varlığı' ifadesi 'kök çürümesine hassas türlerin elenmesi' ile; 'monokültür tarım' ifadesi 'yerel biyoçeşitliliğin azalması' ile; 'sıcaklık ve nemin yıl boyu yüksek olması' ifadesi ise 'tür zenginliği en fazla olan orman biyomunun gelişmesi' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; dağlık alanlardaki dikey sıcaklık değişimi dikey bitki kuşaklarıyla, toprağın geçirimsiz killi yapısı kök oksijensizliğiyle, monokültür tarım beşerî tahribatla ve yıl boyu nemli/sıcak iklim ise ekvatoral orman zenginliğiyle doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselti ve sıcaklık arasındaki fiziki ilişkinin bitki örtüsünün dağılışı üzerindeki etkisini incelemek.
Dağlık alanlarda yükseldikçe sıcaklığın azalması, bitki türlerinin yamaç boyunca dikey yönde kuşaklar oluşturmasına neden olur.
Sıcaklık ve yer şekillerinin (yükselti) biyoçeşitlilik üzerindeki fiziki etkisini belirlemek için.
2
Toprağın fiziksel özelliklerinin (killi ve gözeneksiz yapı) bitki kök sistemleri ve yaşam alanları üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Geçirimsiz killi topraklar su birikimine ve havasızlığa yol açarak kök çürümesine duyarlı bitki türlerinin bölgede yaşamasını engeller.
Toprağın fiziksel yapısının biyoçeşitlilik dağılışını nasıl sınırladığını açıklamak için.
3
Modern insan faaliyetlerinin (beşerî faktörlerin) biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini analiz etmek.
Monokültür tarım, doğal bitki örtüsünü tek tipe indirgeyerek genetik çeşitliliği ve ekosistemdeki biyoçeşitliliği azaltır.
Beşerî faktörlerin biyoçeşitliliğe olan doğrudan etkisini saptamak için.
4
İklim elemanlarından sıcaklık ve yağışın sürekliliğinin biyom zenginliği üzerindeki rolünü belirlemek.
Yıl boyu yüksek sıcaklık ve yağış alan ekvatoral bölgelerde, dikey tabakalaşmanın ve tür çeşitliliğinin en fazla olduğu yağmur ormanları biyomu gelişir.
İklimin biyoçeşitlilik dağılışındaki en temel fiziki faktör olduğunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışında fiziki (iklim, yer şekilleri, toprak) ve beşerî faktörlerin (tarım ve arazi kullanımı) rolleri ve yeryüzündeki somut etkileri.
Soru 22Soru

Yeryüzündeki canlıların dağılışında günümüz fiziki koşullarının (sıcaklık, yağış, yer şekilleri vb.) yanı sıra yer kabuğunun hareketleri ve geçmiş jeolojik dönemlerde yaşanan iklim değişiklikleri gibi paleocoğrafya faktörleri de oldukça etkilidir.

Buna göre, haritada numaralandırılmış alanların hangisinde biyoçeşitliliğin günümüzdeki özelliklerinin şekillenmesinde paleocoğrafya faktörünün etkisi diğerlerine göre daha belirleyicidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

V numaralı alan (Avustralya)
V numaralı alan olan Avustralya'nın biyoçeşitlilik özellikleri (özellikle kendine özgü keseli memeliler gibi endemik türlerin varlığı), kıtanın jeolojik geçmişte diğer levhalardan ayrılarak uzun süre izole kalması sonucu şekillenmiştir. Bu durum levha hareketleri (kıtaların kayması) başlığı altında ele alınan paleocoğrafya faktörünün en net örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada verilen alanları ve bu alanlardaki biyoçeşitliliği şekillendiren temel faktörleri belirleme
I numaralı alan Amazon Havzası (iklim), II numaralı alan Sahra Çölü (iklim), III numaralı alan Alpler (yer şekilleri), IV numaralı alan İskandinavya'nın kuzeyi (iklim/toprak) ve V numaralı alan Avustralya'dır (kıta kayması).
Soruda istenen paleocoğrafya etkisini bulabilmek için her bir bölgenin temel ekolojik koşullarını ayrıştırmak gerekir.
2
Fiziki faktörler ile paleocoğrafya faktörlerini ayırt etme
I, II, III ve IV numaralı alanlardaki biyoçeşitlilik özellikleri güncel iklim ve yer şekilleri gibi fiziki faktörlerin kontrolündedir. Ancak V numaralı alanda (Avustralya) kanguru ve koala gibi özgün canlıların bulunması, kıtanın geçmiş jeolojik dönemlerde diğer karalardan ayrılıp izole olmasıyla (levha hareketleri/paleocoğrafya) ilgilidir.
Paleocoğrafya geçmiş dönemlerdeki kıta hareketleri ve iklim değişimlerini kapsar; bu durum Avustralya'nın benzersiz faunasıyla doğrudan eşleşir.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği etkileyen paleocoğrafya faktörleri (levha hareketleri ve kıtaların kayması)
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 23Soru

Denizel biyomlarda, güneş ışığının ulaşabildiği ve fotik bölge olarak adlandırılan ilk 200 metrelik derinlik, fotosentez yapan üretici canlıların varlığına bağlı olarak biyoçeşitliliğin en zengin olduğu alandır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade doğrudur. Deniz ekosistemlerinde ışık geçirgenliği canlı dağılışını sınırlandıran en temel abiyotik faktördür ve güneş ışığının ulaşabildiği ilk 200 metrelik fotik bölge biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu kuşaktır.
Güneş ışığının ulaştığı ilk 200 metrede fotosentez yapılabilmesi, birincil üretimi başlatarak besin zincirini destekler ve bu derinliği biyoçeşitlilik açısından en zengin bölge yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Deniz ekosistemlerindeki ışık geçirgenliğini ve bunun canlılar üzerindeki etkisini inceleyin.
Güneş ışınlarının denizlerde yaklaşık ilk 200 metreye kadar ulaştığı ve bu kuşağın fotik bölge olarak adlandırıldığ�� belirlenir.
Işık geçirgenliği, fotosentez yapan birincil üreticilerin yaşayabilmesi için temel koşuldur.
2
Fotik bölgedeki üretici canlıların varlığının biyoçeşitlilikle olan ilişkisini değerlendirin.
Üreticilerin (fitoplanktonlar vb.) bu bölgede yoğunlaşması, besin zinciri yoluyla tüketicilerin de burada toplanmasını sağlar ve biyoçeşitliliği en üst seviyeye çıkarır.
Besin piramidinin tabanını oluşturan üretici canlıların varlığı, o bölgedeki toplam canlı çeşitliliğini doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Denizel biyomlarda dikey tabakalaşma ve ışığın canlı dağılışı üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

Yer kabuğunun levha hareketleriyle yer değiştirmesi (kıta kayması) ve jeolojik dönemlerdeki iklim değişimleri (paleocoğrafya), biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını ve türlerin yalıtım süreçlerini şekillendiren temel faktörlerdir.

Buna göre, aşağıda verilen paleocoğrafik olayları ve bunların biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini en eski jeolojik dönemden günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Pangea'nın parçalanarak Lavrasya ve Gondvana'ya ayrılması, ardından Avustralya'nın tamamen izole olması, Kuvaterner buzul çağında Bering Kara Köprüsü üzerinden canlı göçlerinin gerçekleşmesi ve son olarak buzul sonrası deniz seviyesi yükselmesiyle bu göç yollarının kapanarak canlıların izole olması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, en eski jeolojik dönemden günümüze doğru Pangea'nın parçalanması (Mesozoik), Avustralya'nın yalıtılması (Kretase-Tersiyer), Kuvaterner buzul çağındaki göçler (Pleistosen) ve buzul sonrası dönemdeki yalıtım (Holosen) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların meydana geldiği jeolojik zaman dilimlerini tespit etmek.
Pangea'nın bölünmesi Mesozoik'in başlarına; Avustralya'nın ayrılması Kretase ve Tersiyer geçişine; Bering Kara Köprüsü'nün oluşumu Kuvaterner'in Pleistosen (buzul) evresine; deniz seviyesinin yükselerek bu köprüyü kapatması ise Holosen (buzul sonrası) evresine aittir.
Paleocoğrafik olayların biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini sıralayabilmek için öncelikle jeolojik zaman ölçeğindeki yerlerini doğru belirlemek gerekir.
2
Belirlenen jeolojik zamanları en eskiden en yeniye doğru dizmek.
Mesozoik'ten günümüze doğru kronolojik sıralama: Pangea'nın bölünmesi -> Avustralya'nın kopuşu -> Buzul çağı göçleri -> Buzul sonrası izolasyon şeklindedir.
Zaman dizinindeki doğal akış, levha tektoniği hareketlerinin uzun vadeli etkilerinden iklim dalgalanmalarının yakın dönemli etkilerine doğru ilerler.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafik süreçlerin (kıta kayması ve iklim değişiklikleri) jeolojik zamanlar boyunca biyoçeşitliliğin dağılışı, izolasyonu ve göçleri üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

Coğrafya dersinde öğretmen, öğrencilerden biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen fiziki, beşerî ve paleocoğrafya faktörlerine dair örnekler vermelerini istemi��tir. Öğrenciler şu örnekleri paylaşmıştır:

* Elif: Sıcaklık ve yağışın yıl boyunca yüksek olduğu ekvatoral kuşakta, dikey yönlü canlı katmanlaşmasının ve tür çeşitliliğinin en yüksek seviyeye ulaşması.
* Murat: Tarımsal verimi artırmak amacıyla yapılan aşırı ilaçlama ve kimyasal gübreleme faaliyetlerinin, toprak altında yaşayan eklem bacaklı ve mikroorganizma çeşitliliğini azaltması.
* Selin: Geçmiş jeolojik zamanlarda yaşanan buzul çağları sırasında, bazı canlı türlerinin sıcak kuşaklara doğru göç etmesi ve göç edemeyenlerin neslinin tükenmesi.
* Kaan: Dağlık bölgelerde yükseltinin artmasına bağlı olarak sıcaklığın düşmesiyle, geniş yapraklı ormanların yerini karma ve iğne yapraklı ormanlara bırakması.
* Can: Killi ve kireçli toprak yapısına sahip sahalarda, su geçirgenliğinin düşük olması nedeniyle bitki köklerinin solunumunun zorlaşması ve bu durumun bitki çeşitliliğini sınırlandırması.

Buna göre, öğrencilerden hangisinin verdiği örnek, biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri içerisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selin'in verdiği örnek

Cevap

Selin'in verdiği örnek
Selin'in verdiği örnekte geçen buzul çağları ve bu dönemlerdeki göç hareketleri, geçmiş jeolojik zamanlardaki büyük iklim değişimlerini ifade eder. Bu durum biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğrenci açıklamalarında geçen coğrafi olayları ve dönemleri sınıflandırmak
Elif, Kaan ve Can günümüz fiziki koşullarını (iklim, yer şekilleri, toprak); Murat beşerî faaliyetleri; Selin ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklim değişimlerini belirtmiştir.
Biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen faktörler fiziki, beşerî ve paleocoğrafya olarak üç gruba ayrılır.
2
Paleocoğrafya kapsamına giren faktörü belirlemek
Selin'in bahsettiği buzul çağları geçmiş jeolojik zamanlardaki iklim değişimlerini ve levha hareketlerini kapsayan paleocoğrafya faktörüyle uyuşmaktadır.
Paleocoğrafya, geçmiş dönemlerdeki iklim dalgalanmaları ve kıta kayması gibi olayların günümüz canlı dağılışı üzerindeki etkilerini araştırır.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği Etkileyen Paleocoğrafi Faktörler (Geçmiş Jeolojik Dönemlerdeki İklim Değişimleri)
Soru 26Soru

Akarsu biyomlarında biyoçeşitlilik akarsu yatağı boyunca değişiklik gösterir. Akarsuların kaynak kısımlarında akış hızının fazla ve besin maddelerinin az olması canlı çeşitliliğini sınırlandırırken, denize döküldükleri ağız kısımlarında canlı çeşitliliği oldukça zengindir.

Buna göre, akarsuların ağız kısımlarında biyoçeşitliliğin fazla olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşıdığı besin maddesi miktarının fazla ve su sıcaklığının uygun olması

Cevap

Taşıdığı besin maddesi miktarının fazla ve su sıcaklığının uygun olması
Akarsuların denize döküldükleri ağız kısımları, akarsuyun havzası boyunca taşıdığı organik ve inorganik besin maddelerinin (mineral ve alüvyonlar) en fazla biriktiği ve su sıcaklığının canlı yaşamına en uygun olduğu alanlardır. Bu zengin besin kaynağı ve elverişli sıcaklık koşulları, bu alanlarda biyoçeşitliliğin yüksek olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsuyun kaynak (yukarı çığır) ve ağız (aşağı çığır) kısımları arasındaki fiziksel ve kimyasal farkları değerlendirmek.
Kaynak kısmında akış hızı fazla ve besin az iken, ağız kısmında akış hızı az, besin (mineral ve alüvyon) miktarı fazladır.
Biyoçeşitliliğin yatak boyunca neden farklılaştığını anlamak.
2
Akarsu ağızlarında biyoçeşitliliği doğrudan destekleyen ekolojik koşulları belirlemek.
Bol miktarda organik/inorganik besin maddesinin bulunması ve su sıcaklığının canlı yaşamına uygun seviyede olması biyoçeşitliliği en çok artıran etkenlerdir.
Doğru cevaba ulaşmak için temel ekolojik belirleyiciyi saptamak.

Anahtar Kavram

Akarsu biyomunda biyoçeşitliliği etkileyen faktörler
Soru 27Soru

Yıllık yağış miktarının yüksek olduğu ancak bu yağışın yıl içindeki dağılımının belirgin bir şekilde kurak ve yağışlı mevsimler olarak ikiye ayrıldığı bölgelerde, bitkilerin kurak döneme uyum sağlama (adaptasyon) stratejileri benzerlik göstermekle birlikte, sıcaklık ve nem koşullarındaki farklılıklar bitki örtüsünün yapısını değiştirir. Bu durumla ilgili olarak coğrafya dersinde araştırma yapan bir öğrenci, yeryüzündeki iki farklı bölgeye ait şu bilgileri derlemiştir:

* X Bölgesi: Yıllık ortalama sıcaklık yüksek, sıcaklık farkları azdır. Yaz yağışlarıyla yeşeren yüksek boylu otlar ile bu otlar arasında seyrek dağılmış, gövdesinde su depolayabilen kuraklığa dayanıklı ağaçlar yaygındır.
* Y Bölgesi: Mevsimsel sıcaklık farkları daha belirgindir. Yazın esen nemli rüzgarların getirdiği bol yağışla gürleşen geniş yapraklı ormanlar yaygınken, kışın belirginleşen kurak dönemde bu ormanlardaki ağaçlar yapraklarını tamamen döker.

Buna göre, X ve Y bölgelerinde etkili olan biyomlar ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X bölgesi Savan biyomunu, Y bölgesi ise Muson biyomunu temsil eder ve her iki biyomda da bitki örtüsünün yaşamsal faaliyetlerini sınırlayan temel faktör kış kuraklığıdır.

Cevap

X bölgesi Savan biyomunu, Y bölgesi ise Muson biyomunu temsil eder ve her iki biyomda da bitki örtüsünün yaşamsal faaliyetlerini sınırlayan temel faktör kış kuraklığıdır.
Doğru seçenekte belirtildiği gibi, X bölgesi yüksek boylu ot toplulukları ve kuraklığa dayanıklı ağaçlarıyla Savan biyomunu; Y bölgesi ise yaz yağışlarıyla gürleşen kışın yaprak döken ormanlarıyla Muson biyomunu temsil etmektedir. Her iki bölgenin ikliminde de kış mevsimi kurak geçtiği için bitki örtüsünün gelişimini sınırlayan temel ortak faktör kış kuraklığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen X ve Y bölgelerinin iklim, bitki örtüsü ve adaptasyon özelliklerini analiz etmek.
X bölgesinin yüksek sıcaklık, düşük sıcaklık farkı, yaz yağışları ile yeşeren yüksek boylu otlar ve kuraklığa dayanıklı ağaçlar (baobab vb.) barındırdığı görülür; bu özellikler Savan biyomuna işaret eder. Y bölgesinin ise belirgin sıcaklık farkları, yaz yağışları ve kış kuraklığıyla yaprak döken gür ormanlar (teak ağaçları vb.) barındırdığı görülür; bu da Muson biyomuna işaret eder.
Biyomların doğru tespit edilmesi sorunun çözümü için ilk ve en temel aşamadır.
2
Savan ve Muson biyomlarının ortak sınırlayıcı çevre koşullarını belirlemek.
Her iki biyom da yazın bol yağış alırken kışın kurak dönem geçirir. Bu kış kuraklığı, bitkilerin büyümesini, gelişmesini ve yaşamsal faaliyetlerini yürüttüğü vejetasyon dönemini kesintiye uğratan temel sınırlayıcı faktördür.
Biyomların ekolojik özelliklerini ve bitki adaptasyonlarının gerisinde yatan iklimsel sınırlamaları karşılaştırmak amacıyla yapılır.
3
Seçenekleri değerlendirerek yanlış coğrafi konum, toprak tipi ve adaptasyon eşleştirmelerini elemek.
X'in Savan, Y'nin Muson olduğunu doğru belirten ve kış kuraklığının sınırlayıcı etkisini açıklayan ifadenin yer aldığı seçeneğin doğru olduğu doğrulanır. Diğer seçeneklerdeki savanların Güneydoğu Asya'da yaygın olduğu iddiası, podzol ve tundra toprak eşleştirmeleri, çalı (maki) adaptasyonları ve yanlış yarımküre yağış dönemleri elenir.
Çeldiricilerin hangi coğrafi bilgi hatalarına dayandığını netleştirmek için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomlar ve İklim-Adaptasyon İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Aşağıda denizel bir ekosistemde yer alan bazı canlı grupları ile bu canlıların besin zinciri ve enerji akışındaki rolleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen canlı gruplarını sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fitoplanktonlar
Zooplanktonlar
Katil Balinalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fitoplanktonlar fotosentez yoluyla enerji akışını başlatan üreticilerle, zooplanktonlar fitoplanktonları tüketen otçullarla, katil balinalar ise dokularında biyolojik birikimi en yüksek olan en üst basamaktaki etçillerle eşleşir.
Fitoplanktonlar fotosentez ile güneş enerjisini sisteme sokar; zooplanktonlar fitoplanktonla beslenen otçul birincil tüketicilerdir; katil balinalar ise en üst trofik basamakta yer alan ve biyolojik birikimi en fazla olan etçil tüketicilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekosistemdeki üretici basamağını tespit etmek
Fitoplanktonlar klorofilli olup fotosentez yapan birincil üreticilerdir. Bu nedenle enerji akışını başlatan açıklamayla eşleşir.
Besin zincirinde güneş enerjisini ilk bağlayan grubun üreticiler olduğunu belirlemek için.
2
Otçul birincil tüketiciyi tespit etmek
Zooplanktonlar otçuldur ve doğrudan fitoplanktonları tüketerek ikinci basamakta yer alırlar.
Birincil tüketicilerin beslenme şeklini ve trofik düzeyini eşleştirmek için.
3
En üst basamaktaki etçili ve biyolojik birikim özelliğini belirlemek
Katil balinalar üst düzey etçil tüketicidir. Enerji piramidinde yukarı çıkıldıkça biyolojik birikim artacağından bu grupta en yüksektir.
Besin zincirinde biyolojik birikimin dikey değişim kuralını uygulamak için.

Anahtar Kavram

Enerji piramidindeki trofik düzeylerin özellikleri ve biyolojik birikim
Soru 29Soru

Aşağıda geçmiş jeolojik dönemlerde meydana gelen bazı paleocoğrafik olaylar ile bu olayların biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri verilmiştir. Sol sütundaki paleocoğrafik olayları, sağ sütundaki en uygun biyoçeşitlilik etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Levha tektoniği sonucu Gondwana ve Laurasia kıtalarının parçalanarak birbirinden uzaklaşması
Buzul çağlarında (Pleistosen) büyük buzul kütlelerinin oluşmasıyla deniz seviyelerinin alçalması
Buzul çağlarının sona erip buzul arası sıcak dönemlerin başlamasıyla sıcaklıkların yükselmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Levha tektoniği sonucu Gondwana ve Laurasia kıtalarının ayrılması, canlı popülasyonlarının izole olmasına ve Avustralya'daki keseli memeliler gibi özgün türlerin evrimleşmesine yol açmıştır. Buzul çağlarında deniz seviyesinin alçalması, Bering Boğazı gibi kara köprülerinin oluşmasına ve mamut göçlerine olanak tanımıştır. Sıcak dönemlerin başlaması ise soğuk iklim canlılarının dağların zirvelerine çekilerek relikt türler oluşturmasına neden olmuştur.
Gondwana'nın ayrılması gibi levha tektoniği hareketleri coğrafi izolasyona (Avustralya keseli memelileri), buzul çağındaki deniz seviyesi düşüşleri kara köprülerinin oluşmasına (Bering Boğazı üzerinden mamut göçleri), buzul arası ısınma süreçleri ise soğuk seven canlıların dağ zirvelerine sığınarak relikt türler oluşturmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıtaların kayması ve levha hareketlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkisini analiz etme
Gondwana ve Laurasia gibi kıtaların ayrılması, popülasyonları birbirinden izole ederek keseli memeliler gibi yerel ve özgün canlı türlerinin gelişimine (coğrafi izolasyona) zemin hazırlar.
Levha hareketlerinin canlı türlerinin evrimi ve yayılışı üzerindeki en belirgin etkisi coğrafi izolasyondur.
2
Buzul dönemlerinde deniz seviyesi değişimlerinin canlı göçlerine etkisini inceleme
Buzulların büyümesi deniz seviyelerini düşürür; sığ boğazlar kara köprüsü haline gelir ve kıtalar arası (Sibirya ile Alaska arasında mamutlar vb.) canlı geçişi sağlanır.
Kara köprüleri canlıların yeni yaşam alanlarına yayılması için geçici göç yolları sunar.
3
Buzul arası sıcak dönemlerdeki iklimsel değişimin relikt türler üzerindeki etkisini değerlendirme
Sıcaklık artışıyla birlikte soğuk seven canlılar dağların yüksek kesimlerine çekilir ve günümüzde bu bölgelerde relikt (kalıntı) türler olarak yaşamaya devam eder.
İklim değişiklikleri canlıların dikey yönde yer değiştirmesine ve izole kalıntı popülasyonlar oluşturmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafyanın (kıtaların kayması ve jeolojik dönemlerdeki iklim değişimlerinin) biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışı, göç yolları ve türleşme üzerindeki etkileri.
Soru 30Soru

Aşağıda verilen karasal biyom türlerini, karşılarında yer alan toprak yapısı, bitki ört��sü ve hayvan topluluğu özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Savan Biyomu
Çalı (Akdeniz) Biyomu
Tundra Biyomu
Tayga (İğne Yapraklı Orman) Biyomu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Savan Biyomu, kurak döneme uyumlu derin köklü yüksek otlar ve seyrek ağaçlarla (akasya) eşleşir. Çalı Biyomu, yaz kuraklığına karşı mumsu ve tüyl�� yapraklı bodur ağaççıklarla eşleşir. Tundra Biyomu, donmuş toprakların çözünmesiyle oluşan bataklıklar ve likenlerle eşleşir. Tayga Biyomu ise soğuğa dayanıklı koni biçimli iğne yapraklı ağaçlar ve podzol topraklarla eşleşir.
Savan Biyomu, yazın yağışlı yarı kurak subtropikal iklimde yetişen akasya ve yüksek ot toplulukları ile büyük otçul memelileri barındıran yapıyla eşleşmektedir. Çalı Biyomu, Akdeniz ikliminin yaz kuraklığına uyum sağlamış kalın mumsu yapraklı maki ve garigler ile terrosa topraklarıyla eşleşmektedir. Tundra Biyomu, kutup altı enlemlerde yazın çözünen donmuş topraklar (permafrost) ve liken örtüsüyle eşleşmektedir. Tayga Biyomu ise sert karasal iklimdeki koni biçimli iğne yapraklı ormanlar ve yıkanmış podzol toprak yapısıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tundra biyomunun ayırt edici özelliklerinin analizi.
Tundra biyomunda yıllık sıcaklıkların çok düşük olması toprağın yılın büyük kısmında donmuş (permafrost) kalmasına sebep olur. Liken ve cüce çalı gibi bitki toplulukları ile ren geyiği bu biyomla ilişkilidir.
Toprak yapısı ve spesifik bitki/hayvan türlerinden yararlanarak tundra biyomunun doğru tanımını tespit etmek.
2
Savan biyomunun iklimsel ve vejetatif özelliklerinin analizi.
Savan biyomu, subtropikal iklim bölgelerinde yaz yağışlarıyla yeşeren yüksek boylu ot topluluklarını ve akasya ağa��larını barındırır. Geniş otçul sürülerinin varlığı bu biyomun karakteristik özelliğidir.
Yaz-kış yağış rejiminin yarattığı bitki örtüsü adaptasyonları ve faunayı savan biyomuyla ilişkilendirmek.
3
Akdeniz iklimine bağlı çalı biyomunun yapısal özelliklerinin analizi.
Yaz kuraklığı baskısı altındaki Akdeniz ikliminde bitkiler yaprak yüzeylerini mumsu veya tüylü hale getirerek terlemeyi azaltır. Kireçli terrosa toprakları bu biyomda yaygındır.
Kuraklık adaptasyonları ve Akdeniz toprak yapısının çalı biyomuyla eşleştiğini doğrulamak.
4
Tayga (iğne yapraklı orman) biyomunun toprak ve bitki özelliklerinin analizi.
Sert karasal iklimin nemli alanlarında, kar yükünü taşıyabilmek adına koni biçiminde ve iğne yapraklı olan çam, göknar gibi ağaçlar baskındır. Soğuk ve nemli ortamda yıkanmış asidik podzol topraklar görülür.
Orman yapısının morfolojik uyumu ve kimyasal toprak özelliklerinden yola çıkarak tayga biyomunu tanımlamak.

Anahtar Kavram

Karasal biyomların yeryüzündeki dağılışında iklim elemanlarının (sıcaklık ve yağış) toprak, bitki morfolojisi ve hayvan adaptasyonları üzerindeki belirleyici etkisi.
Soru 31Soru

Bozkır ekosistemindeki bir besin zincirinde üreticilerden (otlar) başlayarak birincil tüketiciler (çekirgeler), ikincil tüketiciler (kertenkeleler) ve üçüncül tüketicilere (kartallar) doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarında meydana gelen değişimle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe, her basamakta aktarılan enerji miktarı bir öncekine göre azalır.

Cevap

Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe, her basamakta aktarılan enerji miktarı bir öncekine göre azalır.
Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe, her basamakta aktarılan enerji miktarı bir öncekine göre azalır. Çünkü ekosistemde enerji akışı tek yönlüdür ve her trofik düzeydeki canlı, aldığı enerjinin sadece yaklaşık %10\%10'unu bir üst basamağa aktarabilir. Kalan %90\%90'lık kısım solunum, hareket gibi yaşamsal faaliyetlerde kullanılır veya ısı şeklinde çevreye yayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Besin zincirindeki enerji akışı yönünü belirleme.
Enerji akışı güneşten üreticilere, üreticilerden de tüketicilere doğru tek yönlü olarak gerçekleşir.
Ekosistemde enerjinin kaynağı güneş olup bu enerji sisteme sadece üreticiler aracılığıyla girebilir.
2
Enerji piramidindeki trofik düzeyler arasındaki enerji geçiş oranını inceleme.
Her basamaktaki canlı, bünyesindeki enerjinin sadece yaklaşık %10\%10'unu bir üst basamaktaki tüketiciye aktarabilir; kalan %90\%90'lık kısım solunum, hareket ve ısı olarak çevreye salınır.
Biyolojik sistemlerde enerji dönüşümleri mükemmel değildir ve her aşamada termodinamik yasaları gereği enerji kaybı yaşanır.
3
Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarındaki değişimi saptama.
Besin zincirinde yukarı doğru çıkıldıkça her trofik düzeyde aktarılan enerji miktarı bir önceki düzeye göre azalarak devam eder.
Her basamakta %90\%90 oranında enerji kaybı yaşanması, yukarı basamaklara aktarılan toplam enerji miktarının giderek azalmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Enerji piramidinde yukarı doğru çıkıldıkça aktarılan enerjinin azalması (%10\%10 kuralı) ve enerji akışının tek yönlü olması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 32Soru

Jeolojik geçmişte meydana gelen kıta kaymaları (levha hareketleri) ve küresel ölçekteki iklim değişiklikleri gibi paleocoğrafik süreçler, canlıların yeryüzündeki dağılışını ve biyoçeşitliliği şekillendiren temel unsurlardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi paleocoğrafik süreçlerin biyoçeşitlilik üzerindeki etkisine örnek olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekvatoral bölgede yıl boyunca görülen yüksek sıcaklık ve düzenli yağış koşullarının, yağmur ormanları biyomunda tür çeşitliliğini artırması

Cevap

Ekvatoral bölgede yıl boyunca görülen yüksek sıcaklık ve düzenli yağış koşullarının, yağmur ormanları biyomunda tür çeşitliliğini artırması
Ekvatoral bölgede yıl boyunca görülen yüksek sıcaklık ve düzenli yağış koşullarının yağmur ormanlarındaki tür çeşitliliğini artırması seçeneği, günümüzdeki iklim koşullarının (fiziki faktörlerin) biyoçeşitlilik üzerindeki etkisini örnekler. Bu durum jeolojik geçmişte meydana gelen iklim değişiklikleri veya levha hareketleri gibi paleocoğrafik süreçlerle ilişkili değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Paleocoğrafya kavramının sınırlarını belirleme
Paleocoğrafya; kıtaların kayması (levha hareketleri), geçmiş jeolojik dönemlerdeki dağ oluşumu süreçleri ve buzul çağları gibi tarihsel/jeolojik süreçleri ve bunların canlılar üzerindeki etkilerini inceler.
Soruda paleocoğrafik süreçlerin biyoçeşitliliğe etkisine örnek olmayan seçeneği bulabilmek için paleocoğrafya ile güncel fiziki coğrafya faktörlerini ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların jeolojik zaman boyutunu analiz etme
Gondwana'nın parçalanması, Bering Kara Köprüsü'nün oluşumu, Alp Kıvrımlanması ve Karadeniz'in gölden denize dönüşmesi jeolojik geçmişte meydana gelen paleocoğrafik süreçlerdir. Ancak Ekvatoral bölgedeki yüksek sıcaklık ve yağış koşulları, günümüzdeki iklim koşullarını (aktüel fiziki faktörleri) ifade eder.
Doğru cevaba ulaşmak için güncel iklim özelliklerinin günümüz biyoçeşitliliği üzerindeki etkisini paleocoğrafik süreçlerden ayırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafyanın biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri ile güncel fiziki (iklimsel) faktörlerin ayırt edilmesi.
Soru 33Soru

Geçmiş jeolojik dönemlerde yaşanan levha hareketleri ve iklim değişimleri, canlıların yeryüzündeki dağılışını ve evrimsel süreçlerini doğrudan şekillendirmiştir. Özellikle Avustralya kıtasının kendine özgü keseli memeli faunasının oluşumu ve yayılışı bu süreçlerin en belirgin örneklerindendir.

Buna göre, aşağıda verilen paleocoğrafik olayların ve bu olaylar��n biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerinin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Pangea'nın Lavrasya ve Gondvana olarak ikiye bölünmesi, Gondvana güney bloklarının izole kalması, Avustralya'nın Antarktika'dan ayrılarak bağımsızlaşması ve son olarak Kuvaterner buzul çağlarında deniz seviyesinin alçalmasıyla kara köprülerinin oluşması şeklindedir.
Doğru sıralamada öncelikle Mesozoik başındaki Pangea'nın bölünmesi yer alır. Ardından Gondvana'nın parçalanma sürecinde güney bloklarının bir arada kalması gelir. Daha sonra Senozoik başında Avustralya'nın tamamen bağımsız bir kıta olarak izole olması gerçekleşir. En son ise Kuvaterner'deki buzul çağlarında deniz seviyesinin çekilmesiyle oluşan kara köprüleri ve adalar arası canlı geçişleri gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği jeolojik zaman dilimlerini belirleme
Pangea'nın bölünmesi Mesozoik başı, Gondvana güney bloğunun ayrışması Geç Mesozoik, Avustralya'nın izolasyonu Senozoik başı ve buzul dönemleri Kuvaterner (Senozoik sonu) dönemine aittir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için jeolojik zamanların sırasını bilmek gerekir.
2
Zaman dilimlerini eskiden yeniye doğru sıralama
Mesozoik başı -> Geç Mesozoik -> Senozoik başı -> Kuvaterner sıralaması elde edilir.
Tarihsel olayların geçmişten günümüze doğru dizilmesi istenmiştir.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafik süreçlerin (kıta kayması ve iklim değişimleri) canlıların coğrafi dağılışı ve izolasyonu üzerindeki etkileri
Soru 34Soru

Kuvaterner'de (Dördüncü Jeolojik Zaman) yaşanan buzul çağlarında, sıcaklıkların düşmesiyle birlikte kuzey enlemlerdeki soğuk iklim şartlarına uyum sağlamış bitki türleri güneye doğru göç etmiştir. Buzul çağının sona erip sıcaklıkların yükselmesiyle bu türler, güneydeki yüksek dağlık alanlara sığınarak burada yaşamaya devam etmiş ve günüm��ze kadar ulaşmıştır.

Buna göre, Anadolu'da görülen aşağıdaki durumlardan hangisi, yukarıda belirtilen paleocoğrafik gelişmenin biyoçeşitlilik üzerindeki doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde soğuk ve nemli iklim dönemlerinden kalma relikt (kalıntı) bitki topluluklarının varlığı

Cevap

Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde soğuk ve nemli iklim dönemlerinden kalma relikt (kalıntı) bitki topluluklarının varlığı
Geçmiş buzul dönemlerinde kuzey enlemlerden güneye doğru göç eden nemcil ve soğuk iklim bitkileri, buzul arası sıcak dönemlerde dağların yüksek kesimlerine sığınarak hayatta kalmışlardır. Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde bu tür bitkilerin bulunması, paleocoğrafya kapsamında iklim değişimlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki kalıcı izlerini ve relikt türlerin oluşumunu doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvaterner buzul dönemindeki göç hareketlerinin doğasını anlamak.
Kuvaterner buzul dönemlerinde soğuk iklim şartları güneye doğru genişlemiş ve bitki türleri daha sıcak olan güney enlemlere (örneğin Anadolu) göç etmiştir.
Soruda bahsedilen paleocoğrafik göç hareketinin mantığını kavramak için.
2
Buzul arası sıcak dönemde bu bitkilerin durumunu değerlendirmek.
Buzul dönemi bitip havalar ısındığında, bu soğuk iklim bitkileri Anadolu'nun alçak ve sıcak yerlerinde yaşayamayıp serin olan yüksek dağ zirvelerine (örneğin Toroslar) sığınmış ve relikt (kalıntı) olarak günümüze ulaşmıştır.
Göç eden canlıların günümüzdeki dağılışını ve oluşturdukları biyocoğrafi mirası belirlemek için.

Anahtar Kavram

Geçmiş jeolojik dönemlerde yaşanan iklim değişimlerinin (paleocoğrafya) canlıların dağılışı ve relikt (kalıntı) türler üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Aşağıda bazı belirleyici özellikleri verilen karasal biyomları, yıllık ortalama yağış miktarı en fazla olandan en az olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Biyomların yıllık ortalama yağış miktarlarına göre en fazla olandan en az olana doğru doğru sıralaması: Tropikal Yağmur Ormanı Biyomu, Savan Biyomu, Çalı Biyomu ve Tundra Biyomu şeklindedir.
Doğru sıralama yıllık ortalama yağış miktarına göre en fazla olandan en az olana doğrudur: Tropikal Yağmur Ormanı Biyomu en yüksek yağış değerine sahipken (>2000 mm), onu sırasıyla Savan Biyomu (1000-1500 mm), Çalı Biyomu (600-1000 mm) ve Tundra Biyomu (150-250 mm) takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Özellikleri verilen karasal biyomları doğru şekilde tespit etmek.
Birinci ögenin Tropikal Yağmur Ormanı, ikinci ögenin Savan, üçüncü ögenin Çalı (Akdeniz) ve dördüncü ögenin Tundra biyomu olduğu belirlenir.
Sıralamayı yapabilmek için öncelikle açıklamalarda yer alan bitki örtüsü ve toprak adaptasyonlarına göre biyom türlerinin belirlenmesi gerekir.
2
Tespit edilen biyomların yıllık ortalama yağış miktarlarını karşılaştırmak.
Biyomların yıllık ortalama yağış miktarları: Tropikal Yağmur Ormanı (>2000 mm), Savan (1000-1500 mm), Çalı (600-1000 mm) ve Tundra (150-250 mm) olarak belirlenir.
Biyomların nem ve yağış koşulları, yayılış gösterdikleri iklim tiplerinin genel karakteristiği ile doğrudan ilişkilidir.
3
Biyomları yağış miktarına göre en fazladan en aza doğru dizmek.
Tropikal Yağmur Ormanı > Savan > Çalı (Akdeniz) > Tundra sıralaması elde edilir.
Sıralama ölçütü en fazla yağış alandan en az yağış alana doğru olduğundan, yıl boyu yağışlı tropikal bölgeden soğuk-kurak kutup altı bölgeye doğru bir dizilim yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların İklim ve Yağış Koşullarına Göre Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 36Soru

Atmosferde en bol bulunan gaz olmasına karşın azot, canlılar d��nyası tarafından hazır bir şekilde doğrudan tüketilemez. Bitkilerin bu elementi topraktan kökleri vasıtasıyla alıp besin zincirine dahil edebilmesi için öncelikle bazı fiziksel ve biyolojik süreçlerin gerçekleşmesi şarttır.

Bu döngü dikkate alındığında, azotun canlılar tarafından kullanımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferik azotun (N2N_2) bitkilerce emilebilecek kimyasal bileşiklere dönüşmesi, havada meydana gelen elektrik deşarjları ile toprakta ve bazı bitki köklerindeki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu gerçekleşir.

Cevap

Atmosferik azotun bitkilerce emilebilecek kimyasal bileşiklere dönüşmesi, havada meydana gelen elektrik deşarjları ile toprakta ve bazı bitki köklerindeki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu gerçekleşir.
Atmosferdeki serbest azot gazı, elektrik deşarjları (şimşek ve yıldırım) ve baklagillerin köklerinde yaşayan Rhizobium gibi azot bağlayıcı bakteriler vasıtasıyla toprağa bağlanarak nitrat tuzlarına dönüştürülür. Bitkiler de bu nitratı kökleri yardımıyla alıp bünyelerine katar. Dolayısıyla azotun bitkilerce emilebilecek bileşiklere dönüşmesi havada meydana gelen elektrik deşarjları ve köklerdeki mikroorganizmaların faaliyetiyle gerçekleşir ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Azotun atmosferdeki durumunun ve canlılar tarafından doğrudan kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi.
Atmosferdeki serbest azot gazının (N2N_2) canlılar (bitkiler ve hayvanlar) tarafından solunum veya yapraklar yoluyla doğrudan havadan alınamadığı tespit edilir.
Azot döngüsünün temel başlangıç noktasını ve doğrudan kullanım engeli kuralını anlamak.
2
Azotun toprağa bağlanma (fiksasyon) mekanizmalarının incelenmesi.
Havadaki azotun toprağa bağlanmasının kimyasal fiksasyon (şimşek, yıldırım) ve biyolojik fiksasyon (Rhizobium gibi azot bağlayıcı bakteriler) yollarıyla gerçekleştiği belirlenir.
Azotun bitkilerin alabileceği forma (nitrat tuzları) nasıl dönüştüğünü açıklamak.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi ve doğru ifadenin bulunması.
Atmosferik azotun elektrik deşarjları ve köklerdeki mikroorganizmalar vasıtasıyla bitkilerin alabileceği kimyasal bileşiklere dönüştüğünü belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Soruda istenen doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Azotun fiksasyonu (toprağa bağlanması) ve canlılar tarafından dolaylı kullanımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 37Soru

Azot döngüsünde görev alan bazı mikrobiyolojik organizmalar ile bu organizmaların gerçekleştirdiği temel işlevler aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki organizmalarla sağ sütundaki işlevleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rhizobium bakterileri
Nitrifikasyon bakterileri
Denitrifikasyon bakterileri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rhizobium bakterileri havadaki azotu bağlayıp baklagillerin köklerinde depolar; nitrifikasyon bakterileri amonyağı nitrit ve nitrata dönüştürür; denitrifikasyon bakterileri ise nitratı serbest azot gazı olarak atmosfere geri verir.
Rhizobium bakterileri baklagillerin köklerinde azot fiksasyonu yapar; nitrifikasyon bakterileri zehirli amonyağı nitrit ve nitrat tuzlarına çevirir; denitrifikasyon bakterileri ise topraktaki azot tuzlarını serbest azot gazı olarak atmosfere iade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rhizobium bakterilerinin döngüdeki rolünü belirlemek.
Havadaki serbest azotu doğrudan bağlayarak baklagillerin köklerinde depolama işleviyle eşleştirildi.
Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde simbiyotik yaşar ve havadaki serbest azotu doğrudan bağlayan biyolojik fiksasyon elemanıdır.
2
Nitrifikasyon bakterilerinin işlevini belirlemek.
Amonyak veya amonyumu sırasıyla nitrit ve nitrata dönüştürme işleviyle eşleştirildi.
Ayrıştırıcıların ürettiği amonyak bitkiler tarafından doğrudan kullanılamaz; nitrifikasyon bakterileri bu amonyağı nitrit ve nitrata çevirerek bitki kullanımına sunar.
3
Denitrifikasyon bakterilerinin işlevini belirlemek.
Topraktaki nitratı parçalayarak azot gazı şeklinde atmosfere geri verme işleviyle eşleştirildi.
Denitrifikasyon bakterileri topraktaki azot bileşiklerini tekrar serbest azot gazına dönüştürerek döngünün tamamlanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Azot döngüsünde görev alan mikroorganizmalar ve gerçekleştirdikleri kimyasal reaksiyonlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Jeolojik geçmişte meydana gelen kıta kaymaları, kara köprülerinin oluşumu ve k��resel iklim değişiklikleri gibi paleocoğrafik olaylar, canlıların yeryüzündeki dağılışını ve biyoçeşitliliği doğrudan etkilemiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen paleocoğrafik değişimler ile sağ sütunda verilen bu değişimlerin biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuvaterner buzul dönemlerinde Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşmesi
Pangea süper kıtasının levha hareketleriyle parçalanarak zamanla uzaklaşması
Kuvaterner'de buzul ve buzul arası dönemlerin ardışık olarak yaşanması
Güney ve Kuzey Amerika kıtalarının Panama Kıstağı ile birleşmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuvaterner'de Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşmesi Asya ve Kuzey Amerika arasında mamut ve bizon göçlerine; Pangea'nın parçalanması yalıtılan canlı topluluklarının farklı türleşme süreçlerine girmesine; buzul-buzul arası dönemlerin yaşanması iklim kuşaklarının yer değiştirmesiyle kalıntı (relikt) türlerin oluşmasına; Panama Kıstağı'nın birleşmesi ise plasentalı ve keseli memelilerin karşı karşıya gelerek ekolojik rekabete girmesine yol açmıştır.
Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşmesi Asya-Kuzey Amerika arası karasal geçişleri; Pangea'nın parçalanması kıtasal yalıtımla türleşmeyi; buzul dönemleri iklim kuşaklarının kaymasıyle relikt türleri; Panama Kıstağı ise kıtaların birleşmesiyle plasentalı ve keseli memeli rekabetini tetiklemiştir. Bu eşleştirmeler paleocoğrafik olaylar ile bunların ekolojik sonuçlarını tam ve doğru olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bering Boğazı'nın buzul döneminde kara köprüsüne dönüşmesinin etkisini belirleme.
Bu coğrafi köprü Asya ve Kuzey Amerika arasındaki canlı geçişini sağlamış, mamut ve bizon gibi türlerin kıtalar arası göçüne olanak vermiştir.
Deniz seviyelerinin buzul dönemlerinde düşmesiyle oluşan kara köprüleri canlıların göç yollarını açar.
2
Pangea kıtasının parçalanmasının canlılar üzerindeki etkisini analiz etme.
Kıtaların ayrılmasıyla canlı popülasyonları izole olmuş ve farklı evrimsel yollarla yeni türlerin oluşumu (türleşme) gerçekleşmiştir.
Coğrafi yalıtım (izolasyon), gen akışını engelleyerek biyoçeşitliliği artıran en önemli faktörlerden biridir.
3
Buzul ve buzul arası dönemlerin ardışık yaşanmasının sonuçlarını değerlendirme.
Sıcaklık değişimlerine bağlı olarak iklim kuşakları kaymış ve bazı soğuk iklim türleri yüksek dağlarda sığınarak relikt (kalıntı) türler oluşturmuştur.
İklim salınımları canlıların göç etmesine, göç edemeyenlerin yok olmasına veya dar alanlarda kalıntı olarak yaşamasına neden olur.
4
Panama Kıstağı'nın oluşumuyla Güney ve Kuzey Amerika'nın birleşmesini inceleme.
Kıtaların birleşmesiyle iki farklı faunaya ait (plasentalı ve keseli memeliler) canlılar göç ederek karşılaşmış ve rekabete girmiştir.
Kara köprülerinin oluşması, daha önce izole olan türlerin alanlarının çakışmasına ve ekolojik rekabete yol açar.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafik süreçlerin (kıta kaymaları, buzul çağları ve kara köprüleri) biyoçeşitliliğin dağılışı, izolasyonu ve göç yolları üzerindeki belirleyici etkisi.
Soru 39Soru

Aşağıdaki dünya haritasında iki farklı bölge numaralandırılarak koyu renklerle gösterilmiştir.

Bu bölgelerde hâkim olan karasal biyomlar ve bu biyomlardaki canlıların çevreye uyum (adaptasyon) özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her iki bölgede de yağış rejiminin mevsimsel dağılışı benzer olup yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer; ancak I numaralı alanda kış kuraklığında yaprak döken gür ormanlar hâkimken, II numaralı alanda kurak dönemde sararan yüksek boylu otsu bitkiler ve seyrek ağaçlar yer alır.

Cevap

Her iki bölgede de yağış rejiminin mevsimsel dağılışı benzer olup yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer; ancak I numaralı alanda kış kuraklığında yaprak döken gür ormanlar hâkimken, II numaralı alanda kurak dönemde sararan yüksek boylu otsu bitkiler ve seyrek ağaçlar yer alır.
Doğru olan seçenekte belirtildiği gibi, I numaralı bölgedeki Muson Ormanları Biyomu ile II numaralı bölgedeki Savan Biyomu benzer bir yağış rejimine (yaz yağışları ve kış kuraklığı) sahiptir. Ancak bitki örtüleri farklılık gösterir; Muson biyomunda yaprak döken gür ağaçlar bulunurken, Savan biyomunda kurak dönemde sararan yüksek boylu otsu bitkiler ve seyrek ağaçlar bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada verilen bölgelerin hangi biyomları temsil ettiğini tespit etmek.
I numaralı bölge Güney Asya'da (Hindistan çevresi) yer alan Muson Ormanları Biyomu, II numaralı bölge ise Afrika'da ekvatoral bölgenin çevresinde yer alan Savan Biyomu'dur.
Soruda yer alan bölgelerin biyom özelliklerini doğru yorumlayabilmek için coğrafi konumlarının tespit edilmesi gerekir.
2
Bölgelerin iklim ve yağış rejimlerini karşılaştırmak.
Hem Muson hem de Savan ikliminde yıllık yağışın çok büyük bir kısmı yaz aylarında düşer, kış ayları ise kurak geçer. Yağış rejimi mevsimsel dağılış açısından benzerlik gösterir.
Seçeneklerdeki iklim benzerliği ve adaptasyon iddialarını doğrulamak için yağış rejimlerinin analiz edilmesi şarttır.
3
Bitki örtüsü ve kuraklığa karşı adaptasyon özelliklerini analiz etmek.
Muson biyomunda kurak dönemde yaprak döken gür ağaçlar (teak ağaçları vb.) hâkimken; savan biyomunda kurak dönemde sararan yüksek boylu otsu bitkiler (savanlar) ile kuraklığa dayanıklı seyrek ağaçlar (akasya, baobab vb.) yer alır.
Biyomların bitki formasyonlarının ve adaptasyon stratejilerinin farklılığını ortaya koyarak doğru yanıta ulaşmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların Coğrafi Dağılışı, İklim Özellikleri ve Canlı Adaptasyonları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Aşağıda verilen karasal biyom türlerini, bu biyomların iklim özellikleri ve bitki örtüsünün hayatta kalma adaptasyonlarına göre doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tayga Biyomu
Savan Biyomu
Tundra Biyomu
Çöl Biyomu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tayga Biyomu - iğne yapraklı kozalaklı ağaçlar ve fizyolojik kuraklık adaptasyonu; Savan Biyomu - subtropikal kuşakta yaz yağışlarıyla yeşeren uzun boylu otlar; Tundra Biyomu - permafrost toprakların çözünmesiyle oluşan bataklıklarda yetişen likenler; Çöl Biyomu - sukulent gövdeli ve derin köklü kurakçıl bitkiler şeklinde eşleşmelidir.
Tayga biyomundaki iğne yapraklı ve reçineli kozalaklı ağaçlar kışın suyun donmasıyla oluşan fizyolojik kuraklığa karşı korunurlar. Savan biyomu yazın yağışlı subtropikal iklimde gelişen yüksek boylu otlardan ibarettir. Tundra biyomu permafrost adı verilen donmuş toprağın yazın erimesiyle oluşan bataklıklarda gelişen liken ve yosunlardan oluşur. Çöl biyomundaki bitkiler ise sıcaklık ve nemsizlikten dolayı sukulent (etli) gövdelere ve su bulmak için derin kök sistemlerine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Karasal biyomların iklim özelliklerini analiz etmek.
Tayga biyomunun soğuk-nemli, Savan biyomunun subtropikal yaz yağışlı, Tundra biyomunun kutup altı ve Çöl biyomunun aşırı kurak iklim şartlarına sahip olduğu belirlenir.
Biyomların temel iklim karakterleri bitki örtüsü adaptasyonlarını belirleyen en önemli unsurdur.
2
Bitki örtüsü adaptasyonlarını ve toprak yapılarını incelemek.
İğne yapraklı ormanlar ve fizyolojik kuraklık adaptasyonunun Tayga ile; permafrost topraklardaki likenlerin Tundra ile; sukulent yapının Çöl ile; uzun boylu otların Savan ile ilişkili olduğu görülür.
Her biyomun kendine özgü sıcaklık ve yağış koşulları, bitki topluluklarında farklı fizyolojik adaptasyonlara yol açar.
3
Eşleştirmeleri doğru çiftler halinde bir araya getirmek.
Tayga ile kozalaklı ağaçlar, Savan ile subtropikal otsular, Tundra ile permafrost-likenler ve Çöl ile derin köklü sukulentler eşleştirilir.
Soruda istenen doğru kavram-tanım eşleşmesine ulaşmak.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların İklim ve Adaptasyon Özellikleri
ÖncekiSayfa 2 / 5Sonraki
Ekosistemlerin İşleyişi ve Biyoçeşitlilik Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 2 | Examkin