Küresel Ortam: Kültür, Ticaret ve Ülkeler

71 soru

Soru 1Soru

Ülkelerin doğal kaynak potansiyelleri ile ekonomik gelişmişlik düzeyleri arasındaki ilişki analiz edildiğinde, ülkelerin kaynak kullanımı ve dış ticaret politikalarında farklı yöntemler izledikleri görülmektedir.

Buna göre, aşağıda doğal kaynak kullanımı ve ekonomik faaliyet yapısı belirtilen ülkelerden hangisinin uyguladığı yöntemin, ülkenin uzun vadeli ekonomik kalkınmasına olan katkısının en düşük olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sahip olduğu zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayileşmek için gerekli olan makine ve teknolojiyi dışarıdan ithal eden ülke

Cevap

Sahip olduğu zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayileşmek için gerekli olan makine ve teknolojiyi dışarıdan ithal eden ülke
Zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç eden ve sanayi ürünlerini dışarıdan alan bir ülke, kaynaklarından elde ettiği geliri katma değere dönüştüremediği için uzun vadede ekonomik bağımsızlığını kazanamaz ve kalkınma hızı en düşük seviyede kalır. Bu durum ekonomi coğrafyasında doğal kaynak-gelişmişlik paradoksu veya kaynak laneti olarak bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynak potansiyeli ve ekonomik kalkınma ilişkisi arasındaki temel ilkeler belirlenir.
Ham madde ihracatına dayalı olan ve yüksek teknolojili mamul maddeleri dışarıdan ithal eden ekonomilerin katma değer üretemediği ve dış ticaret açığı verdiği tespit edilir.
Sorudaki durumun coğrafi ve ekonomik teorik çerçevesini kurmak için bu tespit gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen ülke modelleri ve uyguladıkları doğal kaynak politikaları ekonomik kalkınmaya etkileri açısından analiz edilir.
Zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal eden modelin ekonomik olarak en verimsiz ve kalkınmaya katkısı en düşük model olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her bir modelin uzun vadeli ekonomik etkilerini karşılaştırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynaklar ve Ekonomik Kalkınma İlişkisi
Soru 2Soru

Doğal kaynak potansiyeli ile ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri arasındaki ilişki farklılık göstermektedir. Aşağıda haritadaki konumları belirtilen ülkeleri, doğal kaynak-ekonomi ilişkisini yansıtan en uygun kalkınma profilleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Japonya (Haritada I numara ile gösterilen ülke)
Nijerya (Haritada II numara ile gösterilen ülke)
Rusya (Haritada III numara ile gösterilen ülke)
Somali (Haritada IV numara ile gösterilen ülke)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Haritada I numara ile gösterilen Japonya, doğal kaynak yönünden fakir ancak yüksek teknolojiye sahip profil ile; II numara ile gösterilen Nijerya, zengin kaynaklara rağmen teknolojik yetersizlik barındıran profil ile; III numara ile gösterilen Rusya, hem zengin kaynaklara hem de teknolojik altyapıya sahip profil ile; IV numara ile gösterilen Somali ise hem kaynak hem sermaye yetersizliği çeken profil ile eşleşmektedir.
Kalkınma modellerinde ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak miktarı kadar bu kaynakları işleyecek sermaye ve teknoloji düzeyi de belirleyicidir. Japonya kaynak fakiri-gelişmiş, Nijerya kaynak zengini-az gelişmiş, Rusya kaynak zengini-gelişmiş, Somali ise kaynak fakiri-az gelişmiş profilindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada I numara ile gösterilen Doğu Asya ülkesi Japonya'nın kaynak ve gelişmişlik durumu belirlenir.
Japonya, doğal kaynak yönünden fakir ama gelişmiş bir ülkedir; dolayısıyla ham maddeyi ithal edip işleyen profile karşılık gelir.
Ülkenin sanayileşmiş yapısı ve beşerî sermayesi bu eşleştirmeyi gerektirir.
2
Haritada II numara ile gösterilen Batı Afrika ülkesi Nijerya'nın kaynak ve gelişmişlik durumu belirlenir.
Nijerya, zengin petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen ekonomik olarak az gelişmiştir; yani kaynak yönünden zengin ancak teknoloji yönünden yetersiz profile uyar.
Sermaye ve altyapı yetersizliği ülkenin ham madde ihraç etmesine yol açmaktadır.
3
Haritada III numara ile gösterilen Rusya'nın kaynak ve gelişmişlik durumu belirlenir.
Rusya hem zengin doğal kaynaklara hem de gelişmiş sanayiye sahiptir; dolayısıyla zengin kaynak-gelişmiş sanayi profili ile eşleşir.
Geniş coğrafyadaki yer altı kaynakları modern sanayi altyapısıyla ekonomiye kazandırılmaktadır.
4
Haritada IV numara ile gösterilen Somali'nin kaynak ve gelişmişlik durumu belirlenir.
Somali hem doğal kaynak fakiridir hem de az gelişmiştir; dolayısıyla her iki açıdan da yetersiz olan profile karşılık gelir.
Coğrafi sınırlılıklar ve sosyo-ekonomik altyapı eksikliği bu durumu ortaya çıkarmıştır.

Anahtar Kavram

Ülkelerin doğal kaynak potansiyeli ve ekonomik gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişki
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Aşağıda, doğal kaynak potansiyelleri ile ekonomik gelişmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi yansıtan coğrafi özellikler ve bu özellikleri temsil eden ülke örnekleri verilmiştir. Coğrafi özelliklerin temsil ettiği ülke örneklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zengin petrol rezervlerine sahip olmasına karşın sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü yetersizliği nedeniyle bu kaynağı etkin işleyemeyen ve ekonomisi büyük oranda ham petrol ihracatına dayalı olan Batı Afrika ülkesi
Geniş orman alanları, su gücü, metalik madenler ve enerji kaynaklarını gelişmiş teknoloji ve sermaye ile birleştirerek yüksek ekonomik kalkınma seviyesine ulaşan Kuzey Amerika ülkesi
Sınırları içerisindeki doğal kaynaklar son derece kısıtlı olmasına rağmen, dışarıdan ithal ettiği ham maddeleri ileri teknolojiyle işleyip katma değerli mamul madde ihraç eden Doğu Asya ülkesi
Hem tarım arazileri ve enerji kaynakları gibi doğal kaynaklar bakımından elverişsiz şartlara sahip olan hem de sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü eksikliği nedeniyle ekonomik olarak geri kalmış Doğu Afrika ülkesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zengin petrol rezervine sahip ancak teknoloji yetersizliği olan Batı Afrika ülkesi Nijerya ile; zengin doğal kaynaklarını yüksek teknoloji ve sermaye ile işleyen Kuzey Amerika ülkesi Kanada ile; doğal kaynakları kısıtlı olmasına rağmen ithal ham maddeyi yüksek teknolojiyle işleyen Doğu Asya ülkesi Japonya ile; hem doğal kaynağı fakir hem de teknolojisi yetersiz olan Doğu Afrika ülkesi Somali ile eşleşmelidir.
Eşleştirme, ülkelerin doğal kaynak varlıkları ile bu kaynakları işleme becerileri (teknoloji, sermaye) arasındaki doğru kombinasyonları ve coğrafi konumlarını temel alır. Zengin petrolü olan ama işleyemeyen Batı Afrika ülkesi Nijerya'dır. Zengin kaynaklarını teknolojiyle birleştiren Kuzey Amerika ülkesi Kanada'dır. Kaynağı kısıtlı olup teknolojiyle ham madde işleyen Doğu Asya ülkesi Japonya'dır. Her iki yönden de yoksun olan Doğu Afrika ülkesi ise Somali'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin doğal kaynak potansiyellerini ve bu kaynakları işleme kapasitelerini analiz edin.
Nijerya zengin kaynağa sahip ancak az gelişmiştir. Kanada zengin kaynağa sahip ve gelişmiştir. Japonya kısıtlı kaynağa sahip ve gelişmiştir. Somali ise hem kısıtlı kaynağa sahiptir hem de az gelişmiştir.
Ülkelerin kalkınma modelleri doğal kaynak varlığı ve bu kaynakları işleyecek sermaye/teknoloji gücüne göre sınıflandırılır.
2
Belirlenen genel modelleri coğrafi konum bilgileriyle eşleştirerek kesinleştirin.
Petrol zengini olup ham madde ihraç eden Batı Afrika ülkesi Nijerya; orman ve maden zengini gelişmiş Kuzey Amerika ülkesi Kanada; ham madde ithal edip işleyen Doğu Asya gücü Japonya; her iki açıdan da yetersiz olan Doğu Afrika ülkesi Somali'dir.
Sorudaki konum ipuçları (Batı Afrika, Doğu Asya vb.) ve ekonomik tanımlamalar doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri ile doğal kaynak potansiyelleri arasındaki ilişki; sermaye birikimi, teknoloji seviyesi ve nitelikli iş gücü varlığına bağlı olarak farklılık gösterir.
Soru 4Soru

Hazar Havzası, barındırdığı zengin petrol ve doğalgaz rezervleriyle küresel enerji jeopolitiğinde çok önemli bir yere sahiptir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgedeki kıyıdaş devletler arasında çeşitli sınırlar ve kaynak paylaşımı sorunları ortaya çıkmıştır.

Hazar Havzası ve çevresinde yaşanan bu jeopolitik süreçlerle ilgili;

I. Kıyıdaş ülkelerin Hazar'ın coğrafi/hukuki statüsüne (göl ya da deniz olması) yönelik farklı tezler savunması,
II. Çıkarılan enerji kaynaklarının küresel pazarlara ulaştırılacağı boru hatlarının güzergahı üzerindeki nüfuz mücadelesi,
III. Yaşanan anlaşmazlıkların yalnızca bölge ��lkeleri arasındaki etnik ve mezhepsel çatışmalardan kaynaklanması

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Hazar Havzası'ndaki jeopolitik mücadelelerin temelinde kıyıdaş ülkelerin Hazar'ın coğrafi/hukuki statüsüne yönelik farklı tezler savunması ve çıkarılan enerji kaynaklarının taşınacağı boru hatlarının güzergah kontrolü yer alır. Etnik ve dini nedenler tek başına bu çatışmaların kaynağı değildir.
Doğru seçenek Hazar Havzası'ndaki sorunların hem hukuki/coğrafi statü tartışmalarından hem de enerji boru hatlarının güzergah rekabetinden kaynaklandığını belirtmektedir. Hazar’ın göl mü yoksa deniz mi kabul edileceği kıyıdaş ülkelerin kara suları ve ekonomik bölge sınırlarını doğrudan etkilediği için uzun süre anlaşmazlık konusu olmuştur. Aynı zamanda çıkarılan hidrokarbon kaynaklarının dünyaya taşınması jeopolitik bir güç unsuru olduğundan boru hattı güzergahları da büyük bir rekabet alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hazar Havzası'nın jeopolitik önemini ve kıyıdaş ülkelerin (Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran) temel anlaşmazlık konularını analiz edin.
Hazar'ın göl mü yoksa deniz mi sayılacağı sorununun, ülkelerin deniz sınırlarını ve kaynak paylaşım haklarını doğrudan etkilediği belirlenir (Birinci öncül doğrudur).
Statü meselesi, uluslararası deniz hukukuna göre kıyı haklarını belirleyen temel unsurdur.
2
Bölgedeki hidrokarbon (petrol ve doğalgaz) kaynaklarının küresel pazarlara taşınması sürecindeki jeopolitik rekabeti değerlendirin.
Boru hatlarının hangi ülkeler üzerinden geçeceği ve hangi limanlara ulaşacağı konusunun küresel ve bölgesel bir güç mücadelesine dönüştüğü görülür (İkinci öncül doğrudur).
Enerji nakil hatlarının kontrolü, jeopolitik nüfuz sağlamada kritik öneme sahiptir.
3
Bölgedeki çatışma ve istikrarsızlıkların sadece etnik veya mezhepsel nedenlere dayanıp dayanmadığını inceleyin.
Çatışmaların arkasında yatan temel etkenin enerji kaynaklarının paylaşımı ve jeopolitik üstünlük kurma çabası olduğu, dolayısıyla 'yalnızca etnik/mezhepsel' ifadesinin hatalı olduğu tespit edilir (Üçüncü öncül yanlıştır).
Sıcak çatışma bölgelerinin nedenlerini tek bir etmene (etnik/dini) indirgemek, ekonomik ve kaynak paylaşım mücadelelerini göz ardı eden yaygın bir yanılgıdır.

Anahtar Kavram

Hazar Havzası'ndaki jeopolitik mücadelelerin temelinde zengin enerji kaynaklarının paylaşımı (hukuki statü) ve bu kaynakların taşınması (nakil hatları) yer almaktadır; çatışmalar sadece etnik nedenlere indirgenemez.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Küresel ve bölgesel ölçekte yaşanan çatışma ve gerginlik alanlarının coğrafi konumlarını bilmek, küresel jeopolitiği analiz etmede önemli bir unsurdur.

Buna göre, aşağıda verilen jeopolitik çatışma ve istikrarsızlık alanlarının kuzeyden güneye doğru coğrafi konumlarına göre sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama kuzeyden güneye doğru; Kırım (Ukrayna) Sorunu, Doğu Akdeniz (Kıbrıs) Enerji ve Deniz Sınırı İhtilafları, Nil Nehri (Etiyopya - Mısır - Sudan) Su Paylaşım Sorunu ve Kongo Havzası (Kongo Demokratik Cumhuriyeti) Doğal Kaynak Çatışmaları şeklinde olmalıdır.
Çatışma bölgeleri enlem derecelerine göre en kuzeyden en güneye doğru incelendiğinde; Kırım (yaklaşık 45° K), Doğu Akdeniz (yaklaşık 35° K), Nil Havzası (yaklaşık 10°-15° K) ve Kongo Havzası (yaklaşık 0°-5° G) şeklinde sıralanır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen çatışma bölgelerinin küre üzerindeki coğrafi konumlarını ve enlem derecelerini belirlemek.
Kırım Karadeniz'in kuzeyinde (~45° K), Doğu Akdeniz Akdeniz çanağında (~35° K), Nil Nehri'nin ana baraj gerilimi Doğu Afrika'da (~10°-15° K) ve Kongo Havzası Orta Afrika'da (~0°-5° G) yer alır.
Çatışma bölgelerinin dünya haritası üzerindeki göreceli enlem konumlarını saptamak sıralamayı doğru yapmayı sağlar.
2
Belirlenen enlem derecelerine göre kuzeyden güneye doğru bir dizilim oluşturmak.
En kuzeyde yer alan Kırım'dan başlanarak güneye doğru sırasıyla Doğu Akdeniz, ardından Nil Havzası ve en güneyde Ekvator çizgisi çevresindeki Kongo Havzası sıralanır.
Kuzeyden güneye sıralama kuralına göre en büyük kuzey enleminden güney enlemine doğru gidilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Bölgesel çatışma alanlarının coğrafi konumları ve jeopolitik özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Hindistan ile Pakistan arasında bağımsızlık kazanıldığı günden bu yana devam eden Keşmir Sorunu, askeri ve siyasi gerilimlerin merkezinde yer alan küresel ölçekte bir bölgesel çatışma alanıdır. Bu bölgedeki çatışmaların temelinde sınır anlaşmazlıkları ve etnik/dini unsurlar öne çıksa da arka planda bölgenin fiziki coğrafya özellikleri ve doğal kaynak potansiyeli de kritik bir rol oynamaktadır. Buna göre, Keşmir Bölgesi'nin jeopolitik önemini artırarak iki ��lke arasında stratejik bir mücadele alanına dönüşmesinde aşağıdaki doğal kaynaklardan hangisinin kontrolü daha belirleyici bir etkiye sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tatlı su kaynakları ve İndus Nehri havzası

Cevap

Tatlı su kaynakları ve İndus Nehri havzası
Doğru yanıt, tatlı su kaynakları ve İndus Nehri havzasının kontrolüdür. Keşmir Bölgesi, Pakistan'ın tarımsal faaliyetleri ve genel su ihtiyacı için vazgeçilmez olan İndus Nehri ve kollarının doğduğu dağlık alanları kontrol etmektedir. Bu suların kontrolü, her iki ülke için de hayati bir su güvenliği meselesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Keşmir Sorunu'nun coğrafi arka planını analiz etmek.
Bölgenin fiziki coğrafya özellikleri incelendiğinde, Pakistan için hayati önem taşıyan İndus Nehri ve kollarının bu dağlık bölgeden doğduğu tespit edilir.
Pakistan ve Hindistan'ın su güvenliklerinin bu akarsu sistemine bağlı olduğunu anlamak.
2
Çatışmanın tarafları için bu su kaynaklarının önemini değerlendirmek.
Özellikle kurak ve yarı kurak bir iklime sahip olan Pakistan için İndus Nehri'nin tarımsal sulama ve içme suyu açısından hayati bir can damar�� olduğu görülür.
Suyun kontrolünün neden stratejik bir mücadele alanı oluşturduğunu belirlemek.
3
Diğer doğal kaynak seçeneklerini elemek ve doğru seçeneği belirlemek.
Bölgede petrol, kömür veya nükleer hammadde gibi kaynakların baskın bir çatışma nedeni olmadığı, temel mücadelenin tatlı su kaynakları üzerinde yoğunlaştığı sonucuna ulaşılır.
Sıcak çatışma bölgelerinin ortaya çıkış nedenleri arasındaki kaynak paylaşımı ilişkisini kurmak.

Anahtar Kavram

Bölgesel Çatışma Alanları ve Su Kaynaklarının Jeopolitik Önemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Aşağıda verilen bölgesel çatışma alanları ile bu alanlardaki gerginliklerin temel nedenlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güney Çin Denizi
Nil Nehri Havzası
Hazar Havzası
Doğu Ukrayna ve Kırım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Güney Çin Denizi ile yapay adalar inşası ve deniz ticareti kontrolü mücadelesi; Nil Nehri Havzası ile baraj projeleri kaynaklı sınır aşan su sorunu; Hazar Havzası ile hukuki statü tartışmaları ve hidrokarbon paylaşımı; Doğu Ukrayna ve Kırım ile Karadeniz havzasındaki jeopolitik nüfuz ve sınır uyuşmazlığı eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler jeopolitik çatışma alanlarının gerçek nedenlerine dayanır: Güney Çin Denizi, adalar üzerindeki egemenlik iddiaları ve deniz ticareti kontrolü ile; Nil Nehri, baraj projelerinin su akışını etkilemesi kaynaklı su krizi ile; Hazar Havzası, havzanın hukuki statüsü ve enerji kaynaklarının paylaşımı ile; Doğu Ukrayna ve Kırım ise sınır anlaşmazlıkları ve küresel güçlerin nüfuz mücadeleleriyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Güney Çin Denizi'nin jeopolitik önemini ve çatışma nedenlerini analiz etmek
Güney Çin Denizi; Çin, Filipinler, Vietnam gibi ülkelerin yapay adalar kurma ve deniz sınırları üzerindeki egemenlik iddiaları nedeniyle bir gerilim alanıdır. Bu durum yapay adalar inşası ve zengin kaynakların kontrolünü içeren seçenekle eşleşir.
Bölgedeki çatışmaların temel sebebinin deniz ticaret yolları ve ada egemenlikleri olduğunu belirlemek için.
2
Nil Nehri Havzası'ndaki çatışmanın doğasını incelemek
Nil Nehri, Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında Hedasi Barajı gibi projeler nedeniyle yaşanan sınır aşan su krizini temsil eder. Bu durum baraj projeleri ve su yetersizliği endişesiyle eşleşir.
Nil Nehri üzerindeki hakların tatlı su kaynakları paylaşımıyla doğrudan ilgili olduğunu ortaya koymak için.
3
Hazar Havzası'ndaki uyuşmazlıkların kökenini değerlendirmek
Hazar'ın hukuki statüsü (deniz veya göl olma durumu) kıyıdaş ülkelerin petrol ve doğal gaz paylaşımını etkilemektedir. Bu durum kıyıdaş ülkelerin statü tartışmaları ve hidrokarbon paylaşımıyla eşleşir.
Hazar Havzası'ndaki temel sorunun enerji kaynakları ve paylaşım sınırları olduğunu doğrulamak için.
4
Doğu Ukrayna ve Kırım'daki gerilimin sebeplerini tespit etmek
Doğu Ukrayna ve Kırım, Karadeniz havzasındaki hâkimiyet ve NATO ile Rusya arasındaki nüfuz mücadelesinin odağıdır. Bu durum sınır bütünlüğü ihlalleri ve küresel güç rekabetiyle eşleşir.
Bölgedeki çatışmanın Doğu Avrupa ve Karadeniz jeopolitiği üzerindeki etkilerini eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Bölgesel Çatışma Alanları ve Nedenleri
Soru 8Soru

Küreselleşen dünyada jeopolitik konumu nedeniyle bölgesel ve küresel ölçekte çatışma veya gerginlik alanı hâline gelmiş bölgelerin coğrafi konum analizinin yapılması önem taşır.

Aşağıda bazı önemli jeopolitik çatışma ve gerginlik alanları verilmiştir. Bu alanları coğrafi konumlarına göre en batıda yer alandan en doğuda yer alana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama en batıdan en doğuya doğru sırasıyla Batı Sahra Sorunu, Doğu Akdeniz Anlaşmazlığı, Hürmüz Boğazı Gerginliği ve Keşmir Sorunu şeklindedir.
Doğru sıralama Batı Sahra Sorunu, Doğu Akdeniz Anlaşmazlığı, Hürmüz Boğazı Gerginliği ve Keşmir Sorunu şeklindedir. Batı Sahra başlangıç meridyeninin batısında yer alırken, diğer bölgelerin tamamı başlangıç meridyeninin doğusunda yer alır. Doğu boylamlarındaki bölgelerden Doğu Akdeniz en batıda (3232^\circ Doğu), Hürmüz Boğazı ortada (5656^\circ Doğu) ve Keşmir Bölgesi en doğuda (7575^\circ Doğu) konumlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen jeopolitik sorun alanlarının dünya üzerindeki coğrafi konumlarını ve yaklaşık boylam derecelerini belirlemek.
Batı Sahra yaklaşık 1212^\circ Batı boylamında, Doğu Akdeniz yaklaşık 3232^\circ Doğu boylamında, Hürmüz Boğazı yaklaşık 5656^\circ Doğu boylamında ve Keşmir Bölgesi yaklaşık 7575^\circ Doğu boylamında yer alır.
Batıdan doğuya doğru doğru bir sıralama yapabilmek için bölgelerin boylam derecelerinin saptanması gerekir.
2
Boylam derecelerine dayanarak bölgeleri batıdan doğuya doğru sıralamak.
Batı boylamındaki Batı Sahra en batıda yer alırken, sırasıyla başlangıç meridyeninin doğusundaki Doğu Akdeniz, Hürmüz Boğazı ve en doğuda yer alan Keşmir sıralanır.
Dünya üzerindeki konumların batı-doğu yönlü sıralaması boylam derecelerinin batıdan doğuya artış yönüne göre yapılır.

Anahtar Kavram

Jeopolitik Sıcak Çatışma Bölgelerinin Coğrafi Konumları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin etki alanları; kuruluş amaçları, üye ülkelerin coğrafi dağılışı ve sınırları gibi faktörlere göre değişkenlik gösterir. Türkiye, coğrafi konumu ve tarihi bağları doğrultusunda bu örgütlerle farklı düzeylerde ilişkiler geliştirmiştir.

Aşağıdaki tabloda bazı uluslararası örgütlerin ölçeği, ana faaliyet alanı ve Türkiye ile olan ilişkisine dair bilgiler numaralandırılarak boş bırakılmıştır:

ÖrgütÖlçeğiAna Faaliyet AlanıTürkiye ile İlişkisi
D-8 (Gelişmekte Olan Sekiz Ülke)IEkonomikKurucu Üye
Şanghay İşbirliği Teşkilatı (ŞİÖ)BölgeselIIIII
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)KüreselSiyasiIV

Buna göre, tabloda numaralandırılarak boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Küresel; II: Siyasi ve Askerî; III: Üye değil (Diyalog ortağı); IV: Kurucu üye

Cevap

I numara yerine 'Küresel', II numara yerine 'Siyasi ve Askerî', III numara yerine 'Üye değil (Diyalog ortağı)', IV numara yerine ise 'Kurucu üye' ifadelerinin getirildiği seçenek doğrudur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, D-8 örgütü üye ülkelerin coğrafi konumları nedeniyle küresel ölçeklidir; Şanghay İşbirliği Teşkilatı siyasi ve askerî iş birliği amacı taşır ve Türkiye bu örgütün üyesi değil, yalnızca diyalog ortağıdır; İslam İşbirliği Teşkilatı ise Türkiye'nin kurucu üye olduğu küresel bir örgüttür.

Adım Adım Çözüm

1
D-8 örgütünün ölçeğini belirlemek.
D-8 üyesi ülkeler (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır, Nijerya) Asya ve Afrika kıtalarına yayıldığı için örgütün ölçeği 'Küresel'dir.
Örgütün sınırları tek bir coğrafi bölgeyle sınırlı değildir.
2
Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın ana faaliyet alanını belirlemek.
Teşkilat, ilk olarak sınır güvenliği ve askeri iş birliği amacıyla kurulduğundan ana faaliyet alanı 'Siyasi ve Askerî'dir.
Üye ülkeler arasındaki güvenlik ve siyasi iş birliğini temsil eder.
3
Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile ilişkisini belirlemek.
Türkiye bu teşkilata üye değildir, 2012 yılından itibaren 'Diyalog Ortağı' statüsündedir.
Teşkilatın karar organlarında yer almaz ancak görüşmelere katılır.
4
Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ile olan ilişkisini belirlemek.
Türkiye, 1969 yılında kurulan bu örgütün kurucu üyeleri arasında yer almaktadır.
Örgütün kuruluş senedine ilk imza atan ülkelerdendir.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin sınıflandırılması ile Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik statüsü ve rolleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Küresel ticaret; hammadde, imalat (sanayi) ve tüketim (pazar) alanları arasındaki mal, hizmet ve sermaye akışından oluşur. Dünya ticaretinin büyük bölümü Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Doğu Asya olarak adlandırılan üç büyük ticaret bölgesinde ve bu bölgeleri birbirine bağlayan deniz yolu ağlarında yoğunlaşmıştır.

Buna göre, dünyadaki başlıca ticaret bölgeleri ve bu bölgelerin küresel ticaretteki rolleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Amerika ticaret bölgesi, kendi i��inde entegre bir pazar yapısına sahip olup ham madde ve enerji kaynakları bakımından tamamen dışa bağımlıdır.

Cevap

Kuzey Amerika ticaret bölgesinin ham madde ve enerji kaynakları bakımından tamamen dışa bağımlı olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Kuzey Amerika ticaret bölgesi (özellikle ABD ve Kanada), hem tarımsal hammadde hem de zengin petrol, doğalgaz ve kömür gibi enerji kaynaklarına sahiptir. Bu nedenle bu bölge, enerji ve ham madde bakımından tamamen dışa bağımlı değildir; aksine dünya genelinde önemli bir hammadde ve enerji üreticisidir. Dolayısıyla Kuzey Amerika bölgesinin tamamen dışa bağımlı olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen küresel ticaret bölgelerinin (Doğu Asya, Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Güney Amerika) hammadde, imalat ve pazar özelliklerini ve küresel ticaretteki rollerini analiz etmek.
Gelişmiş bölgelerin ham madde potansiyelleri ile gelişmekte olan veya hammadde ihracatçısı bölgelerin ticari rolleri belirlenir.
Soruda hangi ifadenin coğrafi açıdan yanlış olduğunu tespit edebilmek için bölgelerin rollerini doğru kavramak gerekir.
2
Kuzey Amerika ticaret bölgesinin (özellikle ABD ve Kanada) doğal kaynak ve enerji yapısını değerlendirmek.
Bu bölgenin petrol, kaya gazı, kömür, geniş tarım ve orman alanları bakımından zengin olduğu ve sanayi üretimi için gerekli olan hammadde ve enerjide tamamen dışa bağımlı olmadığı, aksine önemli bir üretici konumunda olduğu saptanır.
Gelişmiş ülkelerin doğal kaynaklar bakımından her zaman fakir ve tamamen dışa bağımlı olduğu yönündeki yaygın yanılgıyı düzeltmek ve yanlış ifadeyi belirlemek.

Anahtar Kavram

Dünyadaki başlıca ticaret bölgelerinin üretim, tüketim ve hammadde özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Batı kültür bölgesi, tarihsel süreç boyunca farklı coğrafi alanlara yayılarak günümüzdeki sınırlarına ulaşmıştır. Kültür bölgelerinin oluşumu ve dağılışı dikkate alındığında, Batı kültürünün küresel ölçekteki yayılma aşamalarının geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama sırasıyla; Akdeniz havzasındaki çekirdek oluşum, Avrupa içlerine yayılım, Coğrafi Keşifler ile Amerika kıtasına geçiş ve en son Sanayi Devrimi sonrası Okyanusya'da hakimiyet kurulması şeklindedir.
Batı kültür bölgesinin yayılım süreci tarihsel coğrafya açısından incelendiğinde; ilk olarak kültürün çekirdek alanı olan Ege ve Akdeniz havzasındaki Antik Yunan ve Roma medeniyetleri temel oluşturmuştur. İkinci aşamada bu kültür, Hristiyanlığın da etkisiyle Avrupa kıtasının iç ve kuzey kesimlerine yayılmıştır. Üçüncü aşamada 15. ve 16. yüzyıl Coğrafi Keşifleri ile Amerika kıtalarına taşınmıştır. Dördüncü ve son aşamada ise 18. yüzyıldan itibaren Okyanusya (Avustralya ve Yeni Zelanda) bölgesine ulaşarak küresel ölçekte en geniş sınırlarına kavuşmuştur. Bu nedenle kronolojik sıralama bu gelişim sırasını takip etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgesinin çekirdek alanını (doğuş yerini) belirlemek.
Batı kültürünün temellerinin Ege ve Akdeniz havzasında (Antik Yunan ve Roma) atıldığı tespit edilir.
Bir kültürün yayılma aşamalarını sıralamak için öncelikle doğduğu kaynak alanın (kültür ocağının) belirlenmesi gerekir.
2
Kültürün kaynak alandan kendi kıtası içindeki ilk yayılışını analiz etmek.
Hristiyanlığın kabulü ve yayılmasıyla kültürün Avrupa'nın iç ve kuzey kesimlerine yayıldığı belirlenir.
Coğrafi keşiflerden önce kültürün kendi coğrafyasında olgunlaşması ve kıta içinde yayılması kronolojik olarak önceliklidir.
3
Deniz aşırı ilk büyük yayılma dalgasını tespit etmek.
15. ve 16. yüzyıllardaki Coğrafi Keşifler ile kültürün Amerika kıtasına taşındığı belirlenir.
Amerika kıtası, Avrupalıların keşifler çağında sömürgeleştirdiği ve kültürel olarak dönüştürdüğü ilk dış coğrafyadır.
4
En son gerçekleşen küresel göç ve kolonileşme alanını belirlemek.
Sanayi Devrimi sonrasında Avustralya ve Yeni Zelanda (Okyanusya) gibi uzak bölgelerde baskın kültürün kurulduğu belirlenir.
Okyanusya, Avrupalı göçmenlerin kitlesel olarak en geç yerleştiği ve kültürel egemenlik kurduğu en son bölgedir.

Anahtar Kavram

Kültür bölgelerinin tarihsel süreçteki mekansal yayılımı ve coğrafi faktörleri

Alternatif Yöntem

Batı kültürünün coğrafi olarak Avrupa dışına taşınma süreçlerinde kullanılan ulaşım ve keşif teknolojilerinin tarihsel gelişimi takip edilerek de doğru sıralamaya ulaşılabilir. Deniz aşırı ilk büyük yelkenli keşifleri (Amerika) buharlı gemi ve sanayi çağı göçlerinden (Okyanusya) daha öncedir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 12Soru

Türk kültürü, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış; bu yayılma sürecinde etkileşime girdiği medeniyetlerden etkilenirken onları da etkilemiştir. Türk kültürünün maddi (somut) ve manevi (soyut) unsurları, şekillendikleri coğrafi çevre ile doğrudan ilişkilidir.

Aşağıdaki dilsiz dünya haritasında Türk kültürünün doğuşu ve yayılış gösterdiği bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Bu alanlar ve Türk kültürünün özellikleri ile ilgili;

I. I numaralı alan, Türk kültürünün doğduğu coğrafi ocak olup bu bölgedeki karasal iklim ve bozkır bitki örtüsü özellikleri, kültürün şekillenmesinde at, çadır ve demircilik gibi maddi unsurları ön plana çıkarmıştır.
II. II numaralı alan, Türk kültürünün Orta Asya dışındaki en önemli yayılma alanlarından biridir ve bu alandaki ilk Türk mimari eserleri yerleşik hayata geçişle birlikte doğrudan İslamiyet'in kabulünden önce ortaya çıkmıştır.
III. III numaralı alanda bulunan Mostar Köprüsü ve IV numaralı alandaki Tolunoğlu Ahmet Camii, Türk kültürünün yayılış alanındaki somut kültürel mirasın en belirgin örneklerindendir.
IV. V numaralı alan, Türk kültürünün güney yönündeki yayılış alanını temsil eder ve bu bölgedeki mimari eserler üzerinde yerel Hint kültür�� ile Türk-İslam sentezinin etkileri görülür.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, III ve IV

Cevap

I, III ve IV numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.
I, III ve IV numaralı öncüllerde verilen bilgiler doğrudur. I numaralı alan olan Orta Asya, Türk kültürünün doğuş yeridir (kültür ocağı). Buradaki bozkır iklimi konargöçer yaşamı, o da at, çadır ve demircilik gibi maddi kültür unsurlarını şekillendirmiştir. III numaralı alan (Balkanlar) ve IV numaralı alan (Kuzey Afrika), Türk kültürünün yayılış alanlarındandır; Mostar Köprüsü Balkanlar'da, Tolunoğlu Ahmet Camii ise Mısır'da (Kuzey Afrika) yer alan somut kültürel miras örnekleridir. V numaralı alan (Kuzey Hindistan) ise Babür İmparatorluğu döneminde Türk-İslam kültürü ile Hint kültürünün sentezini (örneğin Taç Mahal) yansıtır. II numaralı öncülde verilen bilgi ise yanlıştır; çünkü Anadolu'daki (II) Türk mimari eserleri İslamiyet'in kabulünden sonra (özellikle 1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından) inşa edilmiştir, İslamiyet öncesi yerleşik Türk mimari eserleri Orta Asya'da (Uygurlar dönemi) ortaya çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki I numaralı alanın coğrafi konumunun ve Türk kültürü açısından öneminin belirlenmesi.
I numaralı alan Hazar Denizi'nin doğusunda yer alan Orta Asya'dır. Burası Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı coğrafi ocaktır. Karasal/bozkır iklim şartları konargöçer hayvancılık faaliyetini ve buna bağlı olarak çadır (yurt), at ve demir gibi maddi kültür unsurlarını şekillendirmiştir. Bu nedenle I. öncül doğrudur.
Türk kültür ocağının coğrafi konumunu ve temel maddi unsurlarını analiz etmek için.
2
II numaralı alanın ve bu alandaki mimari gelişim sürecinin değerlendirilmesi.
II numaralı alan Anadolu'dur. Türkler Anadolu'ya yoğun olarak 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında yerleşmişlerdir. Bu dönem Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonrasına denk gelir. Dolayısıyla Anadolu'daki ilk yerleşik Türk mimari eserleri İslam öncesi d��neme ait değil, Türk-İslam dönemine aittir. Bu nedenle II. öncül yanlıştır.
Anadolu'daki kültürel yayılmanın tarihsel ve inançsal arka planını test etmek için.
3
III ve IV numaralı alanlardaki somut miras eserlerinin coğrafi açıdan kontrol edilmesi.
III numaralı alan Balkanlar olup Bosna-Hersek'teki Mostar Köprüsü buradadır. IV numaralı alan Kuzey Afrika (Mısır) olup Kahire'deki Tolunoğlu Ahmet Camii bu bölgededir. İkisi de Türk kültürünün yayılış alanlarında bıraktığı somut miraslardır. Bu nedenle III. öncül doğrudur.
Türk kültürünün yayılış alanlarındaki somut kültürel miras eserlerini mekansal olarak eşleştirmek için.
4
V numaralı alanın kültürel etkileşim özelliklerinin incelenmesi.
V numaralı alan Kuzey Hindistan'dır. Babür İmparatorluğu döneminde bu bölgede egemen olan Türk kültürü, yerel Hint mimari tarzıyla birleşerek Taç Mahal gibi Türk-İslam sentezi eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu nedenle IV. öncül doğrudur.
Kültürün güney/güneydoğu yayılma yönündeki etkileşim sonuçlarını doğrulamak için.
5
Doğru olan öncüllerin sentezlenerek doğru seçeneğin tespit edilmesi.
I, III ve IV. öncüller doğru, II. öncül ise yanlıştır. Buna göre doğru cevap 'I, III ve IV' ifadesini içeren seçenektir.
Seçenekler arasından doğru kombinasyonu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Coğrafi Ocağı ve Yayılış Alanlarındaki Somut Miras Eserleri
Soru 13Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, üye sayıları ve etki alanları coğrafi sınırlarla yakından ilişkilidir. Ülkelerin bu örgütlerdeki üyelik statüsü ve kuruluş süreçlerindeki rolleri ise jeopolitik konumları ve dış politika önceliklerine göre şekillenir.

Buna g��re, uluslararası örgütler ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki konumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütler olup Türkiye her iki örgütün de kurucu üyeleri arasında yer alır.

Cevap

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütler olup Türkiye her iki örgütün de kurucu üyeleri arasında yer alır.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel ölçekli örgütlerdir. Türkiye, 1961 yılında kurulan OECD'nin ve 1969 yılında kurulan İİT'nin (eski adıyla İslam Konferansı Örgütü) kurucu üyeleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle bu ifade tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki örgütlerin küresel ve bölgesel ölçek sınıflandırmasını yapınız.
OECD, İİT, NATO, D-8 ve OPEC küresel ölçekli; KEİ ve AB ise bölgesel ölçekli örgütlerdir.
Örgütün ölçeği, üye ülkelerin coğrafi dağılışına ve etki alanının sınırlarına göre belirlenir.
2
Türkiye'nin bu örgütlerdeki kuruculuk ve üyelik statülerini belirleyiniz.
Türkiye; OECD, İİT, KEİ ve D-8'in kurucu üyesidir. NATO'ya 1952 yılında sonradan üye olmuştur. AB ve OPEC'e ise üye değildir.
Türkiye'nin jeopolitik konumuna ve tarihsel üyelik sürecine bağlı olarak statüsü değişmektedir.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıyı tespit ediniz.
OECD ve İİT küresel ölçeklidir ve Türkiye her ikisinde de kurucu üyedir ifadesinin doğru olduğu görülür.
Çeldiricilerdeki ölçek ve üyelik hatalarını eleyerek doğru bilgiye ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin ölçek ayrımı ile Türkiye'nin üyelik statüsü ilişkisi
Soru 14Soru

Aşağıda verilen küresel ve bölgesel ölçekteki örgütleri, bu örgütlerin kuruluş süreçleri ve Türkiye ile olan ilişkilerini içeren doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Avrupa Birliği (AB)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) -> Washington Antlaşması ile kurulan ve Türkiye'nin 1952'de üye olduğu askeri örgüt; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) -> Türkiye'nin kurucu lideri olduğu ve merkezi İstanbul'da bulunan bölgesel ekonomik örgüt; Avrupa Birliği (AB) -> Roma ve Paris antlaşmalarıyla temelleri atılan ve Türkiye'nin tam üye olmadığı bölgesel siyasi/ekonomik örgüt; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) -> 1969 Rabat zirvesinde el-Aksa Camii'nin kundaklanması üzerine kurulan küresel siyasi örgüt.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Washington Antlaşması ile kurulan küresel askeri örgüt olup, Türkiye 1952'de üye olmuştur. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Türkiye öncülüğünde kurulan bölgesel ekonomik örgüt olup merkezi İstanbul'dadır. Avrupa Birliği (AB) Paris ve Roma antlaşmalarına dayanan bölgesel siyasi/ekonomik örgüt olup Türkiye aday ülkedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise 1969 Rabat Zirvesi ile Mescid-i Aksa saldırısı sonrası kurulan küresel siyasi örgüttür. Bu nedenle tüm eşleşmeler tarihsel anlaşmalar, işlevler ve Türkiye'nin konumuna göre tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri nitelikteki örgütleri ve Türkiye'nin üyelik sürecini analiz etmek.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) II. Dünya Savaşı sonrasında askeri amaçla kurulduğu, Türkiye'nin 1952'de üye olduğu belirlenir. Bu tanım birinci açıklamayla eşleşir.
Soruda yer alan askeri nitelikteki tek örgüt NATO'dur.
2
Karadeniz havzasındaki bölgesel ekonomik iş birliği girişimlerini değerlendirmek.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) bölgesel ölçekli olduğu, kurucusunun Türkiye olduğu ve merkezinin İstanbul'da bulunduğu ikinci açıklama ile eşleşir.
Teşkilatın merkezi ve kurucu ülkeleri coğrafi olarak Karadeniz çevresinde yoğunlaşmıştır.
3
Avrupa bütünleşme hareketinin tarihsel ve hukuki temellerini incelemek.
Avrupa Birliği'nin (AB) Paris ve Roma antlaşmalarıyla kurulduğu, Türkiye'nin aday ülke statüsünde bulunduğu bilgisi üçüncü açıklamayla eşleşir.
AB, gümrük birliği ve ortak para birimiyle en ileri düzeyde ekonomik ve siyasi entegrasyonu sağlayan bölgesel örgüttür.
4
İslam dünyasını temsil eden küresel ölçekli siyasi örgütü tespit etmek.
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 1969'da Mescid-i Aksa saldırısı sonrası Rabat'ta kurulduğu bilgisi dördüncü açıklamayla eşleşir.
İİT, BM'den sonra üye ülke sayısı bakımından en büyük ikinci küresel siyasi teşkilattır.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Ölçekteki Örgütlerin Kuruluş Amaçları, İşlevleri ve Türkiye'nin Üyelik Durumları
Soru 15Soru

Kuzeybatı Avrupa'daki bir limana ulaşmak üzere Basra Körfezi'nden hareket eden ve en kısa deniz rotasını izleyen bir petrol tankerinin, geçiş sırasına göre aşması gereken jeopolitik öneme sahip su yollarını belirten aşağıdaki açıklamaları ilk geçilenden son ge��ilene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Basra Körfezi'nden çıkışta Hürmüz Boğazı, ardından Kızıldeniz girişinde Babülmendep Boğazı, sonrasında Akdeniz'e geçişte Süveyş Kanalı ve en son Akdeniz'den çıkışta Cebelitarık Boğazı şeklindedir.
Doğru sıralamada gemi sırasıyla Hürmüz Boğazı (Basra Körfezi çıkışı), Babülmendep Boğazı (Kızıldeniz girişi), Süveyş Kanalı (Akdeniz girişi) ve Cebelitarık Boğazı (Akdeniz çıkışı/Atlas Okyanusu geçişi) rotasını takip eder. Bu su yollarının jeopolitik özellikleri coğrafi konumlarına göre sıralanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tankerin çıkış noktasını ve ilk aşması gereken eşiği belirleme.
Basra Körfezi'nden Hint Okyanusu'na (Umman Denizi) açılan tek kapı olan Hürmüz Boğazı (item_1) ilk sırada yer alır.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nin coğrafi olarak tek çıkış kapısıdır.
2
Hint Okyanusu'ndan Kızıldeniz'e giriş noktasını belirleme.
Umman Denizi ve Aden Körfezi üzerinden gelen tankerin Kızıldeniz'e girebilmesi için Babülmendep Boğazı'ndan (item_2) geçmesi gerekir.
Babülmendep Boğazı, Aden Körfezi ile Kızıldeniz arasındaki stratejik bağlantı noktasıdır.
3
Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçiş noktasını belirleme.
Kızıldeniz'in kuzey ucunda yer alan yapay su yolu olan Süveyş Kanalı (item_3) geçilerek Akdeniz'e ulaşılır.
Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlayan yapay kanaldır.
4
Akdeniz'den Atlas Okyanusu'na çıkış noktasını belirleme.
Akdeniz'in en batı ucundaki Cebelitarık Boğazı (item_4) geçilerek Atlas Okyanusu'na çıkılır ve buradan Kuzeybatı Avrupa limanlarına ulaşılır.
Cebelitarık Boğazı, Akdeniz ile Atlas Okyanusu arasındaki tek doğal çıkış kapısıdır.

Anahtar Kavram

Jeopolitik öneme sahip su yolları ve küresel petrol/enerji nakil güzergâhları üzerindeki sıcak çatışma risk alanları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 16Soru

Türk kültürü, tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yayılmış ve bu yayılış alanlarında kalıcı maddi ve manevi izler bırakmıştır.

Aşa��ıda verilen Türk kültürüne ait tarihsel özellik veya mimari miraslar ile bu unsurların en yoğun görüldüğü ya da ortaya çıktığı coğrafi bölgeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı ve şekillendiği coğrafi bölge (Kültür Ocağı)
Türk dilinin ve devlet yönetim anlayışının ilk yazılı kaynakları olan Orhun Yazıtları'nın bulunduğu bölge
Mostar Köprüsü ve Selimiye Camii gibi zengin mimari eserlerle Türk kültürünün batıdaki en belirgin yayılış sahası
Türk-İslam mimarisinin estetik zirvelerinden biri olan Taç Mahal'in inşa edildiği coğrafya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kültür ocağı Orta Asya ile, Orhun Yazıtları Moğolistan ile, zengin Osmanlı mimari mirası Balkanlar ile ve Taç Mahal ise Güney Asya (Hindistan) ile eşleşmektedir.
Türk kültürünün ilk doğuş yeri (kültür ocağı) Orta Asya; ilk yazılı belgeler (Orhun Yazıtları) Moğolistan; batıdaki yoğun mimari miras (Mostar vb.) Balkanlar ve Taç Mahal ise Güney Asya ile eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler coğrafi ve tarihî gerçeklerle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Türk kültür ocağının coğrafi konumunu belirleme.
Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı yer olan kültür ocağının Orta Asya olduğu tespit edilir.
Öğrencilerin kültür ocağını Anadolu veya başka bir bölgeyle karıştırma yanılgısının önüne geçilerek başlangıç noktası doğru konumlandırılır.
2
Yazılı belgelerin bulunduğu bölgeyi tespit etme.
İlk yazılı kaynaklar olan Orhun Yazıtları'nın Moğolistan sınırlarında bulunduğu belirlenir.
Kültürel miras ögelerinin coğrafi konum eşleştirmesini doğru yapabilmek için tarihî coğrafya bilgisi kullanılır.
3
Batıdaki mimari miras yayılış alanını analiz etme.
Osmanlı döneminde Avrupa'da inşa edilen köprü ve camilerin Balkanlar coğrafyasına ait olduğu tespit edilir.
Türk kültürünün batı yönündeki en yoğun yayılım gösterdiği yerin Balkanlar olduğunu belirlemek için mimari eserlerin konumundan yararlanılır.
4
Taç Mahal'in coğrafi konumunu belirleme.
Türk-İslam mimarisinin şaheseri Taç Mahal'in Güney Asya'da (Hindistan) yer aldığı bulunur.
Babür İmparatorluğu'nun yayılış alanı ile Güney Asya coğrafyası ilişkilendirilir.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Yayılış Alanları ve Maddi Kültür Mirasları
Soru 17Soru

Bir kültürün doğduğu, şekillendiği ve dünyaya yayıldığı yere o kültürün ocağı (doğum yeri) denir. Kültür bölgelerinin oluşmasında ve bu bölgelerin sınırlarının belirlenmesinde hem fiziki hem de beşerî faktörler etkili olmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kültür bölgelerinin oluşumu ve dağılışını etkileyen fiziki (doğal) faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İklim koşulları

Cevap

İklim koşulları
Kültür bölgelerinin oluşumu ve dağılışında iklim koşulları doğrudan etkili olan fiziki bir unsurdur. Sıcaklık ve yağış gibi iklim elemanları insan yaşamını sınırlayarak veya kolaylaştırarak kültürel özelliklerin doğal çevreyle uyumlu gelişmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin oluşumuna etki eden faktörleri doğal (fiziki) ve beşerî (insan kaynaklı) olarak iki temel gruba ay��rın.
Doğal faktörler coğrafi konum, iklim, yer şekilleri ve su kaynakları gibi unsurları içerirken; beşerî faktörler dil, din, sanat, ahlak, hukuk ve ekonomi gibi insan faaliyetlerini kapsar.
Sorunun kökünde bizden fiziki (doğal) olan faktörü bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki unsurları bu iki gruba göre sınıflandırarak doğru cevaba ulaşın.
Dil, din, gelenekler, hukuk kuralları ve siyasi örgütlenme beşerî faktörlerdir. İklim koşulları ise doğada kendiliğinden var olan fiziki bir faktördür.
Fiziki faktör olan iklim koşulları doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Kültür Bölgelerini Etkileyen Fiziki ve Beşerî Faktörler
Soru 18Soru

Türk kültürünün gelişim süreci, yayıldığı alanlar ve bu kültürün maddi-manevi unsurları göz önüne alındığında, aşağıda sol sütunda verilen açıklamaları sağ sütundaki kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı, şekillendiği ve çevreye yayıldığı coğrafi bölge (Kültür Ocağı)
Türk kültürünün yayılış alanlarından biri olan Balkanlar'da yer alan ve Osmanlı mimarisini simgeleyen somut miras eseri
Türk kültürünün şekillenmesinde etkili olan ve konar-göçer yaşam tarzını yansıtan somut (maddi) ögeler
Türk kültürünün nesilden nesile aktarılmasını sağlayan ve kültürel kimliği koruyan en temel soyut (manevi) öge

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı bölge Orta Asya; Balkanlar'daki mimari miras Mostar Köprüsü; maddi ögeler at ve çadır; manevi öge ise Türkçe olarak eşleşir.
Türk kültürünün ortaya çıktığı kültür ocağı Orta Asya coğrafyasıdır; Balkanlar'daki yayılış alanında yer alan Mostar Köprüsü somut bir mimari mirastır; at ve çadır konar-göçer yaşamın getirdiği somut (maddi) ögelerken, Türkçe ise nesilden nesile aktarımı sağlayan soyut (manevi) bir ögedir. Bu doğrultuda yapılan tüm eşleştirmeler doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür ocağı kavramının coğrafi karşılığını belirleme
Türk kültürünün ortaya çıktığı ilk coğrafi bölgenin (kültür ocağı) Orta Asya olduğu belirlenir.
Kültür ocağı, bir kültürün doğduğu ve dünyaya yayıldığı merkezdir.
2
Balkanlar'daki somut kültürel mirası tespit etme
Osmanlı döneminde Balkanlar'da inşa edilen Mostar Köprüsü'nün mimari miras olduğu belirlenir.
Mostar Köprüsü, Balkan coğrafyasındaki en belirgin Türk-İslam mimari eserlerindendir.
3
Maddi (somut) kültür ögelerini ayırt etme
At ve çadırın konar-göçer yaşama ait somut unsurlar olduğu belirlenir.
Coğrafi çevre ve yaşam tarzı maddi unsurları doğrudan şekillendirir.
4
Manevi (soyut) kültür ögelerini tespit etme
Kültürel aktarımı sağlayan Türkçenin manevi öge olduğu belirlenir.
Dil, manevi kültür unsurlarının başında gelir ve soyuttur.

Anahtar Kavram

Türk kültürünün doğduğu bölge, yayılış alanlarındaki somut miraslar ve kültürün maddi-manevi unsurları.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 19Soru

Tarih boyunca farklı coğrafyalara göç eden Türkler, gittikleri bölgelere kendi kültür unsurlar��nı taşımış ve o bölgelerdeki kültürlerle etkileşime girmişlerdir. Ancak her kültürün ortaya çıktığı, şekillendiği ve çevreye yayılmaya başladığı bir doğuş yeri yani kültür ocağı bulunur.

Buna göre, Türk kültürünün ortaya çıktığı ve şekillendiği ilk coğrafi bölge (kültür ocağı) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta Asya

Cevap

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı ve şekillendiği coğrafi bölge (kültür ocağı) Orta Asya'dır.
Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı, şekillendiği ve oradan diğer coğrafyalara yayıldığı köken bölgesi yani kültür ocağı Orta Asya'dır. Coğrafi koşulların (karasal iklim, bozkır bitki örtüsü vb.) etkisiyle şekillenen bu kültür, Orta Asya bozkırlarında doğmuş ve göçler vasıtasıyla dünyanın diğer bölgelerine taşınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür ocağı kavramının tanımını analiz edin.
Kültür ocağı, bir kültürün doğduğu, ilk şekillendiği ve dünyaya yayılmaya başladığı kaynaktır.
Soruda istenen kavramın coğrafi karşılığını doğru belirlemek için tanım incelenmelidir.
2
Türk kültürünün kökenlerini ve tarihsel yayılışını değerlendirin.
Türk kültürünün şekillenmesinde göçebe yaşam tarzı, bozkır iklim şartları ve hayvancılık temel etkendir; bu koşulların yaşandığı ilk coğrafya ise Orta Asya'dır.
Kültürün maddi ve manevi unsurlarının hangi coğrafi çevrede ortaya çıktığını saptamak gerekir.
3
Seçeneklerde verilen bölgeleri kültür ocağı tanımına göre karşılaştırın.
Anadolu, Balkanlar ve Kuzey Afrika yayılma sahalarıdır; Mezopotamya ise Türk dışı uygarlıkların beşiğidir. Doğuş yeri ise Orta Asya'dır.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve yayılma alanları ile kültür ocağını birbirinden ayırmak için karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Kültür ocağı, bir kültürün ilk ortaya çıktığı ve şekillendiği coğrafi merkezdir; Türk kültürünün ocağı ise Orta Asya'dır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 20Soru

Küresel ticaretin üç temel unsuru olan üretim, dağıtım ve tüketim zincirini göstermek amacıyla hazırlanan aşağıdaki aşamaları, ham maddenin eldesinden nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen coğrafi süreci dikkate alarak sırasıyla düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kahvenin ham maddeden tüketiciye ulaşma zinciri; hasat (üretim), ham madde nakli (dağıtım), mamul madde dağıtımı (dağıtım) ve nihai kullanım (tüketim) şeklinde sıralanır.
Küresel ticaret zinciri sırasıyla üretim (ham maddenin hasat edilmesi), dağıtım (ham ve mamul maddenin nakliyesi) ve tüketim (ürünün satın alınıp kullanılması) aşamalarından oluşur. Kahve çekirdeklerinin hasat edilmesi üretim; bunların gemilerle taşınması ve marketlere ulaştırılması dağıtım; en son aşamada tüketiciler tarafından içilmesi ise tüketimdir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak ham maddenin elde edildiği üretim aşamasını belirlemek.
Hasat ve çekirdek eldesini içeren adım birinci sıraya yerleştirilir.
Üretim gerçekleşmeden dağıtım ve tüketim süreçleri başlayamaz.
2
Üretilen ham maddenin işleneceği tesislere nakil sürecini belirlemek.
Kahve çekirdeklerinin gemilerle taşınmasını içeren adım ikinci sıraya yerleştirilir.
Ham maddenin işlenmesi veya küresel pazara girmesi için nakledilmesi gerekir.
3
İşlenmiş mamul ürünün tüketiciyle buluşacağı satış noktalarına sevk edilmesini belirlemek.
Paketlenmiş kahvelerin market ve kafelere ulaştırılmasını içeren adım üçüncü sıraya yerleştirilir.
Mamul maddelerin tüketiciye sunulabilmesi için perakende noktalarına dağıtılması şarttır.
4
Nihai tüketicinin ürünü satın alıp kullanma aşamasını belirlemek.
Kahvenin tüketiciler tarafından demlenip tüketilmesini içeren adım dördüncü sıraya yerleştirilir.
Tüketim aşaması, ticaret zincirinin son halkasını temsil eder.

Anahtar Kavram

Küresel ticaretin üç temel unsuru olan üretim, dağıtım ve tüketim aşamalarının işleyiş sırası.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Küresel Ortam: Kültür, Ticaret ve Ülkeler Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin