Felsefenin Temel Konuları ve Problemleri

57 soru

Soru 41Soru

Bilinç, her zaman bir şeyin bilincidir ve nesnesine yönelerek onu zihinsel olarak kurar. Gerçek bir varlık kavrayışına ulaşmak için dış dünyadaki nesnelerin fiziki varlığına dair tüm duyusal deneyimleri, bilimsel kuramları, dinî ve gündelik ön kabulleri bir süreliğine askıya almalı, yani paranteze almalıyız. Ancak bu sayede bilincimize doğrudan sunulan fenomenlerin özünü apaçık bir şekilde kavrayabiliriz.

Bu parçada savunulan varlık görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın özüne, bilincin yönelimselliğiyle nesnelere ait ön kabulleri paranteze alma yöntemiyle ulaşılabileceğini savunur.

Cevap

Varlığın özüne, bilincin yönelimselliğiyle nesnelere ait ön kabulleri paranteze alma yöntemiyle ulaşılabileceğini savunan seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenek, parçada açıklanan fenomenolojik yöntemi ve onun varlık anlayışını yansıtır. Edmund Husserl'e göre varlığın özüne, zihnin yönelimselliğiyle birlikte nesnelere ilişkin tüm ön yargıların, bilimsel teorilerin ve duyusal kabullerin paranteze alınması (epokhe) sayesinde ulaşılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramları (bilinç, yönelim, paranteze alma, fenomen, öz) analiz etmek.
Metnin Edmund Husserl'in geliştirdiği fenomenoloji akımını ve onun varlık/öz kavrayışını ele aldığını belirlemek.
Soruda savunulan felsefi görüşü doğru akımla eşleştirmek için kavramsal çözümleme gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri parçada sunulan paranteze alma yöntemi ve yönelimsellik ilkeleriyle karşılaştırmak.
Varlığın özüne ulaşmak için duyusal verilerin ve bilimsel teorilerin paranteze alınması gerektiğini savunan seçeneğin fenomenolojiye ait olduğunu saptamak.
Yöntemin ontolojik amacının, bilincin yönelimiyle özleri yakalamak olduğunu doğrulamak.
3
Yanlış seçeneklerin hangi felsefi yanılgılara veya akımlara (bilimin olgusal yaklaşımı, varoluşçuluk, doğruluk-gerçeklik karışıklığı, empirizm) ait olduğunu belirlemek.
Diğer seçeneklerin çeldirici nitelikte olduğunu ve temel kavramsal hatalar barındırdığını doğrulamak.
Hatalı seçenekleri eleyerek ulaşılan sonucun kesinliğini sağlamak.

Anahtar Kavram

Fenomenoloji ve Varlığın Özü (Husserl)
Soru 42Soru

Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) ile bilimsel varlık yaklaşımlarını, bu yaklaşımların varlığın doğasına ve gerçekliğine dair temel iddialarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kartezyen Düalizm
Husserlci Fenomenoloji
Bilimin Varlık Yaklaşımı
Nihilizm (Hiççilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kartezyen Düalizm - yer kaplayan ve düşünen tözler; Husserlci Fenomenoloji - bilincin yönelimi ve paranteze alma; Bilimin Varlık Yaklaşımı - varlığı ön kabul olarak alıp olgusal inceleme; Nihilizm - zihinden bağımsız gerçekliği reddetme.
Verilen eşleştirmelerde Kartezyen Düalizm iki töz iddiasıyla, Husserlci Fenomenoloji bilincin yönelimi ve paranteze alma yöntemiyle, Bilimin Varlık Yaklaşımı varlığı doğrudan kabul edip olgusal incelemesiyle, Nihilizm ise gerçekliği reddetmesiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kartezyen Düalizm kavramının felsefe tarihindeki karşılığı incelenir.
Ruh ve bedenin (res cogitans ve res extensa) iki ayrı töz olduğu iddiasıyla eşleştiği belirlenir.
Descartes felsefesinde düalizm bu iki tözün birbirine indirgenemezliği üzerine kuruludur.
2
Husserlci Fenomenoloji kavramı ve yöntemi çözümlenir.
Ön kabullerin paranteze alınması ve bilincin yönelimiyle özlere ulaşılması iddiasıyla eşleştiği saptanır.
Husserl'in paranteze alma (epokhe) yöntemi doğrudan fenomenolojiyle ilişkilidir.
3
Bilimin varlığa yaklaşımı ile felsefenin varlık yaklaşımı arasındaki temel fark değerlendirilir.
Varlığın var olduğunu peşinen kabul edip olgusal yöntemlerle inceleyen tanımla eşleştiği görülür.
Bilim ontolojik şüpheye düşmeden varlığı doğrudan veri kabul eder.
4
Nihilizm kavramı ontolojik çerçevede ele alınır.
Varlığın nesnel gerçekliğini tümüyle reddeden iddiayla eşleştiği doğrulanır.
Gorgias ve Nietzsche gibi düşünürlerin temsil ettiği nihilizm, nesnel varlığı yadsır.

Anahtar Kavram

Felsefe ve bilim açısından varlık yaklaşımları, ontolojik akımlar ve iddiaları.
Soru 43Soru

Doğa bilimleri, üzerinde uzlaştıkları birtakım ön kabullerden hareket ederler. Bir fizikçi için uzay, zaman ve madde; bir biyolog için canlı organizma, şüphe duyulmaksızın var kabul edilen olgulardır. Bilim, bu nesnelerin nasıl var olduğunu sorgulamak yerine, onların yapılarını ve aralarındaki nedensel ilişkileri ölçüm araçlarıyla ortaya koymaya çalışır. Felsefe ise bu ön kabullerin kendisini masaya yatırır; 'Varlık var mıdır?', 'Varsa bu varlığın tarzı ve tözü nedir?' gibi sorularla varlığın gerisindeki metafizik temelleri araştırır.

Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, ontolojinin (varlık felsefesi) bilimden ayrılan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın temelinde yatan ilkeleri, onun var olma tarzını ve tözünü, ön kabullerden arınmış tümel bir sorgulamayla ele alması

Cevap

Varlığın temelinde yatan ilkeleri, onun var olma tarzını ve tözünü, ön kabullerden arınmış tümel bir sorgulamayla ele alması
Ontoloji (varlık felsefesi), bilimin aksine varlığı peşinen kabul etmez; onun var olup olmadığını, varlığın tözünü ve temel ilkelerini sorgular. Parçada da vurgulandığı üzere felsefe, bilimin ön kabullerinin kendisini sorgulayarak varlığın gerisindeki metafizik temelleri tümel bir yaklaşımla araştırır. Dolayısıyla varlığın temelinde yatan ilkeleri, onun var olma tarzını ve tözünü sorgulaması felsefenin bilimden ayrılan temel özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel karşıtlığı analiz etme
Parçada doğa bilimlerinin varlığı sorgulamadan kabul ettiği, buna karşın felsefenin varlığın özünü ve var olma koşullarını sorguladığı belirlenmiştir.
Bilim ve felsefe arasındaki yöntemsel ve yaklaşımsal farkı ayırt etmek sorunun çözümünün ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki bilimsel yaklaşımları eleme
Varlığı peşinen nesnel gerçeklik kabul eden ve onu parçalara ayıran seçenekler elenmiştir.
Bu seçenekler bilimin varlığa yaklaşımını yansıtmakta olup felsefenin bilimden farkını oluşturamaz.
3
Bilgi felsefesi ve hikmet kavramlarına dair çeldiricileri eleme
Doğruluk kavramına ve hikmete atıfta bulunan seçenekler elenmiştir.
Bu çeldiriciler varlık felsefesinin doğrudan konusu veya felsefenin yapısıyla uyuşmamaktadır.
4
Doğru seçeneği belirleme
Varlığın temelindeki ilkeleri, tözünü ve var olma tarzını ön kabulsüz sorgulayan seçeneğin doğru olduğu saptanmıştır.
Parçada vurgulanan felsefenin ön kabulleri sorgulama ve varlığın gerisindeki metafizik temelleri tümel araştırma niteliğiyle birebir örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Felsefe ve bilimin varlığa yaklaşımları arasındaki temel farklar
Soru 44Soru

Bilgi felsefesinde (epistemoloji), bir bilginin 'doğru' olarak nitelendirilebilmesi için çeşitli doğruluk ölçütleri öne sürülmüştür. Bu ölçütler sadece teorik tanımlarla sınırlı kalmayıp günlük yaşamdaki veya bilimsel alanlardaki doğrulama süreçlerinde de karşımıza çıkar.

Buna göre, sol sütunda verilen doğruluk ölçütlerini sağ sütundaki örnek senaryolarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uygunluk
Tutarlılık
Tümel Uzlaşım
Apaçıklık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uygunluk ölçütü doğadaki nesnel gerçeklikle örtüşme senaryosuyla; tutarlılık ölçütü mevcut sistemle çelişmeme senaryosuyla; tümel uzlaşım ölçütü kurul üyelerinin fikir birliği senaryosuyla; apaçıklık ölçütü ise zihindeki doğrudan ve net kavrayış senaryosuyla eşleşmelidir.
Eşleştirme sürecinde her bir doğruluk ölçütü, kendine özgü bilgi doğrulama yöntemiyle eşleşmiştir. Nesnel gerçeklikle uyuşma uygunluğu, çelişmezlik tutarlılığı, ortak kabul tümel uzlaşımı ve şüphe edilemez netlik apaçıklığı temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen doğruluk ölçütlerinin epistemolojik tanımlarını ve temel odak noktalarını belirlemek.
Uygunluk dış dünyaya (nesneye), tutarlılık sistem içi çelişmezliğe, tümel uzlaşım ortak kabule (çoğunluğa), apaçıklık ise şüphe götürmez netliğe odaklanır.
Eşleştirmeyi doğru yapabilmek için her ölçütün kavramsal sınırlarını bilmek gerekir.
2
Sağ sütundaki örnek senaryoları analiz ederek hangi ölçütle ilişkili olduğunu saptamak.
Kimyagerin doğadaki olguyla örtüşmesi Uygunluk; teoremin çelişmemesi Tutarlılık; bilim kurulunun fikir birliği Tümel Uzlaşım; zihindeki hissin doğrudan kavranması ise Apaçıklık ile eşleşir.
Her senaryonun işaret ettiği temel doğrulama mekanizmasını belirlemek için bu analiz gereklidir.
3
Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki doğru senaryolarla bir araya getirmek.
Tüm kavramların doğru senaryolarla eşleştirilmesi tamamlanır.
Soru kökünde istenen nihai eşleştirmeye ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Doğru Bilginin Ölçütleri
Soru 45Soru

Dış dünyadaki bir nesneyi algıladığımızda, zihnimizde o nesneye dair birtakım tasarımlar oluşur. Örneğin, önümüzdeki masayı algılarken edindiğimiz renk, şekil ve sertlik gibi duyusal veriler zihnimizin içindeki idelerdir. Zihnimiz dışındaki fiziksel masanın kendisine doğrudan ulaşma imkânımız olmadığına göre, zihnimizdeki tasarımların dış dünyadaki gerçek nesnelerle tam bir uyum içinde olduğunu nasıl garanti edebiliriz? Bu durum, bilginin sınırlarını zihnimize yansıyan 'görünüşler' ile sınırlandırırken, nesnelerin kendi başlarına ne olduklarını bilmenin önünde aşılmaz bir engel oluşturur.

Bu parçada dile getirilen epistemolojik açmaz, bilgi felsefesinin aşağ��daki kavram çiftlerinden hangisi arasındaki ayrıma ve sınır problemine işaret etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenomen - Numen

Cevap

Fenomen - Numen kavram çifti
Doğru olan kavram çifti parçadaki epistemolojik açmazı tam olarak ifade etmektedir. Parçada zihne yansıyan duyusal veriler ve tasarımlar 'görünüşler' yani fenomenler olarak tanımlanırken; bu görünüşlerin gerisindeki nesnelerin kendi başlarına ne oldukları ise 'kendinde şeyler' yani numenler olarak adlandırılır. Kant'ın bilgi sınırlandırmasında insan zihni yalnızca fenomenlerin bilgisine ulaşabilir, numen alanı ise insan bilgisine kapalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiayı analiz etme.
Metinde zihindeki algısal tasarımların (görünüşlerin) dış dünyadaki fiziksel nesnelerin aslına ulaşmada sınır oluşturduğu ifade edilmektedir.
Sorunun hangi felsefi problem alanına ve kavramsal ayrıma odaklandığını saptamak.
2
Metindeki kavramsal karşıtlıkları epistemolojik terimlerle eşleştirme.
Zihne yansıyan 'görünüşler' fenomen kavramına, nesnelerin zihinden bağımsız olan 'kendi başlarına ne oldukları' durumu ise numen (kendinde şey) kavramına karşılık gelir.
Kant felsefesine ait olan bu kavramların metindeki karşılıklarını bularak doğru seçeneği belirlemek.
3
Çeldiricilerin elenerek analiz sürecinin tamamlanması.
Doğruluk-gerçeklik, apriori-aposteriori gibi diğer şıkların bilginin kaynağı ve ölçütlerine odaklandığı, parçada tartışılan sınır ve görünüş problemini doğrudan karşılamadığı teyit edilmiştir.
Seçenekler arasındaki ince ayrımları analiz edip hata payını sıfıra indirmek.

Anahtar Kavram

Kant'ın bilgi sınırları analizi (Fenomen ve Numen ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 46Soru

Bilim felsefesinde bilimin doğasını, işleyişini ve sınırlarını açıklamaya çalışan farklı yaklaşım ve kuramlar bulunmaktadır. Aşağıdaki bilim felsefesi yaklaşımları ile bu yaklaşımların temel iddialarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilimi önermeler arası mantıksal ilişkilerden ibaret bir yapısal sonuç olarak gören mantıkçı pozitivist model
Bilimi bilim insanları topluluğunun sosyo-kültürel değerlerinden bağımsız olamayacak bir eylemlilik süreci olarak gören kuram
Bilimselliğin sınırını doğrulamada değil, kuramın yanlışlanabilme potansiyelinde gören eleştirel yaklaşım
Bilimde kuralları ve tek tipleştirici yöntemleri reddeden çoğulcu ve kural karşıtı yaklaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Mantıkçı pozitivist model ile mantıksal sembolleştirmelere odaklanan iddia; sosyo-kültürel eylemlilik süreci kuramı ile paradigmalar arası devrimsel dönüşüm iddiası; yanlışlanabilme potansiyelini savunan eleştirel yaklaşım ile tek bir aksi örneğin teoriyi çürütebileceği iddiası; kural karşıtı yaklaşım ile metodolojik kuralların yaratıcılığı engellediği iddiası.
Mantıkçı pozitivist model bilimi tamamlanmış önermelerin sembolik analiziyle sınırlandırırken; sosyo-kültürel yaklaşım paradigma değişimlerini esas alır. Yanlışlanabilirlik teorilerin çürütülme riskini almasını şart koşarken, yöntem anarşizmi mutlak metot kurallarına karşı çıkar. Bu nedenle eşleşmeler doğrudan bu felsefi temellere dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıkçı pozitivist modelin odağını belirleme.
Mantıkçı pozitivist model, teorilerin mantıksal yapısına odaklanan iddia ile eşleşir.
Mantıkçı pozitivizm, bilimi sadece mantıksal sembolleştirme ve dil analizleri üzerinden inceler.
2
Sosyo-kültürel süreci temel alan kuramın odağını belirleme.
Sosyo-kültürel eylemlilik süreci kuramı, paradigmalar arası devrimsel dönüşüm iddiası ile eşleşir.
Thomas Kuhn'un yaklaşımı, bilimi tarihsel paradigmalar ve bilim topluluğunun sosyo-psikolojik eylemleriyle açıklar.
3
Yanlışlanabilirlik odaklı eleştirel yaklaşımın odağını belirleme.
Yanlışlanabilirlik odaklı eleştirel yaklaşım, tek bir aksi örneğin teoriyi çürütebileceği iddiası ile eşleşir.
Karl Popper'a göre tümevarımsal doğrulama mantıksal olarak geçersizdir; teori ancak yanlışlanmaya açık olduğu sürece bilimseldir.
4
Kural karşıtı yaklaşımın odağını belirleme.
Kural karşıtı yaklaşım, metodolojik kuralların yaratıcılığı engellediği iddiası ile eşleşir.
Feyerabend'in anarşist bilim kuramı, mutlak yöntem kurallarının bilimin önünü tıkadığını ve metodolojik çoğulculuğun gerektiğini savunur.

Anahtar Kavram

Bilim felsefesindeki temel modeller (Mantıkçı pozitivizm, Paradigmalar, Yanlışlanabilirlik ve Yöntemsel anarşizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı ve dolayısıyla bilimsel olabilmesi, onun olgusal olarak doğrulanabilmesine bağlıdır. Doğrulanamayan önermeler metafizikseldir ve bilim dışı kabul edilmelidir. Karl Popper ise bu yaklaşıma karşı çıkarak tümevarım yöntemiyle nihai bir doğrulamaya ulaşmanın mantıksal olarak imkânsız olduğunu savunur. Ona göre, ne kadar çok beyaz kuğu gözlemlersek gözlemleyelim, bu durum 'Bütün kuğular beyazdır.' önermesinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlamaz; çünkü gelecekte siyah bir kuğunun ortaya çıkma olasılığı her zaman mevcuttur. Bu nedenle bilimsel olanı olmayan ayırt etmede ölçüt doğrulama değil, kuramın hangi koşullarda geçersiz kılınabileceğinin ortaya konması, yani yanlışlanabilirliktir.

Bu parçaya göre Karl Popper'ın sınır çekme (demarkasyon) problemi bağlamında mantıkçı pozitivizme yönelttiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarımsal doğrulama yönteminin mantıksal açıdan kesin bilgi sağlayamayacağı ve bilimsellik sınırı için yanlışlanabilirlik ölçütünün esas alınması gerektiği

Cevap

Tümevarımsal doğrulama yönteminin mantıksal açıdan kesin bilgi sağlayamayacağını ve bilimsellik sınırı için yanlışlanabilirlik ölçütünün esas alınması gerektiğini belirten ifade.
Karl Popper parçada, mantıkçı pozitivistlerin 'doğrulanabilirlik' ilkesine dayanarak bilimsel önermeleri metafiziksel önermelerden ayırma girişimini eleştirmektedir. Popper, tümevarım yöntemiyle nihai doğrulamaya ulaşmanın mantıksal olarak imkânsız olduğunu, çünkü gelecekteki gözlemlerin geçmişteki gözlemleri yalanlayabileceğini savunur. Bu nedenle bilimsel olmanın ölçütünün doğrulama değil, kuramın yanlışlanabilme açık kapısı barındırması olduğunu ifade eder. Dolayısıyla doğru yanıt, tümevarımsal doğrulamanın kesin bilgi vermeyeceğini ve yanlışlanabilirliğin ölçüt olması gerektiğini savunan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıkçı pozitivizmin bilimsellik ölçütü olan doğrulanabilirlik ve bunun dayandığı tümevarım yöntemi analiz edilir.
Tümevarımın gözlemlerden hareketle kesin genel yasalara ulaşmada mantıksal bir güvence sunmadığı saptanır.
Popper'ın pozitivizme yönelttiği yöntemsel eleştirinin temelini anlamak için.
2
Popper'ın beyaz ve siyah kuğu örneği üzerinden geliştirdiği argüman incelenir.
Gelecekteki tek bir olumsuz gözlemin (siyah kuğu), geçmişteki tüm doğrulayıcı verileri geçersiz kılabileceği fark edilir.
Doğrulama ölçütünün neden yetersiz kaldığını mantıksal olarak temellendirmek için.
3
Popper'ın önerdiği alternatif sınır çekme (demarkasyon) ölçütü tespit edilir.
Bilimselliğin ölçütünün doğrulanabilirlik değil, yanlışlanabilirlik olması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Parçadan çıkarılabilecek nihai felsefi sonucu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Karl Popper'ın yanlışlanabilirlik ilkesi ve sınır çekme problemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

Bizim algılarımızın ve bilincimizin dışında, kendi başına duran maddesel bir dış dünyadan söz etmek tutarlı değildir. Çevremizdeki tüm nesneler, yalnızca duyularımız aracılığıyla zihnimizde oluşan izlenimlerin birer toplamıdır. Bu nedenle bir şeyin var olması, onun bir özne tarafından algılanıyor olmasına bağlıdır.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesindeki (ontoloji) aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın ilk ve en temel ögesinin düşünce (idea) olduğunu savunan idealist yaklaşım

Cevap

Varlığın ilk ve en temel ögesinin düşünce (idea) olduğunu savunan idealist yaklaşım
Parçada savunulan 'var olmak algılanmış olmaktır' ilkesi, varlığın ancak zihinsel bir süreçle ve düşünceyle (idea) mümkün olduğunu savunan idealist yaklaşıma (öznel idealizme) aittir. Bu yaklaşım, bilincin dışında bağımsız bir madde dünyası olmadığını öne sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen temel ontolojik iddiayı analiz etmek.
Varlığın zihinden bağımsız olamayacağı ve var olmanın algılanmaya bağlı olduğu tezi saptanır.
Parçadaki temel felsefi görüşü doğru tanımlamak için.
2
Bu tezin hangi felsefi akıma ait olduğunu belirlemek.
Düşünceyi ve bilinci varlığın merkezine koyan idealist akım ile eşleşir.
Seçenekler arasından doğru ontolojik tavrı bulmak için.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek kavramsal analiz yapmak.
Bilimsel yaklaşım, realizm, rasyonalizm ve hikmet seçenekleri elenir.
Yanıtın doğruluğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Yaklaşımları (İdealizm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

Bireyin tüm kararlarının ve eylemlerinin doğa yasaları, psikolojik etkenler veya toplumsal koşullar gibi neden-sonuç ilişkileriyle zorunlu olarak belirlendiğini savunan ahlaki yaklaşım 'fatalizm' (kadercilik) olarak adlandırılır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

İfade yanlıştır.
İfade yanlıştır çünkü doğa yasaları ve toplumsal koşullar gibi neden-sonuç ilişkilerini temel alan irade karşıtı görüş fatalizm değil, gerekirciliktir.

Adım Adım Çözüm

1
İfadede verilen tanımın ahlaki eylemin belirlenmişliği bağlamındaki temel dayanağını analiz etmek
İfadede kararların ve eylemlerin 'doğa yasaları, psikolojik etkenler veya toplumsal koşullar' gibi dünyevi, doğal neden-sonuç ilişkileriyle belirlendiği belirtilmektedir.
Görüşlerin hangi temele (doğal/nedensel vs. doğaüstü/yazgısal) dayandığını ayırt etmek doğru sonuca ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Tanımlanan görüşün felsefi terminolojideki karşılığını bulmak
Neden-sonuç zincirine dayalı belirlenimcilik görüşü gerekirciliktir (determinizm).
Görüşün tanımı ile kavramın uyumluluğunu kontrol etmek gerekir.
3
Kavramları karşılaştırarak ifadenin doğruluğunu değerlendirmek
Gerekircilik ve fatalizm farklı temellere dayanır; bu nedenle ifade yanlıştır.
Elde edilen veriler doğrultusunda ifadenin yanlış olduğuna karar verilir.

Anahtar Kavram

Gerekircilik ve Fatalizm arasındaki farklar
Soru 50Soru

Felsefe tarihinde varlığın ne olduğu ve tözünün hangi ilkeye dayandığı sorusu filozoflar tarafından farklı şekillerde açıklanmıştır. Aşağ��daki filozofları, savundukları temel varlık (ontoloji) görüşleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Herakleitos
Descartes
Thomas Hobbes
Platon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Herakleitos ile sürekli akış ve oluş süreci; Descartes ile düşünme ve yer kaplama niteliğindeki iki ayrı tözün birliği; Thomas Hobbes ile cisimsel parçacıkların mekanik hareketi; Platon ile akılla kavranabilen değişmez idealar dünyası eşleşir.
Doğru eşleştirmede: Herakleitos sürekli akış ve oluş süreciyle; Descartes düşünme ve yer kaplama niteliğine sahip iki ayrı tözle (düalizm); Thomas Hobbes mekanik hareket halindeki cisimsel/maddi gerçeklikle; Platon ise akılla kavranabilen değişmez idealar dünyasıyla ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Herakleitos'un ontolojik yaklaşımını analiz edin.
Herakleitos'un varlığın temelini sürekli bir değişim ve 'oluş' süreci olarak gördüğü belirlenir. Bu durum, varlığın durağan olmadığını savunan ifadeyle eşleşir.
Herakleitos, 'Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz' sözüyle değişimi ve oluşu felsefesinin merkezine koymuştur.
2
Descartes'ın töz anlayışını değerlendirin.
Descartes'ın varlığı ruh ve beden (madde) olarak iki ayrı töze ayıran düalist (ikici) görüşe sahip olduğu saptanır. Bu, düşünme ve yer kaplama niteliğindeki iki töz ifadesiyle eşleşir.
Descartes, zihinsel olan ile maddesel olanı birbirine indirgenemez iki ayrı töz (res cogitans ve res extensa) olarak tanımlar.
3
Thomas Hobbes'un varlık görüşünü inceleyin.
Hobbes'un mekanist materyalizm doğrultusunda varlığı cisimsel hareketlerle açıkladığı belirlenir. Bu, maddi parçacıkların mekanik hareketi ifadesiyle eşleşir.
Hobbes'a göre ruh da dahil olmak üzere her şey maddedir ve hareket yasalarına tabidir.
4
Platon'un idealar kuramını eşleştirin.
Platon'un gerçek varlığı değişmez soyut idealar olarak gördüğü saptanır. Bu, duyusal dünyanın ötesindeki idealar dünyası ifadesiyle eşleşir.
Platon, duyular dünyasındaki varlıkları gelip geçici gölgeler olarak görürken, gerçek varlığı akılla bilinen idealarla özdeşleştirir.

Anahtar Kavram

Filozofların varlık (ontoloji) hakkındaki temel görüşlerinin ve töz anlayışlarının ayırt edilmesi.
Soru 51Soru

Gazâlî, *El-Münkızu mine'd-Dalâl* adlı eserinde bilgi arayışını anlatırken önce duyulara güvendiğini fakat duyuların kendisini yanılttığını (örneğin yıldızların gözümüze küçük görünmesine rağmen aklen çok daha büyük olduklarını) belirtir. Ardından akla yönelir; ancak aklın da duyular gibi kendi sınırları içinde bir yanılsamaya düşüp düşmediğinden emin olamaz ve derin bir şüpheye düşer. En nihayetinde bu şüphe zincirini kıran şey, aklın kendi çabası değil, Tanrı'nın kalbine akıttığı bir "nur" olur.

Bu parçaya göre Gazâlî'nin bilgi anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyusal deneyimin ve akıl yürütmenin sınırlarını aşarak, kesin bilginin ancak doğrudan ve vasıtasız bir sezgiyle (kalp gözüyle) elde edilebileceğini savunur.

Cevap

Duyusal deneyimin ve akıl y��rütmenin sınırlarını aşarak, kesin bilginin ancak doğrudan ve vasıtasız bir sezgiyle (kalp gözüyle) elde edilebileceğini savunan seçenek doğrudur.
Parçaya göre Gazâlî, duyuların ve aklın tek başına kesin bilgi veremeyeceğini ve insanı şüpheye düşüreceğini savunur. Şüpheyi aşan ve kesin bilgiye ulaştıran yegane unsurun ise Tanrı'nın kalbe akıttığı bir nur olduğunu belirtir. Bu durum, kesin bilginin duyusal ve rasyonel sınırların ötesinde, doğrudan ve vasıtasız bir sezgiyle (kalp gözüyle) elde edilebileceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen metni analiz ederek Gazâlî'nin duyular ve akıl hakkındaki eleştirilerini belirlemek.
Duyuların insanı yanılttığı, aklın da kendi sınırları içinde yanılsamalardan uzak kalamayacağı ve bu durumun şüphe doğurduğu sonucuna ulaşılır.
Gazâlî'nin bilgi kaynaklarına yönelik epistemolojik eleştirisini anlamak için ilk aşamadır.
2
Gazâlî'nin bu şüphe durumundan nasıl kurtulduğunu ve kesin bilgiye nasıl ulaştığını tespit etmek.
Şüphenin akıl yoluyla değil, Tanrı'nın kalbe akıttığı bir nur ile aşıldığı ve kesin bilgiye sezgisel yolla ulaşıldığı belirlenir.
Düşünürün epistemolojideki özgün konumunu (Sezgicilik/Entüisyonizm) belirlemek için gereklidir.
3
Belirlenen bu nitelikleri seçeneklerle karşılaştırıp rasyonalist, empirist ve diğer hatalı yaklaşımları eleyerek doğru yargıya ulaşmak.
Duyusal deneyimin ve aklın sınırlarını aşan kesin bilginin sezgi (kalp gözü) ile elde edildiğini belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Doğru epistemolojik akımın tanımını yaparak soruyu çözüme kavuşturmak.

Anahtar Kavram

Sezgicilik (Entüisyonizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Aşağıdaki felsefi kuramları, varlığın doğasına dair ileri sürdükleri temel iddialarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon'un İdealar Kuramı
Aristoteles'in Madde-Form Kuramı
Descartes'ın Kartezyen Düalizmi
Husserl'in Fenomenolojik Öz Kavrayışı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon'un İdealar Kuramı'nın değişmeyen zihinsel özler dünyasını savunan ifadeyle, Aristoteles'in Madde-Form Kuramı'nın madde ile biçim verici ilkenin birliğini savunan ifadeyle, Descartes'ın Kartezyen Düalizmi'nin madde ve ruh olmak üzere iki tözü savunan ifadeyle, Husserl'in Fenomenolojik Öz Kavrayışı'nın nesnelerin paranteze alınmasını savunan ifadeyle eşleşmesi gerekir.
Doğru eşleştirmede; Platon'un idealar dünyasını ve duyusal dünyanın gölge niteliğini vurgulayan tanımı, Aristoteles'in tözü madde ve form birliği olarak ele alan görüşü, Descartes'ın ruh ve beden/madde düalizmi ve Husserl'in paranteze alma yöntemini içeren fenomenolojisi kendi doğru açıklamalarıyla eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Her felsefi kuramın temel anahtar kavramlarını belirleyin.
İdealar Kuramı için 'idea/zihinsel özler', Madde-Form Kuramı için 'madde/biçim verici ilke', Kartezyen Düalizm için 'iki töz/madde ve ruh', Fenomenoloji için 'paranteze alma/saf özler' kavramları öne çıkmaktadır.
Kuramların özgün iddialarını eşleştirebilmek için temel kavramların ayırt edilmesi gerekir.
2
Belirlenen anahtar kavramları sağ sütundaki tanımlarla eşleştirin.
Platon'un kuramı değişmeyen özlerle, Aristoteles'in kuramı madde ve formun birliğiyle, Descartes'ın modeli madde ve ruh ikiliğiyle, Husserl'in yöntemi ise paranteze almayla eşleşir.
Her kuramın kendi felsefi iddiasına karşılık gelen açıklamayı bulmak doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Varlık felsefesinde farklı filozofların varlığın doğasına ve tözüne dair geliştirdikleri kuramsal yaklaşımlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Bir tiyatro oyununda başrol oyuncusu, sahneye çıkmadan önce elindeki senaryoya bakarak şöyle der: 'Bu oyunda hangi sözleri söyleyeceğim, hangi hareketleri yapacağım çoktan yazılmış. Benim bu replikleri değiştirmeye ne gücüm yeter ne de böyle bir niyetim olabilir; çünkü sahneye adım attığım andan itibaren sadece bana biçilen rolü oynamakla yükümlüyüm.'

Yanındaki yönetmen ise ona şu karşılığı verir: 'Yanılıyorsun, sahnedeki adımların tamamen senin geçmiş oyunculuk deneyimlerin, aldığın eğitim ve fiziksel sınırların tarafından belirleniyor. Sen kendi geçmişinin bir sonucu olarak buradasın, önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş bir yazgı yüzünden değil.'

Bu diyalogda oyuncu ve yönetmenin insan eylemlerinin belirlenmişliği konusundaki açıklamaları, sırasıyla ahlak felsefesindeki hangi iki görüşü örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fatalizm - Determinizm

Cevap

Oyuncunun eylemlerin önceden yazıldığını ve değiştirilemeyeceğini savunması fatalizm (kadercilik), yönetmenin ise eylemleri geçmiş deneyimler ve fiziki/sosyal nedenlere dayandırarak açıklaması determinizm (gerekircilik) görüşünü örneklendirmektedir.
Diyalogda oyuncunun 'eylemlerinin çoktan yazıldığını' söylemesi, insan iradesini yok sayan ve her şeyin aşkın bir güç tarafından belirlendiğini savunan fatalizm (yazgıcılık) görüşünü temsil eder. Yönetmenin ise bu eylemlerin doğaüstü bir güç yerine 'geçmiş oyunculuk deneyimleri, eğitim ve fiziksel sınırlar' gibi koşullar tarafından belirlendiğini savunması, her eylemin bir nedeni olduğunu öne süren determinizm (gerekircilik) akımını örneklendirir. Dolayısıyla doğru sıralama fatalizm ve determinizm şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Oyuncunun ifadelerini analiz etme
Oyuncu eylemlerinin 'çoktan yazıldığını' ve 'değiştirilemeyeceğini' savunarak, irade dışı aşkın bir yazgıyı işaret eder. Bu durum, insan eylemlerinin doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğini ve değiştirilemeyeceğini savunan fatalizm (yazgıcılık) akımına denk gelir.
Paragraftaki ilk görüşün hangi felsefi kavrama ait olduğunu tespit etmek.
2
Yönetmenin ifadelerini analiz etme
Yönetmen eylemlerin doğaüstü bir yazgı değil, 'geçmiş deneyimler, eğitim ve fiziksel sınırlar' gibi nedenlerin bir sonucu olduğunu belirtir. Bu neden-sonuç zinciri, eylemlerin fiziki, sosyal ve psikolojik nedenlerle belirlendiğini savunan determinizm (gerekircilik) kavramına karşılık gelir.
Paragraftaki ikinci görüşün gerekçelerini felsefi bir temele oturtmak.
3
Elde edilen kavramları uygun sıra ile birleştirme
Oyuncu fatalizm, yönetmen ise determinizm görüşünü temsil ettiği için sırasıyla 'Fatalizm - Determinizm' kavram çifti doğru seçenektir.
Soruda istenen doğru sırayı belirleyip nihai yanıta ulaşmak.

Anahtar Kavram

İrade özgürlüğü problemine yönelik yaklaşımlardan determinizm (gerekircilik) ile fatalizm (yazgıcılık) arasındaki farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

Immanuel Kant'ın ödev ahlakı yaklaşımına göre, bir eylemin ahlaki açıdan değerli sayılabilmesinin temel ölçütü, o eylemin sonucunda ortaya çıkan fayda veya mutluluk miktarıdır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır. Kant'ın ödev ahlakına göre eylemin ahlaki değeri sonuçlarına değil, arkasındaki niyete ve ödev bilincine dayanır.
Kant'ın etik anlayışında ahlak yasası koşulsuzdur (kategorik buyruk) ve eylemin ahlakiliği sonuçtaki fayda ya da hazza göre değil, eylemin yalnızca ödev duygusundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına göre belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın ödev ahlakı (ahlaki deontoloji) kuramının temel varsayımını inceleyin.
Kant, ahlakı sonuç odaklı (teleolojik) değil, niyet ve ödev odaklı (deontolojik) bir temele oturtur.
Eylemin ahlaki niteliğini belirleyen şeyin ne olduğunu saptamak için.
2
Eylemin amacı ve sonucu arasındaki ilişkiyi Kant açısından değerlendirin.
Kant'a göre, sonuçları ne kadar iyi, faydalı veya mutluluk verici olursa olsun, ödev bilinci ve iyi niyetle (kategorik buyruk doğrultusunda) yapılmayan hiçbir eylem ahlaki değer taşımaz.
İfadedeki 'fayda ve mutluluk oranı' iddiasının doğruluğunu denetlemek için.
3
İfadenin ahlak felsefesindeki diğer akımlarla ilişkisini kurun.
Eylemin değerini fayda veya mutluluk sonucuna bağlayan yaklaşım Kant'ın ödev ahlakı değil, Bentham ve Mill'in temsil ettiği faydacılık (utilitarizm) veya Aristippos'un hedonizmidir.
Hatanın kaynağını ve ifadenin neden yanlış olduğunu kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kant'ın Ödev Ahlakı ve Ödev Bilinci
Soru 55Soru

Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) yaklaşımlarını ve varlığa dair temel kabullerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilim Açısından Varlık
Felsefe Açısından Varlık
Düalist Varlık Görüşü
Fenomenolojik Varlık Görüşü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bilim Açısından Varlık ifadesi varlığı ön kabul olarak alıp parçalara bölen tanım ile; Felsefe Açısından Varlık ifadesi varlığı sorgulayıp bütünsel ele alan tanım ile; Düalist Varlık Görüşü ifadesi iki farklı tözü (madde ve zihin) savunan tanım ile; Fenomenolojik Varlık Görüşü ifadesi ise paranteze alma yöntemiyle öze ulaşmayı amaçlayan tanım ile eşleşir.
Varlık felsefesinde bilimin ve felsefenin varlığa yaklaşımları temelde birbirinden ayrılır. Bilim varlığı sorgusuz kabul ederek parçacı bir yöntem izlerken, felsefe varlığın özünü ve varlığını tartışmaya açarak bütünsel bir bakış açısı sunar. Ayrıca ontolojideki düalizm iki tözlü (zihin ve madde), fenomenoloji ise paranteze alma yöntemiyle özsel bir varlık açıklaması getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım farkını ayırt edin.
Bilim varlığın varlığını ön kabul olarak alıp olgusal ve parçacı incelerken; felsefe varlığın kendisini problem edinip bütüncül inceler. Bu doğrultuda birinci sol öge birinci sağ ögeyle, ikinci sol öge ise ikinci sağ ögeyle eşleşir.
Bilimin ontolojik sorgulama yapmadığını, felsefenin ise en temelde bu sorgulamayı başlattığını anlamak için bu adım gereklidir.
2
Düalist (ikici) varlık görüşünün niteliklerini inceleyin.
Düalizm, varlığın kökeninde iki ayrı tözün (madde ve ruh/zihin) bulunduğunu savunur. Bu durum üçüncü sol ögenin üçüncü sağ ögeyle eşleşmesini sağlar.
Descartes'ın kartezyen düalizminin tözsel ayrımını belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Fenomenolojik yaklaşımın temel metodolojisini belirleyin.
Fenomenoloji, özsel varlığa ulaşmak için 'paranteze alma' (epokhe) yöntemini kullanır. Bu da dördüncü sol ögenin dördüncü sağ ögeyle eşleşmesine yol açar.
Husserl'in fenomenolojisindeki öz kavrayışını ve yöntemini çözümlemek amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Yaklaşımları ve Bilim-Felsefe İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

Hristiyan düşünür Anselmus, Tanrı'yı "kendisinden daha yücesi tasarlanamayan bir varlık" olarak tanımlar ve bu tanımdan hareketle O'nun hem zihinde hem de zihnin dışındaki gerçeklikte var olması gerektiğini savunur. Çağdaşı keşiş Gaunilo ise bu akıl yürütmeye "Kayıp Ada" örneğiyle karşı çıkar: Zihnimizde her açıdan kusursuz, "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyen bir ada" hayal edebiliriz. Anselmus’un mantığını izlersek, bu adanın sadece zihnimizde kalmayıp dış dünyada da var olması gerekir; çünkü var olmasaydı, gerçekte var olan herhangi bir ada ondan daha mükemmel olurdu. Gaunilo’ya göre bu sonuç saçmadır ve zihinsel bir tasarımdan nesnel bir varoluş çıkarılamaz.

Buna göre Gaunilo'nun eleştirisi, Anselmus'un Tanrı'nın varlığına yönelik argümanının öncelikle hangi yönünü hedef almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesini

Cevap

Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesinin eleştirilmesi
Doğru seçenek, Gaunilo'nun eleştirisinin özünü yansıtmaktadır. Anselmus'un ontolojik kanıtı, Tanrı kavramının zihinsel tanımından (doğruluk/tutarlılık) hareketle O'nun dış dünyada fiilen var olması gerektiği (gerçeklik) çıkarımına dayanır. Gaunilo ise kusursuz bir adanın zihindeki tanımının onun dış dünyada var olmasını gerektirmeyeceğini savunarak, kavramsal tanımlardan nesnel varoluş türetilmesini eleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anselmus'un ontolojik argümanının temel dayanağını belirleme
Anselmus'un zihindeki 'en yetkin varlık' tanımından yola çıkarak bu varlığın dış dünyada da fiilen var olması gerektiğini (gerçeklik) savunduğu belirlenmiştir.
Argümanın yapısını anlamak, ona yöneltilen eleştirinin hedef noktalarını saptamak için gereklidir.
2
Gaunilo'nun 'Kayıp Ada' eleştirisini analiz etme
Gaunilo'nun, zihinde tasarlanan 'en mükemmel ada' kavramının dış dünyada nesnel olarak bulunmasını zorunlu kılmadığını iddia ettiği görülmüştür.
Anselmus'un mantığının absürt sonuçlara yol açabileceğini gösteren benzetmeyi çözümlemek için bu adım gereklidir.
3
Eleştirinin epistemolojik/ontolojik temelini saptama ve doğru seçeneğe ulaşma
Eleştirinin, zihinsel doğruluk (tanım ve tutarlılık) ile nesnel gerçeklik (dış dünyadaki varoluş) arasındaki geçişin mantıksal olarak geçersiz olduğuna dayandığı tespit edilmiştir.
Seçenekler arasından Gaunilo'nun eleştirisinin felsefi özünü en iyi açıklayan yargıyı bulmak için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Ontolojik Kanıt ve Eleştirisi (Anselmus ve Gaunilo Tartışması)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru

Varlık felsefesinde (ontoloji) varlığın var olup olmadığı ve neyden oluştuğuna dair farklı felsefi akımlar bulunmaktadır. Aşağıdaki felsefi akımları, savundukları temel açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nihilizm
Materyalizm
İdealizm
Düalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nihilizm kavramı 'Varlık diye bir şeyin gerçekte var olmadığını veya bilinemeyeceğini iddia eden görüş' ile; Materyalizm kavramı 'Varlığın ilk ve en temel ögesinin madde olduğunu, zihinsel süreçlerin de maddeden türediğini savunan görüş' ile; İdealizm kavramı 'Varlığın özünün madde dışı, ruhsal veya düşünsel bir ilkeye dayandığını ileri süren görüş' ile; Düalizm kavramı ise 'Varlığın temelinde hem zihinsel (düşünce) hem de fiziksel (madde) iki ayrı tözün bulunduğunu savunan görüş' ile eşleşmektedir.
Nihilizm hiççilik olarak varlığın olmadığını, materyalizm maddecilik olarak tözün madde olduğunu, idealizm düşüncecilik olarak tözün düşünce olduğunu ve düalizm ikicilik olarak tözlerin hem madde hem ruh olduğunu savunur. Eşleşen ifadeler bu tanımları tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilizm kavramının sözcük anlamı ve felsefi tanımı incelenir.
Nihilizm 'hiççilik' demektir ve varlığın var olmadığını savunur. Bu tanım, varlığın olmadığını belirten ifadeyle eşleştirilir.
Temel kavramların felsefi tanımlarını belirleyerek eşleştirmeyi başlatmak.
2
Materyalizm kavramının tanımı incelenir.
Materyalizm 'maddecilik' demektir ve varlığın özünü madde ile açıklar. Bu tanım, temel ögenin madde olduğunu belirten ifadeyle eşleştirilir.
Varlık felsefesinde maddeyi temel alan yaklaşımı tespit etmek.
3
İdealizm kavramının tanımı incelenir.
İdealizm 'düşüncecilik' veya 'fikircilik' demektir. Bu tanım, varlığın özünün düşünsel bir ilkeye dayandığını belirten ifadeyle eşleştirilir.
Materyalizmin karşıtı olan ve zihni temel alan yaklaşımı bulmak.
4
Düalizm kavramının tanımı incelenir.
Düalizm 'ikicilik' demektir ve varlığı hem madde hem ruh olarak iki tözle açıklar. Bu tanım, iki ayrı tözün varlığını savunan ifadeyle eşleştirilir.
Tekçi (monist) yaklaşımlardan farklı olarak ikili yapıyı kabul eden görüşü belirlemek.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Akımları
ÖncekiSayfa 3 / 3