Gazzâlî, bilgi edinme sürecinde insan zihninin ve dış dünyayla kurduğu bağın sınırlarını incelerken akıl ile vahiy ilişkisini göz ile güneş ışığına benzetir. Ona göre göz (görme duyusu), dış dünyadaki nesneleri algılamak için güneş ışığına ihtiyaç duyar; zira zifiri karanlıkta gözün görme yeteneği işlevsiz kalır. Benzer şekilde, insan aklı da metafizik ve ahlaki doğruları b��tünüyle kavramak için vahyin (sadık haberin) aydınlığına muhtaçtır. Ancak güneş ışığı ne kadar parlak olursa olsun, görme yetisi (salim duyu) veya görme organı hasar görmüş bir kimse için bu ışık bir anlam ifade etmez. Dolayısıyla vahyin getirdiği hakikatlerin kavranması ve hayata aktarılması, ancak fıtratını ve işlevini kaybetmemiş bir akıl ile mümkündür.
Gazzâlî'nin bu benzetmesinden hareketle İslam'da bilginin kaynakları ve aralarındaki ilişkiyle ilgili;
I. Salim duyularla elde edilen verilerin doğru bilgiye dönüşebilmesi, selim aklın değerlendirmesine ve sadık haberin rehberliğine ihtiyaç duyar.
II. Sadık haber (vahiy), selim aklı ve salim duyuları ikame eden ve insanı diğer bilgi kaynaklarından bağımsız kılan tek mutlak bilgi kaynağ��dır.
III. Selim akıl ve sadık haber arasında bütünleyici bir ilişki vardır; akıl olmadan vahyin mesajı kavranamaz, vahiy olmadan da akıl nihai doğrulara ulaşmada yetersiz kalır.
yarg��larından hangilerine ulaşılabilir?
- AYalnız I
- BYaln��z II
- I ve IIICevap
- DII ve III
- EI, II ve III