Felsefenin Temel Konuları ve Problemleri
57 soru
Bilinç, her zaman bir şeyin bilincidir ve nesnesine yönelerek onu zihinsel olarak kurar. Gerçek bir varlık kavrayışına ulaşmak için dış dünyadaki nesnelerin fiziki varlığına dair tüm duyusal deneyimleri, bilimsel kuramları, dinî ve gündelik ön kabulleri bir süreliğine askıya almalı, yani paranteze almalıyız. Ancak bu sayede bilincimize doğrudan sunulan fenomenlerin özünü apaçık bir şekilde kavrayabiliriz.
Bu parçada savunulan varlık görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) ile bilimsel varlık yaklaşımlarını, bu yaklaşımların varlığın doğasına ve gerçekliğine dair temel iddialarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Doğa bilimleri, üzerinde uzlaştıkları birtakım ön kabullerden hareket ederler. Bir fizikçi için uzay, zaman ve madde; bir biyolog için canlı organizma, şüphe duyulmaksızın var kabul edilen olgulardır. Bilim, bu nesnelerin nasıl var olduğunu sorgulamak yerine, onların yapılarını ve aralarındaki nedensel ilişkileri ölçüm araçlarıyla ortaya koymaya çalışır. Felsefe ise bu ön kabullerin kendisini masaya yatırır; 'Varlık var mıdır?', 'Varsa bu varlığın tarzı ve tözü nedir?' gibi sorularla varlığın gerisindeki metafizik temelleri araştırır.
Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, ontolojinin (varlık felsefesi) bilimden ayrılan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?
Bilgi felsefesinde (epistemoloji), bir bilginin 'doğru' olarak nitelendirilebilmesi için çeşitli doğruluk ölçütleri öne sürülmüştür. Bu ölçütler sadece teorik tanımlarla sınırlı kalmayıp günlük yaşamdaki veya bilimsel alanlardaki doğrulama süreçlerinde de karşımıza çıkar.
Buna göre, sol sütunda verilen doğruluk ölçütlerini sağ sütundaki örnek senaryolarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Dış dünyadaki bir nesneyi algıladığımızda, zihnimizde o nesneye dair birtakım tasarımlar oluşur. Örneğin, önümüzdeki masayı algılarken edindiğimiz renk, şekil ve sertlik gibi duyusal veriler zihnimizin içindeki idelerdir. Zihnimiz dışındaki fiziksel masanın kendisine doğrudan ulaşma imkânımız olmadığına göre, zihnimizdeki tasarımların dış dünyadaki gerçek nesnelerle tam bir uyum içinde olduğunu nasıl garanti edebiliriz? Bu durum, bilginin sınırlarını zihnimize yansıyan 'görünüşler' ile sınırlandırırken, nesnelerin kendi başlarına ne olduklarını bilmenin önünde aşılmaz bir engel oluşturur.
Bu parçada dile getirilen epistemolojik açmaz, bilgi felsefesinin aşağ��daki kavram çiftlerinden hangisi arasındaki ayrıma ve sınır problemine işaret etmektedir?
Bilim felsefesinde bilimin doğasını, işleyişini ve sınırlarını açıklamaya çalışan farklı yaklaşım ve kuramlar bulunmaktadır. Aşağıdaki bilim felsefesi yaklaşımları ile bu yaklaşımların temel iddialarını doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı ve dolayısıyla bilimsel olabilmesi, onun olgusal olarak doğrulanabilmesine bağlıdır. Doğrulanamayan önermeler metafizikseldir ve bilim dışı kabul edilmelidir. Karl Popper ise bu yaklaşıma karşı çıkarak tümevarım yöntemiyle nihai bir doğrulamaya ulaşmanın mantıksal olarak imkânsız olduğunu savunur. Ona göre, ne kadar çok beyaz kuğu gözlemlersek gözlemleyelim, bu durum 'Bütün kuğular beyazdır.' önermesinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlamaz; çünkü gelecekte siyah bir kuğunun ortaya çıkma olasılığı her zaman mevcuttur. Bu nedenle bilimsel olanı olmayan ayırt etmede ölçüt doğrulama değil, kuramın hangi koşullarda geçersiz kılınabileceğinin ortaya konması, yani yanlışlanabilirliktir.
Bu parçaya göre Karl Popper'ın sınır çekme (demarkasyon) problemi bağlamında mantıkçı pozitivizme yönelttiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Bizim algılarımızın ve bilincimizin dışında, kendi başına duran maddesel bir dış dünyadan söz etmek tutarlı değildir. Çevremizdeki tüm nesneler, yalnızca duyularımız aracılığıyla zihnimizde oluşan izlenimlerin birer toplamıdır. Bu nedenle bir şeyin var olması, onun bir özne tarafından algılanıyor olmasına bağlıdır.
Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesindeki (ontoloji) aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini desteklemektedir?
Bireyin tüm kararlarının ve eylemlerinin doğa yasaları, psikolojik etkenler veya toplumsal koşullar gibi neden-sonuç ilişkileriyle zorunlu olarak belirlendiğini savunan ahlaki yaklaşım 'fatalizm' (kadercilik) olarak adlandırılır.
Felsefe tarihinde varlığın ne olduğu ve tözünün hangi ilkeye dayandığı sorusu filozoflar tarafından farklı şekillerde açıklanmıştır. Aşağ��daki filozofları, savundukları temel varlık (ontoloji) görüşleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Gazâlî, *El-Münkızu mine'd-Dalâl* adlı eserinde bilgi arayışını anlatırken önce duyulara güvendiğini fakat duyuların kendisini yanılttığını (örneğin yıldızların gözümüze küçük görünmesine rağmen aklen çok daha büyük olduklarını) belirtir. Ardından akla yönelir; ancak aklın da duyular gibi kendi sınırları içinde bir yanılsamaya düşüp düşmediğinden emin olamaz ve derin bir şüpheye düşer. En nihayetinde bu şüphe zincirini kıran şey, aklın kendi çabası değil, Tanrı'nın kalbine akıttığı bir "nur" olur.
Bu parçaya göre Gazâlî'nin bilgi anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aşağıdaki felsefi kuramları, varlığın doğasına dair ileri sürdükleri temel iddialarla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir tiyatro oyununda başrol oyuncusu, sahneye çıkmadan önce elindeki senaryoya bakarak şöyle der: 'Bu oyunda hangi sözleri söyleyeceğim, hangi hareketleri yapacağım çoktan yazılmış. Benim bu replikleri değiştirmeye ne gücüm yeter ne de böyle bir niyetim olabilir; çünkü sahneye adım attığım andan itibaren sadece bana biçilen rolü oynamakla yükümlüyüm.'
Yanındaki yönetmen ise ona şu karşılığı verir: 'Yanılıyorsun, sahnedeki adımların tamamen senin geçmiş oyunculuk deneyimlerin, aldığın eğitim ve fiziksel sınırların tarafından belirleniyor. Sen kendi geçmişinin bir sonucu olarak buradasın, önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş bir yazgı yüzünden değil.'
Bu diyalogda oyuncu ve yönetmenin insan eylemlerinin belirlenmişliği konusundaki açıklamaları, sırasıyla ahlak felsefesindeki hangi iki görüşü örneklendirmektedir?
Immanuel Kant'ın ödev ahlakı yaklaşımına göre, bir eylemin ahlaki açıdan değerli sayılabilmesinin temel ölçütü, o eylemin sonucunda ortaya çıkan fayda veya mutluluk miktarıdır.
Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) yaklaşımlarını ve varlığa dair temel kabullerini doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Hristiyan düşünür Anselmus, Tanrı'yı "kendisinden daha yücesi tasarlanamayan bir varlık" olarak tanımlar ve bu tanımdan hareketle O'nun hem zihinde hem de zihnin dışındaki gerçeklikte var olması gerektiğini savunur. Çağdaşı keşiş Gaunilo ise bu akıl yürütmeye "Kayıp Ada" örneğiyle karşı çıkar: Zihnimizde her açıdan kusursuz, "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyen bir ada" hayal edebiliriz. Anselmus’un mantığını izlersek, bu adanın sadece zihnimizde kalmayıp dış dünyada da var olması gerekir; çünkü var olmasaydı, gerçekte var olan herhangi bir ada ondan daha mükemmel olurdu. Gaunilo’ya göre bu sonuç saçmadır ve zihinsel bir tasarımdan nesnel bir varoluş çıkarılamaz.
Buna göre Gaunilo'nun eleştirisi, Anselmus'un Tanrı'nın varlığına yönelik argümanının öncelikle hangi yönünü hedef almaktadır?
Varlık felsefesinde (ontoloji) varlığın var olup olmadığı ve neyden oluştuğuna dair farklı felsefi akımlar bulunmaktadır. Aşağıdaki felsefi akımları, savundukları temel açıklamalarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler