Felsefenin Temel Konuları ve Problemleri

57 soru

Soru 21Soru

Doğadaki bir fırtına, yıkıcılığı ve ürkütücülüğüyle insanda bir hoşnutsuzluk yaratabilir; ancak bir ressamın tuvalinde aynı fırtınanın betimlenmesi, izleyicide derin bir estetik hayranlık uyandırabilir. Doğadaki nesne doğrudan doğruya kendi varlığıyla var olurken, sanat eseri bir öznenin yaratıcı bilinciyle biçimlendirilmiş bir tinsel tasarımın ürünüdür. Bu bakımdan doğa güzelliği, kendiliğindenliğe ve alımlayıcının nesnesiz hoşlanımına dayanırken; sanat güzelliği, insan aklının ve hayal gücünün doğayı kendi tinsel ama��ları doğrultusunda yeniden üretmesini gerektirir.

Buna göre, doğa güzelliği ile sanat güzelliği arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğa güzelliği insan bilincinden bağımsız olarak kendiliğinden var olurken, sanat güzelliği öznenin tinsel ve yaratıcı bir eylemle doğayı yeniden anlamlandırmasının ürünüdür.

Cevap

Doğa güzelliği insan bilincinden bağımsız olarak kendiliğinden var olurken, sanat güzelliği öznenin tinsel ve yaratıcı bir eylemle doğayı yeniden anlamlandırmasının ürünüdür.
Doğru yanıt, doğa güzelliğinin insan zihninden bağımsız bir kendiliğindenliğe sahip olduğunu, sanat güzelliğinin ise insan bilinci ve tinselliği tarafından doğanın dönüştürülmesiyle yaratıldığını belirten seçenektir. Parçada doğanın kendi varlığıyla doğrudan var olduğu, sanat eserinin ise bir öznenin yaratıcı bilinci ve tinselliğiyle şekillendiği vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi tezi ve kavramsal karşılaştırmayı analiz etmek.
Doğadaki varlıkların doğrudan kendi varoluşlarıyla güzel olabildikleri, sanat eserlerinin ise bir öznenin bilinciyle üretilen tinsel tasarımlar olduğu belirlenir.
Metnin ana fikrini ve iki kavram arasındaki felsefi farkın kaynağını saptamak.
2
Doğa güzelliği ile sanat güzelliğinin kurucu ögelerini karşılaştırmak.
Doğa güzelliğinin kendiliğindenliğe ve nesnesiz hoşlanıma, sanat güzelliğinin ise insan aklının ve hayal gücünün yaratıcı etkinliğine dayandığı görülür.
Seçeneklerdeki doğru estetik ayrımı bulabilmek için kavramların sınırlarını belirlemek.
3
Seçenekleri bu felsefi temellendirme doğrultusunda elemek.
Doğa güzelliğinin zihinden bağımsızlığını, sanat güzelliğinin ise öznenin tinsel eylemi olduğunu ifade eden seçeneğin doğruluğu kesinleşir.
Metindeki 'kendiliğindenlik' ve 'tinsel tasarım' ifadelerinin karşılığını seçenekte bulmak.

Anahtar Kavram

Doğa Güzelliği ve Sanat Güzelliği Ayrımı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 22Soru

Bir ormanda kendi kendine yetişen yabani bir çiçeğin renk uyumu ve simetrisi, onu gören bir insanda hoş bir estetik duygu uyandırabilir. Ancak Hegel'e göre bu çiçeğin güzelliği, bir sanatçının o çiçeği kendi zihinsel süzgecinden geçirerek tuvale aktardığı resmin güzelliğiyle aynı estetik değerde değildir. Çünkü doğadaki güzellik tinin (zihnin) özgür yaratıcılığından yoksundur; oysa sanattaki güzellik, insan zihninin doğaya kendi damgasını vurmasıyla ortaya çıkan tinsel bir tasarımdır.

Buna göre Hegel'in sanat felsefesinden hareketle aşağıdakilerden hangisi doğadaki güzel ile sanattaki güzel arasındaki temel farkı ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat güzelliğinin bilinçli ve tinsel bir yaratımın ürünü olması, doğadaki güzelliğin ise zihinsel bir tasarım içermemesi

Cevap

Sanat güzelliğinin bilinçli ve tinsel bir yaratımın ürünü olması, doğadaki güzelliğin ise zihinsel bir tasarım içermemesi
Sanat güzelliğinin bilinçli ve tinsel bir yaratımın ürünü olması, doğadaki güzelliğin ise zihinsel bir tasarım içermemesi yönündeki ifade doğrudur. Hegel'e göre sanattaki güzel, tinin (zihnin) özgür yaratıcı etkinliğinin ürünüdür. Doğadaki güzel ise zihinsel veya tinsel bir tasarımdan yoksundur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel felsefi argümanı analiz etmek.
Hegel'in doğadaki güzelliği zihinsel/tinsel yaratıcılıktan yoksun bulduğu, sanattaki güzelliği ise insan tininin özgür yaratımı olarak gördüğü tespit edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için metindeki ana felsefi tezi belirlemek gerekir.
2
Doğa güzelliği ile sanat güzelliği ayrımını netleştirmek.
Sanattaki güzelliğin bilinçli ve zihinsel bir tasarım olduğu, doğadaki güzelliğin ise tinsel bir süreç içermediği belirlenir.
Seçeneklerde felsefi olarak bu ayrımı en iyi ifade eden yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Doğa güzelliği ile sanat güzelliği arasındaki kavramsal fark ve estetik değer ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Bir ormandaki bülbülün ötüşü, doğanın kendi yasaları içinde kendiliğinden gerçekleşen fiziksel bir olaydır. İnsan bu sesi dinlerken estetik bir haz duyabilir; fakat bülbülün sesi, bir bestecinin insan ruhundaki fırtınaları dışa vurmak amacıyla yazdı��ı bir sonat gibi bilinçli bir kurgu veya sanatsal bir kaygı taşımaz. Estetik felsefesinde bu durum, doğada var olan güzellik ile insan yaratıcılığının ürünü olan güzellik arasındaki temel sınırı çizer.

Buna göre, doğa güzelliği ile sanat güzelliğinin ayrımına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat güzelliği insan bilincinin ve estetik bir tasarımın ürünü iken doğa güzelliği insan müdahalesi olmaksızın ortaya çıkar.

Cevap

Sanat güzelliği insan bilincinin ve estetik bir tasarımın ürünü iken doğa güzelliği insan müdahalesi olmaksızın ortaya çıkar.
Doğru yanıt olan seçenek, sanat güzelliğinin bilinçli bir insan eylemi ve estetik tasarım sonucu ortaya çıkarken, doğadaki güzelliğin herhangi bir insan müdahalesi veya bilinçli tasarım olmaksızın kendiliğinden var olduğunu doğru şekilde ifade etmektedir. Paragrafta bülbülün ötüşü ile bir bestecinin sonatı karşılaştırılarak bu bilinçli kurgu farkı vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metni analiz etmek
Bülbül ötüşü (doğal) ile sonat (sanatsal) arasındaki yaratım farkının tespit edilmesi
Sorunun estetik felsefesindeki hangi temel ayrıma dayandığını belirlemek için
2
Doğa güzelliği ile sanat güzelliği kavramlarını tanımlamak
Doğa güzelliğinin bilinçsiz/kendiliğinden, sanat güzelliğinin ise bilinçli/tasarımlı olduğunun ayırt edilmesi
Seçeneklerdeki kavramsal ilişkileri test etmek için
3
Seçenekleri eleyerek doğru yargıya ulaşmak
Sanat güzelliğinin insan bilincine dayalı tasarımı ile doğa güzelliğinin kendiliğindenliğini belirten seçeneğin seçilmesi
Soru kökündeki temel ayrımı en doğru yansıtan önermeyi bulmak için

Anahtar Kavram

Doğa güzelliği ile sanat güzelliği arasındaki kavramsal fark
Soru 24Soru

Düşünen bir zihin olmasaydı bile, uzayda yer kaplayan nesneler var olmaya devam edecekti. Çünkü var olmak; eni, boyu ve derinliği olan fiziksel bir cisim olmaktan ibarettir. İnsan zihni de dahil olmak üzere evrendeki her şey, maddesel parçacıkların mekanik hareketleriyle açıklanabilir. Cisimsel olmayan hiçbir tözün varlığından söz etmek mümkün değildir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesindeki (ontoloji) aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle uyuşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın temel tözünü madde olarak kabul eden ve her türlü oluşumu mekanik hareketle açıklayan materyalist yaklaşım

Cevap

Varlığın temel tözünü madde olarak kabul eden ve her türlü oluşumu mekanik hareketle açıklayan materyalist yaklaşım
Parçada varlığın zihinden bağımsız fiziksel bir cisim (madde) olduğu ve evrendeki her şeyin mekanik hareketlerle açıklanabileceği savunulmaktadır. Bu görüş, varlığın temel tözünü madde olarak gören materyalist yaklaşım ile tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve kullanılan kavramları analiz edin.
Parçada 'zihinden bağımsız yer kaplayan nesneler', 'fiziksel cisim', 'maddesel parçacıkların mekanik hareketleri' ve 'cisimsel olmayan hiçbir tözün var olamayacağı' vurgulanmaktadır.
Varlığın kaynağının ne olduğunu belirlemek için metindeki anahtar kavramları analiz etmek gerekir.
2
Belirlenen ana fikrin varlık felsefesindeki (ontoloji) hangi akıma karşılık geldiğini tespit edin.
Her şeyi madde ve mekanik hareketle açıklayan bu yaklaşım, ontolojide materyalizm (maddecilik) akımına denk gelmektedir.
Metindeki kavramları doğru felsefi akımla eşleştirmek soruyu çözmenin temel adımıdır.
3
Çeldiricileri eleyerek doğru seçeneği belirleyin.
Materyalist yaklaşımı ifade eden seçenek doğru cevap olarak belirlenirken; bilimsel yaklaşım, fenomenoloji, empirizm ve doğruluk-gerçeklik karışıklığı içeren seçenekler elenir.
Çeldiricilerdeki kavramsal kaymaları ve kategori hatalarını belirlemek doğru cevaptan emin olmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Varlığın Niceliği ve Mahiyeti (Materyalizm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru

Sanat felsefesinde (estetikte) nesnelerin alımlayıcı tarafından algılanması ve değerlendirilmesi sürecinde farklı estetik değer kategorileri kullanılır. Buna göre, sol sütunda verilen açıklama ve örnek durumlar ile sağ sütunda yer alan estetik değer kategorilerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fırtınada dalgalanan coşkun bir denizin ya da göğe uzanan sarp dağların azameti karşısında insanın kendi fiziksel sınırlılığını hissetmesine rağmen, aklıyla bu sınırsızlığı kavrayabilmesinden kaynaklanan, hayranlıkla karışık korku ve saygı hissi.
Bir sanat eserinin sunduğu biçimsel düzeni ve uyumu, hiçbir pratik yarar, ahlaki gaye veya duyusal doyum amacı gütmeksizin, yalnızca kendi varlığı için seyretmekten doğan çıkarsız ve zihinsel memnuniyet.
Bir çiçeğin kokusundan veya sıcak bir kış çorbasından alınan duyusal lezzetin, alımlayıcının doğrudan bedensel gereksinimlerine ya da hazza yönelik faydacı bir doyum vermesi durumu.
Bireyin, aşamayacağı toplumsal normlar ya da kozmik bir yazgı karşısında ahlaki bir kararlılıkla mücadele ederken uğradığı mutlak yıkımın, izleyicide uyandırdığı sarsıcı acıma ve ruhsal arınma duygusu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk ifade Yüce kavramıyla, ikinci ifade Güzel kavramıyla, üçüncü ifade Hoş kavramıyla ve dördüncü ifade Trajik kavramıyla eşleşmektedir.
Sol sütundaki durumlar, estetik değerlerin temel tanımlarıyla örtüşmektedir: Doğadaki sınırsızlık ve hayranlık hissi Yüce ile; çıkarsız zihinsel haz Güzel ile; bedensel ve duyusal tatmin Hoş ile; soylu mücadele ve yıkım ise Trajik ile doğru bir şekilde eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ifadedeki sınırsızlık, büyüklük, doğanın azameti ve ürperti ile hayranlık karışımı duyguyu analiz et.
Bu özelliklerin estetik literatürde (özellikle Kant estetiğinde) 'Yüce' (sublime) kavramına karşılık geldiğini tespit et.
Yüce, insanın kavrayış sınırlarını aşan büyüklükteki doğa olayları karşısında hissedilen estetik duyguyu betimler.
2
İkinci ifadedeki çıkarsızlık (yarar gütmeme) ve saf zihinsel hoşnutluk vurgusunu incele.
Pratik faydadan uzak, salt biçimsel düzenin seyredilmesinden alınan bu hazzın 'Güzel' kavramına ait olduğunu belirle.
Güzellik yargısı pratik bir çıkar veya duyusal tatmin beklentisi içermeyen, nesnesine yönelik çıkarsız bir yönelimdir.
3
Üçüncü ifadedeki bedensel lezzet, fayda ve doğrudan duyusal tatmin unsurlarını değerlendir.
Bu duyusal tatminin estetik bir yargıdan ziyade 'Hoş' kavramına karşılık geldiğini saptap.
Hoş kavramı nesnenin biçimiyle değil, alımlayıcıda yarattığı duyusal doyum ve fiziksel yararla ilgilidir.
4
Dördüncü ifadedeki aşılmaz engeller, ahlaki mücadele, kaçınılmaz yıkım ve ruhsal arınma (katarsis) öğelerini analiz et.
Bu durumun doğrudan 'Trajik' kavramıyla eşleştiğini gör.
Trajik kavramı, soylu bir kahramanın kaçınılmaz ve acıklı bir sonla karşılaşmasını ve izleyicide acıma/korku yoluyla arınma yaratmasını ifade eder.

Anahtar Kavram

Estetik Değer Kategorileri ve Aralarındaki Farklar
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 26Soru

Kant, doğa bilimleri ile metafizik/felsefe arasındaki sınırı çizerken, insan zihninin dış dünyadan gelen duyusal verileri zaman, uzay ve anlama yetisinin kategorileri aracılığıyla biçimlendirerek 'fenomenal' bir varlık alanı kurduğunu savunur. Bilimler, bu fenomenal dünyayı nedensellik ilkesi çerçevesinde ele alarak deneysel düzeyde inceler ve varlığı nesnel bir veri kabul eder. Öte yandan, fenomenlerin gerisinde yer alan ve insan bilincinden tamamen bağımsız olan 'numen' (kendinde şey) alanı, bilimin sınırlarının dışında kalır. Felsefi ontoloji ise bu ayrımın farkında olarak doğrudan nesnelerin varoluşsal statüsünü ve bu nesnelerin zihindeki kuruluş süreçlerini sorgulamaya yönelir.

Bu parçaya göre, felsefi ontolojinin varlığa yönelik sorgulama tarzını bilimlerin yaklaşımından ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığı olgusal ve hazır bir nesnellik olarak kabul etmek yerine, onun zihindeki kurucu temellerini ve varoluşsal statüsünü problem edinmesi

Cevap

Varlığı olgusal ve hazır bir nesnellik olarak kabul etmek yerine, onun zihindeki kurucu temellerini ve varoluşsal statüsünü problem edinmesi
Doğru cevap, varlığın hazır bir nesnellik olarak kabul edilmeyip zihindeki kurucu temelleri ve varoluşsal statüsü çerçevesinde problem edinilmesini belirten ifadedir. Kant felsefesinde fenomenal dünya bilincin kurucu kategorilerine bağlı olduğundan, felsefe bu kurucu süreçleri masaya yatırarak ontolojik statüyü sorgular; bilim ise kurulan bu fenomenal dünyayı hazır bir olgu olarak kabul ederek yasalarını keşfetmeye çalışır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen Kant'ın transandantal idealizmine dair açıklamaları ve bilimin nesne/veri kabulünü analiz etmek.
Bilimin varlığı deney ve gözleme tabi tutulabilen olgusal bir veri olarak peşinen kabul ettiği, felsefenin ise bu nesnel gerçekliğin gerisindeki kuruluş sürecini ve varoluşsal statüyü sorguladığı belirlenir.
Soru kökünde felsefeyi bilimden ayıran temel nitelik sorulduğu için her iki alanın varlığa dair metodolojik yaklaşımlarının çözümlenmesi gerekir.
2
Seçeneklerde felsefenin varlığa yaklaşımını doğrudan ve doğru bir şekilde tanımlayan ifadeyi bulmak.
Varlığın hazır bir nesnellik olarak görülmeyip zihindeki kuruluş süreçleri (kategoriler, fenomenler) ve varoluşsal statüsüyle birlikte sorgulanmasını ifade eden seçeneğin felsefeye ait olduğu tespit edilir.
Kant'ın felsefi yaklaşımı, bilinen nesnelerin zihnin kurucu kategorilerine bağımlı olduğunu savunduğu için bu yöndeki bir sorgulama ontolojiye hastır.
3
Diğer seçeneklerde yer alan ifadelerin bilimsel yaklaşımları veya yanlış ilişkilendirmeleri içerip içermediğini kontrol etmek.
Dış dünyada bağımsız nesnellik kabulü, deneysel yöntemler, fiziksel ve maddi boyutlarla sınırlılık gibi kavramların bilimin varlık yaklaşımına ait olduğu; tümdengelimsel sistemleştirmenin ise yöntemsel bir araç olduğu görülür.
Bilim ve felsefe ayrımında öğrencilerin yapabileceği kavramsal hataları eleyerek doğru sonuca emin adımlarla ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Felsefe ile bilimlerin varlığı ele alış tarzları arasındaki farklar ve Kant'ın transandantal ontolojisi
Soru 27Soru

Aşağıda bilgi felsefesinin (epistemoloji) temel akımları ve bu akımların bilgi edinme sürecine yönelik kuramsal iddiaları verilmiştir. Sol sütunda yer alan felsefi akımları, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rasyonalizm
Empirizm
Kritizizm
Septisizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rasyonalizm akımı zihnin içsel ilkelerine ve tümdengelime dayanan açıklamayla; Empirizm zihnin doğuştan boş olduğunu ve bilginin dış dünyadaki izlenimlerden geldiğini savunan açıklamayla; Kritizizm deneyi ve a priori zihinsel kalıpları birleştiren açıklamayla; Septisizm ise bilgi aktlarının kesinlik taşımadığını söyleyip yargıyı askıya alan açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Rasyonalizm zihnin içsel ilkelerine ve tümdengelime vurgu yapan dördüncü tanım ile; Empirizm zihni boş bir alıcı kabul edip deneyime dayanan ikinci tanım ile; Kritizizm deney ile a priori zihinsel kategorilerin sentezini savunan üçüncü tanım ile; Septisizm ise bilginin kesinliğini reddedip yargıdan kaçınmayı salık veren birinci tanım ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki akımların temel epistemolojik savlarını belirleme.
Rasyonalizm akla; Empirizm duyu deneyimine; Kritizizm akıl ile deneyin sentezine; Septisizm ise şüpheye ve yargıdan kaçınmaya dayanır.
Her felsefi akımın bilgi konusundaki temel iddiasını kavramak, doğru eşleştirmenin ilk adımıdır.
2
Sağ sütundaki tanımlarda yer alan anahtar kavramları analiz etme.
İlk tanımda 'yargıyı askıya alma' (Septisizm), ikinci tanımda 'doğuştan gelen fikirleri reddetme ve dış dünyadan gelen izlenimler' (Empirizm), üçüncü tanımda 'a priori kurucu kalıplar ve duyusal veri sentezi' (Kritizizm), dördüncü tanımda ise 'tümdengelimsel inşa ve zihnin içsel ilkeleri' (Rasyonalizm) tespit edilmiştir.
Tanımlardaki teknik terminoloji, ilgili felsefi akımın ayırt edici niteliklerini ele verir.
3
Akımları uygun açıklamalarla eşleştirme.
Rasyonalizm dördüncü açıklama ile, Empirizm ikinci açıklama ile, Kritizizm üçüncü açıklama ile, Septisizm ise birinci açıklama ile eşleşir.
Kavramlar ve iddialar arasındaki mantıksal uyum, epistemolojinin temel kuramları çerçevesinde doğrulanır.

Anahtar Kavram

Bilgi felsefesinde (epistemoloji) bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik temel akımların ve argümanların ayırt edilmesi.
Soru 28Soru

Eğer bilginin tek kaynağı deneyim olsaydı, her yeni deneyimin kendisinden önceki deneyimlerden bağımsız olarak doğrulanması ya da yanlışlanması gerekirdi. Oysa insan zihni, henüz karşılaşmadığı olgular hakkında da genelgeçer yasalar öne sürebilmekte ve doğanın düzenliliğine yönelik zorunlu kabuller yapabilmektedir. Bu durum, basit bir alışkanlıktan veya zihnin geçmiş algıları birbiriyle ilişkilendirme eğiliminden ibaret olsaydı, elde ettiğimiz bilimsel veya felsefi bilgi hiçbir zaman mantıksal bir zorunluluk taşıyamazdı. Dolayısıyla, deneyimin bize sunduğu tikel verileri aşan, onları düzenleyip anlamlı kılan ve onlara tümellik ile zorunluluk kazandıran apriori (deney öncesi) bir zihinsel ilkenin veya aklın varlığı kaçınılmazdır.

Bu parçada öne sürülen argümanlar dikkate alındığında, yazarın aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini eleştirmeyi ve hangisini temellendirmeyi amaçladığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Locke'un empirizmini eleştirmeyi, Descartes'ın rasyonalizmini temellendirmeyi

Cevap

Locke'un empirizmini eleştirmeyi, Descartes'ın rasyonalizmini temellendirmeyi hedefleyen seçenek doğrudur.
Parçada, bilginin tek kaynağının deneyim olduğunu savunan görüşün (Locke'un empirizmi) tümel ve zorunlu bilgilere (örneğin doğa yasalarına) ulaşmayı açıklayamayacağı belirtilerek bu yaklaşım eleştirilmektedir. Buna karşın, deneyimden gelen verileri düzenleyen ve bilgiye zorunluluk kazandıran deney öncesi (apriori) zihinsel ilkelerin veya aklın rolü savunularak rasyonalist yaklaşım (Descartes'ın rasyonalizmi) temellendirilmektedir. Dolayısıyla doğru yanıt, empirizmin eleştirilip rasyonalizmin temellendirildiğini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı ç��zümleme
Metinde, bilginin kaynağını yalnızca duyusal deneyime dayandıran görüşün (empirizm), bilginin sahip olduğu 'mantıksal zorunluluk ve tümellik' niteliğini açıklamakta yetersiz kaldığı savunulmaktadır.
Yazarın eleştiri oklarını hangi epistemolojik yaklaşıma yönelttiğini tespit etmek için.
2
Savunulan alternatif epistemolojik konumu belirleme
Yazar, deneyimden gelen verileri düzenleyen ve onlara zorunluluk kazandıran deney öncesi (apriori) zihinsel/akılsal ilkelerin varlığının zorunlu olduğunu öne sürmektedir.
Yazarın hangi felsefi yaklaşımı (rasyonalizm) temellendirmeye çalıştığını bulmak için.
3
Seçeneklerdeki filozof-akım eşleşmelerini değerlendirme
Locke bilginin kaynağını tamamen deneyimde (empirizm) görürken, Descartes doğuştan gelen (apriori) akılsal ilkeleri ve rasyonalizmi savunur. Bu durum metindeki 'empirizmi eleştirip rasyonalizmi temellendirme' amacıyla birebir örtüşmektedir.
Doğru felsefi akım ve filozof eşleşmesini seçenekler arasından süzmek için.

Anahtar Kavram

Bilginin Kaynağı ve Sınırları Problemi (Rasyonalizm ve Empirizm Karşıtlığı)
Soru 29Soru

Leibniz, evrendeki her olgunun ve varlığın kendisini aşan bir varoluşsal açıklama gerektirdiğini savunur. Ona göre, fiziksel evrendeki nesnelerin hiçbirinin varlığı kendinden değildir; çünkü hepsi başka türlü de var olabilecek yani 'mümkün' varlıklardır. Mümkün varlıkların oluşturduğu nedensellik zincirinin geriye doğru sonsuza gitmesi, zincirin kendisinin neden var olduğunu açıklamaz. Dolayısıyla evrenin varoluşunun yeter sebebi, kendi dışında, var olmaması düşünülemeyen 'zorunlu bir varlık'ta bulunmalıdır.

Bu parçada savunulan ve evrenin varlığından hareketle Tanrı'nın varlığını temellendirmeye çalışan kanıt ile bu kanıtın dayandığı temel düşünce aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kozmolojik kanıt - Evrendeki her olumsal varlığın, kendi varoluşunu açıklamak için zorunlu ve aşkın bir nedene gereksinim duyması

Cevap

Kozmolojik kanıt - Evrendeki her olumsal varlığın, kendi varoluşunu açıklamak için zorunlu ve aşkın bir nedene gereksinim duyması
Parçada Leibniz'in evrendeki olumsal (mümkün) varlıkların varoluş nedenlerinin kendilerinde olamayacağı, dolayısıyla evrenin yeter sebebinin zorunlu bir varlıkta aranması gerektiği tezi işlenmektedir. Bu yaklaşım, evrenin varlığından hareket ederek Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışan 'kozmolojik kanıt'ın (imkan delili) klasik bir örneğidir. Doğru seçenek, kozmolojik kanıtı ve onun evrendeki her olumsal varlığın aşkın bir zorunlu nedene ihtiyaç duyduğu düşüncesini doğru bir şekilde eşleştiren ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen iddiaları ve ana fikri analiz etmek.
Leibniz'in evrendeki 'mümkün' varlıkların kendi kendilerini açıklayamayacağı ve zorunlu bir varlığa ihtiyaç duyduğu görüşü tespit edilir.
Metnin felsefi olarak hangi argümana odaklandığını belirlemek.
2
Din felsefesindeki Tanrı'nın varlığına dair kanıtları gözden geçirmek.
Evrenin varoluşundan, nedensellik ilişkilerinden veya olumsallıktan hareket eden kanıtın 'Kozmolojik Kanıt' (özelde İmkan Delili) olduğu saptanır.
Parçadaki akıl yürütmenin adını doğru koymak.
3
Kozmolojik kanıtın dayandığı temel ontolojik kabulü belirlemek.
Evrendeki her olumsal (mümkün) varlığın var olmak için zorunlu bir nedene dayanması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Kanıt ile temel dayanağını birleştirerek doğru seçeneğe yönelmek.
4
Seçenekleri analiz ederek çeldiricileri elemek.
Ontolojik kanıt, teleolojik kanıt veya yanlış kavram ilişkileri kuran seçenekler elenerek doğru seçenek belirlenir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal, yöntemsel ve yorumlama hatalarını fark etmek.

Anahtar Kavram

Kozmolojik Kanıt (İmkan Delili)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 30Soru

Ahlak felsefesinde ahlaki irade özgürlüğü problemi ve ahlaki eylemin amacı/ölçütü konusunda filozoflar farklı kuramsal açıklamalar geliştirmişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen felsefi akım veya filozofları sağ sütundaki ahlak anlayışlarına dair temel açıklamaları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Determinizm
Fatalizm
Immanuel Kant
Jeremy Bentham

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Determinizm, nedensellik bağıyla insanın özgür olmadığını savunan açıklamayla; fatalizm, insan hayatının doğaüstü bir güç veya kader tarafından önceden belirlendiğini savunan açıklamayla; Immanuel Kant, ahlaki değeri ödev bilincine bağlayan açıklamayla; Jeremy Bentham ise ahlaki eylemin ölçütünün en fazla sayıda insana fayda sağlamak olduğunu savunan açıklamayla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede determinizm nedensellik bağına dayalı açıklamayla; fatalizm kaderci/yazgıcı açıklamayla; Immanuel Kant ödev bilinci açıklamasıyla; Jeremy Bentham ise en fazla sayıda insana fayda sağlama açıklamasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirilecek ilk kavram olan determinizmin tanımını ve ahlaki iradeyle ilişkisini çözümlemek.
Determinizmin, insan eylemlerinin doğadaki fiziksel ve psikolojik neden-sonuç ilişkileriyle zorunlu olarak belirlendiğini, dolayısıyla insanın özgür olmadığını savunan görüş olduğu tespit edilir. Bu durum nedensellik bağına odaklanan ikinci açıklamayla eşleşir.
Determinizm ve fatalizm arasındaki temel farkı ortaya koyarak doğru nedensel açıklamayı bulmak.
2
Eşleştirilecek ikinci kavram olan fatalizmin (kadercilik) felsefi temelini analiz etmek.
Fatalizmin, insan eylemlerinin doğa yasalarından ziyade aşkın, doğaüstü bir güç (kader/yazgı) tarafından belirlendiğini savunduğu saptanır. Bu durum, insan dışı bir gücün belirleyiciliğine vurgu yapan üçüncü açıklamayla eşleşir.
Fatalizmi determinizmden ayıran doğaüstü belirleyicilik unsurunu tanımlamak.
3
Immanuel Kant'ın etik teorisini ve ahlaki eylemin ölçütüne dair yaklaşımını incelemek.
Kant'ın ödev ahlakına göre eylemin ahlaki değerinin, onun getireceği sonuçlardan bağımsız olarak, sadece ödev bilinci ve iyi niyetle yapılmasına bağlı olduğu saptanır. Bu durum koşulsuz buyruğa dayalı ödev bilincini içeren dördüncü açıklamayla eşleşir.
Kant'ın niyetçi ve ödev odaklı ahlak kuramının ayırt edici niteliğini belirlemek.
4
Jeremy Bentham'ın faydacı ahlak (utilitarizm) kuramını değerlendirmek.
Bentham'ın faydacılığına göre ahlaki eylemin amacının toplumdaki en fazla sayıda bireye en yüksek faydayı sağlamak olduğu saptanır. Bu durum toplumsal yarar odaklı birinci açıklamayla eşleşir.
Bentham'ın sonuççu ve faydacı ahlak anlayışını diğer kuramlardan ayırmak.

Anahtar Kavram

Ahlaki irade özgürlüğü yaklaşımları ile ahlaki eylemin amaç ve ölçütüne dair temel etik kuramlar
Soru 31Soru

Bir doğa yürüyüşü sırasında karşılaşılan görkemli bir kanyonun estetik değer taşıması ile bir fotoğrafçının bu kanyonu fotoğraflayarak bir sergide sunması sonucunda ortaya çıkan estetik değer birbirinden farklıdır.

Buna göre, bahsedilen durum sanat felsefesinin aşağıdaki ayrımlarından hangisine örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğa güzelliği ile sanat güzelliği ayrımı

Cevap

Doğa güzelliği ile sanat güzelliği ayrımı
Doğada insan müdahalesi olmadan kendiliğinden var olan unsurların (kanyon gibi) sunduğu estetik değer doğa güzelliğini; insan yaratıcılığı, emeği ve estetik kaygısıyla ortaya konan ürünlerin (kanyonun fotoğrafı gibi) sunduğu estetik değer ise sanat güzelliğini oluşturur. Paragrafta bu iki farklı kaynağın karşılaştırılması yapıldığından doğru seçenek doğa güzelliği ile sanat güzelliği ayrımını içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki iki örneği analiz etme
Görkemli kanyon doğada kendiliğinden var olan bir estetik değerdir; bu kanyonun fotoğrafı ise insan emeği ve bilinciyle yaratılmış bir estetik nesnedir.
Örneklerin hangi güzellik türlerine karşılık geldiğini tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramsal ayrımlarla eşleştirme yapma
İnsan elinden çıkmamış olan güzellik ile insan yaratımı olan güzellik arasındaki bu ayrım doğrudan doğa güzelliği ve sanat güzelliği kavramlarıyla eşleşir.
Sanat felsefesindeki en temel kavramsal ayrımlardan birini doğru tespit etmek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Doğa güzelliği ve sanat güzelliği ayrımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 32Soru

Sanat felsefesinde sanatın yapısını ve kaynağını açıklamaya yönelik çeşitli kuramsal yaklaşımlar bulunmaktadır. Aşağıda sol sütunda yer alan sanat kuramlarını, sağ sütundaki temel açıklamalarıyla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taklit (Mimesis) Olarak Sanat
Yaratma Olarak Sanat
Oyun Olarak Sanat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taklit kuramı gerçekliğin yansıtılması iddiasıyla; Yaratma kuramı sanatçının özgün iç dünyasının dışa vurulması iddiasıyla; Oyun kuramı ise sanatı fayda gütmeyen, insanı özgür kılan bir etkinlik olarak gören iddiayla eşleşir.
Doğru eşleşmeler; sanatın gerçekliği yansıtması esasına dayanan Taklit kuramının yansıtma açıklamasıyla, sanatçının özgün zihinsel tasarımını öne çıkaran Yaratma kuramının yaratıcı güç açıklamasıyla ve sanatı pratik faydadan uzak özgürleştirici bir alan gören Oyun kuramının amaçsız etkinlik açıklamasıyla eşleşmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Taklit (Mimesis) kuramının temel iddiasını analiz etme
Taklit kuramı, doğadaki veya idealar dünyasındaki nesnelerin yansıtılmasını esas aldığından yansıtma ve yeniden üretme açıklamasıyla eşleşir.
Sanatın dış dünyayı taklit etme işlevini belirlemek.
2
Yaratma kuramının temel felsefesini inceleme
Yaratma kuramı, doğada bulunmayan yepyeni bir formu sanatçının hayal gücü ve öznel sezgisiyle üretmesi fikrine dayandığından yaratıcı güç ve dışa vurum açıklamasıyla eşleşir.
Sanatın doğada hazır bulunmayan özgün yapısını açıklayan kuramı ayırt etmek.
3
Oyun kuramının insan ve sanat ilişkisine yaklaşımını değerlendirme
Oyun kuramı, sanatı pratik çıkarlardan ve yaşamın zorunluluklarından uzaklaştırıp insanı özgürleştiren amaçsız bir etkinlik olarak gördüğünden bu nitelikleri barındıran açıklamayla eşleşir.
Sanatın insanı özgür kılan faydasız/amaçsız yapısını tanımlayan kuramı belirlemek.

Anahtar Kavram

Sanat Kuramları
Soru 33Soru

Bilginin kaynağına yönelik tartışmalarda empirizm, zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) oldu��unu ve tüm bilgilerimizin deneyimlerimiz sayesinde oluştuğunu savunur. Diğer yandan rasyonalizm ise zihnin doğuştan birtakım akılsal ilkelerle ve kavramlarla donatıldığını, doğru bilgiye ancak akıl yoluyla ulaş��labileceğini ileri sürer. Buna göre empirizmin, rasyonalizmin bilgi anlayışına karşı çıktığı temel husus aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin deneyim öncesinde zihnde apriori olarak hazır bulunduğunun iddia edilmesi

Cevap

Bilginin deneyim öncesinde zihinde apriori olarak hazır bulunduğunun iddia edilmesi
Empirizm (deneycilik), bilginin kaynağını duyu deneyimine dayandırır ve zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Bu nedenle rasyonalizmin (akılcılık) savunduğu 'bilginin doğuştan apriori olarak zihinde hazır bulunduğu' görüşüne kesin olarak karşı çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Empirizm ve rasyonalizm akımlarının bilgiye yaklaşımını analiz etmek.
Empirizmin bilginin kaynağını duyu deneyimine, rasyonalizmin ise akla dayandırdığı belirlenir.
Akımların temel kabullerini karşılaştırabilmek için çıkış noktalarını anlamak gerekir.
2
Empirizmin kurucusu John Locke'un tabula rasa (boş levha) kavramını değerlendirmek.
İnsan zihninde doğuştan hiçbir bilginin bulunmadığı ve her şeyin sonradan deneyimle edinildiği sonucuna ulaşılır.
Bu kabulün rasyonalizmin hangi savına doğrudan karşı çıktığını saptamak gerekir.
3
Rasyonalizmin zihin ve bilgi anlayışıyla karşılaştırma yaparak karşı çıkılan temel noktayı bulmak.
Empirizmin, rasyonalizmin 'zihinde doğuştan (apriori) bilgiler bulunur' tezine karşı çıktığı belirlenir.
Soruda sorulan karşı çıkış noktasını netleştirmek ve doğru seçeneği belirlemek için bu karşılaştırma gereklidir.

Anahtar Kavram

Bilginin Kaynağı Problemi (Rasyonalizm ve Empirizm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

Aşağıda bilgi felsefesinde doğru bilginin ölçütleri ve bu ölçütlerin tanımları verilmiştir. Sol sütunda yer alan ölçütleri sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uygunluk
Tutarlılık
Tümel Uzlaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uygunluk ölçütü zihindeki fikrin dış dünyadaki nesneyle uyuşmasıyla (üçüncü tanım), tutarlılık ölçütü bilgilerin birbiriyle çelişmemesiyle (birinci tanım), tümel uzlaşım ölçütü ise çoğunluğun ortak kabulüyle (ikinci tanım) eşleşir.
Uygunluk ölçütü, bilginin yöneldiği nesneyle birebir uyuşmasını gerektirir; bu durum üçüncü tanımda açıklanmıştır. Tutarlılık, yeni bilginin sistemdeki diğer bilgilerle çelişmemesidir ve birinci tanımda ifade edilmiştir. Tümel uzlaşım ise bilginin doğruluğunun çoğunluğun kabulüne dayanmasıdır ve ikinci tanımda yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak uygunluk ölçütünün tanımını inceleyiniz.
Uygunluk, zihindeki bilgi ile nesnesi arasındaki uyuşmayı ifade ettiğinden dış dünyadaki nesne veya olguyla uyuşum içinde olma tanımıyla eşleşir.
Zihnin nesnesini doğru yansıtması uygunluk ölçütünün temel özelliğidir.
2
İkinci olarak tutarlılık ölçütünün tanımını arayınız.
Tutarlılık, çelişmezlik ilkesine dayandığı için önermelerin birbiriyle çelişmemesi durumunu açıklayan tanım ile eşleşir.
Sistem içindeki önermelerin birbiriyle mantıksal uyumu tutarlılığı gösterir.
3
Son olarak tümel uzlaşım ölçütünün tanımını belirleyiniz.
Tümel uzlaşım, topluluğun ortak kabulünü esas aldığından çoğunluğun onayına dayanan tanım ile eşleşir.
Sosyal uzlaşı veya çoğunluk kabulü tümel uzlaşımın ölçütüdür.

Anahtar Kavram

Doğru Bilginin Ölçütleri
Soru 35Soru

Sanat felsefesinde sanatın doğasını ve kaynağını açıklamaya çalışan kuramlar ile bu kuramların temel açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taklit (Mimesis) Kuramı
Yaratma Kuramı
Oyun Kuramı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taklit Kuramı, nesnel gerçekliğin yansıtılması açıklamasıyla; Yaratma Kuramı, sanatçının özgün sezgi ve hayal gücünün dışa vurumu açıklamasıyla; Oyun Kuramı ise insanın pratik kaygılardan sıyrılıp özgürleştiği etkinlik açıklamasıyla eşleşmektedir.
Taklit (mimesis) kuramı doğanın ve insan eylemlerinin yansıtılmasına odaklandığı için ilgili tanımla; Yaratma kuramı sanatçının zihnindeki sezgiyle tek ve benzersiz bir şekilde dışa vurumuna dayandığı için ilgili tanımla; Oyun kuramı ise insanın günlük yaşamın zorunluluklarından ve fayda arayışından sıyrılıp özgürleşmesini temel aldığı için ilgili tanımla tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mimesis (yansıtma/taklit) kavramının felsefi tanımını inceleme.
Taklit kavramı, doğada var olan nesnelerin ve olayların sanat eseri aracılığıyla kopyalanmasını içerir. Bu durum, dış dünyadaki gerçekliğin yansıtılması tanımıyla uyuşmaktadır.
Mimesis kavramının temel felsefi karşılığını tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Yaratma kuramının temel vurgusunu ve sanatçı rolünü değerlendirme.
Yaratma kuramı, doğada güzelliğin hazır bulunmadığını, sanatçının zihnindeki sezgiyle özgün bir biçimde yeni bir güzellik oluşturduğunu savunur. Bu, sanatçının özgün hayal gücüyle dışa vurum tanımıyla uyuşmaktadır.
Sanatın sanatçı merkezli ruhsal ve sezgisel bir üretim olduğunu açıklayan kuramı doğru kavramla eşleştirmek için bu adım gereklidir.
3
Oyun kuramının fayda, çıkar ve özgürlük ilişkisini analiz etme.
Oyun kuramı, sanatı herhangi bir dışsal fayda gözetmeyen, insanın yaratıcı gücünü sergilediği özgür bir etkinlik olarak görür. Bu, pratik kaygılardan sıyrılıp özgürleşme tanımıyla uyuşmaktadır.
Sanatın özgürleştirici ve fayda gütmeyen karakterini oyun ile ilişkilendiren kuramı doğru tanımla eşleştirmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Sanat kuramlarının (Taklit, Yaratma, Oyun) kavramsal çerçeveleri ve açıklamaları
Soru 36Soru

Reichenbach ve Carnap gibi düşünürler, bilimi anlamak için bilim insanlarının kişisel veya sosyal süreçlerinden ziyade, ortaya koydukları doğrulanmış teorileri ve bu teorilerin mantıksal yapısını incelemek gerektiğini savunurlar. Onlara göre bilim, tamamlanmış ve mantıksal olarak çözümlenebilecek dilsel bir yapıdır. Bu parçada açıklanan bilim felsefesi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ürün olarak bilim

Cevap

Ürün olarak bilim yaklaşımı, bilimi mantıksal çözümlemelerle incelenebilecek, tamamlanmış bir teori veya dilsel yapı (ürün) olarak ele alır.
Ürün olarak bilim yaklaşımı, bilimi bitmiş bir yapıt, tamamlanmış önermeler ve mantıksal çözümlemeler bütünü olarak inceler. Parçada da bilimin kişisel veya sosyal boyutlarından ziyade bu durağan mantıksal yapısına ve doğrulanmış teorilerine odaklanıldığı vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel ipuçlarını belirleme
Düşünürlerin (Reichenbach, Carnap) bilimi anlamak için kişisel veya sosyal süreçler yerine tamamlanmış teorilere ve mantıksal yapılara odaklandığı belirlendi.
Paragrafın ana fikrini ve hangi bilim anlayışına işaret ettiğini anlamak için anahtar kelimeleri tespit etmek gerekir.
2
Bilim felsefesindeki iki ana yaklaşımı karşılaştırma
Bilimi durağan, tamamlanmış bir yapıda ele alan görüşün ürün olarak bilim; bilim insanlarının faaliyeti olarak ele alan görüşün ise etkinlik olarak bilim olduğu ayırt edildi.
Doğru seçeneğe ulaşmak için bilim felsefesinin temel yaklaşımlarının tanımlarını bilmek ve eşleştirmek gerekir.
3
Seçenekleri analiz etme ve doğru yaklaşımı seçme
Parçada açıklanan tamamlanmış ürün ve mantıksal yapı vurgusunun doğrudan ürün olarak bilim yaklaşımına karşılık geldiği görüldü.
Soruda sorulan tanımın hangi seçenekteki kavramla tam olarak uyuştuğunu belirlemek için seçenekler elenir.

Anahtar Kavram

Bilimi ürün olarak ele alan yaklaşım ile etkinlik olarak ele alan yaklaşım arasındaki fark.
Soru 37Soru

Aşağıda ahlak felsefesindeki irade özgürlüğü probleminin çözüm��ne yönelik verilen kavramlar ile bu kavramların açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Determinizm (Belirlenimcilik)
Fatalizm (Kadercilik)
Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Determinizm, ahlaki eylemlerin nedenler zinciriyle belirlendiğini savunan görüşle; fatalizm, eylemlerin kaderci bir doğaüstü güç tarafından önceden yazıldığını savunan görüşle; otodeterminizm ise insanın ahlaki olgunlaşma yoluyla özgürlüğünü kendisinin kazanabileceğini savunan görüşle eşleşir.
Determinizm kavramı, insanın ahlaki eylemlerinde özgür olmadığını ve eylemlerinin psikolojik ile toplumsal nedenlerle belirlendiğini savunan tanımla eşleşir. Fatalizm kavramı, her şeyin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlendiğini (kader) ve değiştirilemeyeceğini savunan tanımla eşleşir. Otodeterminizm ise insanın ahlaki eylemlerinde başlangıçta özgür olmadığını fakat ahlaki gelişimle bu özgürlüğü kazanabileceğini öne süren tanımla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Determinizm kavramının tanımını ve ahlaki irade konusundaki görüşünü belirleme.
Determinizm, insanın özgür olmadığını ve eylemlerinin nedenler (psikolojik, toplumsal vb.) tarafından belirlendiğini savunur. Bu görüş, insanın eylemlerinin nedenler zinciriyle sınırlandırıldığını belirten ifadeyle eşleşir.
Kavramın temel felsefi dayanağını tespit etmek.
2
Fatalizm kavramının tanımını ve ahlaki irade konusundaki görüşünü belirleme.
Fatalizm (kadercilik), her şeyin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini ve insanın kaderini değiştiremeyeceğini savunur. Bu görüş, kader vurgusu yapan ifadeyle eşleşir.
Kaderci yaklaşımın determinizmden farkını ortaya koymak.
3
Otodeterminizm kavramının tanımını ve ahlaki irade konusundaki görüşünü belirleme.
Otodeterminizm, insanın ahlaki eylemlerinde özgürlüğünü kendi ahlaki gelişimine bağlı olarak kendisinin yarattığını savunur. Bu görüş, ahlaki olgunlaşma ve özerklik vurgusu yapan ifadeyle eşleşir.
Determinizm ve indeterminizm arasında sentez oluşturan bu görüşü doğru tanımıyla buluşturmak.

Anahtar Kavram

Ahlaki İrade Özgürlüğü Problemi (Determinizm, Fatalizm ve Otodeterminizm)
Soru 38Soru

Gerçek yaşamda karşılaştığımızda bizde tiksinti, korku veya acı uyandırabilecek bir durum ya da nesne—örneğin çürümekte olan bir meyve veya avını parçalayan vahşi bir hayvan—bir sanatçının fırçasından çıkan bir tabloda hayranlıkla izlediğimiz estetik bir yapıta dönüşebilir. Immanuel Kant bu durumu açıklarken doğa güzelliğinin 'güzel bir şey', sanat güzelliğinin ise 'bir şeyin güzel bir temsili' olduğunu belirtir.

Buna göre, doğadaki güzel ile sanattaki güzel arasındaki ayrıma ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat güzelliği, konu alınan nesnenin kendi doğal niteliğinden ziyade, sanatçının yaratıcı zihniyle gerçekleştirdiği estetik dönüştürme ve ifade gücüne dayanır.

Cevap

Sanat güzelliği, konu alınan nesnenin kendi doğal niteliğinden ziyade, sanatçının yaratıcı zihniyle gerçekleştirdiği estetik dönüştürme ve ifade gücüne dayanır.
Doğru seçenek, sanat güzelliğinin temelde konu edilen nesnenin kendi doğal özelliklerinden ziyade, sanatçının yaratıcı zihniyle gerçekleştirdiği estetik dönüştürme ve ifade gücüne dayandığını belirtir. Paragrafta yer alan, gerçek yaşamda tiksinti ve acı veren durumların bir tabloda hayranlıkla izlenebilmesi ve Kant'ın sanat güzelliğini 'bir şeyin güzel bir temsili' olarak tanımlaması, sanattaki güzelliğin taklit edilen konunun kendisinden değil, sanatçının onu tasarlama ve sunma gücünden kaynaklandığını doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın doğa güzelliği ile sanat güzelliği üzerine yaptığı 'güzel bir şey' ve 'bir şeyin güzel bir temsili' ayrımını analiz etmek.
Doğa güzelliğinin doğrudan nesnenin fiziksel varlığıyla, sanat güzelliğinin ise o nesnenin sanatçı tarafından zihinsel bir süzgeçten geçirilerek yeniden üretilmesiyle (temsiliyle) ilgili olduğu belirlenir.
Bu adım, sanatsal üretimin doğayı birebir kopyalamaktan farklı bir yaratım süreci olduğunu kavramak için gereklidir.
2
Gerçeklikte hoşa gitmeyen (tiksindirici, korkutucu) unsurların sanatta estetik haz kaynağı olabilmesini değerlendirmek.
Sanattaki güzelliğin nesnenin kendi doğal özelliklerinden bağımsız olduğu, sanatçının yaratıcı dönüştürme gücünün belirleyici olduğu sonucuna varılır.
Doğada çirkin olanın sanatta güzel kılınabilmesi, sanat güzelliğinin tinsel ve tasarımsal bir karakter taşıdığını gösterir.
3
Seçenekleri analiz ederek bu estetik dönüştürme ve yaratıcı ifade vurgusunu en iyi karşılayan yargıyı tespit etmek.
Sanat güzelliğinin nesnenin doğal niteliklerinden ziyade sanatçının yaratıcı zihni ve ifade gücüne dayandığını belirten seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Bu yargı, paragraftaki temsil ve estetik dönüşüm fikriyle tam bir tutarlılık gösterir.

Anahtar Kavram

Doğa Güzelliği ve Sanat Güzelliği Ayrımı ile Estetik Yaratım
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

Ahlak felsefesinde irade özgürlüğü konusu tartışılırken bazı düşünürler, insanın karar ve eylemlerinin tamamen dış dünyadaki nedenler, toplumsal kurallar, genetik yapı ve psikolojik etkenler tarafından belirlendiğini savunur. Bu görüşe göre insan, tıpkı doğadaki diğer nesneler gibi çeşitli neden-sonuç ilişkilerine tabidir ve bu nedenle ahlaki eylemlerinde özgür değildir.

Bu parçada açıklanan ve insanın ahlaki eylemlerinde özgür olmadığını savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Determinizm

Cevap

İnsanın eylemlerinde çeşitli faktörler tarafından belirlendiğini ve özgür olmadığını savunan yaklaşım determinizmdir.
Parçada, insanın kararlarının genetik, psikolojik ve toplumsal etkenler tarafından belirlendiği ve bu sebeple ahlaki eylemlerinde özgür olamayacağı ifade edilmektedir. Bu görüş, felsefede gerekircilik olarak da bilinen determinizm akımının temel iddiasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddia ve anahtar kelimeler belirlenir.
İnsanın karar ve eylemlerinin dış etkenler, genetik ve toplumsal nedenlerle belirlendiği ve insanın ahlaki eylemlerinde özgür olmadığı tespit edilir.
Ahlaki irade özgürlüğüne yönelik yaklaşımlardan hangisinin tanımlandığını anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Tespit edilen tanım, seçeneklerdeki felsefi akımlarla karşılaştırılır.
Eylemlerin çeşitli nedenlerle belirlendiğini ve irade özgürlüğünün olmadığını savunan akımın gerekircilik (determinizm) olduğu bulunur.
Doğru felsefi terimi seçmek için seçeneklerin anlamlarıyla eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Ahlaki İrade Özgürlüğü Yaklaşımları (Determinizm)
Soru 40Soru

Bir nehir yatağının kıvrımlarında, bir kuşun kanat yapısında veya gezegenlerin yörüngelerindeki hassas dengede tesadüfe yer olmadığı; her şeyin belirli bir düzen ve amaç çerçevesinde işlediği görülür. Din felsefesinde bu gözlemlerden yola çıkılarak, evrendeki nizamın kendi kendine var olamayacağı ve bilinçli bir tasarımcının ürünü olması gerektiği savunulur.

Buna göre, evrendeki düzen ve amaçtan hareketle Tanrı'nın varlığını temellendiren bu kanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)

Cevap

Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)
Teleolojik kanıt (gaye ve nizam kanıtı), doğadaki düzen, uyum, tasarım ve amaçlılıktan yola çıkarak bu karmaşık yapının ancak bilinçli bir tasarımcı (Tanrı) tarafından yaratılmış olabileceğini savunur. Parçada bahsedilen nehir yataklarındaki kıvrımlar, kuşun kanat yapısı ve gezegenlerin yörüngelerindeki hassas denge gibi düzen ve amaç unsurları doğrudan bu kanıtın temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme.
Metinde geçen 'düzen', 'uyum', 'amaç' ve 'tesadüfe yer olmaması' gibi kavramların evrendeki tasarıma işaret ettiği belirlenir.
Soruda sorulan argümanın hangi öncüllerden yola çıktığını anlamak için metnin ana fikri tespit edilmelidir.
2
Din felsefesindeki Tanrı'nın varlığına ilişkin argümanları karşılaştırma.
Düzen ve amaçtan (gaye ve nizam) yola çıkan kanıtın teleolojik kanıt olduğu belirlenirken; kozmolojik kanıtın nedensellikten, ontolojik kanıtın ise zihinsel mükemmellik fikrinden yola çıktığı ayırt edilir.
Seçeneklerdeki benzer argümanlar arasındaki farkları ayırt ederek doğru kavramı bulmak gerekir.
3
Doğru seçeneği işaretleme.
Evrendeki gaye ve nizamı temel alan teleolojik kanıt seçeneği doğru olarak belirlenir.
Ulaşılan felsefi sonucun seçeneklerle eşleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Teleolojik Kanıt (Gaye ve Nizam Kanıtı)
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki
Felsefenin Temel Konuları ve Problemleri Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 2 | Examkin